yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 



Iraklı Fırıncı: "Neden İslam Coğrafyasındasınız?"

"The Independent"ın ünlü Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, New York, "Democracy Now!" adlı TV programına konuktu. Juan Gonzalez ve Amy Goodman'ın sorularını cevaplayan Fisk, ABD izlenimleriyle, bölgedeki son durumu değerlendirdi. Afganistan'da gönderilecek yeni 10 bin Amerikan askeriyle, Pakistan'daki durumun karışıklığını anlatan Fisk, Amerika'nın "Oraların onların toprağı olmadığını" anlayana kadar "Ortadoğu'da hiçbir umut olmadığı"nın altını çizdi. Gonzalez, Robert Fisk'e soruları yöneltmeden önce şunları söyledi:

"ABD BAŞARISIZLIĞA MAHKUM"

"Afganistan'daki ABD stratejisi yeniden gündemde, neredeyse bu akşamki başkanlık yarışından bile önde. Afganistan'ın İngiliz büyükelçisi, bir Fransız gazetesine verdiği demeçte, ülkedeki Amerikan askeri stratejisinin "başarısız olmaya mahkum" olduğunu söyledi. General David McKiernan, Washington'da muhabirlere, Çarşamba günü Amerikalıların Afganistan'da 'zor bir savaşta' olduklarını ve 'işlerin daha iyiye gitmek yerine daha kötüye gidebileceğini' söyledi."

Soru: Ülke büyük bir krizin ortasındayken ve dışarıda da savaştayken buradasınız. Bize gözlemlerinizi anlatır mısınız?

Cevap: Ciddi bir hazırlık olmadan kurtarma planına ayarlanması oldu, tıpkı savaş sonrası Irak için bir hazırlık yapmadan Tigris nehrini geçtikleri gibi. Vurulanlar hep küçük insanlar; küçük Iraklılar, ölen yüz binlercesi; ve tabi ki zavallı Amerikalılar, üniversite eğitimi için Denizciler ya da Yedeklere yazılanların birçoğu Irak'a gidiyor ve öldürülüyor. Küçük insanlar, birkez daha, vurulanlar oluyor. Bunlar paralel şeyler, bana göre. Bunu sürekli görüyorum.

ABD'NİN ETNİK TEMİZLİĞİ: "SOYKIRIM BOYUTLARINDADIR"

Soru: Tabi ki bu ülkede, ABD kayıpları azaldıkça, basının ya da kamuoyunun Irak'a ilgisi de azaldı. Herkes işlerin iyiye gittiği düşüncesine kapıldı.

Cevap: Ha ha ha, evet. Bakın, gerçekte yaşanan etnik temizlik, bir anlamda soykırım boyutlarındadır. Amerikalılar, Irak'taki tüm büyük şehirlerdeki toplumları ayıran duvarlar diktiler. Yani gerçekte özgür bir hareket imkanı yok. Hatta artık yaşayan bir ülke bile yok...Şimdi istikametleri Pakistan olan askerlerimiz var. Şunu demek istiyorum, kimse durup da, "Bizim orada ne işimiz var?" demiyor. Pazar gazetemiz için hesapladığıma göre; 12'nci yüzyıldaki Haçlılardan 20 kat daha fazla askeri personelimiz var. Biz ne yapıyoruz?

FIRINCI: "NEDEN İSLAM COĞRAFYASINDASINIZ?"

Bağdat'ta bana şu apaçık soruyu soran bir fırıncıydı. Şöyle dedi:

"Neden siz, siz derken Batı Ordusu'nu kastediyor, neden siz Kazakistan ve Tacikistan'dasınız? Fransa'nın Duşanbe'deki hava üssü, Afganistan Helmand'daki İngilizlere destek oluyor? Neden, Pakistan'a gidiyorsunuz? Neden, Afganistan ve Irak'tasınız? Neden, Türkiye'desiniz? Neden, Ürdün ve Cezayir'desiniz?. Neden, Güney Sahara'da, Tamanrasset'te ABD Özel Kuvvetleri var? Neden, Bahreyn'desiniz? Neden, Umman'dasınız? Neden, Yemen'desiniz? Neden Katar'dasınız? En büyük hava üssünüz orada."

Verecek bir cevabım yoktu.

Ancak Batı Sahili'nde öğle yemeği yerken yanımda oturan iyi eğitimli bir bayanın, şu sözleriyle sarsıldım:

"Müslümanlar tüm dünyayı ele geçtirmek istediler, Fransa'yı şimdiden ele geçirdiler."

Yani bu nasıl olabilir? Demeye çalıştığım, bana Marslıların New Mexico'ya indiklerini söylebilirdi, zaten başka türlü de böyle bir argümana cevap veremezsiniz. Sanki bir beyin yıkaması yolculuğunda gibiyiz. Hepimiz söylemi almışız. Bilirsiniz, bizler, Palin dahil Irak'taki zaferden bahsediyoruz. Eğer Irak'a giderseniz böyle hissedilmiyor. Orada yaşarsanız da. 

GENERALLERİMİZ: "PALİN GİBİ KİLİSEDE KONUŞMADI MI?"

Soru: Irak'la ilgili olarak, bunun Tanrı'nın savaşı olduğunu söyledi.

Cevap: Evet, böyle konuşan bazı generallerimiz de oldu, olmadı mı? Hatta bunları söylerken kiliselerde üniformalarını bile çıkarmadılar. Bilirsiniz, bin Ladin'in önceki konuşmalarına baktığımızda ki bu açıklamaları gerçekte okumayız. Anlatım her zaman, "Bu bin Ladin mi? Hasta mı? Ne zaman bu açıklamayı yaptı? CIA sesini doğruladı mı?" Sesinin ne dediği hiçbir zaman ilgimizi çekmez.

Ancak hatırlarsınız, o konuşmaya devam etti, haçlılar hakkında sürekli konuştu ve Irak'ı işgal etmeden önce çok önemli birşey söyledi. Irak'taki Müslümanları, Baas Partisi yetkilileriyle, haçlılara karşı birleşmeye çağırdı. Tıpkı Selahaddin'in gayrimüslim Perslilerle, 12'nci yüzyılda haçlılara karşı savaştığı gibi. Bunu hep beraber kaçırdık. Bu direnişin fitilini ateşleyen şeydi.

"AFGANİSTAN'DA: SONSUZA KADAR KAZANAMAYIZ"

Soru: Ancak Robert bu doğru mu? Bir taraftan, örneğin iş Afganistan'a geldiğinde, her ikisi de farklı konuşmuyor. Temelde aynı fikirdeler. Ancak buradaki sorun, daha sonra ne olacak ve McCain ya da Obama, hangi yaklaşımı izleyecek?

Cevap: Bakın, Taliban Afganistan'ın yarısını kontrol ediyor. Sadece gece değil, gündüz de. İşler daha kötüleşecek diyen Petraeus'un haklı olduğuna dair hiç şüphe yok...

Bu arada Obama olayına dönelim. Bakın sonsuza kadar Afganistan'da kazanamayız. Taliban başıboş sınırlardan geçmiyor. Onlar sınır bile tanımıyor. Çünkü onlar için orası Peştunistan. Sınır Victoria zamanı Sir Mortimer Duran tarafından çizildi. Bizden başka da orada bir sınır olduğunu kabul eden yok. Pakistan ordusu da buna dahil. 

Buradaki gerçek, orasıyla ilgili bir politikamız olmadığı. Karzai hükümeti gözden düşmüş durumda. Karzai, Amerikan paralı askerlerinin yardımıyla sadece kendi sarayını kontrol ediyor. Hükümeti, uyuşturucu baronları, toprak ağaları ve katillerle dolu. Bu, sanal olarak kaybedilmiş diğer bir şehir Kandahar için de doğru. Kandahar'a birlikler artık giremiyor. Özellikle geceleri, tamamen kaybedilmiş durumda. Oraya giremezsiniz. Hiçbir Batılı Kandahar'ın caddelerinde gezemez. Kabil dışında burka giymeyen kadınlar göremezsiniz dışarıda. Ünlü kadın özgürlüğünü hatırlarsınız, eşitlik, cinsiyet eşitliği geliyordu hani? Bunlar tamamen yalan oldu. Biz orada kazanacak mıyız yani? Cidden kazanacak mıyız?

"ORASI BİZİM TOPRAĞIMIZ DEĞİL"

Soru: Bu noktada, devlet olarak tamamen iflas etmiş bir ülkeden(Pakistan'dan) bahsediyorsunuz.

Cevap: Bize söylenen şu, siyah sarıklı deli mollalar ve İran'ın çılgın Ahmedinecatı, ki gerçekten uçuk, İsrail'i yok edecek ve sonrasında tabi ki Filistinlileri de yok edecek ve ondan sonra tüm bu nükleer silahlarla yok olacaklar...

Sonra aniden Pakistanla nasıl başa çıkacağız? Tam bir deli düğümü olacak. Önce Pakistan'a birlikleri sokup toprak bütünlüğünü bozuyoruz. Sonra Marriot Otel havaya uçunca, suçluları bulmak için FBI yardım öneriyor. Yani Pakistan'ın dostu muyız, düşmanı mı? Bunu bile bilmiyoruz.

Konuşmaya başladığımızda "zafer" kelimeleri kullanıyoruz. "Orta Doğu halkları için eşitlik" gibi sözler kullanmalıydık. Eğer adalet varsa, üzerine demokrasi inşa edebilirsiniz ve ondan sonra tüm bu askerleri çekebilirsiniz. Her zaman süpermarket raflarımızdaki demokrasi ve insan hakları paketlerimizi söz vererek gidiyoruz. Ancak oraya her vardığımızda yanımızda; atlarımız, Humvee'lerimiz, kılıçlarımız, Apache helikopterlerimiz ve M1A1 tanklarımız oluyor. Orta Doğu'daki tek gelecek, tüm askeri güçlerimizi geri çekmek ve bu insanlarla siyasi, sosyal, dini ve kültürel ciddi ilişkiler kurmaktır. Orası bizim toprağımız değil.

Güncelleme: 04/10/2008
timeturk
,
03/10/2008


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat