yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 


 
Gönderen  Aranacak Kelime
Gönderen:
Mehmet

Yer:
Diger

Tarih:
16 Mayıs 2018, Çarşamba
01:02


Qaqa sanada selam. Men Azerbaycan da tibb universitetinde oxuyuram. Bu sahifeyi oxumussansa seni tanımak isteyirem. Nmehmetkardas@outlook.com
Yukarı  
 
Gönderen:
Tural

Yer:
Diger

Tarih:
15 Mayıs 2018, Salı
22:08


Size Azerbaycandan yaziram.
Salam olsun sizlere .
Bu sayti hazirladiginiza gore cox minnetdaram sizlere.
Kitaplarinizi elde etdim ve cox raziyam.
Allah da sizlerden razi olsun.
Bele davam edin. UGURLAR!

Yukarı Mail: k-h-a-n@mail.ru 
 
Gönderen:
Mehmet

Yer:
Diger

Tarih:
15 Mayıs 2018, Salı
11:56


Selamlar... kudüs için sizin görüşünüzü almak istiyorum. Tutum ne olmalıdır? Allah ın indinde mahçub çıkmamak için bununla ilgili ne düşünebiliriz. Yada kudus için bir yazı paylaşıcakmısınız? Bundan eminimki şeytani bi oyun dönüyordur.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
10 Mayıs 2018, Perşembe
17:12


Teşekkürler. Bu bilginin benim icin çok yararli oldugunu bilmenizi isterim. Madde ile olusan evren modelinde su an yasantimizi surdurmekteyiz. Peki antimadde ile yaratilan evren modeliyle ilgili bikac sey soyleseniz, sizden cok mu sey isteyecem. Tekrar sagolun.
Yukarı  
 
Gönderen:
Günhan

Yer:
Diger

Tarih:
18 Nisan 2018, Çarşamba
17:18


Selamlar,

Sonsuz Yüce Allah tektir ve her şeyi çiftler-eşler halinde yaratmıştır. Bu durum Kur'an'da birçok ayette bildirilmektedir. Söz konusu ayetlerin tamamına "Kur'an'da Yaratılış" sayfasından ulaşılabilir. Burada bir tanesini hatırlayalım:

Arz'ın bitirdiklerinden, onların kendilerinden ve bilmedikleri her şeyden, 'çiftler'(eşler) yaratan (Allah), ne yücedir!
[YASİN(36)/36]

Antimadde, maddenin eşidir, 20. yüzyılda keşfedildiğinde çevremizde gördüğümüz her şeyi oluşturan maddenin bir de eşinin var olması gerektiği anlaşılmıştır. Böylece Allah'ın yaratmasındaki çift olma durumu olabildiğince geniş kapsamlı olarak ortaya çıkmış ve insanlığın anlayışına sunulmuştur.

Antimadde ile ilgili kapsamlı bir yazı, inşallah yakında yaklasansaat.com'da yayınlanacaktır. Ancak konuya giriş olması için sanırım burada da kısa bir özet verilebilir.

Antiparçacıklar maddeyi oluşturan parçacıkların ayna görüntüsü olarak tarif edilebilir. Aradaki zıtlık yüklerin ters olmasıdır. Örneğin elektron bir madde parçacığıdır ve elektrik yükü (-1)'dir, elektronun antiparçacık eşi pozitron olarak adlandırılır ve elektrik yükü (+1)'dir. Yük haricindeki özellikler, örneğin kütle, eşler arasında aynıdır. Bütün parçacıkların bu şekilde eşleri vardır.

Antimadde, antiparçacıklardan oluşmuş maddedir. Maddenin içinde atomlar varsa antimaddenin içinde de anti-atomlar vardır. Örneğin; su molekülü H2O, 2 hidrojen 1 oksijen atomundan oluşur; antimadde su molekülü ise 2 anti-hidrojen 1 anti-oksijen atomundan oluşur. Anti-atomlar da anti-protonlar, anti-nötronlar ve anti-elektron ya da bilinen adıyla pozitron anti-parçacıklarından meydana gelmiştir.

Antimadde bilim dünyasının en çok kafasını karıştıran konulardan biri. Çünkü büyük patlama sırasında enerji kütleye dönüşürken madde ve antimaddenin eşit miktarlarda üretildiği biliniyor. Ancak Dünya, Güneş ve hatta galaksiler dahil gördüğümüz her şey neredeyse tamamen maddeden oluşmuş durumda. Bu yüzden büyük patlamada yaratılmış olan antimaddenin nereye kaybolduğu sorusu, cevap verilmesi gereken önemli bir soru. Ve bilimin bu konuda ulaşabildiği bir cevap bulunmuyor.

Etrafımızda madde kadar çok antimadde bulunmasa da, doğal ve yapay olarak az miktarlarda antimadde üretilmektedir. Güneş'teki reaksiyonlar sırasında ve atmosferde yıldırımlar olurken antimadde oluştuğu bilinmektedir. Yapay antimadde tıpta ve bilimsel deneylerde kullanılmaktadır.

Yukarı  
 
Gönderen:
BİR KÖLE

Yer:
Diger

Tarih:
01 Nisan 2018, Pazar
21:55


SELAMLAR
madde ve antimadde farkı? antimadde suan kullanılıyormu? antimadde elde edilmiyormu? madde ile yapılmayan ne kaldıkı antimaddeyle bişeyler yapılacak? vs antimaddeyle iligili birkaç bilgi yazanızdan başka, anlıyacağımız dilde olursa paylaşırsanız çok sevinirim.. iyi çalışmalar
Yukarı  
 
Gönderen:
Mehmet

Yer:
Diger

Tarih:
30 Mart 2018, Cuma
17:00


2 ayet, 2 hadisle evrenin yaricapini cikardiniz. Fakat buna milyardolarlar harcayanlar sadece seyirci kaliyor. -tabi rezilliklerinden dolayi okuyabilirlerse. Dunyanin ekonomisi bunlarin uzerinde donuyorken, İnsanoglunun yani bu bilim adamlarinin bu bilgilere ulasmasinin gercekyolunun, gercek vahye muhtac oldugunu anlamak ve inanmak oldugunu, lise ogrencisi seviyesinde bi cocugun bunu dusunmesi ne garip. Bu seviyedeki insanoglunun utanmadan "Sonsuz evren, evrenler" her agizlarinda her gevelediklerinde Allahtan sabir diliyorum. Ekonomide kriz yaratacak paralarin, boylesine pozitiflikle arastirmalarla ugrassalardi eminim suan cok cok daha ilerde olabilirdik. Ne yazik(!) ki, bu pozitifligi , bu bilgiyi yakalamanin bilim adami olmakla alaksi yokmus, cok sukur. Sonsuz olan tek ilah, Allahtir ve bu onun sifatidir. Ben bunu, ne yarattigi maddeye, ne de yarattigi insanin fikirlerine vermeyecegim. Herseyi sonlu ve hesaplanabilir yaratan Sonsuz Allahima sukurler olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
23 Mart 2018, Cuma
20:12


Mehmet bey;
Peygamberimiz(sav) elbette ki Musa(as) veya İsa(as) gibi apaçık mucizelerle gelmemiştir. Ancak O'nun da çok sayıda mucizeleri
vardır. Bunlar Sahih Hadis kaynaklarında yer almaktadır. Nitekim Site’nin “Ay” yazısında işaret edilen Ay’ın ikiye bölünmesi hadisesi; Hem Kur’an’da hem de Sahih Hadis kaynaklarında mevcuttur.
Ayrıca kuru mantıkla Peygamberimiz mucize gösteremez veya göstermemiştir demek külliyen yanlıştır. “Ay” yazısındaki ilgili bölüm ve ilgili hadisler aşağıdadır:

"DERİN VE UZUN KANAL: "HADLEY RİLLE"
Ay yüzeyinde uzun dar vadilere Rille denmektedir. Apollo 15 misyonu, bunlardan biri olan 125 km uzunluğunda, 400 mderinliğinde ve en geniş noktada 1500 m genişliğe sahip Hadley Rille'yi ziyaret etmeden önce bir tartışma sözkonusu idi. Bazı bilim adamları, bunların nehir yatağı olduğunu ve belirli bir zamanda buradan suların aktığını, diğer bir grup ise bunların, lav akışından oluşmuş kanallar olduğunu iddia etmekteydi. Bugün için bu kanalların, magmatik olduğu sanılmaktadır.
“Bazı İslam bilginleri, Ay’daki, bu uzun(125 km) ve oldukça da derin(400 m) olan Hadley Rille kanalını, Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)'in, Ay'ı bir mucize olarak ikiye ayırmasının bir işareti olarak görmektedirler. Bilindiği gibi Kur'an'da da; Ay'ın "kıyamet alameti" olmak üzere yarıldığı ifade edilmektedir:
"Saat(Kıyamet) yaklaştı ve Ay yarıldı."
[KAMER(54)/1]"

İşte ilgili Hadisler:
Enes bin Malik’ten: Mekke ahalisi Resulullah’tan kendilerine bir ayet(bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay’ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hira Dağı’nı o iki bölük arasında gördüler.
Buhari, C.8, Bab: 35, Hno: 88, s. 3619
Abdullah ibn Mesud şöyle demiştir: Biz Mina’da Peygamber(sav)in beraberinde iken Ay ikiye bölündü de Peygamber(sav): “Şahit olunuz!” buyuudu. Ve Ay’dan bir parça Hira Dağı tarafına gitti. Ebu’d Duha Müslim ibn Subayh da Mesruk’tan; o da Abdullah ibn Mesud’dan: Ay Mekke’de ikiye bölündü, diye söylemiştir.
Buhari, C.8, Bab: 35, Hno: 89, s. 3620
Abdullah ibn Abbas’tan: Resulullah(sav) zamanında Ay ikiye ayrıldı diye tahdis etmiştir.
Buhari, C.8, Bab: 35, Hno: 890 s. 3620

Yukarı  
 
Gönderen:
mehmet

Yer:
Diger

Tarih:
23 Mart 2018, Cuma
00:41



Ay'daki Kanal: Peygamber (s.a.v.)'in "Ay Mucizesi"nin İşareti! yazınız da ayın yarıldığı doğrudur. Ayetin böyle bir şeyi tasdik ettiği açıktır. Ama bunun peygamberin mucizesi dediğimizde çelişkiler çıkmaz mı? Peygamberin böyle mucizesi oldumu ki? ya da gerek mi vardı? kuranın mucizesi tek yeterli değil mi? böyle bir mantık kuran açıklamış çunku. Ne mucize gelse inanmazlar; ayetlerde açıklanan "biz atalarına apaçık mucizelerde verdik ama onlar inanmadı"
lütfen geniş açıklama bekliyorum.. iyi günler
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
19 Mart 2018, Pazartesi
00:48


Okuyucuların dikkatine;
"İŞTE MUCİZE: "ARAP YARIMADASI YENİDEN OTLAK VE NEHİRLERE KAVUŞACAK"" ve "DÜNYA'NIN GEÇİRDİĞİ "BUZUL ÇAĞLARI"" yazılarımız yayınlanmıştır.
Yukarı  
 
Gönderen:
Alperen Koçoğlu

Yer:
Istanbul

Tarih:
09 Mart 2018, Cuma
02:49


Yeni yayınlanan ve merakla beklediğim “ KUR’AN’I ANLAMAK İÇİN ARAPÇA “ kitabınızı aldım.
Kitabın yayınlanma amacını okumam ; ‘Son Nebi’ Muhammed (s.a.v)’ den sonra, Sonsuz Merhamet sahibi Allah’ın, tüm insanlara elçilik görevi yapması için bıraktığı - sorumlu olduğum ve hesaba çekileceğim Kur’an’a verdiğim önemi sorgulamama vesile oldu. Gerçeği arayan herkesin, Allah’ın vahyi Kur’an’ı aracı olmadan okuyup-anlamaları için çok faydalı bir kitap olmuş emeği geçenlerden Allah razı olsun…
“O kimseler ki, onlara Kitab’ı verdik, onu hak bir okuma ile okuyorlar. İşte onlar ona iman edenlerdir, her kim de onu (Kitab’ı) örterse böylece onlar hüsrana uğrayanlardır.” ( BAKARA / 121 )
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
06 Mart 2018, Salı
15:10


S.a
Bazı paylaşmadığınız okuyucu yorumlarını paylaşsanız iyi olur. Cünkü forumdan da çok şey öğrendim. Amacım sadece okuyucu yorumlarında bazı kavramlara karşı yorumunuz. Gerçekten ihtiyacım olduğunu düşünüyorum.. Allah kolaylık versin.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
21 Şubat 2018, Çarşamba
00:03


Okuyucuların dikkatine! "Site Güncellendi" yazısını tıklayınca eklenen sayfaya gitmektedir.
Yukarı  
 
Gönderen:
sinan

Yer:
Istanbul

Tarih:
14 Şubat 2018, Çarşamba
17:28


Sa,

"Site güncellendi 14/02" yanında -Haberler,-Belgeseller,şu yazı eklendi,bu seslendirme eklendi vs. gibi neresi güncellendi ise yazılsa ne güzel olur.Herseferinde tüm siteyi baştan gezmek zorunda kalıp,yeni ne eklenmiş diye bulmak gerçekten inanılmaz vakit kaybı ve bıkkınlık veriyor..

Çalışmalarınız için teşekkürler.
Yukarı Mail: sinan263@hotmail.com 
 
Gönderen:
ibrahim sarışın

Yer:
Istanbul

Tarih:
05 Şubat 2018, Pazartesi
19:11


keşke dinler ve eski kavimlerle ilgili içerikler de kitap olarak basılsa
Yukarı Mail: sarisinibram@hotmail.de 
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
18 Eylül 2017, Pazartesi
12:24


"KUR'AN'I ANLAMAK İÇİN ARAPÇA" Kitabımız henüz çıkmadı. Yakında basılacak, basıldığında da bilgi verilecektir.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
18 Eylül 2017, Pazartesi
11:44


Merhaba, ys 3 kuran' i anlamak icin arapça kitap serisini nasil alabiliriz... size mesaj cektim cevaplamaniz.
Yukarı Mail: Recaikardas@hotmail.com 
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
11 Eylül 2017, Pazartesi
01:58


Yüce Rabb' ime atilan iftiralari artik idrak edebiliyorum. Yaziklar olsun bu insanlarin alcaklığina. Ağlıyarak, sinirlenerek dinlemek, izlemek zorunda kalıyorum... İnsanlar kendi şereflerini nede ucuza satiyor.. Yüce Rabb' im acısın... Yaklaşansaat' e çok teşekkurler.
Yukarı  
 
Gönderen:
ibrhmokur

Yer:
Diger

Tarih:
10 Eylül 2017, Pazar
09:40


Tüm yazar kadrosundan ALLAH razı olsun
tüm konuları tek tek okuyorum okutuyorum
Cok teşekkür ederim bizleri aydınlattıgınız için
Yukarı Mail: ibrhmokur@gmail.com 
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Istanbul

Tarih:
02 Eylül 2017, Cumartesi
20:34


Bizim sevincimiz Allaha yakınlaşmayı umarak Onun rızasını dilemekte. Atlar ayrı kulvarlarda koşsa da yol aynı. Sevgimiz, umudumuz ,korkumuz aynı. Allah tüm müslümanların bayramını bereketli ve sevinçli kılsın.Ve bizi razı olacağı ,salih amellere iletsin.Esselamünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
16 Ağustos 2017, Çarşamba
02:16


İran dini ile ilgili tez gerçekten takdir edilecek türden. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Rumi’nin İslam alimlerinden görülmesinden, ve bir tartışmada “Rumi gibi evliya insanlar” denilmesinden gerçekten sıkıldım. Söz verdikleri gibi; Ne zaman İlah ve köle kavramını kavrayacak bu insanlar!..
Yüce Rabb'im hidayet etsin, acisin...
Yukarı Mail: Birkole@hotmail.com 
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
31 Temmuz 2017, Pazartesi
23:52


"İRAN DİNİNİN TARİHSEL KÖKENLERİ" VE "MEHDİYET FELSEFESİ" başlıklı araştırma-analiz yazısı yayınlanmış. Okuyuculara duyrulur.

http://www.yaklasansaat.com/dinler/iran_dininin_tarihsel_kokenleri_mehdiyet_felsefesi.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
26 Haziran 2017, Pazartesi
17:53


Bayramımız bereketli,sevinçli olsun.Allah huzurve selamet versin,hepimizi korusun.Esselanünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
Selim

Yer:
Diger

Tarih:
28 Mayıs 2017, Pazar
01:31


Öncelikle Ramazan ayının bereketli geçmesi dileğiyle. Benim site yönetiminden istirhamım Harry Potter filminin de analizinin yapılması. Nitekim bu film de sitede daha önce analizi yapılan filmler gibi kendine büyük bir hayran kitlesi edinmiş ve insanları ağızlarından salyalar akıtarak kendini izlemiştir ki böyle bir filmin (film serisinin) şeytani bir amaca hizmet etmesi gayet normaldir. Site yönetimi bu filmi de inceleme listesine alırsa çok memnun kalacağız. İyi çalışmalar.
Yukarı  
 
Gönderen:
abdullah

Yer:
Istanbul

Tarih:
06 Mayıs 2017, Cumartesi
13:44


idrak edemiyorsun bari inkar etme ilkesine dayanarak sitenizi okudum ve uçuk bulmadım teşekkürler böyle bir site kurduğunuz için
Yukarı Mail: abdurrahmankarahan997@gmail.com 
 
Gönderen:
bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
12 Mart 2017, Pazar
05:06


yaklasansaat sitesini yeni gezindgim zamanlardaki imanim ve amelim konusunda kendimi soyle tarif edebilirim. Yuce Allah a siginarak.
-siteyi daha bilmiyorken: ben disardan cok saglam ve guzel gorunen bi ev gibiydim. hatta o bile belki de artik yoktu!..icerde fareler her yeri tahrif ediyordu. daha dogrusu ev, ev olmaktan cikmisti.. evin ici farelerle dolu, ve fareler her yeri mahfetmisti. hersey yarim yamalak, hic biseyden verim alinmiyordu.
-Siteyi yeni okudugum zamanlar: evime ne kadar guzel seyler alsamda, fareler gelir tahrif ederdi ve hic bi fayda almazdim.
-sitenin islaam nedir sorusuna onem verdigini gordum, mealleri, yazilari hemen hemen okudum: farelerin saklandiklari yerleri belirledim. evin icine artik biseyler alabilirdim, ama fareler yaklamak zor!..
-forumlari okumaya basladim: bi kac arkadasin fikirleriyle fareleri yakalmak icin tuzaklari yaptik. cabalamaya basladim gecem gunduzum karisti ama, bunun sonunda cok guzel olacagi fikri beni davamdan almadi.
-forumlarda, İslami incelikle guzel anlatanlar, ve islamin daha ne oldugunu bilmeyen ;kaba, sirci, sifreci, tarikatci; sefaatci, kulcu, ruhundan ufleme(!), meditasyoncu; yogaci, koordinatci, ve bende dahil(!) o kadar seyler gordum ki! (umarim onlarda benim gibi hevalarini fikirlerine bi koseye atip Hakka teslim olmuslardir): evim icin ugrasmamda, abdullah, halil ibrahim, bir kole, osman, oguz, nisa, asli... ve bir cok adini sayamdigim arkdaslarim bana cok yardim etti(Allah in izniyle).butun fareleri ustalikla yakaldim. evime yeni seyler aldim. artik fayda vermeye basladi. ve artik evimin ici cok guzel!.. artik fare bile girmeye cesaret edemez Allah in izniyle.
evimin icini hallettikten sonra artik evin disi kalmisti. evin disini da insallah Hallediyorum, Halletmekteyim ve hep Halletmekte olacam.

cok tesekkurler yaklasansaat. Allah sizden razi olsun. Allah a hamdolsun ki bi vesile kildi da Hakki ogrendim. Allah kolaylik versin.


Yukarı  
 
Gönderen:
OSMAN

Yer:
Diger

Tarih:
27 Kasım 2016, Pazar
15:11


Nurulah bey ne okuduğunuzu bilmiyorum; ancak anlayamadığınız çok açık. Evvela aşağıdaki yazıda açıklanan tasavvufçuların yanlışı nedir. YS'nin görüşü nedir bunu anlayın.

ALLAH ALEMLER-EVRENLER VE İNSANLARI YARATTI

Alemlerin Rabb'i olan Sonsuz Yüce Allah; alemleri-evrenleri, yaratmayı düşündü ve yarattı. Sonsuzluğu kaplayan ve yaratılmış hiçbir enerjiye benzemeyen sonsuz "Latif Nuru"nun "sonsuz ince bir nur noktası"ndan bir "ol" emriyle; "büyük patlama"yla; "alemler"i yarattı. Allah, bu sonsuzluğu kaplayan, sonsuz ince "Nur Noktası"ndan, sayısız evrenler yaratmaya ve yok etmeye kadirdir. Allah'ın Işığı, elbette O'nun yarattığı-yaratılmış hiçbir ışığa benzemez. "O'nun Işığı"nın yansıması olan "Nuru" da, yaratılmış hiçbir "ışık yansıması"na benzemez. Allah'ın Nuru, bizzat var olan Işığı değil; ışığının bir yansımasıdır. Tasavvuf felsefecilerinin en önemli yanılgılarından birisi de; "O'nun Işığı" ile "Nuru" arasındaki farkı kavrayamamak; yaratılmış her şeyi, "O'nun Işığı"nın yahut Kendisi'nin bir yansıması-parçası olarak görmektir. Gerçekte yaratılmış her şey; O'nun bizatihi Kendisi'nin yahut Işığı'nın değil, "Işığı"nın "yansıması" olan "Nuru"nun türevleridir. Allah, "Işığı"yla, "Nuru"nun farkını kavramamız için bize Güneş'i ve Ay'ı misal vermektedir:

"O(Allah) ki Güneş'i ziya-ışık(foton), Ay'ı nur kıldı.."

[YUNUS(10)/5]

Ay'ın ışığı; Güneş ışığının bir yansımasıdır. Yani Allah'ın Nuru, O'nun Işığı'nın bir yansımasıdır. Ve her şeyi; alemleri, bu yansımadan yarattı. Bu fark çok önemlidir. Bunları en iyi bilen İblis, insanların, Allah'a ortak koşması; kendilerini Allah'a ortak etmesi için her türlü "mantık hileleri"ne baş vurmakta; ya sonsuz yüce ve yarattığı hiçbir şeye benzemeyen "Tek Tanrı"yı çoğaltmakta; ya da insanları tanrılaştırıp; yüce ve benzersiz olan "Tek Tanrı"nın cüzleri yapmaktadır. İslam'ı bozmak için geliştirdiği en sinsi yöntem ise İslam'a, "tasavvuf felsefesi" yoluyla "şirk kanalları" açmaktır.

Başlangıçta sadece ve sadece Sonsuz Yüce Allah vardı. Allah, sonsuzluğu kaplamış bulunan Nuru'ndan, önce melekleri-ruhları yarattı, daha sonra maddenin ruhu olan "melekut"u yarattı. Daha sonra da bu, Rabb'ine bağlı "bilinçli melekut"tan, "büyük patlama"yla, evrenleri-alemleri yarattı. Arkasından Güneş sisteminde, "kendisine köle olsunlar" diye cinleri ve insanları yarattı. Tüm bu yaratmalar; "Nuru'nun türevleri" olarak yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir sıraya ve boyuta sahiptirler. Tüm yaratılmışlar, sonlu boyutludurlar. En üst boyutta yer alan Başmelekler'den, aşağıya doğru "hiyerarşik boyut sıralaması" vardır.

Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
27 Kasım 2016, Pazar
01:49


hocam,
"ruhlar ve melekler nur dan varliklardir"
bunu derken, KURAN' da bununla iligili aciklanmis ayet bulamadim. nurdan varliklardir diyenler sadece mutasavviflar; yani tasavvuf ilmine kaciyor. sonucta biz de biseyler okuyup, biseyler anlatiyoruz. siz tasavvuf ilmi hakkinda hep olumsuz konusuyorsunuz ama, bu ruhlar-melekler in nurdan varliklar oldugunuda tasavvufculardan baskasinin soyledigini goremedim... konuya aciklik getiriseniz sevinirim. Allah kolaylik versin
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
hasan

Yer:
Diger

Tarih:
07 Kasım 2016, Pazartesi
16:44


Cabir’e,

Yazdıklarından YS’ye bakışın belli oluyor. Hadi okuduğundan bi-idraksin diyelim, ahmakça bir genelleme yaparak iftira atmak da ne oluyor.

Konunun özeti şudur:

1- YS’nin haberinde Bağdadi ile McCain’in görüştüğüne dair tek bir cümle yok. Sadece bu iddiaları yansıtan bir fotoğraf var.

2- Ayrıca bu YS’nin bir iddiası değildir, halen daha sıcaklığını koruyan ve Batı’da Kanada merkezli Global Research gibi medya organlarının arkasında durmaya devam ettiği bir iddiadır.

3- Bunu yalanlayan ise Senatörün kendi ofisidir, bu da elbette doğaldır ve hiç bir kanıt içermez.

4- Fotoğrafta senatörle görüşürken çekilmiş ve Bağdadi olduğu iddia edilen kişi ile Amerika’nın kendi yayınladığı Bağdadi videosundaki kişinin birbirine tıpkı benzerliği, Bağdadi’nin fotoğraflarda olduğu düşünülen 42-43 yaşları ile gerçek yaşının uyumlu olması, Amerika’nın bu iddialar üzerine tanınması daha zor ve düşük kaliteli Bağdadi resimleri servis ederek olayı örtbas etmeye çalışması bu iddiaları sıcak tutmaya devam etmiştir.

5- Diğer yandan son 20 yılda McCain’in CIA’nın bir çok örtülü operasyonunda ve CIA patentli her renkten bir çok darbenin arka planında yer almış olması, Libya ve Suriye’de ki Arap Baharı’ndan hemen önce Kahire’de bir toplantıya başkanlık yapması ve bundan kısa süre sonra Suriye devriminin başlaması gibi güçlü iddialar elbette bu şüpheleri güçlendiriyor.

6- Tüm bunlar iddialar olarak varlığını sürdürmektedir, henüz hiç kimse bu şüphelere son verecek net bir kanıt da gösterememiştir.

Şimdi tüm bu bilgilerden mahrum, konuyu ve YS’yi anlamaktan, bütüncül bir bakıştan uzak bir şekilde adına yorum bile denmeyecek cümleleri karalamakla kötü niyetini izhar etmekten gayrı bir şey elde edemezsin. Bu kafayla YS’nin analizlerini anlamanız elbette zor. Öküzün altında buzağı arayıp, YS’ye çamur atmayı bırakın, kendi işinize bakın.

7-Ayrıca haberdeki ABD'li uzmanın yorumları ve gerçeği çıplak bir şekilde ortaya koymasından da nasılsa hiç etkilenmemiş siniz ki bu da kimin aleti olduğunuzu gösteriyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
Cabir

Yer:
Diger

Tarih:
07 Kasım 2016, Pazartesi
00:17


İşte Küresel Derin Güç ve Dünyayı Kaosa Götüren Eylemleri

bağdadi nin resmi diye cumhuriyetçi senatörün olduğu fotoğraf yalan ortaya çıktı o farklı kişi ahabere kaldıysanız bende bir şey biliyor farklı bir analiz yapıyorsunuz sanıyordum.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
14 Eylül 2016, Çarşamba
15:53


Allah ın selamı bereketi üzerinize olsun .Sonsuz yüce Rabbim hepimize acısın merhamet etsin.Kurban bayramınız mübarek olsun.Emekleriniz, bütün çalışmalarınız için Allah sizden razı olsun ve korusun.Esselamünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
26 Ağustos 2016, Cuma
01:25


Allah razi olsun .
yanitiniz gorunce cok sevindim...
YS' yi tanimadan once, hem "atom" un bile ne oldugunu bilmezken ; Allah ' a cok sukur biyoloji , fizik , kimya, matematigi ogrenmemize vesile oldunuz. simdi ise "atom" u degilde , melekut( maddenin ozu-ruhu)' nu biliyoruz , daha da ; "19" un ne anlama geldigini biliyoruz. en onemlisi ; Yuce rabbime kole oldum . Allah'ima cok sukur ki ; beni bi vesile ile hidayete erdirdi... Allah herkese nasip etsin.
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
Günhan

Yer:
Diger

Tarih:
25 Ağustos 2016, Perşembe
23:10


Nurullah Bey,

Maalesef, insanların akıllarını kullanmayıp istenilen şekilde kolayca yönlendirildiği, hakkaniyetin ve değer yargılarının altüst olduğu, uygar görünümlü aşağılık bir çağda yaşıyoruz. Ve yine maalesef, çağımızın birçok bilim insanı da bahsettiğim resimdeki bütünlüğü koruyarak, bilim adı altında ürettikleriyle gerçeklere ulaşmaktan çok, gün gibi görünen gerçekleri örtbas etmeye ve insanları yanlış yönlendirmeye çalışıyor. Bu, bilimsellikten uzak bilimsel çalışmalar en çok biyolojide ve astrofizik, parçacık fiziği gibi fizik dallarında görülüyor.

Bahsettiğiniz haber, 2015’in şubat ayında Physics Letters dergisinde yayınlanan bir makaleyi konu alıyor. Referanslar hariç 2.5 sayfa tutan bu makale, popüler bilim sitelerinin laf oyunlarının da etkisiyle, birçok insanın gözünde sanki 100 yıllık evren anlayışının çökertildiği bir çalışma izlenimini kazanmış ve ilgili haberler tüm dünyada yüzbinlerce kez paylaşılmış. Halbuki hiçbir anlayışın çöktüğü filan yok.

Makalenin başında günümüz biliminin problemleri sıralanmış. Bunlara problem deniyor çünkü sebepleri anlaşılamamış ya da beşeri matematiğin çökmesine neden oluyorlar:
1. Kara enerji sabitinin inanılmaz derecede küçük olması ama sıfır olmaması,
2. Evrenin genişlemesinin hızlanmaya tam zamanında başlaması ki öteki türlü galaksiler oluşamazdı,
3. Erken evrendeki madde yoğunluğunun olağanüstü hassas bir şekilde tam da uzayın düz olması için gereken değerde olması,
4. Karanlık maddenin gerçek doğası ve
5. Büyük patlama tekilliği.

Makalenin devamında, evrenin matematik modelindeki bir denklemin klasik parametrelerle değil de başka parametrelerle kurulmasının yukarıdaki “problem”lerden bazıları hakkında daha iyi bir anlayış ortaya koyabileceği belirtiliyor ve matematiksel deliller sunuluyor.
Makaleye göre yapılan değişikliğin sonucunda büyük patlama tekilliğinin zorunluluğu ortadan kalkıyor ve kara enerji sabitinin değeri için bir açıklama getirilebiliyor. Makalenin ortaya koyduğu evren resmi şu şekilde: Evren sonsuz bir süre kuantum potansiyel denilen bir haldeydi sonra birden çöktü ve büyük bir patlamayla durmamak üzere genişlemeye başladı. Bu arada belirtmiş oldum, makale büyük patlama yok demiyor, sadece tekillik yok diyor.
Peki bu modelin geçerliliği nedir? Tüm bunlardan ne anlamalıyız?
1. Çalışma varsayımlara, tahminlere ve matematiksel denklemlerdeki manipülasyonlara dayanıyor. Modelin herhangi bir deneysel doğrulaması yok.
2. Denklemlerde yapılan değişikliğin tutarlı bir sebebi yok. Bu durum adeta istenilen çıktılara ulaşmak için istenilen parametrelerin girilmesine benziyor.
3. Kurulan evren modeli tam bir model değil. Birçok boşluk içeren yarım yamalak bir model.
4. Bu tip, büyük patlamayı yok saymaya çalışan modeller uzun süredir zaten tartışılmaktaydı. Yani bu makale yayınlanınca bilim dünyasında yer yerinden oynamadı.
5. Makalenin amacı bahsedilen değişikliğin tekilliklere karşı işe yarayabileceğini ispatlayıp teorik fizik alanında çalışan bilim insanlarına bu yönde bir anlayış sunmak. Çalışmanın ileri düzey araştırma yapmayan insanlar için pek bir anlamı yok.

Biraz da gerçeklerden bahsedelim, büyük patlama düşüncesi hangi delillere dayanıyor? YS’nin “Büyük Patlama, Evren Teorileri ve Kur’an Evreni” çalışması bu konuda ayrıntılı ve kapsamlı açıklamalar sunan bir yazıdır, aynı zamanda basılmış hali kitapçılardan temin edilebilir.

Kur’an’da evrenin patlamayla yaratılmış ve genişletilmekte olduğu açıklanmıştır. İnsanların bilim yoluyla aynı anlayışa ulaşması ise ancak 20. Yüzyılda gerçekleşmiştir.

Einstein 1915 yıllında genel görelilik teorisini öne sürdüğünde, kendisi dahil herkes evrenin durağan olduğunu düşünüyordu. Ancak bu yeni teoriye göre evren durağan olamazdı, ya genişlemeli ya da büzüşmeli idi. Bunu fark eden Einstein bir çare düşündü ve denkleme bir sabit ekledi, böylece teori durağan evreni destekler hale gelmişti.

Edwin Hubble 1929 yılında galaksilerin birbirinden uzaklaşmakta olduğunu gözlemledi. Bu, evrenin genişlediği anlamına geliyordu. Einstein bunu duyunca eklediği sabiti denklemden çıkararak modeli ilk haline geri döndürdü ve başta sabiti eklemenin hayatının hatası olduğunu söyledi.

Evrenin genişliyor olması geçmişte daha küçük olduğunu gösteriyordu. Tarihte geriye doğru gittikçe evren küçülecekti, ta ki sonsuz küçük tek bir noktaya dönüşünceye kadar. Tüm kütlenin küçük bir noktada toplanması ise tekilliğe ve tüm fiziğin çökmesine sebep oluyordu. Bilimciler kabul etmek istemese de tekilliğin diğer adı yaratmaydı.

Ateist bilimin baharında mutlu mutlu yaşarken birdenbire yaratıcıyla karşılaşan bilimciler resmen dumura uğradı ve hemen alternatif teoriler geliştirmeye başladılar. Bunların en öne çıkanı Fred Hoyle ve diğer bazılarının 1948 yılında öne sürdüğü “Durgun Hal Modeli”ydi. Bu modele göre evren genişliyordu genişlemesine, ancak sonsuz büyüklükteydi ve geçmişte ne kadar geriye gidilirse gidilsin sonsuz büyüklükte kalacaktı, tek bir noktada toplanmayacak ve tekillik oluşmayacaktı.

Büyük patlama modelinin karşısına konan durgun hal modeli zamanla birçok darbe aldı, 1965 yılına gelindiğinde ise Stephen Hawking’in ifadesiyle tabutuna son çivi çakıldı. O yıl uzayda her yönden gelen mikrodalga ışımalar tespit edilmişti ve bu büyük patlama modeliyle tam olarak uyumluydu.

Büyük patlamanın gerçekliği de kesinleşince bilim insanları, büyük patlama tekilliğiyle oluşmuş ve genişlemekte olan ama yaratıcının bulunmadığı evren modelleri üretmek için türlü taklalar atmaya başladı. Bu, gerçeği kaydırma çabaları hala devam etmekte ve şimdiye kadar döngüsel evrenler, çoklu evrenler gibi birçok fikir ortaya atıldı. Tabi bunlar sadece fikir olarak kaldı ve öylece literatüre geçti.

İnsanların Kur’an’ın 1400 yıl önce açıkladığı evren anlayışına nasıl adım adım ulaştığını özetlemeye çalıştım. Ancak bu anlattıklarım “Kur’an Evreni”nin bir parçasının kaba bir açıklamasını oluşturuyor. Konunun tamamı için YS’nin ilgili çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Lütfen YS’nin aşağıdaki çalışmalarını okuyun.

GERÇEK BİLİM BU MU?
http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/gercek_bilim_bu_mu.asp

BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE "KUR'AN EVRENİ"
http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
25 Ağustos 2016, Perşembe
23:07


hocam tekrar merhaba , evrim agaci denen sayfada; karanlik maddenin ve enerjinin aciklanabilecegi ve buyuk patlama olmadimi diye bisey paylastilar. yaziyi okudum ama pek anliyamadim. sizinle paylasmak istedim. sizin dilinizden daha iyi anliyoruz .
Sonsuz ve Başlangıçsız Evren Modeli: Büyük Patlama Hiç Yaşanmadı Mı?
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
ibrahim

Yer:
Diger

Tarih:
22 Ağustos 2016, Pazartesi
00:57


1) “Kuran’ın Merkezi Kavramı Kölelik” yazısında aradığınız tüm cevaplar mevcut. Ya okumadınız, yahut anlayamadınız. Bu sebeple can alıcı kısımları aşağıda tekrarlıyorum:

(a) عبد kökünden gelen kelimelerin anlamı:

"عبد"; kökünden gelen "abd", "abid", "ibadet" gibi isimlerin ve "عَبَدَ" fiilinin anlamı hep köle, kölelik, köle olmak çerçevesindedir. İşte Kur'an'da bu anlamı, muhkem şekilde ifade eden ayetler:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas yazıldı. Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi..."
[BAKARA(2)/178]
"Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır..."
[BAKARA(2)/221]
"Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen ve mülk edinilmiş bir köle ile kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler."
[NAHL(16)/75]

(b) Kul neden köle kelimesini karşılamaz?

Kul kelimesi, zaman içerisinde farklı anlamlarda kullanıla kullanıla kökenindeki "köle-esir" anlamından uzaklaşmış, çok daha geniş anlamlar kazanmıştır. Osmanlı'da, asker olan yeniçerilere padişah'ın kulları denilmekte, Yeniçerilerin bulunduğu karakol vazifesi gören yerlere kulluk, Yeniçeri ağasına kul ağası, babası Yeniçeri olup kendi de Yeniçeri olana kuloğlu denilmekte, padişahın hizmetinde bulunanlara ve Enderun'dan yetişen padişahın yardımcısı, danışmanı olan devlet adamlarına da yine padişahın kulu denilmektedir. Böylece Osmanlı'da "kul kelimesi"; hizmetçi, yardımcı, asker gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Kul kelimesinin günümüzdeki kullanımına bakmak için deyim ve atasözlerini incelediğimizde ve güncel kullanımına baktığımızda, anlamının köleden ne kadar uzak olduğunu görürüz. Örneğin "burada bir Allah'ın kulu yok mu?" cümlesindeki gibi kullanımların hepsinde "Allah'ın kulu" aslında insan, mahluk anlamına dönüşmüştür. Aynı şekilde "hatasız kul olmaz", "insan beşer, kuldur şaşar.", "o da bir Allah'ın kulu" gibi halk arasında yaygın kullanımları açıktır.

Özetle Türkçede, "Allah'ın kulu" kavramı, dini ya da inancı ne olursa olsun yaratılmış; insan anlamına gelmektedir. Bunun, "İslam'ın özü" olan "Allah'ın kölesi" olma ile yani Allah'a mutlak bağlılık, "teslimiyet"; mutlak ve koşulsuz itaat-boyun eğme anlamlarıyla ilgisi maalesef yok denecek kadar azdır.

(c) Kur’an’da İslamın kölelik kavramı ile anlatılması:

İslam, Kur'an'da tekrar tekrar "yalnızca Allah'a köle olmak ve O'na hiçbir şeyi şirk(ortak) koşmamak" ve "sadece Allah'a köle olmak O'ndan başka kimseye köle olmamak" ifadeleriyle anlatılmıştır. Bu ayetleri, sitemizdeki "Kur'an'da İslam" sayfasında bulabilirsiniz. İnsanların ve cinlerin yaratılış amacı budur. Tüm peygamberlerin kavimlerine getirdikleri mesaj da budur:

"Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana köle olsunlar diye yarattım."
[ZARİYAT(51)/56]

"Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka ilah yoktur, Bana köle olun" diye vahyetmişizdir."
[ENBİYA(21)/25]

"... Allah'a köle olun sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur."
[A'RAF(7)/59, 65, 73, 85]

(d) Köle yerine kul koymanın oluşturduğu anlam kayması:

"Köle"yi "kul" ya da hizmetçi yaptığınız zaman insana Allah'ın vermediği bir yetkiyi vermiş, insanı Allah'ın kölesi, her konuda O'nun hükmünü arayan, en çok O'ndan korkan, O'nu her şeyin üstünde seven, sadece O'nun razılığını amaç edinmiş, O'na tam boyun eğmiş, O'na mutlak ve koşulsuz itaat eden bir kimse olmaktan çıkarıp; Allah'ın emirlerini yapmaya gayret eden ama kendince görüşleri-düşünceleri olabilen, kendine ait geniş bir özgürlük alanı olabilen, padişahın yanındaki devlet adamları gibi yardımcı-hizmetçi bir pozisyon ortaya çıkıyor.
Böylece "köle-efendi" ilişkisi yerini "kul(hizmetçi)-efendi" ilişkisi alıyor, "abd"(köle) merkezi kavramının kapsamı ve bu kapsama bağlı "İslam tanımı" değişiyor-buharlaşıyor.

2) Kuran açık ve muhkem delillerle İslamı "Allah’a kendi özgür iradenle köle olmak" olarak tanımlamışken, siz ya da başka herhangi bir kimse nasıl olur da “yok köle değil o, aslında anlatılan şu” diyerek anlamı değiştirmeye cüret edebilir? Soruyorum size: Siz mi Kuran’a uyacaksınız, yoksa Kuran mı size uyacak?

3) Tüm varlıklar istese de istemese de gerçekte Allah’ın kölesidir. Hepsinin yaşamı, ölümü, aldığı nefes dahi Allahın lütfu ve izniyledir. Ama Allah insana özgür bir irade vererek onu imtihana tabi tutmuş ve seçim yapmakta özgür bırakmıştır. Şimdi insan zaten gerçekte olan Allah’a köleliğini kendisi isteyerek ve gönülden kabul edip Allah’a teslim olmayı seçerse müslüman yani teslim olan olur. Yok o özgür iradesiyle Allah’a köleliği seçmek yerine kendi nefsi ve hevasına göre yaşamayı seçerse de kafir yani “örten” olur.

4) Nedir Allah’a kölelikte sizi rahatsız eden? Bu, zorla olan insanın insana köle olması değil ki. Bu, istekli olarak Sonsuz Kudret ve İlim Sahibi Yaratıcın karşısında her konuda sadece ve sadece Onun isteği, rızası ve hükmüne göre hareket etme kararı almaktır. Bu, aklını işletmemek değil, tam tersine aklını çok işletip Yaratıcın ve onun buyruklarını en iyi şekilde kavramaya çabalama kararıdır. Bu, vahyi eğip bükmeden, kendi hevana uydurmadan aklınla anlamak ve yine aklınla ayetlerin getirdiği sonuçları çıkarmak ve gücün yettiğince bu doğrultuda yaşamak için verilen bir sözdür. Bu, sonsuz ilmi, kudreti, adaleti ve merhameti karşısında hayran olduğun, her şeyden çok sevdiğin Yaratıcına, Kralına bağlılık yeminidir. Nedir bu kölelikte insanları rahatsız eden? Allah'a köleliğin nesi aşağılayıcı geliyor? Esas aşağılayıcı olan kişinin kendi heva ve nefsine göre yaşaması değil mi? Bu Rabbini tanımamak ve örtmek değil mi?

İşte Kuran'ın apaçık beyanı:

Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a köle olmaktan kesinlikle çekinmezler. Kim O'na ibadetten(kölelikten) çekinirse ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.
[NİSA(4)/172]

Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
20 Ağustos 2016, Cumartesi
18:19


hocam,
1-) "ilah"ve "kole" kavramindan yola cikarsak eğer, bugun biz iman edenler kendimizi "kole" olarak kabul ederiz bunda bir sorun yoktur(!) fakat; insanlar yaratilis geregi bu fani dunyada "kole" oldugunu dusunmuyorum. ki biz yaratilis geregimiz; insanlarin bazilari iman etmekte , bazilari ise iman etmemekte bunun icin biz ozgurce ve bir zorlama olmadan Allah'a iman ederiz . "kole" demek bence bu kavramda "ilah" in emirlerini , isteyerek veya istemeyerek yerine getirendir(meleklerdir) "kul" denildiginde ise; Allah'ın rizasini almaya calisan ve bi sinava tabi tutulan ; bi zorlama olmadan Allah'ı kabul edendir( hür köle) bununla ilgili bi aciklama bekliyorum..

2-) hocam "ruh-melek" kavraminda aciklamasini ; ruh melektir, melekte ruhtur demistiniz.
peki hocam hepimiz melekmiydik? meleksek, burdan cikaracagim sey ; sinava tabi tutulan melekler ya da sinava tabi tutulmayan melekler. ya da , sinava girmek isteyen melekler ve girmek istemeyen melekler .
3-) evrenin yaratilmasin da , asama asama yazdiginiz bolumlerde, cinler hangi bolumde yaratilmis ?
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
16 Ağustos 2016, Salı
14:18


Allah razi olsun hocam.
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
15 Ağustos 2016, Pazartesi
23:37


Merhaba Nurullah Bey,

1. Bahsettiğiniz yazıda geçen "Allah'tan başkasından yardım-şifa beklemek, sıkıştığında başkasına dua-çağrıda bulunmak yeterlidir" ifadesi ile kast edilen şey sizin anladığınız gibi “başka birisinden kendisi için Allah’a dua etmesini istemek” değildir. Burada anlatılmak istenen bir kimsenin Allah’tan başkasına yardım için çağrıda bulunması”dır. Bu Kur’an’da onlarca ayette “...Allah’tan başka kimseye dua-çağrıda bulunmayın (72/18)” ayetinde olduğu gibi açıkça yasaklanmıştır. Kabaca örneklersek, “Yetiş ya bilmem kim!”, “İmdat ya falanca!”, “Kızıma eş, oğluma iş ya falanca!”, “Doktor Bey, beni sağlığıma kavuştur!”, “Beni falanca şeyh cübbesinde sırattan geçirecek!” vs. ifadelerin hepsi şirkin dibidir.

2. Burada anlatılmak istenenin farklı olduğu anlaşıldı ama “bir kimseden kendisi için Allah’a dua etmesini istemek” konusunda İslam’ın hükmü nedir? diye sorabilirsiniz. Burada şuna dikkat etmek gerekir:

“O Allah’ın öyle bir kulu ki o ne isterse Allah verir” ya da “O’nun duası kesin kabul olur! Onun için ondan dua etmesini istiyorum.” Ya da yaygın kullanıldığı üzere “O öyle mübarek bir şahıstır ki onun yüzünün suyu hürmetine bile dua kabul olur!” gibi düşüncelerle bir kimseden dua etmesini istiyorsanız, o kişiden sadece sizin için Allah’a dua etmesini istemenin çok ötesine geçip o kişiyi kutsallaştırıyorsunuz, o kişinin kurtulmuşluğunun garanti olduğunu dahası sizin o kişinin kurtulmuş olduğunu bildiğinizi iddia ediyorsunuz ki bunlar da şirk olan davranışlardır. Çünkü iman kalpte olan bir şeydir ve kalpleri sadece Allah bilir.

Ancak, “Allah’ın kimin duasını kabul edeceğini biz bilemeyiz. Onun için o da bana dua etsin. Ben de dua edeyim.” , “Ola ki o; Allah katında benden daha kıymetli biridir de Allah onun duasını kabul edebilir.”, “Birinin kendine duasındansa bir kardeşi için yaptığı dua Allah nezdinde daha kıymetli olabilir.” gibi düşüncelerle bir müslümanın başka bir müslümandan kendisi için Allah’a dua etmesini dilemesinde bır sakınca yoktur. Hele de bir kişinin Peygamberden kendisine dua istemesi Kur’an’da ve sahih hadiste zikredilmektedir:

“Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah İşitendir, Bilendir. (9/103)”


Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
15 Ağustos 2016, Pazartesi
17:00


merhaba hocam,
"İlah" ve "islam" kavramindan bi kesit aklimi biraz karistirdi; "Allah'tan başkasından yardım-şifa beklemek, sıkıştığında başkasına dua-çağrıda bulunmak yeterlidir" bu yazinizi okumadan once bi akrabamla Camii de tartisma yasamistik. tartismada , akrabam baska birine" bana dua et " seklinde bi konusmaya kulak musafiri oldum. ben akrabama ; "sen niye kendine dua etmiyorsun" gibisinden biseyler soyledim . akrabam; bu adamin ilmi vardir ve ayrica bi insandan dua isteyemezmiyiz gibisinden soyleyince , sustum . ve yazinizi gordum , okudum. yazini tam kavramak niyetindeyim. yaziniz dan aldigim kesitten biraz ayrinti ve akrabamla yasadigim bu ornekle ilgili bi aciklama yapabilirmisiniz..
cok tesekkur ederim.
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
14 Ağustos 2016, Pazar
17:42


tesekurler tarik..
kafamin karisikligi ,deccalin ölüyu diriltme gibi dayanaksiz soylemlerden olmustur ( ve hala millet soylemekte ) deccalin seytani sihirbaz olayi ilgili seytani cinleri ele gecirme ile ilgile yazilarinizi nasil gormedim ! ondan haberim yoktu. eger haberim olsaydi yazmazdim. tekrar yazilari okuyup kavrayacam. tekrar tesekkurler..
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1360 Toplam Sayfa Sayısı: 34
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. . . . 32. 33. 34. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat