yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
11 Ağustos 2016, Perşembe
23:01

Alıntı Yap: Nurullah

sayfanizi cok begendim ; gercekten , gercekleri gormek insanin imanini guclendirir ve inanin bunda cok fayda aldigim icin , Allah sizden razi olsun..
efendim "mehdi " hakkindaki fikrinizmi mi diyeyim ya da gercekler mi diyim , inanin ben sizin gorusunuzdeyim ama insanlarimiz ozellikle alimler bu gorusunuze karsidir diye dusunuyorum. bugun seytanin islam tasavvufu uzerinde oyunu olan "mehdilik" cok yaygin . bu yuzden gorusunuz gerckten cok mantikli diye dusunuyorum. kendi gorusum ; nebi isadan once gelen "mehdinin" bugun ki ortama nasil bi ayak uydurup insanligi duzelticeginden biraz skntili goruyorum . bugun bilimin sona geldigini dusunerek; melekutu (maddenin ozu-ruhu ) nu gecirmiycek insanlik icin, nebi isanin gelip, Allah tarafindan ilme vakif olan ve bunu kullanabilen bi nebi isanin gelip insanligi duzeltmesi daha mantikli.. yazimda goruslerim ve sorularim da, cevap ve yanlisim varsa duzeltin beni..
ayriyetten; kisadan , yazilarinizi okudugun kadariyla "melekut kavrami " nebi isa buna vakif olacak. peki anti isa yani deccalin de buna vakif olanacagindan ya da olacakmi ?
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
Allahın Kölesi

Yer:
Diger

Tarih:
01 Ağustos 2016, Pazartesi
19:26

Alıntı Yap: Allahın Kölesi

KADİM PLAN: İBLİS DÜNYAYI ELE GEÇİRMEK ÜZERE yazınızı büyük heyecanla bekliyorum senelerdir. Özel bir tarih mi var yayınlanması için ya da daha olgunlaşmadı mı?
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
23 Temmuz 2016, Cumartesi
16:58

Alıntı Yap:  YS

Sayın Fikret;
“Allah’ın Plan’ı”; Kur’an ve Sahih Sünnet’te ortaya konmuştur. Kimin için, gerçek anlamda iman edenler için…

Şeytan dostları, radikal ve ılımlı “İslamcı fasıklar” ise kendilerini merkeze koyup “anlamak istediklerini” anlamışlar, her biri şeytanlarının vahyine uyarak Mesih-Mehdi rollerine soyunmuş ve Küresel Efendiler için kullanışlı birer alet olmuşlardır. Bu konu “Radikalizm İslam Değil Hastalıktır” Yazımızda işlenmiş, vakti geldiğinde de “İblis’in Kadim Planı”nda açıklanacaktır.

Gelelim bugünün Türkiye’sine ve Darbe operasyonunun analizine…
İşte “Darbe” sanılan ancak gerçekte “iç savaş” provası olan bu “isyan”ın maddeler halinde karakteristik özellikleri ve bazı gerçekler:
1) Bu cinnet halindeki “Küresel-Parasal Güç” patentli kalkışma, “darbe” değil, bir “iç savaş” başlatma operasyonudur. Darbenin olması için Türkiye’de hiçbir koşul yoktur. Kim bu iç savaş kalkışmasını “darbe“ sanıyorsa aldanıyor. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı’na suikast gerçekleşmeyince, iç savaş şimdilik akamete uğramış, küresel kucakta oturan masonik-meczup liderin haşhaşilerinin tasviyesinin yolu açılmıştır.
2) Bu darbedir ve bunun etapları var diye düşünenler maalesef yanılıyor. Bu darbe değildi, kaos-iç savaş provasıydı, devamı darbe değil, yeniden iç savaşı tetiklemektir. Bunun içinde yarım bıraktıkları işi bitirmek isteyecek; Sayın Cumhurbaşkanı’na suikast planlamadan geri durmayacaklardır. Küresel beylerin ve maşalarının kini, onun üzerinde toplanmıştır ve iç savaş da ancak böyle başlayabilir.
3) Halkın sürekli sokaklara çağrılması, halk için de ülke için de yorucu-yıpratıcıdır. Hükümetin artık OHAL ile asayişi ve yönetimi sağlaması; halkın da evlerinde teyakkuz halinde Cumhurbaşkanı ve hükümetin çağrılarını bekler halde bulunması gerekir, sağlıklı olan budur.
4) Türkiye’nin başına bela edilen bu hastalıklı yapının başından beri kurgulayıcısı ve gerçek yöneticisi Küresel Güç’tür. Bunu Türkiye’yi yönetenler görmemiştir, görmek istememiştir… Bu Güç bu cemaat(!) vasıtasıyla Türkiye’yi tamamen kontrol ederek, bu merkezden Orta Doğu ve Asya’yı kontrol etmek istemiştir. Daha sonra da “Yeni Dünya Düzeni”ne geçilecektir. Bugün dünyadaki kaos ve katliama da buradan bakmak gerekir.
5) Bugüne gelişte en büyük pay, Demirel, Ecevit ve Özal’ındır. Tayyip Erdoğan da bu geleneğe uymuş, tabi ki aldatıldığını 17-25 Aralık darbesinden sonra söylemiş ve de gerçeğe uyanmıştır. Ancak o aşamadan sonra Ergenekon operasyonlarının amacını görerek gereken mücadeleyi tek başına vermiş, hukuk ve emniyette istenen sonucu almış, ancak orduya dokunamamıştır.
Ergenekon operasyonuyla tasfiye edilen “ulusalcılar”ın da iki önemli gafleti söz konusudur. Birincisi, tutuklanmadan önce Tayyip Erdoğan düşmanlığı yaparak, hatta darbe yapacakmış gibi seçilmiş hükümete ve onun başına korku salarak, operasyoncu cemaatin eline koz vermişlerdir. İkinci gafletleri, Tayyip Erdoğan düşmanlığı gözlerini kör ettiği için 17-25 aralık darbesine karşı, yeterince devletin yanında yer almamış ve devleti savunmaya yönelik bir milli cephe oluşturarak gerekli desteği verememişlerdir.
6) Ülkenin bu noktaya gelmesini engellemesi gereken asker, sivil ve bürokratların tümü bu sonuçtan sorumludur ve bunun hesabı sorulmalıdır. Devletin ve ordunun yeniden inşa edilmesi gerekir. Ülkenin 700 bin kişilik hantal ve sık sık darbeye teşebbüs eden bir orduya değil, çok daha az sayıda dinamik, hareket yeteneği yüksek bir orduya ihtiyaç vardır.
7) ABD, NATO, CIA, MI6, Mossad vs. yok, bütün bunları derinden yöneten “GÜÇ” var. İşte Kabalacı-tasavvufcu maşanın mürit askerlerinin eline tutuşturduğu “okunmuş(!) 1 Dolarlar” bu gücün İbliste buluşan sırlarını ifşa etmiyor mu?

Son olarak da aşağıdaki hadisi ve aşağıdaki linklerdeki yazılarımızı lütfen okuyun demekten başka bir şey söyleyemiyoruz…

“Şuayb b. Amr anlatıyor: Adda b. Halid b. Amr b. Amir şöyle anlattı:
Bizler, Allah'ın Resulü (s.a.v.) ile birlikte idik. Birden sıçrayıp ayağa kalktı. Sanki bir şeyden ürkmüştü. İbn Mes'ud: "Anam babam sana feda olsun. Sanki bir şeyden ürkmüşsün gibi kalktın?!” deyince:
"Üç Deccalden-yalancıdan uzak durun" buyurdu. İbn Mes'ud:
"Anam babam sana feda olsun. Bize bir gözü kör olan Deccal’i ve YALANCILARIN YALANCISInı anlatmıştın. Ya üçüncü yalancı kimdir?" diye sordu. Bunun üzerine Allah'ın Resulü(s.a.v.) buyurdu ki:
"Bu, başı helak olmuş, sonu tükenmiş, Harika (Yakıcı) adı verilen bir fitneyle birlikte sonsuza dek laneti hak etmiş bir kavim-topluluk içinde zuhur edecek bir kişidir. O, sinsi Deccal'dir ve Allah'ın kullarını yer bitirir."
Mecma'uz-Zevaid ve Menbau'l-Fevaid, C.13, Bab: Fitneler Kitabı, Hno: 12492, s. 62

http://www.yaklasansaat.com/dinler/radikalizm_islam_degil_hastaliktir.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/yaklasansaatte-beklenen-mehdi-degil-isadir.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Fikret

Yer:
Diger

Tarih:
22 Temmuz 2016, Cuma
19:21

Alıntı Yap: Fikret

Yazılanları okudum fakat Allahın Planını anlayamadım. Tüm planların üzerinde Allahın planı olduğunu göre önümüzde 2-3 sene ülkemiz açısından nasıl geçecek.

Sorular:

Başarısız darbe girişimi gerçekte kime yapıldı?

AKP arkasındaki perde arkasında ki güçler kim? Ve gerçekten gözü kapalı güvenilecek insanlar mı?

Kripto yahudi ve ermeni masonik bağlantılar ne durumda?

Nato ve Gladyosu uzantıları ne durumda. ve Nato ve Gladyodan ayrı düşünülemeyecek mossad ve israil bağlantıları?

Solcu Ulusalcı, Kemalist kesimlerin kendi arasında bölünmesi örneğin perinçek gibi durumdan memnun olması gladyonun temizleneceğini söylemesi.

Uzayıp gidiyor sorular.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
22 Temmuz 2016, Cuma
14:49

Alıntı Yap: Abdullah

Forumda hemen aşağıda aynı sayfadaki YS'nin yorumunu okumadınız mı? Lütfen bu yorumu okursanız Ortadoğu'da, Türkiye'de ve Dünya'daki olayların "kaostan-Yeni Dünya Düzeni"ne geçmek amacıyla tezgahlandığını açıkça görürsünüz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Fikret

Yer:
Diger

Tarih:
22 Temmuz 2016, Cuma
02:15

Alıntı Yap: Fikret

yok mu darbeyle ilgili bir yorum-analiz tarafınız belli olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
06 Temmuz 2016, Çarşamba
23:34

Alıntı Yap: Abdullah

Esselamünaleyküm kardeşlerim. Allah rızası için birbiriyle kucaklaşıp omuz verenlere selam olsun. Bayramımız mübarek, sevinçli olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
30 Haziran 2016, Perşembe
14:59

Alıntı Yap: YS

Sayın okuyucumuz, yakında başka bir okuyucumuzun sorusu üzerine yayınladığımız çok kısa bir açıklamamızı tekraren sizin de dikkatinize sunuyoruz:

“Bu analizde sadece can alıcı noktalara işaret eden çok özet bir açıklama yapılmıştır. Merak eden okuyucularımıza bir fikir verir kanaatindeyiz. Aşağıdaki tespitler üzerinde dikkatle durunuz:

1) Yaklaşan Saat'te dünya yaşamını yok edecek arka arkaya iki süreç yaşanacaktır: Bunlardan birincisi; bugün yaşanan parçalı dünya savaşının, giderek yoğunlaşan ve yaygınlaşan küresel savaşlara dönüşüp, sağduyudan, akıldan yoksun hale gelmiş şeytanlaşmış yöneticilerin, insanlığın helakını hazırlaması şeklinde olacaktır. Birinci süreç budur.

2) Bu süreçte dünyaya, hakim, gizli, küresel, parasal, derin Siyonist Güç egemendir. Önceden masa başında gerekli planlar yapılmıştır ve bu planlar uygulamaya konmuştur. Orta Doğu'daki sözde İslam toplumlarının iktidarlarının yıkılışı ve ortaya çıkan kaos, mezhep çatışmaları, İslam’la alakası olmayan ancak İslam adına hareket eden DAEŞ, el-kaide gibi radikal (Sitemizdeki "RADİKALİZM İSLAM DEĞİL HASTALIKTIR" yazımızı lütfen okuyun.) örgütlerin icrai faaliyetleri bu cümledendir. Önceden el-kaide'yi oluşturan, yönlendiren bu derin Güç, el-kaide'nin içinden daha vurucu, daha hastalıklı, daha harici bir DAEŞ örgütü üretmiştir. Bu Güç'ün amacı şudur:

a) İslam coğrafyasındaki toplulukları, mezhepleri birbirine kırdırmak, bu bölgeleri paramparça ederek bölgedeki kaynakları ve toplulukları daha kolay bir şekilde kontrol altına almak, yönetmek.

b) İnsanın ve insanlığın tek kurtuluş dini olan İslam’ı çirkin, akıl dışı ve insanlık dışı terör dini olarak göstermek.

c) Nihai olarak İslam etiketli bu radikal-hastalıklı gücü-enerjiyi harekete geçirerek, İslam-Hristiyan çatışmasını körüklemek. İblis’in yönettiği bu derin Güç, Hristiyanlıkla savaşamayacağına göre, İslam’dan doğan bu radikal enerjiyi kullanmak ve böylece küresel hâkimiyetine engel olabilecek bu iki büyük din potansiyelini etkisiz hale getirmek. Bu derin Güç’ün, bugüne kadar Hristiyanlığı kendi amaçları için tepe tepe kullandığı unutulmamalıdır.

Özelde Suriye meselesine baktığımızda Rusya’yı oraya sokan bu güçtür. Amaç; ABD’nin yapacağı pis işleri Rusya’ya yaptırmak; Arapların, Türklerin düşmanlığını Rusya’ya yöneltmek. Bugün Rusya bir taraftan Esed muhaliflerine amansızca saldırırken diğer taraftan PYD’yi silahlandırıyor. Putin’de zerre kadar aklı-selim olsa bu şekilde hareket etmez. Bu yaptıkları Rusya’da bir iç savaşın başlamasını kaçınılmaz kılacaktır.

3) İkinci süreç; Yaklaşan Saat’in katastrofik felaketleridir. Sonsuz Yüce Allah’ın dünyayı adeta bombardımana tabi tutmasıdır. (Sitemizdeki Eski Kavimler/Yaklaşan Saat bölümünü okuyunuz.)

4) Bu aşamada Deccal ortaya çıkacak; insanlık da ikiye bölünmüş olacaktır. Büyük çoğunluk Deccal’e tabi olacak az bir çoğunluk ise ona karşı duracak ve gerçek İslam toplumunu oluşturacaktır.

5) Bütün planlar Sonsuz Yüce Allah’ın Planı’na hizmet eder ve Allah ne diyorsa o olur.”
Yukarı  
 
Gönderen:
Recep

Yer:
Istanbul

Tarih:
30 Haziran 2016, Perşembe
14:38

Alıntı Yap: Recep

Sayın site yönetimi, “Radikalizm İslam Değil Hastalıktır” yazınızla bugünkü DAEŞ(IŞID) gibi radikal hastalıkların teşhisini tam olarak yapmışsınız, ancak İslam adına kurgulanmış ve emperyalistlerin kör aleti olan bu İslam dışı terör örgütleriyle ile ne yapılmak; Türkiye-dünya nereye götürülmek isteniyor, biraz daha açar mısınız?   
Yukarı  
 
Gönderen:
Çıplak Uyarıcı

Yer:
Istanbul

Tarih:
17 Haziran 2016, Cuma
19:34

Alıntı Yap: Çıplak Uyarıcı

05/10/2008 tarihinden sonra Yaşar Nuri Hoca'ya gönderdiğim uyarı mesajımı önemine binaen YS formuna gönderiyorum takdir sizindir:

Yaşar Nuri Hocaya bir uyarı
Sayın Yaşar Nuri Hoca; Dinin bozulması ve din baronları tarafından alabildiğine istismar edilmesi konusundaki tespitlerinize ve mücadelenize, katılmamak mümkün değil. Ancak sizin, İslam ve Kur'an düşmanı, batıcı, inkarcı, marksist ve mason çevrelere, adeta yaranacak şekilde hareket etmeniz anlaşılır değil. Sizin yazılarınızı okuduğumda, Kur'an'da bahsedilen, "Bir ilim üzere sapmış" kimseyi hatırlıyorum. En yakın örnek istiyorsanız, bu sıfatlara uyan, yazarı olduğunuz gazetenin, maruf, marksist-ateist yazarı Özdemir İnce'nin 05/10/2008 tarihli yazısında, her zaman olduğu gibi ve her ateist gibi Kur'an'ı, muharref din kitaplarıyla karıştırarak, iftira etmesi karşısında suskunluğunuz.
Baştan sona hatalarla dolu Taberi'yi kullanarak, "Kur'an'da, Dünya'nın düz olduğu ifade edilir", diyor. Buna, bir tane ilahiyatçı cevap vermiş değildir. Çünkü bu ilahiyatçıların, neyin ilahiyatçısı olduğunu siz de, en az benim kadar biliyorsunuz. Peki, ya siz? Her zaman olduğu gibi, neden yoksunuz? Din bezirganı müşriklere saldırırken, din düşmanı kesimlere karşı, neden bu kadar toleranslısınız? Yoksa, Kur'an'da, Dünya'nın döndüğüne, yuvarlak olduğuna işaret eden ayetleri, bilmiyor musunuz? Bu ayetleri, size, bildirecek yahut gönderecek değilim. Bunları siz, biliyorsunuzdur. Sadece bir atıf olsun diye, şu ayet hatırlatmalarını yapıyorum:
1) "Yer'i yaydıkça yaydı" ayeti, marksist-ateist yazarın anlamak istediği gibi, Dünya'nın düz olduğuna işaret edebilir mi?
2) "Gece- gündüzü, gündüz-geceyi örter", şeklinde tekrarlanan ayetler, Dünya'nın yuvarlak olması ve Güneş'in etrafında dönmesi sonucunu ortaya koyan bir işaret değil midir?
3) "Dağları sen sabit sanırsın, onlar bulutlar gibi hareket eder", mealindeki ayet bize neyi gösterir?
4) "Güneş, Ay, her biri kendi yörüngesinde yüzer" derken Kur'an, Dünya'yı ve gezegenleri, bunun dışında tutabilir miyiz?
5) 8-14. yüzyıllarda parlayan İslam Astronomisi, Dünya'nın yuvarlak olduğunu, Kur'an'dan aldığı feyzle ortaya koyarken; ateizm- marksizm mikrobunu yayan Avrupalılar, kıçlarındaki pisliklerden korunabiliyorlar mıydı?
Size haddim olmayarak bir tavsiyede bulunacağım. Müşrik- dinci tacirlerden daha önce; marksist- ateist- mason- Batıcı çevrelerle mücadele etmediğiniz; onların İslam'a açtıkları topyekun savaş karşısında, Allah adına dikilmediğiniz, malum güç çevrelerinin sözcülüğünü yaptığınız sürece; iki dünyada da felah bulamayacağınızı ve hiçbir başarıya ulaşamayacağınızı, Allah'ı şahid tutarak söylüyorum. Ve sizin bu halinize üzülüyorum. Selamlar.
Çıplak Uyarıcı



Yukarı  
 
Gönderen:
furkan

Yer:
Adana

Tarih:
11 Haziran 2016, Cumartesi
18:00

Alıntı Yap: furkan

bu siteyi 2008 yılında keşfetmiştim ve o zamanlar 11 yaşındaydım.adeta evrenin mucizeleri karşısında büyülenmiştim.bilimi bana küçük yaşta sevdirenlerden biriydiniz şüphesiz ki.

birden aklıma yaklaşan saat sitesi geldi.unutmamıştım.şimdi 19 yaşındayım ve her şeyi anlıyorum.fakat şuan herhangi bir dine mensup değilim.buna rağmen sitenizde ki bir çok makaleyi hala okuyorum.sizden kişisel bir ricam olacak. lütfen yeni makaleler ekleyin.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
30 Mayıs 2016, Pazartesi
11:45

Alıntı Yap:  YS

Emre bey ve beyler lütfen okuyun, araştırın, aklınızı kullanın, geleneksel kabüllerle ucuzca din edinmeyin! İşte başka bir okuyucunun aynı konuda sorusu yahut itirazına cevabımız:

"İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" kitabımızın ilgili bölümünü ve özellikle ilgili ayetleri anlamış olsaydınız yahut konuya tefsirlerden göz atsaydınız, tefsirimizin doğru olduğunu anlardınız. Ancak asıl bugün anlaşılmayan mesele “şirk” meselesidir ki bu Kur’an’i temel kavram anlaşılmadan da İslam ve onu bozan namütenahi şirk çeşitlerinin anlaşılması maalesef mümkün gözükmüyor. İşte kitabımızdan sorunuza cevap olacak mecburen kısa bir özet:

a)[ARAF(7)/189-192] açıkça Adem ve Havva’dan bahsediyor. Müfessirler de bu gerçeği kabul etmişlerdir. Bu şirk atfının Adem ve Havva’ya olduğu gayet net. Hatta bu konuyu teyid eden hadis nakilleri var, ancak biz o hadislere bu konuyu açıklarken yer vermedik. Lütfen ilgili ayetleri ve yorumumuzu tekrar okuyunuz:

Adem'in, yerleşik hale geldiği bu Mekke merkezli "Dünya Yurdu"nda ilk oğlu Kabil, ikincisi Habil'dir. Adem ve Havva Allah'tan salih bir erkek evlat isterler. Kabil'e hamile olan ve gittikçe ağırlaşan Havva ve Adem, bu sırada ikinci büyük hatalarını işlerler; çocuğun doğumuyla Allah'a ortak koşarlar. Bunun üzerine Yüce Allah da onları şiddetle kınar. İşte Kur'an'da ve Tora'daki delilleri... Kur'an, Kabil'in(Kayin'in) doğuşunu ve "şirk" koşulmasını şöyle açıklıyor:

O(Allah) ki, sizi tek bir nefisten(Adem'den) yarattı. Onda sükun bulması için, kendisinden zevcesini(eşini) yarattı. O zaman ki, onu örttü, o hafif bir yükle yüklendi ve onunla(o yükle) dolaştı. Arkasından ağırlaştı. Ve o ikisi, Rableri olan Allah'ı çağırdı: "Şayet bize bir salih (çocuk) verirsen, elbette biz, teşekkür edenlerden olacağız."
Ne zaman ki (Allah), o ikisine salih bir çocuk verdi, o ikisi, onlara verdiği çocuk konusunda O'na(Allah'a) ortaklar kıldılar. Allah, onların şirk(ortak) koştuklarından yücedir, münezzehtir.
Onlar hiçbir şey yaratamayan yaratılmışlar iken, (Allah'a) şirk(ortak) mı koşuyorlar?
Onlar(ortak koştukları), ne onlara, ne de kendilerine yardım etmeye güç yetiremezler.
[ARAF(7)/189-192]

Tora(Tevrat) ise nasıl ortak koşulduğunu bildiriyor ve Kur'an ayetlerini adeta tefsir ediyor:
Adem eşi Havva'yı bildi. (Havva) hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu ve "Tanrı ile birlikte bir insan edindim." dedi.
Bir doğum daha yaptı; (Kayin'in) kardeşi Evel'i (doğurdu). Evel davar çobanı oldu; Kayin ise toprak işçisiydi. (Bereşit: 4/1-2)
4/1'de Havva, Kabil(Kayin) doğunca ne diyor: "Tanrı ile birlikte bir insan edindim." İşte şirk olan bir ifade... Adem'i ve Havva'yı doğrudan Sonsuz Yüce Allah yarattı. Sanki Allah'ın onlara lütfettiği "bu çocuk"; Adem, Havva ve onların yol göstericileri, yardımcıları olan meleklerin, Tanrı ile birlikte meydana getirdikleri bir "çocuk-insan". Allah'ın dışındaki sebeplere bir pay ayırmak, Allah'a ortak koşmaktır, "şirk"tir. Nitekim yukarıda zikrettiğimiz ARAF(7)/190 ayetinde, Yüce Rabb'imiz bunu açıkça bildiriyor:

"Ne zaman ki (Allah), o ikisine salih bir çocuk verdi, o ikisi, onlara verdiği çocuk konusunda, O'na(Allah'a) ortaklar kıldılar. Allah, onların şirk(ortak) koştuklarından yücedir, münezzehtir."[ARAF(7)/190]

b) Adem’in cennetten kovulmasına sebep olan önceki suçu da genel yaygın kanının aksine “şirk”tir. İşte suçun günah olduğunu söyleyen bir okuyucumuza cevabımız:
Okuyucunun görüşü: “Daha önce babalarımız ortak koşmuştu” denmektedir ki bu kesinlikle Âdem (a.s.) değildir, o ortak koşmamıştır, sadece günah işlemiştir.”

YS’nin cevabı:
Adem, açıkça “şirk” koşmuştur, işlediği “günah” değil “şirk”tir. İşte nasıl “şirk” koştuğunun izahı:
1) Adem’in Yaratıcısı-Rabb'i-İlah'ı Allah'tır ve Adem, Sonsuz Yüce olan Allah’a teslim olmuş Müslümandır. Mutlak anlamda ona itaat etmesi gerekir, bir konuda bile başkasına itaat etse o bir konuda “başkası”nı Allah’a ortak koşmuş olur. O başkası, ister kendi-nefsi, isterse de İblis olsun.

2) Allah, “şu ağaca sakın yaklaşma” diye açıkça-doğrudan Adem’e emretti. İblis geldi ne dedi: “Hayır, o ağaca yaklaş, meyvesinden ye ki melek olasın, cennette kalıcı olasın” Adem ne yaptı? Mutlak anlamda Allah’ın, açık-muhkem emirlerine uyması gerektiği halde, o konuda İblis’e uydu-itaat etti. Sonuç: İblis’i o konuda Allah’ın hükümranlığına ortak etti ve “şirk” koştu, ancak tövbe etti(döndü).

3) İblis de, Allah’ın açık-muhkem emrine uymayıp, nefsinin isteğine(kıskançlık sebebiyle) uydu ve “şirk” koştu, ancak tövbe etmedi, affedileceğini ummadı, ümitsiz oldu ve de kovuldu.

4) Her müşrik(M) kafirdir(K), ancak her kafir, müşrik değildir. Yani (M alt küme K)dır.

5) Sonsuz Yüce Allah’ın ve O’nun Peygamberinin bire bir açık-muhkem emrini her kim çiğnerse müşrik olur, yani kafir olur.

c) Peygamberler robot değildir, onlar da görevlerini yaparken denenirler ve hata edebilirler, şayet “şirk” olacak söz ve beyanları bir anlık ortaya çıksa, Yüce Allah tarafından anında uyarılır ve düzeltilirler; böylece bu en büyük suçu-zulmü işlemelerine müsaade edilmez. Şayet uyarıya rağmen bu azim suçu işlemeye devam ederlerse İblis gibi kaybedenlerden olurlar. Kur’an’da anlatılan ve “dilini sarkmış köpeğe” benzetilen kimse de, bu duruma düşmüş olan Belam’dır. (Araf(7/175-176)

İkinci bir delil de Balık Sahibi Yunus’tur. Yunus Peygamber, korkudan nereye kaçıyordu? Bu Allah’tan kaçış, itaatten kaçış, nefsinin hükmüyle itaatten çıkış ve yaptığı “zulüm-şirk” değil de nedir? Neden balığın karnında “Sen'den başka ilah yoktur, ben zalimlerden(şirk koşanlardan) oldum diyor? İşte Sonsuz Yüce’nin vahyi:

Balık sahibi (Yunus'u da); kızgınlıkla gittiği zaman; bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Karanlıklar içinden(balığın karnından) nida etti: "Sen'den başka İlah yoktur, Sen Yüce'sin, gerçekten ben zalimlerden oldum".
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız.
[ENBİYA(21)/87-88]

Üçüncü bir delil ise yine Sonsuz Yüce’nin Evrensel ve Sonuncu Azim Peygamberi Muhammed(s.a.v.)i uyarısıdır:

"Ey Nebi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldığını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
[TAHRİM(66)/1]

d) Bugünün temel meselesi “şirk” meselesidir. 1500 seneden bugüne; Kur’an’ın merkezi kavramları buharlaşmış, “şirk” tüm İslam coğrafyasında egemen olmuş, İslam’ın ”efradını cami, ağyarını mani” tanımı tarumar olmuş, “Yüce Allah’ın hukuku olan İslam” ortadan kalkmış, şirkin envaı çeşidi her yerde ve her işte sıradanlaşmış ve böylece Peygamberimiz(s.a.v.)’in diliyle:
“O gün(YS’de) benim ümmetim Ay’a ve Güneş’e tapmaz, ancak bilemedikleri bir şekilde şirk koşarlar” haberi maalesef bugün kaim olmuştur.

Evet herkesin bilmesi, öğrenmesi ve peşinden koşması gereken mesele “şirk nedir, ne değildir” temel meselesidir vesselam. Lütfen sitemizdeki İSLAM BÖLÜMÜ’nü ve özellikle aşağıdaki kaynakları inceleyiniz:

http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuran_da_islam.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavramlari_nasil_buharlasti.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_abd.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_ilah_islam.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/radikalizm_islam_degil_hastaliktir.asp "
Yukarı  
 
Gönderen:
Emre

Yer:
Diger

Tarih:
29 Mayıs 2016, Pazar
18:46

Alıntı Yap: Emre

Çalışmsnızda Adem a s ve Havva a.s ın Allah a şirk kotuğunu söylemişsiniz. Bu çok çirkin bi iftiradır. Hiç bir islam alimi o ayetleri bu şekilde yorumlamamıştır. Aksine bunun israilyst olduğunu bildirmiştir. Selametle
Yukarı  
 
Gönderen:
bahadır

Yer:
Balikesir

Tarih:
16 Mayıs 2016, Pazartesi
19:53

Alıntı Yap: bahadır

selamun aleykum..sayın bayraktar siteniz harika islama bilimsel anlamda bakmak için muazzam olmuş.kendimce eksik gördüğüm kısımı bildirmeyi affınıza sığınarak borç biliyorum...yaradılmışların en hayırlısı hz.muhammed aleyhisselam adına sitede birkaç hadisi şerif harici bir bilgi bulamadım.oda olursa çok daha mükemmel olur.çünkü her şeyin yaradılma sebebi onun nuru...yüce ALLAH...onun nuru hürmetine var etti herşeyi..saygılarımla başarılarınızın daim,sonumuzun hayırlı olması dileği ile ..
ALLAH a emanet olun.
Yukarı Mail: bahadirynbkr@hotmail.com 
 
Gönderen:
Gul

Yer:
Diger

Tarih:
10 Mayıs 2016, Salı
10:27

Alıntı Yap: Gul

Merhaba

Ben uzaylıların şeytan olduğunu düşünüyorum
Allah daha iyi bilir ya kesin onlar şeytan
Insan kaçırmalar insan ırkını bozmaya çalışmaları hep ondan. Kuranda ayetlerdr var uzayda farklı yerlere gitmek isteyen şeytanlara alev fırlatılıyor diyor. Allah bilir belkide insanlarla işbirliği yapiyorlar.
Zaten ayetlerde şeytan diyor insanlar senin yarattığını değiştircekler. Allah sonumuzu hayretsin Allah hepimizi korusun.
Yukarı Mail: soylufatih1@gmail.com 
 
Gönderen:
Yıldız

Yer:
Istanbul

Tarih:
08 Mayıs 2016, Pazar
23:49

Alıntı Yap: Yıldız

Tüm paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum. Paylaşımlarınız çok güzel, aynı zamanda o kadar açıklayıcı ki son zamanlarda karşılaştığım güzel anlatımlı yazılar var. Teşekkür ederim böyle bir site hazırladığınız için. Emeğinize, gönlünüze sağlık. Allah razı olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
Mahmut

Yer:
Istanbul

Tarih:
18 Nisan 2016, Pazartesi
08:30

Alıntı Yap: Mahmut

Esselamualeyküm

Suriye Zulmü videonuzu doğrusu gözyaşlarıyla izledim.Yada izlemeye çalıştım.Şu anda bile yazmakta zorlanıyorum.İnsanı yemekten, içmekten ayaklarını uzatıp oturmaktan gülmekten, gülümsemekten dahi utandıracak görüntüler bunlar.Emeği geçen herkesten Allah (c.c.) razı olsun.Yüce Allah amacına ulaştırsın inşaallah.Şu İslamcılar meselesine biraz kısa değinilmiş.Videonun amacının önüne geçmemesi şartıyla biraz daha geniş tutulabilirmiydi acaba.Birazcık vicdanı olanlar için bu video yeter ama daha şiddetli bir tokat'a ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Allah (c.c.) yardımcınız olsun
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
16 Nisan 2016, Cumartesi
00:15

Alıntı Yap:  YS

"Suriye Zulmü: İnsanlık Utansın!" belgesel video yayınlanmıştır.

http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/suriyede_zulum_video.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
15 Nisan 2016, Cuma
06:31

Alıntı Yap:  YS

Suriye zulmünü ortaya koyan belgesel videomuz yayınlanmak üzere...

Esed-İran-Urus(İtbarak) katilleri utanmaz! İnsanlık utansın!
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
01 Nisan 2016, Cuma
19:40

Alıntı Yap: Orhan

Peki anladım ...kesin olmak için sormuştum afedersiniz...teşekkürler herşey için...sayenizde bu yoldan döndüm..umarım daha çok aydınlatıcı bilgi paylaşımlarınız devam eder...

Şeytanın hilesini ortaya çıkardığınız içinde ayriyeten teşekkürlerimi sunarım...umarım daha çok kitlelere ulaşmanız dileğiyle...

(4/NİSÂ-76: İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.)
Yukarı  
 
Gönderen:
Ubeyd

Yer:
Diger

Tarih:
01 Nisan 2016, Cuma
01:15

Alıntı Yap: Ubeyd

Sayın Orhan acaba "uyanışa karşı çıkmak" derken neyi kastediyorsunuz? Günümüzde popüler olan uyanma, uyanış bilmem beyninizin ne tarafını uyandırın, yok bilinçatlı yöntemleri NLP'ler vs vs vs. Bunların hepsinin temelinde iblis fısıltıları ve onları dinleyen insan şeytanları var. Bu konu bariz bir şekilde ortada iken art arda sorular sormanız çok manidâr.

Esas uyanış insanın müslüman olup, iman etmesi ile olur, Rabbine köle olduğunda özgürleşir insan ve eğer Allah (c.c.)'a gerçek manada tevekkül ederse dünyası da ahireti de kurtulur. Ve ancak "nefsî karadeliğinden" kurtulmaya başlarsa uyanabilir.

Sizin saydığınız o saçma sapan uydurma ilerleme (!) durumlarının hepsi gerek İslamın içerisine enjekte edilmiş tasavvuf felsefesinde gerekse batıda popüler olan New Age (Kabbala) öğretilerinde olan sapkınlıklardır. Bırakın uyanmayı insan bataklığa gömülür haberi olmaz.

İnsanlık kendini bu mezkur şeylerle avutsun tek ve gerçek Kurtuluş (aydınlık) olan İslam'ın nuru yaklaşansaat'e kadar sönmeyecektir. Vesselam.


Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
31 Mart 2016, Perşembe
14:21

Alıntı Yap: Orhan

Teşekkürler..benim anladığım kesinlikle perdenin öteki tarafına geçmeyeceğiz sır kapılarını aralamayacağız,boyut atlamayacağız,ruhçuluk yalanına inanmayacağız,çeşitli psişik/telepatik güçleri olan kişilerden ve tekamül yolunda olan kişilerden uzak duracağız,çünkü onlar artık yarı insan- şeytan olmuş oluyor ve şeytanın tetikçiliğini yapıyorlar dünyaya egemen olabilmek için ..olay bumudur yani?yoksa yanlış mı anlamışım?

yani uyanışa karşı çıkacağız...sanırım altta ki Ayeti Kerim de bu durumu anlatıyor....

(34/SEBE-20 "Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir grup hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular."
Yukarı  
 
Gönderen:
Turabi

Yer:
Diger

Tarih:
22 Mart 2016, Salı
17:16

Alıntı Yap: Turabi

H. İsmail, Allah razı olsun...
Yukarı  
 
Gönderen:
H. İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
11 Mart 2016, Cuma
15:15

Alıntı Yap: H. İsmail

Sayın Orhan,
Bakara(2)/7 ve Kur’an’ın tamamında insanlığa sunulan gerçekler ve çağrıların tek bir amacı vardır. İslam’a(Allah’a teslim olmaya) çağrı.
Bu çağrıyı anlayıp kabul edenler elbette İslam’ı kabul edenlerdir, kabul etmeyip gerçeği örtenler, müşrikler ve kâfirlerdir. ”İslam”ı sahih akılla kavrayıp kabul ettikten sonra, şüphesiz bir şekilde tasdike dönüştürenler; yani “iman” edenler, dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerdir. “İman” giderek aklın işletilmesiyle güçlenir ve “ihsan” mertebesine ulaşır ve böyle bir kimse de, feraset-basiret sahibi olur, fitnelere düşmez, kimselerin göremediği, anlayamadığı şeyleri bu kimse anlar-hisseder, kalp gözünün açık olması da budur. Bu sadece İslam’da değil başka alanlarda da Allah, insana böyle bir meleke kazandırmıştır. Mesela bir alandaki bilim adamı, konusuna ne kadar hakim olur ve sürekli aklını işleterek araştırmalar yaparsa o kadar kendi alanının gerçeklerini keşfeder, başka bilim adamlarının göremediklerini görür.

Vahdeti vücutçu şeytani felsefede ise Kur’an’i kavramlar alt-üst edilmiş, bu kavramlara İblisce anlamlar yüklenmiştir. Nitekim bütün “müminler” Allah’ın dostlarıdır. Tabii ki imanda, yani bu dostlukta ileri giden muhsin derecesindeki müminlerin basireti-feraseti daha fazladır. Ancak kimse uçmaz, kaçmaz, gaybdan haber veremez, kimsenin kalbini bilemez, vs. vs.

İblis’in Batılılara hitabeden New-Age’ci Tasavvufi-Kabala felsefesinde ise “çakralı “ palavralarla, gerçek amaç saklanmıştır. İşin özü şudur:

Melek maskeli şeytanlarla ve onların ağzı olan medyumlarla işbirliği yapar, onlara itaat ederseniz, sizin çakralarınız açılır, şeytani inisinasyonu sonucu boyut atlarsınız, kendileri gibi yalancıktan melek olursunuz. Hâlbuki bu yolla değil melek, cin-şeytan bile olamazsınız. İçinize(kalbinize) yerleştirilen şeytanın, kalbinizde, sizi yöneten fısıltılarıyla yönetilirsiniz; boyut atladığınız sanırsınız, gerçekte içinizdeki şeytana itaat ederek şeytanlaşmış insan olursunuz. İblis’in istismar ederek kullandığı bu meseledeki gerçekler şunlardır:

1) Her varlık dünyada boyutuna mahkûmdur, kimse boyut atlayamaz, atlatılamaz. İki kişi cinlerden ve insanlardan boyut atlamıştır, tabii ki atlatan Sonsuz Yüce Allah’tır. Birisi önceden Azazel olan İblis’tir ki sonunda müşrik-kâfir olmuş kovulmuş, rütbeleri sökülmüştür. İkincisi İdris(Hanok) dur ve melek-insan olarak Rabb’ine köleliğini sürdürmektedir.

2) İkinci gerçek, mümin olarak ölen her insan, dirildiğinde melek-insan olarak dirilecek, cennette melek-insan olarak yaşayacaktır. Tabii ki tüm nefsi arzulara sahip melek-insan…

Bu iki gerçeğin dışında, Tasavvufta ve İblis öğretisindeki tüm iddialar; yalandır, kandırmacadır, cehalettir ve Adem’i cennetten çıkaran baştan çıkarıcı vaatlerdir, gerçek boyasıyla boyanmış yalanlardır.

İman etmeyen, etmeyecek olanlar; Hakk’ı, Allah’ın Peygamberlerinin çağrılarını duymak ve anlamak istemeyenler; yani müşrikler-kafirler; bu durumlarını sürdürdükçe, akıllarını kullanmadıkça kalpleri körelir, gözleri görmez olur, kulakları da gerçeği işitmez ve anlamaz olur. Bu süreci işlettikleri sürece mühürlenmiş olurlar, bu Allah’ın yasasıdır, Sünnetullah’tır. Bunun tersi de; Hakk’a kulak vermek, gerçekleri görmeye çalışmak, aklı işleterek İslam’a ve İman’a kucak açmak ve bu yolda ilerleyerek, kalb gözü açık, gerçeği görmesi, işitmesi güçlü ve nurlanmış olmaktır elbette. İşin özü esası bundan ibarettir…
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
10 Mart 2016, Perşembe
05:41

Alıntı Yap: Orhan

Teşekkürler dostum,
zaten hepsini okumuştum o yazılar sayesinde kendime gelebildim ...yoksa bende tekamül yolunda bir yolcuydum, şimdi ilgilenmiyorum , gerçi uyanmış insanlarla biraz problem yasıyorum ama zorla uyandırmaya calışıyorlar falan filan ama uyanmayacağım...çünkü sizin yazılarınızdan sonra buna inanmak biraz komik oluyor...bir korkumda yok çok şükür olsun....sadece altta ki Ayeti kerimde cok zorlanıyorum....belkide başka bir şeyi ifade ediyordur...bu arada sabırsızlıkla "Kadim Plan"ı yazınızı bekliyorum...ve gercekten cok üzülüyorum böyle sessiz sedasız masum insanların avlanmasına dur diyememek çok üzücü....umarım siteniz hep ayakta durur ve benim gibi bir çok insana hizmet eder, daha cok insana yayılır, tek temennim bu.....
Ama Altta ki Ayeti Kerim cok kafa karıştırıcı acıkcası şimdiden he rşey için özürdilerim ve teşekkür ederim...

"Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. BAKARA-7...
Yukarı  
 
Gönderen:
hsn

Yer:
Diger

Tarih:
09 Mart 2016, Çarşamba
19:29

Alıntı Yap: hsn

Sayın Orhan,

Sırra vakıf olmak, çakra açmak, yükselmek, boyut atlamak..vs gibi kavramları kullanarak insanları avlayan şeytan masalları ile ilgili YS’de bir çok ifşa edici ve insanlığa ışık tutan araştırmalar okuduk. Onlardan bazı bölümler aşağıda, ancak gerçeği arıyorsanız bu yazıların tamamını dikkatle okumalısınız.
…….
“Kristal çocuklar, İndigo çocukları, çakra açıcılar, reikiciler, şifacılar, ruh çağırıcılar, foton kuşakçılar vs. daha bir sürü Yeni Çağ Dini (New Age) altındaki sayısız tarikatlar, amip gibi çoğalıyor, yayılıyor ve ahtapot gibi Batı'yı kuşatmış bulunuyorlar. Bunların, Doğu'daki benzerleri; mistisizm, ezoterik tarikatlar, Hinduizm, Sufizm, Transandantalizm, Zen Budizm, şifacılar, kabbalacılar; Yeni Çağ felsefesinin, Doğu'daki tarihi versiyonlarıdır.”
…….
“Defaatle belirttiğimiz gibi "boyut atlama-bir üst boyuta geçme" tezi, "evrim teorisi"nin en büyük çıkmazıdır. Ateist-evrimciler, kalp körlüğünden dolayı farketmeseler de; Allah, yarattığı her varlığı, kendi boyutuna mahkum etmiştir. Allah'ın dışında; Başmelekler de dahil hiçbir kimse, "varlıklar"a, yahut insanlara boyut atlatamaz. Bir sineğin dahi boyutunu değiştiremezler. İblis ve beyinsiz köleleri ise, Allah'a rağmen hiçbir halt edemezler. Bugün canlıların sınıflandırılmasında en alt kategori olan "Tür" bile aşılamamıştır. Bu hayallere, "hayal tüccarları"nın da tahrikiyle kendini kaptırmış evrimci bilimcilerden bir kısım moleküler biyologlar, şu an evrim sürecinin ellerinde olduğu zannına kapılmışlardır.
…..
İnsanları boyut atlayıp, melek olacakları, ya da tanrılaşacakları yalanlarıyla avlayan bu hayal tüccarı cin-şeytanlar ve işbirlikçileri medyumlar; hiç durmadan-dinlenmeden bu yaldızlı palavraları tekrarlıyorlar. Bu sözler, zamana-şartlara bağlı olarak insanlık tarihinin başlangıcından beri fısıltılar halinde tekrarlanıp duruyor. Adem de, cennette güven ve mutluluk içinde yaşarken; aynı fısıltıların kurbanı oldu. Melek olacağını sanıyordu, cennetten kovuldu. Kendisini kovduran ise elbette Azaz-El'ken İblis olan hayal tüccarıydı. İnsanoğluna karşı bitmez-tükenmez hırs ve kin taşıyan İblis, o günden sonra ademoğlunun peşini bırakmamış; tezgahını dünyada kurmuştur.
……
"Vahdeti vücutcu tasavvuf"un, Allah'la-insan arasında kurduğu "bütün-parça", "zat-suret", "ben, o; o, ben" ilişkisi en büyük şeytanca yalandır. İblis, dün nasıl tasavvuf yoluyla İslam toplumlarını ifsad ettiyse; bugün de Başmelek Mikail postuna bürünerek Batı toplumlarını, aynen Adem'i kandırdığı gibi kandırmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Ne diyor? "Sizde Tanrılık saklı, bize itaat eder, meditasyon yapar ve sizin rehberleriniz olmamıza izin verirseniz, size boyut atlatır, Tanrılık boyutuna çıkarırız." Bu şeytan sözleri, tasavvuftaki "fenafillah"ın kestirme yolu.. Bugün dünyada; özellikle ABD'de milyonlarca insan, bu "melek olma, Tanrı olma yalanı" peşinde koşmaktadır. Vah zavallı kibirli aldanmışlar vah!...Taktik aynı taktik... İblis, Adem'e kurduğu tuzağı, onun çocuklarına da aynen kuruyor ve işletiyor. Heyhat nerde ders, nerde ibret!

http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilar/evrimcilerin_ustun_insan_hayalleri.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/mart/mart42.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
08 Mart 2016, Salı
10:58

Alıntı Yap: Orhan

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. BAKARA-7...

Bu gözümüzde ki kulaklarımızda kalplerimizde ki mühürleri açınca boyutmu atlamış oluyoruz acaba..öte alemin sırlarına vakıf mı olmuş oluyoruz..yani kalp gözü ve 3.göz çakrasını açmamız mı gerekiyor...Açmazsak kafir mi oluyoruz???eğer çakra olaylarına gireceksek beden de ki bütün mühürleri ,çakraları açmamız mı anlamına mı geliyor,bu da yüksek benliğe giden yol oluyor Ruhculuk olaylarına giriyor.... bu konuda sıkıştım...yardımlarınızı bekliyorum...

Birde velhasıl hidayet konusu var bu konuyla ilgilide görüşlerinizi cok merak ediyorum acaba....

şimdiden teşekkür ederim herşey için...
Yukarı  
 
Gönderen:
huseyn

Yer:
Diger

Tarih:
24 Ocak 2016, Pazar
11:42

Alıntı Yap: huseyn

Bunlar daha dünyanın iyi günleri. Olaylar yavaş yavaş olgunlaşıyor. Yaklaşansaat'e doğru adım adım yaklaşılıyor. Herkes sanıyor ki -iblis ve adamları dahil- kendi planı kendisini kurtaracak! Fakat bilmezler ki bütün planlar Yüce Allah'ın planının içerisindedir! Kimin ne kadar kadim planı olursa olsun Allah'ın planından, hazırladığı akıbetten kaçış yoktur.

Esas mesele kişinin bu planlara-fitnelere karşı ne kadar hazır ve teyakkuzda olduğudur. Kişi imanını, hassasiyetlerini zayıflattığı anda tuzaklara açık hale geliyor.

Yapılacak tek şey Allah'a kölelik bilincini ve teyakkuz halini sürekli açık tutmak ve Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak. vesselam

Yukarı  
 
Gönderen:
orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
14 Ocak 2016, Perşembe
10:16

Alıntı Yap: orhan

KADİM PLAN: İBLİS DÜNYAYI ELE GEÇİRMEK ÜZERE.. Bu yazı ne zaman tamamlanacak 1 senedir bekliyorum yayımlanmadı daha vazmı geçildi acaba??
Yukarı  
 
Gönderen:
Ali

Yer:
Istanbul

Tarih:
12 Ocak 2016, Salı
22:18

Alıntı Yap: Ali

Sayın Hakan Sengel,
Dabbet-ül arz, Yaklaşan Saat’in ilk alametlerinden değildir, aksine en son alametlerinden birisidir. En son önemli bir alamet Güneş!’in Batı’dan doğması ve tövbe kapısının kapanmasıdır. Dabbet-ül arz bu büyük alametten az önce ortaya çıkıp, kendisini Müslüman sanan birçok müşrikleri ve alimlerini “kafir” diye damgalayacaktır. Mescitleri ve namazları da onlara bir fayda sağlamayacaktır. İşin özü budur. Dabbetül arzla ilgili 27/82 ayetini ve ilgili hadislerin tamamını dikkatlice incelerseniz, bu meselenin doğrusunu kavrarsınız.
Yukarı  
 
Gönderen:
hakan Sengel

Yer:
Izmir

Tarih:
14 Aralık 2015, Pazartesi
15:08

Alıntı Yap: hakan Sengel

Saygıdeğer hocalarım,kıyamet sürecinde,doğal-afetlerin belirginleşmesi,ilk işaretler olduğu için,eğer izin verirseniz ve yadırgamazsanız,bu doğal-afet belirimleri ile,Kur´an´da geçen,''dabbet-ül arz'' mefhumu çok yakından bağlantılı olduğu için,olması gerektiği için,bu ''DABBET-ÜL ARZ'' mefhumunun,şu aşamada,doğal afetler eşliğinde ilk kıyamet alameti olması bakımından,önemli bir mefhum haline geldiğini,belirtmek isterim.Fakat,nedense,birçok saygıdeğer alimimiz,ahir zamanın ''doğal afetleri'' ile ''dabbet-ül arz'' arasındaki doğal bağlantıyı farkedemiyorlar,diye düşünmekteyim.Esasen,ahir zamanı işaret eden doğal afetlerin belirişi,aynı zamanda,kıyamete giden güzergahta(=süreçte),ilk işaret olan ''dabbet-ül arz´ın'' da çıktığı anlamına gelir.Dolayısıyle,esasen,ahir zaman sürecinde,kıyametin ilk işareti,''dabbet-ül arz''´ın çıkmasıdır,kanımca.Zira,sevgili Rabbimiz,''dabbet-ül arz'' için,''kıyametin eşiğinde,iman etmeyenler için'' ,mealen,''O söz(kıyamet vakti) kapıya dayanınca,yer´den bir dabbe çıkarırız......'' şeklinde,ilk işareti,''dabbet-ül arz'' üzerinden vericeğini,bence,açıkça belirtiyor.Dolayısıyle,siz sevgili ve saygıdeğer hocalarıma,bu kıyamet hususuyle,ciddi biçimde ilgilenen müminler olarak,bu farkındalığımı sunmayı,konunun ehemmiyeti açısından,gerekli gördüm.Ve,ayrıca,gördüm ki,hemen tüm alimlerimiz,''dabbet-ül arz'' ibaresini,çok yalnış tefsir etmektedirler.Bu ''dabbet-ül arz'' ibaresine ilişkin,Rabbimin iznine,hoşgörüsüne,desteğine ve siz değerli hocalarımın da anlayışına sığınarak,kendimce,gereken yorumları,sizin,''YOUTUBE'' taki,''Japon depremi-1'' videonuzun,YORUM kısmına yaptım.Umarım,Yüce Allah,beni utandırmaz,yorumlarımda.Ve,sizin sitenizden de,faydalanmaya çalışan biri olarak,sizlerin yaptığı bu değerli çalışmalar ve uyarılarınız için,sizlere çok teşekkür ediyor ve Yüce Rabbimin,çalışmalarınıza kolaylıklar,hayırlar ve başarılar lutfetmesini niyaz ediyorum.Sağlıcakla......Dab.
Yukarı Mail: hakansengelmurat@yahoo.com.tr 
 
Gönderen:
BİR KÖLE

Yer:
Diger

Tarih:
12 Aralık 2015, Cumartesi
16:51

Alıntı Yap: BİR KÖLE

İnsanı derinden etkileyen Suriyeli küçük bir kızın yazdığı vasiyet mektubu

"Bu benim vasiyetimdir. Canım annecim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ’O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ’Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık cennete yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de cennete yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim"
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir okuyucu

Yer:
Diger

Tarih:
10 Aralık 2015, Perşembe
10:09

Alıntı Yap: Bir okuyucu

İnsanlık tarihinde demircilik elbette Davud’la başlamamıştır ancak Kur’an, Davud için şöyle der:

“Muhakkak, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber dönün(tesbih edin)!" dedik. Ona demiri yumuşattık.
"Geniş (zırh) imal et, örgüsünü ölçülü yap. Salih işler yapın. Muhakkak Ben, yaptıklarınızı görmekteyim."”
[SEBE(34)/10-11]

Davud’tan önce de demircilik kadim bir meslek olarak mevcuttur. Yec’üc-Mec’üc’le ilgili destanda bahsedilen Demirci Debet efsanesi Davud’tan çok önce olmalıdır. Davud, İdris oğlu … Nuh oğlu Sam oğlu … İbrahim oğlu İshak oğlu Yakup soyundan İsrailoğulları’ndandır. Türkler ise İdris oğlu … Nuh oğlu Yafes soyundandır. Sam soyu; Mezopotamya’dan Ortadoğu’ya ve Arap Yarımadası’na yayılmıştır. Yafes soyu; Cudi Dağı’nın kuzeyi, Kafkasya ve Kuzey doğusuna Asya’ya doğru yayılmıştır. MÖ 720’li yıllarda İsrailoğulları’ndan 9,5 kabile, Hazar’ın güneyine sürülmüş, buradan da kuzeye Kafkasya’ya Hazar’ın doğusuna göç ederek Sam oğullarıyla, Yafes oğulları birbirine karışmıştır. Nitekim daha sonra da Kafkasya’da Hazar devleti ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra da İsrailoğulları’nın “demircilik sanatı” Kafkasya’ya taşınmıştır.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
12:36

Alıntı Yap: YS

Sayın Süleyman,
Yakında bu konuyla ilgili bir okuyucumuza mailden verdiğimiz cevap aşağıdadır:
Bu analizde sadece can alıcı noktalara işaret eden çok özet bir açıklama yapılmıştır. Merak eden okuyucularımıza bir fikir verir kanaatindeyiz. Aşağıdaki tespitler üzerinde dikkatle durunuz:
1) Yaklaşan Saat'te dünya yaşamını yok edecek arka arkaya iki süreç yaşanacaktır: Bunlardan birincisi; bugün yaşanan parçalı dünya savaşının, giderek yoğunlaşan ve yaygınlaşan küresel savaşlara dönüşüp, sağduyudan, akıldan yoksun hale gelmiş şeytanlaşmış yöneticilerin, insanlığın helakını hazırlaması şeklinde olacaktır. Birinci süreç budur.
2) Bu süreçte dünyaya, hakim, gizli, küresel, parasal, derin Siyonist Güç egemendir. Önceden masa başında gerekli planlar yapılmıştır ve bu planlar uygulamaya konmuştur. Orta Doğu'daki sözde İslam toplumlarının iktidarlarının yıkılışı ve ortaya çıkan kaos, mezhep çatışmaları, İslam’la alakası olmayan ancak İslam adına hareket eden daeş, el-kaide gibi radikal (Sitemizdeki "RADİKALİZM İSLAM DEĞİL HASTALIKTIR" yazımızı lütfen okuyun.) örgütlerin icrai faaliyetleri bu cümledendir. Önceden el-kaide'yi oluşturan, yönlendiren bu derin Güç, el-kaide'nin içinden daha vurucu, daha hastalıklı, daha harici bir daeş örgütü üretmiştir. Bu Güç'ün amacı şudur:
a) İslam coğrafyasındaki toplulukları, mezhepleri birbirine kırdırmak, bu bölgeleri paramparça ederek bölgedeki kaynakları ve toplulukları daha kolay bir şekilde kontrol altına almak, yönetmek.
b) İnsanın ve insanlığın tek kurtuluş dini olan İslam’ı çirkin, akıl dışı ve insanlık dışı terör dini olarak göstermek.
c) Nihai olarak İslam etiketli bu radikal-hastalıklı gücü-enerjiyi harekete geçirerek, İslam-Hristiyan çatışmasını körüklemek. İblis’in yönettiği bu derin Güç, Hristiyanlıkla savaşamayacağına göre, İslam’dan doğan bu radikal enerjiyi kullanmak ve böylece küresel hakimiyetine engel olabilecek bu iki büyük din potansiyelini etkisiz hale getirmek. Bu derin Güç’ün, bugüne kadar Hristiyanlığı kendi amaçları için tepe tepe kullandığı unutulmamalıdır.
Özelde Suriye meselesine baktığımızda Rusya’yı oraya sokan bu güçtür. Amaç; ABD’nin yapacağı pis işleri Rusya’ya yaptırmak; Arapların, Türklerin düşmanlığını Rusya’ya yöneltmek. Bugün Rusya bir taraftan Esed muhaliflerine amansızca saldırırken diğer taraftan PYD’yi silahlandırıyor. Putin’de zerre kadar aklı-selim olsa bu şekilde hareket etmez. Bu yaptıkları Rusya’da bir iç savaşın başlamasını kaçınılmaz kılacaktır.
3) İkinci süreç; Yaklaşan Saat’in katastrofik felaketleridir. Sonsuz Yüce Allah’ın dünyayı adeta bombardımana tabi tutmasıdır. (Sitemizdeki Eski Kavimler/Yaklaşan Saat bölümünü okuyunuz)
4) Bu aşamada Deccal ortaya çıkacak; insanlık da ikiye bölünmüş olacaktır. Büyük çoğunluk Deccal’e tabi olacak az bir çoğunluk ise ona karşı duracak ve gerçek İslam toplumunu oluşturacaktır.
5) Bütün planlar Sonsuz Yüce Allah’ın Planı’na hizmet eder ve Allah ne diyorsa o olur.

Yukarı  
 
Gönderen:
Süleyman

Yer:
Ankara

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
12:22

Alıntı Yap: Süleyman

Sitenizi ilgiyle takip ediyorum. Önemli temel konularda gözümü ve gönlümü açan müthiş araştırmalar var. Üç sene önce yaptığınız Suriye analizi geçerliliğini koruyor. Ancak yeni bir değerlendirme yeni bir analiz hiç olmazsa bu forumda olamaz mı? Başarılarınızın devamını Allah'tan diliyorum. Selam ve hürmetle...
Yukarı  
 
Gönderen:
ziyaretçi

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
08:55

Alıntı Yap: ziyaretçi

Selamlar. Sitenizde Yecüc ve Mecüc konusunu okurken Kafkasyadaki Nartlar ve Demirci Debet dikkatimi çekti. Malumunuz Davut A.s demircidir. Aceba Debet Davut a.s olabilir mi bunla ilgili araştırmanız var mı?
Ve demircilikle ün salmış Türkleri düşündüğümüzde Davut A.s 'ın demiri ilk işleyen kişi olması tevafukmudur yoksa Davut A.s türk müdür?
Sitenizle iki gündür tanışığım ve heyecanla takip ediyorum Allah gücünüze güç ilminize rahmet katsın.
Yukarı  
 
Gönderen:
ziyaretçi

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
08:46

Alıntı Yap: ziyaretçi

Selam ve saygılar. Araştırma yazıları çok hoş. Kaynak verilerek somut olayradan bahsedilmesi ve mevcut delillere dayanarak yorumla tez ortaya atılması bütünleştirici olmuş. Emeğinize sağlık. Allah razı olsun.
Uzun zamandır araştırmak istediğim can alıcı konuları tek tıkla ve onlarca kaynak verisiyle desteklenmiş olarak buldum. Eyvallah...
Yukarı  
 
Gönderen:
MURAT HAKAN YILDIRIM

Yer:
Istanbul

Tarih:
01 Kasım 2015, Pazar
22:52

Alıntı Yap: MURAT HAKAN YILDIRIM

SİTENİZLE YENİ TANIŞTIM. DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMENİYİM. DİNLER TARİHİ ALANINDA DR.YAPTIM. YAZILARI TAKİP EDECEĞİM VE YORUMLARIMI PAYLAŞACAĞIM. AYRICA ÇEVREMDEKİLER DE TAVSİYE EDECEĞİM. AYRICA BAZI MAKALE ÇALIŞMALARIMI DA İMKAN VERİLİRSE PAYLAŞMAK İSTERİM.
Yukarı Mail: murathakan.yildirim@gmail.com 
 
Gönderen:
Ahmet

Yer:
Diger

Tarih:
10 Ekim 2015, Cumartesi
19:21

Alıntı Yap: Ahmet

Önce afaki-keyfi soru nedir ne değildir onu öğrenin. "Arap Baharı,Suriye Zulmü Büyük Plan" başlıklı analizde sorunuzun cevabı hatta sormadıklarınızın da cevabı TEMİZ bir akıl ile okuyan insanlar için mevcuttur.
Zaten size alıntı yapmış olduğum analizi

"Daha önce paylaşılmış olan ve kopyaladığınız yazıyı önceden okumuştum ve islam dünyası olarak bu olayları herhangi 2-3 deneme yazısıyla tamamen anlayabileceğimizi, yorumlayabileceğimizi sanmıyorum"

diyerek nasıl bir kafa ile okuduğunuz anlaşılmaktadır. Ayrıca şu cümleniz de okudum demiş olduğunuz analizden hiç bir şey anlamadığınızı da ortaya koymakta:

"bilgilerimiz(niz)in ışığı olayların karmaşıklığı karşısında yetersiz kalıyor".

Bugün Ortadoğuda özellikle Suriye'de yaşanan olaylar dünyanın topyekün olarak Kıyamet Savaşına-Mezhep Savaşına gittiğini göstermektedir. Ve YS sitesi, bu gidişatı ve gidişat sonrasını 2013 yılında yazılan analizde açık bir dille ifade etmiştir. Ayrıca YS sitesinde yer alan yorum-analiz için "2-3 deneme yazısı" ifadeniz çok çirkindir. Eğer adam gibi okumuş olsaydınız yorum-analizlerin 2-3 deneme yazısı olmadığını bilakis, bugün yaşanan olayları ve bundan sonra yaşanacak olayları öngören derin bir analiz olduğunu anlardınız.





Yukarı  
 
Gönderen:
birgaripkul

Yer:
Diger

Tarih:
08 Ekim 2015, Perşembe
20:56

Alıntı Yap: birgaripkul

Ahmet, öncelikle sorumun afaki-keyfi bir soru olduğunu zannetmiyorum. Şu günlerde yaşanan olayların ys okuyucuları olarak nasıl yorumlayabileceğimizi görmek istedim. Daha önce paylaşılmış olan ve kopyaladığınız yazıyı önceden okumuştum ve islam dünyası olarak bu olayları herhangi 2-3 deneme yazısıyla tamamen anlayabileceğimizi, yorumlayabileceğimizi sanmıyorum ve bilgilerimiz(niz)in ışığı olayların karmaşıklığı karşısında yetersiz kalıyor.. Saygılar..
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1317 Toplam Sayfa Sayısı: 33
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. . . . 31. 32. 33. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat