Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
18 Ağustos 2018, Cumartesi
19:25

Alıntı Yap: Bir köle

Cumaliye cevap.

Ziyad bin Lebid'den: Rasulullah(s.a.v.) bir şey anlatarak şöyle demiştir:
"Bu, ilmin(İslamın)gitmesi zamanında olur" buyurdu.
Ben: "Ya Resulullah! Kur'an'ı okuduğumuz, evladımıza onu okuttuğumuz ve evladımız da kıyamete kadar kendi evladına onu okutacağı halde ilim nasıl gider?" dedim. Resul-i Ekrem:
"Anan seni kaybedesiye Ziyad! Ben muhakkak seni Medine'de fıkhı en iyi bilen adamlardan görürdüm. Şu Yahudiler ve Hıristiyanlar Tevrat ve İncil'i okuyup da bu iki kitapta bulunan hükümlerden hiçbir şeyle amel etmez değiller mi?" buyurdu.
Sünen-i İbni Mace, C.10, H.no: 4048

http://www.yaklasansaat.com/dinler/Son_din_kuran_islami_buharlastimi.asp
Okumanı tavsiye ederim.


Yukarı  
 
Gönderen:
cumali

Yer:
Diger

Tarih:
18 Ağustos 2018, Cumartesi
00:53

Alıntı Yap: cumali

"Yahudi din adamlarının Tevrat'ı metin olarak koruyarak, anlam olarak nasıl tahrif ettikleri gerçeği, bu meselenin en çarpıcı "saptırma örneği"ni teşkil etmektedir."

kuranı anlamak için arapça sitenizde yukarıdaki satır ne demek arkadaş.

metin nasıl korunmuş olur kuranda Allah metni değiştirdiklerini söylüyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
08 Ağustos 2018, Çarşamba
22:42

Alıntı Yap: İbrahim

Cevap 2: İMAN-İHSAN NEDİR?

“İslam”, objektif bir tanımdır-tariftir. Yani efradını cami ağyarını mani bir tariftir. İyi bir tanım, efradını cami, ağyarını mani olmalıdır. Yani kapsamı ve tümleyeni kesin-net olmalıdır. İslam’ın tümleyeni “şirk”tir. İslam tanımı, önce tümleyenini(şirki) redle başlar. Önce tüm ilahlar reddedilir.

Teklif “akla” yapılır, İslam, akılla kavranır, dille kabul edilir yahut “tasdik” edilir. İlk daire İslam dairesidir. “İman”, “inanmadır-emniyettir-şüphesiz tasdiktir”, ikinci dairedir ve İslam’ın içindedir. İman dille ikrar, kalble tasdiktir. Kalpleri ise Allah bilir. Kişi kendi İslamına şahitlik eder, diğer Müslümanlar da şahitlik etmelidir. İman konusunda diğer Müminlerin şahitliği hüsnü zandır, gerçeği Allah bilir.

“İslam”, “İman”ı kapsar ve her Mümin, Müslüman’dır, ancak her “Müslüman”, “Mümin” olamayabilir. Hucurat(49)/14, bu durumu en güzel şekilde açıklıyor.

Özetle “İman”, “şüphesiz tasdik”tir, derecelidir; artar azalır ve de dille kabul edilen “İslam”ın “Kalb”le tasdikidir. Alt sınırı “şüphesiz kalbi tasdik” iken üst sınırı, Allah’a karşı güçlü sevgi-saygı ve Allah korkusudur. İmanın derecesi arttıkça “İhsan derecesinde iman”a dönüşür. “Mümin”in imanı artıkça “Muhsin” olur.

“İhsan”, “İman”ın üst sınırıdır. İslam’ın içindeki daire “iman” dairesidir. “İman”ın içindeki daire ise “ihsan” dairesidir. Kapsam bakımından her “Muhsin”, “Mümin”dir ve de “Müslim”dir. Ancak her “Müslim”, “Mümin” ve de “Muhsin” olmayabilir. Her “Mümin”de, “Muhsin” olmayabilir.

İslam, akla teklif edilir ve İslam’da, “akıl-kabul” egemendir. İman da ise kalbi tasdik ve şüphesizlik esastır. İman'da “akıl-kabul” idrake, tefekküre ve Allah korkusuna dönüşmüş olur. Bu Allah korkusu-saygısı-sevgisi, aklın işletilmesiyle güçlenir ve “adanma”ya dönüşür ki bu; “İhsan derecesinde iman” aşamasıdır. “İhsan” derecesine, Peygamberimiz(sav), “Allah’ı görür gibi iman” der. Tüm peygamberler, tüm melekler ve de İman derecesi yüksek olan müminler, “İhsan” derecesinde iman sahibidirler. Hatta melekler ihsan derecesinin de üzerinde mukarrebtirler.

"Şüphesiz kalbi tasdik" anlamına gelen “İman” konusunda Kur’an’da yer alan çok sayıda ayetlerden bir kısmı aşağıda verilmiştir:
2/8, 3/52, 3/173, 5/41, 111, 8/2, 9/124, 16/106, 48/4, 49/7, 49/14, 49/15, 57/16, 58/22, 59/10, 60/10, 74/31,

Aynı şekilde “İhsan-Muhsin” kavramlarının geçtiği bir kısım ayetler de aşağıdadır:
2/112, 3/134, 4/125, 29/69, 31/22, 39/34

İslam’a giren yahut İslam’ı kabul eden herkes aynı anda “mümin” olmuş değildir. Hucurat(49)/14'de bildirilen bedeviler de böyledir. Ancak Ebubekir gibi fıtratı temiz, İslam’ı almaya hazır bir Sahabe İslam’ı kabul ettiğinde aynı zamanda “iman” etmiştir. Yine Yasin(36)/20-27'de elçileri tasdik edip, onlar öldürülmesin diye kavminin önüne atılıp “iman” ettiğini söyleyen ve şehit edilen kimse de, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. Ha keza Musa’nın karşısına çıkan sihirbazlar da, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. 7/120-122’ye bakınız.

Özetle; İslam”ı, sahih akılla kavrayıp kabul ettikten sonra, şüphesiz bir şekilde tasdike dönüştürenler; yani “iman” edenler, dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerdir.

“İman” giderek aklın işletilmesiyle güçlenir ve “ihsan” mertebesine ulaşır ve böyle bir kimse de, feraset-basiret sahibi olur, fitnelere düşmez, kimselerin göremediği, anlayamadığı şeyleri görür- anlar-hisseder. Kalp gözünün açık olması da budur. Bu sadece İslam’da değil, aklın işletildiği başka alanlarda da Allah, insana böyle bir meleke kazandırmıştır. Mesela bir alandaki bilim adamı, konusuna ne kadar hakim olur ve sürekli aklını işleterek araştırmalar yaparsa o kadar kendi alanının gerçeklerini keşfeder, başka bilim adamlarının göremediklerini görür, feraset sahibi olur.

Sonuç olarak insan önce İslam’ı akılla kabul eder, Müslüman olur. Sonra bir süreçle Mümin sıfatı kazanır, Mümin olur. Daha sonra da Muhsin vasfını kazanarak İhsan derecesinde iman sahibi Muhsin olur. Münafıklarda, kalpler hastalıklı olduğu için bu süreç arızalıdır.

İslam, ağacın kökü, yahut tohumudur. O tohumu ya da kökü beğenip satın alan Müslüman'dır. Onu yumuşak-verimli toprağa eker-diker, gerekli bakımını yapıp büyütür, sağlıklı meyve veren bitkiye-ağaca dönüştürürse o da iman-ihsandır. Burada “kişinin kalbi” toprak gibidir. Kendisi(aklı)da o bakımı yapan kişinin kendisidir. Kalp arızalı olursa bitki-ağaç hastalıklı verimsiz ve meyvesiz olur. İbrahim(14)/24-27'deki “tayyib kelime” bir ağaç misali ile anlatılır ki; bu İslam’ın ta kendisidir.   


Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
04 Ağustos 2018, Cumartesi
16:41

Alıntı Yap: İsmail

BİLİM "ANTİMADDE" KONUSUNDA NE BİLİYOR?
Antimadde, Allah'ın çiftler halindeki yaratmasının belki de en derin ve en geniş kapsamlı örneğidir. Antimadde, "anti-parçacıklar"dan oluşan maddedir...
Araştırma yazısı yayınlanmış arkadaşlar linki aşağıda.

http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/antimadde.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
03 Ağustos 2018, Cuma
19:01

Alıntı Yap: Bir köle

Hocam anlaşılmıştır. Ne demek istediğinizi anladım. Allah a çok şükür. Allah bize acısın. Cevap 2 yi de bekliyorum ama.. Allah razı olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
02 Ağustos 2018, Perşembe
21:45

Alıntı Yap: İbrahim

Sayın Bir Köle'ye Cevap:

Cevap 1: İSLAM NEDİR?

a) “İBLİS'İN İSLAM'A TUZAĞI: "TASAVVUF FELSEFESİ" yazımızdan alıntı:

“O halde "Allah-insan ilişkisi"nin doğru tanımı yapılmalıdır. Ki bu doğru tanımı ancak Allah yapabilir. Sonsuz Yüce Olan Allah, insanlığa son evrensel mesajı olan Kur'an'da bu tanımı; tekrarlı, tafsilatlı, tüm yönleriyle, muhkem ve şiddetli bir şekilde yapmaktadır. Ve her akıl sahibinin anlayacağı şekilde; en az beş "temel kavram"la, İslam'ı bize anlatmaktadır:
1) "Allah'a 'teslim' olmak", 2) "Allah'a 'köle' olmak", 3) "Allah'a 'mülk' olmak", 4) "Allah'a, hiçbir şeyi-kimseyi (kendi nefsi de dahil) 'şirk' (ortak) koşmamak", 5) "Allah'ın dışında varsayılan Gök'te ve Yer'deki 'ilahlar'ı, insanlık tarihindeki ilahları, bu ilahlara ait hükümleri reddetmek. Reddetmeyen müşrikleri reddetmek."

İşte Kur'an'ın bize muhkem ve tekrarlı bir şekilde anlattığı İslam budur. İslam, en geniş şekilde; Yaklaşansaat'in"Dinler-İslam Bölümü"nde; "KUR'AN'DA İSLAM" başlığı altında verilmiştir. (http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuran_da_islam.asp)
İslam'ın bu "beş kavram"la anlatımını oradan inceleyebilirsiniz. Ancak biz burada, İslam'ın temel çerçevesini bir kere daha çizeceğiz:

Allah, cinleri ve insanları, "Kendisi'ne köle olsunlar" diye yarattı. Yaratılmış her şeyi bunların emrine verdi. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Allah insanı, Rabb'ini tanıyacak ve ona "köle" olması gerektiğini anlayacak potansiyellerle yarattı ve onu "özgür" bıraktı. Ona, ayrıca Rahmeti'nin gereği olarak elçiler gönderdi. Gök'te- Yer'de ne varsa onun hizmetine sundu. İblis ve ordusunu, düşmanı olarak tanıttı. Kim aklını işletir, şeytanlara düşman olur, düşmanını tanır, vahye kulak verir, kalbini kibir-hırs ve dünyevi arzularla, şeytani telkinlerle doldurmaz, Sonsuz Yüce olan "Rabb'ine teslim olursa", kendi kurtuluşunu hazırlamış olur. Kim de bunun tersini yaparsa, Allah, dünyada ipini uzatır, ahiretini(geleceğini) mahveder.

Özetle, Kur'an'da; kendisinin kim olduğunu, insanın kim olduğunu; Allah'tan başka ilah olmadığını, kendisinin alemlerin- her şeyin yaratıcısı, noksan sıfatlardan münezzeh, ortağı olmayan bir Melik, Malik, Hüküm ve Hikmet Sahibi Rab olduğunu ortaya koyan Allah'a; insanlar ve cinler; kendi özgür iradeleriyle "mutlak anlamda boyun eğer; köle olup, teslim olurlarsa" elbette Müslüman olmuşlardır ve böylece İslam boyasıyla boyanmışlardır. İşte Allah ile insanlar-cinler arasındaki meşru ilişkinin "temel çerçevesi" budur.”

http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp

b) KUR'AN'IN MERKEZİ KAVRAMI: "İLAH" VE "İSLAM" yazımızdan alıntı:

“1) İnsanlık tarihi, Hak-Batıl, Aydınlık-Karanlık yahut İslam-Şirk mücadele tarihidir. Adem'den günümüze İslam'ın tanımı da hep aynıdır ve "Kelime-i Tevhid"tir. Kelime-i Tevhid nedir, nasıl bir tanımdır? Kelime-i Tevhid şudur:
"Eşhedu en la İlahe İllallah ve eşhedü enne (….) Abduhu ve Rasuluhu."
Burada (...) yerine, "zamanın-kavmin elçisi"nin ismi konacaktır. Adem, Şit, İdris, Nuh, …İbrahim, …Musa …İsa, Muhammed.

Bu efradını cami ve ağyarını mani tanımın-tarifin anlamı nedir? Anlamı şudur:
"Ben, Allah'tan başka ilah olmadığına ve (….)in de Allah'ın kölesi ve Elçisi olduğuna şahidim."
Daha açık bir ifadeyle: "(Önce) Allah'ın dışındaki tüm ilahları reddederim, ancak Allah benim tek İlahımdır ve (….) de Allah'ın kölesi ve elçisidir, Ben bu tasdikime-sözüme şahidim."

2) Bu tanım, İslam'ın temel prensibidir, tanımıdır, temelidir. Kur'an, baştan sona kadar bu prensibi, insanlığa muhkem, tekrarlı ve şiddetli bir şekilde açıklamaktadır. Bu açıklamalar, ne Hadis'e ne de başka bir metne muhtaç değildir. Bu nedenledir ki mutlak gerçek olan ve kayıt altına alınmış olan Allah'ın vahyi Kur'an, şüphesiz ve muhkem bir şekilde bize, İslam'ın ne olduğunu ve ne olmadığını bildirmektedir.

İslam'ın yukarıdaki bu tanımı "ağyarını mani, efradını cami" bir tariftir. Bir tarifin, tam-kesin-doğru olması için "ağyarını mani, efradını cami" olması gerekir. Böyle olmayan tanım, belirsizlik içerir; kesin ve tam olamaz. Bu kıstas, matematiksel tanımların yahut bilimsel tanımların da temel özelliğidir. Zira bir tanım(küme-kavram), tümleyeni(ağyarını mani) ve kapsamı-kapsayanı(efradını cami) ile tam olur ve kesinlik kazanır.

3) İslam'ın yukarıdaki tanımında; önce "ilahlar"ın "reddi(tümleyeni)", arkasından da "Allah'ın tek İlahlığı"nın tasdiki(kapsamı) gelir. Kur'an bize, İslam'ı anlatırken önce "reddetmeye-örtmeye", sonra da "onaylamaya-tasdike" çağırır. İslam'a kişi şöyle girer:
"Ben (evrenlerde-âlemlerdeki- geçmişte-gelecekteki) tüm ilahları(tabii ki sahte ilahları) reddederim, ancak ve ancak Allah benim tek İlahımdır ve ben buna şahitlik ederim. Ve yine şahitlik ederim ki; Muhammed Allah'ın kölesidir ve elçisidir. Muhammed, Allah'ın kölesiyse elbette ben de Allah'ın kölesiyim, buna da şahitlik ederim. İşte doğru din budur."

4) Evet yukarıdan beri açıkladığımız İslam'ın tanımında önemli üç unsur vardır:
Birincisi, bu tanım; "ağyarını mani ve efradını cami" bir tanımdır.
İkincisi, bu temel tanımın-prensibin merkezi kavramı, "ilah" kavramıdır. "İlah" kavramı, Kur'an'ın da "merkezi-baş kavramı"dır. "İlah" kavramı türevleriyle birlikte Kur'an'da 2839 kere ve en çok geçen bir kavramdır.
Üçüncüsü ise yine Kur'an'ın merkezi kavramlarından olan ve 275 kere geçen "abd-köle" kavramının, "ilah" kavramıyla doğrudan ilişkisidir; yani "ilah-köle" ilişkisi... Zira tüm Elçiler ve Müslümanlar, "Tek İlah olan Allah'ın kölesidirler".

5) "İslam tanımı"nı sırtında taşıyan en önemli merkezi kavram elbette "ilah" kavramıdır. Bu "ilah" kavramının içini boşaltırsanız yahut bu temel kavramı, mevziinden çıkarır, kapsamını bozarsanız, "İslam tanımı" buharlaşır. Yazımızın başından beri bu merkezi "ilah" kavramının, zamanla nasıl buharlaştırıldığını ortaya koymaya çalıştık. Aynı zamanda "İslam uzayı"nın anahtarının bu tanım olduğunu, bu "anahtarın dişleri"nin de "ilah" kavramının "kapsamı" olduğunu düşünebiliriz. Şayet anahtarın dişleri eksik yahut fazla olursa, "İslam uzayı"na (evine) giremeyeceğimizi hatırlamalıyız.   

6) Sonsuz Yüce olan Allah, insanlığa, son evrensel mesajı olan Kur'an'da "İslam tanımı"nı; tekrarlı, tafsilatlı, tüm yönleriyle, muhkem ve şiddetli bir şekilde açıklamaktadır. Ve her akıl sahibinin anlayacağı şekilde; en az beş "temel-merkezi kavram"la İslam'ı bize anlatmaktadır. Bu beş merkezi kavram bize, "İslam tanımı"nı 5 farklı yönden yahut 5 farklı şekilde açıklarken; bu temel kavramlar arasındaki "kapsam denkliği"ni de açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu 5 kavram:
"teslim olmak", "köle olmak", "mülk olmak", "şirk(ortak) koşmamak", "la-ilahe illallah".

Ve işte bu 5 kavramla 5 denk İslam tanımı:    
1) "Allah'a 'teslim' olmak". 2) "Allah'a 'köle' olmak". 3) "Allah'a 'mülk' olmak", 4) "Allah'a, hiçbir şeyi-kimseyi (kendi nefsi de dahil) 'şirk' (ortak) koşmamak", 5) "Allah'ın dışında varsayılan Gök'te ve Yer'deki 'ilahlar'ı, insanlık tarihindeki ilahları, bu ilahlara ait hükümleri reddetmek. Reddetmeyen müşrikleri de reddetmek."

http://www.yaklasansaat.com/dinler/kuranin_merkezi_kavrami_ilah_islam.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
01 Ağustos 2018, Çarşamba
22:22

Alıntı Yap: Bir kole

O zaman size acikca soyleyecegim. Cunku bahsettiginiz hatalari yapip cabamin bosa gitmesini istemem. Dediginiz gibi bir elmi metodumda yok. Belki kuru mantikla yurudum.Yalniz sizden ricam; ihsan, muhsin, mumin, muslim kavramlarini detayli bi sekilde bana soylemeniz. Allah nasip ederse anlayacagim.
Amenu olmak; Allah i ozlemek ve kavusmayi dilemek. Ben bunu kast etmistim. Cunku bir mumin gercekten Allahi ozlemeli ve kavusmayi dilemeli diye dusunuyorum. Ben bunun amenu oldugunu dusundum. Bazi meallerde bi hitap geciyor. Bu islama uygun degilmi diyorsunuz?
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Istanbul

Tarih:
01 Ağustos 2018, Çarşamba
21:28

Alıntı Yap: İbrahim

Sayın Bir Köle,

Ne söylemek istediğiniz yeterince anlaşılmıyor. Ancak unutmayın ki kuru mantıkla ciddi yanlışlar yapılır ve gerçeğe ulaşılamaz.

Birincisi “ey iman edenler” genel Kur’an hitabında “iman edenler” yerine “amenu olanlar” da ne demektir? İkincisi Kur’an’ı yahut Kur’an’ın kavramlarını ve ayetlerini bir “metoda ve ilme” sahib olmadan herkes hevasına(mantığına) uydurmaya çalışırsa bugün olduğu gibi “anlamlar ve dinler” türetmiş olur.

Üçüncüsüne gelince; “iman” ve “islam” nedir sorusunun cevabıdır. Bu cevabı Kur’an bize muhkem-apaçık ve tekrarlı bir şekilde vermiştir. Yaklaşan Saat’in temel görevi de budur. Kişi önce “İslam” olur. İslam bir temel kabul-akide ve tanımdır. “İman” bu kabulün “şüphesiz tastik” boyutuna ulaşmasıdır. “İhsan” ise daha ileri aşamdadır. Her “Muhsin” , “Mü’min”dir ve “Müslim”dir. Her “Mü’min”de, “Müslim”dir. Her “Müslim” ise “Mü’min” ve de “Muhsin “olmayabilir. Bu kavramların tanımı ve kapsamı birinci derecede önemlidir ve temeldir. Bu temel kavramlarda yapılan hatalar, azim hatalardır.

Dördüncüsü: Zikrettiğiniz ayetlere gelirsek; Hucurat(49)/14 de; bedevi olup yeni “Müslüman” olanlara, yüce Allah diyor ki; “ daha yeni Müslüman oldunuz, tastiğiniz emniyet kazanmadı; yani iman kalbinize henüz girmedi. İman ettik, Mü’min olduk demeyin, teslim olduk-Müslim olduk deyin…”

Bakara(2)/208 de ise mealen şöyle deniyor: “ Ey iman edenler, toptan-ümmet-toplum olarak “silme”(barışa)-Sulha girin, sakın şeytanın adımlarına uymayın, o sizin düşmanınızdır.”

Yani şeytanın ve münafıkların fitnesiyle aranızdaki kardeşliği-sulhu-barışı-teslimiyeti bozmayın, Allah’ın ipine sıkıca sarılan kardeşler olun!

O halde mesele nedir sayın Bir Köle?
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
01 Ağustos 2018, Çarşamba
02:13

Alıntı Yap: Bir kole

Sitenizde bazi Ayetlerin mealini okurken bisey farkettim. Aslinda baska meallere baktigimda herkes oyle yorumlamis.
Bakara 2/ 208 de sizin cevirmede "Ey iman edenler" diyor. Ama translet yaptigimizda; "Ey amenu olanlar" oluyor. Neyse.. Su ayetide ornek gostermek istiyorum: Hucurat 14- bu ayette bedevilerin iman etmesiyle alakali bisey var. Ben iman etmek ve amenu olmak arasinda fark oldugunu dusunuyorum. Cunku Allah bizden Amenu olmamizi istiyor. Cunku ayetteki olayin amenu olmakla ilgisi var.
Sunu soylemek istiyorumki arapca bilmiyorum. Bugunden sonra mealleri artik tek tek translate yapmak zorundayim. Butun meallerde bircok kavramin yok edildigini bunun icinde islamin gercek manada yasanamdigini soylemek istiyorum..
Yukarı  
 
Gönderen:
Turabi

Yer:
Istanbul

Tarih:
29 Temmuz 2018, Pazar
18:43

Alıntı Yap: Turabi

*Kahrolsun İblis’in Planına Hizmet Edenler! Başlığıyla 28.07.2018 tarihinde yeniden hatırlatılan Haber Yazısının son paragrafı:” Biz, eşi, benzeri ve çocuğu olmayan, Sonsuz Yüce ve zamanı geldiğinde düşmanlarını kahredecek olan Allah'a teslim olmuşlarız. Biz, tüm peygamberleri ve Peygamberimiz'in habercisi olan; onun ümmeti olma şerefiyle; elinde Kur'an'la dünyaya gelecek ve tüm yalancı deccalleri, hayalci-vizyoncu sapıkları, cin-insan şeytanlarını; Allah'ın gücüyle kahredecek olan "Allah'ın kelimesi İsa"yı da tasdik ediyoruz. Kahrolsun yalancılar! Kahrolsun şeytan dostları! Kahrolsun İblis'in Planı'na hizmet edenler!” Amin, amin, amin...
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
21 Temmuz 2018, Cumartesi
19:08

Alıntı Yap: Bir kole

Ozur dilerim. Daha İyi okumam gerekirdi. 2 3 kere okumama ragmen dogru bi sekilde anliyamadim. Ama simdi anladim. Herseyde bi hayir var. Allah razi olsun.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
20 Temmuz 2018, Cuma
13:30

Alıntı Yap: İbrahim

"Ve Tevrat'ta size haber verilen İsrailoğullarının amca oğulları olan İbrahim oğlu İsmail oğlu Muhammed(sav); üzerinizdeki ağır yükleri indirmekte ve zincirlerinizi çözmektedir. O tüm insanlık için fakat bilhassa siz İsrailoğulları için evrensel bir "Rahmet Elçisi"dir ve tüm insanlığın "Büyük Azap"tan önceki son kurtuluş şansıdır."
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2018_haberleri/19_07_18_natura_karta.asp

Sayın bir köle; metindeki ifade gayet açıktır. Şans kelimesi fırsat anlamında kullanılmıştır.
Yukarı  
 
Gönderen:
İsa

Yer:
Diger

Tarih:
20 Temmuz 2018, Cuma
00:47

Alıntı Yap: İsa

Bu yahudilerin klasik oyunu iyi polis kötü polis tekniği. Neturei Karta dan bahsediyorum.

Bu sayede nefreti bir nebze hafifletmeyi amaçlıyorlar.

Size verilen yüzeysel cevaptan da anlaşılıyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
20 Temmuz 2018, Cuma
00:15

Alıntı Yap: Bir kole

Allah'ın selamı üzerinize olsun. Görmeden dostum diyecegim insanlarsiniz, hocalarimizssiniz. dostlugun ve sevginin gercekligini, cenneteki muhabbeti mutlulugu yazilarinizi okuyunca bi nebze yasiyorum. Paylastiginiz yahudilerle ilgili yaziyi okudum, siz ne kadar uzulduyseniz, bende o kadar uzuldum emin olun..
Sitenizde yazilarinizi okuduktan sonra, benim icin hayat bambaska hale geldi diyebilirim size. Allah'a, bu ilmi bana verdigi icin sukranlarimi iletiyorum ve sizin icinde bagislanma diliyorum. (Bunun icinde sansli mi diyeyim kendime siz soyleyin?!)
Yaziniz da, "buyuk azap oncesi son sansiniz" demissiniz. Eminmisiniz... Şans derken ne şansi. Şansla mi bu isler oluyor. Yani simdi ben sitenizi okurken şansli miydim. Yapmayin kurban olayim!.. ya da cagri mesajinizi okurken onlar sansli mi oldu. Allah hepimize acisin.. ben gercekten bu cagriyi dogru bulmadim.
Not: video alt yazi gibi yapma imkaniniz varmi.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
03 Temmuz 2018, Salı
15:35

Alıntı Yap: Bir kole

Az once baktigim videodan sonra size duygularimi soylemek istiyorum.
Video da: Profesor kılıklı ve docent diye gecinen iki kisinin, tefsirci ve mealci, kendi fikirlerini ilahlastirarak; Allah'ın İbrahim peygambere "oglunu kurban etmesini emretmemis (olamaz!) ve Kur'an, peygamberlerin ruyalarinin sahih oldugunu soylemez ve ruyaya gore de ibrahim peygamberin oglunu kurban etmesi olmaz" diyorlardi. Ne kadar uzucu bi durum ki; prof bir adamin ibrahim peygamberin oglunu niye kurban edecegini biraz soyledi ama yine de, kendi fikirlerini ortaya koyarak konuyu aslindan saptirdilar. Allah'a teslimiyetini; hicbir seye kole degil, sadece Allah'a kole olmak istedigini; kendini, oglunu, esini her seyini feda ettigi, Allah'a sevgi bagliligini, teslimiyetin zirvesine kadar geldigi ibrahimi anliyamadilar. Ne yazik.. uzuldum..
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
03 Temmuz 2018, Salı
01:57

Alıntı Yap: Bir kole

Rami bey, bence siz hicbirseye bakmamissiniz. Biseyler ogrenmek istiyorsaniz asagidaki gonderdigim linkde birkac sorunuzun cevabini alabilirsiniz. "Ruh ve madde" ile ilgili kuran destekli, yeterince acik ve herkesin anliyabilecegi baska bi yerde belki bulamayacaginiz bilgiler mevcut. Bu linkten baslayabilirsiniz.









http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Rami

Yer:
Diger

Tarih:
02 Temmuz 2018, Pazartesi
00:52

Alıntı Yap: Rami

nefs le ilgili birtane yazınız yok. Nefs nedir ruhdan ayrı bir şey midir? Mahiyeti nedir enerji midir vs.

madde alemi berzah alemi vs alemler hakkında bir yazınız var mı?
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
24 Haziran 2018, Pazar
03:51

Alıntı Yap: Bir kole

Neden bu zaman icin topragin altinda olmak daha iyi?
Dediginize gore o dusunceyle gidersek, ne zaman iyiydiki?
(Bagislayin) Hayir siz yanlissiniz; iman edenler icin hic bir zaman kotu degil. acilari, kaoslari yasayabiliriz, fakat Hic bir aci, kaos Allah a teslim olmaktan alikoymayacak bizi...
-İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kolelerin hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. (Hicr 39-40)
Yukarı  
 
Gönderen:
Gūlden

Yer:
Diger

Tarih:
21 Haziran 2018, Perşembe
17:48

Alıntı Yap: Gūlden

Bu gün toprağın altında olmak üstūnde olmaktan çok daha iyi olduğu zamandayiz !
Ufacık, konuşmaları bile tam düzelmemiş çocuklara yapılan alçakliklar, emrimize verilmiş savunmasız hayvanlara yapılan alçaklıklar ...
Sadece bu boyutuyla bile bakarsak yaklasansaat in ardarda gelecek olaylarının bir soluk dibindeyiz.
(Allah bizi dünya sarhoşlugundan, her şerden korusun)
Dūnyamiz 1 in sunumundan alıntı:Bugün ahlaki çürümüşlük, şeytanlaşma, başkalarını sömūrme,kandırma-saptirma: cinnet, ruhsal-zihinsel sakatlıklar, bedeni-cinsel çilginliklar, kaos-katliam ve tüm boyutlardaki çūrümüşlük, grafiğin en derin çukurunu çizmekte...
Yukarı  
 
Gönderen:
adsız

Yer:
Diger

Tarih:
17 Haziran 2018, Pazar
17:31

Alıntı Yap: adsız

   Esselamünaleykum ,ramazan bayramımız mübarek olsun.Nerde olursak olalım Allah bizi korusun,selametle kalalım inşallah.
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1245 Toplam Sayfa Sayısı: 63
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 61. 62. 63. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat