yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 

Haberler/...

M-RNA AŞISININ ÇAĞRIŞTIRDIKLARI VE İNSAN GENOM PROJESİ

Uluslararası Genetik Kongresi Başkanı Robert Haynes, bir konuşmasında şunları söylüyordu:
"En az 300 yıl boyunca, insanın özel bir varlık olduğu düşünüldü. Oysa ki, genleri değiştirme becerisi, bize insanın sadece biyolojik bir makine olduğunu göstermiştir. Bundan sonra özel, hatta kutsal türlerin olduğu inancıyla yaşamak pek mümkün görünmüyor."

İnsanıyeniden dizayn etmeyi kafaya koymuş; tanrılık iddiasındaki bu teknoloji kahinlerinden bazıları, kendi bedenlerinden de tiksinti duymaktadırlar. "İnsanlığın Ötesinde" adlı kitaplarında George Paul ve Earl Cox; "bir başka yol daha var" diyor. Neden kalbimiz 2 değil de birmiş!

En etkin kriyojenik uzmanlarından Robert Ettinger; genetik mühendisliğinin, "altın çağ"ın öncüsü olacağını ilk defa ifade eden kişidir. Ettinger, ağzımızın çok amaçlılığı, saçmalıktan başka bir şey değildir diye düşünmektedir. Ettinger, insanın doğal yapısına duyduğu bu tiksintide yalnız değildir. Hans Moravec, bir seferinde, Asimov'un gerçek bir insana dönüşmek isteyen bir android hakkındaki hikayesinden bahseder ve şöyle der:
"Bu, sevimli bir hikaye ancak onu okuduktan sonra içimden androide; başlangıçta daha iyi bir şey olduğun halde, bu lanet cehennemde 'niçin bir insan olmak istiyorsun?' demek geldi."

Evrende özel bir yer ve öneme sahip olan insan, bir sonraki "insan-tanrı aşaması"na geçişte; bir "ara basamak" olarak görülmekte ve adeta "moleküler bir sistem" olarak algılanmaktadır. Onlara göre, diğer türlerden bizi farklı ve anlamlı kılan hiçbir yanımız yoktur. Durum böyle olunca, genetik denemelerle insanlığın anlamını yitirmesi; bu kişiler için yadırganacak bir şey değildir.

Bu nedenledir ki; bu gen teknolojilerine sıkı sıkıya sarılıp; mükemmelleşme hayalleriyle; insanı yeniden dizayn etmeye çabalıyorlar. Oysa, kendi sınırlarımızı bilmeden bir şey olamayacağımız bilgisi; "derin şuurumuz"dan bize seslenmektedir. İşte bilim adamı Mihaly Csikszentmihalyi'nin, insanlığa uyarısı:
"Küçük dozlarda yararlı olan biyolojik ve psikolojik işlevler aşırı boyuta vardığında tehlikelidir. Şimdi olduğumuzdan daha duygusuz ve acımasız bir canlı türü ortaya çıkabilir."

İnsan, zihinsel potansiyelini sınırlayacak bir kusurla yüklenmiş değildir. Aksine insanoğlu, kuşların ötüşünü duyacak, olağanüstü renk ve güzellikteki çiçeklerin kokusunu alacak, yaşadığı dünyayı ve gökyüzünü izleyip-araştırabilecek, hepsinden önemlisi, onu daima iyiye yöneltebilecek idrak ve sağduyu potansiyeline sahip bir varlıktır. Tüm bunlar insana, evrende özel bir anlam ve sorumluluk yüklemekte, onun başıboş ve rastgele bir evrime tabii, amaçsız bir varlık olmadığını bize göstermektedir. Gelecek kuşakları tasarlamak için insan embriyolarında kalıcı genetik değişiklikler yapmak, insan uygarlığını önceden tahmin edilemeyecek boyutlarda bir uçurumun kenarına sürükleyecektir.

İnsan zeka nimetine; dolayısıyla karar verme ve seçme iradesine sahip; bu yönüyle içinde yaşadığı evrenin yasalarıyla kayıtlı, hür-sorumlu ve maddeye hakim olmayı başaran, canlı bir varlık. Uçsuz-bucaksız bilinçaltıyla; yani maddi-biyolojik, ruh-his-duygu-arzu ve isteklerle yüklü; her an patlamaya hazır bir umman. İnsan, o derece komplike muazzam bir varlıktır ki; onun gerçek kopyasını çıkarmak bile imkansız gözükmektedir.

Bugün yaratılmış canlılar ve insanlar üzerinde deneyler düzenlemek; Sonsuz İlim Sahibi Yüce Allah'ın ilmi ve izniyle bilimde bir gelişme göstermek; hastalıkları tedavi etmek; canlı-bitki bilimini geliştirip; yeni ürünler elde etmek, elbette mümkündür, hatta bir gerçektir de. Ancak canlıları ve özellikle insan gerçeğini, bütüncül bir şekilde; bugün de, yarın da kuşatamayacak olan sonlu boyutlu insanoğlu; Sonsuz Boyutlu Yaratıcı'nın eseri üzerinde, ancak sınırlı-sorumlu bir tasarrufta bulunabilir.

Yaratıcı'nın yol göstericiliği ve izni olmadan, onun eserleri üzerinde oynarsanız; dünyanızı, yaşamınızı ve geleceğinizi, riske atarsınız. Bugün Allah'ın yarattığı bilim, bilişim ve teknoloji geliştikçe; insanoğlu, heyecana-hayale ve kibre kapılarak; her şeyi yapabileceğini sanıyor. Kendisini adeta ilahlaştıracak yolda; hiçbir sınır tanımadan; para ve güç hırsıyla; dünyanın zenginliklerini, atmosferini, bitki ve canlılarınasıl talan ettiyse; şimdi de yaratılmışların en şereflisi olan insanı aşağıların aşağısına indirmeye çabalayarak; en büyük kumarını oynuyor.

Bugün başta ABD olmak üzere tüm dünyayı kaplamış bulunan "New Age Akımı"; insanın tanrılık potansiyeli taşıdığını; yakın gelecekte bir boyut atlaması yaşayarak; "altın çağ"a geçiş yapacağı yalanını, tarikatları ve medyumları aracılığıyla pompalıyor. Raelianlarscientology ve daha birçoğu, insanlığı habis bir ur gibi sarmış ve sözde bir kısım evrimci-bilimcilerin beyinleri bu felsefeyle yıkanmış bulunuyor.

Bu insanlığı ve dünyayı helaka sürükleyecek şeytani-yeminli planın arkasında, elbette İblis ve köleleri bulunmaktadır. Tarih boyunca insanlığı helaklara sürükleyen bu yeminli düşmanın çağdaş planı şudur: Cennet'te, Adem'e teklif ettiği gibi; bugün de insanoğluna; melek olacağı, tanrı potansiyeli taşıdığı ve ebedileşeceği zehirli yalanını teklif ediyor. İnsanın, "genetik olarak bu dönüşümü gerçekleştirebileceği tezi"ni, medyumları ve yaldızlı propagandalarıyla durmadan kulaklara üflüyor. Evrimci- hayalci bilimcilerin kulaklarına da bunu fısıldıyor. Mükemmel, hastalıksız, ölümsüz insan olmak kulaklara hoş geliyor. Bu özellikler, Cennet insanının özellikleridir. Bu melek insan, Yüce Allah'ın diriltmesi ve yeni bir yaratılışla yaratmasıyla mümkün olacaktır. İşte bunu bilen İblis, bu gerçeğe yalan elbiseleri giydirerek; dünyada pazarlıyor. Yani Dünya, Cennet olacakinsan evrimleştirilerek ölümsüz melek-tanrı olacak. İşte Adem'e hazırlanan tuzak da tamı tamına buydu. Malesef Adem gibi; Ademoğlu da bu tuzağa düşmüş ve düşecek gibi gözüküyor.

Kim sonsuz boyutlu ilmiyle, her şeyi kuşatan Yüce Allah'ın evrensel düzenine başkaldırmanın cevapsız kalacağını sanıyorsa, aldanıyor ve trajik sonunu hazırlıyor demektir. Tıpkı Eski Kavimler, Nuh Kavmi ve Atlantis Kavmi gibi. Sonsuz İlim-yaratma sahibi olan ve ilmiyle her şeyi kuşatan Allah, bugün olmakta olanları bize Kitabı'nda bakın nasıl bildiriyor:

İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya yaşamıyla ilgili sözlerine taacub edersin(şaşırırsın). Ve o kimse, kalbindeki şeye(amaca) Allah'ı şahid getiren, inatçı-tartışmacı bir düşmandır.
O, yönetimi ele geçirdiği zaman, Arz'ı bozmaya, toprağı-ürünü ve nesli(soyu) helak etmeye çaba harcar. Allah, (evrensel düzeni bozan) bozguncuları sevmez.

[BAKARA(2)/204-205]

Muhakkak onlar(müşrikler), O'nun(Allah'ın) dışında, dişileri(ilahları) çağırıyorlardı. Onlar, (gerçekte) kovulmuş şeytandan başkasını çağırmıyorlardı.
Allah, onu lanetledi ve O(Şeytan) dedi ki: "Elbette, Sen'in kölelerin içinden belirlenmiş bir zümreyi, kendime (köle) edineceğim."
"Ve elbette onları saptıracağım, ümitlendireceğim; onlara, hayvanların kulaklarını kesmelerini emredeceğim. Elbette yine onlara, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim."Kim, Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, muhakkak o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
(Şeytan), onlara vaat ediyor, onları ümitlendiriyor. Oysa Şeytan(İblis), onlara aldanmadan başkasını vaat etmez.

[NİSA(4)/117-120]

Güncelleme: 07/05/2021
Kaynak
: "İnsan Genom Projesi", Hilal Nevruzoğlu, yaklasansaat.com, 2008


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat