Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Haberler/...

D Vitamini Nedir? Nasıl Çalışır? Kanser Hücrelerini Engeller mi?

D vitamini, raşitizm hastalarının tedavisi için yapılan uzun araştırmalar sonucunda 1920'de keşfedildi. 10 yıl içinde D vitaminiyle güçlendirilen besinler ile birlikte raşitizm nadir görülen bir hastalık haline geldi. Ancak, raşitizm sorununun çözümü D vitamini araştırmalarının sadece başlangıcıydı. Yapılan araştırmalara göre D vitamini, insan sağlığı için bir çok farklı yönden; kemik çatlaklarından, prostat kanserine; kardiyovasküler rahatsızlıklardan, kas hastalıkları ve diyabete kadar önemli rollere sahip.

ESKİ KURALLARI BİR KENARA BIRAKMAK

Beslenmeye bağlı hastalıkları araştıran doktorlar tarafından 13 vitaminden biri olarak D vitamini keşfedildi. Bilim adamları vitamini şöyle tanımlar: vücut dokularının üretemediği, gıdalardan alınması zorunlu olan karbon içeren(organik) kimyasallar. Vitaminler, vücut metabolizması için hayati bir rol oynarlar, ama küçük miktarları bile bunun için yeterlidir.

D vitamini yağda çözünen 4 vitaminden biri olarak bilinmesine rağmen, aslında teknik olarak bir vitamin değil. Doğru, sağlık için çok temel ve küçük bir miktarı bile yeterli. Ancak o, vitamin tanımının dışına çıkıyor, çünkü D vitamini aslında vücutta üretiliyor, balık ve yumurta sarısı haricinde doğal besinlerde bulunmuyor. Hatta bu şekilde gıdalardan alınsa bile faydalı hale gelmesi için vücut tarafından değişime uğratılması gerekiyor.

Alışkanlıklarımız değiştikçe, birçoğumuz D vitamini üretme konusunda kendi vücuduna güvenemiyor. Bunun yerine bizler gittikçe, yapay olarak D vitamini ile güçlendirilmiş gıdalara ve haplara bağımlı hale geliyoruz.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitamini bir değil birden fazla kimyasalı ifade ediyor. Vitaminin doğal hali, kolesterolün bir formundan deride üretilir; 7-dehidrokolesterol. Güneş ışığı ana faktör: Ultraviyole B(UVB) enerjisi öncülleri D3 vitaminine dönüştürüyor. Diğer taraftan, yapay besin ürünleri ise bitki sterolüne ultraviyole ışınları göndermek suretiyle üretiliyor; bu şekilde D2 vitamini oluşuyor. Ancak, ikisinin de fonksiyonları neredeyse aynı; D2 ve D3 vitaminlerinin ikisi de D vitamini olarak biliniyor. Yine de ikisinin de dönüştürülmeden çalışması mümkün değil.

VÜCUDUMUZ D VİTAMİNİNİ NASIL ÜRETİYOR?

Güneş enerjisi, cildimizdeki bir kimyasalı D3 vitaminine dönüştürür. Dönüştürülen vitamin karaciğere taşınır ve böbreklerimiz D vitaminini aktif hale getirir.

İlk durak karaciğerdedir. D vitamini 25-hidroksivitamin D ya da 25(OH)D haline gelmek için ekstra oksijen ve hidrojen molekülleri toplar. Bu madde doktorların D vitamini eksikliğini tespit etmek için ölçümlediği kimyasaldır. Ancak, 25(OH)D tespit için kullanılsa da, böbreğe ulaşana kadar görevini yerine getiremez. Böbrekte biraz daha oksijen ve hidrojen elde edip aktif D vitamini haline gelir. 

NASIL ÇALIŞIR?

D vitaminin en çok bilinen rolü kalsiyum emilimini artırıp kemikleri canlı tutmak. Yeterince D vitamini olmadan, vücut gıdalardan alından kalsiyumun yalnızca %10 ila %15'ini emebilir, ancak bu oran D vitamini ile birlikte %30-%40'lara çıkar. Çocuklarda D vitamini eksikliği raşitizm tehlikesi oluşturur, yetişkinlerde ise osteomalaziye sebep olur. Bu iki hastalık da şu an nadir görülmesine rağmen "ince kemik" rahatsızlığı, osteoporoz oranında artış görülmektedir.

Düşük miktarda D vitamini düşük miktarda kalsiyum depolarına neden olur ki bu da kemik çatlamaları ve kırılmalarına yol açar. D vitamini sadece kemikleri korumakla ilgili olsa da vücut için çok temel bir madde. Günümüzde araştırmacılar vitaminin tahmin edilenden daha fazla görevi olduğu ile ilgili bulgular elde ediyorlar. Gerçek şu ki; vücut dokularının birçoğu D vitamini reseptörlerine sahiptir, bunlar D vitaminine bağlanan proteinlerdir. Reseptörler D vitaminini bağırsaklarda yakalar, verimli kalsiyum emilimini aktif hale getirir. Benzer reseptörler prostattan kalbe, kan damarlarından kaslara ve beyne kadar diğer birçok organda mevcut. Halihazırdaki bir çalışmaya göre D vitamini bu reseptörlere yapıştığı zaman iyi şeyler oluyor. Temel gereklilik ise yeterli miktarda D vitamini, ancak insanların çoğu buna sahip değil.  

D VİTAMİNİ EKSİKLİKLERİ

D vitamini eksikliği erkeklerin yoğunlukla kollarını sıvayıp güneşli alanlarda çalıştığı zamanlarda nadir görülürdü. Fakat, işler tarlalardan ofislere kaydıkça bu durum değişiyor. Dahası yağ emilimini azaltan bağırsak rahatsızlıklarına sahip hastalarda da eksiklik yaygın. D vitamininin dönüşümünü azaltan karaciğer ve böbrek hastalıklarına sahip insanlarda da eksiklikler görülüyor. Yanı sıra bazı ilaçlar D vitamininin işe yararlığını azaltabilir. İlerleyen yaşlarda sağlıklı insanlarda bile yaşlanmaya bağlı olarak D vitamini eksikliği riskleri mevcut.

Birden fazla faktör burada rol oynuyor. Listenin başında Güneş ışığından az faydalanmak geliyor. Kısa yaz aylarını saymazsak, 37 derece kuzeyin yukarısında ve 37 derece güneyin aşağısında yaşayan insanlar Güneş'ten yeterli UVB alamazlar. Aynı durum zamanlarının büyük kısmını kapalı alanlarda geçirenler, Güneş ışınlarından kaçınanlar, Güneş'in zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak için losyon veya krem kullanan insanlar için de geçerli.

Bu faktörler D vitamini eksikliğinin nasıl böyle şaşırtıcı düzeyde az olduğunu açıklıyor. Standartlar değişmekle birlikte, uzmanların ortak görüşüne göre 25(OH)D'nin değerinin 20 ng/ml ve altında çıkması D vitamini eksikliğine işaret ediyor, 20-30 ng/ml arası ise sınır.

GÜNEŞ KREMLERİ

Doktorlar Güneş ışığı konusunu tıpkı politikacılar gibi sık sık tartışırlar. Birçokları mavi gökyüzüne güvenirken, diğerleri ise hilebazlık yaparak Güneş kremlerinin avukatlığına soyunurlar. Güneş ışığı iki tip parlak enerji içerir: Ultraviyole A(UVA) ve ultraviyole B(UVB). UVB, D vitamini yapmak için gerekli enerjiyi sağlar, ancak bu enerji cildi yakabilir ve hücrelere zarar vererek kansere yol açabilir. UVA da cilde zarar verip erken yaşlanmaya neden olabilir.

D VİTAMİNİNİN FAYDALARI

D vitamininin hücre büyümesini düzenlemede oldukça büyük bir rolü var. Laboratuvar araştırmalarına göre D vitamini, önlenemeyen kanser hücrelerini engellemeye yardımcı oluyor, tümöre sağlanan kan desteğini kısıtlıyor, kanser hücrelerini öldürüyor ve kanser hücrelerinin yayılmasını önlüyor. Diğer bir çok insan dokusu gibi prostat da fazlaca D vitaminine ihtiyaç duyuyor ve diğer birçok doku gibi de pasif olan D vitaminini aktif hale getirecek enzimler barındırıyor. Bu enzimler, kanserli bir prostat hücresi ile kıyaslandığında normal prostat hücrelerinde çok daha aktif haldeler.

Kolon kanseri, göğüs kanseri ve diğer habis hastalıklar ekvatordan uzak bölgelerde daha fazla gözlemleniyor. D vitamini eksikliği ve Güneş ışınları bunu açıklamaya yardımcı olabilir. Artan D vitamini seviyesi sedef hastalığının, depresyonun tedavisinde gelişmelere yol açıyor. Ayrıca kemoterapi alan insanların tedavilerini hızlandırıyor. Bazı araştırmalara göre Alzheimer'dan korunmak için de D vitamini çok faydalı.

DOĞRU MİKTARDA "D"

1997 yılına kadar D vitamininin yetişkinler için tavsiye edilen miktarı 200 IU idi. Zamanla bu oran 400'e ve 600'e yükseltildi. Daha fazla daha mı iyi demek? Yeni araştırmalara göre evet. Bir çok uzman günde 800 ve hatta 1000 IU (20 mikrogram) tavsiye ediyorlar. Diğer yağda eriyen vitaminler gibi D vitamini de vücutta depolanabiliyor. Bu da eğer yeterli miktarda D vitamini alınmazsa vücudun kendi kendini tolere edebileceği, aynı zamanda da, yüksek miktarda alınan D vitaminin toksik etki yapabileceği anlamına geliyor. Günlük 50 mikrogram ise bunun için sınır teşkil ediyor.

D VİTAMİNİ TEDARİĞİ

D vitaminini eskiden olduğu gibi Güneş ışığına çıkarak tedarik edebilirsiniz. Ancak 37 derece enleminin kuzeyinde yaşayanlar yeterli miktarda UVB alamazlar. Bazıları ise Güneş ışığında fazla kalmanın zararlarından çokça yakınıyorlar. Nihayetinde, doktorların önerisi Güneş ışığından kaçınıp D vitaminini ağız yoluyla almak.

Besinler yardımcı olabilirler ancak yalnız başlarına çok da anlam ifade etmezler. Balık ve kabuklu deniz ürünler doğal D vitamini sağlarlar, özellikle yağlı balıklar en iyileridir, ancak 400 IU (10 mikrogram) için 140 gram somon, 200 gram pisi balığı, 850 gram morina ve iki tane 225 gramlık ton balığı yemeniz gerekir. Diğer besinler ise çok daha az D vitamini içerirler. Bu yüzden süt, yoğurt, portakal suyu ve tahıllı yiyecekler D vitamini ile güçlendirilirler. Ancak yine de yeterli değildirler.

Daha kolayı ise D vitamini hapları. Genellikle 400 IU sağlayan haplar herkesin en kolayına gelen çözüm oluyor.

Kısacası, aslında her şey önceden çok basitti: Bronz bir tene sahip olursan zaten yeterince D vitamini alırdın. Masa başı işler ve güneş kremleri bunu tamamiyle değiştirdi. Yine de D vitamini modern yaşam sakinleri için bir ikilem oluşturmaya devam ediyor.

Güncelleme: 26/01/2015
Kaynak:
"Vitamin D and your health: Breaking old rules, raising new hopes", health.harvard.edu, çev. Furkan Demirpehlivan, yaklasansaat.com, 01/02/2007.

 


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.