yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



İnsanoğlu ve Bilim: "Doğanın Ekosistemi"ni Planlamaktan Acizdir!

Önce: Ekzotik çayırlar ve bitkiler tarafından istila edilmiş bir yamaç(2007).

Avustralya ve Antartika arasında yer alan Macquarie Adası, yeşil sarp kayalıkları ve sisli yüklü gökyüzü ile doğa severlerin Mekke'si olarak biliniyor. Ancak, ada, şimdilerde oldukça düşündürücü bir durumla yüzleşiyor. Bilim adamlarının, adadaki istilacı bir türü yok etme girişimlerinin yan etkisi, beklenmeyen bir tahribatla sonlandı.

1985'de Avusturalyalı bilim adamları, cazip bir proje başlattı: 19. yüzyılın başlarından beri adanın bayırlarında sinsice dolaşan, yerli olmayan aşılanmış kedileri ortadan kaldırma projesi. Proje, başlangıçta ihtiyaç gibi görünüyordu. Çünkü; kediler, adada yaşayan yerli kuşları avlıyordu.

Oysa, 24 yıl sonra, Tasmania Üniversitesi bilim adamlarından bir ekip, kedilerin yok edilmesinin, beklenmedik bir şekilde ada ekosisteminde yıkıma neden olduğunu rapor etti. 

Kediler yok olunca, adanın tavşanları, kontrol dışı üremeye, doğal bitkileri tüketmeye ve ekosistem boyunca dalga dalga etkilerini göstermeye başladı. Sonuçlar, "Journal of Applied Ecology"un Ocak bülteninde yayımlandı.

Tasmania Üniversitesi'inde remote-sensing (uzaktan algılama) uzmanı ve makalenin yardımcı yazarı Arko Lucieer, sonuçlarla ilgili olarak şunları yazıyor:

"Elde ettiğimiz sonuçlar, bir türü kökünden yok etme programları yapmadan önce, tüm ekosistemi çalışmanın bilim adamları açısından önemli olduğunu gösteriyor. Görünen o ki; tüm sistemi hesaba katan fazla bir program yok. Yapılması gereken şey, olayı aslında bir senaryo gibi düşünebilmek: 'Şayet, biz bu hayvanı öldürürsek, hangi sonuçlar doğabilir?' diye."

Fok ve ayı balığı avcıları, 1878 yılında adaya tavşanları getirince, 21 mil uzunluğundaki adada istilacı tür problemi de söz konusu oldu. 1968'lerde, yetkililer, tavşanları öldürme girişimi için, ölümcül Myxoma virüsünü adaya getirdiğinde, tavşan popülasyonü 100 000'leri aşmıştı. Strateji işledi; 1980'lerde tavşan popülasyonu 20 000'den daha aşağı seviyelere düştü. Ancak bu şöyle bir sonuç verdi: Besin maddesi olarak tavşanlara ihtiyaç duyan kediler, bunun yerine deniz kuşlarını yemeye başladı. Kedi-öldürme girişimi sonuçlarını değerlendirmek üzere, ekologlardan oluşan bir ekip, geriye kalan son kedilerin de öldürüldüğü 2000 yılında aldığı adanın uydu görüntülerini, 2007 yılında alınan görüntülerle karşılaştırdı. Vejetasyon kaybından dolayı, klorofil içeriğindeki ani düşüş nedeniyle, kaydedilebilecek olan kızıl ötesine yakın (near-infrared) yansıtıcılık azaldı. Mr. Lucieer, sonuçla ilgili olarak şunları söylüyor:

"Görüntülerde canlı ve ölü bitkiler arasındaki farkı açıkça görebilirsiniz. Canlı vejetasyon parlak kırmızı renkte görünüyor" dedi. 

Bilim adamları, aynı zamanda bitki tür çeşitliliğini değerlendirmek için detaylı arazi çalışması yaptı.
İkinci uydu görüntüleri, tamamen farklı görüntüler ortaya koydu. Patlayan tavşan popülasyonu, kıyı yamacındaki verimli yeşil alanları beslenmek amacıyla tahrip etmişti. Neticede, ekzotik çayırlar ve bitkiler, bazı bölgelerde yoğun bir yaprak ve gövde oluşturarak çıplak bayırları ele geçirmeye başladı. Bunun sonucunda da deniz kuşlarının uygun yuvalama alanlarına erişimi engellenmiş oldu.
Macquarie felaketi, tek örnek değil; birçok "diğer türü" uzaklaştırma programları, çevredeki ekosistemlere zarar verdi. Yeni Zelandalı doğacılar, adaya daha önceden getirilmiş, belirledikleri 3 türden yani tavşan, fare ve gelincikten ilk ikisini zehirleyerek yok etmeye karar verdi.  

Tavşanların zehirlenmesine gerekçe olarak, tavşanların gelincik beslenmesinin kritik bir parçasını oluşturmasından dolayı, zehirleme operasyonu sayesinde gelincik popülasyonunu da besin zinciri yoluyla yok edileceği gösterildi. Ancak, plan 1990'larda başladığında, gelincikler yok olmadı. Bu defa, tavşanlar olmayınca, gelincikler, ada kuşları ve kuş yumurtaları ile beslendi.

Sonra: Bu yamaç, yerli olmayan kedilerin kökü kurutulduktan sonra, tavşanlar tarafından yok edildi.

Benzer bir olay Batı Amerika'da yaşanıyor. Ekzotik ılgın(saltcedar) ağaçcıklarının yok edilmesi, nesli tükenmekte olan doğal ötücü kuş türlerini ve güneybatı söğüt sinekkapan(flycatcher) türlerini tehdit etmektedir. Doğal vejetasyonun büyük bir bölümünü iteleyen ve araziye hakim olmaya çalışan Ilgın(Saltcedar) bitkiler ise, o kadar çok su emiyor ki, böylelikle nehir kanallarını daraltıyor ve toprağı daha da tuzlu hale getiriyor. Ancak Ilgınlar, canlılar için önemli bir yavrulama alanı sağlıyor.

2005 yılında Ziraat Fakültesi yetkilileri, Ilgın (saltcedar) popülasyonlarını kontrol etmek amacıyla, yaprak döken kın kanatlıları doğaya salmaya başladılar. Ancak Aralık 2008 yılında Biyolojik Çeşitliliği koruma derneği, sinek kapan kuşlarını korumaya yönelik bir çözüm yolu bulmak amacıyla, Balık ve Vahşi yaşam kurumuyla işbirliği yapmadıkları için Ziraat fakültesi yetkililerine dava açtılar.

Macquarie Adası'nı araştıran bilim adamları, daha önceden yapılmış çalışma sonuçlarına, kendi sonuçlarını da ilave etti. Ekologlar, ekzotik türlerin yok olmasının yaratacağı potansiyel sonuçlar üzerinde, henüz öldürme programları başlatılmadan çok daha önce, geniş detaylı bir çalışma yaparak, gelecekteki girişimlere daha da bütünsel yaklaşacaklarını umut ediyorlar. Santa Cruz, California Üniversitesi'nden bir ekolog Erika Zavaleta, çalışma konusunda şunları söyledi:

"Yüzlerce istilacı türün kökünü yok etme programları bulunuyor ve çoğunluğu da doğal çevreyi koruma kazanımları ile sonuçlanmıştır. Ancak, Macquarie Adası, yok etme programının beklenmedik yan etkilerini gösteren, yeni ve açık bir örnektir. Yok etme programlarının yan etkilerini çözme girişimlerinde, ağırlaşan problemlerden kaçınmak için, araştırmacılar çok iyi plan yapmalı ve planlarının işleyişini çok iyi gözlemlemelidirler. Bilim adamları kendilerine sorular sormalıdır. Örneğin; Adadaki bütün türler, birbirleri ile nasıl bir etkileşim içersindeler?"

Macquarie Adası, sadece bunu yapmak için bir şans istiyor. Planlanan yeni bir yok etme programı, yüzlerce, binlerce fare ve tavşanı hedefliyor. Teoride, tavşanlar, doğal yeşillikleri tahrip ettiği ve farelerde, deniz kuşu yavrularını yediği için lokal vejetasyon ve fauna üzerindeki acil tehditleri ortadan kaldıracaklar. Ancak, bu sefer yetkililer, plana göre yolunda gitmeyen şeyler ortaya çıkarsa, ıslah çalışmaları yapmak için hazırlandı. Nature Conservancy'de istilacı tür uzmanı Barry Rice, sonuç olarak şunları söyledi:

"Bu çalışma açıkça gösteriyor ki; siz, bir türü yok etme programı yaptığınız vakit, ne gibi bir sonuçla karşı karşıya kalacağınızı tam olarak kestiremezsiniz. Doğaya gidip ona tek bir neşter darbesi vurup geri çekilemezsiniz. Yapacağınız her tür müdahale, başka hasarlara yol açacaktır."

Güncelleme: 11/05/2009
Kaynak: Elizabeth Svoboda, "The Unintended Consequences of Changing Nature's Balance", nytimes, Çev. Dr. Erman Gündoğdu, yaklasansaat.com, 17/02/2009.

 


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat