yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar


 


 
Gönderen  Aranacak Kelime
Gönderen:
Yusuf

Yer:
Sanliurfa

Tarih:
05 Mart 2015, Perşembe
23:15


Mu ve atlantis imparatorluklarını anlatırken hz.ademin şirke düştüğünü ifade etmişsiniz.Allah'ın bir peygamberinin şirke düşme gibi bir ihtimali yok.bunu neye dayanarak yazdınız?
Yukarı Mail: Musellesatmusteviyye@hotmail.com 
 
Gönderen:
Halil İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
03 Mart 2015, Salı
00:49


Gönül Cihan’a cevap:
Küresel Isınma konusunda çok sayıda bilimsel araştırma YS’de de yayınlanmıştır. Basit bir site içi araştırmayla bu yazılara ulaşabilirsiniz. Küresel ısınma, bugünün insanlığının özellikle küresel ekonomi anlayışının bir sonucudur. Bugünün dünyacı, israfçı, sömürücü, insanlık dışı, çevreyi ve atmosferi bozmaya yönelik vahşi kar hırsının sonucudur. Sonsuz Yüce’nin hak sistemine aykırı bugünün yaşam felsefesi, insanlığı her açıdan; ahlaki çürümüşlüğe, fiziki çevreyi-atmosferi bozmaya, canlı yaşamı(eko sistemi) yok etmeye müncerdir. Bu nedenledir ki bu bir gerçektir. Aksini iddia edenler, hala bindikleri dalı kestiklerini görmeyenler yahut ta işine gelmeyenlerdir. Alınan ve alınacak olan küresel tedbirler hükümsüzdür ve hükümsüz olmaya mahkûmdur.

“Küresel ısınma”, Sünnetullah gereği “küresel soğuma”yı davet eder. Küresel soğuma da kapıdadır. Bütün bunlar Yaklaşan Saat’in bir gerçeğidir ve Sonsuz Yüce’nin Kıyamet Planı’nın bir parçasıdır.

İşte Sonsuz Yüce’nin uyarılarından bir uyarı:

(Hakk'ı örtenler), görmüyorlar mı? Biz Arz'a geliyoruz ve Arz'ın etrafından(kutuplarından) eksiltiyoruz. Allah, hüküm verdiği zaman, O'nun hükmünü takip edecek(engelleyecek), yoktur. O hesabı, süratli(çabuk) görendir.
(Senden) önceki Hakk'ı örtenler de, plan(düzen-tuzak), kurdular. Planların tamamı, Allah'a aittir. O, her nefsin(şahsın), ne kazandığını bilir. Kâfirler(Hakk'ı örtenler), Yurd'un(Dünya'nın) geleceği kimindir, yakında bilecekler! [RA'D(13)/41-42]

İnsanların elleriyle kazandıkları(yaptıkları) dolayısıyla, karada ve denizde fesat(büyük olaylar) ortaya çıkacak. O bazı yaptıkları(şeylerin) karşılığını tatmaları için! Umulur ki dönerler!
[RUM(30)/41]
Yukarı  
 
Gönderen:
Gönül Cihan

Yer:
Diger

Tarih:
01 Mart 2015, Pazar
00:42


Hocam sitenizi çok beğeniyor, derslerim de bile kaynak kullanarak yararlanıyorum bazı zamanlar;fakat küresel ısınmanın yalan olduğu ve bunun zaten dünyanın geçirdiği bir süreç olduğu ile ilgili ne düşünüyorsunuz.
Yukarı Mail: gonulgencer@ttmail.com 
 
Gönderen:
Taha

Yer:
Diger

Tarih:
26 Şubat 2015, Perşembe
22:12


S.a eski kavimler bölümünde kayıp atlantis mu yazısı çok ilgimi çekmişti dr Halil Bayraktar hocamızın eline sağlık o yazıda cinni ve şeytanların insanları tanrı yarıtanrı titan diye kandırıp doğru yoldan çıkardıkları yazıyordu bende bu konuyla ilgili olarak Ahmed ibni fadlanın seyhatnamesinde şu satırları gördüm "Bulgar hükümdarının ülkesinde sayılamıyacak ka­dar çok acâip şeyler gördüm. Bunlardan biri şudur:
Onun ülkesinde ilk kaldığımız gece güneş batmadan tam bir saat önce semanın iyice kızardığını gördüm. Gökten şiddet­li sesler ve büyük bir gürültü geldiğini işittim. Başımı kaldır­dım. Yakınımda ateş gibi kırmızı bir bulut vardı. Bu gürültü ve sesler ondan geliyordu. Dikkatle baktım. Bulutun içinde in­sana ve hayvana benzeyen hayaller, bunların ellerinde yaylar, mızraklar ve kılıçlar bulunuyordu. Bu karaltılara dikkatle ba­kıyor, iyice farketmeye çalışıyordum. Tam bu sırada, bu bulu­ta benzer başka bir bulut ortaya çıktı. Onda da insanlar, hay­vanlar ve silâhlar görünüyordu. Bir süvari birliğinin diğerine hücum ettiği gibi bu birliklerden biri, diğerinin üzerine saldır­maya başladı. Biz, bu durumdan çok korktuk. Allah'a yalvar­maya ve dua etmeye başladık. Yerliler ise bize gülüyorlar ve bu halimize hayret ediyorlardı.[1]
İbn Fazlân der ki: Biz, bir birliğin diğerine hücumuna ba­kıyorduk. İki birlik birbirlerine giriyorlar, bir müddet sonra ayrılıyorlardı. Bu hal gecenin epey bir kısmında devam etti. Son­ra her iki birlik de kayboldular. Hükümdara bunun ne oldu­ğunu sorduk. Cevaben, atalarının «Bunlar cinlerin mü'minleri ile kâfirleridir.» dediklerini, çok eski zamanlardan beri her ak­şam bu şekilde çarpıştıklarını söyledi." Günümüzde ise bu şeytanilerin uzantılarını görmek isteyen arkadaşlar immortals filminin sahnelerinde ve görsellerinde aynen bulut içinde savaşan sözümona lejyonlar göreceklerdir asırlar boyu kandırmaca ve sapkınlık devam ediyor.
Yukarı Mail: karakan04@mynet.com 
 
Gönderen:
Hacer

Yer:
Istanbul

Tarih:
09 Şubat 2015, Pazartesi
12:07


Yazılarınızı sürekli okuyanlardanım .Çalışmalarının karşılığı olarak sadece Allah rızasını isteyenlerden Allah razı olsun .Anlattıklarınızı yaşayarak veya çaresiz izleyerek öğreniyorum .Sonuç ise eşhedü en la ilahe illALLAH ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resulühu. İşte ağyarını mani efradını cami tarif budur ki tümleyeni ve kapsayanı Kuran-ı Kerim -in içindedir. Esselamün aleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
öberösterreich

Yer:
Diger

Tarih:
08 Şubat 2015, Pazar
03:03


S A

Ilk öncelikle Allah'ım sizden razi olsun.
Bütün emegi gösderenlere hepsindende Allah razi olsun.
Ben cok korkuyorum
Herseyin farkindayim ve cok korkuyorum.
Yalvarıyorum bana yardim edin.
Ben böyle ölmek isdemiyorum
Hep bos yasadim.bu yasima kadar
Ama cok az vakdim olduğunu biliyorum.hersey çıktı nerdeyse.
henüz gec değilken bana yardim edin...
Allahima teslim olmus hidayetle gitmeyi nasip etsin bana.
Yukarı Mail: silaelif20@gmail.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
10 Aralık 2014, Çarşamba
15:02


OKUYUCULARIN DİKKATİNE

KUR'AN'IN "MERKEZİ KAVRAMLARI" NASIL BUHARLAŞTI? ana başlığı altında KÖLELİK(abd) kavramından sonra İLAH kavramı ve İSLAM yayınlandı. Yayınlanan yazının başlığı ve adresi aşağıdadır:

KUR'AN'IN MERKEZİ KAVRAMI: "İLAH" VE "İSLAM"
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavramlari_nasil_buharlasti.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
takipçi

Yer:
Diger

Tarih:
03 Aralık 2014, Çarşamba
22:31


Sayın izleyici; YS önerinizi dikkate almış olsa gerek site haritasını yenilemiş. Bu şekilde yazılara daha kolay ulaşılabiliyor. Ayrıca sitenin tasarımı bana göre harika, her şey yerli yerinde ve düzenli, okuduğunuzu nasıl bir daha bulamıyorsunuz doğrusu anlayamadım, yazıları biraz daha dikkatli incelerseniz konulardaki bağlantı ve bütünlüğü fark edersiniz diye düşünüyorum.
Yukarı  
 
Gönderen:
izleyici

Yer:
Diger

Tarih:
24 Kasım 2014, Pazartesi
14:52


ya şu sitenin tasarımını değiştirin artık bi okuduğumu imkanı yok bi daha bulamıyorum
Yukarı Mail: igoktas43@yahoo.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:

Tarih:
18 Kasım 2014, Salı
13:45


Okuyucularımızın dikkatine;

Sitemizde yayınlanmış ve seslendirmesi yapılmış yazıların tamamına erişebileceğiniz 'Seslendirmeler' butonu, ANA SAYFA penceresine ilave edilmiştir. Bu pencereden istediğiniz makaleyi sesli dinleyebilirsiniz.

http://www.yaklasansaat.com/yaklasansaat_seslendirmeler.asp


Yukarı  
 
Gönderen:
Hasan

Yer:
Diger

Tarih:
02 Kasım 2014, Pazar
17:29


Abdullah bey,

Şu an dünyada mevcut olan edebiyat, sanat, sinema gibi unsurların bir takım küresel güçlerin kontrolünde olmadan hüdayinabit bir şekilde oluştuğu düşünülebilir mi? O halde insanları heyecanlandıran, hayallendiren, düşüncelerini şekillendiren, yönlendiren, korkutan, ümitlendiren bu yapımlar kimin tezgahından geçiyor? Küresel efendilerin İblis felsefeleriyle dokuduğu bu düşünceler insanoğlunu nasıl bir sona hazırlıyor? Açıkça dünya insanlığı bir yöne, yola doğru sevk edilmekte, gerçek ve yalanlar ters-düz edilerek oluştulan enigma ile zihinler bulandırılmaktadır. Bilinçsiz beyinler, vahiyden habersiz, Kur’an’ı arkasına atan kişiler ise tüm bu şeytani saptırmalardan haz alarak, onları hayran hayran seyretmektedir.

Kur’an bu saptırıcı kimseler hakkında bakın ne diyor:

Üzerine Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin. Muhakkak o fısktır. Şüphesiz şeytanlar, sizinle mücadele etsinler diye dostlarına vahyeder. Şayet siz onlara itaat ederseniz, muhakkak sizler de müşrikler olursunuz. [EN'AM(6)/121]

Aksi iddialar, ya naiflik olur ya da küresel efendilerin avukatlığını yapmaktan öteye geçemez. Bunlar sadece Yüzüklerin Efendisi filmi/romanı için geçerli değildir, tüm şeytani felsefe ve amaçlara hizmet eden yapımlar bu minvalde değerlendirilmelidir. Bunlara bir diğer örnek de Harry Potter isimli roman/sinema filmi gösterilebilir. Gerek konusu ve gerekse kitabın yazarının ifadelerine bakarsanız bu gerçek çok net bir şekilde anlaşılır.

Size tavsiyem eğer yapabilirseniz Tolkien avukatlığını ve filme olan hayranlığınızı bir kenara bırakıp tüm bu sorular eşliğinde objektif bir akılla konuyu değerlendirmenizdir. Film analizini bir kez de bu gözle okuyun.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Ankara

Tarih:
01 Kasım 2014, Cumartesi
20:50


Merhaba.Yüzüklerin Efendisi hakkında yazılmış olan inceleme hakkında kendimi kısaca ifade etmek istiyorum.Fantastik kurgu fantastik öğeler barındıran kurgusal edebiyat türüdür.Bu türün amacı edebiyatın en temel işlevi olan estetik haz vermeyi olağanüstülükleri kullanarak yapmaktır.Fantastik edebiyat şeytani değildir. Tolkien kitaplarında herhangi bir şeyi çarpıtmamıştır.Kendisi birçok kültürden,hikayeden ve dinden ilham alarak bu hikayeleri yazmıştır.Kendisinin gerçekte olandan farklı bir yaratılışı düşünmesi onu iblisin elçisi yapmaz.Yazıyı saygı sınırları çerçevesinde yazdığmı düşünüyorum inşallah yayınlarsınız.TEŞEKKÜRLER
Yukarı  
 
Gönderen:
Sephora

Yer:
Diger

Tarih:
27 Ekim 2014, Pazartesi
01:58


Ölüm kapımızda, uyarılar yakınımızda ve Yaklaşan Saat'in şafağında Rabbimizin elindeyiz.
Şimdi her zamankinden daha fazla O'na yakın olmanın, O'ndan daha çok korkmanın, O'nu daha çok sevmenin, O'na yönelmenin ve O'nu hatırlamanın vaktidir. Suçlarımızı görmenin, bağışlanma dilemenin, uyanık olmanın, düşmanımızı bilmenin, muhasebe yapmanın ve şu kısa hayatta sadece Allah'a köle olarak yaşayıp ölmenin vaktidir.
O'nun kulpuna sımsıkı tutunan kurtuluştadır, O'nun boyası ile boyanan en güzel renktedir, Ona kölelik ise en büyük şereftir. Allah'ın rahmetini diler, her türlü şirkten ona sığınır, tüm ümit ve korkularımızla O'na yakararak O'ndan iman ve kurtuluş temenni ederiz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
05 Ekim 2014, Pazar
13:10


İsmail a.s.ı İbrahim a.s.a bağışlayan Allah a hamdolsun .Ve yine bize de evlatlarımızı bağışlayan Allahım bugünümüz için de sana şükürler olsun.Kardeşlerim bayramımız mübarek olsun.Ezan okuyan Bilal im için de Allaha hamdolsun. Gönlüm sizinle birlikte. Esselamünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
Tarık

Yer:
Afyon

Tarih:
07 Eylül 2014, Pazar
16:43


Kuran'da Balarısı

Kuran'da iki ayet balarısından bahsediyor: Nahl suresi 68 ve 69. Bu ayetlerde geçen Allah'ın arıya emirleri dişi şahıs için yapılmış. Ve bugün biliniyor ki balı "dişi olan işçi arılar" üretiyor. Ve sadece bal üretimi de değil.

(Aşağıdaki numaralar karşılıklı eşleşen ifadeler için kullanılmıştır.)
Nahl Suresi 68 ve 69'da geçen ifadeler:

(1) ittehizi minel cibali buyuten: dağlardan evler edin(dişi)

(2) kuli min kullis-semarati: ürünlerin hepsinden ye(dişi)

(3) fesluki subule rabbike zululen: Rabbi'nin yollarında boyun eğmiş olarak dolaş(dişi)

(4) yehrucu min butuniha şerabun: karınlarından(dişi) bir içecek-şerbet çıkar

YS'nin "Şifa Üreten Arı Toplumu" yazısından ifadeler:

(1) Mum ifrazı ve peteklerin yapımı işçi arıların görevidir.

(2) Çiçeklerden polen ve nektarı işçi arılar toplar.

(3) Su, propolis, polen ve nektarın aranıp bulunması ve kovana taşınması işçi arıların görevidir.

(4) Nektarı işçi arılar bala dönüştürüp peteklere doldurur.
Yukarı  
 
Gönderen:
Ayşe

Yer:
Diger

Tarih:
02 Eylül 2014, Salı
20:18


okuyucuların dikkatine;

videolar bölümünde SUBHANEKE YA RAHMAN adlı çok güzel yeni bir ilahi yayınlanmış.

http://www.yaklasansaat.com/videolar/subhaneke_ya_Rahman.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Hacer

Yer:
Diger

Tarih:
29 Temmuz 2014, Salı
09:44


Kıyamete kadar insanlığa peygamberlik yapacak Kuran-ı kerim i takip eden [sağına -soluna-ardına almadan] Onu önder olarak kabul eden bütün müslümanların -karrdeşlerimin bayramı bereketli ve güzel olsun .Allah bizden razı olsun.ESSELAMÜNALEYKÜM .
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
12 Temmuz 2014, Cumartesi
01:16


Bende kitapları pdf formatında mümkünse talep ediyorum. Burada amaç para kazanmak değilse bu böyle olmalı.
Yukarı  
 
Gönderen:
Okyanus

Yer:
Diger

Tarih:
24 Haziran 2014, Salı
02:05


Yaklaşansaat yazarları da pek tabii ki bilimsel gelişmeleri takip ediyorlar. Bununla harmanlayıp yapıp ortaya bir fikir çıkıyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
Kemal

Yer:
Adana

Tarih:
23 Haziran 2014, Pazartesi
20:33


YER ALTINDA OKYANUSLARIN 3 KATI SU KEŞFEDİLDİ
"YER ALTINDA OKYANUSLARIN 3 KATI SU KEŞFEDİLDİ" haberi, takipçilerin hatırlayacağı üzere daha önce YS'nin Nuh Tufanı ile ilgili “KÜRESEL YOK OLUŞ: NUH TUFANI” başlıklı yazısını teyit etmektedir. (http://www.yaklasansaat.com/eski_kavimler/nuh/kuresel_yok_olus_nuh_tufani.asp) Yazıda yer altındaki manto bölgesinde yeryüzündeki tüm okyanus ve sulardan kat kat fazla su olduğundan bahsedilmişti. Bu yazıyı tekrar okumanızı öneririm.
Yukarı  
 
Gönderen:
anonim

Yer:
Istanbul

Tarih:
22 Haziran 2014, Pazar
18:09


ys kitapları diye neşredilen eserleri pdf olarak webden indirip okumamızı ince gönlünüzden istiyorum vesselam
Yukarı Mail: halise@gmx.com 
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
13 Haziran 2014, Cuma
01:27


Sayın Yördem,

Kısa yazacak zamanım olmadığından cevabım biraz uzun oldu maalesef.

Önce yanlışları düzelterek başlayalım:
Kevkeb Kuran’da 3 surede 3 ayette geçmektedir ifadesi doğru değil. Kevkeb Kuran’da 5 yerde geçmektedir: 6/76, 12/4, 24/35, 37/6, 82/2.

Sizin bahsetmediğiniz 24/35’te Allah’ın Nurunun parlaklığını incimsi YILDIZa benzetmektedir. Yine bahsetmediğiniz 6/76’ta kevkeb ile İbrahim (as)’ın gece olunca YILDIZ görmesi ve buna Rabbim dedikten sonra gündüz batmasıyla batanları ben sevmem demesi anlatılıyor.

Kevkeb kelimesini Mevlüt Sarı, Müfredat, Serdar Mutçalı gibi sözlük kaynaklarında incelediğimizde en yaygın ve ağır anlamı olarak yıldız verilmiş bununla beraber gezegenlere de işaret ettiği anlatılmış. Yani kelimenin yıldız anlamı kenara fırlatılıp atılamaz ki yukarıda bahsettiğim ayetlerde de bu yıldız anlamı daha net gözüküyor.

Kevkeb kelimesinin anlamlarını ve ayetlerin işaret ettiği mevzuları hiç konuşmadan önce bunları bir kenara koyarak sizin yaklaşımınızdaki yanlışlığı ortaya koymak gerekiyor. YS sitesinin defalarca anlattığı bir gerçek var:

Kur’an’da İslam nedir sorusunun cevabı herkesin anlayacağı şekilde muhkem ve apaçık ayetlerle ve birçok açıdan defalarca Kuran’da anlatılmıştır. Herkes bu sorunun cevabını ARACISIZ Kur’an’dan almaktan mesuldür, bundan sorulacaktır. İslam yani Allah’a koşulsuz teslimiyet-kölelik ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak ancak böyle olabilir zaten.

Diğer Kuran’da saklı bulunan ilmi-tarihi bazı gerçekler, fıkhi ve/veya müteşabih ayetlerin anlaşılması için ise ilmi bir metodolojiye sahip olmak gerekir. Ayetlerin öncesi sonrası, Kur’an’ın bütünlükçü bir yaklaşımla ele alınması, kelimenin ve tüm akraba kavramların Kur’an’da detaylı şekilde taranması gibi bir çok prensipten müteşekkil bu ilmi metotun bazı öğelerini YS’deki “Kur’an’ın Merkezi Kavramları Nasıl Buharlaştı“ yazısında bulabilirsiniz. Forumda da çok tekrarlanan bu konuyu ben yeniden tekrarlamayacağım.

Sizin yaklaşımınızdan gördüğüm ise aklınıza nasıl geliyorsa “bu da olabilir, neden olmasın? Belki de şöyledir. Milyonlarca senaryo olabilir, alın size benimki de bu. Benimkini de dışlayamazsınız, sonuçta ne olacağı bilinmez” gibi bir yaklaşım ki külliyen yanlıştır.

Kur’an’dan bir kelimeyi alıp onu bile düzgün incelemeden, araştırma yapmadan, bilimin konular hakkındaki kısıtlı verilerini bile kafanıza göre yorumlarla genişleterek kendi mantığınıza ayetleri uydurma arayışı tamamen YS’deki “Radikalizm İslam değil hastalıktır” yazısının konusudur. Okumanızı tavsiye ederim.

Örneğin Kevkeb kelimesinin Mevlüt Sarı sözlüğünde geçen anlamlarından birisi de hapishanedir. O zaman ben de şimdi haşa bu anlamı alarak 82/2 ayetini Hapishaneler dağıtlıp kaybolduğu yani artık hapishane diye bir yer kalmadığı zaman diye alırsam bu ne kadar yanlışsa metodolojik olarak bakıldığında sizinkisi de o kadar yanlıştır. Yine Sema kelimesine baktığımızda şu ayetleri görüyoruz:

6/6: …Semadan üzerlerine yağmur yağdırmıştık ve altlarından akan nehirler kılmıştık…

2/19: … yahut semadan boşanan bir yağmur hali gibidir ki onda karanlıklar var, bir gürleme, bir şimşek var …

Kuşatamadan bu üstteki gibi birkaç ayetle ve sözlük anlamıyla radikalci mantık yapsam herhalde şöyle derdim:

“Bu ayetlerde açıkca Sema denerek bildiğimiz atmosfer kısmı anlatılmaktadır. Yağmur Güneş Sisteminden inmediğine göre demek ki o zaman Sema bildiğimiz şu mavi gökyüzüdür. Gökyüzünün ötesi ve Ay da 2. Semada yer alıyordur. Mars 3. Sema olabilir, Jüpiter de 4’tür muhtemelen.”

İlmi metottan mahrum kuru mantık işte insanı böylesine savurur, hatta bu yaklaşımla apaçık muhkem ayetlerde ne yazık ki her gün hepimizin gözü önünde çarpıtılıp tanınmaz hale getirilmekte, batıl elbisesi hakka giydirilmektedir. Bu radikal-mantıkçı yaklaşıma kerameti kendinden menkul bir tekillik de eşlik ederse kafa kesen hasta radikal oluşumlardan tutun Yahudi Hristiyanları cennetlik ilan edenlere kadar birçok oluşum ortaya çıkar.

Yaklaşımınızın yanlışlığından sonra birkaç yazıdır etrafında dolandığınız Sema konusuna gelirsek, Semanın sınırlarını elbette ancak Allah bilir. Bu konular ciddi araştırmaları, hem Kuran’daki ayetlere hem de bilimin vardığı ilmi gerçeklere belli bir vukufiyeti gerektirir. Ancak şu kadarını diyebilirim ki, ilmi olarak gelinen şu noktada sizin dediğiniz ya da demek istediğiniz gibi Sema’yı sadece Güneş Sistemi ile sınırlamak doğru değildir. Bugün bilim her biri milyarlarca yıldızdan oluşan milyarlarca galaksiyi keşfetmiş, Güneş Sisteminin dışına dahi uzay aracı göndermiştir. Ayette bahsedildiği üzere çıplak gözle bile baktığımızda Semayı süsleyen, bizim Güneş Sisteminin çok uzağındaki yıldızları ve Samanyolu Galaksisinin bir kısmını görebiliyoruz.

Kur’an’da, Sonsuz Yüce Allah “Semayı Biz elimizle inşa ettik ve Onu genişletmekteyiz” (51/47) derken bilim adamları çok yakın zamanda tüm görünen Evrenin genişlemekte olduğunu keşfetti. Kuran, “O gün SEMAyı Kitabın sayfalarını dürer gibi düreriz, ilk yaratmaya nasıl başladıysak öyle iade edeceğiz. Bu üzerimize bir vaaddir. Bizler Yapanlarız.” (21/104) buyururken ve bilim de Büyük Patlama ve Büyük çöküşü keşfetmişken Semayı sadece Güneş Sisteminden ibaret saymak nasıl olabilir? Bu ayetler ve örnekler çoğaltılabilir.
Son olarak, size tavsiyem Kur’an’daki ilmi ayetleri bu şekilde kuru mantıkla sağa sola çekmek yerine Kur’an’dan o herkesin sorumlu olduğu, Peygamberlerin esas gönderiliş amacı (21/25), insanların ve cinlerin yaratılış amacı (51/56), herkesin de tek kurtuluş kapısı olan İslam’ın ne olduğunu anlatan ayetlere yoğunlaşın. Bu amaçla YS’de yer alan “Kur’an’da İslam” linkindeki ayetleri okumanızı tavsiye ederim.
Yukarı  
 
Gönderen:
ftm

Yer:
Diger

Tarih:
12 Haziran 2014, Perşembe
18:57


Filmlerdeki mesajlar ve yönetilen bilinçaltı(gerçi artık altı üstü kalmadı her türlü yönetiliyor insan) konusu ilgimi çekiyordu. Farkında olan bazı insanları programlarda dinleyince filmlerin öyle hayal ürünü olmadığını hatta bilim kurgu diye bir şey olmadığını aksine kasıtlı kurgular olduğunu gördüm. Bu sitedeki şeytan imzalı filmler bölümüne kesinlikle eklenmesi gereken bir yabancı dizi var. Torchwood, sezon 5.miracle day. Tanrıdan önce kıyameti koparma hülyasında olan bir takım insanların dünyayı kendi kontrollerine alması güya yeni bir çağ başlatarak kendi düzenlerini kurmalarını anlatıyordu. Bu bilim kurgu olamayacak kadar gerçek!!!
Yukarı  
 
Gönderen:
Temel

Yer:
Diger

Tarih:
11 Haziran 2014, Çarşamba
12:53


Abdurrahman beyin senaryolarını okuyoruz teşekkür ederiz. Ancak bu senaryolardan sonra biz şimdi ne yapacağız? sorusuna cevap bulamıyoruz. Senaryolardan imtihan olacaksak öğrendik sorun yok, eğer böyle değilse işte o zaman iki sorun var…..
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
09 Haziran 2014, Pazartesi
22:23


Kevkeb üç surede, üç ayette geçmekte:
Saffat 6 da “ Biz, en yakın göğü ziynetlerle, yıldızlarla (gezegenlerle) donattık.” Denilmekte,
Yusuf 4 te “Bir vakit Yûsuf babasına şöyle demişti: "Babacığım, ben rüyada on bir yıldızla ( gezegenle ), Güneş'i ve Ay'ı gördüm; onları bana secde ediyorlar gördüm."

İnfitar 2 de “Yıldızlar ( gezegenler ), dağılıp-yayıldığı zaman “
Dikkat edildiğinde Yusuf suresinde adet verilmekte, bu da ancak gezegen sayısı ile ilgili olabilir. Ayrıca Yusuf AS dünyayı temsil etmekte; secde eden ay, güneş ve bu sistem içinde bulunan gezegenlerden bahsedildiği açıktır. Rabbimiz bize güneş sisteminde bulunan gezegen sayısı hakkında da ipucu vermektedir.
İnfitar suresinde de kıyamet zamanı gezegenlerin yörüngelerinden çıkıp dağılmalarını en iyi şekilde göstermektedir. Kur’an-ı Kerim de yıldızların kıyamet saatinde ki halleri başka şekilde ifade edilmektedir.
Mürselat 8 ve Tekvir 2 ayetlerinde yıldızların söndürüldüğü ifadeleri vardır. Bu ifade ile daha önce çökmüş olan yıldızların bize gelen ışıklarının karadelik tarafından çekildiğinden ışıkların sönmesi şeklinde bir algının oluşmasını açıklar.
Sonuç olarak “kevkeb” kelimesini gezegen olarak kabul edersek, yakın gök de güneş sistemi olmakta. Güneş sisteminde bulunan çeşitli astroid kuşaklarının da şeytan taşlanması ve sistem dışına kaçması için engel olma görevi bulunmaktadır.
www. Osmanlicaturkce.com adresinde “ süvari müfreze” kelimesinin Türkçe anlamları içinde ara dendiğinde; çeşitli anlamların içinde aşağıdaki madde ile karşılaşırız. Daha önce bahsettiğim kitapta da bu anlamdan bahsedilmekteydi.
Kevkebe • Necim, yıldız.
• İnsan cemaatı. Süvari alayı.
Sevgi ve saygılarımla.
Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
06 Haziran 2014, Cuma
20:25


Daha önce yazmış olduğum Kıyamet ( yaklaşan saat ) senaryosu asla kesin bilgi değildir. Çünkü Allah cc; bunun gibi binlerce hatta sayısızca ihtimalle ve şekille Kıyameti oluşturabilir. Nasıl ki şu an dünyada yaşayan altı milyar insan, geçmişte yaşamış yüz milyarlarca insan ve kıyamete kadar gelecekler içinde, iki insanın yaşantısının birebir aynı olmaması her bir insanın ayrı bir kaderi yaşaması Rabbimiz tarafından düzenlenebiliyor sa, evrenin de sayısız kaderi olacaktır. Ayrıca gaybı ancak Allah cc bilir. İnsanın bir saat sonrasının garantisi yoktur. Çok kısa zamanda milyonlarca insanın kaderi her an değişebilir. En fazla 45 saniye sürecek şiddetli bir depremi düşündüğümüzde milyonlarca insanın bir anda kaderi değişmektedir. Kimi ölmekte, sakat kalmakta, annesini, babasını kaybetmekte, eşini, çocuğunu kaybetmekte, malının yok olması ile zengin iken yoksul duruma düşmekte, kısacası milyonların kaderi, o çok kısa zamandaki bir olayın sonucunda değişmektedir. Olumlu yönüyle düşündüğümüzde Dünya da her gün yeni aşklar doğmakta, evliliklerin hazırlığı yapılmakta, her an yeni bir insan doğmakta, rabbimizin tüm ihtiyaçlarımızı yüklenmiş olduğu evrende yol alan uzay gemimize ( Yasin 41 ) binmekte veya belirli bir durakta bu gemiden ayrılmaktadır.
Kısacası bizler, bize verilen işaretlerle ( ayetlerle ) bilgimizi arttırır, bilim dediğimiz araçla Rabbimiz'in azametini, yüceliğini daha iyi anlarız.
Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
BİR KÖLE

Yer:
Diger

Tarih:
06 Haziran 2014, Cuma
13:54


Çağrı…

Yüce Allah’ın tek geçerli dini İslam’ı anahtar-ev ikilisi ile anlatmak gerekirse belki gerçek dinin özü anlaşılır daha doğrusu hidayet (doğru yol) için bir başlangıç olabilir, aksi takdirde Yüce Allah’a teslim olmadığı halde olmuş gibi gösterme konusunda pek maharetli olan şeytanın aldattığı insan kendini kandırır durur ne yazık ki.

İslam tevhidle yani önce ilah/ilahları reddetmekle sonra tek gerçek İlah olan Allah’ı kabul etmek-O’na teslim olmakla başlar. İşte insan için asıl sorun da budur yani İslam’ın temelinden kavranamamasıdır. Samimi olmayan için reddetmek çok zor samimi olan için ise kolaydır. Çünkü samimi olanın İslam’a çağrı konusunda kulağı açık ve kalbi yumuşaktır. Neyi ya da neleri reddedeceğini bilmeyen insan nasıl Yüce Allah’a teslim olabilir ki veya uzaktan İslam’ı nasıl kavrayabilirler ki.

Anahtar –ev örneğine gelirsek tevhidi anahtar İslam’ı ev olarak değerlendirirsek anahtarsız eve girilemeyeceği için tevhidsiz İslam olmayacaktır. Tabi ki tevhid İslam’ın içinde daha doğrusu başlangıcındadır. Aynen temeli sağlam olmayan çok katlı bir bina gibi temelsiz/temeli sağlam olmayan bir bina olabilir mi? Hayır. Bu durumdaki bir kişi (anahtarsız ev - temelsiz/temeli sağlam olmayan bir bina gibi) istediği kadar İslam dairesi içinde olduğunu söylesin veya istediği kadar çok ibadet yapsın böyle bir kişinin teslimiyeti, imanı ve ibadetleri geçerli olmayacaktır. Peki diyelim ki anahtar-tehvid elimizde eve-İslam’a girebilir miyiz? Hayır, çünkü anahtarın-tevhidin dişlileridir aslında o anahtarı anahtar yapan. İşte o zaman anahtar-tehvid elimizde diyebiliriz. Anahtar -tevhid dişlileri ilah, köle teslimiyet, şirk, iman (emin olmak), küfür (örtmek) vb. kelimeleri bilmek, kavramak ve canlı tutmak gerekir.

Aksi takdirde kimliğinde İslam yazan veya sözde amelleriyle İslam görüntüsü veren birçok birey, toplum ve ülke kendini ne yazık ki şeytan sayesinde Allah ile aldatmış olur.

Sonuçta evvelden ahire kadar devam eden ve bugün de birçok ülkede olan (ülkemizde de olduğu gibi) birileri kalkıp mehdi -mesihleşip toplumları cehennem uçurumuna sürüklemektedir. Aslında bu şeyh-mehdi-mesihleşme konusunda bu duruma gelen kişi ve kişilerden ziyade (çünkü zaten şeytan onları uçurmakta ayakları yere basmamakta) o kişileri bu hale getiren adına ne derseniz robot-sürü gibi hareket eden grup-toplumlardır. Grup-toplumlar kendilerini “adanmış ruhlar” yapar sahte ilahı-şeyhi-mehdisi-mesihi haşa Allah’tan da daha çok yüceltir ve kendilerini doğru yolda sanırlar. Ve sonuç hüsran olur. Halbuki temeli sağlam anahtarı dişlileri sabit bir eve girmek elbette mümkün. Allah insanı evvelden ahire kitap ve peygamberle şiddetle uyarmakta ancak insanın umurunda bile değil ne yazık ki.

Allah’ın çağrısını duyup ilk önce teslim olanlardan olmak dileğiyle.

Yukarı  
 
Gönderen:
Yaprak

Yer:
Diger

Tarih:
05 Haziran 2014, Perşembe
14:32


Müzkmi?
Zikrin tamamı Allah içindir.
http://www.yaklasansaat.com/yaklasansaat_videolar.asp
İLAHİLER
Yukarı  
 
Gönderen:
AKGUN

Yer:
Diger

Tarih:
05 Haziran 2014, Perşembe
05:17


UZULMEYINIZ BIR INSANI HIDAYETE ERDIRENDE DELALETE DUSURENDE ALLAHDIR.
IBLIS ANCAK ALLAHIN DELALETTE BIRAKMAYA
KARAR VERDIGI KISILERI ALABILIR .
ALLAHIN HIDAYETE ERDIRDIGINEDE BIR DELALETCI VEYA SAPTIRICI BULMAK IMKANSIZDIR.
NE GUZEL DEGILMI
SAYGILARIMLA
AKGUN
Yukarı Mail: N00B0DY01@GMAIL.COM 
 
Gönderen:
trstn

Yer:
Ankara

Tarih:
04 Haziran 2014, Çarşamba
11:35


selamlar.
Müzik dinlemek ile ilgili detaylı bilgi verir misiniz?
teşekkürler.
Yukarı Mail: gokhan.benli@windowslive.com 
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
02 Haziran 2014, Pazartesi
18:16


KIYAMET ANI ( yaklaşan saat )
Daha önce kıyamet senaryomuzu belirmiştik. Kıyamet anında ( yaklaşan saatte )dünyadaki bir gözlemcinin bu kurguya göre görecekleri büyük ihtimalle aşağıda ki gibi olacaktır. ( böyle bir gözlemin similasyonu YS tarafından yapılabilir mi ? )
Işıksız bir ortamda, bulutsuz olan gökyüzünde yıldızların görüntüleri, bir tarafta ayın dolunay halinin pırıl pırıl görüntüsü samanyolunun kalabalık yıldız topluluğunu seyreden gözlemcinin; her zaman herhangi bir değişiklik olmadan izlediği bu görüntüler aniden bozularak samanyolunun kalabalık yıldızlar bölgesinin birdenbire kızıllığa büründüğünü, büyük patlamaların olması ile kızıllığın önce dağılması ve arkadan bir noktaya doğru hızla ilerlediği bu sırada arka arkaya bu olayların devem ettiği kızıllığın gökyüzünü kaplamaya başladığı, çevrede bulunan yıldızların ışıklarının birdenbire bir noktaya doğru yöneldiği ışıkların bu yönlenmesi ile sanki bir noktaya düşüyormuş gibi bir görüntü oluşturduğu görülür. ( infitar 2 ) Bu ara evrenin kalan kısmının karadeliğe birdenbire girdap halinde girmesinden dolayı dışarı çıkan enerjinin verdiği korkunç ses te tüm teknolojik aletlerle parazit şeklinde görülür. ( zümer 68 )
Kıyamet anında Kıyamet Karadeliği; evrenin yarısını yutmuş , kalan yarısını da hızla yutmaya başlamış, samanyolu galaksisinin karadeliğe yönelmesi galaksideki dengeyi bozmuş, bir noktaya doğru hızla çekilen yıldızlar birbiri ile çarpışmaya başlamış, çarpışmanın sonucunda dağılan ateş karadeliğin çekimi ile tekrar bir noktaya yönelmiş, bürülerek o noktaya doğru çekilmeye başlamış, gözlemcinin önünde gök; adeta yarılmış, gül halini almış bir görüntü oluşturmuştur. (rahman 37 )
Diğer yıldızlar daha önce karadelik tarafından yutulmuş olduğundan bize ulaşan ışıkları; karadelik tarafından çekilince ışığın izinde ve arkasında görünmesi gereken yıldız kaybolmuş, sönmüş, sadece ışığı bir noktaya doğru yönelmiş, gözlemciye düşüyor görüntüsünü vermiştir. ( necm 1, vakıa 75, mürselat 8 )
Gözlemci hayretle ve kısa zamanda bunları seyrederken; birden gökyüzü aydınlanmaya başlamış, biraz önce batıdan batmış olan güneş; tekrar batıdan ufkun üstüne çıkarak yeniden doğmaya başlamış, gece gündüze dönüşmüş, daha sonra güneş hızla yükselerek, bir anda gökyüzünün derinliklerine doğru, alevlerin arasına doğru gidiyor görüntüsü vermeye başlamış, ( tekvir 1, güneşin batıdan doğması hakkında hadis-i şerif )
arkadan ayda da alışılmadık bir durum gözlemlenmeye başlanmış, ay parçalanmış, o da güneşin ardından hızla gökyüzünün alacasına doğru gidiyor görüntüsü vermiştir. ( kamer 1, kıyamet 8-9 )
Kıyamet karadeliği gözlemciye göre önce samanyolu galaksisini içine çekmiş, bu ara yıldızlardan kalan ışığı çekmiş, önce güneşi ardından ayı kendisine doğru çekmeye başlamış, son olarak gözlemcinin bulunduğu dünyayı kendisine çekerek; ölümle, zamanı bitirmiş, evren ölmüş gözlemci kalmamış. Daha sonrası kıyamet.
Gözlemcinin gökyüzünde seyrettiği bu manzara, kıyamet senaryomuzda bu şekildedir. Şimdi gözlemci yer de neler gözlemledi bu manzaraya bakarsak; bu tip olaylara hassas olan hayvanlar şaşkınlıkla toplanmaya başlar, günlük telaşlarını unutmuş, av ve avcı hayvanlar bir arada kaçacak bir yer arayarak kurtulmaya çalışırlar. İnsanlar şaşkın etrafa koşuşturmakta, ( karia 4 ) dünyanın dengesi bozulduğundan depremler başlamış, çevrede dağlar, tepeler parçalanmaya ufalanmaya ve bir toz halinde gökyüzüne, karadeliğin çekimine doğru yol alır. ( müzemmil 14, tur 9-10 )
Bunlar son görüntülerdir. Ölüm gelmiş, artık gözlemleyecek kişi kalmamıştır.
Evrenin son anlarını, Karadeliğe yakın bir bölgeden gözlemlememiz mümkün olsaydı seyredeceğimiz durum ise; Evrenin son anlarındaki kalan kısmın karadeliğe dürülerek her yönden hızlı girişini görürdük, ( zümer 67 ) bu arada karadeliğe giren evrenin enerjisinin dışarıya çıkması da o nispet de artarak hızlanmış ve evrenin boşalttığı hacme doğru çıkarken evreni de adeta yarmış ve İnşikak 1. Ayet gerçekleşmiştir.

Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
Emre

Yer:
Diger

Tarih:
26 Mayıs 2014, Pazartesi
22:17


Abdullah arkadaşım sitenin görüşlerini de içerisen yazısında çok güzel açıklamış. Benim tahayyülümdeki kıyamet senaryosu aslında yaradılışla alakalı kurgulanan en mantıklı teori olan Big Bang büyük patlama teorisinin tersi. Aslında iyice incelediğimizde en küçüğünden en büyüğüne kadar btün alemlerde bir hayat ölüm döngüsü var ve son dönemde ortaya konan fizik teorilerinin de anlamamıza yardımcı olduğu gibi evrenler de karadelikler ve ak delikler ile bu ölüm ve yaşam döngüsünden farklı bir davranış içinde olmadığını gösteriyor. Bize herşeyin yoktan var edildiğini söyleyen Allah (c.c) kelamı Kur'an-ı Kerim de aslında Allah Tealanın sanatını anlamamıza yardımcı olan bu gibi teorilerin Kur'an'la ters düşmediğini anlamamıza yardımcı oluyor. Abdullah arkadaşım da burada büyük bir karadelik etkisiyle herşeyin başladığı gibi yada başladığı yere doğru çökmesi üzerine olan bir terosiden bahsetmiş ve aslında yine Kur'an'da ve Hadislerde bize açıklanmaya çalışılan o dehşet sahnelerinin ancak başladığı kadar kuvvetli olması halinde gerçekleşebileceğine olan inancım gereği bana çok mantıklı geliyor. İnsanoğlunun basit gündelik kaygıları gereği sadece Dünya yada mevcut bulunduğumuz güneş sistemini içine alacak küçük çaplı felaket senaryoları üzerinden kıyamet tasviri yapması bana çok gülünç geliyor. Mevcut bulunan yada bulunmayan herşeyin sırrı kendisi tarafından bilinen yüce Allah'ın sanatına bir hakaret gibi bu basit teoriler. Bu arada aslında yine Abdullah arkadaş yazmız ve geçen gün açıklamak isterken yarım kalan bir hususta galaksilerin, yıldızların ve uzayda yer alan bütün cisimlerin artan hızla birbirinden uzaklaşmasının sebebi aslında varlığına dair bir bilgimiz bulunmayan ve yutulmakta olduğumuz kıyametin o büyük karadeliği olabilir mi sizce? Pek çok kaynakta yaradılışla ilgili 6 gün (yada Altı safha) tanımlaması geçer. İşte tam burada ise kıyametin yani çöküşün de belli bir zaman alacağı gibi bir düşünce mantık dışı olmaz. Akarsuya düşen ve bir topak halini alan bir karınca kolonisi misali ne zaman şelaleden düşeceğimizi asla bilemeyiz. Bu bakımdan aslında tam zamanını asla bilemeyeceğimiz bir paradoksa giriyoruz ki bu yine Kur'an'da kıyametin zamanının sadece Allahın ilminde olduğu gerçeğini bilmekteyiz. (Hakikati Allah bilir)
Neyse umarım kafanızı karıştırmamışımdır. Allah'a emeat olun..
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
25 Mayıs 2014, Pazar
11:53


Bir Garip Kul ve Abdullah kardeşlerime,
İlginize teşekkür ederim. Konu ile ilgili yazımda belirtmiştim. “ Rabbimin sonsuz sayıdaki kıyamet senaryolarından biri” demiştim. Muhakkak ki Kıyametin saatini ve ne şekilde, hangi sebepten dolayı olacağını ancak Allah cc bilir. Gayem düşünmek, düşündürmek ve paylaşarak yeni fikirlerin oluşmasını sağlamaktır. YS ‘nin gayesinin de bu olduğunu düşünüyorum. Sizin söyledikleriniz ile ortaya koyduğum senaryo arasında örtüşen yerler bulunmakta
- Hiper dev karadelik; senaryomuzda diğer karadelik ve evrenin büyük bir kısmını yutarak oluşmuş bir karadelikten (Tarık ) bahsediyorum.
- Bir üst boyuta atlama; parelel evren modeli ile kurgulanacak ilginç bir kıyamet senaryosu olabilir. burada “Sur borusu” bir tüneldir. İfadesi senaryomuzda söylediğiniz gibidir.
Senaryomuzda bir adım daha ilerleyelim:
YS sitesinde Büyük Çöküş il ilgili animasyon incelendiğinde, evren bir zamana kadar genişler, aynı genişlikte bir süre devam eder, daha sonra büyük çöküş başlar. Bu durum kurguladığımız senaryoda bulunmaktadır. 14 milyar yıl içinde bir zamanda yokluk sınırına gelindiğinde Evrenin genişlemesi durur. Çökme başladığında Evrenin gaz ve enerjisinin (maddesinin ) yarısı; Kıyamet Karadeliği (hiper dev karadelik) tarafından yutulur. Dışarı enerji bırakır. Bu enerji yutulan maddenin enerjisidir. Madde, Karadeliğe yutulduğunda kütlesi enerjiye dönüşür. enerjisinin bir kısmını karadeliğe verir, onun güçlenmesini sağlar, bir kısım enerji de dışarı çıkar. dışarı çıkan enerji, yutulan maddenin evrende bıraktığı hacim boşluğunu doldurur. Maddenin kütlesi enerjiye dönüşmüş, bozuma uğramış ve atom altı kütleleri oluşturan ÖZ MALZEMEYE ( melekut) dönüşmüştür. Evren büzüşmez daralmaz, karadeliğin yuttuğu maddenin bıraktığı hacmi, enerji doldurur.
Bu öz malzeme; bulunduğumuz evrenin yaratılışındaki patlamada kazandığı enerjiyle bir araya gelerek kütleyi oluşturmuş, evrenin yaratılışında verilen emir ile (melekut) bu evrene uygun fizik kurallarına göre bildiğimiz maddeyi oluşturmuştur.
Evrenin yarısı Karadelik tarafından yutulduğundan açığa çıkan enerjinin basıncı ve karadeliğin çekim güçleri diğer yarısının da çok kısa zamanda karadelik tarafından yutulması sonucunu getirir ( zümer 67 ) ve dışarı büyük miktarda enerji çıkar. Bu enerji korkunç bir ses ortaya çıkarır. “SUR” a ilk üfleniş olmuştur. O günü yaşayan insanlar; bu sesi, radyo dalgaları olarak bilgisayarlarda, telefonlarda, televizyonlarda, radarlarda ve diğer iletişim araçlarında büyük bir parazit şeklinde duyacaklardır. Evrende enerjiyi taşıyan- oluşturan melekler dışında her kes ölmüştür. Zümer suresi ayet 68 de belirtilen “ Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür” gerçekleşir.
Tüm evrende bulunan madde, yer ve gökler Kıyamet Karadeliğinin ( Tarık) içindedir. Kehf 99 ve Şura 29 gerçekleşmiştir.
Kıyamet esnasında; Evrende bulunan enerjinin ( kara enerji olabilir mi? ); kendi basıncı ve karadeliğin çekim güçlerinden dolayı karadeliğe çökmesi ve karadeliğin içinde bulunan öz malzeme ile birleşmesi sonucunda oluşan yeni patlamada ( Sur’a ikinci üfleyiş) Karadeliğin diğer tarafı açılır. ( Necm 57 ve 58 ). Patlama esnasında Öz malzeme ( melekut) enerji ile birleşerek yeni bir kütle ve yeni bir madde oluşturur.Yeni bir evren yaratılır. Yaratılır, çünkü patlamalarla oluşan bu evrenler, kendi kendine oluşmuş olsaydı her seferinde aynı fizik kuralları ile işleyen evrenler oluşacaktı. Ancak yeni evrenin kendi fizik kurallarına göre işleyecek olması bu oluşumlarda bir plan ve müdahale olduğunu gösterir ki bu da yaratılışı açıklamaktadır. Yeniden oluşan evren; (Ahiret evreni) yeni bir madde, çok farklı fizik kuralları ile bu evrenin yerini alacaktır. ( İbrahim 48 )
Üst boyutlarla ilgili düşüncelerimi konuyu dağıtmamak için başka bir zamana bırakıyorum. Konuları sizinle paylaşmaktan zevk alıyorum. Selam ve sevgilerimle. Allah sizden razı olsun.
Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
elcevap

Yer:
Diger

Tarih:
24 Mayıs 2014, Cumartesi
01:34


garip kul yani sur borusu dediğin 1. kat sema yani içinde bulunduğumuz evren ile 2 kat semayı birbirine bağlıyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Istanbul

Tarih:
24 Mayıs 2014, Cumartesi
00:48


Sayın Yördem,

Evren şu anda genişliyor mu diye sormuştunuz.

Bilim adamları evrenin genişlemesini süpernova patlamalarından bize gelen ışıktaki kaymadan (redshift) anlıyorlar. Buna göre bizden uzak bir yerde olan (aynı zamanda çok geçmişte) ve yakında yer alan (aynı zamanda daha yakın zamanda) süprenovaları incelediklerinde şunu görüyorlar:

1. Süpernovaların olduğu andaki evrenden bugünkü evren daha geniş.

2. Yakınlarda olan süpernovalardan daha hızlı uzaklaşmışız, uzakta olanlardan daha yavaş. Yani bu genişleme gitgide hızlanmış. Bu ve benzeri konulardaki sorularınızla ilgili bilimsel verileri University of California'ya ait şu linkte bulabilirsiniz:

http://www.astro.ucla.edu/~wright/cosmology_faq.html

Buna göre benim anladığım yaygın teoriye göre evren şu anda da genişleme halinde. Ancak bunun bir teori olduğu ve bilimsel teorilerin yanılgı-düzeltme döngü serileri ile geliştiğini hatırlamak gerek. Örneğin şu linkte evrenin aslında genişlemediğini savunan kozmolojist Wetterich'in makalesi hakkında bilgi var:

http://www.nature.com/news/cosmologist-claims-universe-may-not-be-expanding-1.13379

Bu sebeple YS'nin de hep vurguladığı gibi Mutlak Doğru; ancak doğrunun (hakkın) Sahibi ve Yaratıcısı olan Allah tarafından bilinebilir. Sonsuz İlim Sahibi Allah, Kitabı Kuran'da bize Evrenin çöküşünü haber verdiğine ve bunun yakın olduğunu söylediğine göre bu çöküş O'nun istediği zaman kuzu kuzu gerçekleşecektir. Büyük Çöküşü bilimsel dayanaklarıyla anlamak için lütfen YS'nin yayınladığı "BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE "KUR'AN EVRENİ" kitabının özellikle son bölümlerinde yer alan Büyük Çöküş senaryosuna bakınız:

Tarık konusuna gelirsek, Evrenin çöküşünde tek bir karadelik değil ama galaksilerin merkezinde var olan hiper karadelikler ve diğer tüm karadeliklerin rol oynaması bilimsel çöküş senaryosuna daha uygun gözüküyor. YS'deki Karadelik yazısında anlatılan Çöküş senaryosundan küçük bir alıntı:

"Genişlemekte olan bu muazzam evren, kütlesel çekimin etkisiyle geriye dönmeye-büzülmeye başlayacak; adeta bir balonun sönmesi yahut bir kâğıdın avuç içinde dürülmesi gibi galaksiler biri birlerine yaklaşmaya başlayacaktır. Bir taraftan her bir galaksi kendi merkezlerindeki dev karadelikler tarafından yutulurken; diğer yandan galaksilerin dönüş hızı gittikçe artacaktır. Sonuçta, milyarlarca galaksi, süper dev karadeliklere dönüşürken; karadelikler, "sonsuza yaklaşan hızla" kafa kafaya gelecek ve hiper dev bir karadeliğe dönüşecektir."

Yani tek bir Kıyamet Karadeliği değil ancak hepsinin birleşiminden ve Evrenin içine çökmesinden oluşan bir hiper dev karadelik aynı zamanda yeniden yaratmanın başlayacağı bir Ak Delikten bahsetmek bence daha uygun olacaktır. Tarık özellikle ya da sadece bu mudur, bilmiyorum ama burada bence önemli olan Sonsuz Yüce Allah'ın bize şifrelediği bilimsel ifşaat ve O'nun yaratmasındaki ve İlmindeki sonsuz hikmetlerdir.

Yukarı  
 
Gönderen:
bir garip kul

Yer:
Diger

Tarih:
23 Mayıs 2014, Cuma
20:28


Sayın Abdurrahman Yördem:
Ayette geçen "Tarık" sözcüğünün karadelik anlamına gelme ihtimali vardır. Ancak bunun için "zaman makinesi" nden "süpernova yıldız patlaması"na kadar varan çok çeşitli yorumlarda bulunanlarda vardır. En doğrusunu Allah bilir. Biz bunu karadelik olarak alırsak, kıyamet karadeliği diyebilmemiz için bunun boyutlar arası geçişi sağladığını söylememiz gerekir ancak bilim dünyasında henüz böyle bir keşif söz konusu olmayıp, karadeliklerin başka bir "üst" boyuta açıldığı konusunda emin olamayız. Öncelikle ben şunu söyleyeyim: Benim şahsi görüşüm, kıyametin; bizim boyutumuzun üst boyuta geçmesi (kaynaşması) şeklindedir ki bu manevî varlıkları görüp algılamamız için gereklidir diye düşünüyorum. Bence kıyamet, "wormholes" (tüneller) in en büyüğü "Sur Borusu" yoluyla olacaktır. Yüce Allah'ın Kur'an da "yer, gök ve İKİSİ ARASINDAKİLER" diye belirttiği tüneller, boyutlar arası geçişi sağlarlar. Öyle ki Peygamber Efendimiz (sav) miraca bu sayede yükselmiştir. Biz de rüyalarımızı "riyazat tüneli"nden geçerek görebilmekteyiz. Bu tünellerin en büyüğü ve anası ise kendi kanaatimce "Sur Borusu" dur ve İsrafil Aleyhisselam'ın bu tünele üfürmesiyle maddi evren yok olup manevi boyutla birleşecektir. En doğrusunu şüphesiz Allah bilir. Saygılarımla.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
22 Mayıs 2014, Perşembe
20:51


Site yetkililerine;
Sitenizdeki yazıları okudukça içinde bulunduğum ümitsizlik, umuda dönüşüyor. Çünkü okuyup düşündüğünüz bazı kavramları, notları paylaşamamak insanı sıkıntıya sokuyordu. Acaba düşündüklerim yanlış mı idi. İblisin bir oyunu mu? Tereddütler bazen ilgi duyduğum konulardan beni uzaklaştırıyordu. Ancak sitenizde düşündüklerimle örtüşen bazı bilgiler bana yazma cesareti verdi. Ancak yazacaklarım rahatsızlık verecek ise bu konuda eleştiriye de açığım.
Siteniz içindeki yazılar üzerinde gezinirken; Kur’an’da karadelik konulu yazıda Tarık suresi 1-3 ayetlerinde Tarık’ın karadelik olduğu belirtilmiştir.Bu konuda almış olduğum notlarda aynı sonuca ulaşmıştım. Hatta özellikle Tarık isminin Kıyamet Karadeliğinin ismi olabileceğini düşünmüştüm:
Kuran-ı Kerim’in, TARIK suresi ilginç bir şekilde “Tarık” kelimesi üzerinde durur. İlk üç ayette Rabbimiz, Tarık ve Gök ten bahseder. Üzerlerine yemin eder ve Tarık kelimesini bize açıklar.
Tarık 1-2-3
1-Göğe ve târıka andolsun.
2. Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?
3. O, delen yıldızdır.
Tefsir:
TÂRIK, aslında "tark" kökünden ism-i fâildir. Tark, bir ses işitilecek şekilde şiddetle vurmak, çarpmaktır. Bu asıl mânâsından genişletilerek bunun gerektirdiği birçok mânâda kullanılmıştır. "Çekiç" ve "çomak" mânâsına "mıtraka" bu köktendir. Yol mânâsına gelen "tarîk" da bundan türetilmiştir. Zira yolcular ona ayak vururlar. Buna göre "târîk", esasen "tokmak vurur gibi şiddetle vuran" demek olduğu halde sonra ayak vurmak, yol tepmek mânâsıyla lügat örfünde yola giden yolcuya isim olmuş ve bu mânâda yaygın şekilde kullanılarak hakikat olmuştur. Sonra "gece gelen" mânâsında özelleşmiştir ki geceleyin gelip kapı çalan veya gönül hoplatan ziyaretçi mânâsını ifade eder. Mastarı "tark" ve "turuk"tur.
NECM-İ SÂKIB, delik mânâsına "sakb" kökünden "delen yıldız" demek olup ışığının kuvvetinden dolayı karanlığı deliyor gibi görünen her parlak yıldıza denir. Nitekim aynı mânâ ile şihaplara yani kıvılcımlara veya akan yıldızlara da "sâkıb" denilir.
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK:
Sakb: (C.: Sukub) Delinme, delme. Bir taraftan diğer tarafa kadar açık olan delik.
Sakb: (C.: Sukub) İnce, uzun. Ev ortasında olan direk.
Sakb kökünden türeyen bir kelime olan Sakbe ise,
Sakbe: Çadır direği. Oklava.
ilk üç ayet bir arada incelendiğinde; ilk ayette “ Göğe ve Tarıka andolsun “ denilmektedir. Burada gök ve Tarık beraber ifade edilerek sanki gök ile Tarık arasında bağ kurulmuştur. Tarık “delen yıldız” ise, bundan “ göğü delen yıldız” anlamı çıkarılabilir. Zaten sözlükte belirtildiği gibi “sakb” kelimesinin karşılığı “bir taraftan diğer tarafa kadar açık olan delik” olarak belirtilmiştir. Bu ifadeler ile birlikte “ ince uzun” ifadeleri de Kıyamet Senaryomuzda ki Kıyamet Karadeliğini açıklar gibidir. Kısacası “ TARIK” evrende bulunan karadelikler arasında Kıyamet Karadeliği olanın özel adıdır. Tüm karadelikler tarık değildir.
Kıyamet karadeliği neden “ tarık” olarak adlandırılmıştır?
Sözlük anlamına bakarsak, ” şiddetle çarpmak ve vurmak”, ayrıca “ yol” anlamlarına gelmektedir. Yol anlamı senaryomuzdaki Kıyamet Karadeliğinin görevini belirtmekte, bu Evrenin diğer evrene ( ahiret alemine) dönüşmesi için gök te bulunan yol olmaktadır.
Şiddetle çarpmak ve vurmak anlamı ise; Kıyametin her an kapımızda olduğu, Rabbimizin Kuran’da belirttiği gibi her an kıyametin kopabileceğini ifade eden, adeta kapımızı vurarak geldiğini haber veren ve evrendeki her cismin Kıyamet Karadeliğine geçmesinin tüm Evreni her an içine alabileceğini bize bildirmektedir.
Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
Abdurrahman Yördem

Yer:
Edirne

Tarih:
21 Mayıs 2014, Çarşamba
19:57


Bir Garip Kul kardeşime,
Teşekkür ederim. Yaklaşan saat ( kıyamet) ile ilgili bir senaryom var. Rabbimin sonsuz sayıdaki kıyamet senaryolarından biri. Ancak bazı bilgilerin yerine oturması gerekiyor. Sorularıma sizden başka özellikle YS ten cevap almayı umuyordum. Ancak sizin ilginizi çekmişim. Tekrar teşekkür ederim.
Bir sorum daha olacak. 2014 yılında bildiğimiz bu evrenimizin büyük bir kısmının çöktüğü ( kıyamet karadeliği “TARIK” tarafından yutulduğunu), kalan kısmın da bir an gibi kısa zamanda ( Allah cc bildiği bir zamanda) çökebileceği, kıyametin kapıda olduğunu iddia edersem bu konuda bu iddiayı çürütecek bir bilimsel açıklama bulunur mu?
Yukarı Mail: ayordem@outlook.com 
 
Gönderen:
Ali

Yer:
Diger

Tarih:
19 Mayıs 2014, Pazartesi
21:01


Bu konuda YS arama motoruna ufo yazman yeterli. Aşağıda linklerini verdiğim bunlardan sadece birkaçı.

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/haziran/haziran3.asp
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2010_haberleri/mart_2010/mart27.asp
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2010_haberleri/haziran_2010/haziran17.asp
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2009_haberleri/haziran_2009/haziran17.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Reşat

Yer:
Istanbul

Tarih:
19 Mayıs 2014, Pazartesi
15:06


Gerek site içeriğinde, gerekse forumda geçiyor olup kaçırmış olabilirim; UFO fenomeni hakkında YS'ın görüşlerini merak etmekteyim.
Saygılar.
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1411 Toplam Sayfa Sayısı: 36
[««] [«] 1. 2. 3. . . . 7. 8. 9. 10. 11. . . . 34. 35. 36. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat