Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Haberler/...

Form'da Birkaç Soruya Verilen Cevap: EL-KAİDE, DAEŞ ve DARBE Üzerine Analiz

Soru: Kulelere Vuran Kimdir? Usame Bin Ladin kimdir? Bu saldırıyı gerçekte yapan Güç kimdir?

Cevap:
1) 11 Eylül'de kulelere vurulmasının, İslam'la hiçbir ilgisi yoktur. Hala bunu anlamayanlar varsa; ya ahmaktırlar, ya da bu işi yapanların amaçlarına hizmet etmektedirler. Bu operasyon, Ladin gibi "Küresel İstihbarat Örgütleri"nin oyuncağı olmuş hastalıklı; şeytani vahye açık adamların boyunu aşar. Bu işi ancak, çağın teknolojisinin de ötesinde güç kullanabilen; insanların gözüne bakarak numaralar çevirebilen bir "gizli derin güç" başarabilir. Bu olayı, kim kullanarak küresel saldırılar düzenlediyse; odur eli kanlı olan. İşte bu "Küresel Derin Güç", dünyayı ve yeraltı kaynaklarını tamamen kontrol etmek için, 11 Eylül işaret fişeğiyle harekete geçmiştir. Bunun delillerini, Yaklaşansaat'in haber sayfalarında bile rahatlıkla bulabilirsiniz. 
2) Dünya'daki sözde İslami radikal hareketlerin, İslam'la hiçbir ilgisi yoktur. Radikallik, İslam dışı bir hastalıktır. Kur'an'ın üstüne basarak "kendi tekillikleri"ni, din diye pazarlayanların büyük çoğunluğu, "Küresel Örgütler" tarafından ihdas edilmiş ve kullanılmaktadır. Bu kendi mantıklarını ilahlaştırarak İslam diye yaftalayan ve radikal Hıristiyanlar gibi şeytan dostlarından vahiy alan radikal liderler, yönlendirilmek için "ideal adamlar"dır. Bu "İslamcı yaftası"nı taşıyan radikal eylemlerin üç önemli faydası vardır "Küresel Güçler"e...
a) Temelinde zulme baş kaldırma gibi haklı nedenlere dayansa da; sonuç olarak İslam'ı çirkin göstermenin bir aracı olarak kullanılmaktadır. İnsanlığın önemli bir kısmı, bu eylemleri insanlık dışı bulduğu gibi; bir takım şer cephesinin papazları, hahamları ve ateistleri, kinlerini kusmak için bu olayları bir vesile saymaktadırlar. İslam'a bu yolla vurulan darbeyi, hiçbir şey telafi edemez. 
b) Küresel Güçler, kendi toplumlarını, "korku salarak" yönlendiriyorlar. İçeride ve dış dünyadaki amaçlarını gerçekleştirmek için; kendilerinin ihdas ettiği bu "sanal korku"dan yararlanıyorlar. Türkiye'de yıllardan beridir iç sistemi kontrol etmek için ihdas edilen ve kullanılan "irtica korkusu" da, aynı Okyanus-Ötesi Güc'ün "Türkiye'yi kontrol" yöntemi olarak bugüne kadar kullanılagelmiştir. 
c) Küresel Derin Güç, bu İslamcı radikalleri kullanarak, dünyanın yeraltı-yerüstü kaynaklarını ele geçirmekte ve kontrol etmektedir. Bu hastalıklı radikaller olmasaydı, Irak ve Afganistan hangi gerekçeyle işgal edilecekti? Filistin işgali bu korkulara dayandırılmıyor mu? Mısır, Suudi Krallığı, Körfez Arapları, Orta-Doğu ve hatta Uzak-Doğu, bu korkulara dayanarak kontrol altında tutulmuyor mu? 
04/05/2011

Soru: Sitenizi ilgiyle takip ediyorum. Önemli temel konularda gözümü ve gönlümü açan müthiş araştırmalar var. Üç sene önce yaptığınız Suriye analizi geçerliliğini koruyor. Ancak yeni bir değerlendirme yeni bir analiz hiç olmazsa bu forumda olamaz mı? Başarılarınızın devamını Allah'tan diliyorum. Selam ve hürmetle...

Cevap:  
1) Yaklaşan Saat'te dünya yaşamını yok edecek arka arkaya iki süreç yaşanacaktır: Bunlardan birincisi; bugün yaşanan parçalı dünya savaşının, giderek yoğunlaşan ve yaygınlaşan küresel savaşlara dönüşüp, sağduyudan, akıldan yoksun hale gelmiş şeytanlaşmış yöneticilerin, insanlığın helakını hazırlaması şeklinde olacaktır. Birinci süreç budur. 
2) Bu süreçte dünyaya, hakim, gizli, küresel, parasal, derin Siyonist Güç egemendir. Önceden masa başında gerekli planlar yapılmıştır ve bu planlar uygulamaya konmuştur. Orta Doğu'daki sözde İslam toplumlarının iktidarlarının yıkılışı ve ortaya çıkan kaos, mezhep çatışmaları, İslam'la alakası olmayan ancak İslam adına hareket eden Daeş, El-Kaide gibi radikal (Sitemizdeki "RADİKALİZM İSLAM DEĞİL HASTALIKTIR" yazımızı lütfen okuyun.) örgütlerin icrai faaliyetleri bu cümledendir. Önceden el-kaide'yi oluşturan, yönlendiren bu derin Güç, El-Kaide'nin içinden daha vurucu, daha hastalıklı, daha harici bir Daeş örgütü üretmiştir. Bu Güç'ün amacı şudur: 
a) İslam coğrafyasındaki toplulukları, mezhepleri birbirine kırdırmak, bu bölgeleri paramparça ederek bölgedeki kaynakları ve toplulukları daha kolay bir şekilde kontrol altına almak, yönetmek. 
b) İnsanın ve insanlığın tek kurtuluş dini olan İslam’ı çirkin, akıl dışı ve insanlık dışı terör dini olarak göstermek. 
c) Nihai olarak İslam etiketli bu radikal-hastalıklı gücü-enerjiyi harekete geçirerek, "İslam-Hristiyan çatışması"nı körüklemek. İblis’in yönettiği bu derin Güç, Hristiyanlıkla savaşamayacağına göre, İslam’dan doğan bu radikal enerjiyi kullanmak ve böylece küresel hakimiyetine engel olabilecek bu iki büyük din potansiyelini etkisiz hale getirmek...
Bu derin Güç’ün, bugüne kadar Hristiyanlığı kendi amaçları için tepe tepe kullandığı unutulmamalıdır. 
Özelde Suriye meselesine baktığımızda Rusya'yı oraya sokan bu güçtür. Amaç; ABD'nin yapacağı pis işleri Rusya’ya yaptırmak; Arapların, Türklerin düşmanlığını Rusya'ya yöneltmek. Bugün Rusya bir taraftan Esed muhaliflerine amansızca saldırırken diğer taraftan PYD'yi silahlandırıyor. Putin'de zerre kadar aklı-selim olsa bu şekilde hareket etmez. Bu yaptıkları Rusya'da bir iç savaşın başlamasını kaçınılmaz kılacaktır. 
3) İkinci süreç; Yaklaşan Saat'in katastrofik felaketleridir. Sonsuz Yüce Allah’ın dünyayı adeta bombardımana tabi tutmasıdır. (Sitemizdeki Eski Kavimler/Yaklaşan Saat bölümünü okuyunuz) 
4) Bu aşamada Deccal ortaya çıkacak; insanlık da ikiye bölünmüş olacaktır. Büyük çoğunluk Deccal’e tabi olacak az bir çoğunluk ise ona karşı duracak ve gerçek İslam toplumunu oluşturacaktır. 
5) Bütün planlar Sonsuz Yüce Allah’ın Planı’na hizmet eder ve Allah ne diyorsa o olur... 
04/12/2015

Soru: Yazılanları okudum fakat Allahın Planını anlayamadım. Tüm planların üzerinde Allahın planı olduğunu göre önümüzde 2-3 sene ülkemiz açısından nasıl geçecek. Başarısız darbe girişimi gerçekte kime yapıldı? AKP arkasındaki perde arkasında ki güçler kim? Ve gerçekten gözü kapalı güvenilecek insanlar mı? Kripto yahudi ve ermeni masonik bağlantılar ne durumda?  Nato ve Gladyosu uzantıları ne durumda. ve Nato ve Gladyodan ayrı düşünülemeyecek mossad ve israil bağlantıları? Solcu Ulusalcı, Kemalist kesimlerin kendi arasında bölünmesi örneğin perinçek gibi durumdan memnun olması, gladyonun temizleneceğini söylemesi. Uzayıp gidiyor sorular... 

Cevap: "Allah'ın Plan'ı"; Kur'an ve Sahih Sünnet'te ortaya konmuştur. Kimin için, gerçek anlamda iman edenler için...
Şeytan dostları, radikal ve ılımlı "İslamcı fasıklar" ise kendilerini merkeze koyup "anlamak istediklerini" anlamışlar, her biri şeytanlarının vahyine uyarak Mesih-Mehdi rollerine soyunmuş ve Küresel Efendiler için kullanışlı birer alet olmuşlardır. Bu konu "Radikalizm İslam Değil Hastalıktır" yazımızda işlenmiş, vakti geldiğinde de "İblis'in Kadim Planı"nda açıklanacaktır. Gelelim bugünün Türkiye'sine ve Darbe operasyonunun analizine... 
İşte "Darbe" sanılan ancak gerçekte "iç savaş" provası olan bu "isyan"ın maddeler halinde karakteristik özellikleri ve bazı gerçekler: 
1) Bu cinnet halindeki "Küresel-Parasal Güç" patentli kalkışma, "darbe" değil, bir "iç savaş" başlatma operasyonudur. Darbenin olması için Türkiye’de hiçbir koşul yoktur. Kim bu iç savaş kalkışmasını “darbe“ sanıyorsa aldanıyor. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı’na suikast gerçekleşmeyince, iç savaş şimdilik akamete uğramış, küresel kucakta oturan masonik-meczup liderin haşhaşilerinin tasviyesinin yolu açılmıştır. 
2) Bu darbedir ve bunun etapları var diye düşünenler maalesef yanılıyor. Bu darbe değildi, kaos-iç savaş provasıydı, devamı darbe değil, yeniden iç savaşı tetiklemektir. Bunun içinde yarım bıraktıkları işi bitirmek isteyecek; Sayın Cumhurbaşkanı’na suikast planlamadan geri durmayacaklardır. Küresel beylerin ve maşalarının kini, onun üzerinde toplanmıştır ve iç savaş da ancak böyle başlayabilir. 
3) Halkın sürekli sokaklara çağrılması, halk için de ülke için de yorucu-yıpratıcıdır. Hükümetin artık OHAL ile asayişi ve yönetimi sağlaması; halkın da evlerinde teyakkuz halinde Cumhurbaşkanı ve hükümetin çağrılarını bekler halde bulunması gerekir, sağlıklı olan budur. 
4) Türkiye'nin başına bela edilen bu hastalıklı yapının başından beri kurgulayıcısı ve gerçek yöneticisi Küresel Güç'tür. Bunu Türkiye'yi yönetenler görmemiştir, görmek istememiştir... Bu Güç, bu cemaat(!) vasıtasıyla Türkiye'yi tamamen kontrol ederek, bu merkezden Orta Doğu ve Asya'yı kontrol etmek istemiştir. Daha sonra da "Yeni Dünya Düzeni"ne geçilecektir. Bugün dünyadaki kaos ve katliama da buradan bakmak gerekir. 
5) Bugüne gelişte en büyük pay, Demirel, Ecevit ve Özal'ındır. Tayyip Erdoğan da bu geleneğe uymuş, tabi ki aldatıldığını 17-25 Aralık darbesinden sonra söylemiş ve de gerçeğe uyanmıştır. Ancak o aşamadan sonra Ergenekon operasyonlarının amacını görerek gereken mücadeleyi tek başına vermiş, hukuk ve emniyette istenen sonucu almış, ancak orduya dokunamamıştır. 
Ergenekon operasyonuyla tasfiye edilen "ulusalcılar"ın da iki önemli gafleti söz konusudur. Birincisi, tutuklanmadan önce Tayyip Erdoğan düşmanlığı yaparak, hatta darbe yapacakmış gibi seçilmiş hükümete ve onun başına korku salarak, operasyoncu cemaatin eline koz vermişlerdir. İkinci gafletleri, Tayyip Erdoğan düşmanlığı gözlerini kör ettiği için 17-25 aralık darbesine karşı, yeterince devletin yanında yer almamış ve devleti savunmaya yönelik bir milli cephe oluşturarak gerekli desteği verememişlerdir. 
6) Ülkenin bu noktaya gelmesini engellemesi gereken asker, sivil ve bürokratların tümü bu sonuçtan sorumludur ve bunun hesabı sorulmalıdır. Devletin ve ordunun yeniden inşa edilmesi gerekir. Ülkenin 700 bin kişilik hantal ve sık sık darbeye teşebbüs eden bir orduya değil, çok daha az sayıda dinamik, hareket yeteneği yüksek bir orduya ihtiyaç vardır. 
7) ABD, NATO, CIA, MI6, Mossad vs. yok, bütün bunları derinden yöneten "GÜÇ" var. İşte Kabalacı-tasavvufcu maşanın mürit askerlerinin eline tutuşturduğu "okunmuş(!) 1 Dolarlar" bu gücün İbliste buluşan sırlarını ifşa etmiyor mu? 
Son olarak da aşağıdaki hadisi ve aşağıdaki linklerdeki yazılarımızı lütfen okuyun demekten başka bir şey söyleyemiyoruz... 
"Şuayb b. Amr anlatıyor: Adda b. Halid b. Amr b. Amir şöyle anlattı: 
Bizler, Allah'ın Resulü (s.a.v.) ile birlikte idik. Birden sıçrayıp ayağa kalktı. Sanki bir şeyden ürkmüştü. İbn Mes'ud: "Anam babam sana feda olsun. Sanki bir şeyden ürkmüşsün gibi kalktın?!” deyince: 
"Üç Deccalden-yalancıdan uzak durun" buyurdu. İbn Mes'ud: 
"Anam babam sana feda olsun. Bize bir gözü kör olan Deccal’i ve YALANCILARIN YALANCISInı anlatmıştın. Ya üçüncü yalancı kimdir?" diye sordu. Bunun üzerine Allah'ın Resulü(s.a.v.) buyurdu ki: 
"Bu, başı helak olmuş, sonu tükenmiş, Harika (Yakıcı) adı verilen bir fitneyle birlikte sonsuza dek laneti hak etmiş bir kavim-topluluk içinde zuhur edecek bir kişidir. O, sinsi Deccal'dir ve Allah'ın kullarını yer bitirir." 
Mecma'uz-Zevaid ve Menbau'l-Fevaid, C.13, Bab: Fitneler Kitabı, Hno: 12492, s. 62 
23/07/2016

Yaklaşan Saat, 25/01/2017



Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.