Fosilleşmiş "Kabuklular" İnceleniyor: "Küresel Isınma" Doğrulanıyor

Fosilleşmiş kabukluları, analiz etmek için kullanılan yeni bir yöntem, atmosferdeki; karbondioksit seviyelerini ve gittikçe ısınan okyanuslar arasındaki ilişkiyi destekliyor.

Domatoceras, sert kabuklu mürekkepbalığına benzeyen bir canlı iken; Pentamerus,istiridyeye benzeyen, iki kabuğa sahip, omurgasız, okyanus tabanlarında kümeleşen bir canlıdır. Bu iki tür, karbon ve oksijenin, nadir bulunan izotoplarını, daha sonra fosilleşen kalsiyum karbonat kabuklarında depoladılar. Bilim adamları, nadir olan bu izotop oranını inceleyerek; karbondioksit seviyeleri ve geçmiş devirlerdeki daha sıcak iklimlerin arasındaki ilişkiyi teyit etti.

Belli başlı karbon ve oksijenin izotoplarında ekstra nötronlar bulunur. Bu izotopların en bilinenleri; (C13) karbonun, 13 ve (O18) oksijenin, 18 atomlu izotoplarıdır. Karbon ve oksijenin bu izotopları, normalden daha soğuk ısılarda kolaylıkla bulunurlar. Atomların, bağ kurması için en elverişli şartlar bilindiğinden, bu iki çift atomun, fosil kabuklularda bulunması, bu kabukların, bilim adamları için değişik devirlere ait bir termometre görevi yapması anlamına gelmektedir.

Jeokimyager Rosemarie Came, Kaliforniya Teknoji Enstitüsü’nden John Eiler ve arkadaşları, Silüryen ve Karbon devirlerinden fosilleşmiş kabuklardaki bu iki izotopu saydılar. Elde ettikleri bulguların, daha önceki bilgilerle çeliştiğini gördüler. Silüryen Dönemi’ndeki yüksek karbondioksit yoğunluğunun, okyanus ısısının daha yüksek olmasına bağlı olduğunu keşfettiler.

Eiler şöyle söylüyor:

"Bundan önceki araştırmalarda iki dönemin, küresel sıcaklık anlamında birbirlerine benzedikleri iddia ediliyordu. Oysa bizim sonuçlarımız, Silüryen tropikal okyanuslarının, Karbon dönemi’nden çok daha sıcak olduğunu kanıtlıyor. Bu sonuçlar, küresel iklim değişiminde, sera gazlarının, ne kadar önemli olduğuna dair tahminleri doğruluyor."

En eski bulgular, Nobel Ödülü kazanan Harold Urey’in, ölçümüne dayanıyordu. Bu ölçümde, ısıya bağlı olarak; kalsiyum karbonatta ve  deniz suyundaki oksijenin, 18 atomlu izotopuyla ilgili yoğunluklar ölçülmüştür. Ancak, okyanuslardaki 18 atomlu oksijen izotopunun yoğunluğuna dayandırılan bu yöntemde, fosil kayıtlarındaki bulgulardan, doğru bir sonuç çıkarabilmek, oldukça zordur. 

Eiler, yeni ölçümlerin, daha doğru olduğunu savunuyor. Çünkü onlar, deniz suyu gibi verilerden faydalanmıyorlar. Araştırma ekibi, Nature dergisinde anlattıkları yeni yöntemi, geliştirmeyi ve Paleosen- Eosen gibi geçmiş dönemlerdeki ısıları incelemek için, kullanmayı planlıyor. 55 milyon yıl önce, yeryüzünün periyodik kitlesel yok oluşu sırasında; nispeten soğuktan, aşrı derecede sıcak seviyesine kadar, ani bir sıçrama oldu. Bu ani yükseliş, Paleosen-Eosen devirlerinde, ortaya çıkan maksimum ısıydı.

Şu an ki bulgular, "iklim değişimi"ni, "sera gazlarının yönettiği" iddialarına, daha da önem kazandırmaktadır. Bu gazların, atmosferik yoğunluğunun artması da, bugünkü tehlikeye işaret etmektedir.

Güncelleme: 15/11/07
Kaynak
: "Ancient Shells Harden Link Between Climate Change and Greenhouse Gases", (Scientific American)sciam.com, çev: Meryem Bayrakçı, 12/9/2007.