yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



İklim Değişikliği: Daha Çok Deprem, Volkan ve Tsunamiyi Davet Ediyor

''Küresel ısınma'' ve ''jeolojik felaketler'' arasında bir ilişki olduğunu düşünmek bazılarına saçma gelebilir. Ancak artık iklim değişiminin; depremler, tsunamiler gibi olayları etkiliyor olabileceği fikrini o kadar da yabana atamayacağız. Ülkeler Arası İklim Değişimi Paneli bu meseleyi çok özel bir raporla ele alıyor. Ekstrem olay ve felaketlerin iklim değişimi ile bağlantısını araştıracak bir birim açılıyor. Bu ilişkiyi doğrular nitelikte bir takım bilgilere sahibiz. Örneğin Hindistan'da muson yağmurları tarafından erozyona uğrayan çok miktardaki materyal, geçtiğimiz bir kaç milyon yıl içinde Hindistan plakasının hareketini etkiledi.

Bundan çok daha kısa bir zaman diliminde insan aktivitelerinin depremleri tetiklediğine dair bir çok kanıt elde edildi. Büyük barajların inşaası çoğunlukla sismik aktivite ile ilişkilendirilir. Mesela bazıları Sichuan'da 2008 yılında yaşanan büyük depremin sebebinin, depremin merkez üssüne 5 km uzaklıkta inşa edilen Zipingpu Barajı olduğunu iddia etmişlerdir. Madencilik ve sondaj faaliyetleri de küçük depremleri tetikler. Ve eğer küçük jeotermal projeler bile depremleri tetikleyebiliyorsa, tüm gezegenin ikliminin değişmesinin oluşturacağı etki pek de süpriz sayılmaz.

Aslında sorunun düğümlendiği nokta gayet basit: Yer kabuğunun üzerinde artan veya eksilen her yük, basınç ve gerilmeye neden olur. Bu olay meydana geldiğinde yer kabuğu her nerede gerilmişse, o bölgede aniden patlama ve kaymalar oluşur. Ve Dünya'mızın üzerinde hareketleri çoklukla havaya ve iklime bağlı çok ağır bir yük var: Su.

Geçmiş buzul çağları süresince, kalın ve geniş buz tabakaları Avrasya ve Kuzey Amerika üzerinde yükseldi. Buzun ağırlığı fayları hareketsiz kıldı ve mağmanın akışını baskıladı. Ancak buz eridiğinde deprem ve volkanik patlamalar tekraradan harekete geçti.

Bu buz tabakaları öylesine ağırdır ki eridiklerinde deniz seviyesi 1,2 m. yükselecektir. Halbuki su dağılımındaki ufak değişimler bile deprem ve volkanik patlamaları tetiklemeye yeterlidir. Örneğin Pasifiğin doğu mikroplakasında yapılan bir çalışmaya göre El Nino öncesi rüzgarlarına bağlı 20 cm deniz seviyesi değişimi, ayda ortalama 2 olan deprem sayısını 8'e çıkarmıştır.

Ve Pavlof Dağı, Alaska Yarımadası'ndaki aktif bir volkandır. Kışın daha çok patlama görürüz. Bunun nedeni, o mevsimde gelişen fırtınalardan dolayı deniz seviyesinin 30 cm. yükselmesi olabilir. Alaska Volkan Gözlemevi'nden Steve Mc Nutt; yarımadanın her iki tarafındaki deniz yatağındaki ağırlık arttığı için mağmanın yukarı doğru basınç yaptığını söyledi.

ERİYEN BUZULLAR

Alaska iklim değişiminin deprem ve volkanlara etkisini gözlemleyebilmek için bulnmaz bir yer. Çünkü Alaska'da yüksek enlemde bir çok volkan bulunuyor. Ayrıca bu bölge tektonik olarak oldukça aktif, bir çok aktif fay var ve ısı çok ani olarak yükseliyor.

Geçtiğimiz yüz yılda buzullar fayların hareketsiz kalmasını sağlıyorlardı. Ancak 2002 ve 2006 arasındaki sıcak periyotta buzların erimesi özellikle çok hızlı gelişti. Bu dönemde bölgedeki deprem sıklığı arttı. Bu nispeten küçük olaylar için iklim değişikliği sebep olarak gösterilse de, kesinlikle hiç bir araştırmacı iklim değişimi ile Japon mega depremi gibi büyük felaketler arasında en ufak bir bağlantı olabileceğini iddia etmiyor.

Londra College Üniversitesi'nden Volkan bilimcisi Bill Mc Guire konuyla ilgili şunları söylüyor:

"İklim değişimi devam ettiğinde biz onun depremler ve volkanlar üzerindeki etkisini daha net bir şekilde görebileceğiz. 100 yıldan daha fazla bir süre depremler ve volkanik patlamaların artıp sıklaşacağını düşünüyoruz.''

İklim değişiminin depremler ve volkan patlamaları gibi jeolojik olayları etkilemesindeki ana unsur; buzların erimesidir. Elbette şimdi son buz çağının bitimine kıyasla daha az buz mevcuttur. Ancak gezegen çok daha hızlı ısınıyor. Böylece deniz seviyesi hiç olmadığı kadar çabuk yükseliyor. 20. yy boyunca deniz seviyesi sadece 0,17 m artış gösterdi. Ancak Buzul bilimcilerin çoğu 21. yy'ın sonunnda deniz seviyesinin 1 metre artacağını tahmin ediyorlar. Bu da deniz altındaki faylara ve kıyı şeridi faylarının her metre küpüne extra bir ton ağırlığın binmesi anlamına geliyor.

Kıyı faylarındaki basıncın artışı; bu fayları ve bunlara paralel uzanan Kaliforniya'daki San Andreas, Türkiye'nin kuzeyindeki Kuzey Anadolu fay hattı ve yeni Zelenda'daki Alpine fayı gibi fayları tetiklemeye yeterlidir.  

Kıyı faylarını bir yana koyarsak, İzlanda gibi nüfusun seyrek ancak jeolojik aktivitenin yoğun olduğu bölgeler var. İzlanda'nın en büyük buz örtüsü Vatna jökyll iki aktif volkanın üzerinde yer almaktadır. Buz örtüsü 1890'dan beri %10'unu kaybetti ve bu iki etki oluşturdu. Yer kabuğu geri tepkime yaptı ve alttaki magma ocaklarını daha yakına getirerek çökmeye sebep oldu ve depremleri tetikledi. Ayrıca düşük basınçla kayalar eridi ve daha fazla magma üretildi. İkinci etki ise İzlanda'ya özgüdür. Kızgın magma neredeyse yüzeye çıktı çünkü İzlanda, Orta Atlantik şeridi boyunca uzanmaktadır.

Var olan bir magma ocağına daha fazla magma eklenmesi, ocak daha çabuk dolup boşalması gerektiği için daha sık patlama gerçeklemesi anlamına gelmektedir. Ancak patlama zamanı kestirilememektedir.
Greenland ve Antartika'da eriyen devasa buz tabakaları da buradaki ölü fayları uyandırabilir. Bu depremler çok büyük olabilir. Ancak şu an kutup bölgeleri oldukça sessiz görünüyor.

TSUNAMİ RİSKİ

Uzak bölgeklerdeki kıyısal depremler okyanusları aşacak hızda tsunamileri tetikleyebilirler ve yoğun nüfuslu bölgeleri vurabilirler. 8000 yıl kadar önce son buzul çağının bitiminden sonra Norveç'in kıyısında Storegga kayması adı verilen, devasa bir su altı toprak kayması oluştu. Tahminen 3200 km3 küp hacmindeki deniz yatağı kıyı kabuğu çizgisinde kaydı. 25 metre yüksekliğinde tsunami dalgaları oluştu, öyleki İskoçya, Norveç ve İzlanda'nın bir bölümünü yuttu.

Kaymaların depremler tarafından tetiklendiği düşünülüyor. Bu depremleri tetikleyen neden ise buzların erimesinin yer kabuğunda geri tepme hareketi. Deniz tabanındaki çalışmalar Storegga kayması, Buzul Çağı sonrası meydana gelen bir dizi mega kayma olaylarından sadece bir tanesi.

Son derece katastrofik selllerin, fırtınaların öldürücü sıcak dalgalarının ve yok edici kuraklıkların yaşandığı dünyamızda, özellikle de uzak bölgelerde meydana gelen daha fazla deprem ve volkanik patlama nispeten basit görülebilir. Ancak, iklim değişiminin korkutucu sonuçları listesine bunları da eklememiz doğru olacaktır. Çünkü herhangi bir uyarının yapılamadığı deprem gibi olaylar, tayfunlar ve sellere göre daha fazla insanın ölümüne sebep olabilirler. Bunun da ötesinde depremler, volkanlar ve tsunami gibi jeolojik olaylar tamamen bizim kontrolumuz dışındadır.

Güncelleme: 15/10/2011
Kaynak:
Caroline Williams, ''Earth Shattering'', New scientist, çev. Gökben Coşkun, yaklasansaat.com, 14/10/2011.

 


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat