Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Selman

Yer:
Diger

Tarih:
16 Mart 2015, Pazartesi
23:45

Alıntı Yap: Selman

Yaklasansaat sitesinde daha önceden okumuş olduğum yazılardan bazı alıntılar;
"ARAP BAHARI", "SURİYE ZULMÜ" VE "BÜYÜK PLAN" yazısından:

"BÜYÜK PLAN!
Gelelim asıl amaca ve "Büyük Plan"a... Nedir "Büyük Plan"? Büyük Plan, bir "kıyamet savaşı"dır. Büyük Plan, bir "mezhep savaşı"dır. Bütün politikalar bu amaca yönelik dizayn edilmektedir. Ancak bunu anlayacak akıllar nerede…"

("RADİKALİZM": İSLAM DEĞİL "HASTALIK"TIR) yazısından:

"...Çağın egemen güçleri, "radikalizm" kavramını; kendi egemenliklerine yönelik tehdit oluşturacak dini-siyasi hareketleri de katarak genişletmişler; insanlığın baş belası ve mücadele edilmesi gereken "dini-siyasi akımlar" olarak dünyaya kabul ettirmişlerdir. Çoğu kere de özellikle İslam adına ortaya çıkmış, yahut kendi elleriyle besleyip büyüttükleri bu tarz "radikal hareketleri", gizli ellerle yönlendirerek; siyasi-ekonomik küresel hakimiyetlerini pekiştirmede ve amaçlarını gerçekleştirmede bir araç olarak kullanmaktadırlar.
Yakın tarih, "emperyal güçler"in bu oyunlarının kolayca sergilendiği örneklerle doludur. Böylece "kontrollü radikaller" üret, teröre dönüştür; sonra da stratejik bölgeleri ele geçirmek için taş üstünde taş, insan üstünde baş bırakma. İşteLadinler, Saddamlar, işte Afganistan, işte Irak ve Orta-Doğu... İşte kulelere sofistike vuranlar ve işte ihale üstlerinde kalanlar; terörist bozuntusu hastalıklar... Ve işte insanlığın son umudu ve alemlere rahmet olan Elçi'ye ve getirdiğiKitab'a sürülen lekeler ve iftiralar...      
"İslam radikalizmi" diye nitelendirilen dini-siyasi hareketler ise; sözde İslamı ihya etmek, hakim güçlere baş kaldırmak ve bağımlılıktan kurtulmak gibi amaçlara yönelen hareketlerdir. Ancak bu amaçlara hizmet etmekten çok, "İslama ve suçsuz insanlara zarar vermek"te; "hakim güçlerin ekmeğine yağ sürmek"tedirler. Bu nedenledir ki "hakim küresel güçler", küresel eylemlerini gerçekleştirmek için bu tip hastalıklı hareketleri, insanlığın gözünün içine bakarak sinsice üretmekte; insanlık dışı eylemlerine meşruiyet sağlamaktadırlar.

Bu tarz "radikal gruplar", İslamı kavramadıkları için bu güçlerin çoğu zaman bir maşası haline gelmekte; meşruiyetlerini kaybetmekte; İslama akılsızca büyük zararlar vermektedirler. Emperyal güçlerin sahnelediği siyasal-ekonomik oyunun adeta "kötü oyuncuları" olmakta; her defasında perde küresel efendilerin zafer nidalarıyla kapanmaktadır. Bu yolla iki yönlü kazanç elde edilmektedir: Birisi küresel ekonomik-siyasal amacın gerçekleştirilmesi. İkincisi, İslamın insanlığa her anlamda kurtuluş sunan rahmet boyutunun bombalanması. Ve böylece İslamla, terörün, kan ve cehaletin özdeşleştirilmesi... "
http://www.yaklasansaat.com/dinler/radikalizm_islam_degil_hastaliktir.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Osman

Yer:
Diger

Tarih:
15 Mart 2015, Pazar
16:12

Alıntı Yap: Osman

İşid denen örgütün küresel güçler tarafından kurulan ve finanse edilen ortadoğuyu yeniden şekillendirmek için kurulmuş proje bir örgüt olduğunu bilmeyen çok az insan vardır diye düşünüyorum. İslam adına hareket ettigini söyleyen örgüt en büyük zararı islama vermesine rağmen İslam adına hareket ettigini söyleyen devletlerde gerçek islamdan bihaber oldukları için maalesef bu oyuna geldiklerini görüyoruz.yaklaşan saat sitesi dışında olayları herkesin anlayacağı lisanla anlatan bir site ne yazık yok.
Siteyi doğru ve samimi bir şekilde takip eden ortalama akıl sahibi herkesin dünyanın kimler tarafından ne şekilde yönetildiğini anlamaları beklenir.
Emegi geçenlerin Allah hidayetini artırsın.
Selamlar.
Yukarı  
 
Gönderen:
Ali

Yer:
Diger

Tarih:
15 Mart 2015, Pazar
11:58

Alıntı Yap: Ali


Sayın Demir,
Lütfen siteyi inceleyin, ondan sonra elbette sorun. Okuyun, araştırın, düşünün ve hazırcı-kolaycı olmayın. Mesele sadece DAİŞ meselesi değil, mesele AKILSIZLIK, mesele KİBİR, mesele KALB HASTALIĞI, mesele ucuz MANTIKÇILIK-İlimsiz KIYASCILIK, mesele KÜRESEL-PARASAL güçlerin OYUNCAĞI OLMAK, amaçlarına ALET OLMAK, mesele RADİKALİZM HASTALIĞI... İşte bütün bunların cevabını YS, KUR'AN bakışıyla çok önceden verdi, lütfen okuyunuz...

"RADİKALİZM": İSLAM DEĞİL "HASTALIK"TIR
http://www.yaklasansaat.com/dinler/radikalizm_islam_degil_hastaliktir.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Ahmet Demir

Yer:
Diger

Tarih:
15 Mart 2015, Pazar
04:26

Alıntı Yap: Ahmet Demir

Selamun aleyküm hocam. Irak suriye arasında çıkan İslam Devleti (Işid) hakkında görüşlerinizi merak ediyoruz saygılar
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
14 Mart 2015, Cumartesi
17:33

Alıntı Yap: YS

"Yorum-Analiz" bölümünde
""ORTA ASYA OPERASYONU", TÜRKİYE VE CIA" başlıklı yeni yazı yayınlanmıştır.

http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/14_03_2015_orta_asya_operasyonu_turkiye_cia.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Ramazan

Yer:
Diger

Tarih:
08 Mart 2015, Pazar
18:20

Alıntı Yap: Ramazan

En'am 6/88

"İşt Bu Allah'ın Hidayeti'dir. Allah,Kullarından Dilediğini-Gereken gayreti Göstereni-Bu Hidayetle Yol'a İletir.Eğer (Onlar-O Peygamberler) Şirk'e Düşseler idi, Elbetteki Yaptıkları (Güzel) Şeyler Hiç Olur Giderdi."
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
06 Mart 2015, Cuma
16:46

Alıntı Yap: YS

Sayın Yusuf;
İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" kitabımızın ilgili bölümünü ve özellikle ilgili ayetleri anlamış olsaydınız yahut konuya tefsirlerden göz atsaydınız, tefsirimizin doğru olduğunu anlardınız. Ancak asıl bugün anlaşılmayan mesele “şirk” meselesidir ki bu Kur’an’i temel kavram anlaşılmadan da İslam ve onu bozan namütenahi şirk çeşitlerinin anlaşılması maalesef mümkün gözükmüyor. İşte sorunuza cevap olacak mecburen kısa bir özet:

a)[ARAF(7)/189-192] açıkça Adem ve Havva’dan bahsediyor. Müfessirler de bu gerçeği kabul etmişlerdir. Bu şirk atfının Adem ve Havva’ya olduğu gayet net. Hatta bu konuyu teyid eden hadis nakilleri var, ancak biz o hadislere bu konuyu açıklarken yer vermedik. Lütfen ilgili ayetleri ve yorumumuzu tekrar okuyunuz:

Adem'in, yerleşik hale geldiği bu Mekke merkezli "Dünya Yurdu"nda ilk oğlu Kabil, ikincisi Habil'dir. Adem ve Havva Allah'tan salih bir erkek evlat isterler. Kabil'e hamile olan ve gittikçe ağırlaşan Havva ve Adem, bu sırada ikinci büyük hatalarını işlerler; çocuğun doğumuyla Allah'a ortak koşarlar. Bunun üzerine Yüce Allah da onları şiddetle kınar. İşte Kur'an'da ve Tora'daki delilleri... Kur'an, Kabil'in(Kayin'in) doğuşunu ve "şirk" koşulmasını şöyle açıklıyor:

O(Allah) ki, sizi tek bir nefisten(Adem'den) yarattı. Onda sükun bulması için, kendisinden zevcesini(eşini) yarattı. O zaman ki, onu örttü, o hafif bir yükle yüklendi ve onunla(o yükle) dolaştı. Arkasından ağırlaştı. Ve o ikisi, Rableri olan Allah'ı çağırdı: "Şayet bize bir salih (çocuk) verirsen, elbette biz, teşekkür edenlerden olacağız."
Ne zaman ki (Allah), o ikisine salih bir çocuk verdi, o ikisi, onlara verdiği çocuk konusunda O'na(Allah'a) ortaklar kıldılar. Allah, onların şirk(ortak) koştuklarından yücedir, münezzehtir.
Onlar hiçbir şey yaratamayan yaratılmışlar iken, (Allah'a) şirk(ortak) mı koşuyorlar?
Onlar(ortak koştukları), ne onlara, ne de kendilerine yardım etmeye güç yetiremezler.
[ARAF(7)/189-192]

Tora(Tevrat) ise nasıl ortak koşulduğunu bildiriyor ve Kur'an ayetlerini adeta tefsir ediyor:
Adem eşi Havva'yı bildi. (Havva) hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu ve "Tanrı ile birlikte bir insan edindim." dedi.
Bir doğum daha yaptı; (Kayin'in) kardeşi Evel'i (doğurdu). Evel davar çobanı oldu; Kayin ise toprak işçisiydi. (Bereşit: 4/1-2)
4/1'de Havva, Kabil(Kayin) doğunca ne diyor: "Tanrı ile birlikte bir insan edindim." İşte şirk olan bir ifade... Adem'i ve Havva'yı doğrudan Sonsuz Yüce Allah yarattı. Sanki Allah'ın onlara lütfettiği "bu çocuk"; Adem, Havva ve onların yol göstericileri, yardımcıları olan meleklerin, Tanrı ile birlikte meydana getirdikleri bir "çocuk-insan". Allah'ın dışındaki sebeplere bir pay ayırmak, Allah'a ortak koşmaktır, "şirk"tir. Nitekim yukarıda zikrettiğimiz ARAF(7)/190 ayetinde, Yüce Rabb'imiz bunu açıkça bildiriyor:

"Ne zaman ki (Allah), o ikisine salih bir çocuk verdi, o ikisi, onlara verdiği çocuk konusunda, O'na(Allah'a) ortaklar kıldılar. Allah, onların şirk(ortak) koştuklarından yücedir, münezzehtir."[ARAF(7)/190]

b) Adem’in cennetten kovulmasına sebep olan önceki suçu da genel yaygın kanının aksine “şirk”tir. İşte suçun günah olduğunu söyleyen bir okuyucumuza cevabımız:
Okuyucunun görüşü: “Daha önce babalarımız ortak koşmuştu” denmektedir ki bu kesinlikle Âdem (a.s.) değildir, o ortak koşmamıştır, sadece günah işlemiştir.”

YS’nin cevabı:
Adem, açıkça “şirk” koşmuştur, işlediği “günah” değil “şirk”tir. İşte nasıl “şirk” koştuğunun izahı:
1) Adem’in Yaratıcısı-Rabb'i-İlah'ı Allah'tır ve Adem, Sonsuz Yüce olan Allah’a teslim olmuş Müslümandır. Mutlak anlamda ona itaat etmesi gerekir, bir konuda bile başkasına itaat etse o bir konuda “başkası”nı Allah’a ortak koşmuş olur. O başkası, ister kendi-nefsi, isterse de İblis olsun.

2) Allah, “şu ağaca sakın yaklaşma” diye açıkça-doğrudan Adem’e emretti. İblis geldi ne dedi: “Hayır, o ağaca yaklaş, meyvesinden ye ki melek olasın, cennette kalıcı olasın” Adem ne yaptı? Mutlak anlamda Allah’ın, açık-muhkem emirlerine uyması gerektiği halde, o konuda İblis’e uydu-itaat etti. Sonuç: İblis’i o konuda Allah’ın hükümranlığına ortak etti ve “şirk” koştu, ancak tövbe etti(döndü).

3) İblis de, Allah’ın açık-muhkem emrine uymayıp, nefsinin isteğine(kıskançlık sebebiyle) uydu ve “şirk” koştu, ancak tövbe etmedi, affedileceğini ummadı, ümitsiz oldu ve de kovuldu.

4) Her müşrik(M) kafirdir(K), ancak her kafir, müşrik değildir. Yani (M alt küme K)dır.

5) Sonsuz Yüce Allah’ın ve O’nun Peygamberinin bire bir açık-muhkem emrini her kim çiğnerse müşrik olur, yani kafir olur.

c) Peygamberler robot değildir, onlar da görevlerini yaparken denenirler ve hata edebilirler, şayet “şirk” olacak söz ve beyanları bir anlık ortaya çıksa, Yüce Allah tarafından anında uyarılır ve düzeltilirler; böylece bu en büyük suçu-zulmü işlemelerine müsaade edilmez. Şayet uyarıya rağmen bu azim suçu işlemeye devam ederlerse İblis gibi kaybedenlerden olurlar. Kur’an’da anlatılan ve “dilini sarkmış köpeğe” benzetilen kimse de, bu duruma düşmüş olan Belam’dır. (Araf(7/175-176)

İkinci bir delil de Balık Sahibi Yunus’tur. Yunus Peygamber, korkudan nereye kaçıyordu? Bu Allah’tan kaçış, itaatten kaçış, nefsinin hükmüyle itaatten çıkış ve yaptığı “zulüm-şirk” değil de nedir? Neden balığın karnında “Sen'den başka ilah yoktur, ben zalimlerden(şirk koşanlardan) oldum diyor? İşte Sonsuz Yüce’nin vahyi:

Balık sahibi (Yunus'u da); kızgınlıkla gittiği zaman; bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Karanlıklar içinden(balığın karnından) nida etti: "Sen'den başka İlah yoktur, Sen Yüce'sin, gerçekten ben zalimlerden oldum".
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız.
[ENBİYA(21)/87-88]

Üçüncü bir delil ise yine Sonsuz Yüce’nin Evrensel ve Sonuncu Azim Peygamberi Muhammed(s.a.v.)i uyarısıdır:

"Ey Nebi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldığını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
[TAHRİM(66)/1]

d) Bugünün temel meselesi “şirk” meselesidir. 1500 seneden bugüne; Kur’an’ın merkezi kavramları buharlaşmış, “şirk” tüm İslam coğrafyasında egemen olmuş, İslam’ın ”efradını cami, ağyarını mani” tanımı tarumar olmuş, “Yüce Allah’ın hukuku olan İslam” ortadan kalkmış, şirkin envaı çeşidi her yerde ve her işte sıradanlaşmış ve böylece Peygamberimiz(s.a.v.)’in diliyle:
“O gün(YS’de) benim ümmetim Ay’a ve Güneş’e tapmaz, ancak bilemedikleri bir şekilde şirk koşarlar” haberi maalesef bugün kaim olmuştur.

Evet herkesin bilmesi, öğrenmesi ve peşinden koşması gereken mesele “şirk nedir, ne değildir” temel meselesidir vesselam. Lütfen sitemizdeki İSLAM BÖLÜMÜ’nü ve özellikle aşağıdaki kaynakları inceleyiniz:

http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuran_da_islam.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavramlari_nasil_buharlasti.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_abd.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_ilah_islam.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/radikalizm_islam_degil_hastaliktir.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Yusuf

Yer:
Sanliurfa

Tarih:
05 Mart 2015, Perşembe
23:15

Alıntı Yap: Yusuf

Mu ve atlantis imparatorluklarını anlatırken hz.ademin şirke düştüğünü ifade etmişsiniz.Allah'ın bir peygamberinin şirke düşme gibi bir ihtimali yok.bunu neye dayanarak yazdınız?
Yukarı Mail: Musellesatmusteviyye@hotmail.com 
 
Gönderen:
Halil İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
03 Mart 2015, Salı
00:49

Alıntı Yap: Halil İsmail

Gönül Cihan’a cevap:
Küresel Isınma konusunda çok sayıda bilimsel araştırma YS’de de yayınlanmıştır. Basit bir site içi araştırmayla bu yazılara ulaşabilirsiniz. Küresel ısınma, bugünün insanlığının özellikle küresel ekonomi anlayışının bir sonucudur. Bugünün dünyacı, israfçı, sömürücü, insanlık dışı, çevreyi ve atmosferi bozmaya yönelik vahşi kar hırsının sonucudur. Sonsuz Yüce’nin hak sistemine aykırı bugünün yaşam felsefesi, insanlığı her açıdan; ahlaki çürümüşlüğe, fiziki çevreyi-atmosferi bozmaya, canlı yaşamı(eko sistemi) yok etmeye müncerdir. Bu nedenledir ki bu bir gerçektir. Aksini iddia edenler, hala bindikleri dalı kestiklerini görmeyenler yahut ta işine gelmeyenlerdir. Alınan ve alınacak olan küresel tedbirler hükümsüzdür ve hükümsüz olmaya mahkûmdur.

“Küresel ısınma”, Sünnetullah gereği “küresel soğuma”yı davet eder. Küresel soğuma da kapıdadır. Bütün bunlar Yaklaşan Saat’in bir gerçeğidir ve Sonsuz Yüce’nin Kıyamet Planı’nın bir parçasıdır.

İşte Sonsuz Yüce’nin uyarılarından bir uyarı:

(Hakk'ı örtenler), görmüyorlar mı? Biz Arz'a geliyoruz ve Arz'ın etrafından(kutuplarından) eksiltiyoruz. Allah, hüküm verdiği zaman, O'nun hükmünü takip edecek(engelleyecek), yoktur. O hesabı, süratli(çabuk) görendir.
(Senden) önceki Hakk'ı örtenler de, plan(düzen-tuzak), kurdular. Planların tamamı, Allah'a aittir. O, her nefsin(şahsın), ne kazandığını bilir. Kâfirler(Hakk'ı örtenler), Yurd'un(Dünya'nın) geleceği kimindir, yakında bilecekler! [RA'D(13)/41-42]

İnsanların elleriyle kazandıkları(yaptıkları) dolayısıyla, karada ve denizde fesat(büyük olaylar) ortaya çıkacak. O bazı yaptıkları(şeylerin) karşılığını tatmaları için! Umulur ki dönerler!
[RUM(30)/41]
Yukarı  
 
Gönderen:
Gönül Cihan

Yer:
Diger

Tarih:
01 Mart 2015, Pazar
00:42

Alıntı Yap: Gönül Cihan

Hocam sitenizi çok beğeniyor, derslerim de bile kaynak kullanarak yararlanıyorum bazı zamanlar;fakat küresel ısınmanın yalan olduğu ve bunun zaten dünyanın geçirdiği bir süreç olduğu ile ilgili ne düşünüyorsunuz.
Yukarı Mail: gonulgencer@ttmail.com 
 
Gönderen:
Taha

Yer:
Diger

Tarih:
26 Şubat 2015, Perşembe
22:12

Alıntı Yap: Taha

S.a eski kavimler bölümünde kayıp atlantis mu yazısı çok ilgimi çekmişti dr Halil Bayraktar hocamızın eline sağlık o yazıda cinni ve şeytanların insanları tanrı yarıtanrı titan diye kandırıp doğru yoldan çıkardıkları yazıyordu bende bu konuyla ilgili olarak Ahmed ibni fadlanın seyhatnamesinde şu satırları gördüm "Bulgar hükümdarının ülkesinde sayılamıyacak ka­dar çok acâip şeyler gördüm. Bunlardan biri şudur:
Onun ülkesinde ilk kaldığımız gece güneş batmadan tam bir saat önce semanın iyice kızardığını gördüm. Gökten şiddet­li sesler ve büyük bir gürültü geldiğini işittim. Başımı kaldır­dım. Yakınımda ateş gibi kırmızı bir bulut vardı. Bu gürültü ve sesler ondan geliyordu. Dikkatle baktım. Bulutun içinde in­sana ve hayvana benzeyen hayaller, bunların ellerinde yaylar, mızraklar ve kılıçlar bulunuyordu. Bu karaltılara dikkatle ba­kıyor, iyice farketmeye çalışıyordum. Tam bu sırada, bu bulu­ta benzer başka bir bulut ortaya çıktı. Onda da insanlar, hay­vanlar ve silâhlar görünüyordu. Bir süvari birliğinin diğerine hücum ettiği gibi bu birliklerden biri, diğerinin üzerine saldır­maya başladı. Biz, bu durumdan çok korktuk. Allah'a yalvar­maya ve dua etmeye başladık. Yerliler ise bize gülüyorlar ve bu halimize hayret ediyorlardı.[1]
İbn Fazlân der ki: Biz, bir birliğin diğerine hücumuna ba­kıyorduk. İki birlik birbirlerine giriyorlar, bir müddet sonra ayrılıyorlardı. Bu hal gecenin epey bir kısmında devam etti. Son­ra her iki birlik de kayboldular. Hükümdara bunun ne oldu­ğunu sorduk. Cevaben, atalarının «Bunlar cinlerin mü'minleri ile kâfirleridir.» dediklerini, çok eski zamanlardan beri her ak­şam bu şekilde çarpıştıklarını söyledi." Günümüzde ise bu şeytanilerin uzantılarını görmek isteyen arkadaşlar immortals filminin sahnelerinde ve görsellerinde aynen bulut içinde savaşan sözümona lejyonlar göreceklerdir asırlar boyu kandırmaca ve sapkınlık devam ediyor.
Yukarı Mail: karakan04@mynet.com 
 
Gönderen:
Hacer

Yer:
Istanbul

Tarih:
09 Şubat 2015, Pazartesi
12:07

Alıntı Yap:  Hacer

Yazılarınızı sürekli okuyanlardanım .Çalışmalarının karşılığı olarak sadece Allah rızasını isteyenlerden Allah razı olsun .Anlattıklarınızı yaşayarak veya çaresiz izleyerek öğreniyorum .Sonuç ise eşhedü en la ilahe illALLAH ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resulühu. İşte ağyarını mani efradını cami tarif budur ki tümleyeni ve kapsayanı Kuran-ı Kerim -in içindedir. Esselamün aleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
öberösterreich

Yer:
Diger

Tarih:
08 Şubat 2015, Pazar
03:03

Alıntı Yap: öberösterreich

S A

Ilk öncelikle Allah'ım sizden razi olsun.
Bütün emegi gösderenlere hepsindende Allah razi olsun.
Ben cok korkuyorum
Herseyin farkindayim ve cok korkuyorum.
Yalvarıyorum bana yardim edin.
Ben böyle ölmek isdemiyorum
Hep bos yasadim.bu yasima kadar
Ama cok az vakdim olduğunu biliyorum.hersey çıktı nerdeyse.
henüz gec değilken bana yardim edin...
Allahima teslim olmus hidayetle gitmeyi nasip etsin bana.
Yukarı Mail: silaelif20@gmail.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
10 Aralık 2014, Çarşamba
15:02

Alıntı Yap:  YS

OKUYUCULARIN DİKKATİNE

KUR'AN'IN "MERKEZİ KAVRAMLARI" NASIL BUHARLAŞTI? ana başlığı altında KÖLELİK(abd) kavramından sonra İLAH kavramı ve İSLAM yayınlandı. Yayınlanan yazının başlığı ve adresi aşağıdadır:

KUR'AN'IN MERKEZİ KAVRAMI: "İLAH" VE "İSLAM"
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavramlari_nasil_buharlasti.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
takipçi

Yer:
Diger

Tarih:
03 Aralık 2014, Çarşamba
22:31

Alıntı Yap: takipçi

Sayın izleyici; YS önerinizi dikkate almış olsa gerek site haritasını yenilemiş. Bu şekilde yazılara daha kolay ulaşılabiliyor. Ayrıca sitenin tasarımı bana göre harika, her şey yerli yerinde ve düzenli, okuduğunuzu nasıl bir daha bulamıyorsunuz doğrusu anlayamadım, yazıları biraz daha dikkatli incelerseniz konulardaki bağlantı ve bütünlüğü fark edersiniz diye düşünüyorum.
Yukarı  
 
Gönderen:
izleyici

Yer:
Diger

Tarih:
24 Kasım 2014, Pazartesi
14:52

Alıntı Yap: izleyici

ya şu sitenin tasarımını değiştirin artık bi okuduğumu imkanı yok bi daha bulamıyorum
Yukarı Mail: igoktas43@yahoo.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:

Tarih:
18 Kasım 2014, Salı
13:45

Alıntı Yap: YS

Okuyucularımızın dikkatine;

Sitemizde yayınlanmış ve seslendirmesi yapılmış yazıların tamamına erişebileceğiniz 'Seslendirmeler' butonu, ANA SAYFA penceresine ilave edilmiştir. Bu pencereden istediğiniz makaleyi sesli dinleyebilirsiniz.

http://www.yaklasansaat.com/yaklasansaat_seslendirmeler.asp


Yukarı  
 
Gönderen:
Hasan

Yer:
Diger

Tarih:
02 Kasım 2014, Pazar
17:29

Alıntı Yap: Hasan

Abdullah bey,

Şu an dünyada mevcut olan edebiyat, sanat, sinema gibi unsurların bir takım küresel güçlerin kontrolünde olmadan hüdayinabit bir şekilde oluştuğu düşünülebilir mi? O halde insanları heyecanlandıran, hayallendiren, düşüncelerini şekillendiren, yönlendiren, korkutan, ümitlendiren bu yapımlar kimin tezgahından geçiyor? Küresel efendilerin İblis felsefeleriyle dokuduğu bu düşünceler insanoğlunu nasıl bir sona hazırlıyor? Açıkça dünya insanlığı bir yöne, yola doğru sevk edilmekte, gerçek ve yalanlar ters-düz edilerek oluştulan enigma ile zihinler bulandırılmaktadır. Bilinçsiz beyinler, vahiyden habersiz, Kur’an’ı arkasına atan kişiler ise tüm bu şeytani saptırmalardan haz alarak, onları hayran hayran seyretmektedir.

Kur’an bu saptırıcı kimseler hakkında bakın ne diyor:

Üzerine Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin. Muhakkak o fısktır. Şüphesiz şeytanlar, sizinle mücadele etsinler diye dostlarına vahyeder. Şayet siz onlara itaat ederseniz, muhakkak sizler de müşrikler olursunuz. [EN'AM(6)/121]

Aksi iddialar, ya naiflik olur ya da küresel efendilerin avukatlığını yapmaktan öteye geçemez. Bunlar sadece Yüzüklerin Efendisi filmi/romanı için geçerli değildir, tüm şeytani felsefe ve amaçlara hizmet eden yapımlar bu minvalde değerlendirilmelidir. Bunlara bir diğer örnek de Harry Potter isimli roman/sinema filmi gösterilebilir. Gerek konusu ve gerekse kitabın yazarının ifadelerine bakarsanız bu gerçek çok net bir şekilde anlaşılır.

Size tavsiyem eğer yapabilirseniz Tolkien avukatlığını ve filme olan hayranlığınızı bir kenara bırakıp tüm bu sorular eşliğinde objektif bir akılla konuyu değerlendirmenizdir. Film analizini bir kez de bu gözle okuyun.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Ankara

Tarih:
01 Kasım 2014, Cumartesi
20:50

Alıntı Yap: Abdullah

Merhaba.Yüzüklerin Efendisi hakkında yazılmış olan inceleme hakkında kendimi kısaca ifade etmek istiyorum.Fantastik kurgu fantastik öğeler barındıran kurgusal edebiyat türüdür.Bu türün amacı edebiyatın en temel işlevi olan estetik haz vermeyi olağanüstülükleri kullanarak yapmaktır.Fantastik edebiyat şeytani değildir. Tolkien kitaplarında herhangi bir şeyi çarpıtmamıştır.Kendisi birçok kültürden,hikayeden ve dinden ilham alarak bu hikayeleri yazmıştır.Kendisinin gerçekte olandan farklı bir yaratılışı düşünmesi onu iblisin elçisi yapmaz.Yazıyı saygı sınırları çerçevesinde yazdığmı düşünüyorum inşallah yayınlarsınız.TEŞEKKÜRLER
Yukarı  
 
Gönderen:
Sephora

Yer:
Diger

Tarih:
27 Ekim 2014, Pazartesi
01:58

Alıntı Yap: Sephora

Ölüm kapımızda, uyarılar yakınımızda ve Yaklaşan Saat'in şafağında Rabbimizin elindeyiz.
Şimdi her zamankinden daha fazla O'na yakın olmanın, O'ndan daha çok korkmanın, O'nu daha çok sevmenin, O'na yönelmenin ve O'nu hatırlamanın vaktidir. Suçlarımızı görmenin, bağışlanma dilemenin, uyanık olmanın, düşmanımızı bilmenin, muhasebe yapmanın ve şu kısa hayatta sadece Allah'a köle olarak yaşayıp ölmenin vaktidir.
O'nun kulpuna sımsıkı tutunan kurtuluştadır, O'nun boyası ile boyanan en güzel renktedir, Ona kölelik ise en büyük şereftir. Allah'ın rahmetini diler, her türlü şirkten ona sığınır, tüm ümit ve korkularımızla O'na yakararak O'ndan iman ve kurtuluş temenni ederiz.
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1178 Toplam Sayfa Sayısı: 59
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. . . . 57. 58. 59. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.