yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



Deprem Uyarı Fişeği: "İyonosferdeki Sinyaller mi?"

NASA'da çalışan bilim insanları, depremi önceden tahmin etmeye yönelik çalışmalarında, bir devrimin eşiğinde olduklarını açıklıyor.

Araştırmacılar, atmosferin sınırlarında, elektrik sinyallerindeki düzensizliklerle, yerin altında gerçekleşmek üzere olan depremler arasında yakın bir ilişki olduğunu söylüyor. 12 Mayısta Çin'de meydana gelen yıkıcı depremin öncesinde, elektrik sinyallerinde bu ilişkiyi destekleyen tam da böyle bir düzensizlik saptandı. NASA'daki araştırmacılar, uzay tabanlı erken uyarı sistemi araştırmaları için, İngiltere'deki uzmanlarla birlikte bir ekip oluşturdu.

Öte yandan bilim dünyasında önemli bir kesim, bu sinyallerin, gerçekten de yaklaşan bir depremin habercisi olduğu konusunda kuşkulu. California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'den uzman fizikçi Minoru Freund, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Belli başlı depremlerle, deprem öncesi sinyallerin arasında net bir bağın olduğunu, tarafsız çalışmalarla ortaya koyacağımıza inanıyorum. Doğru bilimsel verilerimiz olduğu konusunda iyimser olduğum kadar, tedbirli davrandığımı da belirtmeliyim. Nitekim, bilimsel verilerimizi doğrulamak için, birçok deney yapmayı planlıyoruz."

Deprem işaretleri üzerinde yıllardır süren araştırmalara karşın, depremi önceden haber verecek güvenilir bir yöntem daha bulunamadı. Birçok bilim insanı, böyle bir erken uyarı sisteminin on binlerce yaşamı kurtaracağı konusunda görüş birliğinde. İyonosfer, Güneş'ten gelen ışınımın etkisinde kalarak elektrik yükleniyor ve bu özelliğiyle atmosferin öteki katmanlarından ayrılıyor. Uydular, depremlerin olduğu bölgelerin 100-600 km yukarısında, atmosferin bu bölümünde, daha deprem olmadan önce birçok kez düzensiz sinyaller aldı. Bunların en önemlileri de; iyonosferde bulunan elektronların ve elektrik yüklü başka parçacıkların, yoğunluklarındaki artış ve azalmalar sonucu oluşanlar.

Yapılan bir çalışmada Tayvan'da olan ve büyüklüğü 5,0 ve üzerindeki 100 deprem incelendi. Araştırmacılar, yaklaşık 35 km derinlikte meydana gelen depremlerin hemen hepsinden önce, iyonosferde belli elektriksel düzensizliklerin ortaya çıktığını gözledi. Analizleri, Tayvan'daki Chung Li Uzay ve Uzaktan Algılama Araştırmaları Merkezi'nden Jann-Yeng Liu yaptı. Araştırmanın bütün ayrıntıları daha açıklanmamış olsa da, 12 Mayısta Çin'de meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremden önce iyonosferde büyük bir sinyalin saptandığı sanılıyor. NASA'daki ekip, ayrıca uydu tabanlı bir erken uyarı sisteminin yapılabilirliği konusunda, İngiltere'deki Surrey Uydu Teknolojileri Şirketi'yle (SSTL) birlikte çalışıyor. Şirketin iş geliştirme lideri Stuart Eves, yaptığı açıklamada şunları belirtti:

"Göstergeler, teknolojik yeterlilik açısından yeterli düzeye ulaştığımız fikrini veriyor, ancak ortaya çıkan etkinin ne kadar büyük olduğu ve depremden önce ne kadar sürdüğü konusunda daha bilgimiz yok."

Sözü edilen deprem işaretlerinin ardındaki bilimsel kuramı, Minoru ile kendisi gibi NASA Ames Araştırma Merkezi'nde çalışan babası Friedemann Freund geliştirdi.

Kuramın özünde -tektonik plaka hareketliliğinde olduğu gibi- sıkıştığında, kayaçların tıpkı elektrik akımı üreten piller gibi davranması yatıyor. "Bu kayaçların katı hal fiziğini büyük ölçüde anlamış durumdayız" diyor Minoru. Kuramlarına göre yük taşıyıcılar, "artı yüklü delik" anlamında kullanılan ve "phole" adı verilen özel bir çeşit elektron içeriyor. Laboratuvar deneyleri sırasında, uzun mesafeler kat edebilen bu elektronlar, Dünya yüzeyinde hareket ettikleri sırada, yüzey artı elektrik yükleniyor. Bu yük, iyonosferi etkileyecek derecede büyük. Öyle ki iyonosferdeki elektrik sinyallerinde, uyduların algılayabileceği düzensizliklere yol açıyor. Bu "phole"ler Dünya yüzeyinde "yeniden birleştiğinde" enerji yüklenerek harekete geçiyorlar ve sonra yeniden orta-kızılötesi ışık parçacıkları ya da fotonlar yayarak kararlı duruma geliyorlar.

Blanpied'ın belirttiği gibi, yerkabuğunun derinliklerindeki kayaçlardaki boşluklar, mineral çözeltileriyle dolu ve yüksek sıcaklık ve basıncın etkisi altında. Blanpied'ın eleştirdiği ikinci nokta da, araştırmacıların yerkabuğunda oluşan ani basınç ve gerilim değişikliklerinin, depremlerden birkaç gün önce başladığını varsayması. Blanpied, şu ana kadar bir depremden önce ani bir gerilim değişikliğinin gözlenmediğini, dolayısıyla deprem habercisi gerilimlerin fark edilemeyecek kadar küçük olabileceğini vurguluyor.

Minoru Freund, eldeki verilerin ve kuramın iyileştirilmesi için daha çok çalışma gerektiği görüşünde. Ayrıca en az üç uyduyu temel alan, düşük maliyetli bir uzay tabanlı erken uyarı sistemi önerisi üzerinde çalışmayı planladığını belirtiyor.

Güncelleme: 13/08/2008
Kaynak: news.bbc.co.uk
(Pınar Dündar, Bilim ve Teknik, Ağustos 2008.)


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat