Embriyonik Kök Hücrenin Karanlık Yüzü: "Üstün Irk" Ve " Ye'cüc Me'cüc"!

Embriyonik kök hücre araştırmalarının amacı nedir? Hastalıkları sona erdirmek mi, insan mühendisliği mi? Dr. Reardon, bu tehlikeli yola girilmemesi konusunda uyarıda bulunuyor. Çünkü yolun bir ucu, tanrılaştırılmış(!) yönetici üstün ırka, diğeri ise köleleştirilmiş robot insan-alt varlıklara çıkıyor.

Biyomedikal etik konusunda uzman olan ABD’li Dr. David Reardon, embriyonik kök hücre araştırmalarının son amacını şöyle tanımlıyor:

“İnsan üstü bir ırk arayışı, tehlikeli veya pis işleri yapacak insan altı varlıklar üretme çabasıdır.”

Reardon’a göre, araştırmacılar hastalıkları tedavi etme bahanesine sığınıyor ama, asıl hedefleri “üstün insanlar yaratmak”.

Birçok araştırmacı, embriyonik kök hücre araştırmalarına neden büyük fonlar ayrıldığını merak ediyor. Çünkü, embriyonik kök hücreler, hiçbir hastalığın tedavisinde kullanılmıyor.

Dr. Reardon, iddiasının biraz abartılı görünebileceğinin farkında. Bu nedenle, bizzat bilim adamlarının söylediklerinden alıntıları listelemiş:

Mesela, DNA yapısını tanımlayarak 1962 yılında Nobel ödülü kazanan James Watson, aptallığı bir hastalık olarak tanımlamış, “aptallık” geni olmayan “daha üstün” insanlar yaratma özgürlüğünün olmasını istemişti.

1991 yılında vefat eden, Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Joseph Fletcher ise şunları söylemişti:

“Kimeralar (insan-hayvan melezleri) veya insan benzeri varlıklar, tehlikeli veya alçaltıcı işleri yapmak üzere tasarlanabilir. Zaten şu anda da, düşük seviyeli işleri, kontrolsüz üremenin kurbanı olan zekâ bakımından geride kalmış insanlar yapmaktadır. Bu tür işçilerin üretimini tesadüflere bırakmaktansa, neden melezler aracılığıyla planlı programlı olarak yapmayalım? ”

Toplum sağlığı konusunda uzman Gregory Stock ise, 2002 yılında yazdığı " İnsanları Yeniden Şekillendirmek: Kaçınılmaz Genetik Geleceğimiz" isimli kitabında biyolojik manipülasyonu övüyor.

"Ye'cüc Ve Me'cüc Türü Yaratıklar"

elliotinstitute.org sitesinde verilen bazı bilgiler şöyle:

• Modern öjenistler(*) ve transhumanistler(**), biyoteknoloji yöntemlerini kullanarak insanlığı sonsuza kadar değiştirmek istiyorlar. Sadece toplumu değil, biyolojimizi de değiştirmeyi amaçlıyorlar.

• Hastalıkları sona erdirmekten bahsediyorlar. Ancak asıl amaçları, “daha üstün” insanlar yaratmak. Genetik bilimini kullanarak “homo superior” gibi yeni insan ırkları oluşturmaya çalışmak.

• Bazıları da tam ters yönde çalışıp, insan ve hayvan genlerini harmanlayarak insan-altı varlıklar oluşturmaya çalışıyor. Bu insan-hayvan melezlerine, tehlikeli işleri yaptırmak veya "homo superior"a hizmet edecek şekilde bir "köle alt sınıf" olarak planlamak.

• Transhumanistler, insan mühendisliğinin bir sonu olmadığını ve denemeler sırasında büyük hatalar yapılabileceğini itiraf ediyorlar.

• Kendilerini kısıtlayacak yasalara ise, itiraz ediyorlar.

• İnsan klonlamaya çalışan bilim adamları gibi, öjenistler ve transhumanistler de sadece araştırmalarının başarısına odaklanmış olup; bu amacı, adeta saplantılı bir inanç haline getirmişlerdir. Bu grubun, toplumdaki diğer görüşlere hiçbir saygıları yoktur. İnsanlığı kendi kontrollerine almak ve gelişmeleri şansa bırakmamak konusundaki saplantılarını inaç haline getirmişlerdir.

Bütün bunlar, helak olmuş "Şeytani Atlantis Uygarlığı"nın, Ye'cüc ve Me'cüc üretimini çağrıştırmıyor mu?

(*)İnsan ırkının biimsel olarak iyileştirilmesi.
(**)İnsan ötesi.

iyibilgi.com 12/09/2007