Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Haberler/...

Vücut Saatimiz: Sirkadiyen Ritmi

Dünya'daki yaşam gezegenin dönmesine uyum sağlamıştır. Yıllardan beri biliyoruz ki insanların da dâhil olduğu canlı organizmalar, günün düzenli ritmine adapte olmalarına yardımcı olacak bir iç, biyolojik saate sahiptirler. Fakat bu "saat" gerçekte nasıl işliyor? Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young, kendi biyolojik saatimizin derinliklerine inip, çalışma mekanizması üzerinde ayrıntılı bir çalışma yürüttüler. Keşfettikleri bulgular bitkiler, hayvanlar ve insanların kendi özel biyolojik ritimlerini, yeryüzünde cereyan eden değişimlere nasıl adapte ettikleri konusuna açıklık getiriyor.

Meyve sineklerini örnek organizma olarak kullanmak suretiyle normal günlük biyolojik ritmi kontrol eden bir geni ayırmayı başardılar. Daha sonra bu genin bir çeşit protein salgıladığını, bu proteinin gece boyunca hücrede birikip gün içinde de kullanıldığını gösterdiler. Sonuç olarak, hücrenin içerisinde kendisini idame ettiren bir nevi saat benzeri çalışan bu mekanizmada görevli başka proteinlerin de olduğunu keşfettiler. Böylelikle biyolojik saatlerin çalışma prensiplerinin insanlar da dahil diğer çok hücreli canlı organizmalarda aynı olduğunu göstermiş oldular.

Çok hassas bir doğrulukla kendi hususi iç saatimiz, psikolojimizin gün içinde aniden değişebilen durumlara karşı adapte olmasını sağlıyor. Bu saat; davranışlar, hormon seviyeleri, uyku, vücut sıcaklığı ve metabolizma gibi kritik fonksiyonları da düzenlemekte. Bu biyolojik saat ile yaşadığımız ortam arasında geçici de olsa bir uyumsuzluk olduğunda vücut sağlığımız bundan etkileniyor. Örneğin; farklı zaman dilimleri arasında seyahat ettiğimizde "jet lag" adı verilen rahatsızlığı yaşarız. İlaveten, günlük yaşamımız ile vücut iç saatimiz arasında kronik bir uyumsuzluk sorunu olmasının çeşitli hastalıklara yakalanma riskini arttırdığı konusunda da belirtiler mevcut.

İÇİMİZDE ÇALIŞAN SAAT

Canlı organizmaların çoğu, zamana bağlı, çevredeki değişikliklere uyum sağlar. 18. yy içerisinde Jean Jacques d'Ortous de Mairan isimli astronom, mimoza bitkisi üzerinde bu konuyu araştırdı. Ve gözlemlerine göre bitkinin yaprakları gün içinde güneşe doğru yapraklarını açıyor ve gün batımında kapatıyordu. Bitkinin tamamen karanlık bir ortama konulduğunda da aynı tepkiyi verip vermeyeceğini merak eden bilim adamı, yaptığı 2. gözlemde de bitkinin günlük rutin, yaprak açma-kapama hareketlerini gerçekleştirdiğini gördü. Böylelikle, bitkilerin de kendi iç saat mekanizmalarının olduğu, zamanında anlaşılmıştır.

Bu konuda çalışan diğer araştırmacılara göre ise bu özellik sadece bitkilere has değil, insan ve hayvanların da kendilerini günün akışına göre ayarlayan yardımcı olan bir "biyolojik saatleri" var. Düzenli devam eden adaptasyon (uyum) süreci circadian rythm (sirkadiyen ritmi) olarak da isimlendirilmiştir. Latince "etraf, çevre" anlamına gelen circa ve "gün" anlamına gelen dies kelimelerinden türemiştir. Ama içimizde çalışmaya devam eden biyolojik saatimizin nasıl çalıştığı konusu hâlihazırda gizemini koruyor.

BİYOLOJİK SAAT AYARLAMA GENİ

70'li yıllarda Seymour Benzer ve öğrencisi Ronald Konopka meyve sineklerindeki sirkadiyen ritmini kontrol eden genin belirlenip belirlenemeyeceği konusu üzerinde durdular. Çalışmaları sonucunda örnekleriyle gösterdiklerine göre bilinmeyen bir gendeki -mutasyon- sonucunda sineklerin biyolojik saatleri bozulmaktaydı. Bu gene "period" (periyot, dönem, nokta) ismini verdiler. Peki ama bu gen, sirkadiyen ritmini ne şekilde etkiliyordu?

Bu sene Nobel kazananlar da meyve sinekleri üzerinde çalışmışlardı. 1984 yılında Jeffrey Hall ve Michael Rosbash Boston Brandeis Üniversitesi ve New York Rockefeller Üniversitesinden Michael Young ile ortak bir çalışma yürüttüler ve sonucunda period isimli geni ayırmayı başardılar. Bunun üzerine Jeffrey Hall ve Michael Rosbash, bu gen tarafından salgılanan PER ismini verdikleri proteinin gece vakti boyunca biriktiğini ve gündüz de tüketildiğini keşfettiler. Buradan PER proteini seviyesinin 24 saatlik döngü içerisinde dalgalanmalar gösterdiği anlaşılıyor.

KENDİNİ AYARLAYAN SAAT MEKANİZMASI

Bir sonraki aşamada esas hedef, sirkadiyen dalgalanmalarının nasıl oluşturulabileceği ve devam ettirilebileceğini anlamak. J. Hall ve M. Rosbash'ın öne sürdüğüne göre period geninin aktivitesini PER proteini durduruyor. Buna gerekçe olarak da PER proteininin döngüsel bir şekilde devam eden ritim içerisindeki seviyesini dengede tutmak için kendi sentezlenmesini kısıtlayıcı bir geribildirim döngüsünü harekete geçirmiş olabileceği ihtimaline işaret ediyorlar.
Bu model elde tutulur bir şey ifade etmiyor gibi görünüyordu fakat yapbozun da birkaç parçası hâlâ kayıptı.

Stoplazmada sentezlenen PER proteini period geninin işleyişini engellemek için genetik materyallerin bulunduğu çekirdeğe ulaşmak zorunda. 1994 yılında M. Young, normal sirkadiyen ritmi için gerekli olan TIM proteinini kodlayan timeless adını verdiği geni keşfetti. Titiz bir çalışma ile TIM proteinin PER'e bağlandığında daha önce işleyişini engellenen period genini durdurarak "engelleyici geribildirim döngüsünü" kapatmak için çekirdeğe girebildiklerini gösterdi.

Bunun ardından M. Young doubletime (çift zaman) adı verdiği genin, PER proteinin birikmesini engelleyen DBT isimli proteini kodladığını keşfetti. Bu veri, bize vücut içerisinde meydana gelen değişikliklerin gerçekten de 24 saatlik döngüye nasıl ayak uydurduğu konusunu açıklıyor.

Biyolojik saat birçok açıdan bizim karmaşık psikolojimize benzer özellikler gösteriyor. Artık biliyoruz ki insanoğlunun da içerisinde olduğu çok hücreli organizmalar, sirkadiyen ritimlerini kontrol etmek için bazı mekanizmalar kullanıyorlar. Bizim genlerimizin büyük bir bölümü biyolojik saat tarafından kontrol ediliyor ve eş zamanlı olarak kalibre edilmiş sirkadiyen ritmi, psikolojimizin günün değişik zaman dilimlerine uyumunu sağlıyor.

Güncelleme: 24/11/2017
Kaynak
: "Molecular mechanisms controlling the circadian rhythm", sciencedaily.com, çev. Furkan Kargıoğlu, yaklasansaat.com, 02/10/2017

 


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.