yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



Avrupa'da Kanser İçin Erken Uyarı!

Avrupa'da kansere yakalanan hastaların sağ kalım oranlarına bakıldığında, İngiltere'nin en düşük rakamlara sahip ülkelerden biri olduğu görülüyor. Bunun asıl sebebi de, hiç şüphesiz "geç teşhis".

"The Guardian"dan Tom Nolan, dikkatli olmak için çeşitli kanserlerin semptomlarını(belirtilerini) bizler için derledi. "Cancer Research UK"(İngiltere Kanser Araştırma Merkezi)'ne göre; eğer İngiltere'nin kanser sağ kalım oranı, Avrupa'nın en yüksek oranlarına sahip ülkelerdeki gibi olsaydı, her yıl yaklaşık 11 bin kişi kurtulmuş olurdu. Sağlık danışmanlığı direktörü Sara Hiom, bu konuda şunları söylüyor:

"Yaşanan bu tutarsızlığın ana sebebinin, geç teşhis olduğu yönünde bir fikir birliği mevcut."

Fakir halkın, kanserlerin semptomları hakkındaki bilinç düzeylerinin düşük olması, doktora görünmede geç kalınması ve pratisyen hekimlerin, hastanelere sevk etmede geç kalmaları; bütün bu kötü sonuçların ortaya çıkmasında etkilidir.

Aslında geçtiğimiz on yıldan beri, sevk işlemlerinin daha hızlı yapılması için birtakım teşebbüsler gerçekleştiriliyor. Örneğin; doktorlara hangi semptomlar söz konusuyken sevk işlemini gerçekleştirmeleri gerektiğini gösteren yayınlar ve hastaların sevk edildikten sonra, uzman doktora görünmek için asla iki haftadan daha fazla beklememelerine dair bir yönerge çıkarmak gibi. Yine de insanların kafasında, hala kanserin semptomlarının gerçekte neler olduğu ve ne zaman medikal yardım almaları gerektiği konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.

KANSERİN GENEL SEMPTOMLARI


Birçok kanser, eğer erken fark edilirse, iyileşebilir özelliktedir ve hayatta kalma oranları da gayet yüksektir. Kanser hastalığının oluşum sürecinde; normal hücrelerin fonksiyonları bozulur ve bu hücreler, kontrolsüz bir şekilde büyümeye ve çoğalmaya başlar. Kanserler gelişme sürecinde, vücutta ortaya çıktıkları bölgelerle ilişkili semptomlar ortaya çıkarır. Ancak Bristol Onkoloji ve Hematoloji Merkezi'nde onkoloji uzmanı olan Dr. Stephen Falk'a göre sıklıkla başka semptomlar da bulunabilir:

"Birçok genel semptom, oluşan kitlenin kendisiyle alakalı değil de bunun sonucunda sekrete edilen(üretilen ve salgılanan) proteinlerle ilişkilidir. Bazı çok küçük kanserler, sistemik(bütün vücutla ilgili) semptomlara sebep olabilirken; bazı çok büyük olanlar, hiçbir şekilde bir semptoma yol açmayabilirler."

Genel semptomlar arasında; yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı ve gece terlemesini sayabiliriz. Elbette ki bunlar genellikle, bu hastalığın daha çok benign(selim-iyi huylu) olduğuna işarettir. Pratisyen doktor olan Chris Martin, şunları ifade ediyor:

"İnsanların %10'u, herhangi bir zamanda aşırı yorgunluk şikayetinde bulunabilirler. Yorgunluk tek başına çok ayırıcı bir semptom değildir. Bununla birlikte, kişide yorgunluğun olması diğer semptomların incelenmesinde bir ivedilik oluşturur. Eğer diğer semptomlar da beraberinde görülürse, yorgunluk daha anlamlı hale gelir."

Bir semptomun değişmekte olduğunu, daha kötüye gittiğini ya da beklenenden daha uzun sürdüğünü fark eden herkes, mutlaka medikal yardıma başvurmalılar. Eğer bir pratisyen doktora, ikinci kez muayeneye gidecekseniz, ilk gittiğiniz doktora muayene olmaya çalışın. Çünkü böylece sizi ilk gördüğü seferki durumunuzla, şimdiki durumunuzu kıyaslama imkanına sahip olacaktır.

Ayrıca pratisyen doktorların, hastalarının endişelerini sormayı unutmaları mümkündür. Hastalar için de doktorlara, küçük görünebilen bir şey hakkında endişe duyduklarını söylemek çok kolay değildir. Ancak kaygılandığınız konu üzerinde tartışmanız, kritik öneme sahip olabilir. Bu davranış, sadece sizi rahatlatmakla kalmayacak, tanının konulmasında da yardımcı olacaktır. Eğer bir durum rahatsızlık hissi veriyorsa, bu durumun gözlemlenmeye veya daha fazla araştırılmaya gereksinim duyduğu unutulmamalıdır.

EN YAYGIN KANSER TÜRLERİ VE BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLERİ

Meme Kanseri

Meme kanseri, İngiltere'deki en yaygın kanser türüdür ve her yıl 45 binden fazla kadında ve 300 civarında da erkekte ortaya çıkmaktadır. Meme kanserine yakalanan her beş kadından dördü, elli yaş üzerindedir. Son otuz yıl içerisinde, teşhisten sonraki beş yıl içerisindeki sağ kalım oranı %50'den, %80'e yükseldi. Eğer teşhis, hastalığın erken safhalarında konulabilirse, bu oran %90'a çıkmaktadır. Meme kanseri genellikle kişiye normalden daha farklı şeyler hissettirmez ve bariz hastanın fark edebileceği semptomları yoktur. Tarama yöntemlerinin ve meme kanseri konusunda ki bilincin, erken teşhis açısından önemli olması bu sebepledir. Dr. Chris Martin, kadınlara şu tavsiyelerde bulunuyor:

"Kadınlar, meme sağlıkları ile yakından ilgilenmeli ve memelerini iyi tanıyıp bilmeliler. Bu sayede memelerinde kayda değer bir değişiklik olduğunda, bunu fark edebilirler ve yapılması gereken  işlemler için bir an önce harekete geçebilirler."

Meme kanserine karşı dikkatli olmak için yürütülen kampanyalar, herhangi bir değişiklik olması halinde, mümkün olduğunca acele bir şekilde doktora başvurmanın gerekliliğini vurgular. "The Lancet"de yer alan bir incelemedeki kanıta göre, 3 aydan daha fazla süreli gecikmeler, hayatta kalma durumunu olumsuz etkileyerek, sağ kalım oranını %10'dan daha fazla düşürebilir.

Şu değişikleri fark ettiğinizde, doktorunuza anlatmanız gerekiyor: memede ya da koltuk altında yeni bir kitle veya kalınlaşma; memenin büyüklüğünde, şeklinde veya hislerinde(duyularında) değişiklikler; derinin kırışması, çukurlaşması veya kızarması; meme başında oluşan herhangi bir değişiklik (döküntüler, iltihaplanma da dahil); sadece bir taraftaki memede hissedilen yeni bir ağrı.

Akciğer Kanseri

Her ne kadar meme kanserinden daha az yaygın olsa da akciğer kanseri, ölüme sebebiyet veren en önemli hastalıklardandır. 2006 yılında 34 binden daha fazla insan akciğer kanseri sebebiyle yaşamını yitirdi. Sigara içen kişiler, hayatları boyunca sigara içmemiş kişilere göre 15 kez daha fazla oranda akciğer kanserinden dolayı yaşamını yitiriyor. Ve her üç vakadan ikisine, hastalığın geç safhalarında teşhis konuluyor ve o andan itibaren de hastalar tedavi edilemiyorlar. Dr. Stephen Falk'ın, akciğer kanserinin erken teşhisiyle ilgili sözleri şöyle:

"Akciğer kanserinin, erken safhalarda teşhis edilmesi zorlu bir iştir. Akciğer kanserinin semptomları, diğer tütün kullanımına bağlı oluşan semptomlardan farklı değildir. Yine de, öksürükteki değişiklik bir anlam ifade edebilir."

Erken safhadaki semptomlar, genellikle kendini fark ettirmez ya da hastalıkla ilişkili değildir. Southampton'daki araştırmacılar, son günlerde akciğer kanseri teşhisi konulmuş 22 kişiyle röportaj yaptılar. Hastalar, ilk semptomlarını, medikal yardıma ihtiyaç duyduklarını fark ettikten yaklaşık yedi ay önce hissettiler. Doktora görününceye kadar geçen süre içerisinde, her bir hastanın yaklaşık olarak dört semptomu bulunmaktaydı. Öksürürken kan çıkartan, açıklanamayan öksürüğü olan, nefes darlığı bulunan, üç haftadır veya daha uzun süredir göğüs ağrısı çeken, kilo kaybeden ve bunun sebebini bilmeyen kişiler doktorlarına görünmeliler. Dr. Falk'ın, son ifadeleri şu yönde:

"Akciğer kanserinin sonuçlarına karşı nihilistik(kabul edilmiş görüşlere karşı çıkma) bir bakış açımız var. Hastaların oldukça düşük ümitleri var."

Sağ kalım oranlarını yükseltebilmek için, bu bakış açıları değişmek zorunda.

Bağırsak Kanseri: Kolon Kanseri

Her yıl 36 bin kişiye barğırsak kanseri tanısı konulmakta. Bu kişilerin %80'inden fazlası, elli yaşın üzerinde. Son otuz yıl içerisinde beş yıllık sağ kalım oranının iki katına çıkmasına rağmen, oran hala %50'lerde. Ancak hastalığın erken safhalarında teşhis konulan kişilerde, hastalık daha iyi bir seyir izliyor. Bu hastalar %83 oranında, beş yıl veya daha fazla sürede hayatta kalmaya devam ediyorlar.

Bağırsak kanseri, bağırsağın hangi bölgesini etkilediğine bağlı olarak, değişik şekillerde kendini gösterir. Bağırsağın alt kısımlarına yakın olan kanserler, sıklıkla anüsten(makattan) kanamaya veya bağırsak hareketlerinin sıklığında ya da uyumunda süreğen bir değişikliğe sebebiyet verirler. Korkutucu olmasına karşın, yalnız başına rektal kanamalar muhtemelen bağırsak kanserine bağlı değildir. King's College London araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma dahilinde, pratisyen doktorlar tarafından kontrol edilen 15,289 rektal kanama vakası incelendi. Sadece %2'lik kesimde, bağırsak kanseri bulunduğu belirlendi. Hemoroit ya da anüsteki küçük yırtıklar, çok yaygın olarak klozette veya tuvalet kağıdında kan görülmesine sebep olur. Ancak dışkıyla beraber gelen ve koyu renkte olan kan, büyük olasılıkla kanser sebeplidir.

Bağırsağın, daha yukarı kısımlarında oluşan bir kanser, bağırsak kanalında olan kanama sonucu oluşacak anemi(kansızlık) sebebiyle, yorgunluğa neden olabilir. Bağırsak kanserinin diğer semptomları ise istek dışı gelişen kilo kaybı ve boş olan bağırsaklarınızı yeterince boşaltamadığınız hissidir.

Prostat Kanseri

Erkeklerde bulunan prostat bezi küçük bir bezdir. İdrar kesesinin altında ve rektum(barsağın son parçası)un önünde yerleşiktir. İngiltere'de, erkeklerde görülen en yaygın kanser türü; prostat kanseridir. Elli yaşın altında ortaya çıkması, çok nadirdir ve yaşın ilerlemesiyle daha yaygın hale gelir. Genellikle, diğer birçok kanserden daha yavaş seyirlidir. 5 yıllık sağ kalım oranı %70'den daha fazladır.

Prostat kanseri, sıklıkla herhangi bir semptomla kendini belli etmez. Teşhisi için basit ve güvenilir testleri de yoktur. Bu sebeplerden ötürü, tam olarak ne kadar yaygın olduğunu tahmin etmek çok güçtür. Yapılan otopsi çalışmalarıyla, başka sebeplerle ölmüş olan erkeklerin prostatlarındaki kanser hücrelerine bakarak bu açık giderilmeye çalışıldı. Elli yaşlarındaki erkeklerin yarısının ve 80 yaşlarındaki erkeklerin de %80'inin prostatlarında kanser bulgularına rastlandı. Bu da gösterdi ki, birçok erkekte prostat kanseri bulunmakta, ancak bundan dolayı etkilenmemekteler.

Prostat kanserlerinde, semptomların çoğunun kaynağı, oluşan tümörün üretraya(idrarı, idrar kesesinden taşıyan tüp) bası yapmasıdır. İdrarın üretradan geçişinin zor olması, idrara çıkmanın sıklaşması, idrar sonrasında aşırı damlama, semptomlar arasında sayılabilir. Bu semptomlar, bir kanser türü olmayan "benign prostat hiperplazisi(bhp)" ile (prostat bezinin iyi huylu olarak büyümesi) özdeş semptomlardır. Doktorun farklılığı açıklamak için kullanabileceği yol, anüs yolunu kullanarak parmağıyla prostat bezini muayene etmesidir. Benign prostat hiperplazisinde, prostat bezi büyük ve düzgün şekillidir; prostat kanserinde ise bez, katı ve düzensiz şekillidir.

Non-Hodgkin Lenfoma Kanseri


Lenfoma, lenfatik sistem kanseridir. Bu sistem içerisinde dalak, tonsiller(bademcikler), timus ve lenf bezleri bulunur. Bu sistemin görevi, mikroorganizmalarla savaşmak ve kan doloşımından sızan sıvıyı vücudun bütün bölgelerinden toplayıp tekrar kan dolaşımına kazandırmaktır. Her yıl 10 binden fazla non-Hodgkin lenfoma vakası ortaya çıkmaktadır.

Birçok farklı lenfoma türü vardır ve adlandırılmaları biraz kafa karıştırabilir. Hodgkin lenfomanın, Non-Hodgkin lenfomadan ayrı bir hastalık olduğu düşünülüyor. Her ne kadar semptomları birbirine benzese de, tedavi şekilleri birbirlerinden oldukça farklı. Non-Hodgkin lenfomanın iki ana tipi bulunmaktadır: Düşük dereceli ve yüksek dereceli. Dr. Chris Martin, bunu şöyle açıklıyor:

"Düşük dereceli olanı yaşlılıkta ortaya çıkma eğilimi gösterir. Yaygın bir hastalıktır; ancak insanlar bu hastalık sebebiyle ölüm pek görülmez. Yüksek dereceli olanı ise, daha genç yaştaki insanları etkiler ve agresif bir hastalıktır."

Her ikisi de genelde boyunda gözüken lastiksi şişkinliklere ve gece terlemesi, kilo kaybı, sebebi açıklanamayan ateş gibi genel semptomlara sebep olur. Kanser sebepli olmayan şişkinlikler, enfeksiyon bölgesinin etrafında oluşabilir; örneğin boğaz ağrısında olabileceği gibi. Ama unutulmamalıdır ki; olağan dışı bir bölgede beliren ya da gittikçe büyüyen her kitle, mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Güncelleme: 24/01/2009
Kaynak: Tom Nolan, "Early Warning", guardian.co.uk, Çev. Furkan Eser, yaklasansaat.com, 25/11/2008.


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat