Bali Konferansı'nın Sonucu: "Dağ, Fare Doğurdu"

Endonezya’nın, Bali Adası’ndaki BM İklim Değişikliği Konferansı; çekişmeler, pazarlıklar ve tartışmalı görüşmelerle tamamlandı. Tartışmaların temelini, ABD’nin, karbon salımlarının azaltılmasında sorumluluk yüklenmekten kaçınması oluşturmaktaydı.

Amerikan heyetinin başkanı Paula Dobriansky önce; "Biz, bu dönemde, bu formülü kabul etmeye hazır değiliz" dedi. Daha sonra, "ortaklığa katılacağız" diyerek,teklifi kabul ettiklerini bildirdi.

Konferansa katılan 190 ülkenin temsilcisi, Kyoto Protokolünün yerini alacak iklim değişikliğiyle mücadelede, yeni iklim anlaşması çalışmalarının, bir yıl içinde başlatılmasını kabul etti.

Konferansta, geçici bir uzlaşma sağlandı. Bu geçici uzlaşma da, Washıngton’un, son anda geri adım atmasıyla sağlanabildi. Tarafların üzerinde uzlaştığı taslak metne göre; karbon salımlarının azaltılmasıyla ilgili olarak; 2009’da tamamlanmak üzere müzakerelere başlanacaktır. Ancak metinde, karbon salımlarının azaltılmasına dair net hedeflerden bahsedilmiyor. Sadece, bu hedefleri destekleyen bilimsel araştırmalara atıfta bulunuluyor.

BALİ YOL HARİTASI

"Bali Yol Haritası" adı verilen anlaşma, sera etkisi yaratarak, iklim değişikliğine yol açan gazların salımını kontrol altına almada; yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve yeni bir mücadele stratejisi belirlenmesi amaçlanıyor.

Bu stratejinin, acil gereklilik olduğu vurgulanarak, yeryüzündeki ısınmanın 2 derece sınırına dayanması halinde; karbondioksit salınımlarının 2050 yılına kadar % 50’den fazla azaltılması gerektiğine dikkat çekildi. Tarafların üzerinde uzlaştığı taslak metne göre, emisyonların azaltılmasıyla ilgili olarak, 2009’da tamamlanmak üzere müzakerelere başlanacak.  

Avrupa Birliği, 2020’ye kadar, sera etkisi yaratan karbon salımlarının, % 25-40 oranında azaltılmasını istiyor. ABD ise, sayısal kısıtlamalar getirilmesine karşı çıkıyordu. Washington yönetimi, atmosferi korumayı amaçlayan Kyoto Protokolü’nü imzalamayan tek sanayileşmiş ülkedir. Kyoto Protokolü'nün süresi, 2012 yılında doluyor. 2009 yılında Kopenhag'da imzalanacak, yeni uluslararası sözleşme, 2013 yılından itibaren uygulamaya konacak. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ise, 2 haftalık konferansta sağlanan ilerlemeden, memnun olmadığını söyledi.

KRİZ BÖLGELERİ

Alman ve İsviçreli akademisyenlerin hazırladığı raporda, potansiyel kriz alanları olarak, şu bölgelerin altı çizildi:

Afrika Sahil bölgesi: Somali ve Sudan’daki çatışmalarla, zaten büyük sıkıntı içine giren Afrika’nın, doğu sahillerinde, iklim değişikliğinin etkisiyle; su kıtlığı, kuraklık ve tahıl hasadının düşmesinin, toplumsal krizleri ağırlaştırması bekleniyor.

Hint altkıtası: Buzullardaki azalma, hayati su kaynaklarını tehlikeye sokarken; muson yağmurlarındaki artış, tarıma zarar verecektir. Deniz suyu seviyesindeki yükseliş, Bangladeş’in kıyı kesimlerindeki milyonlarca kişiyi tehdit altına sokacaktır. Göç dalgaları ve açlık, Bangladeş ve Pakistan’daki yönetimleri, daha da istikrarsızlaştıracaktır.

Çin: Sıcak dalgaları, kuraklıklar ve deniz suyu seviyesindeki yükselmeler, mevcut çevre sorunlarını artıracak ve zaten ağır baskılar altındaki merkezi hükümet için, büyük sorunlar doğuracaktır.

Karayipler ve Orta Amerika: Büyük kasırgalardaki artış, ada devletlerindeki hükümetlerin, mücadele imkanlarını aşan felaketlere sebep olabilecek ve Orta Amerika ülkelerini dahada fakirleştirecektir.

Bali Konferansındaki tartışmalı ve adeta ABD'nin zorlanarak, belirsizlik içeren kararlara katılması; olağanüstü kararlar beklenirken, beklentinin altında bir sonuç çıkması; özetle, "dağ fare doğurdu" özdeyişini hatırlatmaktadır.

Yaklaşansaat,18/12/2007