yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Kral Süleyman Duvarı Bulundu

Dr. Eliat Mazar, Süleyman'ın Duvarı önünde.

Opel bölgesinde İlk Mabed zamanından kalma Süleyman'ın Duvarı, çivi yazısı tabletleri, çanak çömlek kırıkları bulundu.

Eski Kudüs şehrinin hemen yanında inşa edilmiş olan Ophel Şehir Duvarı, Davud Şehri ile Mabed Tepesi'nin güney duvarlarının arasında kalan bir bölgede. Şimdi halka açık olan bu duvar, milattan önce 10. yüzyıl olarak tarihlendirildi. Bu tarih ise İsrail Krallığı'nın en parlak yıllarına, yani Kral Davud ve oğlu aynı zamanda varisi olan Süleyman zamanına denk gelmektedir. Ophel bulguları arasında 70 metre uzunluğunda ve 6 metre yüksekliğinde Hükümdar Süleyman tarafından yaptırılmış bir duvar da var. Ancak maalesef Süleyman'ın bu yüksek kulesi henüz yeterince keşfedilemedi.

Ophel'deki arkeolojik kazılar 20. yüzyılın başlarından itibaren açık ve gizli olarak sürdürüldü. Bu süreç 2010 yılının Ocak ayında çok önemli bir keşif yapılana kadar devam etti. Dr. Eliat Mazar önderliğinde yürütülen çalışma sonucunda 21 Haziran gününden itibaren bu bölgenin halka açık olduğu duyuruldu.

"Bugünden itibaren, ziyaretçiler artık İlk Mabed'in duvarları boyunca yürüyebilecek, taşlarına dokunabilecek ve Kudüs şehrinin bir başka arkeolojik periyodu hakkında bilgilere sahip olabilecekler" diyen Jacob Fisch, Ophel'in açılmasının Kudüs için büyük bir adım olduğunu belirtti. 

Bütün kanıtlar bu yapının Hükümdar Süleyman tarafından yaptırılmış olduğu yönünde birleşiyor. Krallar 3:1'de bahsi geçen yerde ise şöyle deniyor:

”Ve Rabb'in evi, Kudüs duvarları etrafında."

3 milenyum önce Hükümdar Süleyman tarafından yaptırılmış olan duvarı keşfetmiş olmak ve ona dokunabilmek gerçekten inanılmaz. Daha da önemlisi, bu bulgular sadece Süleyman'ın, Kudüs'de bulunmuş olmasını değil aynı zamanda Tevrat'ta bahsi geçen büyük ve uygar bir İsrail Krallığı'nın burada bulunduğunu doğrular. Dr. Mazar'ın, 2010 yılında duvar keşfedilmeye başlandıktan hemen sonra bir dergiye yaptığı açıklamada şöyle deniyor:

"Henüz keşfedilmemiş olan şehir duvarları buradaki hükümranlığın varlığına tanıklık etmiştir. Onun gücü ve yapısı buradaki yüksek seviyedeki mühendisliği gösterir."

Resmi açılış töreninde konuşan Dr. Mazar işte bu sözlerini yineledi. 

"Gerçek şu ki oldukça gelişmiş seviyede bir temel, Kral Süleyman tarafından atıldı." Ayrıca duvar oldukça büyük yontulmuş taşları da yapısında barındırıyor.

Ophel'de Süleyman'ın duvarından daha fazlası var. Ophel bölgesi; büyük bir gözcü kulesi, kraliyet binası, bir miktar hamam ve bir düzine kadar çömlekden ibaret bir site bölgesi. Altı metre uzunluğundaki bu gözcü kulesi müthiş bir keşifti. İlk Mabed zamanındaki mimariyle inşa edilen bu yapı gibi dahası mevcut (Megiddo, Beersheva ve Ashdod). Dr. Mazar bu gözcü kulesinin aslında Nehemya 3:25-26'da geçen su geçidi olduğuna inanıyor. ("Pedaiah… Ve Ophel'de yaşayan mabed hizmetkarları Doğu'daki çıkıntılı kule ile su geçidini onardılar.") Dr. Mazar, Tevrat ve arkeolojik bulguların bire bir uyum içerisinde olduğunu söylüyor.

Başka bir heyecan verici bulgu ise, duvar ya da geçitten biraz daha az heybetli olan 3000 yıl öncesine ait çivi yazısı tabletleri. Uzmanların söylediğine göre bunlar Kudüs'de bulunan en eski yazılı belgeler.
Ophel'de yapılan bu son keşifler tabii ki antik İsrail hakkında yapılan arkeolojik çalışmaların bugün gelindiği son noktada meydana geldi. Bundan önce de, arkeologlar şehirde Yahudi tarihini Kudüs'le ilişkili olduğunu kanıtlayan oldukça önemli bulgulara ulaştılar (sikkeler, hükümdar mühürleri, çanak-çömlek, duvarlar).

2005'den bu yana Dr. Mazar ve ekibi başta Hükümdar Davud'un sarayı olmak üzere Tevrat'ta bahsedilen bir çok bilinmeyen yapıyı açığa çıkarmış oldu. Bu arkeolojik bulgular şu ana kadar yapılmış çalışmaların en önemli olanı. Çünkü bunlar sadece Yahudilerin Kudüs'de yaşadığını değil Tevrat'ın da doğruluğunu kanıtlıyor.

Ancak trajik olarak bir çok insan bu ilham verici gerçekliği ya inkar ediyor ya da görmezden geliyor. Örneğin, Haziran ayında gerçekleşen Ophel duvarının açılış töreni utanç verici ve üzücü bir hikaye haline geldi. Şöyle ki; batı medyasında kasten karalamalara yol açtı. Öte yandan İsrail'de ise bu tarihinin en önemli keşifleri şok edici bir sessizlikle karşılandı. Nedenine gelince, geniş bir kesim tarafından dillendirilen ve MÖ 10. yy'daki Davud'un yönetimin monarşik ve oldukça abartılmış olduğunu savunanan görüşler, yapılan son keşiflerle baltalandı ve Tevrat'ın anlattıkları doğrulanmış oldu. Bir görüşe göre Kudüs'ün tarihi Filistin'in başkenti olduğu fikri geçerliliğini yitirdi. Mr. Barkat şöyle söyledi:

"Bu bulgular 2000-3000 yıl öncesine ait ve bunlar Kudüs'ün dünyanın merkezi olduğunu gösteriyor. Ve biz bunu dünyayla paylaşmaktan dolayı sevinç içindeyiz."

Kudüs arkeologları arasına etkin bir konuma sahip olan Dr. Mazar aynı noktayı vurgulayarak şunları söyledi:

"Dünyadaki pek çok insan Tevrat ve Yeni Ahit'teki tarihi yerlerin değerini bilir. Ancak onları görmemiş olmaları onları düşünmelerini zorlaştırır. Elde ettiğimiz son gelişmelerle bu artık mümkün. Ophel duvarları arasında yürürken sanki Tevrat'ın sayfaları arasında yürüyormuş gibi hissedeceksiniz."

Üzücü olan ise, birçoklarının önyargılı ve politik bakış açılarıyla son gelişmelere kör olmaları. Halbuki, bu gelişmeler Tevrat'ta geçen Davud ve Süleyman Krallıklarını inkar etmeyi imkansız hale getiriyor. Ancak bu gelişmeler sayesinde artık Tevrat'ın gerçekliği kanıtlanmış, hatta elle dokunulabilir hale gelmiştir.

Güncelleme: 16/08/2011
Kaynak: Brad McDonadl, "Found! King Solomon's Wall?", thetrumpet.com, Çev. Furkan Demirpehlivan, yaklasansaat.com, Ağustos, 2011.


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat