yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Antik Çağda Koçlarla: "Biyolojik Savaş"

Hitit tableti ve savaş arabası

Yapılan bir araştırmaya göre; biyolojik savaşlar, MÖ 1300 yıllarında başlamıştır. Bu savaşlarda, hastalıklı koçlar ve eşekler, biyolojik silah olarak kullanılmıştır. 

Tıbbi Hipotezler Bülteni'nde yayınlanan bir makaleye göre; iki antik uygarlık olan Arzavalılar ve Hititler, MÖ 1318-1320  yılları arasında yapılan Anadolu Savaşında; hastalık bulaştırılmış hayvanları karşılıklı olarak kullanmışlardır.

TULAREMİ BULAŞICI HASTALIĞI: HİTİT VEBASI

Hastalıklı hayvanlar, Francisella tularensis bakterisini taşıyorlardı. Tularemi adı verilen hastalığın nedeni de, bu bakteridir.

Tavşan ateşi olarak da bilinen Tularemi hastalığı, güçten düşürücü bir hastalıktır. Antibiyotik kullanılmazsa, günümüzde de ölüme yol açabilir. Hastalığın belirtileri; deride yaralar, lenf bezelerinin şişmesi, ateş, titreme, kilo kaybı, solunum zorluğu olarak sıralanabilir.

Bu hastalık, tavşan, koyun ve eşek gibi hayvanlar üzerinde etkilidir. Hayvanlardan, insanlara çeşitli yollarla bulaşabilir. Ancak genellikle, enfekte kene ve geyik sineklerinin ısırması sonucu bulaşır.

İlk defa 1911 yılında izole edilmiş Francisella tularensis, bulaşıcıdır. Bunun, biyoterör saldırılarında kullanılan patojenlerden biri olduğu düşünülmektedir. Trevisanato'ya göre bakteri; Doğu Akdeniz'de gelişti. MÖ 14. yüzyılın sonlarına doğru; uzun süre bu ölümcül-salgın hastalık, Orta Doğu'nun büyük bir kısmına yayıldı.

Bu salgın, "Hitit vebası" olarak da bilinir. Mısır Kralı Akhenaten'a gönderilen mektuplarda da, açıkça anlatılmaktadır. MÖ 1335 yıllarında yazılmış bir mektupta, Suriye ve Lübnan arasında, bir sınır kenti olan Simyra'da; kırıp geçiren bir salgın anlatılır.

HAYVANLARLA YAYILAN: BİYOLOJİK SİLAH

Salgını, kontrol altına almak için eşeklerin, kervanlarda kullanılması yasaklanır. Salgın, Kıbrıs'tan, Irak'a ve İsrail'den, Suriye'ye kadar yayıldı. Sonrada, savaşlardan dolayı salgın, Orta ve Batı Anadolu'ya kadar yayıldı. Arkasından, Anadolu'nun batısında savaşan askerler, adalardaki evlerine geri dönerler. Böylece salgın, daha da uzaklara yayılır.

Salgın, 35-40 sene devam etti. İnsanlara ve hayvanlara bulaştı. Ateşe, güçsüzlüğe ve ölüme neden oldu. Francisella tularensis salgını, gemilerde bulunan kemirgenler vasıtasıyla da yayıldı. Ayrıca, yine bu bölgede, MÖ 2500 yılına ait kalıntılarda, Tularensis bakterisi ile ilgili bulgulara rastlandı. Trevisanato:

"Bu bulgular, bakterinin bölgeye özgü olduğunu gösteriyor." dedi.

Araştırmacılara göre Hititler, imparatorluk döneminde, topraklarını, günümüzün modern Türkiye'sinin, Doğu Suriye sınırına kadar genişletmişlerdi. Ancak Simyra kentine saldırdıktan sonra, salgın onları şiddetle sarstı. Trevisanato, tarihteki bu olayla ilgili şu bilgileri veriyor:

"Savaştan sonra, ganimetler ve savaş esirleri nedeniyle salgın, Hitit ordusunun peşine takıldı. Salgın, Hititler'in anayurtlarına kadar geldi. Hitit'in iki kralı da, bu salgından dolayı birkaç yıl içinde öldü.
Zayıflamış Hitit İmparatorluğu, Batı Anadolu'daki Arzavalılar için, cazip bir ülke haline geldi. Böylece  MÖ 1320-1318 yılları arasında, 2 yıl sürecek yeni bir savaş başladı.

"İşte bu noktada Hititler, hastalık bulaşmış koçları ve eşekleri, düşmanı hasta etmek amacıyla kullandılar. Arşivlere göre, bu hastalıklı koçların sayısı, Arzava'nın caddelerinde, gizemli bir şekilde artmaya başladı. Hastalıklı koçlar, Arzava'nın şehirlerine, Hititler tarafından yollandı. Çünkü Hititler, bu hayvanların, hastalığın yayılmasına neden olduğunu fark etmişlerdi. Arzavalılar, Hititlere saldırdıklarında, Hititler zayıf durumdaydılar. Ancak Hititler, zayıf oldukları halde, düşmanı iki yıl içinde yendi."

HASTALIKLI KOÇLARLA: ÖLÜMCÜL SALGIN

Biyolojik silah olarak kullanılan, koç.

MÖ 14. ve 13. yüzyıllara ait tabletler, biyolojik silah teorisini destekler nitelikte. Belgeye göre; bir kadın, yanında hastalıklı bir koçla sokakları gezerek, hastalığı  bulaştırıp, yayıyor. Tabletlere göre:

"Hastalıklı koçlara rastlayan ülke, ölümcül salgına yakalanabilir."

Arzavalılar bu yöntemi, oldukça hızlı anlamış olmalılar ki, kendilerine gönderilen hastalıklı koçları, düşmanlarına doğru geriye iade ederler.

Eski kavimleri araştıran ve "Greek Fire, Poison Arrows & Scorpion Bombs: Biological and Chemical Weapons in the Ancient World" kitabının yazarı olan Adrienne Mayor, şunları söylüyor:

"Ben, hastalıklı koçların ve eşeklerin, Hititler tarafından düşman topraklarına gönderildiğine; bununda yakın Doğu'da belgelenmiş, en eski biyolojik silahlar olduğuna katılıyorum. Hatta, bundan daha eski kanıtlar, Sümerliler(Modern Suriye) incelenerek bulunabilir. Arkeologlar, Mari(Fırat Nehri üzerinde bir şehir) arşivlerinde, birbirinden farklı krallara ait, çivi yazısı tabletlere yazılmış mektuplar buldu."

Güncelleme: 31/01/2008
Kaynak: "Sick Rams Used As Ancient Bioweapons"
, dsc.discovery.com, Çev. A. Erkam Bayrakçı, 28/11/2007.



 

 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat