yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 

Haberler/...

Melhame Hadisi ve Yorumu

Melhame Hadisinde Anlatılan Olayların Gösterildiği Harita

Hadiste Bahsedilen Bazı Toplumlar

Rumlar: ABD-Avrupa-NATO (Batı)
Mevali: Arap Olmayan (Türk) Müslümanlar
Nidar: Kuzey Arapları; 4 ana koldan Mudar ve Rabia Araplarının Atası, diğer ikisi Kudaa ve Yemen.

Melhamede Batı Safına Geçen Kaçan Arap Kabileleri

Tanukh Kabilesi: Önce Hristiyan olmuş, hatta Müslümanlara karşı Rum yanında savaşmış, Şii ve Dürzi dinlerine girmiş Suriye-Ürdün bölgesinde yaşayan Arap Kabilesi
Bahra Kabilesi: Kudaa koluna mensup, önceleri Hristiyan olup sonradan İslam'a dönen Rakka Humus bölgesi merkezli Arap Kabilesi.
Tay Kabilesi: Adiy b. Hatim'in Hristiyan kabilesi. Adiy b. Hatim ile beraber İslam'ı Kabul ediyorlar.
Salih Kabilesi: Yine geçmişte Bizans'a bağlı Suriye Ürdün bölgesinde yaşayan Hristiyan bir Arap kabilesi.

Hadiste Geçen Yerler

Kinnesrin: Halep'in 25 km güneybatısındaki yerleşim yeri
Umuriyye: Afyon
Ma'nik: Humus civarlarındaki Asi Nehri yakınında bir dağ
Orontes: Hatay'dan başlayıp Humus'a kadar giden Asi Nehri

YS'nin Notu: Melhame Hadisi verilirken anlaşılması için parantez Açıklamalar tarfımızca yapılmıştır. Aradaki açıklamalarımız dışında kalan metnin tamamı aynı Hadis'e aittir:

MELHAME HADİSİ VE YORUMU

Abdullah bin Mesud (ra) Peygamberimiz (SAV)den bildiriyor:

"Müslümanlar ile Rumlar arasında bir barış ve ateşkes olur. Öyle ki onlar bir düşmana karşı savaşır ve ganimetleri aralarında bölüşürler. Sonrasında Rumlar Müslümanlarla birlikte Perslere baskın düzenler ve onların savaşçılarını öldürür, çocuklarını esir alırlar. Rumlar:
"Ganimeti sizinle bölüştüğümüz gibi siz de bizimle bölüşün," derler, sonra onlar malları ve müşriklerin çocuklarını paylaşırlar. Rumlar der ki:
"Kendinize aldıklarınızı da bölüşün". Ancak onlar der ki:
"Müslümanların çocuklarını sizinle asla ve asla bölüşmeyiz."

(Açıklama:
Buradan anlaşılan NATO ile Türkiye ve Araplar antlaşma yapacaklar. Diğer Hadislerde sadece ortak bir düşmana karşı deniliyordu. Burada ise daha önce yaptığımız yorumu doğrular şekilde bu ortak düşmanın İran olduğu açıkça vurgulanmış. Orta doğuda yapay Mehdi liderliğinde yapılacak olan Sünni Arap katliamından sonra böyle bir antlaşma anlamlıdır. Savaş başarıyla kazanılıp İran ve belki hatta Çin alt edildikten sonra kazanılanların bölüşümünde Araplar ile Nato arasında anlaşmazlık oluşuyor. Bu anlaşmazlık muhtemelen Nato'nun, gizli ajandasını devreye sokup Orta doğuyu ele geçirmek istemesi olabilir.)

"Sonra onlar der ki: "Bize ihanet ettiniz" ve Rumlar, İstanbul'daki sahiplerine(ittifak arkadaşlarına) dönerler ve derler ki: "Araplar bize ihanet etti ama biz onlardan sayıca daha fazlayız, daha iyi hazırlıklı ve daha güçlüyüz; bize yardım et de onlarla savaşalım" O der ki: "Ben onlara ihanet edecek değilim, çünkü onlar uzun zaman boyunca üzerimize egemendiler." Sonra Rumlar, Roma'nın Sahibi(Yöneticisi)ne gider ve bu durum hakkında bilgi verirler."

(Açıklama:
Rumlar, Araplar
la bozulan anlaşmadan sonra diğer anlaşmalı oldukları Türkiye'nin Araplara karşı desteğini istiyorlar. Bu sebeple İstanbul'daki arkadaşlarına giderler deniyor. Ancak Türkiye böyle bir yardımı reddediyor. Burada kast edilen «egemenlik» İslam'ın başlangıçta Türklere, Araplar tarafından öğretilmesi ve İslam Bayrağını yıllarca Araplar dalgalandırırken Türklerin de mevali olarak en ön safta yer almasıdır. Sonuç olarak Türklerden, Araplara karşı destek bulamayan Rumlar, büyük bir ordu toplamak için NATO Merkezine (ABD/Avrupa'ya) gider.)

"Bunun üzerine O, her birinin altında 12.000 asker olan 80 sancağı denizden gönderir. Sahipleri(Yöneticileri) onlara der ki: "Şam'ın kıyısına demir attığınız zaman gemileri yakın ki sadece canınız için savaşın." Ve onlar bu denileni yaparlar. Dimeşk ve Ma'nık hariç Şam'ın tamamını, denizini ve karasını ele geçirirler. Ve Kudüs'ü harap ederler." İbni Mesud: "Şam kaç Müslümanı barındırabilir ki?"dedi. Peygamber (sav): "Ruhumu elinde tutana yemin ederim ki, ne kadar Müslüman gelirse gelsin onu içine alır, tıpkı anne rahminin çocuğu içine aldığı gibi." Ben dedim ki: "Ma'nık nedir, ey Allah'ın Resulü?" O dedi ki: "Suriye topraklarında Humus'a yakın al-Arnet = Orontes (Asi) denilen nehrin üzerinde bir dağdır. Müslümanların çocukları Ma'nık'ın en yüksek kısmındadır, Müslümanlar Orontes(Asi) nehri üzerindedir ve müşrikler nehrin arkasındadır. Onlarla gece gündüz savaşırlar."

(Açıklama:
Anlaşılan O ki, Batı kuvvetleri Antakya (Amik) ile Kudüs arasındaki bölgeye 80 sancak (ülke) 960,000 kişilik bir çıkarma yapıyorlar. Sadece Dimeşk'in 200 km kuzeyindeki Humus'ta bir direnişle karşılaşıyorlar. Araplar orada bir dağa (Ma'nık) sığınıyor.)

"İstanbul'un Sahibi(Yöneticisi) bunu görünce Kinnesrin (Halep)e 600.000 kişi gönderir. Beraberlerinde 40bini Himyer'den olmak üzere 70 bin kişilik Yemen ordusu gelir. Allah bunların kalplerini İmanla ısındırmıştır. Onlar Beyti Makdis'e gelerek Rumlarla savaşır, onları bir karakoldan diğerine uzaklaştırırlar. Kinnesrin'e(Halep) geldiklerinde ise Mevali kuvvetleri onlarla birleşir."

(Açıklama:
Araplar'ın düştüğü zor durumu gören Türkiye Lideri 600,000 kişilik bir kuvveti Kınnesrin'e (Halep) gönderir. Aynı anlarda güneyden Yemen Araplarından 70bin kişilik bir ordu da yardım için Kuzeye doğru hareket eder. Kudüs'te çıkarma yapmış olan Rumlarla karşılaşıp onları yene yene ana Rum karargahına doğru sürerek Halep'te Mevali ordusu yani Türklerle buluşur. Artık Melhame için ordular toparlanmıştır.)

"Ben dedim ki: "Mevali Kuvvetleri nedir, ey Allah'ın Resulü?" O dedi ki: "Onlar sizin azatlılarınızdır, hayır onlar sizdendir. Fars yönünden gelen bu Kavim(Mevali ordusu) der ki: "Sizler taassub(bağnazlık, tutuculuk, körü körüne savunma, hizipçilik) ile hareket ettiniz ey Araplar. Sizler söz birliği yapıncaya kadar, biz sizden iki hiziple de beraber olmayız."

(Açıklama:
Burası oldukça ilginç. Sahabe Mevaliyi sorduğunda «onlar sizin azatlılarınızdır» buyuruyor. Çünkü Abbasiler döneminde İslam ordusunun kalbi Türk esirlerden oluşuyordu. Daha sonra bunlar İslam'ın sancaktarı oldular ve başta Şii belası olmak üzere İslam ülkelerinin ve halifenin koruyucusu oldular. Yani burada Türklerin kast edildiği belli.

"Daha sonra bu mevaliden alıntı yaparken onların Fars yönünden geldiğini buyuruyor. Burada yön belirtmek için Fars yönü denmiş. Farsiler demiyor Fars yönünden gelen kavim diyor. Yani hem Türkler o yönden (Kuzey) gelecek hem de Türklerin ilk kurulan devleti Büyük Selçuklu Fars topraklarında kurulduğundan ve de o günden beri Fars'ın hakimiyeti altında bulunan bugünkü Azeri Türklerinin de Mevali(Türk) ordusuna katılacağına zımmen işaret vardır."

Ama esas ilginç olan bu Mevalinin yani Türklerin Araplara Hak Uyarıda bulunması. Taassub; var olan kültür, inanç vs sorgulamadan ve körü körüne bağnazca bağlılık demek. Türkler Arapları bundan men ediyorlar ve Yemen'den gelen Güney Araplarıyla, Humus'tan gelen Kuzey Arapları (Nidar) İslam Sözü üzere birleşene kadar iki gruba da katılmayacaklarını söyleyerek adeta Arapları hizaya getiriyorlar.)

"Sonra, bir gün Nizar savaşır, bir gün Yemen ve bir gün Mevali savaşır. Sonra, Rumlar Amik'e çıkarlar, Müslümanlar da adı şu ve şu olan nehre inerler, sabrederek dayanırlar. Müşrikler, Rukayya denen Kara Nehirde(Karasu) olurlar. Müslümanlar onlarla çarpışır ancak Yüce Allah iki ordudan da zaferi kaldırır ve üzerlerine sabır indirir ta ki müslümanların üçte biri öldürülür, üçte biri kaçar ve üçte biri geride kalır. Öldürülenlere gelince, onlardan biri on bedir şehidine denktir. Öyle ki, bir Bedir şehidi 70 kişiye şefaat edecek, Melhamelerin şehidi ise 700 kişiye şefaat edecek. Kaçan üçte bire gelince, onlar da üç gruptur: üçte biri Rumlara katılır ve der ki: "Allah'ın bu dine ihtiyacı olsaydı, ona yardım ederdi." Bunlar Arapların firarileridir. Bahra, Tanukh, Tayyi ve Salih kabilelerindendirler. Üçte biri der ki: "Babalarımızın, atalarımızın toprakları daha iyidir; onlar bize orada asla ulaşamaz, çöle girelim." Bunlar da bedevilerdir. Üçte biri de der ki: "Her şey adı gibidir, Şam toprağı da aynı adı gibi uğursuzdur. Irak'a, Yemen'e, Hicaz'a; Rumlardan korku duymayacağımız yerlere gidelim."

(Açıklama:
Daha sonra 3 gruptan oluşan İslam ordusu Batı Kuvvetleriyle Melhameye başlıyor: Nidar (Kuzey Arapları), Yemen (Güney Arapları) ve Mevali (Türkler).
Ordunun üçte biri kaçıyor ve beklendiği üzere bu kaçanlar Araplardan; özellikle de Kuzey Araplarından (Nidar) oluşuyor. Bunlar şu şekilde tasnif edilmiş:
1. Kaçanların üçte biri Rumlara katılıyor. Bu 4 kabile başta anlatılan, eskiden de Hristiyan olan Arap kabileleridir.
2. Üçte biri çöle kaçan bedeviler.
3. Son üçte biri ise Arap şehirlerine kaçıyor.)

Olduğu yerde kalan üçte bire gelince, her biri diğerine gider ve der ki: "Allah! Allah! Bırakın şu taassubu, (Hak) sözde birleşin ve düşmanınızla savaşın. Taassubu sürdürdüğünüz sürece düşmanınıza asla galip gelemezsiniz." Sonra onlar toparlanır, öldürülen kardeşlerinin arasına katılana kadar savaşacaklarına dair yemin ederler. O zaman Rumlar onlara katılanları ve öldürülenleri görürler; Müslümanların sayılarının azlığını da görürler. Bir Rum iki ordu arasında kalkar, üzerinde haç olan bayrağını kaldırır, ve şöyle haykırır: "Haç galip geldi, haç galip geldi." Sonra elinde bayrak olan bir Müslüman kalkar, iki grup arasında dikilir ve haykırır: "Hayır! Allah'ın yardımcıları galip geldi. Allah'ın yardımcıları ve Allah'ın dostları galip geldi."

(Açıklama:
Burada kalan üçte bir durumun ciddiyetini anlıyor ve en başta Mevalinin yani Türklerin yaptığı uyarıya geliyorlar. "Taassup yani eski bozuk inancımızdan sıyrılıp adam gibi Hak Dinde birleşmezsek yenmemiz imkansız' diyorlar. İşte üstünde Haç bulunan bayrağı kaldırma meselesi bu Hadise göre Melhamenin tam bu anında oluyor ki bu hali çok daha anlamlı. Çünkü Batılılar zafer sarhoşluğuna kapılıyor ve bu iş bitti diyorlar. İngiltere, İsveç, Danimarka, İsviçre gibi birçok Batı ülkesinin bayrağı üzerinde Haç bulunmakta. Bu o 80 sancaktan birisi midir, NATO bayrağı mıdır, yoksa ayrıca üstünde Haç olan bir bayrak mıdır Allah bilir. Ama kalan bu üçte birlik Müslüman; artık bir elemeden geçmiş, zayıf, hastalıklı ve münafık olanlardan kurtulmuş, Hak dini benimsemiş ve savaştan çekilmeye niyetleri yok.)

Yüce Allah, 'haç galip geldi' sözlerinden dolayı gazaba gelir ve der ki: "Ey Cebrail, kölelerimi destekle." Böylece Cebrail 100.000 meleğin başında olarak iner. Sonra Allah der ki: "Ey Mikail, kölelerimi destekle." Böylece Mikail 200.000 meleğin başında olarak iner. Sonra Allah der ki: "Ey İsrafil, kölelerimi destekle." Böylece İsrafil 300.000 meleğin başında olarak iner. Allah yardımını iman edenlerin üzerine indirir; azabını ise iman etmeyenlerin üzerine indirir ve böylece onlar öldürülür ve mağlup edilirler. Müslümanlar, Rumların (savaş sırasında işgal ettiği) bölgelerden geçerek Umuriye'ye (Afyon Emirdağ) ulaşırlar. Surunda kalabalık topluluk bulurlar, ve derler ki: "Rumlardan kalabalığını görmedik. Ne kadarını öldürdük ve mağlup ettik, yine de bu şehirde ve duvarlarında ne kadar da çoklar!" Ancak onlar der ki: "Size cizye ödeyelim, bize eman verin." Böylece onlara eman verirler ve belirlenen şartlara göre Rumlardan cizye alırlar.

(Açıklama:
Amik'teki Melhame Sonsuz Yüce Allah'ın müthiş yardımı ve Başmeleklerin de gelişiyle zaferle sonuçlanıyor ve Batı tamamen kaybediyor.
Ancak sonrasında anlıyoruz ki, Araplara 600,000 kişilik kuvvet gönderen Türkiye'ye, Batılı kuvvetler (muhtemelen Yunanistan'daki üsler marifetiyle) büyük bir çıkarma yapmış ve Batı Anadolu'da, Afyon'a ve Trakya'da da, İstanbul Boğazına kadar olan bölgeyi ele geçirmişler. 1.Dünya savaşındaki gibi Yunan Rumları, NATO'nun gölgesinde Batı Anadolu'yu, İstanbul boğazının batı tarafını işgal edecekler. Savaştan dönüp Afyon'a gelen Müslümanlar bu işgali görünce şok oluyorlar ve bu Yunan-Rum kalabalığına şaşırıyorlar. Rumlar, bu muzaffer İslam ordusuna karşı koyamayacakları için de teslim oluyorlar.)

"Çevre bölgelerdekiler toplanır ve der ki: "Ey Araplar, Deccal arkanızda, evlerinizde." Ancak bu haber yanlış çıkar. Sizden kim onların arasındaysa aldığını atmasın, çünkü bu sizin için geride kalanlara karşı bir güçtür. Onlar ayrılarak yola çıkarlar, ancak haberin yanlış olduğunu görürler. Rumlar(Batılılar) kendi yurtlarındaki(Batı'daki) Araplara karşı ayaklanırlar ve onları öldürürler ta ki Rum toprağında yaşayan tek bir Arap kadın, erkek ya da çocuk bırakmazlar. Bu haber Müslümanlara ulaşır, dönerler, Yüce ve Kadir olan Allah için öfkelenirler; savaşçılarını öldürür, çocuklarını esir alırlar. Malları toplarlar, kuşattıkları her şehir ya da kale üç gün içinde fethedilir. Boğaz'a gelirler."

(Açıklama:
Batılıların hiçbir hukuk ve sınır tanımadan ülkelerinde yaşayan Müslüman Arap ve Türkleri katlederek intikam alacakları anlaşılıyor. Bu haber üzerine İslam Ordusu da Batılılara karşı mukabelede bulunur ve İstanbul Boğazı'na gelerek Boğaz'ın batısında bulunan işgalci Rumlara saldırır ve böylece İstanbul'u ele geçirirler.)

Melhame Sonrası İstanbul'un Fethi

"Boğaz'ın denizi coşar. İstanbul halkı(İstanbul'un batı tarafını işgal eden Rum halkı) der ki: "Haç bugün bize denizimizde yardım etti.Mesih bizim yardımcımızdır." Ama uyandıklarında Boğaz'ın kuruduğunu(*) görürler. Üzerine otağlar kurulur, deniz İstanbul'dan çekilir. Müslümanlar (İstanbul'un işgal altındaki kısmını) Cuma gecesi tehmid, tekbir ve tehlillerle sabaha kadar kuşatır. Aralarında hiç kimse uyumaz ve oturmaz. Şafak söktüğünde, Müslümanlar bir tekbir getirir, iki burcun arası düşer. Rumlar der ki: "Önceden sadece Araplarla (ve Türklerle) savaşıyorduk, ama şimdi Rab'le savaşıyoruz. O, bizim şehrimizi yerle bir etti ve şehri onlar için harab etti." Böylece onlar Müslümanların ellerine düşerler.Müslümanlar altınları tartarlar, çocukları arasında bölüştürürler. Ta ki her erkeğin payı 300 bakire olur, Allah'ın dilediği müddet onlardan zevk alırlar. Ardından gerçekten Deccal çıkar. Allah, İstanbul'u kendi dostlarının eline verir. Onlardan ölümü, hastalığı ve dertleri kaldırır. Sonra Meryem oğ̆lu İsa iner, Deccal'e karşı İsa ile beraber savaşırlar."

Kaynak: Nuaym bin Hammad, Kitab'ul Fiten, 1216

(Açıklama:
Ve İstanbul'un Yaklaşan Saat'teki fethi; Tekbir, Tehmid ve Tehlillerle gerçekleştirilir. Bunda Boğaz'daki suyun tamamen çekilmesi(*) de rol oynar. Sonunda ise diğer hadislerden de bildiğimiz gibi İstanbul'un Allah dostları eline verildiğini görüyoruz, müslümanlardan tüm dertlerin, hastalıkların kaldırılması ve arkasından İsa önderliğinde Deccal'le yapılacak olan son Kıyamet Savaşı geliyor.

(*): Boğaz'ın suyunun çekilmesinin izahı oldukça zor. Boğaz nasıl bir depremle ortaya çıkmışsa, suyunun çekilmesi de büyük bir depremle olabilir. Ya depremle Boğaz yükselir, suyu Ege'ye ve Karadeniz'e kaçar ya da Boğaz yarılır suyunu yutar. Bu sonuçlara sebep olacak bir senaryoyu bilmiyoruz.)

Türklere İşaret Eden Hadisler

Yine Ebu Hureyre'den(ra) nakledildiğine göre o: "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz." ayetini, "İnsanların en hayırlıları boyunlarında zincirlerle esir olarak getirilip İslam'a giren (sonra da insanlara hizmet eden) kimselerdir." şeklinde tefsir etmiştir. (Riyazü's-Salihin, H.no:1846 )

Resulullah(sav): "Savaşlar çıktığı vakit, Dımeşk'da bulunan "mevali"den bir birlik çıkacaktır ki; bunların süvarileri, Arap süvarilerinden (savaşçılarından) kerim, 'silahları en iyi silahlar' olacaktır. Allah onlarla 'dini' destekleyecektir" (Müstedrek, 11/8690)

Resulullah(sav): "Harpler, fitne ve fesat çoğaldıkça Allah (bu ümmete) "Mevaliden" bir ordu gönderecektir. Onlar ata binmede Araplardan çok daha üstün (kerim) ve silah kullanmada çok daha mahirdirler. İşte Allah bu dini onlarla (yeniden) İHYA edecektir." (İbn Mace, 10/4090)

Resulullah(sav): "(Türklerle savaşacaksınız) Hoşunuza gitmeyen bu durumdan sonra onları insanların en hayırlıları bulacaksınız. İnsanlar madenler gibi farklı farklıdır. Cahiliyedeki en azılılar (mücadeleciler) İslam olunca en hayırlılar olur." (Buhari, 6/604)

Abdulmü'min b. Abdullah es-Sedûsî, Ebû Yezîd el-Medinî'nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "Ebû Hureyre (ra) Medine'de Resûlullah'ın (sav) minberinde, onun makamının bir basamak aşağısında, ayağa kalktı ve şöyle dedi: 'Ebû Hureyre'yi İslâm'a kavuşturan Allah'a hamdolsun. Hamdolsun, Ebû Hureyre'ye Kur'ânı öğreten Allah'a, Ebû Hureyre'ye Muhammed'i (sav) lutfeden Allah'a hamdolsun. Bana içecekler ve giyecekler ihsan eden Allah'a hamdolsun. Karın tokluğuna hizmetçisi olduktan sonra, Gazvân'ın kızını bana zevce kılan Allah'a hamdolsun, yakında başlarına gelecek şerden dolayı, vay Arapların haline! Aralarında gazapla öldüren, keyfine göre hükmeden bebelerin idâreciliğinden dolayı vay o Arapların hâline! Sevinin ey Furûhoğulları(Türkler), sevinin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, din şâyet Süreyyâ yıldızında asılı olsa, sizden bir takım kimseler ona nâil olacaklardır." (Ahmet b. Hanbel Kitabüz Zühd, C.1 Hno:1011)

Resulullah(sav): "Yün elbiseler giymiş bir kavim Batı'dan gelerek Arap Yarımadası'na saldıracak ve orayı fethedecektir. Sonra Romalılarla savaşacak Allah oranın fethini de müyesser kılacaktır. Sonra Deccal'le savaşacaklar, Allah onun da fethini müyesser kılacaktır" (Rudani,7/9910)

Yaklaşan Saat, 15/11/2022

 


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat