yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 

Haberler/...

"DOĞU TÜRKİSTAN" ÇİN EMPERYALİZMİNİN "ÇİN İŞKENCESİ" ALTINDA İNLİYOR!

(İsa Yusuf Alptekin, 1901-1995)
1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine seçildi. Mücadelesini daha çok siyasi alanda yoğunlaştırmıştır. Doğu Türkistan Hükümeti'nin Genel Sekreterliği görevini yapmıştır. 

Doğu Türkistan; 35 milyon nüfusuyla, kuzeyde Rusya, batıda Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, güney batıda Afganistan, güneyde Pakistan, Hindistan ve Tibet, doğuda Çin, kuzey doğuda ise Moğolistan ile komşu, Orta Asya'da geniş verimli tarım arazilerinin bulunduğu kadim Türk yurdu. Bölge, en zengin petrol ve doğal gaz yataklarına sahip ve tarihi İpek Yolu'nun geçiş noktasında bulunuyor.

Çin devleti, 2013 yılında, tarihi İpek Yolu'nu 65 ülkeyi kapsayacak küresel bir ticaret hattı haline getirecek projeyi "Bir Kuşak Bir Yol" (One Belt, One Road) adıyla ilan etti. Çin, kuruluşunun 100. yıl dönümünde, yani 2049'da çok önem verdiği bu projeyi hayata geçirmeyi hedefliyor.

Emperyalist Çin devleti, Doğu Türkistan'ı 1884 yılında resmen işgal etti ve o günden beri Uygur Türklerini asimile etme çalışmalarına hiç ara vermedi. Öncelike kadim Türk yurdu Doğu Türkistan'ın adını değiştirerek, "Yeni Bölge" anlamına gelen Sincan (Xinjiang) adını verdi. 

Karakteri gereği boyunduruk altında yaşamayı reddeden Uygur Türkleri, Rusya ile Çin arasındaki anlaşmazlıklardan faydalanarak 1933 ve 1944 yıllarında iki kez Doğu Türkistan Cumhuriyeti devletini kurdular ancak başarılı olamadılar. 1949 yılının Ocak ayında Çin ordusu, Doğu Türkistan Cumhuriyeti'ni işgal etti. Komünist Çin devleti 6 yıl süren çetin savaşın ardından Doğu Türkistan'ı yeniden ele geçirdi. Doğu Türkistan, 13 Ekim 1949 tarihinden bu yana Çin'in işgali altında inlemektedir.

İşgalci komünist Çin rejimi, Uygur Türklerinin en temel insani haklarını askıya aldı. İbadet, dini eğitim, dini bayramlar, ana dilde eğitim ve her türlü kültürel haklar yok sayıldı. Uygur Türkleri, komünist rejimin bu baskılarına boyun eğmedi. 1953 yılında tüm Doğu Türkistan genelinde direniş hareketleri gerçekleşti. Çin, Uygurların direnişini kırmak için aralarında Molla Cengizhan, Molla Esadullah ve Abdulaziz Masum'un da bulunduğu binlerce alimi ve kanaat önderlerini tutuklattı, işkence etti ve sözde yargılarla infaz etti. 

1954 Aralık ayında Molla Abdulhamid ve Pathidin Masum, "Doğu Türkistan İslami Kurtuluş Partisi" adında bir parti kurdu. Uygur Türkleri'nin Çin işgaline karşı kurduğu bölgesel direniş hareketlerini komünist rejim kanlı baskınlarla durdurdu. 1956'dan-1959'a kadar, 3 yıl boyunca binlerce Uygur direnişçi, Çin ordusu tarafından katledildi.

UYGUR TÜRKLERİ ÜZERİNDE GÖRÜLMEMİŞ ASİMİLASYON!

Doğu Türkistan'da neler oluyor? Tanıklar anlatıyor...

1959 yılında, 24.000 Uygur Türkü, Çin devletinin sözde eşitlik uygulamaları sebebiyle kuşatıldı ve açlıktan öldü.
1962'de 10.000 Uygur, Kaşgar'ın Payziwat bölgesinde açlıktan öldü.
1969'da "Doğu Türkistan Halk Partisi" mensubu 32.000 kişi tutuklandı, işkenceye maruz kaldı, aralarından birçoğuna uzun süreli hapis cezası verildi, bazıları da infaz edildi. 

5 şubat 1997'de Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde Kadir gecesi münasebeti ile dini ibadetlerini yerine getirmek için toplanan bir grup kadın ve çocuk tutuklanmıştır. Tutuklananların akrabaları suçsuz olan bu insanların serbest bırakılmalarını istemişlerdir. Çinli polislerin nezarette tutulan üç hanımı demir çubuklarla vurup öldürerek saçlarından sürükleyip cansız bedenlerini yakınlarının önüne atması ile başlayan olaylar kısa sürede büyüyerek bir halk ayaklanmasına dönüşmüştür. Çin hükümeti bu ayaklanmayı çok kanlı bir şekilde bastırmıştır. Çin güvenlik kuvvetleri gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu Türkistan Türkünü olay yerinde katletmiş, pek çoğunun ağır yaralanmasına sebebiyet vermiş ve yaklaşık 2000 kişiyi tutuklamıştır.

11 Eylül 2001'de ABD'de ikiz kulelerin, bir CIA operasyonuyla yıkılması üzerine Çin, Uygur Türklerine uyguladığı sert devlet poltikasını, bu kez küresel terör bahanesiyle başka bir evreye taşıdı. ABD'nin "teröre karşı önleyici küresel savaş" konseptini arkasına alan Çin, herkesin gözleri önünde binlerce Uygur'u infaz etti ve on binlerce barışçıl aktivisti hapishanelere yolladı.

2002'de Çin, Uygur Türklerini asimile etmek amacıyla üniversitelerde Uygurca eğitimi kaldırdı. Kız – erkek binlerce Uygur genci, ucuz iş gücü olarak sudan sebeplerle Çin'in iç bölgelerine sürgün edildi. Çinli aileler de Doğu Türkistan'a yerleştirildi ve bölgenin demografik yapısı Çin lehine hızla değiştirildi. Ailelerinden zorla koparılan genç kızlardan birçoğu ya kendi canlarına kıydılar, ya da Çinli patronları tarafından cinsel tacize uğrayıp, fahişelik yapmaya zorlandılar. 

Çin devleti uyguladığı mezalimi saklamak ve kendini haklı çıkarmak için "teröre karşı uluslararası savaş" maskesini kullandı. Uygurları terörize etmek için; "terörist", "ayrılıkçı" ve "aşırı dinci" yaftalarını kullandı. Sonuç olarak, Çinliler, ayrım yapmadan aralarında kanaat liderleri, iş adamları, alimler, öğrenciler ve çiftçilerin de bulunduğu 100.000 Uygur'u gözaltına alarak hapishanelere yolladı. 

2005 yılında, Çin devleti, Doğu Türkistan'da "şehirleşme ve modernizasyon" projesi kapsamında geleneksel Uygur mimarisini ve şehirleri  yerle bir etti. Milyonlarca Uygur Türkü evsiz-barksız kaldı. Yıkılan yerlere Çin stili evler diktiler ve bu evlere, milyonlarca Çinli göçmeni yerleştirdiler.

ALÇAKÇA ASİMİLASYON VE KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR

3000 Türk mahpusu Çin'e taşıdılar

25 Haziran 2009'da fabrika işçisi kıyafetleri giymiş 10.000'den fazla Çinli asker ve polis, Shao Guan şehrindeki bir fabrikada çalışan 800 Uygur işçiye saldırdı. Saldırıda 100'den fazla Uygur işçi katledildi. 

5 Temmuz 2009'da binlerce Uygur üniversite öğrencisi Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'deki "Halk Meydanı"nda toplandı ve Shao Guan saldırısını barışçıl bir şekilde protesto etti. Çin devletinden emir alan polis ise halkın üzerine ateş açtı, 3000 Uygur genci gösteri meydanında katledildi, 10.000'in üzerinde Uygur da tutuklandı.

"Urimçi katliamı"ndan sonra Çin devleti asimilasyon ve sindirme, çalışmalarına hız verdi.
*Üç kişinin bir arada yürümesi, sohbet etmesi bile suç sayıldı.
*Namaz kılmak, oruç tutumak gibi en temel ibadetler yasaklandı, dini bayramlar kaldırıldı, köylerdeki camiler ahıra çevrildi, şehirlerdeki camiler de otopark yapıldı.
*Çin devleti, Uygur Türklerine en fazla 2 çocuk sahibi olmak hakkı tanıyor. İki çocuğu olan bir kadın hamile kalırsa, kaç aylık gebe olduğuna bakılmaksızın devlet zoruyla anestezi bile kullanmadan kürtaj ediliyor.
*Erkeklerin sakal bırakması, kamusal alanlarda din temalı kıyafetler giymesi, kadınların uzun kıyafetler giymesi, başını örtmesi, dini nikahla evlilik yapılması, çocuklara dini isimler verilmesi polis tarafından hoş karşılanmıyor, bir bahane bularak böyle kişilere müdahale ediliyor.
*Sözde kardeş aile projesi kapsamında her Uygur ailesinin yanına Çinli bir ajan yerleştirildi. Ailelelerin günlük yaşamları bu ajanlar tarafından düzenli olarak devlete rapor edilmeye başlandı.

1 MİLYON UYGUR TÜRKÜ TOPLAMA KAMPLARINDA

2014 yılında "teröre karşı halk mücadelesi" adı altında Çin, Doğu Türkistan'da "potansiyel tehlike" olarak gördüğü bilhassa gençleri sözde eğitim ve rehabilitasyon amacıyla eğitim merkezi adı altında toplama kamplarına götürmeye başladı. Çin devleti, bu kamplarda işsiz gençlere meslek kursları verildiğini ve radikal dini görüşlere meyletmelerinin önüne geçildiğini savunuyor. Oysa gerçek durum bundan çok farklı. Toplama kamplarına götürülen insanlar ağır işkencelerden geçiriliyor ve komünist rejime yeterince boyun eğdiklerine kanaat getirilenler taş ocağı, demir yolları gibi ağır işlerde veya tehlikeli iş kollarında devlet fabrikalarında bedava iş gücü olarak çalıştırılıyor. Zulme karşı çıkan, dini inançlarını sürdürmek isteyenlerden ise bir daha haber alınamıyor, gözaltında binlerce insanın kaybolduğu haber veriliyor.

BM verilerine göre, Çin'de en az 1 Milyon Uygur Türkü toplama kampı denilen açık cezaevlerinde tutuluyor ve çok ağır koşullarda bedava iş gücü olarak köle gibi çalıştırılıyor.

EMPERYALİST ÇİN'İN UTANMAZ ELÇİSİ ASİMİLASYONU SAVUNUYOR

Çin'in Washington Büyükelçisi Cui Tiankai, 2018'de Reuters'a verdiği röportajda Doğu Türkistan'da, Çin'in yürüttüğü asimilasyon ve soykırımı savunuyor.

Tiankai, Doğu Türkistan'daki alçakça uyguladıkları asimilasyon ve soykırım faaliyetlerini "terörizme karşı mücadele" olarak niteleyecek kadar izandan ve insaftan yoksun olduklarını gösteriyor. Cui Tiankai; "ABD teröristleri öldürmeye çalışıyor, biz ise yeniden eğitmeye çalışyoruz" diyerek yalan söylüyor. Bir kadim milleti ezmek, yok etmek için akla hayale gelmeyen "Çin İşkenceleri"ni ve katliamlarını dünyanın gözüne bakarak meşru göstermeye çalışıyor.

Bu tarihte eşi ve benzeri görülmemiş "Çin Emperyalistleri" ve bu zalim Emperyalistlerin Küresel Efendileri çok yakın gelecekte mahfu-perişan olacaklar, tarihin helak olmuş zalimlerinin "Ğayye Kuyusu"na atılacaklardır. Bu zulme hangi sebeplerle olursa olsun seyirci kalanlar da hak ettikleri cezayı göreceklerdir.

Sözde Türk dünyası ve de sözde İslam dünyasına gelince, onların bu zulme seyirci kalmalarının hiçbir mazereti yoktur ve olmayacaktır da... Bir milletin hele hele "Oğuz milleti" ve de "Seçilmiş Muhammed Ümmeti"nin; yani bu "Kadim Halk"ın dünyanın gözü önünde yok edilmesinin bedeli ağır olacaktır.

İşte "Ezra'nın Vahyi"nden bir bölüm. İşte Sonsuz Yüce Rabb'imizin tehdidi!  İşte, "Küresel Şeytanlar"ın fahişesi olan bu soykırımcı zalimler hakkındaki Sonsuz Yüce Rabb'imizin hükmü:

ASYA(ÇİN) YARGILANIYOR

"46) Sen, Babil'in güzelliğini ve görkemini paylaşmış olan Asya(Çin), vay sana zavallı biçare!
47) Kendin gibi, senin için daima şehvet duyan aşıklarını etkileyip yakalamak için kız kardeşlerini fahişeler gibi giydirdin.
48) O aşağılık "Fahişe"nin( Küresel-ABD fahişesi) bütün entrikalarını ve uygulamalarını taklit ettin.
49) Bundan dolayı Tanrı şöyle diyor: "Evlerini harabeye çevirecek, vahşet ve ölüm getireceğim. Başına dulluk, fakirlik, açlık, kılıç, veba gibi korkunç belalar getireceğim.
50) "O yakıp kavuran Isı"(Gama ışıması) bastırdığında, gücün ve görkemin bir çiçek gibi solacak.
51) Daha sonra sen zavallı, güçsüz bir kadın olacaksın. Ezilecek, dövülecek, yaralanacaksın. Bir daha zengin sevgililerini elde edemeyeceksin.
52) "Sen benim seçilmiş insanlarımı(Muhammed ümmetini)" büyük bir zevkle, darbeler indirerek, öfkeyle meydan okuyarak sürekli öldürmemiş olsaydın,
53) Ben sana bu kadar öfke duyar mıydım?" diyor Rabb'in!
54) "Yüzünü boya, kendini güzelleştir!
55) Fahişeliğin bedeli senin olsun, her ne kazanmışsan alacaksın.
56) "Seçilmiş halkıma(Muhammed ümmetine) ne yaparsan, Tanrı da sana yapacak" diyor Rabb'in, "Üzerine büyük bir felaket getirecek.
57) Çocukların açlıktan ölecek, sen kılıçla yıkılacaksın. Kentlerin ortadan kaldırılıp silinecek, bütün halkın savaş(ABD-İran-ÇİN savaşı) alanında çökecek.
58) Dağlarda olanlar açlıktan ölüyor olacaklar, açlık ve susuzlukları onları kendi etlerini yemeye, kendi kanlarını içmeye zorlayacak.
59) Önce perişan ve mutsuz olacaksın. Buna rağmen devamı gelecek.
60) Galipler(ABD-NATO Güçleri) Babil'i(Babil, İran ve Irak'ı simgeliyor) yağmaladıktan sonra evlerine giderken, yolda huzur dolu kentlerini yok edecek, topraklarının büyük bir kısmını mahvedecek, görkeminin sonunu getirecekler.
61) Seni yakıp yok edecekler. Sen anız, onlar da ateş olacak.
62) Seni, kentlerini, topraklarını, dağlarını tamamen yok edip harabeye çevirecekler. Tüm ormanlarını ve meyve ağaçlarını yakacaklar.
63) Çocuklarını mahkûm edip mallarını yağmalayacaklar. Görkemli güzelliğinden geriye hiçbir iz kalmayacak!"

Not: Metnin daha anlaşılır olması için parentez içi açıklamalar bizim tarafımızdan yapılmıştır.

Kaynak:
1) J.H. Charlesworth. The Old Testament of Pseudepigrapha-Apocalyptic Literature and Testaments, C.I (The Fourth Book of Ezra), Hendrickson Publishers, Massachusetts-USA, 2016

Derleyen: Musa Erden
Yaklaşan Saat, 05/02/2019


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat