yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Uzaylılar(Şeytanlar): Kafaları Karıştırmayı Başardılar

2010 yılının Ocak ayında, İngiltere'nin Ulusal Bilim Akademisi Royal Society; kuruluşunun 350. yıldönümü kutlamaları münasebetiyle; NASA, Avrupa Uzay Ajansı(ESA) ve BM Dış Uzay İlişkileri Ofisi'nden gelen temsilcilere ev sahipliği yaptı. Etkinlikte, ''Dünya Dışı Yaşamın Bulunması ve Bilim ve Toplum Açısından Sonuçları'' konulu tartışmada bir dizi baş döndürücü fikirler sunuldu.

İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi(Royal Society) başkanı ve kraliyet astronomu olan Lord Martin Rees, uzaylıların, insanların tanıyamayacağı bir formda, "burnumuzun dibinde olabileceğini" açıkladı. Diğer konuşmacılar ise, uzaylı yaşamının inkâr edilemez bir keşfinin yapılmasına ne kadar yakın olduğumuzu belirtmek için, "emsalsiz kanıt" ve "kahredici delil" gibi ifadeler kullandılar. Cambridge Üniveristesinde evrimsel paleobiyoloji profesörü olan Simon Conway Morris gibi bazıları da, bu bilinmeyenlerle olan temasın iyi bir şey olmayacağı konusunda şu endişelerini paylaştı:

"Bu dünya-dışı canlılar, sadece bize benzemekle kalmayıp, bizim açgözlülük, şiddet ve başkalarının kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanmak gibi zaaflarımızı da taşıyor olabilirler. Ve uzaylılar barış içinde gelseler bile, kendileri için yaşayacak yer aramak, su, mineral ve yakıt sağlama niyetinde olabilirler" dedi.

Vatikan astronomları da benzer bir şekilde "Evrende yalnız mıyız?" sorusu ile meşguller. Ve onların da üst düzey âlimleri, zeki yaşam ve uzaylı yaşamının keşfedilmesinin yakın gelecekte olabileceğini ima ediyorlar. Peder Jose Gabriel Funes, "L'Osservatore Romano" gazetesine verdiği uzun bir röportajda, evrende herhangi bir yerde kesin bir zeki yaşam olasılığı olduğunu anlattı ve böyle bir düşüncenin dinsel inançları ile çelişmeyeceğini belirtti.

Diğer bir Vatikan astronomu, Guy Consolmagno ise insanlığın, dünya-dışı yaşam zekâsının yakın gelecekteki keşfi ile karşılaşma şansının fazla olduğu çıkarımında bulundu (Mogsignor Corrado Balducci bile daha ileri giderek birkaç yıl önce uzaylıların zaten dünya ile temasa geçtiği ve Vatikan'ın bir takım liderlerinin bu durumdan haberdar olduğunu ileri sürmüştü).

"Başka yerlerde yaşamın gelişmiş olabileceğini nasıl reddederiz?" diye soran Funes "Nasıl ki dünyadaki yaratılmış varlıkları bir 'kardeşimiz' olarak düşünüyorsak, niçin 'dünya-dışı bir kardeşimiz'den de bahsetmeyelim? O da yaratılmışların bir parçası olurdu."

Rus Ortadoks bir bilgin, dünya-dışı zekâ olasılığını reddederken, Müslüman ve Yahudi liderler kendi dinlerinin dünya-dışı yaşam gerçeğine kucak açtığını söyleyerek Funes'in düşüncesine katılıyorlar.

Dünya dinleri ve hatta ABD Hükümeti bile, aniden uzaklardan gelen ziyaretçilerle karşılaşılması durumunda dünyanın politik ve dini topluluklarının nasıl bir tepki verecekleri sorusu üzerine kafa yoruyorlar. Atlantic Monthly'den Paul Davis, 2003'deki yazısında, dünya dışında bir yerlerde, tek bir bakterinin keşfi bile; insanlığı, kendisinin kim olduğunu ve kozmik planda nerede durduğunu anlaması açısından düşünmeye zorlayacağını yazdı. Ayrıca Davis, böyle bir bulgunun insan ırkını spritüel kimlik krizine sokacağını ve bu kimlik krizinin bazılarını Tanrı'ya yalvarmaya sevk edeceği yorumunda bulundu.

Açıkçası 2003'den beri çok şey değişti. Yakın zamanda yapılan anketler insanların büyük bir çoğunluğunun dünya-dışı yaşamın ortaya çıkmasının Tanrı'ya olan inançlarını değiştirmeyeceğini göstermektedir. Bu bulgular 2008'de Berkeley Kaliforniya Ünversitesi'nde yapılan bir çalışma ile desteklenmiştir. 2010'un Nisan ayında 22 ülkede 23.000 yetişkin ile yapılan Reuters Ipsos anketinde de benzer yanıtlar alınmış ve bu yanıtlara, Hindistan ve Çin'deki insanların %40'ından fazlasının uzaylıların zaten burada olduğu ve insan kılığında aramızda gezdiklerine inandıkları sonucu eklenmiştir.

Georgetown Üniversitesi'nden Professor Anthony Tambasco, dünyanın sadece dünya-dışı varlıklar için hazır olduğuna inanmıyor, aynı zamanda Mars'ta olabilecek potansiyel bir hayat ile ilgili olarak NASA'nın geçenlerde yayınladığı basın bildirgesine yanıt veriyor:

"Eğer yaşam keşfi doğrulanırsa, bu, geleneksel İncil görüşlerini açıklamaktan ziyade bu görüşleri yaygın hale getirme fırsatı sunacaktır."

Kuzey Amerika İslam Topluluğu'ndan Sayyid Syeed ise ilgili bir CNN makalesinde şunları söylüyor:

"Çoğu Müslüman da dünya dışı yaşam keşfini hoşgörü ile karşılayacaktır. Kuran'da, Allah'ın 'dünyaların' ilahı olduğu belirtilmektedir, sadece bir dünyanın değil.'

Amerika Yahudi Topluluğu'ndan Rabbi James Ruden, çoğu Yahudi'nin de, Tekvin bölümünü yorumlarken, diğer gezegenlerde hayatın var olma olasılığı kapısını açık bıraktıklarını belirtiyor.

Ancak dini topluluktaki herkes bu fikre katılmıyor. Bilhassa çoğu muhafazakâr evanjelikler, uzaylı görüşüne daha şüphe ile yaklaşıyor ve bunun şeytani bir alamet veya gelecekte Antichrist'in ortaya çıkmasına sebep olacak büyük yanılgıda bir rol oynayacağını düşünüyorlar. Meşhur Hıristiyan yazar Hal Lindsey şunu yazıyor:

"Ben bu varlıkların dünya dışından olduklarına inanmıyorum, ancak orijinleri itibariyle doğaüstü varlıklar olduklarına inanıyorum. Açık olmak gerekirse, bence bunlar şeytanlardır."

Testing the Spirits(Ruhları Test Etmek) adlı kitabın yazarı psikoloji alanında çalışmalar yapan Doç. Dr Elizabeth L. Hillstrom, kitabında; gittikçe artan sayıda alimin Lindsey'in, UFO'ların, tarihi şeytanlarla eşanlamlı olduğu çıkarımına destek verdiğini belgeliyor ve şöyle diyor:

"Bir Hristiyan perspektifinden, Vallee'nin UFO'ları açıklaması, şeytani faaliyetle paralel olduğundan dolayı oldukça çarpıcıdır. Vallee'nin kendisi, şeytani faaliyet ile ilgili İncil dışı literatürden el çekerek, UFO ve şeytanlar arasında çok sayıda parallellik ortaya koymuştur… "

Bir UFO araştırmacısı ve Fransız Ulusal Bilim Araştırma Konseyi'ne bağlı bir bilim adamı olan Pierre Guerin ise öyle çok ihtiyatlı değil:

"Şu modern UFO'larla, geçmiş günlerin şeytanları muhtemelen aynı" diyor. Kıdemli araştırmacı John Keel, UFO'lar: Trojan Atı Operasyonu ve bu konu ile ilgili diğer kitaplarında aynı sonuca varıyor:

"UFO olaylarının, genelde, asırlık şeytan fenomeninin sadece küçük varyasyonları olduğu görülüyor."

Şeytanların ufolojide bir rol oynayabileceği fikrine karşın, Michael Heiser gibi ilahiyatçılar, UFO'ların şeytanlarla otomatikman ilişkilendirilmesine karşı oldukça temkinli davranıyor."

Güncelleme: 28/12/2010
Kaynak: Donna Anderson, "Official Disclosure Prepare for Contact", officialdisclosure, çev. Kader Demirpehlivan, yaklasansaat.com.


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat