yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Çağdaş Uygarlığın: "Çöküşü Kaçınılmaz mı?"

Uygarlığın sonu. Gezegeni kasıp kavuran hastalıklar, açlık, savaşlar; yıkıntıların arasından kendilerine yeni baştan bir yaşam kazanmaya çalışan bir avuç şanslı insan.

Edebiyat ve sinema dünyası, bu tür öykülerle dolup taşıyor. Tarihteki bütün uygarlıklar bir şekilde çökmüş. Bizimkini neden farklı bir gelecek bekliyor olsun? Kıyamet senaryoları genellikle asteroit çarpması, nükleer savaş ya da korkunç bir salgın gibi ani darbelerle ortaya çıkan olayları merkez alır. Ancak ürpertici bir olasılık daha var: Ya uygarlığın kendi doğası, tıpkı bizden öncekiler gibi bizim uygarlığımızın da eninde sonunda çökmesini kaçınılmaz kılıyorsa? Bu yöndeki görüşler, bazı araştırmacılarca yıllardır ileri sürülüyor. Ne yazık ki "karmaşıklık kuramı" gibi yeni kavramları merkezine alan dallar, bu tezleri doğruluyor.

Öyle görünüyor ki bir toplum, belli bir karmaşıklık düzeyini aştıktan sonra giderek daha kırılgan hale geliyor ve sonunda öyle bir noktaya ulaşıyor ki; küçücük bir değişim ya da uyarıcı, her şeyi yerle bir etmeye yetiyor. Kimileri, şimdiden bu noktaya ulaşmış olduğumuzu ve artık kaçınılmaz olan çöküş sürecinin yönetimini düşünmemiz gerekir uyarısında bulunuyor. Kimileri de, henüz çok geç olmadığı ve şimdi harekete geçersek, felaketi önleyebileceğimiz görüşünde. Yale Üniversitesi'nden Charles Perrow'a göre:

"Küresel üretim sisteminde bağlantılar, o kadar sıkılaşmış durumda ki; herhangi bir bölgedeki bir aksaklık, ağın bütün alanlarında aksaklık anlamına geliyor."

Tıpkı çokhücreli bir canlıda olduğu gibi. Parçalar tek tek önemli görünmese de; herhangi bir parçadan yeterince büyük bir kayıp, tüm organizmayı son derece kırılgan hale getirebiliyor. Peki ne yapılabilir?   Karmaşıklık merdiveninin basamaklarını, teker teker inmemiz mi gerekiyor? Günümüz toplumları için bu çok zor. Uzmanlar en önemli noktanın, edindiğimiz yeni kırılganlıkların, her birine zamanında ve başarılı çözümler üretmek olduğunu söylüyorlar.

Kırılgan noktaların sayı ve çeşidiyse çok: nüfus artışı, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun büyümesi, ekonomik kararsızlık, artan silahlanma, yok olan ormanlar, küresel ısınma ve iklim değişimi...

Bunlara bir de enerji kaynaklarının tüketimi eklenmeli. Birçok uzmana göre, bu sorunları çözmek için zamanımız giderek daralıyor. Alternatif ekonomi sistemleri ya da yeni ve sürdürülebilir teknolojilerin devreye girmesinin bile yeterli olmayabileceğini söylüyorlar.

Senaryo belki biraz fazla karamsar. Ancak kaybedilecek olan şeyler de, riske atılmayacak kadar önemli. "Günümüz nüfus düzeyleri en çok fosil yakıtlara ve endüstrileşmiş tarıma bağlı" diyor Tainter:

"Bunları ortadan kaldırdığınız anda düşünmek bile istemeyeceğiniz bir nüfus düşüşüyle karşılaşırsınız."

Kimilerine göre de endüstriye dayalı uygarlığın çöküşünden, en az etkilenen kesim, en azla yetinerek yaşamayı öğrenmiş kesim olacak.

Güncelleme: 07/06/2008
Kaynak:
MacKenzie, "Are We Doomed?", New Scientist, Zeynep Tozar, Bilim ve Teknik(özet) 05/06/2008

 


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat