Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 


Yaklasansaat'in Yorumu

"ARAP BAHARI", "SURİYE ZULMÜ" VE "BÜYÜK PLAN"

Beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde gerçekleşen "Arap baharı", nasılsa 15 Mart 2011'de Suriye'de başlayan devrim ayaklanmasıyla eşi-benzeri görülmemiş katliamlarla "Suriye zulmü"ne dönüşmüş durumdadır. Nusayri diktatör Esed'in babadan miras zulmü ve halkına açtığı insanlık dışı savaş, insanoğlunun ne derece süfli boyutlara düşebileceğinin çirkin bir örneğini göstermektedir.

Diğer taraftan, dini anlayışı her türlü şirki içeren, İslam tarihinde görülmemiş bir şekilde "Emevi siyaseti" gibi siyaset güden, hatta insanların gözüne bakarak "takiye siyaseti"yle gerçekleri gizleyen İran yöneticileri, Esed'i kullanarak bu "tarihi zulmü" bizzat icra etmektedir. Hiçbir dini-İslami endişe taşımayan, sadece dünyevi-stratejik hesaplar yapan bu "Pers anlayışı"nın, aynen Muaviye'nin Yezid'i gibi, hiçbir sınır tanımadığı ve tanımayacağı bütün kanıtlarıyla ortaya çıkmıştır. Tarih nasıl da tekerrür ediyor!

Peki "Arap baharı"nı başlatan "Küresel Güç", Libya halk ayaklanmasına uçaklarla eşlik ederken, Libya'dan-Mısır'a kukla yönetimleri iskambil kağıtları gibi devirirken, neden Suriye halkının İran-Esed tarafından ezilmesini seyrediyor? Halkın uçaklarla-Skud füzeleriyle kitleler halinde katledilmesini sadece seyrediyor? BM nezdinde bile şiddetle kınayarak, ciddi uyarılarda bulunmuyor? Diğer taraftan da güya destekliyor gözükerek vaziyeti idare ediyor? Diyelim ki, Libya örneğinden ders aldı, iç savaşa müdahale etmek istemiyor. Peki, Esed'in tüm silahlarını halka-şehirlere boşaltmasına; kadın-çocuk demeden katletmesine seyirci kalan bir insanlık olabilir mi? 

İşte Dünya'ya nizam vermek isteyen; barış-demokrasi(!) getirmek isteyen; bu sebeple de emperyal emelleri için Irak'ı, Afganistan'ı, Afrika'yı ezmekte tereddüt etmeyen "Küresel Efendiler"in rahat bir şekilde izlediği Suriye zulmünün küçük bir blançosu:   

1) 2 yılda en az 70 bin kişi hayatını kaybetmiştir.
2) UNICEF'e göre, 2 milyondan fazla çocuk şiddetten etkilenmiştir.
3) Yaklaşık 3 milyon bina yerle bir olmuştur.
4) Temiz suya ulaşım, üçte iki azalmıştır.
5) Her beş okuldan biri hasarlıdır.
6) 22 milyonluk nüfusun yaklaşık 4 milyonu, yerini yurdunu terk etmiştir.
7) Bunların 1,1 milyondan fazlası komşu ülkelere sığınmıştır.
8) Türkiye, Ürdün, Irak ve Lübnan'da 17 sığınmacı kampı kurulmuştur.
9) Resmi istatistiklere göre, 2 milyar dolar değerinde tarihi eser ülke dışına kaçırılmıştır.

O halde 2011 yılında Dera'da, Ortadoğu'nun en zalim diktatörlüğüne karşı başlayan halk hareketinin, neden kavurucu Kış'tan, Bahar'a dönüşemediğinin analizini yapmamız; gerçek sebeplerin ışığında Suriye devriminin ileride ne gibi sonuçlar doğuracağını ortaya koymamız gerekmektedir.

Bugün Dünya'ya egemen Batılı Küresel Güçlerin kendi arasında ikiye bölündüğü; bu güçler arasındaki gizli savaşın amaçlarını ve boyutlarını kavramadan dünya olaylarının açıklanamayacağı bilinmelidir. Sözünü ettiğimiz bu Küresel Güç-Küresel Sermaye arasındaki mücadelenin analizi, sitemizdeki "Yorum-Analiz" bölümünde "Wikileaks Depremi"nin Analizi ve Dünya "Kıyamet Savaşı"na Gidiyor! başlıklı yazılarımızla ortaya konmuştur. Biz buradan analizimize devam edeceğiz ve bu meselenin gerçek yüzünü aydınlatmaya çalışacağız:

a) Küresel Sermaye lobisinin, Wikileaks Depremi'ne karşı, Küresel Güç, "Arap baharı"yla cevap vermiş, ancak Libya elçiliğine yapılan "El Kaide" markalı saldırıyla ikinci cevabını almıştır. Bu olaydan sonra ABD Küresel Gücü; Arap baharı şevkini kaybetmiş, adeta "radikal İslam" korkusuna kapılmıştır. İşte bu ABD Gücü'nün Suriye konusunda sütten ağzı yanmış gibi davranmasını açıklayan bir faktördür.

b) Suriye direnişinin diğer Arap toplumlarından farkı, bu konuda ikinci bir rahatsızlık kaynağıdır. Öyle ya petrol yok, halkı daha çok ezilmiş ve daha dindar, işte bu durum, artan endişeye tuz-biber ekmektedir.

c) ABD Gücü'nün, "kulelere vurulması"yla başlayan; adeta dünyayı tehdit eden Bush'cu-Neocon'cu siyaseti tamamen iflas etmiş; ABD batma noktasına gelmiş, bir hiç uğruna çocukları ölen Amerikalılar isyan etmiş ve ABD düşmanlığı dünyada maksimum yapmıştır. Bugün Obama ile temsil edilen ABD Gücü'nün yaşlı-karizmatik siyaset uzmanları, "yeni siyasi stratejileri"ni uygulamaya koymuş bulunmaktadırlar.

d) Yeni ABD-İngiliz Gücü'nün yakın tarihten ve Ortadoğu'dan aldıkları ders şudur: Mecbur kalmadıkları sürece Ortadoğu'daki olayların içine girmemek, uzaktan yönetmek ve yönlendirmek. Bunun için de Osmanlıdan arta kalan bu coğrafyayı, Osmanlı adına Türkiye'nin kontrollü rehberliğine vermek; dilinden anlamadıkları bir dünyayı arkadan yönetmek... İşte Küresel Sermaye Lobisi'nin; yani ABD-İngiltere'nin diğer yarısının rahatsızlığı da bu noktada ortaya çıkmakta; bu çevrelerin Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı boyut kazanmaktadır.

e) Bugün ABD Gücü'nün karşısına çıkarılan Çin, hızla emperyal güç olma yolunda ilerliyor. "Küresel Sermaye"nin besleyip büyüttüğü bu kaplan, hem Japonya'nın hem de ABD Gücü'nün karşısına dikilmiş bir kaplandır. ABD'nin Afganistan'da bulunmasının bir sebebi de elbette Çin'dir. Çin-Kuzey Kore ve ABD-Japonya-Güney Kore savaşı bugün değilse yarındır. Bu sebepledir ki ABD tüm dikkatlerini, Ortadoğu'dan Asya'ya kaydırmıştır. Zbigniew Brzezinski'nin Çin analizleri, bu meselenin aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır.

f) İsrail yönetimleri, ABD-İngiliz merkezli çatışan iki güç tarafından da, Yahudi lobisi tarafından da koşulsuz desteklenmektedir ve de kontrol edilmektedir. İsrail yöneticileri kendi aralarında bölünmüş olsalar da, bu her iki GÜÇ'ten destek almaktadırlar. 

Mavi Marmara'da haksız bir şekilde öldürülenler, değil insan, kedi bile olsa, insan olan özür diler. Ancak İsrail yöneticileri, dünyanın gözüne bakarak özür dilememiş ve ABD Gücü, özür dilemesini istediği halde özür diletememiştir. Bugün gelinen noktada İsrail'in, Ortadoğu-İran-Suriye politikası çıkmaza girmiş; PKK ile Türkiye'yi köşeye sıkıştıramayacağını anladığı için de "zararın neresinden dönersen kardır" diyerek özür dilemiştir. Böylece ABD  Gücü de; İsrail-Türkiye makasından kurtulmuştur. Bundan sonra ABD Gücü'nün Suriye siyasetinin daha da netleşmesi beklenebilir.      

Yukarıdan beri sıraladığımız ve açıkladığımız parametrelerin, Batı'nın Suriye siyasetini anlamaya yarayacağı açıktır. Ancak bu parametreler, ABD-Batı emperyal gücünün, Irak işgalini, Arap baharını ve Suriye-Esed-İran zulmüne seyirci kalmasını açıklamaya yetmez. Bu nedenledir ki soruları daha net sormalıyız:

a) ABD-İngiliz Gücü, neden Saddam'ı cezalandırmak ve terbiye etmekle yetinmeyerek yok etti, Irak'ı, Şii İran'ın kucağına attı. Hani İsrail'in ve ABD'nin asıl düşmanı İran'dı!

b) ABD Gücü, İsrail yanlısı kukla Arap yönticilerini yıkıp "Arap baharı"nın yolunu neden açtı?

c) Çin'in, Rusya'nın ve bizzat İran'ın, Baas diktatörüne desteklerini; özellikle Hizbullah'ın orada Esed adına savaşını, sağır sultan biliyor, ABD Gücü bilmiyor mu? Neden kenarda durup masal okuyorlar? Ve Suriye halkının katline adeta cevaz veriyorlar. Yapması, yahut yaptırması gereken, Esed-İran silahlarına karşılık, boğazlanan halka silah vermek, veremiyorsa BM olarak halkın katliamını önlemek değil midir? El Kaide'yi dün kim kullandı, bugün kim kullanıyor, bu bilinmiyor mu? Bir avuç El Kaideci, Suriye de olsa ne olur, olmasa ne olur? Bunlar hikaye! Asıl amaç başka!

BÜYÜK PLAN!

Gelelim asıl amaca ve "Büyük Plan"a... Nedir "Büyük Plan"? Büyük Plan, bir "kıyamet savaşı"dır. Büyük Plan, bir "mezhep savaşı"dır. Bütün politikalar bu amaca yönelik dizayn edilmektedir. Ancak bunu anlayacak akıllar nerede?

Her gün İsrail'e, ABD'ye kuru tehditler savuran İran yöneticileri, diktatör Esed'in peşinden koşarak nereye gideceklerini sanıyorlar? İran yöneticilerinin din anlayışları ne olursa olsun, bir akıl tutulması yaşadıkları açık değil mi?
Bitmiş diktatör Esed'i desteklemek yerine, Suriye halkını-direnişini destekleselerdi, ne kaybederlerdi? Aksine Suriye'de oluşacak Sünni bir iktidar, Esed'den daha çok İsrail'e karşı İran'a destek verirdi, mezhep savaşının kapısı açılmazdı.

İran, Suriye halkını destekleseydi, Arap dünyasından ve tüm dünyadan sempati toplardı. Ancak bugün İran molla rejimi, bir kere daha bitmiş, geçmişten elde ettiği devrim karizması sıfırlanmış, ABD'nin "büyük planı"nın tuzağına düşmüştür. İran'ın mezhebi-bağnaz-Sünni düşmanı siyaseti, büyük bir yangını tutuşturmak üzeredir. Afganistan'da ABD ile işbirliği yap, Irak'ta ABD ile işbirliğ yap, ondan sonra da yıllarca zulme uğramış Suriye halkını ve direnişini, emperyalizmin uşağı olarak yaftala. Bu nasıl akıl, bu nasıl mantalite?

"Büyük Plan"ın gerçekleşmesi için tüm koşullar hazırlanmıştır. Ne olması bekleniyor?

a) Suriye'deki iç savaş-katliamla, karşılıklı kin ve intikamı körüklemeli, geri dönülmez şekilde "mezhep savaşı"nın kapıları açılmalı, beklenen bu...

b) Esed yönetimi bitmiştir, Batılı güçler, "Şii-Sünni çatışma potansiyeli"ne ulaşıldığında, Esed'i devireceklerdir ki; bu da İran'ın topyekün saldırısının başlangıcı olacaktır. Gözünü karartmış olan İran mollalarını, bu aşamadan sonra kimse durduramaz.

c) Suudi krallığı, Körfez ülkeleri, Ürdün; bir taraftan Suriye devrimin başarılı olmasından, diğer taraftan da İran'ın başarılı olmasından ve Şii yayılmasından korkarak, şaşkınlık içinde bocalamaktadırlar. Elbette korkunun ecele faydası yoktur. Türkiye ise ölçülü yaklaşımına rağmen, Batılı müttefiklerini harekete geçirememiş, destek verdiği Suriye halkını, İran-Esed'in acımasız saldırıları karşısında savunmasız bırakmıştır.

d) "Büyük Plan", Türkiye öncülüğünde "Sünniler"in, İran'ın liderliğinde de "Şiiler"in toparlanarak, bir "kıyamet savaşı"nı öngörmektedir.

e) Sonuç ne olacaktır?  Böylece Batılı güçler hiçbir kayıp vermeden, İran ve radikalizm meselesini çözmüş olacaklardır. Ancak kim bu plana alet olursa bedeli ağır olacak, bu yangının kazananı olmayacaktır.

f) Mesele bu kadar da basit değildir, bu öyle bir fitne, öyle bir savaştır ki, bundan sahte mehdiler ve sahte Mesih(Deccal) çıkacak, "Küresel Güçler" başta olmak üzere kazananı olmayacak, ancak İblis ve avanesi mutlu olacaklardır.

g) Maalesef dünya bu yönde ilerliyor, Yaklaşan Saat'in habercisi Peygamber'imiz(s.a.v.) de bu "kıyamet savaşı"nı bize bildiriyor, ders alacakları uyarıyor, ders alacaklar var mıdır? İşte çok sayıda bu savaşı ifşa eden hadislerden birkaçı:

Enes'ten, Peygamber(s.a.v.):
"Pek yakında Yüce Allah, ellerinizi Acemlerle doldurabilir. Sonra onları kaçmak nedir bilmeyen aslanlara dönüştürebilir. Daha sonra ise bunlar sizi ve savaşçılarınızı öldürüp mallarınızı yerler." buyurmuştur.
Mecma'uz-Zevaid ve Menbau'l- Fevaid, C:12, Hno: 12376.

Muhammed bin Ebi Rüzeyn'den, Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Kıyametin yaklaşmasının alametlerinden birisi de, Arab'ın kırılmasıdır."
Tirmizi, C:3, Hno: 3929.

Ebu Hureyre'den; birgün Sa'd, Resulullah'ın yanına çıktı.
Resulullah
(s.a.v.) onu görünce; "Sa'd'ın yüzünden önemli bir haber okunuyor" dedi.
Sa'd gelince: "Kisra öldürüldü" diye haber verdi.
Sonra Allah'ın Resulü: "Allah Kisra'ya lanet etsin. Kuşkusuz insanlardan ilk helak olacaklar Araplardır. Onları İranlılar takip edecektir." buyurdu.
Mecma'uz-Zevaid ve Menbau'l- Fevaid, C:13, Hno: 12421

08/04/2013


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.