Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 



Türk İnsanın Kalbi ve Sağlığı Tehlikede!

Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen

Hastalık üreten yaşam tarzı yüzünden küresel bir salgınla karşı karşıyayız. Şişmanlık, hipertansiyon, diyabet, metabolik sendrom, kalp-damar, akciğer, ruh hastalıkları ve kanser gibi yaygın sağlık sorunları giderek artıyor...

Kalp-damar hastalıkları, 2020'ye kadar giderek artan ölüm ve hastalık nedeni olmaya devam edecek. 

Hipertansiyon kaçınılmaz sonumuz. Son 10 yılda 60 milyon insan hipertansiyondan öldü. Yaşlıların % 95'inde hipertansiyon gelişecek. Ülkemizde ise hipertansiyonlu sayısı 17 milyon. Sırada bekleyen adaylar ise 21 milyon...        

TÜRKİYE BÜYÜYOR

Göbek ve kalçadan büyüyor, diyabet artıyor. Türk kadını 13 yılda 6 kilo alarak, 72 kilograma, Türk erkeği de 7 kilo alarak 80 kilograma yükseldi. Türkiye'de diyabet prevalansı % 90 arttı. 1997'de % 7.2 iken, 2010'da % 14'e ulaştı. Glukoz intoleransı, Postprandiyal hiperglisemi 2 misli arttı. İlaç tedavisi verilen bu hastaların erişkin nüfusa oranı % 40. Bunun anlamı; kazanılan para hastalığa yetmeyecek...

Türkiye dahil 17 ülkede yapılan çalışmaya göre, her dört kişiden birinde şeker bozukluğu saptandı. Toplumun % 42'sinde hipertansiyon, % 52'sinde şişmanlık, % 54'ünde yüksek kolesterol saptandı. Halkın % 2'si inme, % 6'sı da kalp krizi geçirmiş durumda. Yani 4,4 milyon kişi kalp krizi geçirmiş. Günlük oturma süresi ise 6 saati aştı.

TEDAVİDE NEDEN BAŞARILI DEĞİLİZ

Yaşadığımız akvaryum kirli. Yaşam tarzımız bizi hasta ediyor. Yaşam alanlarımız, binalar, caddeler, taşıtlar ve çevre kirliliği ile işgal altında. Evlerimiz ise eşyalara boğulmuş. Tek özgürlük alanı rahat koltuğumuz ise binbir kanalla algımızın yeniden düzenlendiği mini hapishanemiz.

Sağlıkta çözümler, yaşam tarzını değiştirmek yerine, yaratılan sektörü daha da büyütmek esasına dayalı. 5-6 ilacın birlikte alınacağı ilginç bir döneme giriyoruz. Hipertansiyon ve kolesterol, ilaçlarla kontrol edilebilirse, diyabetle boğuşan şişman bir dünyada yaşayacağız. Mideye konan kelepçe ve balonlar, karındaki yağların ameliyatla alınması, iştah artıran reklamlardan sonra alınan iştah kesen ilaçlar ve daha niceleri... Yediğiniz içtiğiniz kalorilerin emilmeden atılması da dahil bir sürü çözüm(!) hizmetinizde.

SONUÇ NE?: ''VASKÜLER RİSK ÇALIŞMASI''

Kötü kaderimizi gösteren önemli bir araştırma; Balon, stent, by-pass oranı son 5 yılda % 90 arttı. Kalp krizi veya inmeye bağlı ölüm oranı; Son 5 yılda  % 7,2'den  % 19,5'e yükseldi. Artış oranı % 270! Kalp yetmezliği oranı ise; dünya ortalamasının 3 katı. Önlemek çok daha kolay, ucuz ve mantıklı olmasına rağmen milyarlarca doları da organ nakilleri için harcayacağız.

HASTA ADAM OLUYORUZ

Astım ve KOAH 5 milyon insanı etkiliyor. Yani 40 yaş üstü her 5 kişiden biri akciğer hastası. Hepatit B - C taşıyıcı sayısı 5 milyona ulaşmış. Her yıl 200 bine yakın kişiye kanser teşhisi konuluyor. Böyle devam ederse 2030'da yarım milyona ulaşacak.

Son 4 yılda depresyon ilaçları tüketimi % 85 oranında arttı. Kamu ilaç harcaması 2003'de 5 milyar $ iken 2006'da on milyar $ çıktı. 2011 son 9 ayında ilaç sarfiyatı rekor kırdı: 19,5 milyar euro. Performans nedeniyle ameliyat sayısı 2002'ye göre 2005'de %270 arttı. Hastane, doktor, ilaç artışına rağmen, hasta sayısı azalacağına arttı. 2007'de hasta sayısı 500 milyona ulaştı. yani yılda 7 kere doktora gitmişiz.

Harvard Halk Sağlığı Fakültesi araştırmasında; 5 kronik hastalık olan kanser, şeker, ruhsal bozukluklar, kalp ve solunum hastalıklarının, 20 yıl içinde küresel ekonomiye getireceği yükün 47 trilyon ABD dolarını bulması bekleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü ise kişi başına yıllık 1,2 $ (2 TL) harcanarak bu hastalıkların önemli oranda önleneceğini, sağlık sistemlerinin iflas etmesinin de önleneceğini bildirdi. En zengin ülkeler bile hastalıkların önlenmesi konusunda ciddi araştırmalar yaparken biz ne yapıyoruz? Derelere akıtılan zehirler, kimyasal atıklar, içme suyuna karışan kanalizasyon suları, oksijenimizi tüketen kirli sanayi, ekzos ve partiküller... Filtresiz bacalardan üstümüze çöken dumanlar, devasa gemilerle ülkemize sokulan radyasyonlu hurdalar, GDO'lu, hormonlu, katkı maddeli, tarım ilaçlı gıdalar, Her çeşit kanser, hastalık ve ölümlere yol açıyor. Kirlenmiş akvaryumda önce hastalanan, sonra da tedavi için çırpınan zavallı bir toplumun içler acısı hali.

Chicago Üniversitesi, yüz bin reklamı inceledi: Reklamı yapılan gıdaların % 98'i yağ, tuz ve şeker yükü. % 90'ının ise besin değeri düşük. ABD'de çocuk obezite oranı: 1978-2004 yılları arasında 3 kat arttı. 25 milyon çocuk obez veya aşırı kilolu.

kemalyesilcimen.com, 29/11/2011


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.