Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Haberler/...

Küresel Sağlık Sistemi'nde: Bilim Adamı(!) Sahibinin Sesi

Bugün, şeker tüketiminin kalp sağlığı için zararlı olduğu herkes tarafından kabul ediliyor, ancak bu her zaman böyle değildi. 1960'lı yıllarda Amerika'da kalp hastalığından ölenlerin sayısı zirveye ulaştığında araştırmacılar bu duruma sebep olan şey konusunda ikiye ayrıldı: şeker mi yağ mı? Yıllar boyu ikincisi suçlandı ancak halihazırdaki araştırmalar gösteriyor ki şeker endüstrisi bu suçlamanın yönü konusunda kilit rol oynamıştı.

Eylül ayının başında Kaliforniya-San Francisco Üniversitesiden (UCSF) araştırmacı Dr. Christin Kearns ve çalışma arkadaşları gıda endüstrisinin bilimsel araştırmalar üzerindeki etkisiyle ilgili tartışmayı yeniden alevlendirdi.
JAMA Sağlık Dergisinde araştırmacılar 1960'lı yıllarda yapılan Şeker Araştırmaları Kurumu(SRF) tarafından fonlanan çalışmanın iç yüzünü aydınlattı.  

Projedeki SRF desteği açıklanmamıştı. 50 yıl önceki bu çalışmada araştırmacıların odak noktasının şekerin kalp sağlığına zararlarından başka tarafa çekildiğiyle ilgili kanıtlar ortaya çıktı.

Karantina altındaki çalışma 27 Temmuz 1967 yılında The New England Journal of Medicine'de yayınlanmıştı. Harvard Üniversites’nden şu anda hayatta bulunmayan üç beslenme uzmanı Dr. Frederick Stare, Dr. Mark Hegsted ve Dr. Robert B. McGandy tarafından gerçekleştirilen bu çalışma koroner kalp rahatsızlıklarında(KKR) yağ alımının şekerden daha zararlı olduğunu iddia ediyordu.

PROJE 226

Dr. Kearns ve arkadaşlarının halka açık arşivlerden ortaya çıkardığı belgelere göre Dr. Stare ve Hegsted'e 6,500$ ödeme yapılmıştı. Bu bugün için neredeyse 50,000$ demek. Şüphesiz bu para önceki araştırmalarda ortaya konmuş olan KKR ile şeker arasındaki bağlantıdan dikkatleri başka tarafa kaydırmak için verilmişti.

Kaliforniya Üniversitesi araştırmacılarına göre 1964 tarihli bir dokümanda eski SRF başkanı John Hickson tarafından kaleme alınmış bir notta "şekere karşı negatif bakışları" düzeltmek için SRF'nin "büyük bir programa başladığını" ve kendisinin önerdiği yolun ise "rakiplerinin tezlerini çürütmek" olduğunu söylüyor. Bir yıl sonra Hickson, Dr. Hegsted ve arkadaşlarını "Proje 226" adıyla bilinecek olan çalışma için görevlendiriyor. Hickson bu çalışmayı şöyle tanımlıyor: "sakkaroz yani kristal şekerde metabolik zararlar tespit eden bazı makaleleri değerlendiren bir çalışma."

Çalışmanın sonucu mu?
Kolesterol seviyesini düşük tutmak ve KKR'nın önlenmesi için tek yol yağ alımının azaltılması. Bu sonuç olarak halka ve politika yapıcılara şekerin KKR üzerinde önemli bir rol oynamadığı izlenimini veriyordu.

Dr. Kearns ve diğer yazarların bu çalışma ile ilgili yorumları şu şekilde:
"Bugün şeker endüstrisinin dokümanlarında diğer analizler ile birlikte tespit ettiğimiz bulgularımız işaret ediyor ki; 1960'lar ve 70'lerde endüstri sponsorlu araştırmalar başarılı bir biçimde sakarozun ortaya çıkan zararları hakkında şüpheler uyandırıp KKR konusunda suçu yağ üzerine atıyor."

Dr. Kearns'ün çalışmasına editöryel olarak yardım eden New York Üniversitesinden Marion Nestle bulguların kendisini şok ettiğini söylüyor:
"Herkes Fred Stare'in gıda ve ilaç endüstrisinden çuvalla para topladığını ve bir bakıma onun gıda endüstrisi için çalıştığını biliyordu. Ancak Mark Hegsted ayrı bir konu. Ben onu kronik hastalıklar üzerinde yaptığı faydalı bilimsel çalışmalar ile tanıyordum ama şeker endüstrisi ile bu kadar yakın olduğunu düşünmeyi hayal bile edemezdim."

TARAFLI BİR ÇALIŞMANIN SÜREGELEN ETKİLERİ

Yeni bulgular şeker endüstrisinin bir araştırmanın sonuçlarını neredeyse 50 yıl önce nasıl kaydırdığını ortaya koydu. Peki bu günümüzle nasıl bağlantılı? Bu tek çalışma en başından beri bizim diyetlerimizi etkiledi. Sonuçlar SRF pazarlamasında kullanıldı ve birçoğu bugün dahi devam eden diyet ve kalp rahatsızlıkları ile ilgili verilen tavsiyeleri yönlendirdi. Endüstri destekli araştırmalar yıllardır bizim yiyip-içtiklerimizi etkiledi.

UCSF araştırmacılarından Stanton Glantz şöyle konuştu:
"Araştırmaların şekerden yağa kayması, bilimsel araştırmaları geciktirdi ve şeker-kalp hastalığı ilişkisinin yıllar boyu saklanmasına neden oldu."

Bugün halihazırda devam eden araştırmalar, şekerin işlenmiş yağa kıyasla kardiyovasküler hastalıklarda daha önemli rol oynadığını ortaya koymaya devam ediyor. Fakat sağlık politikaları hala şekerin kalp hastalığı riskini artırdığı ile ilgili içeriklerden bahsetmek konusunda belirsizliğini koruyor.

ENDÜSTRİ FONLU ARAŞTIRMALAR HALÂ PROBLEM

Bugün araştırmalara sağlanan mali destek ve herhangi bir endüstri bağlantısı açıkça söylenmek zorunda. Bu düzenleme 1960'larda mevcut değildi. Şeker Araştırmaları Kurumu, UCSF'nin bulgularına karşın bunu söyledi.

Peki bu şeffaflık standardı bilimsel araştırmalar üzerindeki endüstri etkisini ne derece azalttı? Görünen o ki; hiç.

Örnek olarak tütün endüstrisini ele alalım. Circulation adlı dergide 2007 yılında yayınlanan bir makalede Glantz ve çalışma arkadaşları tütün endüstrisi ile ilgili milyonlarca dokümanı bir araya getirdi. Bunlardan birçoğu endüstrinin 1990'larda yapılan bilimsel araştırmalar üzerindeki etkilerini açıkça ortaya koyuyordu. Elbette ki sonuçlar tütünün zararlarını ortaya koyan somut kanıtlar olmadığını söyleyip, endüstrinin bunu reklam olarak kullanmasına imkan tanıyordu.

Gıda endüstrisi ile ilgili olarak, daha geçen yıl, The New York Times ortaya çıkardı ki Coca-Cola sivil toplum örgütü olan Global Energy Balance Network'ü (GEBN) fonluyor.

GEBN amacını obezitenin nedenlerini araştırmak olarak açıklarken, organizasyon ısrarla egzersiz eksikliğinin sağlıksız gıdadan daha fazla kilo alımına sebep olduğunu söylüyordu.

GEBN'den bir üye tanıtım videosunda şöyle konuşuyordu:
"Popüler medya ve bilimsel yayınlarda fazla yemeyi, fast foodu suçlamak, şekerli içecekleri suçlamak odak noktası haline gelmiş. Dahası bunun böyle olduğu ile ilgili inandırıcı bir kanıt bile yok."

Bu durumda, obezitenin nedeninin sağlıksız gıdalar olmadığı sonucu gazlı içecek devi tarafından desteklenen sağlık profesyonelleri ve halk tarafından GEBN'nin yaptığı operasyon sayesinde dışlanmış oldu.

Peki endüstri fonlu araştırmalar faydalı olabilir mi? Neden hala devam ediyor?
Bunun tek bir istisnası ilaç araştırmaları olabilir. Eğer ilaç endüstrisi olmasaydı bugün kullandığımız birçok ilacın araştırması için yeterli kaynak sağlanmamış olabilirdi. Ancak bu durumun sorunsal olmadığını söyleyemeyiz. Bu araştırmalar dahi taraflı sonuçlara varabilir. Sayısız çalışma gösterdi ki ilaç endüstrisinin desteklediği birçok araştırma sponsorun çıkarına uygun sonuçlara varıyor.

"Endüstrinin fonladığı 168 çalışmadan sadece 12 tanesi sponsorunun çıkarına uygun olmayan sonuçlara varmıştı. Sistematik şekilde yapılan araştırmalar istenmeyen sonuçları çok düşük bir oranda bırakıyor ve olumsuz sonuçlara ulaşan birçok araştırma da yayınlanma imkanı bulamıyor."

Güncelleme: 18/11/2016
Kaynak: Honor Whiteman, "Sugar and heart disease: The sour side of industry-funded research", medicalnewstoday.com, çev. Furkan Demirpehlivan, yaklasansaat.com, 21/09/2016


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.