Besinlerin Tahribatını Önleyen Gen Bulundu

Şişmanlık genini bularak dünya çapında üne kavuşan Harvard Üniversitesi Prof.Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, besinlerin vücuda tahribat yapmasına engel olan geni buldu.

Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Hotamışlıgil ve ekibi, besinlerin vücuda tahribat yapmasına engel olan ve karın içi yağlarında metabolik koruma görevi yapan geni, ortaya çıkardı. Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nde, genetik ve metabolik hastalıklar konusunda yaptığı çalışmalarla adını dünyaya duyuran, Türk bilim adamı Prof.Dr. Hotamışlıgil'in son çalışmasının, tıp dünyasında çığır açabileceği belirtildi. Hotamışlıgil, 5 yıl süren çalışma sonucunda elde ettikleri yeni buluşa ilişkin DHA'ya şu bilgileri verdi:

"Bu projenin sonunda, karın içindeki yağlarda bulunan STAMP2 adında bir gen ortaya çıkardık. Bu gen, vücuda gelen gıdalar ve buna bağlı oluşabilecek hasarlara karşı korumakla görevli. İşin ilginç yanı, bu gen sadece karın içi yağlarda bulunuyor. Fonksiyonunu sadece o bölgede gösteriyor ve bir yemek yediğinizde, vücuda kalori girdiğinde hemen bu gen uyanıyor ve fonksiyonunu göstermeye başlıyor. Adeta, bu gelen besin öğelerini karşılamak için yağ dokusunu hazırlıyor."

STAMP2 adlı genin, şimdiye kadar var olduğu bile bilinmeyen bir mekanizma olduğunu vurgulayan Prof. Hotamışlıgil, STAMP2 geninin zayıflatılarak ya da güçlendirilerek besinlerin vücuda getirebileceği hasarların önlenebileceğini ifade etti.

En çok karın içi yağlarda üretilen STAMP2 geninin, yemek yenildikten sonra artıp, öğün aralarında düştüğünü dile getiren Türk bilim adamı, yeni keşfettikleri genin, besin saldırısıyla başa çıkmada yağ hücrelerine yardımcı olduğunu ve böylece besinlerin vücutta tahribat yapan etkilerini yok ettiğini anlattı. Prof. Hotamışlıgil, şöyle devam etti:

"Bu öngörüyü ispatlamak için bir dizi deneyler yapıldı. Bunun için de STAMP2 genini genetik mühendislik uygulamalarıyla deneyde kullandığımız farelerden çıkarttık. Bu gen olmadığı zaman az miktarda gıdaya bile bu hayvanların tepki vermelerini bekliyorduk ve bu gerçekleşti. Daha da ilginç olanı, herhangi bir şişmanlık olayı bile gelişmeden, yani normal bir vücuda girebilecek gıdalar düzeyinde bir gıda alımıyla; bu hayvanlarda şişmanlarda görülen bütün arızaları görmeye başladık. Yüksek kan basıncından tutun, yüksek tansiyon, kan şekerinin yükselmesi, insülin hormonunun çalışmasında bozukluklar, kandaki kolestrol miktarının yükselmesi, karaciğer yağlanması, iltihaplanma gibi hastalıkların belirtileri yavaş yavaş deney hayvanlarında ortaya çıktı. Bu da bize gösteriyor ki, bu sistemi kontrol eden çok önemli, anahtar bir mekanizmayı ortaya çıkarmış olduk.''

STAMP2 geninin çalışma yöntemini, sel baskınını engelleyen bir sete benzeten Prof. Hotamışlıgil, “Bu set alçaldığı zaman sular taşıyor ve problem ortaya çıkıyor. Önemli olan, biyolojik veya genetik olarak bu seti yükseltebilir miyiz ya da daha güçlü hale getirebilir miyiz? Çalışmaların odak noktası şu anda bu'' dedi.

Şişmanlıkla Kanser Arasındaki Bağı Ortaya Çıkarabilir

Prof. Hotamışlıgil, STAMP2 geninin, beslenme bozuklukları veya şişmanlıkla, şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi hastalıkların yanısıra, çok ilginç bir olasılık daha ortaya çıkardığını, bu genin şişmanlıkla kanser arasındaki bağlantının anlaşılabilmesi için yeni ve çok önemli ipuçları vereceğini söyledi.

Geçtiğimiz 15-20 yıl içerisinde şişmanlığın, önlenebilir kanser riskleri arasında en büyük unsur olarak gösterildiğini vurgulayan Prof. Hotamışlıgil, “Özellikle sindirim sistemini döşeyen hücreleri ilgilendiren kanserlerde, ağızdan bütün bağırsak sitemine, karaciğer kanserlerine kadar, şişmanlık kanser riskini çok yükseltiyor. Fakat bunun neden olduğu, nasıl ortaya çıktığı ya da önlenebileceği konusunda hiç bir fikir yoktu. Bu genin ortaya çıkarılması, bu konuda da bize bir ipucu veriyor. Birbiriyle çok ilgisiz gibi görünen iki sahayı bir araya getiriyor'' dedi.

Prof. Hotamışlıgil, yeni bulunan gen konusunda, Norveç'te yaşayan Türk bilim adamı Fahri Saatçıoğlu ile birlikte çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, şunları söyledi:

"Çalışma arkadaşım ve dostum Fahri Saatçıoğlu, bu geni prostat kanserinde düzeyleri artan ve hormonlarla kontrol altında bulunan bir gen olarak ortaya çıkarıyor. Aynı zaman diliminde de bizim laboratuvarımızda bu gen besinlere karşı direnç gösteren bir gen olarak ortaya çıkıyor. Biz bu geni görünce, hemen Fahri Saatçıoğlu ile irtibata geçtik ve bu çalışmayı beraber tamamlayıp yayımladık.''

Prof. Hotamışlıgil, tıp dünyasında yeni ve farklı görüşleri ortaya çıkardığı için STAMP2 geninin, tüm dünyada ilgi gören bir buluş olduğunu belirtti. Hotamışlıgil’in çalışmaları, biyolojik ve yaşambilim alanında dünyanın en önde gelen bilim dergilerinden biri olan ‘Cell' de yayımlanmıştı.

Nafiz Albayrak
milliyet.com
25/05/07