Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 



Cin-Şeytanlar: Kendilerini Nasıl Pazarlıyor?

Nancy Reagan ve Ronald Reagan. Mejlis binasında yemin töreninde. 20/01/1981

Aşağıda biri Batı'dan diğeri Türkiye'den ibretli iki haber vereceğiz ve arkasından Yaklaşansaat'in çok kısa yorumunu sunacağız.

Bir zamanlar eski ABD başkanı Ronald Reagan'ın karısı Nancy Reagan, "medyum"una sormadan hareket etmezdi. Ayrıca kocasını da "medyum"una danışarak yönlendirdiği kitap konusu olmuştu.Bu haberde ise Nancy hanım, sürekli ölmüş kocası Ronald Reagan'la görüşüyor ve de konuşuyormuş! Vizyon görmeye, mesihliğe ve cin-şeytanların elçisi medyumlara meftun ABD başkanlarının hanımlarından en ilginci elbette Nancy Reagan. Bakın Nancy hanım ilerlemiş yaşına ve Başkan karısı olmasına rağmen nasıl işletiliyor!

Nancy Reagan: Ölmüş Kocasıyla Konuşuyor

ABD'nin eski başbayanlarından Nancy Reagan, 2004 yılında ölen kocası Ronald Reagan'ı hala gördüğünü ve onunla konuştuğunu söyledi.

"Vanity Fair" dergisine konuşan Nancy Reagan:

"Gece geç saatlerde kalktığımda, Ronnie'nin orada olduğunu düşünüyorum. Onunla konuşmaya başlıyorum ve onu görüyorum" diye konuştu.

Nancy Reagan, kocasını çok özlediğini, ölümünün üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen üzüntüsünün azalmadığını belirtti. Beyaz Saray'da işlerin nasıl yürüdüğü konusunda da ABD Başkanı Barack Obama'nın eşine tavsiyelerde bulunan 87 yaşındaki Nancy Reagan:

"İyi zaman geçir ve daha az iş yap. Beyaz Saray'da işler böyle yürür" dedi.

Uzun süredir astrolojiyle ilgilenen Nancy Reagan, kocasının başkan olduğu 1988 yılında astrologlara danıştığı için eleştirilmişti.

Güncelleme: 05/05/2009
ntvmsnbc,
02/06/2009

İkinci örnek ise Batı uygarlığını-aydınlığını(!) çok sıkı takip eden bir kısım aydınlanmacı Türk aydınlarından... Daha önce Ertuğrul Özkök'ün yazısında deşifre edilmişti... Hem de cin-şeytan elçileri medyumlardan, iyi şeyler duyma özlemiyle yazı son buluyordu.

Bu gerçek bilim ve aydınlanma çağında; ortaçağ peri masallarına kanmaya ve inanmaya çok yatkın çağdaş aydınların ibretli ve komik aldanışı!

Köşe Yazarı: Ölmüş Annesiyle Nasıl Konuştu?

1990'lı yıllarda, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Gülçin Telci'nin evinde ilginç bir olay yaşandı.
Telci, o akşam evine bazı dostlarını davet etmişti. Davetliler arasında, bugün çok ünlü olan bir köşe yazarı da vardı. Telci, eve kadın bir "medyum"u da davet etmişti. Yemekten sonra davetliler tek tek odaya girerek medyumla konuştular. Sıra ünlü köşe yazarına geldi.

Önce kadın medyum hayatını anlattı. İş Bankası'nda memur olarak çalışıyormuş. Bolu'ya göndermişler.
Orada ağabeyi kendisine bir ev bulmuş. Evi beğenmiş, ancak tam imzayı atarken emlakçı:

"Bu evde periler yaşıyor, benden söylemesi" demiş.

Ağabeyi:

"Bunu baştan niye söylemedin" diye çıkışmış.

Ancak kadının içinden bir ses:

"Bu evi kirala" demiş.

O akşam eve geçtiğinde görmüş ki, gerçekten periler var. Söylediğine göre, o günden beri perilerle yaşıyormuş. Bundan sonrasını köşe yazarının ağzından aktarıyorum:

CÜNİŞ'İM ÇAĞIRIR DA BEN GELMEZ MİYİM

"Ben fal için tek başıma kadının bulunduğu odaya girdim, Neriman ayrı girecek. Bu arada parantez açayım, annem öldüğünde ben ilk eşimle evliydim. Yani ne benim annem ömrü hayatında Neriman'ı gördü, ne Neriman annemi. Kadın bana 'Ruh çağıracağız, kim olsun' dedi. 'Annem' dedim. Bir de diyor ki, işte o bahsettiği ruh gidecek, annemi bulacak, annem gelmek isterse gelecek, istemezse gelmeyecek.

Kadının elinde 29 harf var, bir de kalem. Kalem oynuyor, kadın konuşarak cevap veriyor. Ama ses kadının sesi, başka bir ses olmuyor. 'Sesiba hanımı istiyoruz, oğlu Cüneyt onunla konuşmak istiyor, gelir mi' dedi kadın. Biraz sonra 'Cüniş'im çağırır da gelmez miyim' diye bir ses çıktı kadından. Bu laf, annemle benim aramda çok gizlidir. Annem bana hep 'Cüniş' derdi ve ben istemezdim. Hatta 'İçimdeki çocuk Cüniş' diye yazılar da yazardım."

TEYZENE SÖYLE O DA 2 AYA YANIMA GELECEK

"Ben izin isteyip dışarı çıktım. Neriman'a, 'Gel içeri, kayınvalidenle tanıştıracağım seni' dedim. O da yanıma oturdu. Neyse, annem o tarafla ilgili hiçbir soruya cevap vermedi. Ama 'Gülsüm'e (teyzem) söyle, Halil İbrahim sofrası kursun' dedi. Halil İbrahim sofrası da gelenekte kuşsütünün bile esik olmadığı, bunları yiyemeyen insanlara sunulan bir sofra. Sevap almak için. Neden? 'İki aya kadar yanıma gelecek.' Atlıyorum, bir buçuk ay sonra Neriman bana telefon ediyor. 'Lütfen sandalyeye otur, bir haberim var, teyzen, başın sağ olsun' diyor. Bana ulaşamayıp ona haber veriyorlar."

BABAN DANDİK İMZAYLA ARSAMIZI SATTI

"Babamla annem Marmara Ereğlisi'nde bir arsa almışlardı fi tarihinde, ölünce annemin %50 hissesinin %75'i bana kaldı. 'Biliyor musun baban o arsayı dandik bir imzayla sattı.' İleri sarıyorum. 'Baba yaptın mı?' Hüngür hüngür ağlıyor, 'Evet yaptım' diye. Sen nereden öğrendin diye soruyor. 'Anam söyledi' diyorum, daha beter ağlıyor.

GİT O KİTABIN 34' ÜNCÜ SAYFASINA BAK!

"Dönersek, annem diyor ki: 'Eve git (Babam hala o evde oturuyor) bilmem ne kitabımın 34. sayfasına ben bir papatya koymuştum, bak bakalım duruyor mu?' Rafların arasında o kitap bulundu ve papatya oradaydı. O sıralar Ataköy'de oturuyoruz, ben bir gece eve sarhoş geldim. Neriman dedi ki: 'Eren çok ateşli, ne yapsam, baş edemiyorum.' Ben sarhoşum ya, 'Boş ver, geçer sabaha' deyip yattım. Ertesi sabah kalktım, Neriman giyinmiş, hazırlanmış, işe gidecek, biraz da bana bozuk tabii. 'Ya' dedi. 'Sen geldin, sarhoş eşek gibi yattın, sonra ben Eren'in yanında yattım. Bir saatte ateşi düştü, o uykuya dalınca ben de suratımda bir şey hissettim, o an dalmışım. Bir iki saat uyudum, şimdi gayet iyiyim, işe gidiyorum.' Annem diyor ki, 'Evladım, benim eşek oğlum bir akşam eve sarhoş geldi. Sen bütün gece Eren'le uğraştın. Cüneyt eşek gibi zıbardı yattı. Sen Eren'in başında sabaha kadar durdun. Sonra ateşi düştü. Ben de senin alnını sıvazladım, sana teşekkür ettim.' Aynen böyle. Ve ekliyor: 'Bundan böyle torunum sana emanet.'"

CÜNEYT YAKINDA HASTANELİK OLACAK

"'Cüneyt çok içiyor, çok yiyor, hiçbir şeye dikkat etmiyor, bak göreceksin hastanelik olacak.' 40 gün sonra hastaneye kaldırıldım. En son dedi ki: 'Lütfen, oğlumu koruyabilmem için, beşgen, beyaz ve sarı altın şu fiyatta bir yüzük alın.' Korkudan hemen bu yüzüğü aldım."

O akşam kadın medyumla konuşan kişi, Hürriyet'in köşe yazarı Cüneyt Ülsever'di. Falcılara ve medyumlara çok inanıyor. Başından daha bunun gibi çok ilginç birçok olay geçmiş. Şimdi bunları yeni çıkan kitabında anlatıyor. Ama küçük bir uyarı yapayım. Medyumlarla ilgili bölüm, kitabın küçük bir bölümü. Gerisi, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili. Ama insan kitabı okuyunca anlıyor ki, medyumlardan iyi şeyler duymaya ihtiyacımız var.

(*) Cüneyt Ülsever, "Türkiye'ye Ne Olacak", Hayy Kitap, 2009.

Ertuğrul Özkök, hurriyet, 24/04/2009

Yaklaşansaat:

Bu meselenin gerçek yüzü, daha önceki "aldanmış medyumlar"la ilgili haberlerimizde ve New Age Dini'yle(Yeni Çağ Dini'yle) ilgili haber- yorumlarımızda açıklanmıştır. Bu nedenle burada, çok kısa bir hatırlatma yapacağız.

1) Çağın insanı ve aydınları, gerçek vahye sırt çevirdikleri için aldanmaya ve avlanmaya mahküm gözüküyor. Gerçek vahiy bilgisi kayboldukça; cehalet artıyor, ipler cin-şeytanların eline geçiyor.Tüm bilimsel gelişmelere rağmen, malesef bu çağ, nefsin-egonun, sapkınlığın ve şeytani yönlendirmelerin en yaygın olduğu bir çağdır.

2) Cin-şeytanların varlıklarını, gerçekliklerini ve yöntemlerini açıklayan vahiy bilgisine sırt çevirdikçe, cin-şeytanların, kendilerini saklama ve yaldızlı sözlerle insanları yönlendirme kapasiteleri artıyor.

3) "Ruh", Allah'tan bir emir(meleki bir enerji)dir. Yüce Allah, Elçisi Muhammed(s.a.v.)'e; "Sana Ruh'tan sorarlar. De ki : 'O(Ruh), Allah'tan bir emirdir, benim de bundan başka bilgim yoktur.'" Ruhlar, Melek boyutundadır. Nitekim Cebrail, bir Başmelek olarak; Kur'an diliyle "El Ruh" dur. Hiç kimse Ruhlarla ilişki kuramaz. Ruhlar; yani melekler insanlarla konuşmaz. Onlar bir anlamda "sanal varlıklar"dır. Ancak Yüce Allah, insanlar arasından seçtiği elçilerine, Cebrail veya yardımcıları melekler vasıtasıyla vahyedebilir.

4) Ruh çağırma, bir şeytani oyundur. Bugün cehalet diz boyu.. Orta okul çocuklarından, üniversiteye ve sözde aydınlara kadar herkes, maalesef bu basit şeytani şarlatanlığa alet olabiliyor. Cin-şeytanlar, oyun oynamayı, koca koca adamları kandırmayı ve dalga geçmeyi, sapkın bir zevk haline getirmişlerdir. Herkesin yanında İblis'in görevlendirdiği bir cin-şeytan vardır. Onlar, bizi görür-gözetler. Onlara, kendisini, Allah'a sığınarak kapatmayanların her türlü gizli bilgilerine vakıf olabilir ve bu bilgileri de istediği gibi; amaçlarına ulaşmak için kullanabilirler.

Kendilerini filanın-falanın ruhu olarak takdim ederek; "medyumlar" aracılığıyla konuşabilir yahut birisinin yakını formunda ortaya çıkabilirler. Onların biz insanlardan bir üst boyutta olması, bu potansiyelleri sağlar. Bunu bilmeyen insanoğlu da, bu görüntü-ses ve aldatıcı hikayeleri, ağzı açık vaziyette dinler.

5) Cin-şeytanlar, sadece kendilerini insanların ruhları(!) olarak pazarlamaz. Aynı zamanda onlar melektirler(!) Aynı zamanda onlar uzaylıdırlar(!) İşlerine nasıl geliyorsa onlar öyledirler...Bütün bu rolleri takınırken, aracı olarak da "medyumlar"ı(cinlerin veya cin-şeytanların elçilerini)kullanırlar. Bütün bunlar, başmelek postuna bürünen İblis'in "yeminli planı"nın bir parçasıdır.

6) Bugün İblis ve ordusu, Dünya gezegenini tamamen kontrol altına almak için reel(gerçek) ve sanal(hayali) tüm yöntemleri kullanmakta; bir taraftan gezegeninin hakimlerinin kibirlerini okşayarak reel yoldan yönlendirirken; diğer taraftan "medyumlar" aracılığıyla; ruhlar(!), melekler(!), uzaylılar(!) postuna bürünerek; "Gerçek Vahiy"den mahrum "bunalım insanları"nı etkiliyen akımlar, felsefeler ve kurtuluş reçeteleri(!) sunmaktadırlar.


 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| videolar
site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.