yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



Prof. Dr. Kılıç, Nükleer Felaketin Gerçek Yüzünü İfşa Ediyor

Prof. Dr. Hayrettin Kılıç

Nükleer Fizik Uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Çiğdem Akdemir'le yaptığı söyleşide düşündürücü ve dehşet verici açıklamalarda bulundu. Bilim adamının ibret dolu uyarılarını aşağıda bulacaksınız:

"Şu konuştuğumuz anda Japonya'daki üç reaktörün çekirdeği eriyor. Fakat 3. reaktörde, son yıllarda denenen plütonyum-uranyum yakıt karışımı var. Ve çernobilden ve diğer bugüne kadar meydana gelen nükleer santral sızıntılardan farkı, bu yakıtın içerisinde plütonyum 239 radyoaktif partiküllerinin çevreye ve atmosfere salınması var. Bu sebeple, şuana kadar klasik 1-7 derece arasındaki kaza seviyelerine bunun girmemesi gerekir; yani 6 seviyesi veya 7 seviyesi ile karşılaştıramazsınız. Çünkü bambaşka bir radyoaktif serpintiyle karşı karşıyayız.

Eğer Fransızlar 6 diyorsa bu 8'dir. Yani Fransızlar biliyorsunuz nükleer kazalarda şecereleri Japonlar kadar bozuktur. Çünkü devlet sırrıdır, kimse bunların datalarına giremez. Fransızlar'ın 6 dediği bana göre de 7'nin üzerindedir. Bu olayda, yeni bir ölçü seviyesinin tespit edilmesi lazımdır. Çünkü hacim olarak 1 reaktörden bahsedilmiyor, 3 tane reaktörden bahsediliyor.

Bu arada Mart'ın 14'ünde 12.30'da bağımsız kurumların tespit ettiği çevredeki radyasyon miktarı, doğal fonun 3 bin katındadır. Yani saatte, 1 saattekinin 3 bin katı, olay vahim. Radyasyon yayılma haritalarına göre; şuandaki radyasyon serpinti bulutları Kuzey Amerika Alaska'ya yetişmek üzere, birkaç ay içinde Kuzey Kore'deki bütün ülkelere yayılacak. Arada büyük bir okyanus var ancak Alaska'da ölçümler başladı. 1 gram plütonyum 239, 10 mikron partiküller halinde herhangi bir çevreye, bir yerleşim alanına serpilirse; en az yarım milyon insan için solunumla aldıkları takdirde ve besin zincirine katıldığında kanseri tetikliyor. 

Bu arada bu üç reaktördeki hacim büyük. Yani her reaktörde ortalama 25 ton yakıt var. Bu eriyen yakıt yaklaşık 50-60 ton civarında. Sadece bu yakıtlar değil, çöktüğü çekirdekte meydana gelen diğer izotoplar var. İyot, karbon, sezyum var yani Çernobil'deki yayılan izotopların aynısı burada da çevreye ve atmosfere yayılıyor.

Japonya'daki tesiste çalışan 50 kişi değil yaklaşık 80-90 kişi ölmüş zaten ancak açıklamıyorlar. Bu sabah itibarıyla bütün görevlileri, teknisyenleri geri çektiler. Şuan kimse yanına yaklaşamıyor. Oradaki 4 tane nükleer reaktörden diyelim ki birinciyi alalım, bunlar 750 megavat civarında 1970'le 89 arasında kurulan santrallardir. O reaktörü soğutmanız için bir günde denizden çekmeniz gereken su miktarı 4 milyon litredir. Bir kaza anında soğutma sistemi iflas olduğu zaman bu miktardaki suları taşıyamazsınız, dışarıdan getirdiğiniz pompalarla basamazsınız, helikopterle dökemezsiniz, imkanı yoktur.

JAPON BİLİM ADAMLARI KIVIRTIYOR

Şuanda bir çekirdek erdiği zaman, oradaki sıcaklık 3000 derecenin üzerindedir, bütün metaller erir. Onun üstünü kapatacak veya onu söndürecek veya soğutacak kimyasal bir madde yok. Su da dahil. Bir günde 4-5 milyon litre su içinden geçirmek gerekmektedir. Japonlar, deprem dizaynlarını 8 yapmıştık 9 çıktı. Yok efendim tsunami dalgasının boyunu 6,5 hesap ettikte 7 çıktı diyorlar. Bunlar, kusura bakmayın nükleer yanlılarının uydurduğu senaryolardır. Böyle birşey olmaz.

Size küçük bir hatıramı anlatayım. Bir kaç yıl önce Amerika'da bir panel tartışmasında nükleer fizikçi bir Japon oturuyordu. Ben bunların deprem durumunu sorgulayınca bana gülümseyerek şöyle dedi:

"Biz Japonlar öyle nükleer santraller dizayn ediyoruz ki, tepeden aşağı atsanız bile sızma olmaz." Ben de peki tsunami? dedim yine gülerek: "Milyonda bir olasılık" dedi. İşte o milyonda bir olasılık oldu.

"SINIRIMIZDA SAATLİ BOMBA VAR"

Ermenistan'daki makro nükleer santrali, çalışan bir reaktör var. Düşe kalka çalışıyor ve her an o da patlayabilir. 1980'lerde Ermenistan'da meydana gelen büyük depremde 2 reaktör de çökmüştü. Fakat bir reaktörü onaramadılar zaten, şuan o reaktör tabut halinde duruyor. Fakat diğerini onardılar. Avrupa Birliği'nin yardımıyla şuanda düşe kalka ortalama belki yılda 6 ay çalışarak devam ediyor. 2002 yılında Rus Rosotom şirketi(Akkuyu'daki nükleer santral kuracak şirket), Ermeniler'den buranın işletmesini aldı. Ve onlar şuanda çalıştırıyorlar. Kapatmaya da pek niyetleri yok.

Benim elimde Ermenistan hükümetinin hazırladığı radyasyon yayılma haritası var. Türkiye'deki görevlilere senelerce sorduk, böyle bir kaza durumunda boşaltma planınız var mı? Yeterli hastane ve radyasyona cevap verecek doktorlarınız var mı? Halka dağıtacak haplarınız var mı? Bunların hiçbiri yok. Enerji Bakanı diyor ki; bizim sınırlarımızda 99 tane ölçme aleti var. Var sayalım ki Ermenistan'daki tesis patladı. Iğdır'daki alet de Ankara'ya haber yolladı ki radyasyon geliyor, sonra, hiçbir tedbir yok. İlk 2, 4, 7, 9 ve 24 saatte orada çıkacak sızıntı, nükleer bulut Türkiye'ye yayılacak.

AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ: BÜYÜK BİR GAFLETTİR

Akkuyu macerası 30 yıldır devam ediyor. Akkuyu'da 22 yıl önce yaptığımız bir toplantıda o zaman nükleer yanlıları şunu söylemişlerdi, köylülere: "Eğer burada bir nükleer santral kurmazsak, karanlıkta kalacaksınız." Hala aynı şeyler söyleyerek bu ülkenin insanlarını kandırmaya çalışıyorlar. Akkuyu'da kurulacak nükleer santral anlaşmasına göre, iki tane nükleer reaktör satın alma garantisi verdik. Yaklaşık 13,5 sent+KDV+ dağıtım işlevleri Mersin ve Adana'daki sanayiye 40-45 kuruş belki de daha fazlaya kilovat-saatine elektrik satacaklar. Dünya'da o yükseklikte elektrik enerjisiyle sanayinin ayakta kalması imkansız.

Ayrıca Rusya'nın batıya açılan bir limanı olacağız. Bugüne kadar, Dünya'nın hiçbir yerinde başka bir ülkeye başka bir ülkenin toprağını alarak bedava beş kuruş para vermeden nükleer santral kurulmamıştır. Akkuyu'da Çernobil ya da Japonya gibi bir kaza olduğu zaman bu kazanın komşu ülkelerde meydana getirdiği zarardan T.C hükümeti sorumludur, Ruslar değil. Oradan geçen fay hattı aktiftir. Japonya Dünya'nın en fazla enerji oburu olan bir toplumdur. Ama şuanda akılları başlarına geldi.

Akkuyu'da kurulmak istenen bu nükleer reaktörün küçük kardeşini Ruslar kendileri Balkova'da kurdurmadılar. Mahkeme kararıyla iptal ettiler. Yine bunun küçük kardeşini İranlılar kurdu. Oradada ana soğutma pompalarının dördü biranda iflas etti. Şuanda o reaktör de durdu. Pompaların değişmesi lazım. Böyle şeceresi bozuk henüz Dünya'da denenmemiş bir santral bir nükleer reaktörü Akkuyu'da kurmak çok büyük bir haksızlık olur."

Güncelleme: 20/03/2011
Çiğdem Akdemir, Bengü Türk TV


ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat