yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



ABD Askerlerinin Ağzından: ABD'nin Irak'taki Zulmü!

ABD'nin Irak işgalindeki yaptığı zulmü ve insanlık dışılığı, yine kendi askerlerinin ağzından anlatan bir kitap yayınlandı.

Savaşa Karşı Irak Gazileri (IVAW) ve gazeteci Aaron Glantz'ın editörlüğünü yaptığı kitap, Haymarket Books tarafından yayınlandı. Kitap, Irak'ta ABD ordusunun ve askerlerinin neler yaptığının, mide bulandırıcı tarihi kaydını gözler önüne seriyor.

"Winter Soldier Iraq and Afghanistan: Eyewitness Accounts of the Occupation" adındaki kitap, askerlerin, 13–16 Mart 2008'de, Ulusal İşgücü Koleji, Silver Spring, Maryland'de düzenlenen paneldeki, itiraflarını kapsıyor.

BİZE YEMEK GETİREN KADINI: "HAVAYA UÇURDUK!"

Irak'ta 3 dönem görev yapan ABD deniz onbaşı Jason Washburn:

"Yürüyen bir kadın hatırlıyorum. Elinde büyük bir çanta vardı ve bize doğru geliyor gibi görünüyordu. Sonra biz onu, Mark 19 otomatik bomba atıcısıyla vurduk. Toz duman kalktığında, çantanın meyve ve sebzelerle dolu olduğunu gördük. Bize yiyecek getirmeye çalışıyormuş ve biz onu havaya uçurduk."

Washburn, Irak'taki çatışmaların tartışıldığı; insanlık dışılığı, ordudaki cinsel ayrımcılık, sivil şahitlik, gazilerin sağlığı ve ordunun çöküşü gibi konuları işleyen panelde, ne kadar savsak ve ihmalkar olduklarıduygusal olarak itiraf etti: 

"Üç dönem görevim sırasında saldırı kuralları epey değişti. Tehlike ne kadar büyükse, o kadar şiddetli olmamıza izin vardı ve karşılık vermemiz bekleniyordu. Yapmamız istenen ve desteklenen başka bir şey daha vardı, göz kırpıp yap dedikleri… Bizden 'silahlar' ya da 'kürekler' taşımamız isteniyordu. Eğer bir sivili yanlışlıkla öldürürsek, vücudun üzerine o silahı ya da küreği bırakıyorduk, böylece direnişçi gibi görünüyorlardı."

Yazarın şahit olduğu dört günlük anlatımlar, kitapta toplandı. Her sayfa, Irak'ta neler yapıldığını anlatan askerlerin yıkıcı hikayeleriyle dolu olduğu için, dayanması çok zor…

Kitapta, ölülerden toplanan "hatıra" fotoğraflarından, sivillerin işkencesine ve doğranmasına kadar her şey var. Yazar Glantz:

"Bu savaşta olup bitenlerin ve savaşın gerçekte ne olduğunu, tarihe not düşmek istiyoruz" dedi.

BİZE VERİLEN EMİR: "TÜM TAKSİLERE ATEŞ EDİN!"

Bir yıl Irak'ta görev yapan 82'nci Hava İndirme'den Hart Viges telsizden aldıkları şu emri anlattı:

"Bir gün tüm taksileri ateş etmemiz istendi, çünkü düşman onları intikal için kullanıyormuş. Keskin nişancılardan biri, 'Pardon. Doğru mu duydum? Tüm taksilere mi ateş edeceğiz?' diye cevap verdi. Yarbay şöyle cevap verdi: 'Asker beni duydun. Tüm taksilere ateş edin'. Ondan sonra tüm kasaba çıldırdı, tüm birimler arabalara ateşe başladı. Bu benim savaştaki ilk deneyimimdi. Tüm geri kalan süremde de zaten bu hakim oldu."

Suriye sınırındaki el-Kaim'de bir yıl görev yapan Vincent Emanuele, hedef seçmeden tüm mermileri yaktıklarını, Humvee'lerle cesetler üzerinden geçtiklerini ve "hatıra" fotoğrafı için durduklarını anlattı:

"Irak'ta yanlarından geçen araçlara ateş etmek olağan bir şeydir. Bu istisnai bir durum değildir, 8 yıldır her gün olur."

IVAW'in Yönetim Kurulu Başkanı Kelly Dougherty, Irak'taki askerlerin hareketleriyle ilgili ABD hükümetinin politikalarını suçluyor:

"BEYAZ BAYRAK TAŞISALARDA ÖLDÜRÜN!"

"İşgallerde işlenen suistimaller, 'birkaç kötü elmanın' yanlışlarının çok daha ötesinde, hükümetimizin ABD gücünün en tepelerinde oluşturulan Orta Doğu politikasının sonucudur."

Bunu bilmek bile, anlatımların duygusal ve ahlaki yıkımını hafifletemiyor.

Kasım 2004'te Felluce'ye ABD saldırısına katılan onbaşı Micheal Leduc, şehre girmeden önce şu emri aldıklarını anlatıyor:

"Birinin beyaz bayrak taşıdığını ve size yavaşça yaklaşıp emirlere uyduğunu gördüğünüzde, bunu bir hile olarak kabul edin ve onu öldürün."

KÜRESEL MEDYA: "GÖRMEZDEN GELİYOR"

Bu Birleşik Devletler kamuoyu için önemli bir kitap, zira askerlerin şahitlikleri hiçbir büyük medyada çıkmaz. Tabi Washington Post'un Metro bölümüne gömülmüş küçük haberini saymazsanız. New York Times, CNN ve ABC, NBC ve CBS gibi kablolu kanalların hepsi görmezden geldiler.

Eski denizci Jon Turner'in ifadesinde bu somut anlatımını buluyor:

"Yanımızda ne zaman gazeteciler olsa, hareketlerimiz tamamıyla değişirdi. Her zaman olduğu gibi davranmazdık. Onlar olduğunda, her şeyi kitabına göre yapardık."

"Benim için bu savaşın nasıl bir şey olduğunun resmini veriyor" diye ekleyen yazar Glantz şöyle açıklıyor:

"Çünkü burada Amerika'da savaşın ne olduğunun rafine hali var. Ancak savaş, çok sayıda silahlı adamın, karşılarındaki çok sayıdaki adamı öldürmesidir. Eski muhariplerin şahitliklerinden de, insanların göreceği şey, yani savaşın gerçek yüzüdür."

Deniz onbaşı, Irak işgali sırasında tanık olduğu konuyla ilgili şunları anlatıyor:

"Konvoylarda, denizcilerin hazır yemek kaplarının içinde, dışkılarını yaptıklarını ya da işediklerini ve daha sonra da onları yol kenarlarındaki çocuklara attıklarını gördüm."

Iraklılar için kullanılan "hacılar", "havlu kafalar" ve "kum-zencileri" gibi aşağılayıcı tabirlerde askerler arasında yaygındı.

ÇOCUKLARI: "CANLI KALKAN OLARAK KULLANDIK"

Irak'ta 2005-2006 arasında görev yapan Scott Ewing, bir panelde, birimlerin Iraklı çocuklara "onların kalplerini ve zihinlerini kazanmanın" ötesinden nedenler için şeker verdiklerini anlatıyor. Ewing:

"Başka bir neden daha vardı. Eğer araçlarımızın etrafında çocuklar varsa kötü adamlar saldıramazlardı. Bu çocukları canlı kalkan olarak kullandık."

Glantz, sıradan bir Amerikalının kitabı okumakta zorlanacağını ifade ediyor.

Güncelleme: 22/09/2008
timeturk,
21/09/2008


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat