Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Haberler/...

Dr. Eser Alptekin ile Bel Fıtığı ve Tedavisi Üzerine Bir Söyleşi

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Eser Alptekin ile yapılan bir söyleşinin özeti önemine binaen aşağıda verilmiştir:

"HER BEL-BOYUN AĞRISI FITIK DEĞİLDİR"

Soru: Her bel ağrısı, her boyun ağrısı fıtık mıdır?

Hayır fıtık değildir. Ömrünü bu işe vermiş bir insanım, bu konuda bilimsel araştırmam da var. Her bel, boyun ağrısı fıtık değildir. Boyun fıtığı, bel fıtığı 59 hastalıkla karışıyor. MR icat edildi bakıyor burda taşma olmuş fıtık git hemen ameliyat, işte burda şu olmuş fıtık git ameliyat, değil, yani beldeki ağrılarda bel fıtığı diye teşhis edilen böbrekle ilgili sorunlar olabiliyor, sorun böbrekte bel fıtığı deniyor. Herkesin belinde ufak da olsa bir sorun vardır. Her bel ağrısı fıtık değildir. Bir defa insanların bunu çok iyi bilmesi lazım ve ona göre hareket etmesi lazım. Mesela beldeki ve kalçadaki yapışma yerlerindeki zorlanmaları dahi fıtık kabul ediyorlar. Özellikle kadınlarda zorlamalar olur. Kolay kilo alıp-verirler, hamilelik vardır. Hamilelik döneminde karın kaslarında ve bel kaslarında değişiklik olur. Hamilelik sonrası farklı hale gelir. Oradaki zorlanmalara bile fıtık diyorlar. Biz ona İlio Lomber Strain diyoruz. MR'de detaylar çok rahat görülebildiği için en ufak bir taşmayı da gösteriyor. Oradaki bizim, protrüzyon dediğimiz bulging dediğimiz taşmaları bile fıtık diye takdim ediyorlar ve de cerrahi müdehale ediyorlar. Bel fıtığı ameliyatlarında pişman olma hakkı yok geri dönüşü yok!

"FITIK AMELİYATLARININ %99'U GEREKSİZ"

Bu ülkede yapılan fıtık ameliyatlarının %99,99'u gereksiz. Cerrahi müdehale Türkiye'de kalkmadı, zor kalkar. Son zamanlarda ameliyatları biraz azalttık ancak yeterli değil. Çünkü insanlar burada yalan ifade kullanıyorlar. Mesela "felç olursun" Yalan! Felç bir tek L4 ve L5'te bası olur ise o da ayak parmakları gücünü kaybeder, bu da 100 hastadan 2 tanesinde olur veya 1 tanesinde olur. Felç denilen budur. Ayağını sürten birini görürsen felç o işte. Yoksa öyle boydan boya felç olmaz veya kolların, bacakların toptan felç olması söz konusu değildir. Bu büyük bir Yalan!

"Altına kaçırırsın" Yalan! "Erkekliğin gider" o da Yalan! Bunu ben söylemiyorum bu işi yapan cerrahlar söylüyor şimdi. Ben 35 senedir söylüyorum. Bunu Ay'dan bir adam gelse de bunu en iyi bilen benim dese o da yalandır. Felç olursun, erkekliğin gider, kadınlığın gider, büyük abdest-küçük abdest altına kaçırırsın yalan! Bu, Türkiye'de maalesef ezberletilmiş bir ifadedir. Türkler bu işi yanlış biliyor, Almanlar doğru mu biliyor, onlar da yanlış biliyor. Amerikalılar da bu sene düzelttiler. Bu sene Amerika'da bu ameliyatlara yasak geldi, devlet bel fıtığı, boyun fıtığı ameliyatlarını ödemiyor, kendi parana güveniyorsan git beni ameliyat edin de. 15. ameliyatını olanı biliyorum. Hatta dedim keşke fermuar koysaydı istediği zaman aç-kapa. Maalesef ameliyatlar Türkiye'de çok yapılıyor, gereksiz yapılıyor.

Eskiden biraz acemilik vardı, sadece diske müdehale edilirdi. Diskte taşma olduysa ilk zamanlarda diski tamamen çıkarırlardı. Ben 1985'de bunu aldığınız zaman artık bu belin sağlığından söz edilemez dedim. Allah onu oraya süs koymamış ve öyle bir mucize koymuş ki oraya, oradaki jel kıvamındaki doku (%78'i sıvı) 600 kg yüklere dayanıyor. Yani onu Allah'tan başka yapacak güç yok. Dokuyu toptan çıkardığın zaman oradaki bütün statik dengeyi bozardı. Ben o zamandan dedim ki keşke bize biraz mühendislik dersi verseler. Biraz statik dersi, biraz mekanik dersi verseler. Amerikalılar şimdi Tıp Fakültesine mühendislik dersi koydular. Türkiye'nin daha bu işten haberi yok. Amerika'da statik, dinamik dersleri, buradaki yükler nasıl taşınıyor, ne oluyor bunları mühendislik gibi hesapla-kitapla anlatır hale geldiler. Amerika'da ameliyatlar bitti. Ameliyatla diskin tamamen çıkarılması sadece sürtünme açısından değil ilave bir sürü sorun çıkar. Sonra bunun yanlış olduğu anlaşıldı vazgeçtiler. Ne yaptılar oradaki taşan bölümü aldıkları zaman buradaki dokuyu da zedelediler. O da başarısız oldu. Şimdi vidalar, çiviler hiç değiştirilemeyecek derecede bazı uygulamalar başlattılar. Yani bunların hepsi yanlış.

"ALLAH'IN YARATTIĞINA SAYGI DUYSAK HATA ORANIMIZ AZALIR"

Bir yara nasıl iyileşiyor. Hala bizim aklımız ermiyor buna yani dağ başındasın bir yerin kesildi ne oluyor, önce kanıyor, biraz sonra kanama duruyor, yara oluyor, kabuk bağlıyor sonra kabuk dökülüyor, kim yapıyor bunları. Bunları vücut dışında yapan içerideki bir yanlışı düzeltemiyor mu? O kadar büyük yanlışları düzeltiyor ki. Vücudun kendi kendini bir tamir mekanizması var. Biz buna rejenerasyon diyoruz ve bunlar büyük mucizeler. İlginç bir şey söyleyeyim; mesela dalağını kaybeden bir insanda kan nasıl yapılıyor hemen ilik devreye giriyor. Hemen yardıma geliyor. Biz hekimler olarak Allah'ın yarattığına saygılı olsak hata oranımız çok azalır. Yani Allah bunu yaratmış, yedeğini koymuş, bunun içinde mucizeler var diye baksak o zaman el sürmekten uzak dururuz.

"SAĞLIK ALANINDA YAPILAN ÇOK YANLIŞ VAR"

Türkiye'de menisküsler hep ameliyat edilir. Menisküs, dizdeki yastıkların yırtılması, onu çıkardığın zaman ileride proteze hazırlık ameliyatı yani daha büyük bir kazanç. Bunun böyle olacağını bilmiyorlar mı, biliyorlar. Sağlık alanında yapılan çok yanlış var. Fakat bu yanlışları söylemekte çok insan çekiniyor. Yani meslektaşıma hakaret edeceğim diye. Bazı şeyleri düşünmemek lazım, eğer inandığın ve kendi beyin süzgecinden geçirdiğin bir hadise varsa bunu halkınla paylaşacaksın, hekimlik bana göre budur. Ben mesela diyebiliyorum ki bu ameliyatlar %99 gereksiz yapılıyor.

Soru: Hangi durumlarda ameliyat söz konusu olur?

Şu kadarının söyleyeyim ameliyat olup da ben iyiyim diyen bir hastaya bu kadar yıllık meslek hayatımda rastlamadım. Felç hali olursa, ayak sürümesi yani, tamamen felç değil, değişik cihazlar yaptılar ayağa takınca yürümesi düzeliyor.

Bel fıtığı günlük yaşam kalitesinin düşürür. Şiddetli bir sinir ağrısıdır. Diş ağrısıyla aynıdır, bacakta olanıdır yani. İkisi de sinire bağlıdır. Geçenlerde Dr. Mehmet Öz Türkiye'ye geldi mucize bir şey söyledi. "Amerika'da artık ameliyat yapılmıyor" dedi. Nedense yurt dışında olmadığımız için mi lafımız çok geçmiyor bilemiyorum veya doğrunun peşinde koşmadığımız için mi? Bir uygulamayı yapacaksanız, Allah korkusu içinizde olmalı. Eğer Allah'tan korkmuyorsan her türlü zararı verebilirsin.

Fıtıkta taşan bölüm beslenemiyor, beslenemeyen doku yok olmaya mahkumdur. Burada jöle kıvamındaki diskler dışarıdaki vücut sıvılarını alıp vererek besleniyor, deniz anası gibi. Vücut kendini orada onarıyor. Yeter ki sen o arada eksilmiş olan şeyleri yerine koy.

Soru: Fizik tedavide ne yapılıyor?

Rehabilitasyonda ne yapılıyor diye sorarsan daha doğrudur. Rehabilitasyonda, o bölgede eksilen ne var önce ona bakılır. Mesela fıtıkta, sağ bacağa giden sinire bası oldu. Bacakta o sinirin gittiği kaslar boyunca bir atrofi(zayıflama) var mı? Kaslar bir arada çalışırlar. Orada bir zayıflama olduğu zaman kendi aralarında koordinasyon bozukluğu olur. Kasın biri güçlü öteki güçsüz oldu mu o, onu zorlar, ağrıların nedenlerinden bir tanesi de budur. İyileşmesi de o kasların hepsinin uygun şartlarda birbirleriyle anlaşmalı şekilde çalışması. Demek ki ilk başlarda kasların belli bir bölümünde zayıflama varsa, o kasların güçlendirme egzersizleriyle toparlanması lazım. Bu bir rehabilitasyon programıdır.

Türkiye sabırsız bir ülke olduğu için, bu rehabilitasyon da biraz sabır isteyen bir iş olduğu için kesip biçilmek daha kolayına geliyor. Türkiye'de; "Kestir kurtul" diye bir laf vardır. Bana göre yanlış. En doğru tedaviyi en doğru uygulamayı yapmak lazımdır. Felç bile düzeliyor. Tam bitmemişse, yani düşük ayak dediğimiz hadise tam oluşmamışsa.

"YÜRÜME BANDI DEĞİL DOĞAL YÜRÜYÜŞ"

İşin tamirat tarafını nedense bazı talihsiz hekimlerimiz anlatmıyorlar. Burada Allah'ın büyüklüğünü kabul edeceksin. Çünkü biz her şeye hakim değiliz. İnsan vücudunun makineyle mukayese edilmesine veya makinenin kontrolüne geçmesine çok karşıyım. Mesela hastalarıma yürüme bandını tavsiye etmem. Çık dışarıda yürü. Doğada yürüyüşe alışmışsın. Ne zaman bu makineler hayatımıza girdi bizim? Onun komutasıyla hareket ediyoruz. Dizlerinde, belinde ve kalçalarında ağrısı olanların yürüme bandı konusunda çok dikkatli olmasını öneriyorum. İnsan doğasına terstir. Ağırlık çalışmaların da hekim kontrolünde olmasında yarar var. Bazen o kaslar bir anda iflas ediyor ve o çok gelişmiş olan vücut bir de ilaçla falan da takviye ediyorlar, daha kötü hale getiriyorlar.

Çok sıcak suyla banyo yapılmasını istemem. Belli bir ısı vardır ve o ısı dengeleri bozmaz. 100 derece suyla banyo yapabilir misin, yapamazsın. Dengelerini iyi tutturmak lazım. Soğuk suyla olabilir. Soğuğun bir özelliği vardır. Vücudun direncini arttırır ve yorulmasını azaltır.

Hastalara vücudun şeklini alan yatakları tavsiye etmiyorum. Yanlış çünkü solunum problemi oluşursa mesela:
1. Akciğer problemi olanlarda kesinlikle önermem.
2. Kalple ilgili problemi olanlara önermem.
3. Kilosu olanlarda önermem.

Şuanda biz modern tıp olarak insan vücudunun %20'sini ya biliyoruz ya bilmiyoruz. Moleküler biyoloji gözüyle baktığımız zaman yani hücresel boyutta bilgimiz %1. Biz şimdi her şeyi biliyormuş gibi davranıyoruz. İnsan vücudu sükuneti seviyor. Biz hemen keselim biçelim. Yok böyle bir şey. Ameliyatın yanlış olduğunu halkımızın beyninin içine koyması lazım.

Güncelleme: 28/04/2016
Kaynak:
Turgay Güler, Sıradışı Programı, Ülke Tv, 13/11/2015


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.