yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



Darwinciler'in, "Junk DNA"(Çöp) Yanılgısı, RNA'da da Tekrarlanıyor mu?

"Boston Globle"da, DNA hakkında hayret verici ve anlaşılması güç bir makale yayımlandı. Makalede, bilim adamlarının, hücrenin iç işleyişi hakkında edindikleri bilgiler yer alıyor. Hücre üzerinde çalıştıkça, daha fazla öğreniyoruz ve öğrendikçe de daha öğrenecek çok şey olduğunu farkediyoruz.

Rigoutsos, canlı hücrelerin, gerçekte nasıl çalıştığını ve evrimleştiğini gösteren bu tablonun, hiç kimsenin hayal edemeyeceği kadar karmaşık ve takat kesici olduğunu söyledi. Bu yazıyı okuduğumda, bana ilginç gelen şey, pek çok bilim adamının DNA'nın içinde oldukça büyük miktarlarda "junk"ın (çöp olarak adlandırılan DNA parçası) bulunduğu yanılgısına düşmeleriydi. Maalesef, RNA konusunda da, tamamen aynı hatayı yeni baştan işlemektedirler. Bunun sebebi, onların araştırmalarını, Darwinci modele uydurma çabalarıdır.

Ekstra RNA'nın fonksiyonunu, bir çok kimse bilmiyor. Ekstra RNA, tümüyle hayati mekanizmalarda rol oynayan genleri düzenleyebilir, ya da fazla önemli bir şey yapmıyor da olabilir. MIT'de biyoloji profesörü olan Lander bu konuda şunları söylüyor:

"Belki de RNA'nın bir kısmı çok yararlı işler yapıyor olabilir. Diğer kısmı ise ne yararı ne de zararı olmayan sadece çöp 'junk' olan RNA parçası olabilir."

Kıdemli akademisyen Jonathan Wells'in, yakında çıkacak olan "The End of the Genetic Paradigm" başlıklı,genetik içerikli bir kitap üzerine çalıştığını bildiğim için, ona bir e-mail gönderdim ve makale hakkındaki fikrini sordum. Verdiği cevap, özet olarak aşağıdadır:

Bostone Globe'da yayımlanan makaleye göre; biyologlar protein kodlayan ve DNA'mızın az bir kısmını oluşturan parçanın (~ %3), bir zamanlar düşündükleri kadar önemli olmadığını keşfettiler. Pek çok hücresel işlem, protein kodlamayan DNA parçası veya RNA sayesinde ya da tamamen başka bir şey tarafından gerçekleştirilmekteydi. Aslında yapılan keşifler, Ulusal insan genomu Enstitü başkanı Francis Collins'in "bilimsel devrim" olarak adlandırdığı şeye ivme kazandırmış oldu. 

Haberler, devrim niteliğinde gözüküyor. Çünkü Collins ve diğerleri, embriyo gelişiminin DNA'da bulunan "genetik bir program" tarafından kontrol edildiğini farzederek neo-Darwinizme pirim veriyorlar. Çünkü, DNA mutasyonlarının, evrime ham madde sağladığı varsayımı, neo-Darwinizm doktrinini doğrular nitelikte. 1953 yılında, Francis Crick ve James Watson, DNA'nın yapısını deşifre ettiğinde; Crick'i "yaşamın sırrını keşfettiler" açıklamasını yapmaya iten şey aslında bu varsayımdır.

Hatta, 1953 yıllarında, bazı biyologlar "DNA'nın yaşamın sırrı" olduğundan kuşku duyuyordu. Fakat, bu kuşkuculuk neo-Darwinciler tarafından büyük ölçüde gizlendi. Neo-Darwincilerin baskıcı tavrı, o zamandan beri, biyolojiye de tatsız bir hava kattı. Ancak şimdi kuşkuların, haklı olduğu ortaya çıktı.

Anlaşılan ne kadar çok genom dizilemesi yaparsak, canlı hücrelerle ilgili olarak, neo-Darwincilerin hayal ettiğinden çok daha fazla şey açık hale gelecektir.

Güncelleme: 17/08/2008
Kaynak:
Robert Crowther, "Will Darwinists Make the Same Mistake with RNA that They Made in Ignoring So-Called 'Junk' DNA?", evolutionnews.org. çev. Dr. Erman Gündoğdu, 25/09/2007.



ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat