yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 

Haberler/...

YARA TEDAVİSİNDE BAL KULLANIMI

Rabb'in 'balarısına vahyetti': "Dağlarda, ağaçlarda ve yüksek yerlerde kendine evler edin!"
"Sonra, meyvelerin-çiçeklerin tümünden ye! Böylece, Rabb'inin yollarında, boyun eğmiş olarak dolaş!" Arıların karınlarından, muhtelif renkte içecek-şerbetler çıkar ki,
'onda(balda)' insanlar için şifa vardır. Muhakkak düşünen bir topluluk için bunda bir ayet vardır.
[NAHL (16)/ 68-69]

Eski çağlarda insanlar yaraları tedavi için değişik maddeler kullandı. Modern çağda bilim, eski çağlarda kullanılan "bal"ın enfeksiyona sebep olan bakteriler için güçlü bir öldürücü olarak uygulanmasını öneriyor. Bilim insanları antibiyotik direnci krizine karşı çözüm bulmaya çabalarken bazı uzmanlar balın tıpta kullanımının yıllar sonra geri gelebileceği görüşündeler. Yaklaşık 15 sene önce bilimsel anlamda balın antibakteriyel olarak kullanımı konusunda gelişmeler kat edildi.

Sydney Üniversitesinden mikrobiyolog Dee Carter, 25 seneden beridir balın antibakteriyel özellikleri üzerinde çalışıyor. O tarihten beridir araştırmacılar balın türüne bağlı olarak birçok bakteri öldürücü mekanizma içerdiğini keşfettiler.
Günümüzde Dünya çapında 300'den fazla bal çeşidi bulunuyor. Bal arılarının topladığı çiçek özlerine göre değişiyor. Çiçek nektarı arı midesine ulaştığı anda çok uzun süre kalmıyor, peteği doldurmak için yediklerini geri çıkıyor. (Bal, arının istifrası değildir çünkü teknik olarak sindirim sistemine ulaşmaz.)

Balın oluşma sürecinde yüksek asidite, şeker içeriği ve viskozitesi olan bu kompleks ürüne bakterinin karşı koyması çok zordur. 2012'de yapılan bir çalışmaya göre en öldürücü bal bileşeni "hidrojen peroksittir". Carter, arının yediğini çıkarması esnasında "tükürüğündeki" özel bir enzimle karışımından sonra tüm balların değişen oranlarda hidrojen peroksit içerdiğini açıkladı. Arı salgısında bulunan glikoz oksidaz enzimi, su ile temas ettiğinde glikoza indirgenir ve baldaki hidrojen peroksit oluşmuş olur. Bu son ürün de genel anlamda antibakteriyel olarak kullanılan maddedir.

Fakat hidrojen peroksitten daha güçlü silaha sahip bir bal türü araştırmacıların dikkatini özellikle çekiyor. "Manuka" balı Yeni Zelanda'daki manuka çiçek özlerinden elde ediliyor. Carter'a göre manuka balının antibakteriyel özellikleri manuka çiçeğinin içerisindeki "gliseron (DHA)" kimyasalından ileri gelmektedir. Bal içerisinde gliseron maddesi istenmeyen bakterilere karşı savaşan şeker olan metilglioksal(MGO) bileşiğine dönüşür. İnsan gibi organizmaların enzim sistemleri çok gelişmiş olduğu için bu kimyasaldan zarar görmez fakat bakteriler bu kimyasala karşı duramıyorlar.

Antik çağdaki insanların kullandığı gibi, bilim insanları balı, yaralarda kullanmak üzere çalışıyorlar. Şili Üniversitesinden biyokimyager Edwar Fuentes Pérez: "Balın birçok kompleks yaranın iyileşmesine yardımcı olduğu konusunda bilimsel kanıtlar mevcuttur" açıklamasında bulundu.

Bakteriler çok çeşitli yaraların ve hastalığın nedeni olarak görülüyor. Yukarıdaki buluş bu açıdan değerlidir. Carter'ın dediğine göre ciddi yaralanmalarda birkaç bakteri türü "biyofilm" adı verilen ortamda bir arada yaşamaktadır. Bu "bakteri tabakası" bakteriler tarafından oluşturulur. O yüzden çok güçlü lokal antibiyotikler gerektirir. Araştırmalara göre "bal" buralarda en iyi alternatif olarak kullanılabilmektedir.

Carter "Çoğu antibiyotik, yaraların iyileşmesini yavaşlatıyor ve hücrelere zarar veriyor. Bal ise sadece bakteriyi öldürüyor ve iyileşme sürecine katkı sağlıyor" şeklinde konuştu. Bal ufak-tefek yaralarda, kesiklerde de Neosporin ve hidrojen peroksit (antibakteriyel) spreyden daha etkilidir. Carter da balı yüzündeki ufak yerlerde kullanmış. Fakat halkın kullanımı için "tıbbi bal" tavsiye ediyor.

Ancak balın vücut içerisine alınmasında antibakteriyel etkileri ile ilgili çok fazla bilgi bulunmuyor. Bu demektir ki çayınızda bal kullanmak boğazı yumuşatmaktan çok da farklı bir faydası görülemeyebilir. Bal eğer yaraları iyileştiriyor ve genel olarak iyileşmeye yardımcı oluyorsa neden doktorlar tarafından reçeteye yazılmıyor? Carter bu soruyla ilgili: "Bunun tıp endüstrisinin bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Fakat bilimsel kanıtlar laboratuvar ortamından öteye gidemedi. Çünkü ortada geniş insan kitleleri üzerinde sağlam klinik çalışma yok bundan dolayı da doktorlar rahatça reçete yazamıyorlar" şeklinde konuştu.

"Doktorlar şayet yarın tedavi için reçeteye bal yazsalar birkaç problem meydana gelebilir" açıklamasında bulunan St. Louis Üniversitesinde biyomedikal mühendisi Scott Sell devam etti:
"Birçok hasta derin, açık yaralar üzerine bal boca etmek istemeyecektir. Yaralarda cerahat boşalmaya devam eder, bal ile karışır ve problem daha da büyür" açıklamasında bulundu.

Bu problemle mücadelede Sell'in çalışmalarında balı yaranın üzerine tatbik etmek üzere bir çözüm ürettiler. Bal öncelikle, yapısı insan derisine benzeyen yapay dokulara enjekte edilecek sonra yarada kullanılacak. Yeni bulunan yöntemle balın yaraya etki edebilmesi için daha uzun süre yarada kalması sağlanacak. Carter'a göre antibiyotikler aslında doğal ürünlerdir. Laboratuvarda şimdi elde edilen gibi. İlk antibiyotikler de zaten doğada bulunabilen mantar ve topraktaki bakterilerden hazırlanmıştı.

Güncelleme: 07/12/2020
Kaynak
: Allison Whitten, "Honey as a Wound Treatment? Scientists Are Exploring Its Potential Healing Effects", discovermagazine.com, çev. Furkan Kargıoğlu, yaklasansaat.com, 19/06/2020

BALARISI ZEHRİ SALDIRGAN GÖĞÜS KANSERİ HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR

Bir dizi laboratuvar çalışmaları sonucunda balarısı zehri etken maddesinin hızlı bir şekilde 2 tip "göğüs kanseri" hücresini öldürdüğü görüldü. Bu 2 kanser hücresinin özellikle tedavisi oldukça zordur. Daha da önemlisi geriye kalan zehirli atık madde hücrelere zarar vermiyor.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2020/4_11_20_balarisi-zehri.asp

Bal ve Su Karışımı Hastane Enfeksiyonlarına ve Ölümcül Bakterilere Karşı Güçlü Bir Silahtır

Bazı basit şeyler, sağlık için büyük önem taşımaktadır. Tıpkı İngiltere'den bilim adamlarının idrar yolu enfeksiyonlarıyla ilgili yeni keşfettiği bir durum gibi: Bal ve sudan oluşan basit karışımın, sonda takılı yatan hastalardaki idrar yolu enfeksiyonu(İYE) için oldukça etkili bir çözüm yolu olduğu fark edildi. Bu sondalarda birçok tehlikeli bakteri türü bulunmaktadır.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2017_haberleri/bal.asp

Elma Sirkesi ve Balın Faydaları
Elma sirkesi sindirim sağlığına oldukça faydalıdır ve yanık, kepek, küçük kesik veya sıyrık gibi birçok durumda tedavi amaçlı kullanılabilir. Günümüzde, ciddi yanıklar ve diyabetik ülser gibi tedavisi zor rahatsızlıklara karşı kullanılan önemli bir tedavi aracıdır. Tek başlarına bile birçok faydası olan bu iki doğal besin, beraber kullanıldıklarında iyileştirici özellikleri güçlenmekte ve vücut sağlığını ciddi bir şekilde desteklemektedir.
Bal ve elma sirkesi karışımı, vücut genelindeki iltihaplanmayı azaltır. Karışım; birinci,  artrit ve ülseratif kolit gibi kronik iltihaplanmalara etki etmeyi kolaylaştırır. İkinci olarak, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi kronik oluşumların başlamasını tetiklememesi için iltihap oluşumunu önlemeye yardımcı olur.
Bal ve elma sirkesi karışımı, sindirimi düzeltir. Mide ekşimesi, reflü ve midedeki fazla asitin önlenmesinde etkilidir. Tembel bağırsak ve kronik kabızlığa karşı tedaviye yardımcıdır. Hatta ağız sağlığını korur, kötü ağız kokusunu engeller.
Bal-elma sirkesi karışımının düzenli tüketiminin iyi ve kötü kolesterol seviyeleri arasındaki oranı dengelediği görüldü. Ayrıca kalp hastalıkları için önemli bir risk olan yüksek tansiyonu düşürdüğü belirtiliyor. Kilo vermeye yardımcı oluyor.
Bal- Elma Sirkesi Karışımı Nasıl Yapılır Ve Ne Zaman Kullanılır?
1 çay kaşığı saf bal, 1 çay kaşığı elma sirkesi ve 1 su bardağı sıcak su ile karıştırılır. Eğer sirkenin tadı keskin gelmiyorsa 1 çorba kaşığına çıkarılabilir. Aç karnına, yemeklerden 20-30 dk önce tüketilmesi daha faydalıdır. İhtiyaca göre günde 2-3 kere alınabilir. Ancak elma sirkesinin yoğun kullanımı potasyum seviyesinin azalmasına ve kemik yoğunluğunun zayıflamasına neden olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Ayrıca elma sirkesi, diyabet ve kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlarla etkileşime geçebileceğinden doktorla iletişime geçilmelidir.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2015_haberleri/19_09_2015_sirke_bal.asp

Bilimsel Araştırmalar Geç Kaldı! "...'Balda' İnsanlar İçin Şifa Vardır..." (Nahl(16)/69)
Balın, osmotik etkisiyle zararlı olan bakterilerdeki su çekilir ("dehidrasyon" etkisi) su kaybeder ve  ölürler.
Bal aynı zamanda bakterilerin oluşturduğu "hastalık ortamının" oluşmasını engeller. Bakteriler bu biyofilm ortamını oluşturamadıklarında birbirleriyle iletişim kuramazlar ve varlık gösteremezler. Bakteriler iletişim kuramadıklarında hastalık yapıcı toksinleri de salgılayamazlar.

Bal, bakterileri yok etmede o kadar etkili ki tedavinin ilk aşamalarında bal kullanılmalıdır. Son çare, alternatif olarak antibiyotik reçete verilebilir. Balın bu kadar kuvvetli olması, "antibiyotiğe dirençli bakterilerin" oluşmasını önlemesinden ileri geliyor. Bal, "polifenol" adı verilen çok güçlü antioksidan maddeleri de içermektedir. Bal sadece antibakteriyel değil, aynı zamanda antivirütik ve mantar önleyicidir, sürekli bir hastalığa neden olabilecek mantar oluşmasına müsait ortamları da tespit ve tedavi eder.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2014_haberleri/8_5_14_balda_insanlar_icin_sifa_vardir.asp

Kur'an'ın Mucizesi: "Bal İnsanlar İçin Şifadır"
Yaralar ve MRSA bakterisinden kaynaklanan hastalıklar üzerinde yalnızca birkaç gün içinde etkili olmaktadır. Kanser hastalarının kemoterapi tedavisi esnasında hastaların ciltlerini korumak için kullanılan bal, akne tedavisinde de etkili oluyor.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2013_haberleri/agustos_2013/superbal.asp

"Bal Çocuklar İçin de Şifadır"
Yatmadan önce çocuklara bir çay kaşığı bal vermek, hem öksürüğün şikayetlerini azaltıyor hem de daha rahat uyumalarına yardımcı oluyor.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2012_haberleri/agustos_2012/bal_cocuklar_icin_de_sifadir.asp

Meme Kanserine Karşı: Bal
Bal ve özellikle propolis, meme kanseri hücrelerini önemli ölçüde yok ediyor, çoğalmasını büyük ölçüde engelliyor.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2012_haberleri/temmuz_2012/meme_kanserine_karsi_bal.asp

Altın Yiyecek Balın Faydaları Bitmiyor
Çaya bal katıldığında fenolik madde içeriği ve antioksidan kapasite ölçülebilir şekilde artıyor.
Bal, direnci artırır, bağışıklık sistemini geliştirir ve vücudun grip gibi enfeksiyonlarla mücadele etmesini kolaylaştırır, vücudu enfeksiyonlara karşı güçlendirir. Mevsim geçişlerinde bal tüketimi daha da önem kazanıyor. Ayrıca beslenmeden doğan bazı eksikliklerin giderilmesine yardımcı olur. Bal aynı zamanda öksürük giderici olarak da kullanılabilir.

BAL YİYEN ÇOCUKLAR DAHA HIZLI BÜYÜYOR
* Genel olarak vücudun performansını ve zindeliğini artırır. Gün boyu harcayacağı enerjinin karşılanmasında önemli rol oynar.
* Beslenmeden doğan bazı eksikliklerin giderilmesine yardımcı olur.
* Yüksek mineral içeriği nedeniyle özellikle koyu renkli ballar (örneğin çam balı), çocuklarda demir eksikliğinin giderilmesine önemli katkı sağlar.
* Sindirimi kolaylaştırması, iştah açması ve gelişme bozukluklarında vücudun toparlanmasına yardımcı olması nedeniyle de çocuk beslenmesinin vazgeçilmezidir.
* Sütü tatlandırmak amacıyla bal kullanılması çocukların hem bal hem de süt tüketimini kolaylaştırdığı için faydalıdır. İsviçre'de doktorlar çocuklar için sütün özellikle balla tüketimini tavsiye etmektedir. 
* İshalin önlenmesine yardımcı olur. 
* Bal, çocuk gelişimi için gerekli vitaminler, mineraller, aminoasitler gibi pek çok yaşamsal faktörü içerir. Vücudun hücre ve doku yapımına destek olur.
* Yapılan araştırmalarda bal tüketen çocukların büyüme gelişme hızlarının daha iyi olduğu tespit edilmiştir.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2011_haberleri/kasim_2011/altin_yiyecek_balin_faydalari_bitmiyor.asp

"Bal İnsanlar İçin Şifadır": Araştıranlar Gerçeğin Farkında
Manuka balı:  özel olarak balla kaplanmış cerrahi sargı bezleri uygulayarak, antibiyotiğe dirençli enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir başarı elde edildi.
Kanserin ciltte ortaya çıkardığı hızla büyüyen yaraları tedavi etmek için bal kullanılıyor.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2011_haberleri/nisan_2011/nisan12.asp

Beyin Kanamasında: Bal Şifadır
Balın beyinde meydana gelebilecek hasarları ortadan kaldırdığı tespit edildi.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2011_haberleri/subat_2011/subat17.asp

Gerçek Bal Nasıl Olur?
Bal, çiçek balı ve salgı balı olmak üzere ikiye ayrılır. Çiçek balının içinde  polen olduğundan dolayı kristalleşir.  Polenlerin özelliğine göre bal bir gün ile bir yıl arasından mutlaka kristalize olur. Bir balda meyve şekeri fazlaysa, o bal çok uzun süre sonra kristalize olur. Salgı balları kristalize olmaz. Gerçek balın kristalize olur, kristalize olmayan bal ya salgı ya da şekerden üretilmiş sahte baldır.
 Balı kristalize olmuş şekliyle tüketmek daha iyidir. Donmuş bal 42-45 dereceler arasında 8-10 saat su dolu bir kapta ısıtılarak çözdürülür.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2010_haberleri/ekim_2010/ekim20.asp

Kur'an: ''Bal İnsanlar İçin Şifadır''
Baldaki defensin-1 isimli bir proteinin antibakteriyel potansiyele sahip olduğu ve ilaca dirençli bakterilere karşı kullanılabileceği belirlendi.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2010_haberleri/agustos_2010/agustos20.asp

Yaralara "Bal Tedavisi"
Bal, iltihaplanmış yaraların tedavisinde antibiyotiğin yerini alabilir.  
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2009_haberleri/agustos_2009/agustos1.asp

"Bal Şifadır": Türkiye'de Balın Kıymeti Bilinmiyor
Herkes güne başlamadan 3 kaşık bal yemeli. Kahvaltıdan önce yenilen bu bal, kişiyi zinde tutar, enerji verir.
Bal, vücut tarafından çabuk ve kolay bir şekilde özümlenir. Bal, kan şekeri düzeyini yükseltmek için en uygun gıdadır. Fiziksel ve zihinsel yorgunluğun çabuk giderilmesini sağlar. Balın gebelikte, çocuk sağlığında, yaşlılıkta, karaciğer ve sarılıkta, dolaşım, kalp, solunum, hazım bozukluklarında, zehirlenme, tansiyon, damar böbrek ve salgı bezleri rahatsızlıklarında, astım, sinüzit gibi birçok rahatsızlığın giderilmesinde büyük faydası bulunmaktadır. Balın, göz kataraktlarını azalttığı, birçok kornea hastalığını iyileştirdiği bilinmektedir. Alkol zehirlenmesinin tedavisine yardımcı olan bal, karaciğeri de korur.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2009_haberleri/mayis_2009/mayis27.asp

Çocuklara Balı: "Sıcak Süte Karıştırarak Vermeyin!"
Kemik gelişimi için bire bir faydalı olan bal, kaynayan suyla karıştırıldığında; enzim ve mineral özelliklerini yitiriyor. Geriye, gıdanın posası kalıyor. Böyle durumlarda, sıcak süte karıştırılan bal, içenlerde ağırlık hissi uyandırıyor.
Bal, dezenfektan ve antiseptik özelliği olup stresle mücadelede etkilidir. Diğer tatlıların aksine bal, dişleri temizleyip parlatır doğal bir macun görevi yapar.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/subat/subat65.asp

Soğuk Algınlığı İlaçları Zararlı: Bal Yararlı
6 yaşından küçük çocuklara verilen ve çoğunlukla reçetesiz satılan "öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları, işe yaramıyor ve zararlı. Burun tıkanıklığını gideren "dekonjestan"; burun akıntısı, hapşırma gibi alerjik belirtilere karşı kullanılan, "antihistaminik"; ve öksürüğü baskılayan "antitussif" türü kimyasal maddeler, yararlı olmadığı gibi, ölüm ihtimalini, 2 yaşından küçük çocuklarda artırdığı kaydedildi. Bu ilaçların, etkili olduklarını gösteren, kesin bilimsel kanıtlar bulunmuyor. Çok ciddi, ölümcül de olabilen yan etkileri gösterebiliyorlar. 
Çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balöksürüğü hafifletir.
Bal, öksürük ilaçlarıyla karşılaştırılınca; en iyi seçenektir.
Antioksidan ve antimikrobik etkisi olan bal, hava yollarındaki mukusu yumuşatarak kolayca atılmasına yardımcı oluyor. Grip salgınlarının, had safhada olduğu günlerde, öksürük şuruplarına sarılmadan önce; günde üç kez, birer tatlı kaşığı balı denemenizde yarar var. Balı, sıcak sütün içine katıp içerseniz, rahatlatıcı etkisini daha çok hissedersiniz.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/ocak/ocak35.asp

Bal: "Öksürüğe ve Boğaza İyi Geliyor"
Gribe: "Limonlu Bal"
Limonlu bal, zencefil ve karabiber. Balgamın çıkmasını ve öksürüğü kolaylaştırır. Çocuk grip ise; buruna serum fizyolojik sıkmalı ve "limonlu balı" içirilmeli. Eğer çocuk çok küçük değilse, göğsüne viks de sürülebilir.
Eğer tolore edebiliyorsa, çocuktaki yüksek ateşe de müdahale edilmemelidir. Bazı çocuklar, 38 derecede, bazıları da 40 derecede çok rahatsız olur. Eğer çocuk, yüksek ateşi olduğu halde oynuyor ve normal hayatına devam ediyorsa müdahale etmemek gerekir.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2007_haberleri/h346.htm

"Bal Şifadır": Hafızayı Güçlendiriyor
Bal yemek yaşlanmayı geciktiriyor, hafızayı güçlendiriyor ve endişe gibi problemleri ortadan kaldırıyor. Balın içindeki güçlü antioksidanlar vücudu koruyor.
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2007_haberleri/h253.htm

"Balda İnsanlar İçin Şifa Vardır"
Bal, mikrop öldürücü özelliğiyle yarayı derleyip toparlıyor, enfeksiyonu kurutuyor. Normal pansumanla toparlanmayan yaraları, ballı bantlarla iyileştiriliyor. http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2007_haberleri/h170.htm

Arı Zehri Şifadır
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2013_haberleri/nisan_2013/ari_zehiri.asp

"Apiterapi Tedavi" Yayıldıkça: Arı Ürünleri Değerleniyor
Apiterapi merkezlerinin açılması, Türkiye'de de başta arısütü olmak üzere, bir çok hastalığın önlenmesi ya da tedavisinde arı ürünlerinin kullanımını artırdı.
ARI SÜTÜ: KRALİÇEYİ UZUN YAŞATIYOR
Arısütünün; doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ dengesini düzenleyici etkisi kozmetik ürünlerinde de kullanımını artırıyor.
Dünya'da destekleyici besin olarak kullanılan arısütü, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi alan hastalar, enerji ihtiyacı olan sporcular, gelişme problemi olan çocuklar tarafından da önemli oranda tüketiliyor.
Hücre yenileyici özelliği ve nemlendirici gücü sayesinde, saç ve cilt bakımında da kullanılmaya başlanan arısütü, derinin yağ salgısını da düzenleyebiliyor. Günde bir kaşık yemek yetiyor.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/eylul/eylul11.asp

Tedavide Arı Sütü: Mucize İyileştirici!
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/agustos/agustos36.asp



ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat