Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 

Haberler/...

Junk(Çöp) Genin Çöp Olduğu İddiası Bir Kere Daha Çürütüldü

İki hücreli embriyoda LINE1 geninin RNA'sı magenta(mor renk) ile işaretlenmiş

Cell dergisinin temmuz sayısında yayınlanan yeni bir araştırmada, "zıplayan gen" olarak adlandırılan genin, embriyonun ilk gelişim döneminde gen faaliyetlerini düzenleyici kritik bir görevi olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar uzun bir süredir zıplayan geni genetik bir çöp ya da kötü bir parazit olarak düşünüyorlardı.

İnsan genomunun yalnızca %1'lik kısmı protein kodlamaktadır. Bilim dünyası, geri kalan %99'luk kısmın işlevini yüz yıllardır çözememiştir. Bazı bilim insanları, protein kodlanmayan bu kısımda gen aktivasyonun kontrol edildiğini düşünürken bazıları ise bu kısmın büyük bir çöplük olduğunu iddia etmekteydi.

Örneğin, DNA'mızın yarısının tamamı "değiştirilebilir elementler" ya da "transpozon"lardan oluşmaktadır. Transpozonlar, virüs benzeri genetik materyale sahiptir. Böylece genom içerisinde farklı bölgelerde kendini kopyalama ve tekrar ekleme konusunda özel bir yetenekleri vardır. Bazı transpozonların genom üzerine dağınık bir şekilde kendilerinden yüzlerce hatta binlerce kopya bırakabildikleri yeni elde edilen verilerden. Bu kaçak yolcuların birçoğunun eylemsiz ve pasif bulundukları; diğerlerinin ise normal genetik programdaki genleri değiştirerek ya da engelleyerek kargaşa çıkardıkları düşünülmektedir. Bazı kanser türlerinin de genom içerisindeki bu tarz kargaşalardan kaynaklandığı iddia edilmektedir.

San Francisco Üniversitesinden bilim adamlarının yürüttüğü çalışmada, en yaygın transpozonlardan olan LINE1'in çöp ya da parazit olmadığı ortaya çıktı. İnsan genomunun %24'ünü oluşturan LINE1, embriyonun iki hücreli aşamaya geçerek gelişebilmesi için gerekli bir transpozondur.

Çalışmanın başyazarlığını jinekoloji ve üreme bilimlerinde yardımcı profesör olan ve San Francisco Eli ve Edythe Üreme Tıbbı ve Kök Hücre Merkezinin üyesi olan Dr. Miguel Ramalho-Santos yürütmüştür.

Santos ve çalışma arkadaşları, embriyonik kök hücrelerde ve ilk dönem embriyosunda LINE1 seviyesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemledi. Mevcut bilimsel verilere göre bu genin, hastalıklara yol açabilen bir parazit olduğu iddiası ile embriyonun ilk dönemlerinde bu genden oldukça yoğun miktarda bulunması bir paradoks oluşturdu. Böylece araştırmacılar, mevcut bilimsel veriyi sorgulamaya başladı: Junk( çöp) denilen gen gerçekten çöp müydü?

Dr. Michelle Percharde, Dr. Santos'un LINE1 ile ilgili keşfini duyunca heyecanlanarak araştırma grubuyla iletişime geçti. Dr. Percharde:
"Gelişen hücrelerin çekirdeğinde LINE1 RNA'nın varlığını görünce, burada çok önemli bir rolünün olması gerektiğine inandım. Eğer bu RNA gerçekten tehlikeliyse ya da işlevsizse ilk dönem embriyo hücrelerinde nasıl bulunabilirdi ki!" diyerek düşüncelerini belirtti.

Fare embriyosunda LINE1 RNA'ya yoğun miktarda rastlamak hayvanların embriyonik gelişimlerini anlayabilmek için gerçekten çok önemli bir keşiftir. Dr. Percharde, LINE1 RNA'yı farenin embriyonik kök hücrelerinden çıkarabilmek için bir takım deneyler düzenledi. Deneyler sonucunda LINE1 RNA, kök hücreden çıkarıldığında elde edilenler oldukça şaşırtıcıydı: Döllenmiş yumurtanın ilk bölünmesinden sonra iki-hücreli embriyo oluştuğunda gen yazılımı sıralanması değişmeye -bozulmaya başladı. Dr. Percharde konuya ilişkin şu yorumlarda bulundu:
"LINE1 RNA'yı çıkardığımızda genlerin kimlik değiştirdiklerini gördük. Bu da LINE1 RNA'nın embriyonik gelişim aşamasındaki rolünü ortaya koydu."

İlk dönem embriyosu ve kök hücrelerde sentezlenen LINE1 geninin RNA'sı hücre çekirdeğinde saklanır. Burada gen düzenleyici proteinlerden olan Nucleolin ve Kap1 isimli kompleks yapıyı oluşturur. Bu kompleks bileşen, embriyonun iki hücreli durumunu organize eden Dux ismi verilen genetik programı kapatır ve embriyonun hücre bölünmesi ve gelişimi için ihtiyaç duyulan genleri aktifleştirir.

LINE1 benzeri transpozonlar, gelişim dönemlerinin ilk aşamalarında daha hassas olmalarına karşın gen içerisinde oldukça yaygın bir şekilde bulunurlar. LINE1 genom içerisinde binlerce kere kopyalanır. Bu da bu genin fonksiyonunun mutasyona uğramasını önler. Eğer bir kopyada sorun varsa onun yerini alabilecek binlerce kopya daha mevcuttur. Bu durum genin genom içerisinde daha güçlü hale gelmesine yardımcı olmaktadır. Ramalho-Santos, araştırmaların sonucunda geldikleri noktayı şu şekilde özetliyor:
"LINE1 geninin, genom içerisinde farklı yerlerde binlerce kopyasının bulunmasını, embriyonun gelişim sürecini kontrol etmek için süregelen, bir dirençli hale gelme mekanizması olarak izah edebiliriz."

Araştırmacılardan Dr. Percharde'de konuya ilişkin görüşlerini şu şekilde belirtmektedir:
"Bilim insanları protein kodlayan genler üzerine birçok araştırma yapmaktadır. Bunlar genomun %2'sinden daha az bir kısmını teşkil ederken; transpozonlar nerdeyse genomun %50'sini oluşturmaktadır. Bu genlerin bilmediğimiz birçok fonksiyonu var. Genlerin gelişim aşamaları ve hastalıkları üzerine çalışmalar yapılması gereklidir."

Güncelleme: 25/08/2018
Kaynak
: Nicholas Weiler, "Not junk: 'Jumping gene' is critical for early embryo’", phys.org, çev. Ayşegül Kesmez, yaklasansaat.com, 21/06/2018


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat