Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Haberler/...

Kutsal Kitab'ın Yazılışına Işık Tutacak Mektuplar

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma; görüş belirten çeşitli yazarlar arasındaki farkı anlamak için arkeoloji, Yahudi tarihi, uygulamalı matematik, bilgisayarlı resim işleme ve algoritmanın gelişimini bir araya getirdi.

Araştırmacılar, istatistiksel analizlere dayalı sonuçları ve metinlerin içeriğini dikkate aldıklarında, her seçilen örnek için en az altı farklı elden çıkmış ve aynı zamanda yazıya geçirilmiş on sekiz resmi içerikli mektup olduğu konusunda fikir birliğine vardılar. Bu sonuçlara göre, Yahudi ordusundaki en alt rütbedeki askerlerin bile okuma-yazma bildikleri anlaşılıyor.

Tel Aviv Üniversitesi, Arkeoloji ve Antik Yakın Doğu Medeniyetleri Bölümünden ve projenin öncülerinden Prof. İsrael Finkelstein şöyle dedi:
"Burada okuma-yazmanın gücüne dair bir anlayış görüyoruz. İstatistiklerin ötesinde psikolojik bir durum var. Hemen hiçbir hata yapmadan gayet iyi yazmışlar."

Bu araştırma 100 mektuptan oluşan bir hazineye dayanıyor. Bu mektuplar mürekkeple "ostracon" adı verilen çömlek parçaları üzerine yazılmışlar. Ostraconlar birkaç on yıl önce Ölü Deniz'in kenarında bulunan Arad kalesinde yapılan bir kazıda ortaya çıkarıldı. Ostraconların tarihi, MÖ 600 yıllarına kadar uzanıyor. Bu tarih Nabukadnezar'ın Kudüs'ü ve Yahudi Krallığı'nı yıkıp, Yahudi elitlerini Babil'e sürgüne göndermeden kısa bir zaman öncedir. Bir çok akademisyen bundan önce Pentakök adı verilen Musa'nın beş kitabının da dahil olduğu Kutsal kKitap metinlerinin büyük bir kısmının hiçbir şekilde birleşik olmadığına inanıyorlardı.

Arad kalesinde oldukça zengin metinler bulunuyor. Askeri birliklerin hareketleri, siparişler, günlük aktiviteler kayıt altına alınmış. Bu da o metinleri kaç farklı elin yazdığını bulmak için oldukça değerli örnekler haline getiriyor.

Eskiden beri süregelen savlardan biri şudur, Kutsal Kitap literatürünün MÖ 586 yılında gerçekleşen yıkım ve sürgünden sonrasına kadar bugünkü formuyla yazılmamış olmasının sebebi, yeterli okuma-yazma ya da böyle büyük bir sorumluluk altına girecek yeterli katibin olmayışıdır. Ancak Tel Aviv araştırma ekibinin iddiası şu yönde; Arad Kalesi'ndeki okuma-yazma oranını, Yahuda Krallığı'ndaki okuma-yazma oranıyla karşılaştırırsak, yüzlerce okuma yazma bilen insan olması gerekirdi.

Araştırmacılara göre, bu oran Yahudi tarihi ve Tesniye'den 2.Krallar'a kadar yer alan kitapların ilk versiyonlarını da içeren Kutsal Kitap çalışmalarının bir araya getirilmesinde gerekli olan alt yapıyı temin etmektedir.

19. yüzyıldan beri bilginler Kutsal Kitap'ın ne zaman yazıldığı konusunda tartışırlar. Prof. Finkelstein, Kutsal Kitap'ın gerçek zamanlı ya da sonra yazılabileceğini yıkım ve sürgün zamanını referans göstererek belirtti. Yıkımdan ve sürgünden yüzyıllar sonra, MÖ 200 yılına kadar, Prof. Finkelstein'a göre İbranice yazılmış neredeyse hiçbir arkeolojik kanıt bulunmamaktadır. Finkelstein, kazılardan bir takım mühür baskılarının çıkacağını ya da çömlekler üzerinde günlük yazılar bulacaklarını umut ettiğini söyledi. Kutsal Kitap metinleri gibi daha önemli metinlerinse, parşömen ya da papirus gibi bozulabilir materyaller üzerinde olsa bile bu kazılarda bulunabileceğini ümit ediyordu.

Profesör, MÖ 586 yılından sonra yazılmış Kutsal Kitap metinlerinin Babil'de bir araya getirildiğini iddia ediyor. Diğer alimler, antik okuma yazma oranlarına bakarak yapılan dış değerlendirmelerin Kutsal Kitab'ın büyük bölümünün yazılmasıyla ilgili olarak çok fazla sonuca varmamak gerektiği konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Tel Aviv yakınlarındaki Bar-Ilan Üniversitesinden Prof. Edward Greenstein şöyle diyor:
"Bugünlerde Kutsal Kitap çalışmalarıyla ilgili hiç bir fikir birliği bulunmamaktadır. Kutsal Kitap'taki anlatımların aktarım süreçleri akademisyenlerin düşündüklerinden çok daha karmaşıktır. Tevrat'ı bir araya getirmek, defalarca yeniden yazmayı, bir takım ilavelerde bulunmayı, tekrar tekrar gözden geçirmeyi gerektirmektedir. Kutsal Kitap literatürü üzerinde bugün çalışan akademisyenlere şunu söylemek isterim ki, o zamanki katipler dünya üzerinde bulundukları yerlerde Tevrat'ı sözlü olarak aktarırken kaydettikleri metinleri bir hafıza yardımcısı olarak kullanıyorlardı. Kutsal metinler, çok fazla insan tarafından yazılmamışlardır ya da okunmamışlardır. Bu metinler çok geniş sirkülasyona sokulmazlar."

Tel Aviv Üniversitesi, Uygulamalı Matematik Bölümü'nden Barak Sober'in başında bulunduğu araştırma ekibi okuma-yazma oranları hakkında bir sonuca varmak için hukuk yazıları analizlerini antik zamandaki yazılarla karşılaştırdı. Oldukça muhafazakar bir hesaplama, altı farklı içerik örneği alındığında, dört farklı el yazısının ortaya çıktığı görüldü.

İsrail Arad'da, MÖ 600 yıllarında, çömlek üzerine yazılan el yazıları ile ilgili yapılan bu çalışma Kutsal Kitap'ın ana metinlerinin kompozisyonuyla ilgili uzun tartışmalara ışık tutmuştur. Daha önce el yazması kutsal metinlerde kullanılan alfabenin Aramice olduğuna dair yanlış tanımlama yapılmıştı. Oysaki bu metinlerde kullanılan alfabe Paleo-İbrani(Eski İbranice) alfabesidir. Bu alfabede Fenike alfabesinin bir türevidir.

Güncelleme: 22/05/2016
Kaynak:
Isabel Kershner, "New Evidence on When Bible Was Written: Ancient Shopping Lists", nytimes.com, çev. Zilal Önel, yaklasansaat.com, 11/04/2016.


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.