Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
16 Nisan 2016, Cumartesi
00:15

Alıntı Yap:  YS

"Suriye Zulmü: İnsanlık Utansın!" belgesel video yayınlanmıştır.

http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/suriyede_zulum_video.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
15 Nisan 2016, Cuma
06:31

Alıntı Yap:  YS

Suriye zulmünü ortaya koyan belgesel videomuz yayınlanmak üzere...

Esed-İran-Urus(İtbarak) katilleri utanmaz! İnsanlık utansın!
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
01 Nisan 2016, Cuma
19:40

Alıntı Yap: Orhan

Peki anladım ...kesin olmak için sormuştum afedersiniz...teşekkürler herşey için...sayenizde bu yoldan döndüm..umarım daha çok aydınlatıcı bilgi paylaşımlarınız devam eder...

Şeytanın hilesini ortaya çıkardığınız içinde ayriyeten teşekkürlerimi sunarım...umarım daha çok kitlelere ulaşmanız dileğiyle...

(4/NİSÂ-76: İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.)
Yukarı  
 
Gönderen:
Ubeyd

Yer:
Diger

Tarih:
01 Nisan 2016, Cuma
01:15

Alıntı Yap: Ubeyd

Sayın Orhan acaba "uyanışa karşı çıkmak" derken neyi kastediyorsunuz? Günümüzde popüler olan uyanma, uyanış bilmem beyninizin ne tarafını uyandırın, yok bilinçatlı yöntemleri NLP'ler vs vs vs. Bunların hepsinin temelinde iblis fısıltıları ve onları dinleyen insan şeytanları var. Bu konu bariz bir şekilde ortada iken art arda sorular sormanız çok manidâr.

Esas uyanış insanın müslüman olup, iman etmesi ile olur, Rabbine köle olduğunda özgürleşir insan ve eğer Allah (c.c.)'a gerçek manada tevekkül ederse dünyası da ahireti de kurtulur. Ve ancak "nefsî karadeliğinden" kurtulmaya başlarsa uyanabilir.

Sizin saydığınız o saçma sapan uydurma ilerleme (!) durumlarının hepsi gerek İslamın içerisine enjekte edilmiş tasavvuf felsefesinde gerekse batıda popüler olan New Age (Kabbala) öğretilerinde olan sapkınlıklardır. Bırakın uyanmayı insan bataklığa gömülür haberi olmaz.

İnsanlık kendini bu mezkur şeylerle avutsun tek ve gerçek Kurtuluş (aydınlık) olan İslam'ın nuru yaklaşansaat'e kadar sönmeyecektir. Vesselam.


Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
31 Mart 2016, Perşembe
14:21

Alıntı Yap: Orhan

Teşekkürler..benim anladığım kesinlikle perdenin öteki tarafına geçmeyeceğiz sır kapılarını aralamayacağız,boyut atlamayacağız,ruhçuluk yalanına inanmayacağız,çeşitli psişik/telepatik güçleri olan kişilerden ve tekamül yolunda olan kişilerden uzak duracağız,çünkü onlar artık yarı insan- şeytan olmuş oluyor ve şeytanın tetikçiliğini yapıyorlar dünyaya egemen olabilmek için ..olay bumudur yani?yoksa yanlış mı anlamışım?

yani uyanışa karşı çıkacağız...sanırım altta ki Ayeti Kerim de bu durumu anlatıyor....

(34/SEBE-20 "Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir grup hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular."
Yukarı  
 
Gönderen:
Turabi

Yer:
Diger

Tarih:
22 Mart 2016, Salı
17:16

Alıntı Yap: Turabi

H. İsmail, Allah razı olsun...
Yukarı  
 
Gönderen:
H. İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
11 Mart 2016, Cuma
15:15

Alıntı Yap: H. İsmail

Sayın Orhan,
Bakara(2)/7 ve Kur’an’ın tamamında insanlığa sunulan gerçekler ve çağrıların tek bir amacı vardır. İslam’a(Allah’a teslim olmaya) çağrı.
Bu çağrıyı anlayıp kabul edenler elbette İslam’ı kabul edenlerdir, kabul etmeyip gerçeği örtenler, müşrikler ve kâfirlerdir. ”İslam”ı sahih akılla kavrayıp kabul ettikten sonra, şüphesiz bir şekilde tasdike dönüştürenler; yani “iman” edenler, dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerdir. “İman” giderek aklın işletilmesiyle güçlenir ve “ihsan” mertebesine ulaşır ve böyle bir kimse de, feraset-basiret sahibi olur, fitnelere düşmez, kimselerin göremediği, anlayamadığı şeyleri bu kimse anlar-hisseder, kalp gözünün açık olması da budur. Bu sadece İslam’da değil başka alanlarda da Allah, insana böyle bir meleke kazandırmıştır. Mesela bir alandaki bilim adamı, konusuna ne kadar hakim olur ve sürekli aklını işleterek araştırmalar yaparsa o kadar kendi alanının gerçeklerini keşfeder, başka bilim adamlarının göremediklerini görür.

Vahdeti vücutçu şeytani felsefede ise Kur’an’i kavramlar alt-üst edilmiş, bu kavramlara İblisce anlamlar yüklenmiştir. Nitekim bütün “müminler” Allah’ın dostlarıdır. Tabii ki imanda, yani bu dostlukta ileri giden muhsin derecesindeki müminlerin basireti-feraseti daha fazladır. Ancak kimse uçmaz, kaçmaz, gaybdan haber veremez, kimsenin kalbini bilemez, vs. vs.

İblis’in Batılılara hitabeden New-Age’ci Tasavvufi-Kabala felsefesinde ise “çakralı “ palavralarla, gerçek amaç saklanmıştır. İşin özü şudur:

Melek maskeli şeytanlarla ve onların ağzı olan medyumlarla işbirliği yapar, onlara itaat ederseniz, sizin çakralarınız açılır, şeytani inisinasyonu sonucu boyut atlarsınız, kendileri gibi yalancıktan melek olursunuz. Hâlbuki bu yolla değil melek, cin-şeytan bile olamazsınız. İçinize(kalbinize) yerleştirilen şeytanın, kalbinizde, sizi yöneten fısıltılarıyla yönetilirsiniz; boyut atladığınız sanırsınız, gerçekte içinizdeki şeytana itaat ederek şeytanlaşmış insan olursunuz. İblis’in istismar ederek kullandığı bu meseledeki gerçekler şunlardır:

1) Her varlık dünyada boyutuna mahkûmdur, kimse boyut atlayamaz, atlatılamaz. İki kişi cinlerden ve insanlardan boyut atlamıştır, tabii ki atlatan Sonsuz Yüce Allah’tır. Birisi önceden Azazel olan İblis’tir ki sonunda müşrik-kâfir olmuş kovulmuş, rütbeleri sökülmüştür. İkincisi İdris(Hanok) dur ve melek-insan olarak Rabb’ine köleliğini sürdürmektedir.

2) İkinci gerçek, mümin olarak ölen her insan, dirildiğinde melek-insan olarak dirilecek, cennette melek-insan olarak yaşayacaktır. Tabii ki tüm nefsi arzulara sahip melek-insan…

Bu iki gerçeğin dışında, Tasavvufta ve İblis öğretisindeki tüm iddialar; yalandır, kandırmacadır, cehalettir ve Adem’i cennetten çıkaran baştan çıkarıcı vaatlerdir, gerçek boyasıyla boyanmış yalanlardır.

İman etmeyen, etmeyecek olanlar; Hakk’ı, Allah’ın Peygamberlerinin çağrılarını duymak ve anlamak istemeyenler; yani müşrikler-kafirler; bu durumlarını sürdürdükçe, akıllarını kullanmadıkça kalpleri körelir, gözleri görmez olur, kulakları da gerçeği işitmez ve anlamaz olur. Bu süreci işlettikleri sürece mühürlenmiş olurlar, bu Allah’ın yasasıdır, Sünnetullah’tır. Bunun tersi de; Hakk’a kulak vermek, gerçekleri görmeye çalışmak, aklı işleterek İslam’a ve İman’a kucak açmak ve bu yolda ilerleyerek, kalb gözü açık, gerçeği görmesi, işitmesi güçlü ve nurlanmış olmaktır elbette. İşin özü esası bundan ibarettir…
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
10 Mart 2016, Perşembe
05:41

Alıntı Yap: Orhan

Teşekkürler dostum,
zaten hepsini okumuştum o yazılar sayesinde kendime gelebildim ...yoksa bende tekamül yolunda bir yolcuydum, şimdi ilgilenmiyorum , gerçi uyanmış insanlarla biraz problem yasıyorum ama zorla uyandırmaya calışıyorlar falan filan ama uyanmayacağım...çünkü sizin yazılarınızdan sonra buna inanmak biraz komik oluyor...bir korkumda yok çok şükür olsun....sadece altta ki Ayeti kerimde cok zorlanıyorum....belkide başka bir şeyi ifade ediyordur...bu arada sabırsızlıkla "Kadim Plan"ı yazınızı bekliyorum...ve gercekten cok üzülüyorum böyle sessiz sedasız masum insanların avlanmasına dur diyememek çok üzücü....umarım siteniz hep ayakta durur ve benim gibi bir çok insana hizmet eder, daha cok insana yayılır, tek temennim bu.....
Ama Altta ki Ayeti Kerim cok kafa karıştırıcı acıkcası şimdiden he rşey için özürdilerim ve teşekkür ederim...

"Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. BAKARA-7...
Yukarı  
 
Gönderen:
hsn

Yer:
Diger

Tarih:
09 Mart 2016, Çarşamba
19:29

Alıntı Yap: hsn

Sayın Orhan,

Sırra vakıf olmak, çakra açmak, yükselmek, boyut atlamak..vs gibi kavramları kullanarak insanları avlayan şeytan masalları ile ilgili YS’de bir çok ifşa edici ve insanlığa ışık tutan araştırmalar okuduk. Onlardan bazı bölümler aşağıda, ancak gerçeği arıyorsanız bu yazıların tamamını dikkatle okumalısınız.
…….
“Kristal çocuklar, İndigo çocukları, çakra açıcılar, reikiciler, şifacılar, ruh çağırıcılar, foton kuşakçılar vs. daha bir sürü Yeni Çağ Dini (New Age) altındaki sayısız tarikatlar, amip gibi çoğalıyor, yayılıyor ve ahtapot gibi Batı'yı kuşatmış bulunuyorlar. Bunların, Doğu'daki benzerleri; mistisizm, ezoterik tarikatlar, Hinduizm, Sufizm, Transandantalizm, Zen Budizm, şifacılar, kabbalacılar; Yeni Çağ felsefesinin, Doğu'daki tarihi versiyonlarıdır.”
…….
“Defaatle belirttiğimiz gibi "boyut atlama-bir üst boyuta geçme" tezi, "evrim teorisi"nin en büyük çıkmazıdır. Ateist-evrimciler, kalp körlüğünden dolayı farketmeseler de; Allah, yarattığı her varlığı, kendi boyutuna mahkum etmiştir. Allah'ın dışında; Başmelekler de dahil hiçbir kimse, "varlıklar"a, yahut insanlara boyut atlatamaz. Bir sineğin dahi boyutunu değiştiremezler. İblis ve beyinsiz köleleri ise, Allah'a rağmen hiçbir halt edemezler. Bugün canlıların sınıflandırılmasında en alt kategori olan "Tür" bile aşılamamıştır. Bu hayallere, "hayal tüccarları"nın da tahrikiyle kendini kaptırmış evrimci bilimcilerden bir kısım moleküler biyologlar, şu an evrim sürecinin ellerinde olduğu zannına kapılmışlardır.
…..
İnsanları boyut atlayıp, melek olacakları, ya da tanrılaşacakları yalanlarıyla avlayan bu hayal tüccarı cin-şeytanlar ve işbirlikçileri medyumlar; hiç durmadan-dinlenmeden bu yaldızlı palavraları tekrarlıyorlar. Bu sözler, zamana-şartlara bağlı olarak insanlık tarihinin başlangıcından beri fısıltılar halinde tekrarlanıp duruyor. Adem de, cennette güven ve mutluluk içinde yaşarken; aynı fısıltıların kurbanı oldu. Melek olacağını sanıyordu, cennetten kovuldu. Kendisini kovduran ise elbette Azaz-El'ken İblis olan hayal tüccarıydı. İnsanoğluna karşı bitmez-tükenmez hırs ve kin taşıyan İblis, o günden sonra ademoğlunun peşini bırakmamış; tezgahını dünyada kurmuştur.
……
"Vahdeti vücutcu tasavvuf"un, Allah'la-insan arasında kurduğu "bütün-parça", "zat-suret", "ben, o; o, ben" ilişkisi en büyük şeytanca yalandır. İblis, dün nasıl tasavvuf yoluyla İslam toplumlarını ifsad ettiyse; bugün de Başmelek Mikail postuna bürünerek Batı toplumlarını, aynen Adem'i kandırdığı gibi kandırmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Ne diyor? "Sizde Tanrılık saklı, bize itaat eder, meditasyon yapar ve sizin rehberleriniz olmamıza izin verirseniz, size boyut atlatır, Tanrılık boyutuna çıkarırız." Bu şeytan sözleri, tasavvuftaki "fenafillah"ın kestirme yolu.. Bugün dünyada; özellikle ABD'de milyonlarca insan, bu "melek olma, Tanrı olma yalanı" peşinde koşmaktadır. Vah zavallı kibirli aldanmışlar vah!...Taktik aynı taktik... İblis, Adem'e kurduğu tuzağı, onun çocuklarına da aynen kuruyor ve işletiyor. Heyhat nerde ders, nerde ibret!

http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilar/evrimcilerin_ustun_insan_hayalleri.asp
http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/mart/mart42.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
08 Mart 2016, Salı
10:58

Alıntı Yap: Orhan

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. BAKARA-7...

Bu gözümüzde ki kulaklarımızda kalplerimizde ki mühürleri açınca boyutmu atlamış oluyoruz acaba..öte alemin sırlarına vakıf mı olmuş oluyoruz..yani kalp gözü ve 3.göz çakrasını açmamız mı gerekiyor...Açmazsak kafir mi oluyoruz???eğer çakra olaylarına gireceksek beden de ki bütün mühürleri ,çakraları açmamız mı anlamına mı geliyor,bu da yüksek benliğe giden yol oluyor Ruhculuk olaylarına giriyor.... bu konuda sıkıştım...yardımlarınızı bekliyorum...

Birde velhasıl hidayet konusu var bu konuyla ilgilide görüşlerinizi cok merak ediyorum acaba....

şimdiden teşekkür ederim herşey için...
Yukarı  
 
Gönderen:
huseyn

Yer:
Diger

Tarih:
24 Ocak 2016, Pazar
11:42

Alıntı Yap: huseyn

Bunlar daha dünyanın iyi günleri. Olaylar yavaş yavaş olgunlaşıyor. Yaklaşansaat'e doğru adım adım yaklaşılıyor. Herkes sanıyor ki -iblis ve adamları dahil- kendi planı kendisini kurtaracak! Fakat bilmezler ki bütün planlar Yüce Allah'ın planının içerisindedir! Kimin ne kadar kadim planı olursa olsun Allah'ın planından, hazırladığı akıbetten kaçış yoktur.

Esas mesele kişinin bu planlara-fitnelere karşı ne kadar hazır ve teyakkuzda olduğudur. Kişi imanını, hassasiyetlerini zayıflattığı anda tuzaklara açık hale geliyor.

Yapılacak tek şey Allah'a kölelik bilincini ve teyakkuz halini sürekli açık tutmak ve Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak. vesselam

Yukarı  
 
Gönderen:
orhan

Yer:
Antalya

Tarih:
14 Ocak 2016, Perşembe
10:16

Alıntı Yap: orhan

KADİM PLAN: İBLİS DÜNYAYI ELE GEÇİRMEK ÜZERE.. Bu yazı ne zaman tamamlanacak 1 senedir bekliyorum yayımlanmadı daha vazmı geçildi acaba??
Yukarı  
 
Gönderen:
Ali

Yer:
Istanbul

Tarih:
12 Ocak 2016, Salı
22:18

Alıntı Yap: Ali

Sayın Hakan Sengel,
Dabbet-ül arz, Yaklaşan Saat’in ilk alametlerinden değildir, aksine en son alametlerinden birisidir. En son önemli bir alamet Güneş!’in Batı’dan doğması ve tövbe kapısının kapanmasıdır. Dabbet-ül arz bu büyük alametten az önce ortaya çıkıp, kendisini Müslüman sanan birçok müşrikleri ve alimlerini “kafir” diye damgalayacaktır. Mescitleri ve namazları da onlara bir fayda sağlamayacaktır. İşin özü budur. Dabbetül arzla ilgili 27/82 ayetini ve ilgili hadislerin tamamını dikkatlice incelerseniz, bu meselenin doğrusunu kavrarsınız.
Yukarı  
 
Gönderen:
hakan Sengel

Yer:
Izmir

Tarih:
14 Aralık 2015, Pazartesi
15:08

Alıntı Yap: hakan Sengel

Saygıdeğer hocalarım,kıyamet sürecinde,doğal-afetlerin belirginleşmesi,ilk işaretler olduğu için,eğer izin verirseniz ve yadırgamazsanız,bu doğal-afet belirimleri ile,Kur´an´da geçen,''dabbet-ül arz'' mefhumu çok yakından bağlantılı olduğu için,olması gerektiği için,bu ''DABBET-ÜL ARZ'' mefhumunun,şu aşamada,doğal afetler eşliğinde ilk kıyamet alameti olması bakımından,önemli bir mefhum haline geldiğini,belirtmek isterim.Fakat,nedense,birçok saygıdeğer alimimiz,ahir zamanın ''doğal afetleri'' ile ''dabbet-ül arz'' arasındaki doğal bağlantıyı farkedemiyorlar,diye düşünmekteyim.Esasen,ahir zamanı işaret eden doğal afetlerin belirişi,aynı zamanda,kıyamete giden güzergahta(=süreçte),ilk işaret olan ''dabbet-ül arz´ın'' da çıktığı anlamına gelir.Dolayısıyle,esasen,ahir zaman sürecinde,kıyametin ilk işareti,''dabbet-ül arz''´ın çıkmasıdır,kanımca.Zira,sevgili Rabbimiz,''dabbet-ül arz'' için,''kıyametin eşiğinde,iman etmeyenler için'' ,mealen,''O söz(kıyamet vakti) kapıya dayanınca,yer´den bir dabbe çıkarırız......'' şeklinde,ilk işareti,''dabbet-ül arz'' üzerinden vericeğini,bence,açıkça belirtiyor.Dolayısıyle,siz sevgili ve saygıdeğer hocalarıma,bu kıyamet hususuyle,ciddi biçimde ilgilenen müminler olarak,bu farkındalığımı sunmayı,konunun ehemmiyeti açısından,gerekli gördüm.Ve,ayrıca,gördüm ki,hemen tüm alimlerimiz,''dabbet-ül arz'' ibaresini,çok yalnış tefsir etmektedirler.Bu ''dabbet-ül arz'' ibaresine ilişkin,Rabbimin iznine,hoşgörüsüne,desteğine ve siz değerli hocalarımın da anlayışına sığınarak,kendimce,gereken yorumları,sizin,''YOUTUBE'' taki,''Japon depremi-1'' videonuzun,YORUM kısmına yaptım.Umarım,Yüce Allah,beni utandırmaz,yorumlarımda.Ve,sizin sitenizden de,faydalanmaya çalışan biri olarak,sizlerin yaptığı bu değerli çalışmalar ve uyarılarınız için,sizlere çok teşekkür ediyor ve Yüce Rabbimin,çalışmalarınıza kolaylıklar,hayırlar ve başarılar lutfetmesini niyaz ediyorum.Sağlıcakla......Dab.
Yukarı Mail: hakansengelmurat@yahoo.com.tr 
 
Gönderen:
BİR KÖLE

Yer:
Diger

Tarih:
12 Aralık 2015, Cumartesi
16:51

Alıntı Yap: BİR KÖLE

İnsanı derinden etkileyen Suriyeli küçük bir kızın yazdığı vasiyet mektubu

"Bu benim vasiyetimdir. Canım annecim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ’O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ’Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık cennete yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de cennete yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim"
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir okuyucu

Yer:
Diger

Tarih:
10 Aralık 2015, Perşembe
10:09

Alıntı Yap: Bir okuyucu

İnsanlık tarihinde demircilik elbette Davud’la başlamamıştır ancak Kur’an, Davud için şöyle der:

“Muhakkak, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber dönün(tesbih edin)!" dedik. Ona demiri yumuşattık.
"Geniş (zırh) imal et, örgüsünü ölçülü yap. Salih işler yapın. Muhakkak Ben, yaptıklarınızı görmekteyim."”
[SEBE(34)/10-11]

Davud’tan önce de demircilik kadim bir meslek olarak mevcuttur. Yec’üc-Mec’üc’le ilgili destanda bahsedilen Demirci Debet efsanesi Davud’tan çok önce olmalıdır. Davud, İdris oğlu … Nuh oğlu Sam oğlu … İbrahim oğlu İshak oğlu Yakup soyundan İsrailoğulları’ndandır. Türkler ise İdris oğlu … Nuh oğlu Yafes soyundandır. Sam soyu; Mezopotamya’dan Ortadoğu’ya ve Arap Yarımadası’na yayılmıştır. Yafes soyu; Cudi Dağı’nın kuzeyi, Kafkasya ve Kuzey doğusuna Asya’ya doğru yayılmıştır. MÖ 720’li yıllarda İsrailoğulları’ndan 9,5 kabile, Hazar’ın güneyine sürülmüş, buradan da kuzeye Kafkasya’ya Hazar’ın doğusuna göç ederek Sam oğullarıyla, Yafes oğulları birbirine karışmıştır. Nitekim daha sonra da Kafkasya’da Hazar devleti ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra da İsrailoğulları’nın “demircilik sanatı” Kafkasya’ya taşınmıştır.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
12:36

Alıntı Yap: YS

Sayın Süleyman,
Yakında bu konuyla ilgili bir okuyucumuza mailden verdiğimiz cevap aşağıdadır:
Bu analizde sadece can alıcı noktalara işaret eden çok özet bir açıklama yapılmıştır. Merak eden okuyucularımıza bir fikir verir kanaatindeyiz. Aşağıdaki tespitler üzerinde dikkatle durunuz:
1) Yaklaşan Saat'te dünya yaşamını yok edecek arka arkaya iki süreç yaşanacaktır: Bunlardan birincisi; bugün yaşanan parçalı dünya savaşının, giderek yoğunlaşan ve yaygınlaşan küresel savaşlara dönüşüp, sağduyudan, akıldan yoksun hale gelmiş şeytanlaşmış yöneticilerin, insanlığın helakını hazırlaması şeklinde olacaktır. Birinci süreç budur.
2) Bu süreçte dünyaya, hakim, gizli, küresel, parasal, derin Siyonist Güç egemendir. Önceden masa başında gerekli planlar yapılmıştır ve bu planlar uygulamaya konmuştur. Orta Doğu'daki sözde İslam toplumlarının iktidarlarının yıkılışı ve ortaya çıkan kaos, mezhep çatışmaları, İslam’la alakası olmayan ancak İslam adına hareket eden daeş, el-kaide gibi radikal (Sitemizdeki "RADİKALİZM İSLAM DEĞİL HASTALIKTIR" yazımızı lütfen okuyun.) örgütlerin icrai faaliyetleri bu cümledendir. Önceden el-kaide'yi oluşturan, yönlendiren bu derin Güç, el-kaide'nin içinden daha vurucu, daha hastalıklı, daha harici bir daeş örgütü üretmiştir. Bu Güç'ün amacı şudur:
a) İslam coğrafyasındaki toplulukları, mezhepleri birbirine kırdırmak, bu bölgeleri paramparça ederek bölgedeki kaynakları ve toplulukları daha kolay bir şekilde kontrol altına almak, yönetmek.
b) İnsanın ve insanlığın tek kurtuluş dini olan İslam’ı çirkin, akıl dışı ve insanlık dışı terör dini olarak göstermek.
c) Nihai olarak İslam etiketli bu radikal-hastalıklı gücü-enerjiyi harekete geçirerek, İslam-Hristiyan çatışmasını körüklemek. İblis’in yönettiği bu derin Güç, Hristiyanlıkla savaşamayacağına göre, İslam’dan doğan bu radikal enerjiyi kullanmak ve böylece küresel hakimiyetine engel olabilecek bu iki büyük din potansiyelini etkisiz hale getirmek. Bu derin Güç’ün, bugüne kadar Hristiyanlığı kendi amaçları için tepe tepe kullandığı unutulmamalıdır.
Özelde Suriye meselesine baktığımızda Rusya’yı oraya sokan bu güçtür. Amaç; ABD’nin yapacağı pis işleri Rusya’ya yaptırmak; Arapların, Türklerin düşmanlığını Rusya’ya yöneltmek. Bugün Rusya bir taraftan Esed muhaliflerine amansızca saldırırken diğer taraftan PYD’yi silahlandırıyor. Putin’de zerre kadar aklı-selim olsa bu şekilde hareket etmez. Bu yaptıkları Rusya’da bir iç savaşın başlamasını kaçınılmaz kılacaktır.
3) İkinci süreç; Yaklaşan Saat’in katastrofik felaketleridir. Sonsuz Yüce Allah’ın dünyayı adeta bombardımana tabi tutmasıdır. (Sitemizdeki Eski Kavimler/Yaklaşan Saat bölümünü okuyunuz)
4) Bu aşamada Deccal ortaya çıkacak; insanlık da ikiye bölünmüş olacaktır. Büyük çoğunluk Deccal’e tabi olacak az bir çoğunluk ise ona karşı duracak ve gerçek İslam toplumunu oluşturacaktır.
5) Bütün planlar Sonsuz Yüce Allah’ın Planı’na hizmet eder ve Allah ne diyorsa o olur.

Yukarı  
 
Gönderen:
Süleyman

Yer:
Ankara

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
12:22

Alıntı Yap: Süleyman

Sitenizi ilgiyle takip ediyorum. Önemli temel konularda gözümü ve gönlümü açan müthiş araştırmalar var. Üç sene önce yaptığınız Suriye analizi geçerliliğini koruyor. Ancak yeni bir değerlendirme yeni bir analiz hiç olmazsa bu forumda olamaz mı? Başarılarınızın devamını Allah'tan diliyorum. Selam ve hürmetle...
Yukarı  
 
Gönderen:
ziyaretçi

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
08:55

Alıntı Yap: ziyaretçi

Selamlar. Sitenizde Yecüc ve Mecüc konusunu okurken Kafkasyadaki Nartlar ve Demirci Debet dikkatimi çekti. Malumunuz Davut A.s demircidir. Aceba Debet Davut a.s olabilir mi bunla ilgili araştırmanız var mı?
Ve demircilikle ün salmış Türkleri düşündüğümüzde Davut A.s 'ın demiri ilk işleyen kişi olması tevafukmudur yoksa Davut A.s türk müdür?
Sitenizle iki gündür tanışığım ve heyecanla takip ediyorum Allah gücünüze güç ilminize rahmet katsın.
Yukarı  
 
Gönderen:
ziyaretçi

Yer:
Diger

Tarih:
04 Aralık 2015, Cuma
08:46

Alıntı Yap: ziyaretçi

Selam ve saygılar. Araştırma yazıları çok hoş. Kaynak verilerek somut olayradan bahsedilmesi ve mevcut delillere dayanarak yorumla tez ortaya atılması bütünleştirici olmuş. Emeğinize sağlık. Allah razı olsun.
Uzun zamandır araştırmak istediğim can alıcı konuları tek tıkla ve onlarca kaynak verisiyle desteklenmiş olarak buldum. Eyvallah...
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1180 Toplam Sayfa Sayısı: 59
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 57. 58. 59. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.