Aişe(r.a)'dan rivayet edildiğine göre:

Allah'ın Elçisi'nin(s.a.s), hastaya dua etmesi bazen şöyle olurdu: Parmağına biraz tükürüğünü bulaştırır ve toprağa sürerek şöyle derdi:

"Allah'ın ismiyle şifa dilerim. Şu, bazımızın tükürüğü ile karışık arzımızın toprağıdır. Rabbimizin izniyle, hastamızın şifası içindir."(*)

(*):Nevevi şöyle der: "Peygamberimiz (s.a.s), hastaya şifa dilerken, mübarek şehadet parmağına mübarek tükürüğünden biraz sürer ve ıslak parmağını temiz bir toprağa kordu, sonrada parmağına bulaşan toprakla hastanın yaralı veya ağrıyan yerini sıvardı ve dua ederdi."

Kaynak: Sünen-i İbni Mace, C.9,H.no:3521(Buhari, Müslim, Ebu Davut ve Nesei de bu hadisi rivayet etmiştir.)

 

Peygamber ve Arkadaşı Sevr Mağarasında

Mekkeli müşriklerin baskısıyla Mekke'yi terk eden Allah'ın Elçisi(s.a.v), Sevr dağındaki mağarada saklandı. Yanında sadık arkadaşı Ebu Bekir(r.a) vardı. Ebu Bekir(r.a), mağaraya girdiğinde bir delik gördü. O delikten yılan, çiyan gibi bir zaralı canlı çıkarak Allah'ın Elçisine(s.a.s) zarar vermesin diye ayağını, o deliğe koyup oturdu. Allah'ın Elçisi(s.a.s), arkadaşına dayanıp uykuya daldı. Ancak o delikten bir yılan çıktı ve Ebu Bekir'i(r.a) ayağından soktu. Ebu Bekir(r.a), Peygamber(s.a.s), rahatsız olup uykudan uyanmasın diye, acımasına rağmen, ayağını oynatmadı. Ancak canı acıyıp, gözlerinden yaş aktı. Göz yaşları, Peygamber'in(s.a.s) yüzüne damlayınca, uykudan uyanarak: " Sana ne oldu ya Ebu Bekir?" diye sordu. Ebu Bekir(r.a) da, "Ey Allah'ın Elçisi(s.a.s), ayağımı bir şey soktu. Ancak zararı yok, anam babam sana feda olsun." dedi. Allah'ın Elçisi (s.a.s) kalktı, yılanın soktuğu yere tükürüğünü sürdü ve Allah'tan şifa diledi. Arkasından Ebu Bekir'in(r.a) acısı geçti ve şifa buldu.

Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, C.1, Bedir Yy., İst. 1994.