yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Svalbard'ın Kurulmasına Öncülük Eden Bilim Adamı Ne Diyor?

Cary Fowler'a göre; Norveç'in uzak bir dağında, bozulmaya dayanıklı bir mahzende binlerce tohum çeşidini korumak hayat memat meselesinden daha çok bir hak ve adalet meselesi.

Eski bir üniversite profesörü ve tarımsal çeşitlilik uzmanı olan Fowler, şu anda lakabı Kıyamet günü kasası olan ''Svalbard Küresel Tohum Bankası''nı idare eden ''Küresel Ekin Çeşitliliği ve Güvenliği Merkezi''nin yöneticisidir. Proje 2008 yılında dünyanın en önemli doğal kaynaklarından birini en yüksek derecede korumaya almak için başlatıldı.

Tohum bankasının nasıl çalıştığı konusunda ve neden bu kadar çok anlam ifade ettiği hakkında Fowler'la yapılan röportajın bir bölümü aşağıda verilmiştir:

Soru: Küresel Tohum Bankası nasıl hayata geçti?
Cevap: Uluslararası bir tohum bankası düşüncesi yıllardır vardı. 9/11 ve Katrina kasırgası sonrasında bir kaçımız bu gibi tecrübeler hakkında konuşuyorduk. ''Bu günlerde dünyanın gerçekten neresi daha güvenliydi?'' Bu aklıma şunu getirdi: Er ya da geç bir felaket büyük tohum bankasını vuracak. Ve bu olduğu zaman bizler yeri doldurulamaz bir koleksiyonu kaybedeceğiz ve yüz binlerce benzersiz tohum çeşidinin nesli tükenecek. Peki biz bunun için ne yapıyoruz? Böylece ben gerekli mercilere mektup yazdım. Mektup Norveç hükümetine de gitti. Norveç hükümeti de bu sorumluluğu kabul etti.

Soru: Tohum Bankası nasıl işlevsel hale geldi?
Cevap: Olabildiğince basit olarak tasarımlandı. Eğer tohumları güvenilir bir şekilde saklamak istiyorsanız, onları belirli bir nem oranına kadar kurutmalı ve sonra dondurmalısınız. Eğer güvende olacaklarsa şu an var olan tohum bankalarının bulunduğu yerde olmamalılar. Yani biz bu kasayı New York ya da Moskova'ya koymak istemedik. Bu tohum bankasının olmasını istediğimiz yer, Dünya'nın bir çok tehlikesinden uzakta bir yer olmalıydı. Doğal olarak soğuk olmalıydı ki, tamamıyla mekanik donduruculara bağımlı olmayalım. İşte bu kasanın Svalbard'ta bulunmasının nedeni budur.

Soru: Hangi tohumların bankaya yerleştirileceğine nasıl karar verdiniz?
Cevap: Gelecekte ihtiyacımız olacak şeyi bilmek için elimizde kristal bir küre yok. Besin ve tarımla ilgili tohumlar üzerinde odaklanacağız. İnsanlara, hali hazırda elimizde bulunmayan herhangi bir çeşidi, bize göndermelerini söylüyoruz. Bir başka tohum bankası için yedek kopyalar var. Genelde, bize materyal gönderen tohum bankalarıdır. Tohum bankaları, tam olarak bankanızda ki güvenli kasa gibi iş görüyor. Dağın sahibi Norveç. Yatırımcı kimse, tohum kasasının içindekilere de o sahip oluyor.  

Soru: Bu projede, çeşitliliğin niçin oldukça önemli olduğunu anlatır mısınız? Baklagillerin sadece bir çeşidi, çok farklı tiplerinin önemli olması niçin önemli?
Cevap: İnsanlar size, "En iyi baklagili niçin korumadınız?" diye soracak. Aslında, en iyi diye bir şey yok. Bugünün en iyi baklagili, yarın bir böceğin öğle yemeği olacak veya hastalığın pençesine düşecektir. Hastalıklar ve zararlı böcekler, kendi kendilerini yok etmezler. Dirençli bir buğday, mısır, elma veya domates geliştirilir geliştirilmez, böcekler ve hastalıklar bu çevreye tutunabilmek için bir yol arayacaktır. Bu, hiç bir şekilde sonlanacak bir süreç değil.

Soru: Amacınız nedir? Düşündüğünüz özel bir rakam var mı?
Cevap: Bu aslında bir rakamlar oyunu değil. Bu bir çeşitlilik oyunu. Bazı örnekler, diğerlerinden daha fazla genetik çeşitlilik sergiliyor. Tohum mahzeninde stoklama yapmamızın amacı, en yüksek genetik çeşitliliğe sahip koleksiyonları biraraya getirmek. Dünyadaki çeşitlenmenin kendine özgü örnekleri, yaklaşık 1.2 milyon civarında, bu sayı 1.5 milyonlara kadar çıkabilir. Şu an 522 bine sahibiz. Beş yıl sonra, bu sayı, yavaşça 1.1 veya 1.2 milyonlara çıkabilir veya biraz daha geçebilir.

Soru: Öyleyse her örneği koruma işi yolunda gidiyor?
Cevap: Eğer, siz benden bu şekilde bir alıntı yapacak olursanız, bir bilim adamı da; "Bunun anlamsız ve doğru olmadığını" söyleyecektir. Onlar, haklı olacaklardır çünkü, her zaman, re-kombinasyon ve mutasyon devam edecektir. Hiçbir şekilde saklama ve korumayı bırakacağımızı söyleyemeyiz. Ancak, önümüze imkansız hedefler koymayalım. Ben şu an elimizde bulunan sayıyla çok mutluyum.

Soru: Bu alandaki tutkunuzun nedeni nedir?
Cevap: İleride, tarım sisteminin nasıl olacağını ya da nasıl iş göreceğini bilme gibi bir gücüm yok. Gelecekte, bu gezegende her gün aç yatacak bir milyar insan için endişeleniyorum. Tarihte, tarımın (besin ihtiyacı) hiç bir zaman böyle bir tehdit altında pamuk ipliğine bağlı olduğuna inanmıyorum. Bu iklim değişimi, su kıtlığı, enerji kısıtlamaları, yiyecek sıkıntısı ve fakirleşmiş toprağın bir kombinasyonudur. Bu problemler, tarıma devasa boyutta felaketler oluşturur. Eğer biz bu durumu kurtarmaya çalışırken, genetik çeşitliliği göz ardı edersek, başarılı olabileceğimizi sanmıyorum. Bu her derde deva olmasa da, diğer problemleri çözmek için bir ön koşuldur. Biz alternatif enerji kaynakları ve hibrit araçlar üzerinde kafa yorabiliriz, ancak bunları geliştiren mühendisler, ekmek için para kazanacaktır.  

Güncelleme: 28/06/2010
Kaynak: ''The Man Who Collects Seeds to Save Mankind — and Promote Justice'', smartplanet, çev. Dr. Erman Gündoğdu, yaklasansaat.com, 05/04/2010.


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat