Uzun Ömrü Ve Şaşırtıcı Farklılığıyla "Kraliçe Arı"

Kraliçe bal arısı, kovanındaki işçi arılarla genetik olarak benzerlik gösterir fakat onlardan(kısır kız kardeşlerinden), 10 kat daha uzun yaşar ve hayatları boyunca çoğalarak varlıklarını sürdürebilirler. Bu farklılığa ışık tutacak bir çalışma, Illınoıs Üniversitesi tarafından yapıldı.

Entomoloji profesörü olan ve araştırmayı yöneten Gene Robinson, kraliçe arılarının yaşam süreleri üzerinde çalıştı. Araştırma, üç faktörün birbirleriyle etkileşiminin; üreme, gelişme ve uzun ömürlülük üzerinde oynadığı rol üzerine odaklanmıştır.

İlk olarak, yumurta sarısı proteini olan vitellogenin(vg), üreme için önemli olduğu kadar, işçi arıların daha uzun yaşamasına da katkı sağlıyor.

İkincisi büyüme hormonu, gelişme ve olgunlaşmaya katkı sağlıyor.

Üçüncü olarak insülin ıgf-1 salgılanması, yaşlanmayı ve doğurganlığı düzenler. İnsülin ıgf-1, omurgalı ve omurgasızlarda pek çok önemli biyolojik işlevden sorumludur.

Araştırma, kraliçe arılardaki bu faktörleri inceliyor. Araştırmacıların merak ettikleri soru, 'kraliçenin, üreme için zaten çok fazla enerji harcarken; işçi kardeşlerine kıyasla, nasıl uzun bir yaşamı elde edebildiği’ gerçeğidir.

Profesör Gene Robinson, bu konuda şöyle söylüyor:

"Çoğu zaman organizmalar, uzun yaşamayı, üreme fonksiyonundan taviz vermek yolu ile başarabilirler. Canlılar genelde üremeyi yaşamlarının son dönemine ertelerler. Fakat kraliçe arı bu bakımdan oldukça rahattır. O bir yumurtlama makinesidir. Günde 2000 yumurta bırakan kraliçe arılar, aynı genoma sahip ve üreme işlevini yerine getiremeyen arılardan 10 kat daha uzun yaşar."

Meyve sineği ve ipek kurdu üzerinde yapılan çalışmalar, insülin salgılanmasının uzun yaşam üzerinde rol oynadığını göstermiştir. İnsülin ıgf-1 düzenlemesi ile bu türlerde uzun yaşamın artması arasında doğurganlıktan taviz verilerek ilişki kurulmuştur.

Ayrıca meyve sineğinin başında bulunan yağ hücrelerini manipule etmenin de, uzun yaşama etkisi olduğu araştırmacılar tarafından bulunmuştur. Vitellogenin, bal arılarının vücut yağ hücrelerinde sentezlendiği için, araştırma grubu, vg’nin baş, göğüs(torax) ve karındaki(abdomen) durumunu gözlemlemeye karar verdiler.

Bu gözlem önemli bir keşfe önderlik etti. Genç kraliçe arılarda vg'nin varlığı, karın(abdomen) bölgesinde  yüksektir, zaman geçtikce azalır. Ancak yaş ilerledikçe bu vg, kafa ve göğüs(toraks) bölümünde artar. Yaşlı kraliçelerin, genç kraliçelere göre vg'si fazladır.

İşçi arılar, kraliçelere göre daha düşük seviyelerde vg'ye sahiptirler. İşçi arıların kafalarında, kraliçelere göre vg miktarı daha düşüktür. İşçi arılar üzerinde yapılan daha önceki çalışmalar, vg'nin yaşlanma veya hastalığa yol açan serbest radikalleri temizleyerek, oksidatif baskıyı azalttığı görülmüştür. Kraliçelerin oksidatif baskıya karşı işçi arılardan daha dayanıklı olması şaşırtıcı değildir.

Dr. Robinson:

"Kraliçelerin hem doğurganlığı ve hem de uzun yaşamayı başarmalarının mekanizması vg ‘den geçiyor gibi görünüyor. En azından bu çalışma gösterdi ki vitellogenin, kraliçe arıların uzun yaşamında hayati rol oynuyor. Üstelik de bal arıları, diğer türlerde bulunan birçok antioksidana ihtiyac duymaktadır."

Genomik Biyoloji Enstitüsü ile de bağlantısı bulunan Robinson sözlerini şu şekilde bitiriyor:

"Bir organizmanın, hem doğurgan olması hem de uzun yaşaması karmaşık bir durumdur. Ve bizler, öyle anlıyoruz ki bu durum, 'büyük bir düzenin parçası'dır. Burada anlayamadığımız tuhaf ve gizli bazı 'bilgiler' bulunduğunu düşünüyoruz. Kısacası, Kraliçe arıya ikram edilen bir pasta var ve o onu yerken; biz insanlarda, bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz."

Güncelleme: 18/05/07
Kaynak: Gene Robinson, "Scientists Explore Queen Bee Longevity", İssued by University of Illinois, Çev. Esra Demirpehlivan, 9/05/2007.