yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 



Balarıları: "İnsanlığı Uyarıyor!"

Arısız bir Dünya, sadece balın sonu anlamına gelmiyor. Arılar yok olursa, insanlık da yok olma tehlikesi altındadır.

Arılar, çiçek çiçek dolaşıp tozlaşmayı sağlarlar ve böylece tozlaşma sonucu çiçekler de meyve verirler. Bu göçebe tozlaşmayı sağlayan arı ordusunun, yılda üç haftalık ziyareti olmazsa, Kaliforniya'nın en değerli tarımsal ihracatı olan badem üretimi düşebilir. Geçen yıl bu eyalet, bu işten 1.9 milyar dolar kazandı. Dünya'da üretilen bademin  % 80'ini bu bölgeden gelmektedir.

Dave Hackenberg; arılarının ortadan kaybolduğunu rapor eden ilk arıcıydı. 18 ay önce bir Kasım günü, Florida'daki kovanlarını kontrol ettiğinde, onları boş buldu. "Onlar ölmemişti, sadece gitmişlerdi" diye belirtti.

O zamandan beri, Amerika'yı dolaşan iki milyona yakın balarısı kolonisi, yok oldular. Koloni Çöküş Sendromu (Colony Collapse Disorder – CCD) diye adlandıran bu garip hadisenin, Dünya'da yaşayan milyarlarca arının hayatını etkilediği düşünülmektedir. Taiwan'da sadece iki hafta içinde, 10 milyon balarısının kaybolduğu rapor edildi ve  Avrupa genelinde balarıları risk altında.

Britanya'da, alarmı ilk veren John Chapple oldu. Ocak 2007'de Londra'nın batısındaki bahçesinde bulunan 14 kolonisinin tamamını kaybetti. Chapple:

"Yılın bu zamanları, kovanları açmak için çok soğuktur, bu nedenle kovana hafifçe vurup, kovandan uğultu şeklinde bir ses gelmesi için bekleyerek arıları kontrol ederim. Fakat hiçbir şey yoktu, sadece sessizlik" diye anlattı.

Ne olduğunu görmek için kovanları açtığında, onları boş buldu. Başkent Londra boyunca dağılmış diğer 26 kovanın incelemesi sonucu, üçte ikisinin yok olduğu ortaya çıktı. Londra Arıcılık Birliği'ne başkanlık yapan Crapple:

"Tamemen şok oldum. Bazı kayıpları, kraliçe arının başarısızlığına veya petek güvesine bağlayabilirdim ancak anlayamadığım çok az neden vardı. Sağlıklı bir kraliçe ve birkaç arıdan başka bir şey yoktu" dedi.

Chapple'ın soruşturması, arılarının bir kısmını bulundurduğu parkların yeni pestisitlerle (haşere ilacı) ilaçlanıp ilaçlanmadığıydı. Chapple yalnız değildi. Londra'nın kuzey batısındaki arıcılar da, garip kayıpları rapor etmişlerdi. Chapple kayıpları "Mary Celeste Sendromu" diye adlandırmıştı. Bir yıl sonra, devletin arı denetçileri, tüm Britanya'da yaptıkları kovan araştırması neticesinde, her beş koloniden biri bu kış yok olmuştu.

Britanya'da yaklaşık 270.000 arı kovanı, 44.000 arıcı tarafından beslenmektedir ve bu arıcıların %90'dan fazlası amatör arıcıdır. Çevre Bakanlığı, Gıda ve Kırsal İşler Dairesi'nin (Defra) hesaplarına göre, arılar; meyve ağaçları, fasulye tarlaları ve diğer ürünlerin tozlaşması vasıtasıyla yılda ekonomiye 165 Milyon sterlin katkıda bulunmaktadırlar. Ek olarak; Birleşik Krallık'taki mağazalarda satılan 5000 ton İngiliz balı, 12 Milyon sterlinden fazla katkı sağlamaktadır.

Bununla birlikte, Birleşik Krallık Tarım Bakanı Lord Rooker, balarılarının, vahim bir tehlikede olduğu konusunda geçen sene uyarmıştı. Geçen ay, balarasının sağlığını korumak ve iyileştirmek için ulusal bir stratejiyi istişareye sunan Bakan:

"Eğer bu konuda hiçbir şey yapılmazsa, balarısı popülasyonu, 10 sene içinde silinebilir" demişti.

Gerçekte, arılar, dünya çapında 90 kadar ürünün tozlaşmasında hayati bir rol oynamaktadır. Ek olarak, badem, bir çok meyve, sebze, yemiş ve tohum, balarılarına bağımlıdır. Pamuk bitkisinden olduğu gibi, ahır hayvanlarının yemi olan ürünler de, arıların tozlaşmalarına bağlıdırlar. Eğer tüm balarıları yok olursa, tüm beslenmemizi hububat ve tahıllarla değişmek zorunda kalacağız ve gardırobumuz da önemli değişikliklere gideceğiz.

Albert Einstein'a göre, bizim varlığımız kesin bir şekilde balarılarına bağlıdır. Einstein, şu sözü ile ünlüdür:

"Eğer balarıları, dünya üzerinden yok olurlarsa, bundan sonra insanlığın geriye yalnızca 4 yıllık ömrü kalır."

Dünya çapındaki bilim adamları, suçluyu belirlemeye çalışıyor, ancak ispatlanması zor. Hatta bilim adamları, arı kayıplarını görüntüleyebilecekleri İsviçre'nin dışında faaliyette bulunan uluslararası bir ağ  –Interpol bile kurdular. Bu ağın koordinatörü, arı patolojisti Dr. Peter Neumann, varroa diye adlandırdığı kan emici bir keneyi sorumlu tutmakta. Toplu iğne başından biraz daha büyük. Ortaya çıktığı 30 yıldan beri Avrupa ve Amerika'da balarılarını avlayıp beslendi. Bu kene, bal arılarındaki ölümcül virüsleri aktive etmekte ve kanlarıyla beslenirken bu virüsü, bir arıdan başka bir arıya taşımaktadır. Adeta HIV /Aids bulaştıran kirli bir şırınga gibi.

Amerika'da, balarısının genetik şifresi iki yıl önce çözüldü. Arıların ölümünden sorumlu yeni bir virüs varsa onu keşfetmek için bilim adamları yüksek teknolojiyi kullanmaktalar. Genom sıralama teknikleri, CCD'den muzdarip kovanların neredeyse tamamında bulunan, İsrail akut paraliz virüsü (IAPV) adı verilen bir virüsün DNA'sını açığa çıkardı. Keşif, Science dergisinde yayınlandı ve araştırmadaki en büyük buluş olarak nitelendirildi. Ancak balarıları, gizli virüslerle bilmece haline geldi. Bu virüsler, bir problem teşkil ediyor ve yalnızca arının bağışıklık sistemi zayıfladığında hastalığa sebep oluyorlar. İnsanlar gibi, arılar da stres altındayken ve bitkinken hastalığa meyilli oluyorlar. O zaman asıl soru şu olmalı:  Virüslerle savaşmak için arıları ne zayıf düşürüyor?

Hackenberg, 2006'nın sonunda balarılarından 2000 tanesini neyin öldürdüğünü anlamak için ürün yetiştiricileri ile konuşarak ve pestisit kullanımı ve balarılarına etkileri üzerine araştırmaları okuyarak kendi incelemelerine başlamış. Hackenberg:

"Ürün yetiştiricilerinin kullandığı, şu yeni çıkan neonikotinoid pestisitler, işte bunlar, arıların yön bulma sistemini bozuyorlar ve arılar eve dönüş yolunu bulamıyorlar" diyor.

Testler, Hackenberg'inde ifade ettiği gibi, pestisitlerin, arıların iletişimini, oriyantasyon yeteneklerini ve de hafızalarını yenilemelerini engellediğini gösteriyor. Dünya çapında kullanılan Gaucho, Assail and Merit gibi ticari adlarla satılan pestisitler, nikotin benzeri bir kimyasal ihtiva ediyor ve bu kimyasal bir nörotoksin gibi davranarak, böceklerin sinir sistemine temas veya sindirim yoluyla saldırıyor.

Hackenberg, çiftçileri pestisit, herbisit ve fungusitleri karıştırmakla suçluyor:

"Hiç kimse bu kimyasallar birbirine karıştırılınca ne olacağını test bile etmedi, çünkü, kimyasal ilaç üreten şirketlerden yasal olarak bu talep edilmiyor, ancak bu kombinasyon, kimyasalların ayrı ayrı uygulanmasından 1000 kez daha ölümcül olabilir."

Avrupalı arıcılar, bilim adamlarını ve hükümetleri, kimyasal ilaç şirketlerinin cebinde olmakla suçluyorlar. Amerika'da da benzer hikaye dönüyor, bilim adamları arıların yok olması ile pestisit kullanımı arasında bir korelasyon bulunmadığını iddia ediyorlar. Hackenberg'e göre:

"Büyük tarım şirketleri (Big Ag), Amerikan Tarım Bakanlığını (USDA) genel sekreterinden, en alt düzeydeki adamına kadar kontrol altında tutuyor."

Arı komisyoncusu Joe Traynor:

"Biz arıların doğal döngüsünü engelliyoruz, çünkü badem tozlaşması için daha güçlü koloniler istiyoruz. Kovanları, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında uyararak; kraliçenin daha çok yumurtlamasını sağlıyoruz. Sonuç olarak kraliçe arılar, artık tükeniyorlar. Eskiden arıcılar, kış boyunca arıları çok fazla yalnız bırakırlardı, artık böyle bir durum söz konusu değil."diyor.

Bu, balarılarının ilk kez ortadan kayboluşları değil. Kayıtlara geçen, açıklanamayan kayıp, 150 yıl önce Amerika'da gerçekleşti. O tarihten beri, çok sayıda, belli aralıklarla, Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya'da ortadan kayboldular. Şimdiye kadar, kötü beslenme, çevre kirliliği, haşereler, parazitler ve kötü arıcılıktan şüphelenildi ancak gerçek katil asla bulunamadı.

Bu arada, bilim adamları, balarısının genom haritası üzerinde oynayarak laboratuvarda varroa virüsüne dayanabilen süper arı üretmeyi umuyorlar.

Güncelleme: 06/08/2008
Kaynak:
Alison Benjamin, "Last Light of The Honeybee?", guardian.co.uk, Çev. Kader Demirpehlivan, 31/05/2008.


 

ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Yaklaşan Saat'in resmi twitter adresi aşağıdadır. Bu hesabın dışındaki diğer hesaplarla Yaklaşan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat