yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Modern İnsan: Arabistan Üzerinden Yayıldı

Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Jebel Faya(Faya Dağı); bereketsiz çöl ve tepeleri, seyrek yağmurları ve kumlu toprağı ile sadece birkaç göçebe bedevinin dayanabileceği, tamamen yaşaması zor bir yer olarak görünüyor.

Ancak, 125.000 yıl önce her şey çok farklıydı. Çöller; bolca su ve av hayvanını barındıran bir savannaydı(geniş ova, çayır, küçük ağaçlı, yeşillik ekosistem) ve üzerlerine çıkıntı yapan(sarkan) bir kayanın koruması altındaydı. Bir grup hominid, vakitlerini taştan aletler yaparak geçirdi.

Alman araştırma grubu, bu aletlerin, Afrika'dan direkt çıkan ve Avrupa, Asya ve Avustralya'ya göç yolu ile yayılan modern insanlar tarafından yapıldığını tartışıyor. Her ne kadar çoğu araştırmacı, bir veya daha çok dalga halinde türümüzün Afrika'dan çıktığını kabul etseler de; bu tarihler, çoğu kişinin atalarımızın kıtayı terk ettiğine inandığından 50.000 yıl daha öncedir.

Londra Üniversitesi'nden Simon Armitage ve meslektaşlarının cesur iddiası, bu konuda tartışmaları alevlendiriyor. Oxford Üniversitesi'nden Michael Petraglia ise şunu söylüyor:
"Bu gerçekten çok muhteşem. Homo Sapiens, Endonezya volkanının 74.000 yıl önce şiddetli patlamasından önce, Afrika'yı terketti  ve bu felaketin, ilk insanlar için Asya'yı yaşanamaz halde bıraktığını düşünüyoruz."

Bu, şuanki konsensüs görüşünün bel kemiğini kırdı, ancak İngiltere Cambridge Üniversitesi'nden arkeolog Paul Mellars gibileri ise şunu söylüyor:
"Her ne kadar bu keşif önemli ve iyi tarihlendirilmiş olsa da, sonuç kusurlu. Hiç ikna olmuş değilim. Burada modern insan tarafından yapılmış bir kanıt yok ve ne de onlar Afrika'dan gelmiş değil."

Almanya Tübingen Üniversitesi'nden Hans-Peter ve Margaret Uerpmann, bu konuda şunları söylüyor: "Tartışma, Jebel Faya'da bulunan taştan aletler üzerinde yoğunlaşıyor. Kireç taşından oluşmuş uzun dağ, hareketli şehir merkezi Sharjah'dan 1 saatlik araba yolculuğu mesafesinde ve İran Körfezi'nden ise 55 km uzaklıkta yer alıyor. Kaya barınak, dağın sonundan başlıyor ve birkaç metre yukarısında, sadece develerin otladığı ıssız bir ova var. Asılı(sarkan, çıkıntılı) kaya oldukça mütevazi, ancak milenyum boyunca insanlar için barınak olmuş."

Burayı 2003 yılında kazmaya başladılar. Orta Paleolitik Çağ'daki materyallerin ortaya çıkmasından önce; kabaca, 300.000 ila 30.000 yıl önceye ait, demir, bronz ve Neolitik periyodlardan kalma kalıntıları ortaya çıkardılar. Ve kullanılan bir takım tekniklerle, en eski kalıntıları 125.000 yıl öncesi olarak tarihlendirdiler.

Arabistan ve onun acımasız çölleri, uzun zamandan beri, insan göçüne olanak veren bir nakil ya da yol olmaktan ziyade, daha çok engel olarak görülüyordu. Buradaki çoğu arkeoloji çalışmaları, tarih dönemlerine odaklanmaktadır. Geçmişte yapılan çalışmalar, daha nemli(yağmurlu) periyodları göstermektedir. Bu periyodlardan bir tanesi yaklaşık 130.000 yıl önce başladı. Geçen 25 yılda bulunan bu bulguların büyük bir kısmı, homininlerin Orta Paleolitik çağ esnasında, bölgede bulunduklarını göstermektedir. Örneğin, İsrail'deki Skhul ve Qafzeh mağaralarında bulunan, erken dönem Homo sapienslerine ait kafatası ve aletlerin, şuanda 100.000 ila 130.000 yıl öncesine ait olduğu tarihlendirilmiştir.

Makalenin diğer yazarlarından bir olan Anthony Marks ise, Jebel Faya'da bulunan küçük balta ve iki tarafı da keskin bıçak gibi kalıntıların, aynı periyottaki Doğu Afrika'dakilerle benzerlik gösterdiğini söylüyor. O zamanlar, bizim türümüz bu kıtada(Doğu Afrika) yalnızca hominin olarak biliniyordu. Avrupa'da ve Kuzey Asya'da çoğalan diğer homininlerden biri olan Neandertaller, bu alet kombinasyonunu kullanmıyorlardı ve Arabistan'da bulunanlarla da muhtemelen aynı değildi. Marks, ayrıca zamanda, aletlerin, aynı çağdaki Kuzey Afrika'daki aletlerden İsrail ve Aterian aletlerine benzemediğini de söylüyor. Ona göre, Homo sapiensin, Afrika'yı farklı dalgalar halinde terk etti ve Arabistan'da bulunan aletler Doğu Afrika'dan çıkan bir göçü işaret etmektedir.

Pertaglia, H. Sapiens'in bu aletleri yaptığı ve Afrika'dan geldikleri fikrini kabul etmektedir. Ekip, bu ilk modern insanların, İran Körfezi'nden bile geçip ilerlemiş, belki de Hindistan'a, Endonezya'ya, hatta Avustralya'ya gitmiş olabileceklerine inanmaktadır. Pertaglia, Endonezya patlamasından hem önce hem de sonra, Hindistan'daki erken dönem Homo sapiens'in varlığına dair deliller öne sürmektedir.
Aksine, Mellars da, Jebel Faya kalıntılarının Doğu Afrika stilinde olduğuna dair hiç bir kanıt görmemektedir:
"Her şey açıkça Afrika stili olup olmamasına bağlı. Ben bunu göremiyorum."

Arkeologlardan bir diğeri de şunu söylemektedir:
"Tek bir site, Arabistan üzerinden Afrika çıkış hipotezini doğrulamaz."

Hans-Peter Uerpmann da, aletlerin Homo sapiens tarafından yapıldığına tamamen emin olabilmek için kemik fosillerine ihtiyaçları olduğunu belirtmektedir.

MODERN İNSANIN ARABİSTAN'A YAYILMASI ÜZERİNE KANITLAR

Anatomik olarak modern insanın (AMH) Afrika'dan çıkarak ne zaman yayıldığı, bilimsel araştırmaların temel konularından biridir. Şuan var olan bilgiler, Hint Okyanusu'nun kenarından geçerek, yaklaşık 60.000 yıl önce hızlı kıyıdan bir çıkışın(göçün) gerçekleştiğini ileri sürmektedir. Son interglasiyel (buzularası) çağda, Doğu Arabistan'da insan varlığını gösteren Jebel Faya'da deliller bulunmaktadır. Jebel Faya'da bulunan aletler, Kuzeydoğu Afrika'daki Orta Taş Çağı'nın son dönemleri ile benzerlikler göstermektedir.

Bu durum, Arabistan'a göçü kolaylaştırmak için teknolojik yeniliklere gereksinim duyulmadığını göstermektedir. Bunun yerine, yükselip-alçalan deniz seviyesi ve artış gösteren yağmurlar, 6 ve 5. seviye deniz izotoplarının geçişi esnasında insanların Arabistan'da çoğalmasını mümkün kılmıştır...

Bu çalışmada Jebel Faya'dan bahsedilmektedir. Jebel Faya, 10 km uzunluğunda, kuzey-güney yönünde uzanan, kireç taşından bir dağdır ve deniz seviyesinden 350 m kadar yukarıdadır. Umman ve İran körfezlerinin her ikisinden ve Hürmüz Boğazı'ndan  55 km kadar uzaktadır. En yakınında bulunan yer, 165 km ötesinde bulunan İran kıyısıdır. Kazıların yapıldığı arkeolojik site, Demir ve Bronz Çağı, Neolitik ve Paleolitik dönemlere ait seviyeler ve kalıntılar barındırmaktadır.

Bu arkeolojik sitedeki teknolojik doku, Doğu ve Kuzeydoğu Afirika ile, Arabistan'da bilinen diğer sitelerden çok daha fazla benzerlikler taşımaktadır. Şu kesindir ki, 30 ve 10 ka arasında Jebel Faya'da insan varlığına delil oluşturacak herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Bu açıklık, aşırı kurak bir periyoda denk düşmektedir ve rüzgarla oluşan büyük kum tepesinin yerleşimi, Arap Yarımadası'nı birbirine bağlamaktadır.

Güney tarafın Arabistan bölümünde, Bab al Mandab ve Hürmüz boğazları ile birlikte Nejd Platosu, insanın yayılmasına engel teşkil eden üç önemli yerdir. Nejd Platosu düzdür ve bugün zayıf bir bitki örtüsüne sahiptir ve yüzey sularından mahrumdur. Burası, bu dar geçitlerden insan göçünü mümkün kılan iklimsel şartların tam zıddı özelliklere sahiptir. Bu boğazlar, deniz seviyesi düşük olduğu periyotlarda, karşıdan karşıya geçmesi en kolay yerlerdi. Bu düşük deniz seviyesi, Arabistan'ın iç kısmının ve Nejd platosunun aşırı kurak olduğu buzul çağıyla ilişkilidir.

Diğer taraftan, buzularası çağda, deniz seviyesi yüksekken, Nejd platosunda bitki yoğunluğu fazlaydı ve daha çok su bulunmaktaydı. Sonuç olarak, deniz seviyesindeki değişim fazı ve karasal nemin mevcudiyeti güney rotası boyunca, insanların ne zaman yayıldığını anlamamız için anahtar konumundadır...

Güney Arabistan, insan nüfusun artması için ikinci bir merkez olmuş olabilir. Yağmurlu dönemler, Arabistan yarımadasının içlerine doğru avcı-toplayıcı tarzın gelişmesine olanak sağlamıştır. 135 ile 120 ka ve 82 ile 78 ka arasında, güney Arabistan’da yağmurlu dönemlere ilişkin kanıtlar bulunmaktadır. Muhtemelen insan popülasyonları, kıyı şeridine ilaveten, Arabistan'ın içlerine doğru da arttı ve ilerledi. Karasal kaynakları kullanarak, uyumlu stratejiler geliştirdiler. Teknolojik gelişimedense, yağmurlu  güney Arabistan iklimi, bu yayılmadan sorumludur. MIS 5d ve 5b esnasındaki daha kurak şartlarda, Nejd Platosu boyunca yer alan koridor kaybolduğundan, bu popülasyonun, muhtemelen Güney Arabistan ile bağlantısı koptu.

İran Körfezi'nin ortalama derinliği, 40 m kadardır ve MIS 5d ve 5b esnasında ve 75 ka ile 14 ka arasında düşmüş deniz seviyesi, Güneydoğu Arabistan ile İran arasında karasal bir bağlantı sağlamış olabilir. Eski Dicle-Fırat nehir sistemi, İran Körfezi'ne ve oradan da Hint Okyanusu'na dökülüyordu. Bu manzara, periyodik olarak, Hint filinin yanı sıra, Mezopotamya Alageyiği, Aurox (bir çeşit iri sığır), su buffalosu gibi hayvanlar için bir koridor oluşturdu. Hint filleri, ilk tarih çağlarına kadar Kuzeybatı Mezopotamya'da bulunuyorlardı.

Sonuç olarak, muhtemelen İran Körfezi bölgesi, avantajlı dönemlerde ilk modern insanların yayılmış olabileceği diğer bir popülasyon merkezini oluşturdu. Güneydoğu Arabistan'dan İran körfezine giriş, muhtemelen, Hajar dağlarından İran körfezi havzasına uzanan çok sayıda vadi kanalları aracılığı ile olmuş olabilir. Bu kanallar, aynı zamanda, körfez öncesi (proto-Gulf) kıyılar boyunca, tatlı su kaynaklarına erişimi sağlayarak, insan göçünü kolaylaştırmıştır.

Güncelleme: 21/03/2011
Kaynaklar:
1) Andrew Lawler, Science Dergisi, Sayı: 331, çev. Kader Demirpehlivan, yaklasansaat.com, 28 Ocak 2011.
2) Simon J. Armitage, "The Southern Route 'Out of Africa': Evidence for an Early Expansion of Modern Humans into Arabia", Science Dergisi, çev. Kader Demirpehlivan, yaklasansaat.com, 28/01/2011.


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat