yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 


 
Gönderen  Aranacak Kelime
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
26 Şubat 2019, Salı
17:00


Orhan arkadaş,
Site’yi incelemeniz yahut kitapları okumanız tavsiye edildi. Bu ciddi çalışmayı yaptıktan sonra sorularınız olursa elbette cevap verilir. Ancak bunu yapmadan kolayına kaçarak sorular sorarsanız, bu sizi bir yere götürmez. Acizane benim tavsiyem bu…BÜYÜK PATLAMA,EVREN TEORİLERİ VE “KURAN EVRENİ” yazısını yahut kitabını okumalısınız. Özellikle “EVRENLER HERŞEY: “ANA BİLGİSAYAR”DADIR bölümüne bakınız.
İblis imzalı filmdeki “çok boyutlu Matrix”de bir gerçeklik vardır elbette…İblis ve adamları, bir kısım gerçeklere, yalanları giydirerek aldatıyor…
Sonsuz Yüce, sonsuz boyutlu Rabb’imiz, önce ANA BİLGİSAYARI(LEVHİ MAHFUZ)u yarattı, sonrada her şeyin yaratılışını ve kaderini taktir etti. Zamanda bir boyuttur ve zamanı da yarattı. Ve zamansız bir boyutta yaratıp imtihan ettiği nefislerimizi daha sonra zamana bağladı. Zamana bağlı olan yaşamda herkesin ne yapacağını ve her şeyini bize göre(yani zamana göre ) gerçekleşmeden bilir. Kur’an bunu açıkça bildirmektedir. Mahşer'de ve de Cehennem'deki tartışmalarda dahil olmak üzere…
Yukarı  
 
Gönderen:
Tuhaf

Yer:
Diger

Tarih:
26 Şubat 2019, Salı
14:32


Merhaba, ye'cuc me'cuc yaziniz gerçekten etkileyici.fakat Orhun yazıtlarınin kuzey yüzü ile ilgili hiç bir şey yazılmayisi,oğuz kağan-zulkarneyn benzerliğine değinilmenesi dikkatimi çekti.nuh tufanı ile ilgili de Kürdistan diyerek bahsedilen bölgeler var.yanlis anlaşılmak istemem sadece merak ettiğim için soruyorum aydinlatirsaniz Cok sevinirim hayırlı gunler
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
26 Şubat 2019, Salı
12:51


Hadid Suresi, 22. ayet: Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.

Bu ayete bakışınız nasıldır acaba,kader açısından?Biz gerçekten bir matrixin içinde mi yaşıyoruz?ve yarınlarımız bugünden belli mi sadece biz zamanı gelince izliyoruz...Bir yorum yapmanız mümkünse cok sevinirdim gerçekten.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
25 Şubat 2019, Pazartesi
21:36


Dediğiniz gibi; Utanma ve çekinme olmasa insanlar şeytanlaşır. Malesef artık insanlar bu durumda. Artık ne çekinme ne utanma...
Allah en doğrusunu bilir; cevabınız gerçekten tatmin edici. Umuyorum Allah bizi tertemiz sadık köleleri yapar. Sizin de doğru yolda olduğunuzun kanıtıdır. Ve biz buna şahitleriz.. Cevabınız için Allah sizden razı olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
25 Şubat 2019, Pazartesi
17:53


Sayın Bir köle,

Sorunuz oldukça önemli ve kolay anlaşılmayan bir meseleye parmak basmış bulunuyorsunuz. Vereceğimiz cevapta, “insanlardan çekinme ya da kınanma” meselesi ve bunun makul ve meşru sınırları açıklanmalıdır. Bu sınırlar ortaya konurken, ”şirk”e düşme tehlikesi üzerinde durulmalıdır. Bu meseleyi açıklarken ilgili Kur’an ayetlerinin tamamına yer vererek, meseleyi bütün yönleriyle ve delilleriyle sunmamız, takdir edersiniz ki bir kitap hacmini aşar. Bu nedenle konuya açıklık getirmek için yine maddeler halinde tespitlerde bulunarak, kestirme bir yol izleyeceğiz.

1) İslam’da; “cezalandırılma ve kınanma korkusu”nun ya da “utanma-çekinme duygusu”nun kaynağı, prensip olarak ve de mutlak anlamda elbette Allah’a aittir.

2) İnsanın yaratılışında-fıtratında “utanma-çekinme” duygusu vardır. Şayet bu olmasaydı, insanoğlunun bugünkü hali aranır olur, insanlık daha hızlı ve akıl almaz bir şekilde şeytanlaşır ve dünya hayatı yaşanmaz olurdu. İnsanoğlunun bu fıtratıdır ki; insanın insandan dahi utanması-çekinmesi dolayısıyla dünya kısmen de olsa yaşanır haldedir.

3) Allah’tan korkmak-çekinmek ve Allah adına kınayanların kınamasından korkup-çekinmek, tabii ki bu konuda meşru sınırı belirlemektedir. Bir Müslümanın, insanların kınamasını önemsememesi yahut insanların muhtemel kınamasından etkilenmemesi, fıtrat itibariyle mümkün değildir. Elbette bir Müslüman, insanların nazarından etkilenir ve de bu bakışı dikkate alır. Ancak bir Müslüman, kınanacağını düşündüğü konuda, Sonsuz Yüce’nin bir “hükmü” yahut “emri” söz konusu ise onu behemehal yerine getirmelidir. Aksi halde “şirk” olur. Yahut Allah’a rağmen insanların kınamasıyla hareket ediyorsa o konuda insanları “ilah” edinmiş olur. Bu hareket tarzı genelse “müşrik” olur. Sadece bir işte-amelde öyle davranıyor ve fakat fark edip genel durumunu düzeltiyorsa, sadece o konuda şirke düşmüş ve de ameli boşa çıkmış olur.

4) Peygamberlerle, normal Müslümanlar arasında bir fark vardır, o da şudur: İnsanlar için normal olabilecek “kınanma ve çekinmeler”, Peygamberler için bir kusur ve hatadır. Bunun bir örneği de 33/37’deki “hata” ve Yüce Rabb’imizin bu hatayı kınaması ve düzeltmesidir. Kur’an’da, Peygamber’imizle ilgili çok sayıda benzer uyarılar ve düzeltmeler mevcuttur. Abese(80), Tahrim(66) süreleri ve 4/105, 6/35, 6/52, 9/43, 10/94, 11/12, 17/73, 17/86, 18/28, 33/1, ayetleri…

Yusuf, 12/42’de; hapisten çıkan arkadaşına; “beni efendinin yanında an” derken, hata yapmıştı ve bu sebeple hapiste biraz daha fazla kalmıştı. Çünkü her şeyi bilen ve gören Rabb’iyle bağlantılı olduğu halde, hapisten çıkmak için bir “sebebe” önem atfetmişti…

5) Bu arada Alemlere Rahmet olarak gelen Son Evrensel Elçi’nin, küçük de olsa çok sayıda hatalarının Kur’an’da zikredilmesi ve düzeltilmesi; Kur’an’ın, Allah’ın vahyi ve Muhammed(sav)in de Hak Elçi olduğunun sayısız kanıtlarından biridir. Kur’an’ın yazarı Muhammed’dir diyen ahmaklara duyurulur…

6) Gelelim 33/4, 33/5, 33/37’ye: Zeyd, Peygamber’imizin özgürleştirdiği manevi oğludur. Müşriklerde, o gün için “manevi oğul”, “gerçek oğul” olarak addediliyor ve manevi oğulun hanımı boşansa da onunla “manevi baba”nın evlenmesi haram sayılıyordu. Allah’u Teala, bu adeti-örfü değiştirmek istemiş ve Elçisi ’ne de, bunu vahiy yoluyla bildirmiştir. Ancak boşama gerçekleşince, Peygamber, Zeyd’den boşanan Zeynep’le evlenmeyi düşünmesine rağmen; müşriklerin-insanların-toplumun ayıplamasından-kınamasından-iftiralarından insan olarak çekiniyordu. Her insan çekinir ve bu durumdan etkilenir. Peygamberin durumu insan olarak normal, ancak Peygamber olarak normal sayılmıyor ve uyarılıyor. Peygamber’in hiç duraksamadan vahye tabi olması beklenmektedir.

Peygamber kınanmayla hareket edip, Allah’ın emrini geciktirecek, yahut bu emre uymayacak olsaydı “Müşrik” olurdu. Böyle bir şey asla söz konusu değildir, sadece insanların iftira ve ayıplaması endişesini kısa süreli yaşamıştır. Tabii ki bu insani bir durumdur. Peygamber olduğu için Sonsuz Yüce Rabb’imiz, kısa bir anlık da olsa bu endişeyi hata sayıp düzeltmiştir.

7) Yeri gelmişken bir hususa daha açıklık getirmemiz gerekir ki oda; Peygamberler robot değildir, insanlar gibi imtihana tabiidir. Hata işleyebildikleri gibi, itaatten çıkarak şirke düşenler de olmuştur. Bu tespitimize iki örnek Adem ve Yunus’tur. Bu ikisi de suçlarını itiraf edip Rabb’lerine dönmüşler ve bağışlanmışlardır.

Maalesef bugünün “din anlayışı”; “Peygamberler”i, ”Sahabeleri” ve de “din önderleri”ni sürekli kutsayarak şirke dönüştüğü için bu gerçeğe kör olmuştur.

Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
25 Şubat 2019, Pazartesi
00:52


Selamlar YS,
Ahzap 37’de geçen “ Oysa Allah çekinmene daha layıktı” bu ifadeyi sizin yorumunuzla dinlemek istiyorum. Allah’ın bir kölesi elbette O’na sadık olmalıdır; O’ndan çekinmelidir bunu biliyoruz. Şu kısa ömürde bizim İnsanlardan değilde Allah’tan çekinmemiz için, örnekleme yaparak biraz açıklarsanız bize faydalı olacaktır İnsallah.. Teşekkürler.
Yukarı  
 
Gönderen:
Aybüke

Yer:
Diger

Tarih:
24 Şubat 2019, Pazar
17:09


"VAHDETİ VÜCUT FELSEFESİ": "NEW AGE FELSEFESİ"yazısından bir alıntı;

Bugün "New Age Dini(Yeni Çağ Dini)'', dünyada gittikçe yaygınlaştırılan bir "lego dini"dir. Küresel sermayenin, İblis ilhamlarıyla yeşerttiği bu "Küresel Deccal Dini"; İslam'ın, yakın gelecekte dünyaya hakim olmasından kısa bir süre önce; "Yaklaşan Saat"in az bir zamanında dünyaya egemen olacak bir sapkınlıktır. Bu dinin yapımcısı, "İblis'in Lemurya şeytan toplumu"dur. Maalesef İblis, "Yaklaşan Saat"te dünya insanlığını bu havuzda toplamanın, "şeytani altın çağı" inşa etmenin eşiğinde bulunmaktadır.

Yukarı  
 
Gönderen:
salih

Yer:
Diger

Tarih:
24 Şubat 2019, Pazar
00:48


Yaşadıklarınızdan sonra gerçeği görmeniz ve bu şeytani oyunları fark etmeniz bana http://www.yaklasansaat.com/dinler/yaklasansaatte-beklenen-mehdi-degil-isadir.asp
Yazıyı anımsattı ve giderek artacak olaylara karşı daha tedbirli olunması gerektiğini fark ettirdi
“… Bugün dünyanın karşı karşıya bulunduğu "beklenen felaketler", bir "açık işaret"tir. Bunlar giderek artacaktır... "İblis ordusu"nun, "Deccal" adına dünyayı aşama aşama ele geçirmek için uygulamaya koyduğu plan ve cin-şeytanların tüm propagandaları; yanıltıcı-aldatıcı faaliyetleri ortadadır. Nitekim 1987'de başlatılan "cin-şeytanlar"ın insanlığı ele geçirme operasyonunun adı: "Harmonic Convergence"(insanlığa harmonik yakınlaşma)dır. "Yaklaşan Saat Sitesi", bu işaretleri ve alametleri en güzel bir şekilde yansıtmaktadır. Ciddiyetle izleyen okuyucular, bunları görmüşlerdir ve bundan sonra da görmeye devam edeceklerdir.”
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
23 Şubat 2019, Cumartesi
12:40


Belki diğer New Age okuyucularına araştırmacılarına örnek olurum diye yazıyorum bu yazıyı lütfen başka tarafa çekilmesin.

Mayaları okurken gökten inen tanrılardan bahsediyorlardı.Anunakiler dünyayı altın için sömürüyorlar bilgisi gelmişti arkasından nitekim ki dünyada ki en değerli maden olmasının sebebi bu olabilir diye düşünmüştüm.Bir süre sonra karşıma bir bayan cıktı En el Hakkım diye dolanıyordu ortalarda.Ben Tanrıyım diyordu.O zaman anlamıştım şirk bataklığına gömüldüğümü.Ardından melek mesajları,, uzaylı mesajları geldi.İlk başlarda deli bunlar herhalde demiştim ,,ama çok zeki olduklarının farkına varınca olayı anlamak için yüce Rabbimden izin isteyip bir içlerine girmek istedim..pleadisliler diye ilk uzaylı kitabini okudum orada Tanrının bizi başı boş bıraktığı kendi annesini babasını aradığını söylüyorlardı o zaman tabi ki de ihlas surasinin anlamını bilmiyordum...Bizi isterseniz deneyebilirsiniz demişlerdi mesajlarda bende denemek istedim...Sürekli sevgiden konuştukları için korkmuyosunuz...2 sene mesaj okudum Bm mikail -cebrail-rafael-metatron--tobias-ramtha-kryon sanki mesajlar artık bana geliyormuş gibi oluyordu o kadar aklımı almışlardı başımdan...algımı ele geçirmişlerdi tabi ben bunların hiç birinin farkında değildim.sazan gibi oltaya takılmış ilerliyordum uyanış yolunda...Güyya uyanıp dünyayı kurtaracaktık yaşımda cok küçük değildi aslında böyle bir yalana inanmak şimdilerde komik geliyor.En son mesajlarda artık hazır oldugumuz uyanmak isteyenlerin 6.boyutta uyanacağından bahsettiler ama bir sorun vardı Tanrı bizi seçmeyecekmiş biz Tanrıyı sececekmişiz.Burda uyandım ben her şeyin bir yalan olduguna...Bir an elimden Allah tuttu sanki...Eğer Tanrımızı kendimiz sececeksek Kuranın Tanrısını secmek daha mantıklı olur diye düşündüm en azından tanıdıgım bildiğim bir Allahdı küçüklüğümden beri dua ettiğim Allahımdı onu secmenin daha iyi olacağını düşündüm.Ne geldiyse ondan sonra geldi başıma...Sonra sizin sitenizi buldum baya psikolojim bozuldu kandırılmak hiç hoş bir şey değildi çünkü...Kuranı kerimi okudum orada da her şeyin ayrıntılı yazıldıgını öğrenince artık tamamen anladım Dünyayı ele geçirdiklerini....Sokaklarda peşime düştüler öldürücez seni vurucaz seni diye ama bir şey olmadı halen özgür ve hürüm...Sadece biraz akli dengem bozuldu oda dua zikir namazlar ilaçlarla toplandı...
Şimdi de bir köle olduğumu öğrendim bayada sevindim...Bir sahibimin olması çok hoş...En azından bu kadar büyük bir yalanla insanlık çok zor başa çıkabilir...Umarım daha çok insana ulaşırsınız ...Gerçi Yüce Rabbim kurtulmak isteyenlerin karşısına illaki çıkartır sizleri sizin gibileri ondan hiç şüphem yok...
Şimdi sizin kitaplarınızı söyledim artık araştırmam burada bitti belki yayınlamazsınız yazımı aykırı buldugunuz için ama eğer yayınlarsanız da şunu bütün kalbimle söylemek isterim her şey için teşekkür ederim gerçekten hayat kurtardınız.
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
23 Şubat 2019, Cumartesi
05:00


Sayın YS,bir amacım yoktu bugüne kadar tek amacım kurtulmaktı şirk batağından ...O da galiba bir köle olmaktan geçiyor...Allah razı olsun verdiğiniz bilgiler gerçekten altın değerinde...Bize düşense sadece okuyup idrak etmek ,,çok teşekkür ederim.Çalışmalarınızın devamını dilerim.
Yukarı  
 
Gönderen:
Gūlden

Yer:
Diger

Tarih:
23 Şubat 2019, Cumartesi
01:34


Bizi gerçek islamla tanıştıran sonsuz Yüceye hamdolsun..nasıl şükretsek yetersiz..en ufak gerçegi arayışı cevapsız bırakmayan Sonsuz Merhamet sahibi...Islamı kalbimize en sevimli kılsın şirki -kūfrü en kerih kılsın....
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
23 Şubat 2019, Cumartesi
00:24


Sayın meraklı, genel olarak insanların temel sorunu aynı. O yüzden forumda cevabınızı bulmanızın sebebi bu. Ama forumu gözden geçirmek okumak çok faydalı. Fakat forumu okumadan önce YS sitesinin ortaya koyduğu “İslam nedir ne değildir.” yazılarını okumanızı tavsiye ediyorum. Bütün sorularınızı bir yere toplayacak, düzene koyucağını düşünüyorum. Linkleri sıralıyorum:

http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_ilah_islam.asp

http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_abd.asp

http://www.yaklasansaat.com/dinler/Son_din_kuran_islami_buharlastimi.asp

Sitede biraz vakit geçirdikten sonra ne demek istediğimi anlıyacağınızı umuyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun
Yukarı  
 
Gönderen:
Meraklı

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
22:44


Merhabalar.ne zaman foruma baksam tam olarak sormak istediğim soruyu birinin sorduğunu görüyorum bu bir işaret mıdır nasıl oluyor bilmiyorum.orhan Bey'in sorduğu soruya benzer şeyler(çakralar 3.goz) sormak için geldim ve bu cevapları okudum.
Şirksiz “İslam-İman" konusunu daha detaylı nasıl öğrenebiliriz acaba? Nasıl tam olarak bahsettiğiniz gibi Muhsin olunabilir.arapca bilmeyen,bir kaç namaz süresi dışında dini bilgisi çok olmayan fakat.tek dileği Yüce Allah'ın rızasını kazanmak isteyen bir insan olmak için çabalayan bir kul için öneriniz nedir.
Selam ve saygı ile
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
20:09


Sayın Orhan,

Öncelikle şunu biliniz ki; sizin yahut başka birisinin samimiyetle sorduğu sorular bizi rahatsız etmez, aksine samimiyetle gerçeği-hakkı arayanlar, bizi memnun eder ve cevap vermekten kaçınmayız. Nitekim Bir köle de asıl peşinde olunması gereken “temel gerçeği” kaynaklarıyla birlikte ortaya koymuş ve “kalp gözünün açılmasının” ne anlama geldiğini güzel bir şekilde ifade etmiştir.

Ancak sizin amacınız ne, o çok net değil, “şirksiz İslam”ı mı soruyor-arıyorsunuz, yoksa “Allah’a ibadeti ve Allah’a zikir yoluyla yaklaşmayı“mı soruyorsunuz?

1) Şunu bilmelisiniz ki gerçek anlamda “teslim” olmadan, yani “şirksiz İslam”a ulaşmadan tüm ameller ve zikirler boştur. İslam’ına şirk bulaştıran bir kimse, milyonlarca kez zikirde bulunsa, amelleri tam olsa da boştur. Değil kalp gözünün açılması; basiret sahibi olması, böyle bir kimse kurtuluşa eremez ve de kaybedenlerden olur.

2) Şirk koşmaksızın Müslüman olan bir adam, ne kadar günah işlese de, amelleri eksik de olsa Allah’ın mağfiretine ulaşabilir. Peygamber’imiz(sav) bir hadisinde; “terazinin bir tarafına İslam’ı-Tevhidi, diğer tarafına amelleri koyarak” bize çok güzel ders veriyor. İslam’ı kabul eden bir kimse, hiçbir amel yapamadan ölürse cennete gider. Hayatı boyunca iyi ameller yapan birisi ise şirke bulaştığı taktirde kaybedenlerden olur.

3) Kişi Aklını işleterek Müslüman olur, Aklını işleterek Mümin olur, Aklını işleterek Muhsin olur ve Muhsin olanın da “kalp gözü(basireti)” açılır. Bugün şirk, İslam coğrafyasını kuşatmış, İblis’in İslam’a Tuzağı: İbni Arabi Tasavvuf Felsefesi”, tarikatlar yoluyla New-Age felsefesine dönüşmüş; boş ibadet ve zikir akılsızlığı beyinleri köreltmiş ve şeytanların istilasına adeta yol açmıştır… Hangi zikirden bahsediyoruz?

4) Unutmayınız “İblis ve avenesi“, “abidleri kandırır ancak “alimleri” kandıramaz” hak uyarısını hatırlayalım. Abid, aklını daha az kullanan ve çok ibadet edendir. Alim ise sürekli Aklını işleterek ilim sahibi olandır. Ancak bugün İslam buharlaşmış, dünya sevgisi kalpleri kuşatmış hangi alimden bahsediyoruz…

5) “Ayet-el Kürsi”, ilk defa burada açıklıyoruz, “İsmi Azam”ı içeren bir ayettir. Kur'an’ın zirve suresi “Bakara”nın zirvesidir. Her gerçek Müslümanın yatarken-kalkarken bunu okuması, Peygamberimiz tarafından tavsiye edilmiştir. Özellikle İblis’in ordusuna karşı bir kalkandır ve korunmadır. Kimin için? Elbette sadece ve sadece gerçek anlamda bir Müslüman için… Müşrik bir kimse 24 saat hiç durmadan Ayet-el Kürsi’yi okusa yahut Allah’ı milyon kere zikretse, değil kalb gözünün açılması, kaybedenlerden olmaya mahkûmdur… Elbette bu faydasız zikirleri teşvik eden ve şeytani etkiler ve yardımlarla; şeyhler, Fetullahlar üreten de İblis’in ta kendisidir. Şu ve bu ayeti yahut zikri tekrarlayarak “çakralarının(!) açılacağını sanan nice ahmak Müslümanlar(!)” vardır!

6) Şirksiz “İslam-İman” sahiplerinin Rablerini zikirleri ve ibadetleri elbette onlara fayda verir; imanlarını ve basiretlerini artırır, bunda hiçbir şüphe yoktur…
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
16:52


Sayın Orhan, İkimizde beraber YS den cevap bekleyelim. Kendi adıma konuşuyorum, ki YS’ de aynı fikirdedir; sen hiç rahatsızlık vermedin. Forumların, araştırmana katkısı olacağını düşünüyorum. Bol bol okumanı da tavsiye ediyorum. Çünkü YS sitesinde yazılar ve forumdaki konuşmalar Altın değerinde. Bunu okuduktan sonra anlıyacaksınız. Üşenmeyin okuyun.
Özellikle şunları tekrarlı okumanızı istiyorum. Bundan anlayacağınız kavrayacağınız şeyler var.

-Site haritası >> Merkezi kavram: “İlah ve İslam”
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_ilah_islam.asp

-Site haritası>> Merkezi kavram: “Kölelik-abd”
http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_abd.asp

-Site haritası>> SON DİN: “KUR’AN İSLAMI” buharlaştı mı?

http://www.yaklasansaat.com/dinler/Son_din_kuran_islami_buharlastimi.asp

Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
14:30


Ben aslında hayat amacını arayan garip bir insandım. Araştırmam aztek-mayalarla başladı,, new age camiasıyla devam etti,sonrada yol bu siteye çıktı.Araştırmam Kuran-ı Kerimle son buldu...Bu Ayetel Kürsi bilgisine yeni ulaştım, siteyi aratmama rağmen geçerli bir sonuca ulaşamadım, en son çare olarak foruma sorma gereği duydum...gözümden kaçırdıysam özürdilerim,yahut rahatsız ettiysem tekrardan özürdilerim.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
13:10


Orhan’a;
Sorduğunuz soruya YS daha ayrıntılı cevap verirse bizde faydalanmış oluruz ama forumu gözden geçirmeniz bence araştırmalarınıza katkısı olur. Forumdan;


İslam’a giren yahut İslam’ı kabul eden herkes aynı anda “mümin” olmuş değildir. Hucurat(49)/14'de bildirilen bedeviler de böyledir. Ancak Ebubekir gibi fıtratı temiz, İslam’ı almaya hazır bir Sahabe İslam’ı kabul ettiğinde aynı zamanda “iman” etmiştir. Yine Yasin(36)/20-27'de elçileri tasdik edip, onlar öldürülmesin diye kavminin önüne atılıp “iman” ettiğini söyleyen ve şehit edilen kimse de, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. Ha keza Musa’nın karşısına çıkan sihirbazlar da, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. 7/120-122’ye bakınız.

Özetle; İslam”ı, sahih akılla kavrayıp kabul ettikten sonra, şüphesiz bir şekilde tasdike dönüştürenler; yani “iman” edenler, dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerdir.

“İman” giderek aklın işletilmesiyle güçlenir ve “ihsan” mertebesine ulaşır ve böyle bir kimse de, feraset-basiret sahibi olur, fitnelere düşmez, kimselerin göremediği, anlayamadığı şeyleri görür- anlar-hisseder. Kalp gözünün açık olması da budur. Bu sadece İslam’da değil, aklın işletildiği başka alanlarda da Allah, insana böyle bir meleke kazandırmıştır. Mesela bir alandaki bilim adamı, konusuna ne kadar hakim olur ve sürekli aklını işleterek araştırmalar yaparsa o kadar kendi alanının gerçeklerini keşfeder, başka bilim adamlarının göremediklerini görür, feraset sahibi olur.

Sonuç olarak insan önce İslam’ı akılla kabul eder, Müslüman olur. Sonra bir süreçle Mümin sıfatı kazanır, Mümin olur. Daha sonra da Muhsin vasfını kazanarak İhsan derecesinde iman sahibi Muhsin olur. Münafıklarda, kalpler hastalıklı olduğu için bu süreç arızalıdır.

İslam, ağacın kökü, yahut tohumudur. O tohumu ya da kökü beğenip satın alan Müslüman'dır. Onu yumuşak-verimli toprağa eker-diker, gerekli bakımını yapıp büyütür, sağlıklı meyve veren bitkiye-ağaca dönüştürürse o da iman-ihsandır. Burada “kişinin kalbi” toprak gibidir. Kendisi(aklı)da o bakımı yapan kişinin kendisidir. Kalp arızalı olursa bitki-ağaç hastalıklı verimsiz ve meyvesiz olur. İbrahim(14)/24-27'deki “tayyib kelime” bir ağaç misali ile anlatılır ki; bu İslam’ın ta kendisidir.
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
12:28


Tüm YS ekibine ve takipçilerine selamlar...Bir şey sormak istiyordum,,40 günde 40 bin Ayetel Kürsi okununca kalp gözü açılıp,, insan uyanıyormuş diye bir bilginin peşindeyim,, size bir danışmak istedim..uyanmak nedir ,,kalp gözü nedir?Ölmeden evvel uyanmakla mı mükellefiz,,yoksa safsatadan ibaret bir şey mi,, bu konularda yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ederim her şey için
Yukarı  
 
Gönderen:
Yusuf Okur

Yer:
Diger

Tarih:
20 Şubat 2019, Çarşamba
00:01



Analizci arkadaşa; Sadece bir haber;

Mısır,Suud medyasında çıkan diğer bilgileride ayrıca araştırabilir...

https://odatv.com/birlesik-arap-emirlikleri-fetoye-3-milyar-dolar-vermis-1407171200.html
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
19:51


Orhan’a
Sorunuzun cevabı hadisin içinde mevcut :
“4) Sonra siyah Duheyma(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak.”
Türkiye insanları, “bu ümmmetden” olduğuna göre elbette bu fitne ateşi, Türkiye’yi de az yada çok yakacaktır.

Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
14:23


Çok teşekkürler ilginiz için. Allah sizden razı olsun. Umarım Allah, bizi Hak yoldan ayırmaz. İnsanlığın kurtuluşu ciddi anlamda bu konu. Hem dünyasını, hem ahiretini cennet yapmak isteyen ciddi anlamda bu konu üzerinde Yoğunlaşması lazım.. Şeytan insanların çok meraklı tarafını bildiği için insanları başka yöne çekiyor ve amacını unutturuyor. Umuyorum ki, hassasiyetimiz hep bu konu üzerinde olur. Vakit hassasiyet vaktidir. Ona görede hep tedirginim; Allah’ın beni unutmasından çok korkuyorum. Bu korkum beni hep bu konuya teşfik ediyor ve anlamadığım yerlerde sizlere yazıyorum. hassasiyetim bu yüzdendir...

Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
08:53


Peki Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz, aşağıda saydığınız bu fitnelerden etkilenecek mi ???Bir yorumunuz var mı???
Yukarı  
 
Gönderen:
analiz

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
01:30


2. Adnan Oktar
3. Gülen

sanırım bunlar kastediliyor.

ancak müşrik arapların gülenle anlaştığı ne kadar doğru orası tartışılır.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
00:43


Sayın Bir Köle,
Keşke herkes senin gibi duyarlı olsa da kendisi için hayati soruları sorsa… Bu hadisle ilgili yapacağımız yorumlar umuyoruz ki çok daha şaşırtıcı ve korkutucu olacaktır. Bu hadise yakından bakarsak; sırayla fitneleri numaralarsak şunları görürüz:
1) “Ey Allah'ın Resulü, Ehlas(korku) fitnesi nedir, dedi. Resulullah(s.a.v.), o insanların birbirinden kaçması, malının ve ehlinin yağma edilmesidir.”
“Ehlas fitnesi” tamı tamına Ortadoğu’da Arap baharı palavrasıyla ortaya çıkan fitnedir. Özelliklede Suriye iç savaşıdır. "هَرَبٌ"وَ"حَرْبٌ"ifadeleri tamı tamına Ehlas fitnesini karakterize etmektedir. "هَرَبٌ"(Herebun): Kaçmak, uzaklaşmak, ülkeyi terk edip mülteci olmaktır. "حَرْبٌ"(Harbun) ise tamı tamına iç savaş ve savaştır.
2) “Sonra Serra(sevinç) fitnesi olacak. Bu fitne benim ehl-i beytimden, benden olduğunu zanneden ama aslında benden olmayan bir adamın ayakları altından yayılacaktır. Gerçekten benim dostlarım Allah'tan korkanlardır.”
“Serra fitnesi” tamı tamına ismi zikredilmeyecek kadar sefil ve zihnen İblis gibi sakat olan bir zattır ki, kendisini sürekli peygamber ehli beytine atfetmekteydi ve bugün içerdedir.
3) “Sonra insanlar, eğri tek kaburga kemiği üzerine oturağını korcasına eğreti(oturan) bir kimse ile anlaşacaklar. “
Bu adam küresel efendilerin ve dolayısıyla İblis’in kucağında oturan ve İblis’den daha zararlı bir adamdır ve o “Ğaylan”dır. İslam düşmanları ve sözde Müslüman geçinen müşrik Araplar, Küresel Güç adına onunla anlaşmışlardır. Bugün itibariyle, küresel efendilerinin kendisine tahsis ettiği bir sarayda oturmaktadır.
4) “Sonra siyah Duheyma(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak. Fitne bitti denildiğinde devam edip yaygınlaşacak. O fitne içerisinde kişi, mü'min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak, hatta insanlar iki ayrı büyük şehre toplanacaklar. Bu şehirlerden birisi iman şehridir. Orada münafıklık yoktur. Birisi münafıklık şehridir, orada iman yoktur. Bu olaylar olduğu zaman, o gün veya ertesi gün Deccal'in gelişini bekleyin."
“Duheyma(karanlık)fitne”, İblis’in Şia’dan devşirdiği bir “Mehdi” dir ki çıkması çok yakındır. Çıkmasına muhtemelen İran-Suud savaşı eşlik edecektir. Çıktığında Ortadoğu’yu ve Arap Yarımadasını kan gölüne çevirecektir. İşte Deccal habercisi en büyük fitne, insanların peşine takılacağı, şaşkına döneceği, ümmetten dokunmadık kimsenin kalmayacağı en büyük fitne de budur.
Bu yorumumuzun başka hadis kanıtlarına, konuyu uzatmamak için yer vermedik.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
00:30


Mesajlarınız için teşekkür ederim.elif hanım Twitter üzerinden YS hesabına hangi kitaptan başlayarak okumaliyim diye mesaj atmıştım fakat dönüş olmadi.sizler hangi sırayla okumayı oneriyorsunuz.ayrica aşağıda İsmail bey in değindiği konular ile ilgili olan güvenilir kaynaklari öğrenmeyi de isterim
Yukarı  
 
Gönderen:
Elif

Yer:
Diger

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
20:06


Sayın İbrahim; bu konularda bilgi edinmenin en kestirme ve sağlıklı yolu, YS sitesindeki ilgili yazıları ve YS'nin kitaplarını okumaktır.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Bursa

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
17:04


İsmail bey teşekkür ederim.bu konularda bilgi edinmek.kendimi eğitmek istiyorum.hangi kaynaklari kullanabilirim acaba
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
03:47


İbrahim’e cevap
Küresel Güç(İlluminati-masonluk), Dünya’yı ele geçirmek için asırlardır plan yapıyor ve bu planları uygulamaya koyuyor. Sermaye-araştırma kurumları-bilgi ellerinde. İblis Başmelek Mikail ismini kullanarak, bu GÜCÜ kullanıyor, yönlendiriyor ve “Deccal planı”na hizmet ettiriyor. Dünyada işleyen üç plan var: Bu “GÜC” ün “Yeni Dünya Düzeni Planı”, “İblis’in Deccal Planı” ve “Sonsuz Yüce Rabb'imizin Planı”. İblis’in planı, “GÜC”ün planını kapsar. Bu iki planda Allah’ın planının içindedir. Allah’ın Planı “Kur’an ve sahih sünnette” şifrelenmiştir. Allah ne diyorsa o olacaktır. “Küresel Güç” sonunda kaybedecek, Allah takdir ettiği için İblis-Deccal hakimiyeti 3.5 yıl egemen olacak ve sonunda da tüm şeytanlaşmış dünya helak olacak ve İslam Dünyada egemen olacaktır.
Yukarı Mail: İst. 
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Mardin

Tarih:
17 Şubat 2019, Pazar
20:32


Selamlar,
Bilmiyorum rahatsız ediyormuyum, veya daha önemli çalışmalaranıza engel oluyormuyum.
-affedin-
Bu hadisi okurken içim ürperdi.
“Kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak sabahlayacak”
Bir gün içerisinde nasıl oluyor bu? Gerçekten korkutucu. Biraz açıklarmısınız.
Yukarı  
 
Gönderen:
ibrahim

Yer:
Bursa

Tarih:
16 Şubat 2019, Cumartesi
00:42


merhabalar,japon depremi ile ilgili videonuzu izledim gerçekten güzel açıklanmış.sormak istediğim şu illuminati oyun kartlarında bu depremin tarihi ve "kombine felaketler" şeklinde sadece deprem faciası olmayacagı yaziyor.bunu nasıl açıklayabiliriz acaba.ayrıca bu kartlarda sadece bu değil pentagon,ikiz kuleler saldrilari vs. de var.. iyi çalışmalar
saygilarimla
Yukarı Mail: alfaorganikgubre@gmail.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
15 Şubat 2019, Cuma
22:51


Okuyucuların dikkatine;
İblis öğretisi olan yoga ve meditasyonun okullarda çocuklara yaptırılacağı tartışmalarının yapıldığı bu günlerde aşağıdaki araştırma yazımızın okunmasını tavsiye ederiz.

DOĞU DİNLERİ: PUTPERESTLİK
http://www.yaklasansaat.com/dinler/dogu_dinleri_putperestlik.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
21:39



YS: Bu ve benzeri konular insanların daha çok dikkatini çektiği için, asıl mesele olan İSLAM nedir, ne değildir temel konusu önemsenmiyor ve maalesef ihmal ediliyor. Halbuki herkesin kurtuluşu bu temel BİLİNCE bağlıdır. Size de tavsiyemiz, dikkatinizi bütünüyle “İSLAM “a hasretmeniz, SİTE’deki bu konuya ait AYETLERİ ve YAZILARI tekrar tekrar okuyarak yaşam haline getirmenizdir.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
20:16



Sayın Ahmed;
Sizin sorularınıza cevap olacak bir hadisi takdim ediyoruz. Umarız bu hadisi inceleyip; "ehlas", "serra" fitneleri ve "oturağı yamuk adamın fitnesi" konusunda ve de Deccal zamanı konusunda da bir sonuca varırsınız. YS, tüm görüşlerinde ve projeksiyonlarında "HAKK'a ve gerçek ilme" dayanır. Zamanı geldiğine inandığında da "Hakk gerçekleri" ortaya koymaya devam eder. Aynı zamanda "Aklını kullanan" ve "samimi olan" herkesin sorularına cevap vermeye de hazırdır. İşte sorunuza cevap teşkil edecek delillerden birisi:

 عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ كُنَّا قُعُودًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ الْفِتَنَ فَأَكْثَرَ فِي ذِكْرِهَا حَتَّى ذَكَرَ فِتْنَةَ الأَحْلاَسِ
فَقَالَ قَائِلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا فِتْنَةُ الأَحْلاَسِ قَالَ "‏ هِيَ "هَرَبٌ" وَ"حَرْبٌ" ثُمَّ فِتْنَةُ السَّرَّاءِ دَخَنُهَا مِنْ تَحْتِ قَدَمَىْ رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِي يَزْعُمُ أَنَّهُ مِنِّي وَلَيْسَ مِنِّي وَإِنَّمَا أَوْلِيَائِيَ الْمُتَّقُونَ ثُمَّ يَصْطَلِحُ النَّاسُ عَلَى رَجُلٍ كَوَرِكٍ عَلَى ضِلَعٍ ثُمَّ فِتْنَةُ الدُّهَيْمَاءِ لاَ تَدَعُ أَحَدًا مِنْ هَذِهِ الأُمَّةِ إِلاَّ لَطَمَتْهُ لَطْمَةً فَإِذَا قِيلَ انْقَضَتْ تَمَادَتْ يُصْبِحُ الرَّجُلُ فِيهَا مُؤْمِنًا وَيُمْسِي كَافِرًا حَتَّى يَصِيرَ النَّاسُ إِلَى فُسْطَاطَيْنِ فُسْطَاطِ إِيمَانٍ لاَ نِفَاقَ فِيهِ وَفُسْطَاطِ نِفَاقٍ لاَ إِيمَانَ فِيهِ فَإِذَا كَانَ ذَاكُمْ فَانْتَظِرُوا الدَّجَّالَ مِنْ يَوْمِهِ أَوْ مِنْ غَدِهِ ‏"‏ 

Abdullah bin Ömer şöyle demiştir:
"Biz Resulullah(s.a.v.)in yanında oturuyorduk. Ehlas fitnesine kadar (YS'deki) fitnelerden uzunca bahsetti. Bir sözcü: "Ey Allah'ın Resulü, ehlas(korku) fitnesi nedir", dedi.
Resulullah(sav):
"O, insanların
birbirinden kaçması, malının ve ehlinin yağma edilmesidir.

Sonra serra(sevinç) fitnesi olacak. Bu fitne benim ehl-i beytimden, benden olduğunu zanneden ama aslında benden olmayan bir adamın ayakları altından yayılacaktır. Gerçekten benim dostlarım Allah'tan korkanlardır.

Sonra insanlar, eğri tek kaburga kemiği üzerine oturağını korcasına eğreti(oturan) bir kimse ile anlaşacaklar.

Sonra siyah duhayme(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak. Fitne bitti denildiğinde devam edip yaygınlaşacak. O fitne içerisinde kişi, mü'min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak, hatta insanlar iki ayrı büyük şehire toplanacaklar. Bu şehirlerden birisi iman şehridir. Orada münafıklık yoktur. Birisi münafıklık şehridir, orada iman yoktur. Bu olaylar olduğu zaman, o gün veya ertesi gün Deccal'ın gelişini bekleyin."
(Ebu Davud, C5, Bab: Kitabu'l-Melahim, Hno: 4242)
 

BAZI KELİMELER:
الأَحْلاَسِ: düşkün-tutkulu, bir yerden ayrılmak, yaşama, çok kalma, çoraklaşma, korku

هَرَبٌ: kaçmak, uzaklaşmak

حَرْبٌ: harb-savaş, yağmalama, iç harb
السَّرَّاءِ: sevinç-bolluk, ferahlık

دَخَنُهَا: fesat, kötü ahlaklı, akıl ve dini bozuk, duman

يَصْطَلِحُ: ittifak, anlaşma, uzlaşma, iyi görme

كَوَرِكٍ: وَرك: kıçı üzere oturmak, oturağını eğmek-bükmek, niyeti gizlemek, kalça, baldır.
ضِلَعٍ: tarf, güçlü, metin; eğik, bükük, kıvrık; eğmek, bükmek, kıvırmak; bilgili, otorite, yetkin, tecrübeli, sevgi-muhabbet; kaburga kemiği eğri olmak, sapmak, zulmetmek
الدُّهَيْمَاءِ: felaket, afet, karanlık fitneler

فُسْطَاطَيْنِ: kıl çadır, topluluk, şehir



Yukarı  
 
Gönderen:
Ahmed

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
17:23


Sayın YS;

"İblis ve hizbi bugün harıl harıl Deccal dönemine kadro devşiriyor. İblis, Deccal döneminde cahil-ahmak insanoğlunu bu “insan şeytanı kadrolar”la yönetecektir." demişsiniz. Bu kadrolar şuan yetiştiriliyorsa Deccal döneminin çok uzak olmadığını söyleyebilir miyiz? Veya siz neye dayanarak böyle yazdınız? Bunu anlatan bir yazınız var mı acaba?
İyi çalışmalar.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
15:43


SAYIN ORHAN,

İblis hangi yalanlarla Adem’i kandırdı ise bugün de aynı-benzer kavramları kullanarak Adem’in çocuklarını kandırıyor.

Adem cennetteyken İblis yemin ederek ne diyor? “Yasaklanan ağacın meyvesinden yerseniz ‘melek’ olursunuz (boyut atlarsınız-melek olursunuz) ve böylece cennette ebedi kalır, ölümsüz olursunuz.”

Bugün ise hangi kavramları kullanarak dostlarını kandırıyor? “Önceleri siz “tanrı”sınız, aynanın karşısına geçip: ”Ben benim, ben tanrıyım deyin” diyordu. Daha sonra sizin DNA’nız 12 sarmallıdır, “melek boyutu”nuz saklıdır, bizimle işbirliği yaparsanız; “meditasyon” yapar, bize elinizi uzatırsanız, biz sizi “melek boyutu”na çıkarırız; boyut atlarsınız.

Bütün bunlar bir hazırlık aşamasıydı. Şimdi ne diyor? “Yüksek benliğe geçmelisiniz, yüksek benlik sizin özünüz, sizsiniz. Bu aşamaya gelir yüksek benliğinizle konuşursanız, o sizi yönetir yönlendirir.

İşte İblis’in yayın organı olarak çalışan “Koşulsuz Sevgi” adlı siteden bir alıntı:
“Size bir isim verilecek, bu isim bundan sonraki on bir gün boyunca Yüksek Benliğinizle birlikte sizinle çalışacak olan Rehberinizin veya Üstadınızın isimdir. Bu nedenle, yardıma veya rehberliğe ihtiyacınız olduğu zaman, gerekli olan şey her neyse size yardımcı olması için bu Varlığı çağırın… Bu nedenle size anında gelen ismi alın…Onun size gelmesine izin verin. Şimdi bu ismi kendinize dört kez tekrarlayın ve onu kalbinize yerleştirin.”
http://www.kosulsuz-sevgi.com/kanal-mesajlari/ustat-kuthumi/ustat-kuthumi-kendinizi-yuksek-benlik-vasitasiyla-iyilestirmek/

Bu “yüksek benlik yalan etiketi”nin arkasında saklanan bir şeytan vardır. Bu frekans ayarıyla şeytanınızı (sözde yüksek benliğinizi) çağırır onun yönetimine girerseniz, elbette İblis’in görevlendirdiği ve yanınızda dolaşan şeytanın kölesi olmuş olursunuz, bir anlamda “mankurt” olursunuz. Artık Deccal döneminin şeytanlaşmış ve şeytanlar tarafından yönetilen “insan şeytanı” kadrolarda yer almış olursunuz. Sonuçta “kalpleri ve gözleri mühürlü ve lanetli” hale gelmek ve barınağı ebedi cehennem olmak işte budur.

İblis ve hizbi bugün harıl harıl Deccal dönemine kadro devşiriyor. İblis, Deccal döneminde cahil-ahmak insanoğlunu bu “insan şeytanı kadrolar”la yönetecektir.

“KUR’AN DİYOR Kİ: ”ŞEYTAN SİZİN DÜŞMANINIZ SİZ DE ONA DÜŞMAN OLUN” başlığı altında Kur’an’dan derlediğimiz ayetlerden bu konuyu açıklayan bir bölüm:

“(Allah) dedi ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete oturun. Siz ikiniz dilediğiniz yerden yiyin; şu ağaca yaklaşmayın! (Şayet yaklaşırsanız), zalimlerden olursunuz."
Örtülü olan edep yerlerini açığa çıkarmak için şeytan, o ikisine vesvese verdi. (Şeytan) dedi ki: "Rabb'iniz, şu ağaçtan sizi yasaklamıyor, ancak iki melek olursunuz yahut ebedi (cennette) kalıcı olursunuz diye yasaklıyor."
(Şeytan) o ikisine yemin etti ki: "Muhakkak ben size nasihat edenlerdenim."
Böylece o ikisini aldatarak düşürdü. Ne zaman ki ağaçtan tattılar, ikisinin de edep yerleri ortaya çıktı. Üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Rab'leri, onlara seslendi: "Ben, size şu ağacı yasaklamadım mı? Ve size, şüphesiz şeytan ikinizin de apaçık düşmanıdır demedim mi?"
[ARAF(7)/19-22]

Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın elbiselerini onlardan soyup, edep yerlerini göstererek, cennetten çıkardığı gibi, sizi de 'fitne'ye düşürmesin. Muhakkak o ve kabilesi, sizin onları göremediğiniz bir yerden(boyuttan) sizi görüyor. Muhakkak Biz, şeytanları, iman etmeyenler için dostlar kıldık.
[ARAF(7)/27]

Bir fırka, hidayet üzeredir ve bir fırkanın üzerine de, dalalet(sapkınlık) hak olmuştur. Şüphesiz onlar(sapkınlar), Allah'ın dışında şeytanları dostlar edinmişlerdir ve kendilerini doğru yolda sanmaktadırlar.
[ARAF(7)/30]”

http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/seytanlar/kuran_diyorki_seytan_dusmaniniz.asp

Sitemizin neredeyse her yazı ve haberlerinde bu “İblis planı” ya açıklanmış ya da bu tuzağa temas edilmiştir. İşte Tasavvuf’la ilgili araştırma yazımız yahut kitabımızdan bazı paragraflar:

“Hiçbir varlık, bir "alt boyut"tan, "üst boyut"a çıkma yeteneğine sahip değildir. İnsanlar da; Allah'ın yükseltmesi hariç, bir "alt boyut"tan "üst boyut"a yükselemezler. Cin olamazlar, melek olamazlar, haşa Tanrı hiç olamazlar. Böyle olacağı yalanının kaynağı İblis'tir. Önce Adem'i kandırarak, cennetten kaydırdı. Şimdi de insanlığı, bu yaldızlı yalanla kandırarak, cehenneme sürüklemektedir.”

"Tasavvuf Felsefesi"ndeki "Allah'a seyru suluk", "enel hak", "ben O'yum" vs. benzeri sözler, İblis kökenli azim iftiralardır. İnsan, değil Tanrı boyutuna çıkmak, melek olamaz, bir üst boyuta çıkamaz. Hiçbir zaman "tam-hatasız" anlamında kamil olamaz, "mutlak kamil olan Allah"tır. Tüm peygamberler ve gerçek Allah dostları, hatalı-kusurlu ve eksiktirler ve mutlak kamil olan Allah'ın rahmetine muhtaçtırlar.”

"Vahdeti vücutcu tasavvuf"un, Allah'la-insan arasında kurduğu "bütün-parça", "zat-suret", "ben, o; o, ben" ilişkisi en büyük şeytanca yalandır. İblis, dün nasıl tasavvuf yoluyla İslam toplumlarını ifsad ettiyse; bugün de Başmelek Mikail postuna bürünerek Batı toplumlarını, aynen Adem'i kandırdığı gibi kandırmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Ne diyor? "Sizde Tanrılık saklı, bize itaat eder, meditasyon yapar ve sizin rehberleriniz olmamıza izin verirseniz, size boyut atlatır, Tanrılık boyutuna çıkarırız." Bu şeytan sözleri, tasavvuftaki "fenafillah"ın kestirme yolu.. Bugün dünyada; özellikle ABD'de milyonlarca insan, bu "melek olma, Tanrı olma yalanı" peşinde koşmaktadır. Vah zavallı kibirli aldanmışlar vah!...Taktik aynı taktik... İblis, Adem'e kurduğu tuzağı, onun çocuklarına da aynen kuruyor ve işletiyor. Heyhat nerde ders, nerde ibret!”

http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp

Özellikle şeytani ve tasavvufi kavramlar konusunda aşağıdaki yazımıza da bakılabilir:

http://www.yaklasansaat.com/dinler/vahdeti-vucut-new-age-felsefesi.asp

Uyarı:
( “Koşulsuz Sevgi” yalnız başına tam anlamıyla Allah’ı ve O’nun sistemini reddetmektir. Hak sevgi “koşulludur”. Sevginin kaynağı da, öznesi de Allah’tır. Gerçek Müslüman, Allah’ı ve O’nun sevdiklerini sever, Allah’ın sevmediklerini de sevmez. Allah müşrikleri sevmez, “müşrikleri necis olarak görür.” Müslümanın sevgisi koşulludur. Koşulu da Allah Tayin eder.)

YS
Yukarı  
 
Gönderen:
Fikr-Yorum

Yer:
Istanbul

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
12:33


Üstün insan (!), DNA'da 3. sarmal, boyut atlama vs. gibi aldatmacalar iblisin avanesini avuttuğu, yolun sonunda böyle birşey olamayacağı için de aldatacağı saçmalıklardır. Ayrıca modern (!) dünyada insanların esas kurtuluş ve özgürlüklerinin İslam'da, Allah'a kölelikte olmasına rağmen bu sapkınlıklarda çözüm araması ironidir.Tasavvuf denen şirk ve bataklık sisteminde de insan-ı kamil aynen böyledir. Siteyi takip edenler bilirler fakat Orhan Bey sitedeki yazıları dikkatle incelememiş olsa gerek. Vesselâm


http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp

http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilar/evrimcilerin_ustun_insan_hayalleri.asp

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/aralik/aralik7.asp

http://www.yaklasansaat.com/dinler/vahdeti-vucut-new-age-felsefesi.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
13 Şubat 2019, Çarşamba
20:14


Varoluşumuzun temel amacı; Allah’a köle olmak’tır. Tabiki imtihan’dayız ve amacı değiştirmek için türlü türlü şeyler uyduracaklar. Bence arkadaşım YS yazılarından biraz daha faydalan. Çünkü YS’yi okuduktan sonra sizde bu düşünce olması lazım: “Allah’tan başka ilah yoktur. Ve bütün soyut ve somut şeylere olan köleliğimizden kurtulup yalnız Allah’a köle olmak.”
Tabiki biz dünya yaşamında, varoluş amacımız olan Allah’a olan köleliğimiz yani sadakatimizi gösterecez. Bundan başka dünyada varoluş amaçlarını yoksayabilirsiniz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
13 Şubat 2019, Çarşamba
10:33


Selamlar tüm YS ekibine ve takipçilerine...New age camiasından sayenizde kurtulduk ama bir şey dikkatimi çekti.."Yüksek Benlik hakkında hiç bir yazınız yok aratmama rağmen bulamadım buldugumda yeterli değildi..oysa ki insanlar adeta birbirleriyle yarışıyorlar yüksek benliğe ulaşmak için bu konu hakkında affınıza sığınaraktan bilginize başvurmak istedim...şimdiden teşekkür ederim her şey için.....
Yukarı  
 
Gönderen:
Yusuf Okur

Yer:
Diger

Tarih:
05 Şubat 2019, Salı
23:20


"DOĞU TÜRKİSTAN" ÇİN EMPERYALİZMİNİN "ÇİN İŞKENCESİ" ALTINDA İNLİYOR!

"" Bu zulme hangi sebeplerle olursa olsun seyirci kalanlar da hak ettikleri cezayı göreceklerdir.
Sözde Türk dünyası ve de sözde İslam dünyasına gelince, onların bu zulme seyirci kalmalarının hiçbir mazereti yoktur ve olmayacaktır da...""


http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/dogu_turkistan_cin_zulmu.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
20 Aralık 2018, Perşembe
15:41


Selamlar..
Artık Cin şeytanlar kendilerini ifşa etmiştir!. Ayrıca insanlarda bedenlerini nasıl teslim ettiklerinide ifşa etmiştir. “Venom” filmine bakılması yeterli olacaktır. İnsan bedenini ele geçiren cin şeytanların, insanlarla İçten birbirleriyle konusmaları -gercekten ben bu çok önemli bi konu - kanlarıyla, iç organlarıyla beslenmeler, daha ne kadar açık olabilirki. Hep öyle oluyor zaten; nerde cin şeytan orda kan ve iç organlar.. aynı şekilde kendini sunan insan. Bizim daha görmediğimiz, bilmediğimiz neler ve neler.. sizden ayrıntılı bi şekilde bekliyoruz.
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1372 Toplam Sayfa Sayısı: 35
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 33. 34. 35. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat