yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Robert Fisk: "Kibrimiz-Terörümüz Bizi Cehennem Çukuruna Götürecektir"

İnsanlığını ve aydınlığını kaybetmemiş bir OD Uzmanı ve İndependent yazarı: Robert Fisk

Beş yıl geçti ve hala öğrenemedik. Her yıl dönümünde, adımlarımız daha da küçülüyor, taşlar yerinden oynuyor, kum daha da inceliyor. Irak'taki beş yıllık yıkım, Churchill'i aklıma getirdi: sonunda Filistin için  "cehennem azabı" demişti. Irak kanla boğuldu. Biz şimdi bu durumdan pişman mıyız?

ROMA SENATOSU(ABD): "YALANLARA TEPKİSİZ"

Bugün, kısır tartışmalar içindeyiz. Yanlış giden nedir? Nasıl oluyor da insanlar, yani günümüz modern dünyasının Roma Halkı ve Senatosu(ABD); Saddam'ın kitle imha silahları, Usame Bin Ladin'in, 11 Eylül ile ilişkisi konusunda söylenen yalanlara isyan etmiyor? Bunun olmasına nasıl izin verdik? Ve savaşın zararlarını nasıl hesaba katamadık?

Amerikalılar, Irak'ta 2003 yılında rüzgâr estirmeye başladılar. Yüzlerce Irak şehri ve kasabasında, kum fırtınaları arasından bomba sesleri duyuluyordu. Bağdat'da, Filistin otelindeki pis odamda otururken, bomba sesleri altında uyumak mümkün değildi. Tehlikeli saatleri ve karanlığı geçirmek için aldığım kitapları karıştırıyordum. Tosltoy'un, Savaş ve Barışı, bana bir savaş, nasıl hassasiyet, zarafet ve korku ile tarif edilebilir, bunu hatırlattı. Bordino Savaşı'nı gazete kupürleriyle birlikte tavsiye ederim. Burada Pat Buchanan'dan yapılan, beş ay önce söylenmiş, bugün hala gücünü, öngörüsünü ve tarihi dürüstlüğünü hissettiğim uzun bir alıntı var:

TARİHTEN ALDIĞIMIZ TEK DERS: "DERS ALAMAMAK!"

"Bizim Mac Arthur Regency ile Bağdat'ta, Pax Americana zirveye ulaşacak. Ancak arkasından Müslümanların çabalarıyla; terör veya gerilla ile emperyal güçleri kovmaları sonucu, bu emperyal güç geri çekilecek."

Bir Amerikan askerinin, bir Iraklı tutukluya yaptığı, insanlık dışı muamele.

İngilizleri, Filistin ve Aden'den, Fransızları Cezayir'den, Rusları Afganistan'dan, Amerikalıları Somali ve Beyrut'dan ve İsraili Lübnan'dan attılar. İmparatorluk için yola çıktık, ancak bir sonraki tepede, bizden önce gidenlerle aynı noktada(sonda) buluştuk. Tarihten öğrendiğimiz tek ders, tarihten bir şey öğrenemediğimiz.

Nasıl oluyor da bu küçük adamlar, hiçbir bilgi olmadan ve tarihe de bir ilgi duymadan, bizi cehennemin içine sürüklüyorlar. Hiçbiri 1920'de, İngilizlere karşı olan Irak direnişini, ya da Churchill'in bir sonraki sene, kaba ve acımasız bir şekilde Irak'a yerleşmesini okumadılar.

"BÜYÜK KİBİRLİ: KÜÇÜK ADAMLAR"

Çok büyük kibirleriyle, bu küçük adamlar, beş yıl önce bizi savaşa soktular ve bugün hala hiçbir şey öğrenmediklerini kanıtlıyorlar. Anthony Blair (biz bu küçük kasaba avukatına her zaman böyle sesleniriz), yalanlarından dolayı yargılanmalıdır. Aksine, o Arap-İsrail savaşına, barış getirmeye çalıştığıını söylüyor ki, aslında durumu daha da kötüleştirmiştir.

Evet, Churchill ve Roosevelt, Avrupa'daki savaşın bitiş tarihini açıklama konusunda tartışmışlardı. Ancak bize doğrular söylenmişti. Bush ya da Blair, neden bize Iraklı direnişçilerin, Batılı ittifak güçlerine ne zaman saldırmaya başladığını açıklamadı? Öyle ki, direnişçiler sadece öldürmeye devam ederken, onlar bize, işlerin ne kadar da iyiye gittiğini açıklamakla meşguldüler.

1940'da Churchill, İngiliz halkına, Fransa'da işlerin ne kadar kötüye gittiğini açıklıyordu. Neden Blair ya da Bush, bir dakikalığına birkaç gözyaşıyla da olsa, Irak'ta haberlerin çok kötü olduğunu ve Iraklılar için üzgün olduklarını söylemediler?

George Bush hala; "Saddam Hüseyin’in devrilmesi doğru bir karardı" diyor.

"ABD'NİN KANA SUSAMIŞ YÖNETİCİLERİ"

Günümüzün en korkunç ironilerinden birisi, Amerika'nın en kana susamış yöneticileri, Bush, Cheney, Rumsfeld ve Wolfovitz, hiçbir silah sesi duymadılar ya da bir fırsat olduğunda ülkeleri için savaşmaları gerekmedi.

İstatistikler, bizim için karanlık odadaki yol göstericilerimizdir. Şu bir gerçek ki Irak'ta ölen Amerikalı sayısı 3,978. Bu 6 Temmuz 1944'de Amerika'nın Normandiya çıkartmasında ölenden (3,384) daha fazla ve aynı yıl Arnhem'de ölen İngiliz askerlerinin sayısının (1,200) üç katı. Irak'ta yaralanan Amerikalı sayısı 29,395.

Burchanan'ın uyarısındaki gibi, bu korkunç gerçek saptırılmaya çalışılıyor. Biz ordularımızı, İslam topraklarına sürdük. İsrail'in yüreklendirmesiyle cesaret kazandık. Ölen yüzlerce, binlerce Iraklı için timsah gözyaşları akıtılırken; yöneticilerimizin Irakla ilgili yanlış istihbaratları unutuldu.

"İSLAM VE TERÖR ARASINDA BAĞ YOKTUR: TERÖRİST BİZİZ"

Amerika'nın devasa askeri itibarı, geri dönülmez bir şekilde zarar gördü. Hesaplarıma göre, 11 ve 12. yüzyıldaki haçlı seferlerinden bu yana, birçok batılı güç, 22. kez Müslüman dünyasına saldırdı. Ne yapıyoruz diye sormalıyız. Petrol için mi ordayız? Demokrasi mi? İsrail mi? Kitle imha silahı korkusundan mı? İslam korkusundan mı?

Ve şimdi, korkunç bir tahmin ortaya atacağım: Afganistan'da kaybettiğimiz, Irak'ta kaybettiğimiz gibi, elbette Pakistan'da da kaybedeceğiz. Varlığımız, gücümüz, kibrimiz, tarihten ders almayı reddetmemiz ve İslam'a karşı olan terörümüz, evet terörümüz, bizi cehennem çukuruna götürecek. Ve bu Müslüman insanları rahat bırakana kadar, bizim Orta Doğudaki felaketimiz daha da ağır olacaktır. İslam ve terör arasında hiçbir bağ yoktur. Ancak, bizim Müslüman topraklarında yaptıklarımızla terör arasında bir bağ vardır. Bu, karmaşık bir denklem değil. Ve bunu doğrulamak için, kamuoyu yoklamasına da ihtiyaç yoktur.

Güncelleme: 22/03/2008
Kaynak: "Robert Fisk: The Only Lesson We Ever Learn is That We Never Learn"
, independent.co.uk, Çev. Ayhan Demirpehlivan, 19/03/2008.


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat