Bizler Gerçek Yahudileriz
(Peren Birsaygılı’nın, Merkezleri Brooklyn de olan anti-siyonist Yahudilerin öncülerinden Y. Cohen'le yaptığı ilginç röportajdan alınmıştır. Tercüme: Murat Sürmen)

“GERÇEK TEVRAT YAHUDİLERİYİZ”

Faaliyetleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Organizasyonunuzun temel amacı nedir?

Y.Cohen:

Organizasyonumuzun adı, “Siyonizm’e Muhalif Gerçek Tevrat Yahudileri” dir. Bizler iki temel amaç güdüyoruz:

Birinci hedefimiz, Diaspora’ya ilişkin Gerçek Tevrat görüşünü, kefareti ve İsrail Devleti’ni, bundan bihaber olan Yahudilere tebliğ etmektir. İnancımıza göre, Kudüs’te 420yıl boyunca ayaktakalmış ikinci tapınağın yıkılmasından bu yana, çeşitli uluslar içinde sürgünde olan Yahudiler, Tanrı’nın, Mesih’i göndermesine kadar sürgünde yaşamalıdırlar.

Sürgün (Diaspora), Vaad Edilmiş Topraklar’a ilişkin herhangi bir hak iddia etmemeleri gerekir. Ya da o topraklar üzerinde herhangi bir siyasi egemenliğe kalkışmamalıyız. Bu, inancımızın en temel unsurudur. Bizim inancımızda, Yahudilerin, herhangi bir ulus ile savaşa kalkışması haramdır. Mesih, mucizeler ortaya koyan, tüm Yahudileri, Tevrat’a sadık kalmaya davet eden ve meşruiyeti tüm insanlar tarafından kabul edilecek bir peygamber olacaktır.

“MESİH BARIŞ GETİRECEKTİR”

Üstelik Mesih geldiğinde, diğer milletlerin topraklarının fethedilmesi ve topraklarından sürülmesi diye bir şey de olmayacaktır. Tüm milletler, birbirleriyle ve Yahudi milletiyle barış içinde yaşayacaklar. Yahudi milleti, kendi atalarından yadigâr topraklara kavuşturulacak ve Mesih onların kralı olacaktır. Yahudilere düşen görev, yalnızca beklemek ve hiçbir siyasi ya da askeri faaliyet içinde bulunmamaktır. Bu, sırf bize ait olan bir inanç değildir. Her yer ve zamandaki Yahudilerin daimi inancı olagelmiştir. Sadece son zamanlarda, Siyonistlerin girişimleri vasıtasıyla, Yahudilere bu inançları unutturulmaya çalışılmıştır.

“SİYONİZMLE MÜCADELE EDİYORUZ”

Biz. Siyonistlerin nerede yanlış yaptıklarına odaklanan ve bunu ortaya koyan Tevrat üzerine, İngilizce bir tefsiri çok yakın zamanda çıkaracağız. Ayrıca, Siyonistlerin neden hatalı olduklarını ortaya koyan İncil, Talmud ve Haham öğretilerini içeren yazmalar içindeki kaynakları, ayrıntılı olarak ele alan 500 sayfalık İbranice bir kitabı da tamamladık.

Umudumuz ve hedefimiz, tüm Yahudilerin, Siyonizm’in, Tevrat ve öğretilerine muhalif olduğunun farkına varıp pişman olmaları; sonunda da İsrail Devleti’ni hükümsüz kılarak barış içinde sürgünde yaşamalarıdır.

Organizasyonumuz, Yahudi olmayan dünyaya da ulaşmaya gayret ediyor. Siyonist devlet İsrail, tüm dünya Yahudiliğini temsil ettiğini iddia etmektedir. Bu Siyonist devlete karşı olan birçok insan, netice olarak müştereken Yahudilerden nefret etmektedir. Bu nedenle biz, Siyonizm’in Yahudilik (Judaizm) demek olmadığını dünyaya izah etmeye çalışıyoruz. Siyonizm, Yahudilik inancından kökten bir kopuş hareketidir. Biz, kimsenin, Yahudileri, özellikle dindar Yahudileri, İsrail Devleti’nin yaptıkları yüzünden suçlamasını istemiyoruz.

“HAREİDİM YAHUDİLER”

Siyonist politikalar ve İsrail Devleti’ne muhalif Yahudiler tarafından kurulan kaç organizasyon var ve sözü geçen organizasyon ya da gruplar ne zamandan beri faaliyetlerini sürdürmektedirler?

Y.Cohen:

Bu gün, İsrail Devleti’nde yaklaşık 5 000.000 yahudi yaşıyor, ki bu nüfusun yaklaşık %20’si, Tevrat hükümlerine sadıktır. Oysa, bunların çoğu biraz cahildirler. Tevrat hükümlerinin tahrif edilmiş yorumlarına bağlıdırlar. Bu sebeple İsrail Devleti’nde, sınırlarının her parçasına elde tutmayı ve bunun için savaşmayı savunan “dindar” Yahudiler olduğunu duyabilirsiniz. İsrail nüfusunun yaklaşık %10’u “hareidim”; yani Tevrat hükümlerinin gerçek tefsirini takip eden daha sağlam dindarlardır. Bu insanlar, Mesih gelmeden önce herhangi bir Yahudi devletinin kurulmasının bir günah ve vahim bir hata olduğuna ilişkin inançlarımızı paylaşıyorlar.

Amerika, İngiltere, Belçika ve başka topluluklarda muhtemelen 500.000 hareidim daha var. Nitekim genel olarak dünyada yaklaşık 1.000.000 siyonist olmayan Yahudi var. Bunlar arasında, Siyonist ideolojiye karşı açık muhalefet ve mücadeleyi savunan yaklaşık 150.000 kişilik daha küçük bir grup vardır.

“AVRUPA HAHAMLARI, ANTİ-SİYONİZME KARŞIYDI”

Ayrıntılı bir Siyonizm tanımı verebilir misiniz? Kökleri neye dayanıyor? Kabul edersiniz ki, Masonluk ya da Siyonizm’i, Yahudilik ile özdeşleştiren birçok insan var. Bunun hakkında, Tevrat ve Talmud’a referansla neler söylemek istersiniz?

Y.Cohen:

Örgütlü anti-siyonizm’e gelince, zaten T.Herlz zamanında, Avrupa Hahamları, Siyonist plana karşı net bir duruş sergilemişlerdi. Siyonizme muhalif Hahamlar’dan Ohr Layesharim adlı mektuplar derlemesi 1900 yılında basılmıştı ve daha sonra, Daas Harabanim ve Tikun Olam adlı bunlarla emsal iki kitap daha çıktı.

Ortodoks Yahudi organizasyon Agudath İsrail, 1909’da kuruldu ve amaçlarından biri Siyonizm ile savaş idi. Bununla birlikte, Agudath İsrail, daha sonra o kadar büyüdü ve çok geniş bir Yahudi yelpazesini o derece kuşatıcı oldu ki, git gide Filistin’in kolonileştirilmesi gibi Siyonist plana meyletmeye başladı.Bu yüzden dindar Yahudiler Agudath’tan uzak durdular.

Siyonizm, Judaizm’i geri plana iten Yahudiler tarafından kurulmuş bir hareket idi. Herzl gibi onların bazıları, çeşitli ülkelerde yaşayan Yahudilerin maruz kaldığı zulme bir çözüm bulmayı amaç ediniyordu. Rus Yahudileri “aydınlanma” hareketi üyeleri gibi başkaları, eski dini terk edip yeni bir vatanda yeni bir dil konuşan yeni bir ulus kurarak, Yahudi halkını ıslah etmekle daha fazla ilgili idiler. Buna karşın, diğerleri Marks ve onun sosyalist prensiplerinin takipçileri idi.

“TANRI VE MESİHİN KEFARETİ”

Biz, dualarımızda tapınak adaklarını anarız; Tevrat’ın birçok emri sadece orada ifa edilebilir ve biz sürekli olarak, o zaman geldiğinde Yahudilerin yine kutsal topraklarda yaşayacağı Mesih’in gelişi için umut besliyor ve dua ediyoruz. Bunun için, Siyonizm’in, Yahudi halkın en hassas noktasından vurmasına ve birçoğunun; dindar olanlarının bile, Siyonistlere katılması şaşırtıcı değildir. Bu Yahudiler, cahildiler ve beklentisi içinde olduğumuz şeyin; ‘Tanrı ve Mesih’in kefaretinin’ tüm insanlığa huzur ve barış getireceğini, idrak edemediler. Biz, herhangi bir ülkenin fethedilmesi beklentisi içinde değiliz. Zira Yahudilere, başka halklarla savaşa kalkışmak kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Fakat şu gerçektir ki, İsrail Devleti’nin kurulması ve onun kanlı tarihi boyunca bazı “dindar Siyonistler” olmuştur.

“TEVRATI İSTEDİKLERİ GİBİ YORUMLUYORLAR”

1) Biz, bugün Tevrat’a inanan ve amel eden bununla birlikte, farklı bir ideolojiyi de desteklemek isteyen birçok Ortodoks Yahudi grup gözlemliyoruz. Bu insanlar, Tevrat’ı alacak ve kendi ajandalarına uydurana dek çarpıtacaklar.

Örneğin, Evrim Teorisi’ne inanan Yahudiler, Genesis Kitabı’nı açacak ve onu kendi görüşlerine uyacak şekilde yorumlayacaklar. Yahudi feministler, Yahudi kanunlarına riayet edecek ve aynı zamanda modern zamana uymak için değişiklikler yapacaklar. Sinagogda ibadetleri yürütmeleri gibi… Burada da dindar Siyonizm, melez bir ideolojidir.

Seküler düşüncelerde kaynak bulan ve aynı zamanda Tevrat’a itaati muhafaza eden Siyonizm doktrinine inanma teşebbüsü. Ajandaları bu olduğu için, klasik metinlere bu zihin dünyası ile yaklaşırlar (yararlı bir doz cahillik). Talmud’a aşina olan bir kimse bilir ki, hemen hemen her alanda sözleri yanlış yorumlama yolları ve vasıtaları vardır. Talmud’un kendisi (Eiruvin13b) der ki: Bir bilge vardı ki ölmüş bir kertenkele’nin, dinen temiz olduğuna ilişkin 150 sebep öne sürebiliyordu. Gerçekte ise Tevrat, kertenkelenin temiz olmadığını açıkça söylemektedir.

Bu dindar Siyonist liderlerin gerçeğidir. Bununla birlikte, takipçileri, genel olarak metin ve kaynaklar hakkında hiçbir şey bilmez ve sadece onları taklit ederler.

“SİYONİZİM JUDAİZME(YAHUDİLİĞE) DARBE VURMAKTADIR”

2) Cevabın ikinci parçası, siyonizmin, Judaizm açısından önemli olan belli konulara darbe vurmasıdır ve dikkatli düşünmeyen bir kimse onu gerçek Judaizm ile karıştırabilir. Yahudiler, gerçekte, bir gün sürgünden dönmeyi ve Filistin’e yerleşme beklentisi içindedirler. Bununla birlikte, bu, siyasi ya da askeri bir hareket ile değil, Tanrı’nın inayetiyle olacaktır. Judaizm, tarihin şekillenmesinde, Tanrı’nın iradesini görmeye önem atfetmektedir.

Nitekim Siyonistler, İsrail devleti’nin kurulmasına vesile olan tüm olayların aslında Tanrı’nın tarihe yön vermesi olduğunu söyleyeceklerdir. Bununla birlikte, biliyoruz ki Tanrı bazen günahkârlara başarı ihsan eder, ama böyle bir başarı haklılıklarına bir delil teşkil etmez. Tevrat ve Talmud’ta, İsrail topraklarını öven, gerçekte bizi sürgünde olmaya yükümlü kıldığı halde, bir devlet kurmaya yönelik yanlış yol gösterecek bir çok malzeme vardır.

“YAHUDİ DÜŞMANLIĞI VE ANTİ-SMİTİZM YALANI”

Anti-Semitizm nedir? Sizce bu Yahudi düşmanı mı olmaktır? Peki, mademki Arap ulusları da Nuh Peygamber’in en büyük torunu Şem (Shem)’in soyundan gelmekteler, onlar da Semitik değil midir?

Y.Cohen:

Anti-Semitizm nispeten son zamanlarda, son 200 yıl içinde, Yahudi düşmanlığı ve zulmüne ilişkin eski bir olay dolayısıyla uydurulmuş bir terimdir. Exodus kitabı’nı okursanız, Yahudilerin, zulme maruz kaldıklarını ve Mısır’da köleleştirildiklerini göreceksiniz. Pers imparatoru Ahasuerus’un danışmanı Haman, tüm Yahudileri öldürmeyi planlıyordu. Suriyeli Grek kral Antiochus Epiphanes, Yahudi hükümlerini gözetenlere karşı emirler çıkardı. Hristiyanlık muktedir bir dünya gücü olduktan sonra, anti-semitizm için yeni bir gerekçe yaratıldı. Yahudiler, onların Mesihlerini reddetmekle ve O’nu öldürmekle suçlandılar. AvrupaYahudileri, Haçlı Seferleri’nden çok zarar gördüler. Engizisyon ve başka birçok katliam, Hristiyan liderler tarafından tahrik edildi. Yahudi nefretinin en vahim ve en yakın zamandaki tezahürü, elbette Nazilerin Polonya, Rusya, Macaristan ve tüm doğu Avrupa ülkelerindeki yaklaşık 6.000.000 yahudiyi katletmesiydi.

Terim’in makul olmadığı konusunda haklısınız. Çünkü Semitler, hakikatte Şem (Shem) soyundan gelen tüm insanları ihtiva ediyor. Aynı manada, İbrani (Hebrew) terimi de hatalıdır. Çünkü bu, Şem’in büyük torunu Eber’in bütün soyunu ima eder. Dil’in tabiatı böyledir; sözler gelişir ve yeni anlamlar kazanır.

Son zamanlarda Siyonistler, anti-semitizm suçlamasını muhaliflerini bastırmaya çalışmak için istismar ediyor ve biz bunun yanlış olduğuna inanıyoruz. Siyonistler ve Filistinliler arasındaki çatışma, din ya da ırklara ilişkin bir çatışma değil, siyasi ya da askeri bir çatışmadır ve bir insan sırf Filistinliler yanında saf tutması yüzünden Yahudilere karşı olmaz. Biz, Judaizm ve Siyonizm arasındaki farklar hakkında insanları eğiterek, anti-semitizm’in tehlikeli gelişimini önlemekteyiz.

“SEKÜLER SİYONİZM ÇÖKÜŞ İÇİNDEDİR”

Peki, siz Bay Cohen İsrail’deki genç Yahudi neslin, İsrail hükümetinin uyguladığı politikalar yüzünden, Tevrat prensiplerinden uzak büyüdüğünü düşünüyor musunuz?

Y.Cohen:

Genç nesil Tevrat’tan uzak mı yetişiyor? Bunun, çok daha uzun bir zaman önce, İsrail Devleti’nin kuruluşunun ilk yıllarında olduğunu düşünüyorum. Avrupalı Yahudi Siyonistler, İsrail Devleti’nin kurulmasından çok önce, sırtlarını zaten Tevrat’a dönmüşlerdi ve İsrail devleti Sifardik (Sephardic: İspanya, Portekiz ve Kuzey Afrika’dan gelen) Yahudiler’e kapılarını açtığında, bu Yahudi evladın Tevrat eğitimi almamış ve mümkün olduğu ölçüde seküler yetişmiş olmalarını temin ediyorlardı.

Günümüzde, bu mücadele bitmiştir. Seküler Siyonizm, çöküş içindedir ve İsrail devleti’ndeki birçok Yahudi, Tevrat’a dönmektedir. Şu an, Tevrat Yahudilerini eğitmek ve onlara Siyonizm’in Tevrat’a muhalif olduğunu göstermek bir zorunluluk olmuştur.

“İSRAİL’İN FİLİSTİN ZULMÜNE KARŞIYIZ”

Bugün, biliyoruz ki İsrail Devleti’nin uygulamakta olduğu soykırımdan endişe duyuyorsunuz. Filistinli dini temsilciler ve Filistin hükümet temsilcileri ile ilişkileriniz nasıl? Filistin, acımasız batı emperyalizmi ve Siyonizm ile olan mücadelesinde yalnız mıdır?

Y.Cohen:

Filistin hükümeti ile ilişkilerimizi soruyorsunuz. Aslında biz, siyasi değil, dini bir organizasyonuz ve hiçbir siyasi ilişki içinde değiliz. Biz, Filistinlilere ulaşmaya çalışıyoruz. Onlara sempatiyle baktığımızı ve şiddetle İsrail’in, onları maruz bıraktığı zulme karşı olduğumuzu bilmelerini temine çalışıyoruz. Daha çok Müslüman’a ulaşmayı ve her iki tarafın, Judaizm ve İslamiyet’in güzel ve barışçıl doktrinler olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra, şiddet ve savaşın, kendi dinlerini suistimal eden ya da yanlış yorumlayan insanlar yüzünden ortaya çıktığını idrak etmeleri için, bir tür diyalog sürdürmeyi arzu ediyoruz.

“İSLAMA KARŞI ŞİDDETLİ ÖNYARGI VAR”

Bu bizi, Amerika’nın, Ortadoğu’yu özgürleştirme arzusuna ilişkin olan sonraki sorunuza götürüyor. Böyle bir arzu, İslam’a karşı şiddetli bir önyargıya dayanıyor. Aslen, kendi önyargılarınız sebebiyle, başka halkların inanç ve kanunlarını değiştirmeye çalışmak yanlıştır. Biz Yahudiler bunu çok iyi anlıyoruz.

Çünkü tarihimizde çok defalar prensiplerimizi terk etmemiz için zorlama çabasına girişen liderler yüzünden, çok acılar çektik. Bu önyargının bir parçası, tıpkı Yahudi karşıtı algılara neden olan anti-siyonist algı gibi, Amerikalıların askeri çatışması ve belirli Ortadoğu ülkeleriyle (kısmen İsrail meselesi üzerine) alakalı menfaat çatışması da onların, İslam’ın bir şiddet doktrini olduğunu düşünmelerine sebep oluyor. Ayrıca Amerika, kadın ve erkek eşitliği bakımından çok müsamahakâr ve liberal bir toplumdur ve onların çarpık bakış açılarından İslam, aşırı derecede kısıtlayıcı görünmektedir. Fakat yine de, herhangi bir ulusun başka bir ulusun kültür ve dini üzerine etkide bulunması yanlıştır.

Haber10.com, 06/01/2007