yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 

Haberler/...

BAĞIRSAK BAKTERİLERİNİN RUH SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Güçlü kanıtlar sindirim sistemindeki bakterilerin insan beynini etkilediğini göstermektedir. Uzmanlar şimdilerde zihinsel hastalıkların tedavilerine destek olarak psikobiyotikler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Uzmanlar yıllardır bağırsak bakterilerinin akıl sağlığını etkileyebileceği konusuna bir komplo teorisi gözüyle bakıyordu. Mevcut sağlam kanıtlar gösteriyor ki, bağırsak mikrobiyatamız düşünce ve davranışlarımızı derinden şekillendiriyor. Devam eden insan çalışmalarında bu mikropların genel ruh durumumuzu nasıl etkilediği araştırılmaktadır. Elde edilecek sonuçlar bu teoriyi desteklerse, zihinsel hastalık tedavilerine bakteri bazlı tedavi yöntemleri de eklenecektir. Calgary Üniversitesinde psikiyatrist ve mikrop araştırmacısı Valeria Taylor:
"Zihinsel hastalıklarla ilgili tedavi yöntemleri oldukça yetersiz. Birçok ilaç tedavisini hastalar tolere edemiyor. İnsanlar umutsuz" diyerek hâlihazırdaki tedavi yöntemlerini eleştirdi.

BİR HİSTEN DAHA FAZLASI

Toplum içinde utanan ya da konuşma yapacak kişinin mide bulantısı ya da tuvalete gitme ihtiyacı hissetmesi, beyin ile bağırsak arasında bir ilişki olduğunun görünür bir işaretidir. Doktorlar antik zamanlardan beri kurulan bu bağ üzerine çeşitli fikirler üretmiştir. Hipokrat: "Tüm hastalıklar bağırsakta başlar" diyerek bağırsaklar ve kötü ruh hali arasında ilişki kurmuştur.
Bağırsaklarda trilyonlarca mikroorganizma olduğu bilinmektedir. 19.yy sonlarına doğru doktorlar özellikle depresyon anlamına gelen "melankoli" hakkında tartışmalara başladı. Sebebin bağırsak mikroplarının sayısındaki aşırı derecede artış olduğu iddia edildi. Bu dönemlerde özellikle doktorlar mikropların vücuttaki işlevini az da olsa anlayabiliyordu. Bu sebeple şizofreni için büyük karın ameliyatlarını da kapsayan ilk bağırsak temelli tedavi yöntemleri uygulanılmaya başlansa da başarılı sonuçlar elde edilemedi.

2000'li yıllarda bağırsak bakterilerinin genom dizilimi çıkarıldı. Sonuçlar, mikropların vücut fonksiyonlarının görevlerini yerine getirmesinde önemli bir rol oynadığını ortaya çıkardı. Ayrıca bu mikropların psikolojik rahatsızlıklar üzerinde de etkileri olduğu ortaya çıkmaya başladı.

Vücuttaki bakteri hücre sayısı, insan vücut hücre sayısının en az 1,3 katı. İnsan sindirim sisteminin bu tarz 100 trilyon bakteriye ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. Göğüs kafesi ve omurga arasında birbirine bağlı, kompleks mikrobiyal bir evren bulunmaktadır. İnsan genomu yaklaşık olarak 25.000 genden oluşurken; sindirim sistemindeki mikrobiyatanın genomunun 3 milyon farklı genden oluştuğu iddia edilmektedir. Bu bakteriyel genlerin birçoğu besinlerin sindirilmesine, zararlı mikropların yok edilmesine ve hatta duygu durumuna etki etmektedir. Örneğin vücudunuzdaki serotonin hormonunun %90'ı sindirim sisteminizdeki bakteriler tarafından üretilmektedir. Mutluluk hormonu olarak isimlendirilen serotonin, fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı olmayı destekler.

VAGUSTA NELER OLUYOR?

2000'li yılların ortalarında ilk defa İrlanda Üniversitesinden John Cryan, bağırsak sindirim sistemi mikrobiyatasının beyin üzerindeki etkilerini inceledi. Nörobiyoloji uzmanı olan Cryan, doğumda stres altında kalan farelerde hem IBS (huzursuz bağırsak semptomu) hem de sıkıntılı ruh hali gözlemledi. Cryan, bu yavru farelerde büyüdüklerinde de tüm semptomların devam ettiğini belirtti. Tıp dünyasında yankı uyandıran bu gözlemler sonucunda, zihinsel hastalıklara sahip insanlarda bağırsak sıkıntılarının olduğu; bağırsak sıkıntısı olan insanların ruh halinin de bozuk olduğu iddia edildi.

Birçok farklı araştırma laboratuvarından gelen sonuçlara göre, bağırsak bakterileri duygusal durumları iyi ya da kötü yönde etkileyen çok çeşitli bileşikler üretmektedir. Propionik asit üreten bazı bakteriler, enerjiyi artıran dopamin ve serotonin hormonunu azaltır. Bifidobacterium gibi türler ise anti-enflamatuvarlardan butirat üretimini artırarak, toksinleri beyinden uzaklaştırmaya yardımcı olur. Triptofan aminoasidini üreten bazı bakteri türleri, duygu değişikliğinin önlenmesine yardımcı olur.

Pittsburgh Üniversitesi klinik psikoloji araştırmacılarından Lauren Bylsma, bazı kimyasalların bağırsaktan beyne kan dolaşımıyla gitmektense, beyne giden ara kanallarla direk ulaşabildiğinin altını çizmektedir. Bu ara kanalların en kritiği olan vagus siniri; beyin, bağırsak ve insan vücudundaki diğer sistemler arasında iletişimi sağlayan bir süper otoban görevi üstlenir. Beyindeki nöronlarla ara bağlantılar kuran "neuropod hücreleri"nin, vagus sinirini aktif veya inaktif yapabiliyor olması henüz yeni sayılabilecek keşiflerin arasında. Çalışmalar gösteriyor ki, belirli bazı bağırsak bakterileri bu neuropod hücrelerinin aktifleşmesine yardımcı olmaktadır.

Sindirim yolları ile merkezi sinir sistemi arasındaki iletişim yolunda, zihinsel sağlığı da kapsayan birçok potansiyel yolun olduğu öngörülmektedir. Holobiome biyoteknoloji şirketinin CEO'su Philip Strandwitz, Cryan ve arkadaşları ile bu sene başlarında şöyle bir çalışma yürüttü: Stresli farelere 5 hafta boyunca düzenli dozlarla Bifidobacterium bağırsak bakterisi verildi. Süre sonunda fareler öncelerine göre daha aktif ve hareketliydi. Üstelik iletişim kurmaya istekliydi ve yeni alanlar keşfetmeye başlamışlardı. Bu süre zarfında Cryan, farelerin bağırsağındaki bakterileri rapor etti. Bifidobacterium takviye edilen farelerin bağırsak bakterilerinde daha fazla triptofan üretilmeye başlandı. (Triptofan; büyüme için gerekli esansiyel bir aminoasit). Ayrıca tedavi olan farelerde yeni nöron üretimine yardımcı olan BNDF denilen beyin kaynaklı nörotrofik faktörün daha fazla üretildiği tespit edildi.

Bağırsak mikrobiyata tedavisi ve semptomlarda gözlemlenen iyileşmeler şu soruyu akıllara getirmektedir: Bağırsak bakterilerindeki değişiklik, ruhsal duygu durumunu ve davranışsal değişiklikleri etkiliyor mu?
Bu soruya yanıt arayan birçok farklı araştırmacının vardığı sonuçlar şu şekilde:

* Fareler üzerinde yürütülen çalışmalarda, stres altındaki farelerin mikrobiyatalarının düzelmesi sonucu duygu durumlarının ve davranışlarının olumlu yönde değiştiği sonucuna varıldı.

* İnsan çalışmalarında oral probiyotik tedavileri yöntemi kullanılarak bazı veriler elde edildi. Küçük ölçekli kontrol grubunda yürütülen bir çalışmada Bifidobacterium ve Lactobacillus bakterileri verilen katılımcıların anksiyete-kaygı ve depresif semptomlarında azalma gözlemlendi.

* 2017'de Avustralya'da yayınlanan bir çalışmada, yararlı bakterilerle zengin bir beslenme menüsüne sahip insanların üçte birinden daha fazlasında depresyondan eser görülmediği belirtildi.

* 2019'da Japonya'da yayınlanan bir çalışmada, şizofreni teşhisi olan 29 hastanın 12'sinde Bifidobacterium bakteri tedavisi ile 4 haftada depresyon ve anksiyete semptomlarında azalma görüldüğü belirtildi.

Mikrobiyolojist Jeroen Raes, bağırsak mikrobiyatasından oluşan evrenin, insan beynini tahmin edilenden daha fazla etkilediğini iddia etmektedir. Belçika'daki VIB-KU Leuven Mikrobiyoloji Merkezinden Raes ve arkadaşları, 1000'den fazla katılımcıyla bir araştırma yürüttü. Özellikle Faecalibacterium ve Coprococcus tipi bağırsak bakterisine sahip insanların hayat kalitesinin daha yüksek olduğu; Coprococcus'u düşük olanların depresif olmaya daha meyilli olduğu sonucuna varıldı. Bu verilerin ışığında, Raes "psikobiyotik" olarak adlandırılan probiyotik terapisinin çeşitliliğinin öneminin altını çiziyor.
Raes, elde edilen verilerle bir sonuca varılması için çalışmaların çok daha geniş bir kitlede uygulanmasının ve en az 2 yıl sonuçların gözlemlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca bir kişiye uygun bakteri popülasyonun, diğer bir kişi için uygun olmaması da çalışmayla ilgili handikaplar arasında yer alıyor. Uzmanlar genellikle B. breve ve L. acidophilus tarzı insan tüketimine uygun probiyotik takviyeleri önerir. Bu bakteriler daha çok yoğurt, kombucha(fermente çay) ve kefir de bulunur.

PROBİYOTİKLER HAKKINDA NELER BİLİYORUZ?

Şu açık ki bazı probiyotikler bağırsağınıza iyi geliyor. Yeni bazı yayınlar, IBS ve bazı ishal türlerinde probiyotiklerin oldukça etkili olduğunu gösteriyor. Probiyotiklerin gribi ya da soğuk algınlığını tedavi ettiğine dair bazı iddialar olsa da bunu destekleyecek ciddi kanıtlar henüz bulunmamaktadır. Bazı probiyotik örnekleri aşağıda verilmiştir:

Fermente Gıdalar: Lahana turşusu, yoğurt ve kefir, Lactobacillus helveticus veya Lactobacillus acidophilus gibi doğal bakteri bazları içerir. Anti-depresif etkileri vardır. Düzenli tüketen insanlarda duygusal durumda iyileşmeler görülmüştür.
L. helveticus ve Bifidobacterium longum: Bu bakteri çifti, genel olarak ticari olarak beraber kullanılır. İnsan ve hayvan çalışmalarında plaseboya göre depresyon belirtilerini ciddi oranda azalttığı görülmüştür. Bu bakteri çiftinin, kortizol gibi hormonların seviyesini azaltarak stresi azalttığı düşünülüyor.
L. acidophilus: En bilindik probiyotik zinciridir. Hayvan çalışmalarında bağırsaklardaki, opiod reseptörlerini aktifleştirerek duygu durumlarının stabil kalmasına yardımcı olur. Ayrıca bağırsak bağlarını güçlendirerek beyne doğru yol alan enflamasyonu önler.

Güncelleme: 01/01/2021
Kaynak
: Elizabeth Svoboda, "Gut Bacteria's Role in Anxiety and Depression: It's Not Just In Your Head", discovermagazine.com, çev. Ayşegül Kesmez, yaklasansaat.com, 04/10/2020


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat