yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Avi Shlaim: "İsrail, Vicdansızların Yönettiği Haydut Devlete Dönüştü"

Prof. Avi Shlaim

Shlaim, Türkiye Başbakanı'nın Batı'da "İsrail saldırganlığına itiraz eden lider" olarak algılandığını vurguluyor. Hem İsrail hem de İngiliz vatandaşı olan Shlaim; Türkiye'nin arabuluculuk şansını kaybettiği iddialarına ise katılmıyor. Amerikan Kongresi ve Washington'a göre; Türkiye'nin çok daha dürüst bir arabulucu olduğunu savunuyor. Oxford'da uluslararası ilişkiler hocası olan Shlaim, İsrail'in Türkiye'ye ihtiyacının, Ankara'nın Tel-Aviv'e olan ihtiyacından daha fazla olduğunu düşünüyor. İsrail Silahlı Kuvvetleri'nde askerlik yapmış olan Yahudi akademisyen, kendi ülkesinin "ahlaksız ve vicdansız liderler" tarafından idare edildiğini söylüyor.

Oxford Üniversitesi'nin Yahudi asıllı İsrail vatandaşı olan uluslararası ilişkiler hocası Prof. Avi Shlaim ile yapılan röportaj aşağıda verilmiştir:

Soru: Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında Davos'ta yaşanan gerginliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Erdoğan, sizin makalenize atıf yapmaya çalışırken engellendi...

Cevap: Sempatim Erdoğan'a. Peres son derece şaibeli bir meseleyi, çok kuvvetli bir şekilde savunurken; –bana göre bu durumun savunulması mümkün değildir- Erdoğan'a adil bir cevap hakkı tanınmamıştır. Peres, 25 dakika kesilmeden konuşurken; Erdoğan'a, oturum başkanının tavrı son derece kaba olmuştur. Amerikalı gazeteci hem kaba hem tarafsızlıktan uzak, son derece başarısız bir oturum yönetmiştir. Peres'e istediği kadar vakit verirken, Erdoğan'ı engellemiştir.

Soru: Erdoğan'ın tepkisi Batı'da, özellikle Avrupa'da nasıl yankılandı?

Cevap: Genelde Batı'da özelde Avrupa'da tepki olumluydu. Zira gerçeği söyleme cesaretini gösterdi. Arap aleminde kahraman oldu. Hiçbir Arap lider, ne Peres'e, ne de saldırıya karşı bir laf etti. Amr Musa aynı toplantıda olmasına rağmen Peres'e çıkışamadı. Peres'e itiraz eden tek siyasi lider, tek Müslüman Erdoğan oldu. Batı'da İsrail saldırganlığına karşı duran bir lider olarak algılandı. Genel tepkinin olumlu olduğunu söylemek gerekir.

Soru: Türkiye hakikaten Ortadoğu'da mühim bir rol oynayabilir mi, yoksa Türkler biraz kuvvetini abartıyor mu?

Cevap: Arabulucu olarak Türkiye'nin oynayabileceği büyük bir rol var. Bunu zaten İsrail-Suriye müzakerelerinde gördük. Bu müzakereleri BM, ABD, İngiltere ya da 4'lüler (ABD, AB, Rusya ve BM) yapmadı.

Türkiye ayrıca dürüst bir arabulucu. Bir taraftan İsrail ile stratejik işbirliği, diğer yandan Filistin ve Araplarla iyi münasebetleri var. Yani ABD gibi değil, ABD dürüst bir arabulucu da değil, hiçbir zaman da olmadı. BM Güvenlik Konseyi'nin 242 No'lu kararının kabul edildiği 1967'den bu yana sayısız barış girişimi, ABD-İsrail ekseni tarafından akamete uğratıldı. ABD, bu ihtilafta her zaman İsrail yanlısı ve destekçisi oldu.

Soru: Ama bazı uzmanlar Davos'tan sonra Türkiye'nin arabuluculuk rolünü kaybettiğini söylüyor...

Cevap: Bu uzmanlar hatalı. İsrail'in, Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin İsrail'e olandan daha fazla. Davos, ikili ilişkilere tamir edilemeyecek zarar vermedi. Delili de şu: İsrailliler hadiseyi büyütmediler tam tersine Peres, Türk tarafını hemen arayarak meselenin büyümesini istemediğini gösterdi.

Soru: Gazze'nin klasik bir sömürgeye dönüştüğünü, Yahudi yerleşimlerinin ahlaksız, yasadışı olduğunu söylüyorsunuz. Neden kendi ülkenize karşı bu kadar sertsiniz?

Cevap: O makaledeki her kelimenin arkasındayım. İsrail'i eleştirmekten keyif almıyorum. Yaptığım, namusluca bugünkü İsrail'i anlatmak. Ben 1960'lı yıllarda askerliğimi İsrail Silahlı Kuvvetleri'nde yaptım. O zaman İsrail ordusu hakiki bir savunma kuvvetiydi. 1967'den sonra, İsrail sömürgeci bir güç oldu. İşgal altındaki topraklarda bir imparatorluk kurdu ve baskıcı-sömürgeci bir devlete dönüştü. İsrail'in 1967 öncesi sınırlarında tamamen meşru olduğunu düşünürken, 1967 sınırlarının ötesindeki Siyonist sömürgeci projeyi külliyen reddediyorum. Filistinliler, 41 yıldır acımasız bir askeri işgal altında yaşıyor. Asıl kurban onlar ve saygı duyuyorum Filistinlilere.

Soru: İsrail için "Tamamıyla ahlaksız, vicdansız liderlerin yönettiği haydut bir devlet" diyorsunuz. Fazlaca sert değil mi?

Cevap: Ben uluslararası ilişkiler hocasıyım. Akademik dünyada "haydut devlet" tanımı için 3 değişken var. Uluslararası hukukun sürekli ihlali, kitle imha silahları sahipliği ve siyasi gayeler için sivillere karşı terör uygulanması. Bu 3 kriteri de İsrail yerine getiriyor.

Soru: Gazze'de 400'e yakın çocuk, 200 kadar kadın öldürüldü. Bu kadar sivili öldüren İsrail Devleti'nin istikbalini nasıl görüyorsunuz?

Cevap: İsrail'in huzur bulabilmesi için bağımsız bir Filistin devletine derhal ihtiyaç var. Bunu ben değil, Başbakan Ehud Olmert söylüyor. İşgalin sona erdirilmesi ve askerlerin tamamen geri çekilmesi. İsrail, Batı Şeria'da birtakım topraklara sahip çıkmak istiyorsa Filistinliler 1'e 1 oranında İsrail topraklarından telafi edilmeli. İşgal sona ermezse İsrail yaşayamaz. Yani bağımsız bir Filistin devleti İsrail için varoluşsal bir mecburiyettir. İsrail'in işgali sona erdirerek askerlerini geri çekmesi Filistinlilere değil, İsrail'e bir iyiliktir. Çok akıllı bir Yahudi olan Karl Marx'ın dediği gibi, bir başka millete baskı yapan bir halk asla bağımsız kalamaz.

Soru: Makalenizde ABD ve AB'yi, Hamas'ı şeytanileştirdikleri için sert bir şekilde tenkit ediyorsunuz. Batı'nın Hamas'la konuşma vakti geldi mi?

Cevap: Batı artık Hamas'ı muhatap kabul etmelidir. Hamas, bir terör örgütü olarak nitelendiriliyor ama Hamas bundan daha fazlası. Bir siyasi parti, geniş tabanı olan sosyal bir hareket. Terör eylemleri yapan bir de askeri kanadı var. Bana göre Hamas da yapsa İsrail devleti de yapsa terör terördür, her türlüsünü telin ediyorum. Ancak buradaki mesele Hamas'ın demokratik yollardan seçilmiş olmasıdır. Hamas liderleri melek değil ama, halk onları seçti. Barış istiyorsak Hamas'ı muhatap kabul etmeliyiz. ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Kongre'de Hamas ile konuşmayacağını açıkladı. Hanımefendinin uyanması gerekiyor. Hamas muhatap alınmadan Ortadoğu'da barış da olmaz, bölgeye istikrar da gelmez. Batı bunu ne kadar erken fark ederse o kadar iyi.

Soru: İsrail sözcülerinin sürekli yalan söylediklerini belirtiyorsunuz. İsrail'e göre ateşkesi Hamas bozdu. Ateşkesi kim bozdu hakikaten?

Cevap: İsrailli sözcüler, çatışma boyunca çok fazla yalan attı. En büyük yalan ise ateşkes meselesi. Okuyucularınız ateşkesi kimin bozduğunu anlayamazsa hiçbir şeyi kavrayamaz. Aslında İsrail kaynakları ateşkesin İsrail tarafından bozulduğunu ortaya koyuyor.

19 Haziran 2008'de İsrail ile Hamas ateşkeste anlaştı. Hamas, füze atmayı durduracak İsrail de ekonomik tecridi kaldıracaktı. Zira 1,5 milyon insana yiyecek, yakıt ve tıbbi malzeme ulaştırılamıyordu. Bu, uluslararası hukukun yasakladığı kolektif cezalandırmadır. Gerçekte İsrail ekonomik tecridi daha da güçlendirdi. Hamas füzeleri durdurunca İsrail hava bombardımanlarını ve suikastlarına son verecekti. İsrail propagandasının aksine ateşkes son derece başarılıydı.

Ateşkesten önceki 6 ayda Gazze'den İsrail'e ayda 179 füze atılıyordu. Ateşkesten sonraki 4 ayda 3 füzeye düştü bu rakam. Bu bilgiler, İsrail Dışişleri Bakanlığı internet sitesinden. Kimse itiraz edemez. İsrail bozmaya karar verene kadar ateşkes tam bir başarı oldu. 4 Kasım'da İsrail, 6 Hamas militanını Gazze'de öldürerek ateşkesi ihlal etti. Bu konuda tartışmaya mahal yok.

Güncelleme: 10/02/2009
Zaman,
07/02/2009


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat