yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 

Haberler/...

KİREÇLENMEDEN SORUMLU NANOPARÇACIKLAR (NANOBAKTERİLER!)

NANOPARÇACIKLARIN KEŞFİ

Şekil 1. (A) Serum içermeyen ortamda (B) Serum içeren ortamda nanoparçacıkların scanning elektron mikroskop görüntüsü.
(A)'İglo-buz evi' görüntüsü. Beyaz ok iglo açıklığını, siyah oklar iglo'dan salınmış minik nanoparçacıklari göstermektedir.
(B)Kokkobasil-oval şeklindeki nanoparçacıklar.1

Şekil 2. Nanoparçacıkların scanning elektron mikroskop görüntüsü (100 nm büyüklükteki porla filtre edilmiş). Kırmızı oklar kokkobasilleri, yeşil oklar protein çökeltisini (daha küçük-yuvarlak) göstermektedir.1

Finlandiya Kuopio Üniversitesinde görevli Dr. Olavi Kajander, ilk kez steril kan ürünlerinde birtakım minik minik bakteri benzeri parçacıklar gözlemiş ama tanımlayamamıştır. Daha sonraları Kajander'in çalışmalarını devam ettiren mikrobiyolog Dr. Neva Çiftçioğlu ile birlikte memeli hücre kültürüyle yaptıkları bir çalışma sırasında, kültürdeki hücrelerin bir türlü üremediğini veya üreme olan kültürlerde ise hücrelerin sitoplazmalarında anormal vakuoller-koful bulunduğunu gözlemlediler. Kajander'e göre bu parçacıklar bilinen tüm sterilizasyon tekniklerine dirençliydi ve virüs de değildi.

Kajander ve Çiftçioğlu, TEM mikroskobu altında yaptıkları incelemelerde kültür hücrelerinin içlerinde kok-coccus şeklindeki bakterilere benzeyen, ikiye bölünme özelliği gösteren küçük parçacıkları; "kendini kopyalayıp, filtrelerden geçebilen biyolojik parçacık" olarak tanımladılar ve bu parçacıklara nanobakteri ismini verdiler (Şekil 1 ve 2). 0.05-0.2 mikron büyüklüğündeki nanobakteriler, proteobakteri grubunun α2 subgrubu içine dahil edildi.1 Bu çalışmaları ile Nobel Tıp ödülüne aday gösterildiler.1,3,4

Keşfinden sonra Çiftçioğlu, NASA Johnson Uzay Merkezinde bilim insanı olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında Çiftçioğlu ve NASA'daki araştırma ekibi, astronotlarda hızla böbrek taşı oluşturduğundan şüphelenilen nanoparçacıkların kültürünü yapmak için düşük yerçekimi koşullarını simüle eden dönen bir hücre kültürü şişesi kullandılar. Bu ortamda, normal Dünya yerçekiminden beş kat daha hızlı çoğaldıklarını buldular. Çalışmanın sonucunda, nanoparçacıkların böbrek taşı oluşumunda potansiyel bir rolü olabileceği ve uçuş öncesi ekiplerde taranması gerekebileceği sonucuna vardılar.21 

Araştırmacılar henüz nanoparçacıklardan DNA ve RNA izole edemediler. Uzun bir süre DNA'sı var mı, yok mu? Bakteri mi, değil mi? Canlı mı, cansız mı? Sorularına cevap verebilmek adına yapılan son çalışmalarda, Young ve ark. (2009) nanoparçacıkların protein ve minerallerden oluşan bileşikler olduğunu kanıtlayarak bu konudaki pek çok tartışmaya son noktayı koydular. "Nanobakteri" sözcüğü yerini artık "kalsifiye nanoparçacıklar-nanopartiküller" sözcüğüne bıraktı.12

NANOPARÇACIKLARIN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Nanoparçacıkların bilinen mikroorganizma modellerine uymayan aykırı özellikleri; sub–mikrometre boyutları, yavaş büyümesi, çeşitli kültür şartları altında şekil değiştirebilme yeteneği (pleomorfizm), karbonat hidroksiapatit ile yapısal ilişkisi, biyo–membran oluşturabilmesi ve protein zarfa sahip olması şeklinde ifade edilebilir. 1,3,4

Bununla birlikte nanoparçacıklar ikiye bölünebilmeleri, membran yapıları, koloni oluşturabilmeleri gibi özellikleri ile de bakterilere benzerlik göstermektedir. Yapılarında hidroksi apatit kristalleri bulunduran bu parçacıklar, insan vücudunda oluşan iskelet dışı patolojik kireçlenmelerin sorumlusu olarak gösterilmektedir. Kajander ve Çiftçioğlu, kireçlenmeden sorumlu nanoparçacıkların kristalizasyon merkezi olarak işlev gördüğünü, kalsiyum ve diğer mineralleri çevrelerinde sentezledikleri kapsüle çökelterek, hücre içi ve dışı kireçlenmelerle taş oluşumuna neden olduklarını açıkladılar. Bu hidroksi-apatit kılıfı onları çevrelerindeki kimyasal maddelere ve sıcağa karşı dayanıklı hale getirmektedir. Bu kılıfın, kültürlerde çok kalın bir kalsifiye hücre zarfı oluşturarak nanoparçacık boyutlarını artırdığı, böylece bu parçacıkları ışık mikroskobunda görülebilir hale getirdiği belirtilmiştir. Yapılan incelemede nanoparçacıkların yaygın olarak kullanılan mikrobiyolojik besiyerlerinde üreyemediği, ancak hücre-canlı kültürlerinin tümünde üreyebildiği (DMEM), bakteriyolojik boyalarla kolaylıkla boyanamadıkları ve fikse edilemedikleri saptanmıştır.1,3,4 

Nanoparçacıklar pH'ın 7.4 olduğu hafif alkali koşullarda yüzeylerinde karbonat apatit oluştururlar. Bu özellikleri ile taş ve kireçlenme için bir nidus-yuva görevi görürler. Büyümeleri yavaş olsa da en iyi oksijenli koşullarda büyürler. İki katına çıkma süreleri, E. Coli'dekinden 10.000 kat daha yavaş olan metabolik hız ile yaklaşık 3 gündür (1-5 gün aralığı). Bu parçacıklar, normalde diğer bakterileri öldürecek olan ısıya ve çeşitli koşullara da dayanıklıdır. 1,3,4

NANOPARÇACIKLARIN VÜCUTTA OLUŞTURDUĞU KİREÇLENMELER

Şekil 3. Fibroblast kültürlerinde nanoparçacıkların sorumlu olduğu hücre-içi ve hücre-dışı kireçlenme örnekleri. (A) Kültüre edilmiş nanoparçacıkların TEM mikroskop görüntüsü. (B) Deminerilizasyon sonucu böbrek taşındaki bir nanoparçacık. (C)  Anti-nanoparçacıklı aynı böbrek taşı IIFS görüntüsü (D ve E) Hücre içi ve dışı kireçlenme. (F) Negatif kontrol.1

Organizmalardaki birçok sert dokunun mineral fazına biyolojik apatit denir. Biyolojik apatit içinde flor veya klor bulunan kalsiyum fosfat minerallerinden oluşur ve normal kemik ve dişlerin birincil mineralidir ve olması gereken bir fazdır.

Patolojik kalsifikasyon ise tanım olarak normalde mineralize olmayacak bölgelerde kalsiyum fosfatların (CaP) veya diğer kalsifik tuzların birikmesini ifade eder (Şekil 3). 

Kanda bulunan proteinlerden fetuin ve albuminin kalsifiye nanoparçacıkları inhibe-yok ettiklerini ama aşırı kalsiyum veya kalsiyum fosfat varlığında bu inhibisyonun üstesinden gelemeyerek kireçlenme yuvası-nidusu işlevi gördüklerini ortaya koydular.16

Örneğin; böbrek taşları, safra kesesi taşları, diş taşları, kalp kapağı kireçlenmeleri, arter-damar kireçlenmeleri, over-yumurtalık kanserinde görülen psammoma-kum tanesi cisimcikleri, prostatit ve kanserlerde görülen yumuşak doku kireçlenmeleri en bariz örneklerdir. Birçok araştırıcı kireçlenmiş kalp kapaklarında ve arterlerde, böbrek taşlarında, artrit-romatizma olan hastaların eklem sıvılarında (sinovyal sıvılar), akciğer kanserindeki kireçlenmelerde, plesentada görülen ve embriyo için zararlı etkileri olan patolojik plasental kireçlenmelerde de bu nanoparçacıkları izole etmeyi başardılar. 1,3,4

Çiftçioğlu ve ekibi ile diğer araştırmacıların çalışmalarında, nanoparçacıkların yuva oluşturarak böbrek taşı oluşturması ile ilişkili kuramlar şu şekilde açıklanmaktadır5:
a) İnceledikleri böbrek taşlarının %97.2 sinde nanoparçacıkları izole etmişlerdir.
b) Böbrek taşlarının büyük bir çoğunluğu apatit bileşeni içermektedir.
c) Nanoparçacıklar böbrekte biriken ve insan vücudunda apatit oluşturduğu bilinen tek mikro parçacıktır.
d) İnsan böbrek taşlarından izole edilen nanoparçacıklar kültür ortamında da taş oluşturmuşlardır.
Nanoparçacıkların kalsifikasyon ile ilişkilerinin gösterilmesinin ardından Kajender ve ekibi, böbreklerine nanoparçacık enjeksiyonu yapılan farelerde böbrek taşı oluştuğunu ve idrarda nanoparçacıkların izole edildiğini gösterdiler.5
Çiftçioğlu ve ekibi çalışmalarında; böbrek taşı oluşumu ile nanoparçacık arasındaki ilişki, Helicobacter pylori ile peptik ülser arasındaki ilişkiye benzer bulunmuştur.16

NANOPARÇACIKLARIN TESPİTİ VE TANIMLANMASI

Biyolojik maddelerde, hücrelerde, dokularda, kanda ve idrarda nanoparçacıkları tanıma yöntemleri arasında nanospesifik monoklonal antikorlar ile serolojik tanımlama, elektron mikroskopisi (TEM ve SEM) ve kültür yer alır. Nanoparçacıkların tespit edilmesinde, por proteinlerine yönelik monoklonal antikor esaslı immün etiketleme ve Hoechst DNA florokrom boyaması gibi yöntemler bildirilmiştir.16

NANOPARÇACIKLARIN VÜCUTTA OLUŞTURDUĞU KİREÇLENMELERİN TEDAVİSİ (ANTİNANOBAKTERİYAL TEDAVİ!)

Son yıllarda, kalsifiye nanoparçacıkların sorumlu olduğu düşünülen sistemik hastalıkların tedavisi üzerine in-vitro besiyerleri, denek hayvanlarının yanı sıra birtakım klinik deneyler de yapıldı. Antibiyoterapinin bu hastalıkların tedavisinde etkili olduğuna dair bir dizi çalışma yayımlandı. Ancak bu çalışmalara hala deneysel yaklaşım devam ediyor.16

Raoult ve arkadaşları, nanoparçacıkların DNA'se ve RNA'se enzimlerinden etkilenmediklerini ancak gama radyasyonu, EDTA (etilendiamintetraasetik asit), Tripsin enzimi, tetrasiklin grubu antibiyotiklerle inhibe-yok olduklarını ve immunolojik yanıt oluşturduklarını gösterdiler.15

Kalın mineral kılıflarından dolayı nanoparçacıklar birçok antibiyotiğe dirençlidir. Ancak, tetrasiklinin apatit yapı üzerine birikerek bakteriyositatik-büyüme ve üremelerini durdurucu etkiye sahip olduğu ve cansız ortam (in vitro) deneylerle de etkinliğinin kanıtlandığı bildirilmiştir.22

Nanoparçacıkların sorumlu olduğu hastalıkların tedavisi için tetrasiklin antibiyotiği, Nanobac Yaşam Bilimi takviyeleri; C vitamini, selenyum, üzüm çekirdeği, alıç, bromelain (bir enzim-ananasta bulunuyor), vitaminler B3, B6, B9, quersetin(fenolik bileşik-meyve sebzelerde bol bulunur), koenzim Q10 (vitamin benzeri bir madde), enzimler tripsin ve papain proteinaz, amino asitler L-lizin, L-arjinin, L-ornitin ve EDTA içeren rektal fitilin 3 aylık peryotta alınması önerilmektedir.19,22

NANOPARÇACIKLAR ÜZERİNE YAPILMIŞ ÇALIŞMALAR

İnsanda böbrek taşı yapısında yapılan analizlerde, tarama ve transmisyon elektron mikroskobu sonucunda apatit oluşturan, ultra–filtre edilebilir Gram negatif, kok-oval şeklinde, farklı bir hücre duvarı ve kapsüle sahip mikroorganizmalar tespit edilmiş, bu nano boyutlu parçacıkların kristalizasyon ve biyomineralizasyonu artırarak böbrek taşı oluşumunda rol oynayabileceği kaydedilmiştir. Polikistik böbrek hastalığında nanoparçacık infeksiyonu değerlendiren bir çalışmada karaciğer ve böbrek kistik sıvılarında ve idrar örneklerinde nanoparçacık veya antijenleri tespit edilirken, tetrasiklin ve sitratın in vitro olarak nanoparçacık (nanobakteriyel!) büyümeyi önlediği belirtilmiştir.5,14,21

Zhang ve ekibi de bir çalışmada intertisiyel- böbrek kistleri ve ağrılı mesane sendromu (IC/PBS) olan, biyopsi ve idrar örneklerinde kalsifiye nanoparçacık ihtiva eden hastalara tetrasiklin tedavisi uyguladılar. Tedavinin ardından hastalarda semptomlarının gerilediğini, örneklerde nanoparçacık düzeylerinin düştüğünü gözlemlediler.18

Başka bir araştırmada ise otopside elde edilen karotid ve aortik damar içinden alınan plak ve kan örneklerinde nanoparçacık benzeri yapılar tespit edilmiş ancak normal karotid veya aortik dokuda tespit edilememiş ve damar sertliği (ateroskleroz) hastalığında özellikle damar kireçlenmmeleri açısından bu parçacıkların etkin olabilecekleri kaydedilmiştir.2,17

Mitral kapaktaki anormal doku kabartılarından kaynaklı damar tıkanıklığı (embolizasyonlar) neticesinde çoklu beyin damarında tıkanma geçiren bir olgunun raporunda, karbonat apatit yapısının çekirdeğinde nanoparçacıklar gösterilmiş ve bölgesel kireçlenmeye neden oldukları öne sürülmüştür.20

Zhou ve arkadaşlarının(2008) yaptıkları bir çalışma ile kronik bel ve kalça bölgesindeki ağrı sendromu olan ve geleneksel tedavilere rağmen iyileşemeyen Tip III prostatit tanılı hastalarda tetrasiklin tedavisinin etkinliğini araştırdılar. Hastaları rastgele olarak iki gruba ayırarak; ilk gruba antibiyotik tedavisi verirken ikinci gruba plasebo verdiler. Tedavi öncesinde ve sonrasında prostatik sekresyonlarda ve idrar örneklerinde kalsifiye nanoparçacık varlığını araştırdılar. Tedaviden sonra kalsifiye nanoparçacık  izolasyon oranının prostatik sekresyonlarda %62'den %16'ya, idrarda %12,5'dan %0'a düştüğünü gözlemlediler.8

Nanoparçacıkların boşaltım kanallarında kireçlenme oluşturduğunun öne sürülmesi, klinik tablosunda prostatik kireçlenmenin sık izlendiği kronik prostat ağrı sendromu hastalığının tedavisinde anti–nanoparçacık ilaçla tedavi etkisinin araştırılmasına yol açmıştır. Tetrasiklin ve EDTA tedavisi verilen ve Ulusal Sağlık Enstitüsü Kronik Prostat Semptom İndeksi, transrektal ultrason, kan ve idrarda nanoparçacık antijen taraması ile 3 aylık sürede takip edilen hastalarda serum ve idrar örneklerinde önemli oranda nanoparçacık antijen veya antikor bulunurken, anti–nanoparçacık tedavi ile klinik olarak anlamlı düzeyde iyileşme sağlandığı kaydedilmiştir.7

Romatoid artrit ve osteoartrit hastalarının eklem (sinovyal) sıvılarında nano boyutlu parçacıkların varlığını değerlendiren bir araştırmada, memeli hücre kültürü şartlarında uzun dönem kültüre edilen örneklerde 2 aylık sürede nanoparçacıkların ortaya çıkarak, sayı ve şekil bağlamında büyüme gösterdiği gözlemlenmiştir. Bir başka araştırmada da intervertebral-omurlar arası disk dejenerasyonu ile nanoparçacık infeksiyonun ilişkili olabileceği öne sürülmüştür.9

HIV–pozitif bireylerde nanobakteri varlığını araştıran bir çalışmada ise, bu bireylerde yüksek oranda nanoparçacık infeksiyon olduğu ve bu durumun HIV patolojisinde bazı infeksiyonların gelişimine potansiyel katkısı bulunduğu, infekte annelerden, bebeklere transplasental veya perinatal nanoparçacık geçişinin mümkün olabileceği kaydedilmiştir.6

TEM: Transmisyon-yüksek çözünürlüklü elektron mikroskobu.
SEM: Scanning elektron mikroskobu.
DMEM: Dulbecco'nun modifiye eagle besiyeri.
Saf hidroksiapatit: Ca 10 (PO 4 ) 6 (OH) 2 formülüne sahiptir.
IIFS: Indirect immunofluorescence staining-boyama.

Derleyen: Dr. Erman Gündoğdu
yaklasansaat.com, 12/07/2021

Kaynaklar:
1) Kajander EO, Ciftcioglu N. Nanobacteria: an alternative mechanism for pathogenic intra– and extracellular calcification and stone formation. Proc Natl Acad Sci U S A 1998; 95(14):8274–8279.
2) Zaidi AN, Ceneviva GD, Phipps LM, Dettore MD, Mart CR, Thomas NJ 2005 Kalsiyum ve D vitamininin diyet eksikliğine bağlı sekonder hiperparatiroidizmin neden olduğu miyokardiyal kalsifikasyon. Pediatr Cardiol 26 : 460–463
3) Kajander EO, Ciftcioglu N, Aho K et al. Characteristics of nanobacteria and their possible role in stone formation. Urol Res 2003; 31(2):47–54.
4) Khullar M, Sharma SK, Singh SK et al. Morphological and immunological characteristics of nanobacteria from human renal stones of a north Indian population. Urol Res 2004; 32(3):190–195.
5) Hjelle JT, Miller–Hjelle MA, Poxton IR et al. Endotoxin and nanobacteria in polycystic kidney disease. Kidney Int 2000; 57(6):2360–2374.
6) Pretorius AM, Sommer AP, Aho KM et al. HIV and nanobacteria. HIV Med 2004; 5(6):391–393.
7) Shoskes DA, Thomas KD, Gomez E. Anti– nanobacterial therapy for men with chronic prostatitis/ chronic pelvic pain syndrome and prostatic stones: preliminary experience. J Urol 2005; 173(2):474– 477.
8) Zhou Z, Hong L, Shen X et al. Detection of nanobacteria infection in type III prostatitis. Urology 2008; 71(6):1091–1095.
9) Eskandary H, Saba M, Yazdi T. Nanobacteria and intervertebral disc degeneration. Med Hypotheses 2005; 65(5):997–998.
10) Çiftçioğlu N, Pelttari A, Kajander EO. Extraordinary growth phases of nanobacteria isolated from mammalian blood. Proc SPIE 1997; 3111: 429-35.
11) Kajander EO, Ciftcioglu N, Miller-Hjelle MA, Hjelle JT. Nanobacteria: controversial pathogens in nephrolithiasis and polycystic kidney disease. Cur Opinions Nephrol Hypertension 2001;10 (3):445-52.
12) Young DJ, Martel J, Young L, Wu C-Y, Young A, Young D. Putative nanobacteria Represent physiological remnants and culture by-products of normal calcim homeostasis. Plos One 2009;4(2):4417-20.
13) KajanderEO,Kuronen I,Akerman K, PelttariA,Çiftçioğlu N: Nanobacteria from blood, the smallest culturable autonomously replicating agent on earth, Proc SPIE 1997;3111:420-8. 12. Kramer G, Klingler HC, Steiner GE: R.
14) Ecder T. Üriner Sistem Taşlarında Nanoparçacıkların Rolü, ANKEM Derg 2004; 18 (Ek 2):34-35.
15) Raoult D, Drancourt M, Azza S et al. Nanobacteria are mineralo fetuin complexes. PLoS Pathog 2008;4(2):41-5.
16) Özat Y., Kırzıoğlu F. Y. Nanobakteri: Periodontal ve sistemik hastalıkların ilişkisinde farklı bir bakış açısı. S.D.Ü Sağlık Enstitüsü Dergisi Cilt 3 / Sayı 1 / 2012.
17) Puskas LG, Tiszlavicz L, Razga Z et al. Detection of nanobacteria–like particles in human atherosclerotic plaques. Acta Biol Hung 2005; 56(3–4):233–245.
18) Zhang SM, Tian F, Jiang XQ et al. Evidence for calcifying nanoparticles in gingival crevicular fluid and dental calculus in periodontitis. J Periodontol 2009; 80(9):1462–1470.
19) Blaizot A, Vergnes JN, Nuwwareh S, et al. Periodontal diseases and cardiovascular events: Meta-analysis of observational studies. Int Dent J 2009;59:197-209.
20) Jelic TM, Malas AM, Groves SS et al. Nanobacteria– caused mitral valve calciphylaxis in a man with diabetic renal failure. South Med J 2004; 97(2):194– 198.
21) Çiftçioğlu, N., Haddad, R. S., Golden, D. C., Morrison, D. R., Mckay, D. S., "A potential cause for kidney stone formation during space flights: Enhanced growth of nanobacteria in microgravity", Kidney International, Sayı 67, s. 483-491, 2005.
22) Kumar A. C. Et al. An Overview on Clinical Implications of Nanobacteria, J Ind Acd, revıew artıcle  2011: 23 (3): S354-359.

 


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat