yaklaşan saat
kuranda islam, kuran ışığında araştırmalar
  theapproachinghour, english website




kuranı anlamak için arapça


tasavvuf felsefesi, kuran islamı, radikalizm islam değil hastalıktır

YAKLAŞAN SAAT'TE BEKLENEN MEHDİ DEĞİL İSA'DIR, mehdiyet felsefesi

 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
14:30

Alıntı Yap: Orhan

Ben aslında hayat amacını arayan garip bir insandım. Araştırmam aztek-mayalarla başladı,, new age camiasıyla devam etti,sonrada yol bu siteye çıktı.Araştırmam Kuran-ı Kerimle son buldu...Bu Ayetel Kürsi bilgisine yeni ulaştım, siteyi aratmama rağmen geçerli bir sonuca ulaşamadım, en son çare olarak foruma sorma gereği duydum...gözümden kaçırdıysam özürdilerim,yahut rahatsız ettiysem tekrardan özürdilerim.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
13:10

Alıntı Yap: Bir köle

Orhan’a;
Sorduğunuz soruya YS daha ayrıntılı cevap verirse bizde faydalanmış oluruz ama forumu gözden geçirmeniz bence araştırmalarınıza katkısı olur. Forumdan;


İslam’a giren yahut İslam’ı kabul eden herkes aynı anda “mümin” olmuş değildir. Hucurat(49)/14'de bildirilen bedeviler de böyledir. Ancak Ebubekir gibi fıtratı temiz, İslam’ı almaya hazır bir Sahabe İslam’ı kabul ettiğinde aynı zamanda “iman” etmiştir. Yine Yasin(36)/20-27'de elçileri tasdik edip, onlar öldürülmesin diye kavminin önüne atılıp “iman” ettiğini söyleyen ve şehit edilen kimse de, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. Ha keza Musa’nın karşısına çıkan sihirbazlar da, İslam’ı kabul ederken “iman” etmiştir. 7/120-122’ye bakınız.

Özetle; İslam”ı, sahih akılla kavrayıp kabul ettikten sonra, şüphesiz bir şekilde tasdike dönüştürenler; yani “iman” edenler, dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerdir.

“İman” giderek aklın işletilmesiyle güçlenir ve “ihsan” mertebesine ulaşır ve böyle bir kimse de, feraset-basiret sahibi olur, fitnelere düşmez, kimselerin göremediği, anlayamadığı şeyleri görür- anlar-hisseder. Kalp gözünün açık olması da budur. Bu sadece İslam’da değil, aklın işletildiği başka alanlarda da Allah, insana böyle bir meleke kazandırmıştır. Mesela bir alandaki bilim adamı, konusuna ne kadar hakim olur ve sürekli aklını işleterek araştırmalar yaparsa o kadar kendi alanının gerçeklerini keşfeder, başka bilim adamlarının göremediklerini görür, feraset sahibi olur.

Sonuç olarak insan önce İslam’ı akılla kabul eder, Müslüman olur. Sonra bir süreçle Mümin sıfatı kazanır, Mümin olur. Daha sonra da Muhsin vasfını kazanarak İhsan derecesinde iman sahibi Muhsin olur. Münafıklarda, kalpler hastalıklı olduğu için bu süreç arızalıdır.

İslam, ağacın kökü, yahut tohumudur. O tohumu ya da kökü beğenip satın alan Müslüman'dır. Onu yumuşak-verimli toprağa eker-diker, gerekli bakımını yapıp büyütür, sağlıklı meyve veren bitkiye-ağaca dönüştürürse o da iman-ihsandır. Burada “kişinin kalbi” toprak gibidir. Kendisi(aklı)da o bakımı yapan kişinin kendisidir. Kalp arızalı olursa bitki-ağaç hastalıklı verimsiz ve meyvesiz olur. İbrahim(14)/24-27'deki “tayyib kelime” bir ağaç misali ile anlatılır ki; bu İslam’ın ta kendisidir.    
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
22 Şubat 2019, Cuma
12:28

Alıntı Yap: Orhan

Tüm YS ekibine ve takipçilerine selamlar...Bir şey sormak istiyordum,,40 günde 40 bin Ayetel Kürsi okununca kalp gözü açılıp,, insan uyanıyormuş diye bir bilginin peşindeyim,, size bir danışmak istedim..uyanmak nedir ,,kalp gözü nedir?Ölmeden evvel uyanmakla mı mükellefiz,,yoksa safsatadan ibaret bir şey mi,, bu konularda yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ederim her şey için
Yukarı  
 
Gönderen:
Yusuf Okur

Yer:
Diger

Tarih:
20 Şubat 2019, Çarşamba
00:01

Alıntı Yap: Yusuf Okur


Analizci arkadaşa; Sadece bir haber;

Mısır,Suud medyasında çıkan diğer bilgileride ayrıca araştırabilir...

https://odatv.com/birlesik-arap-emirlikleri-fetoye-3-milyar-dolar-vermis-1407171200.html
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
19:51

Alıntı Yap: İsmail

Orhan’a
Sorunuzun cevabı hadisin içinde mevcut :
“4) Sonra siyah Duheyma(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak.”
Türkiye insanları, “bu ümmmetden” olduğuna göre elbette bu fitne ateşi, Türkiye’yi de az yada çok yakacaktır.

Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
14:23

Alıntı Yap: Bir köle

Çok teşekkürler ilginiz için. Allah sizden razı olsun. Umarım Allah, bizi Hak yoldan ayırmaz. İnsanlığın kurtuluşu ciddi anlamda bu konu. Hem dünyasını, hem ahiretini cennet yapmak isteyen ciddi anlamda bu konu üzerinde Yoğunlaşması lazım.. Şeytan insanların çok meraklı tarafını bildiği için insanları başka yöne çekiyor ve amacını unutturuyor. Umuyorum ki, hassasiyetimiz hep bu konu üzerinde olur. Vakit hassasiyet vaktidir. Ona görede hep tedirginim; Allah’ın beni unutmasından çok korkuyorum. Bu korkum beni hep bu konuya teşfik ediyor ve anlamadığım yerlerde sizlere yazıyorum. hassasiyetim bu yüzdendir...

Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
08:53

Alıntı Yap: Orhan

Peki Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz, aşağıda saydığınız bu fitnelerden etkilenecek mi ???Bir yorumunuz var mı???
Yukarı  
 
Gönderen:
analiz

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
01:30

Alıntı Yap: analiz

2. Adnan Oktar
3. Gülen

sanırım bunlar kastediliyor.

ancak müşrik arapların gülenle anlaştığı ne kadar doğru orası tartışılır.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
00:43

Alıntı Yap:  YS

Sayın Bir Köle,
Keşke herkes senin gibi duyarlı olsa da kendisi için hayati soruları sorsa… Bu hadisle ilgili yapacağımız yorumlar umuyoruz ki çok daha şaşırtıcı ve korkutucu olacaktır. Bu hadise yakından bakarsak; sırayla fitneleri numaralarsak şunları görürüz:
1) “Ey Allah'ın Resulü, Ehlas(korku) fitnesi nedir, dedi. Resulullah(s.a.v.), o insanların birbirinden kaçması, malının ve ehlinin yağma edilmesidir.”
“Ehlas fitnesi” tamı tamına Ortadoğu’da Arap baharı palavrasıyla ortaya çıkan fitnedir. Özelliklede Suriye iç savaşıdır. "هَرَبٌ"وَ"حَرْبٌ"ifadeleri tamı tamına Ehlas fitnesini karakterize etmektedir. "هَرَبٌ"(Herebun): Kaçmak, uzaklaşmak, ülkeyi terk edip mülteci olmaktır. "حَرْبٌ"(Harbun) ise tamı tamına iç savaş ve savaştır.
2) “Sonra Serra(sevinç) fitnesi olacak. Bu fitne benim ehl-i beytimden, benden olduğunu zanneden ama aslında benden olmayan bir adamın ayakları altından yayılacaktır. Gerçekten benim dostlarım Allah'tan korkanlardır.”
“Serra fitnesi” tamı tamına ismi zikredilmeyecek kadar sefil ve zihnen İblis gibi sakat olan bir zattır ki, kendisini sürekli peygamber ehli beytine atfetmekteydi ve bugün içerdedir.
3) “Sonra insanlar, eğri tek kaburga kemiği üzerine oturağını korcasına eğreti(oturan) bir kimse ile anlaşacaklar. “
Bu adam küresel efendilerin ve dolayısıyla İblis’in kucağında oturan ve İblis’den daha zararlı bir adamdır ve o “Ğaylan”dır. İslam düşmanları ve sözde Müslüman geçinen müşrik Araplar, Küresel Güç adına onunla anlaşmışlardır. Bugün itibariyle, küresel efendilerinin kendisine tahsis ettiği bir sarayda oturmaktadır.
4) “Sonra siyah Duheyma(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak. Fitne bitti denildiğinde devam edip yaygınlaşacak. O fitne içerisinde kişi, mü'min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak, hatta insanlar iki ayrı büyük şehre toplanacaklar. Bu şehirlerden birisi iman şehridir. Orada münafıklık yoktur. Birisi münafıklık şehridir, orada iman yoktur. Bu olaylar olduğu zaman, o gün veya ertesi gün Deccal'in gelişini bekleyin."
“Duheyma(karanlık)fitne”, İblis’in Şia’dan devşirdiği bir “Mehdi” dir ki çıkması çok yakındır. Çıkmasına muhtemelen İran-Suud savaşı eşlik edecektir. Çıktığında Ortadoğu’yu ve Arap Yarımadasını kan gölüne çevirecektir. İşte Deccal habercisi en büyük fitne, insanların peşine takılacağı, şaşkına döneceği, ümmetten dokunmadık kimsenin kalmayacağı en büyük fitne de budur.
Bu yorumumuzun başka hadis kanıtlarına, konuyu uzatmamak için yer vermedik.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Diger

Tarih:
19 Şubat 2019, Salı
00:30

Alıntı Yap: İbrahim

Mesajlarınız için teşekkür ederim.elif hanım Twitter üzerinden YS hesabına hangi kitaptan başlayarak okumaliyim diye mesaj atmıştım fakat dönüş olmadi.sizler hangi sırayla okumayı oneriyorsunuz.ayrica aşağıda İsmail bey in değindiği konular ile ilgili olan güvenilir kaynaklari öğrenmeyi de isterim
Yukarı  
 
Gönderen:
Elif

Yer:
Diger

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
20:06

Alıntı Yap: Elif

Sayın İbrahim; bu konularda bilgi edinmenin en kestirme ve sağlıklı yolu, YS sitesindeki ilgili yazıları ve YS'nin kitaplarını okumaktır.
Yukarı  
 
Gönderen:
İbrahim

Yer:
Bursa

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
17:04

Alıntı Yap: İbrahim

İsmail bey teşekkür ederim.bu konularda bilgi edinmek.kendimi eğitmek istiyorum.hangi kaynaklari kullanabilirim acaba
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
18 Şubat 2019, Pazartesi
03:47

Alıntı Yap: İsmail

İbrahim’e cevap
Küresel Güç(İlluminati-masonluk), Dünya’yı ele geçirmek için asırlardır plan yapıyor ve bu planları uygulamaya koyuyor. Sermaye-araştırma kurumları-bilgi ellerinde. İblis Başmelek Mikail ismini kullanarak, bu GÜCÜ kullanıyor, yönlendiriyor ve “Deccal planı”na hizmet ettiriyor. Dünyada işleyen üç plan var: Bu “GÜC” ün “Yeni Dünya Düzeni Planı”, “İblis’in Deccal Planı” ve “Sonsuz Yüce Rabb'imizin Planı”. İblis’in planı, “GÜC”ün planını kapsar. Bu iki planda Allah’ın planının içindedir. Allah’ın Planı “Kur’an ve sahih sünnette” şifrelenmiştir. Allah ne diyorsa o olacaktır. “Küresel Güç” sonunda kaybedecek, Allah takdir ettiği için İblis-Deccal hakimiyeti 3.5 yıl egemen olacak ve sonunda da tüm şeytanlaşmış dünya helak olacak ve İslam Dünyada egemen olacaktır.       
Yukarı Mail: İst. 
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Mardin

Tarih:
17 Şubat 2019, Pazar
20:32

Alıntı Yap: Bir köle

Selamlar,
Bilmiyorum rahatsız ediyormuyum, veya daha önemli çalışmalaranıza engel oluyormuyum.
-affedin-
Bu hadisi okurken içim ürperdi.
“Kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak sabahlayacak”
Bir gün içerisinde nasıl oluyor bu? Gerçekten korkutucu. Biraz açıklarmısınız.
Yukarı  
 
Gönderen:
ibrahim

Yer:
Bursa

Tarih:
16 Şubat 2019, Cumartesi
00:42

Alıntı Yap: ibrahim

merhabalar,japon depremi ile ilgili videonuzu izledim gerçekten güzel açıklanmış.sormak istediğim şu illuminati oyun kartlarında bu depremin tarihi ve "kombine felaketler" şeklinde sadece deprem faciası olmayacagı yaziyor.bunu nasıl açıklayabiliriz acaba.ayrıca bu kartlarda sadece bu değil pentagon,ikiz kuleler saldrilari vs. de var.. iyi çalışmalar
saygilarimla
Yukarı Mail: alfaorganikgubre@gmail.com 
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
15 Şubat 2019, Cuma
22:51

Alıntı Yap:  YS

Okuyucuların dikkatine;
İblis öğretisi olan yoga ve meditasyonun okullarda çocuklara yaptırılacağı tartışmalarının yapıldığı bu günlerde aşağıdaki araştırma yazımızın okunmasını tavsiye ederiz.

DOĞU DİNLERİ: PUTPERESTLİK
http://www.yaklasansaat.com/dinler/dogu_dinleri_putperestlik.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
21:39

Alıntı Yap: Bir köle


YS: Bu ve benzeri konular insanların daha çok dikkatini çektiği için, asıl mesele olan İSLAM nedir, ne değildir temel konusu önemsenmiyor ve maalesef ihmal ediliyor. Halbuki herkesin kurtuluşu bu temel BİLİNCE bağlıdır. Size de tavsiyemiz, dikkatinizi bütünüyle “İSLAM “a hasretmeniz, SİTE’deki bu konuya ait AYETLERİ ve YAZILARI tekrar tekrar okuyarak yaşam haline getirmenizdir.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
20:16

Alıntı Yap:  YS

Sayın Ahmed;
Sizin sorularınıza cevap olacak bir hadisi takdim ediyoruz. Umarız bu hadisi inceleyip; "ehlas", "serra" fitneleri ve "oturağı yamuk adamın fitnesi" konusunda ve de Deccal zamanı konusunda da bir sonuca varırsınız. YS, tüm görüşlerinde ve projeksiyonlarında "HAKK'a ve gerçek ilme" dayanır. Zamanı geldiğine inandığında da "Hakk gerçekleri" ortaya koymaya devam eder. Aynı zamanda "Aklını kullanan" ve "samimi olan" herkesin sorularına cevap vermeye de hazırdır. İşte sorunuza cevap teşkil edecek delillerden birisi:

عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ كُنَّا قُعُودًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ الْفِتَنَ فَأَكْثَرَ فِي ذِكْرِهَا حَتَّى ذَكَرَ فِتْنَةَ الأَحْلاَسِ
فَقَالَ قَائِلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا فِتْنَةُ الأَحْلاَسِ قَالَ "‏ هِيَ "هَرَبٌ" وَ"حَرْبٌ" ثُمَّ فِتْنَةُ السَّرَّاءِ دَخَنُهَا مِنْ تَحْتِ قَدَمَىْ رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِي يَزْعُمُ أَنَّهُ مِنِّي وَلَيْسَ مِنِّي وَإِنَّمَا أَوْلِيَائِيَ الْمُتَّقُونَ ثُمَّ يَصْطَلِحُ النَّاسُ عَلَى رَجُلٍ كَوَرِكٍ عَلَى ضِلَعٍ ثُمَّ فِتْنَةُ الدُّهَيْمَاءِ لاَ تَدَعُ أَحَدًا مِنْ هَذِهِ الأُمَّةِ إِلاَّ لَطَمَتْهُ لَطْمَةً فَإِذَا قِيلَ انْقَضَتْ تَمَادَتْ يُصْبِحُ الرَّجُلُ فِيهَا مُؤْمِنًا وَيُمْسِي كَافِرًا حَتَّى يَصِيرَ النَّاسُ إِلَى فُسْطَاطَيْنِ فُسْطَاطِ إِيمَانٍ لاَ نِفَاقَ فِيهِ وَفُسْطَاطِ نِفَاقٍ لاَ إِيمَانَ فِيهِ فَإِذَا كَانَ ذَاكُمْ فَانْتَظِرُوا الدَّجَّالَ مِنْ يَوْمِهِ أَوْ مِنْ غَدِهِ ‏"‏

Abdullah bin Ömer şöyle demiştir:
"Biz Resulullah(s.a.v.)in yanında oturuyorduk. Fitnelerden bahsetti. Hatta siyah ve devamlı fitneleri de zikir buyurdu: Bir sözcü:
- Ey Allah'ın Resulü, ehlas(korku) fitnesi nedir, dedi. Resulullah(s.a.v.), o insanların
birbirinden kaçması, malının ve ehlinin yağma edilmesidir.

Sonra serra(sevinç) fitnesi olacak. Bu fitne benim ehl-i beytimden, benden olduğunu zanneden ama aslında benden olmayan bir adamın ayakları altından yayılacaktır. Gerçekten benim dostlarım Allah'tan korkanlardır.

Sonra insanlar, eğri tek kaburga kemiği üzerine oturağını korcasına eğreti(oturan) bir kimse ile anlaşacaklar.

Sonra siyah duhayme(karanlık) bir fitne kopacak, bu ümmetten tokatlamadığı (zararının dokunmadığı) hiçbir kimse kalmayacak. Fitne bitti denildiğinde devam edip yaygınlaşacak. O fitne içerisinde kişi, mü'min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak, hatta insanlar iki ayrı büyük şehire toplanacaklar. Bu şehirlerden birisi iman şehridir. Orada münafıklık yoktur. Birisi münafıklık şehridir, orada iman yoktur. Bu olaylar olduğu zaman, o gün veya ertesi gün Deccal'ın gelişini bekleyin." (Ebu Davud, C5, Bab: Kitabu'l-Melahim, Hno: 4242)

BAZI KELİMELER:
الأَحْلاَسِ: düşkün-tutkulu, bir yerden ayrılmak, yaşama, çok kalma, çoraklaşma, korku
هَرَبٌ: kaçmak, uzaklaşmak
حَرْبٌ: harb-savaş, yağmalama, iç harb
السَّرَّاءِ: sevinç-bolluk, ferahlık
دَخَنُهَا: fesat, kötü ahlaklı, akıl ve dini bozuk, duman
يَصْطَلِحُ: ittifak, anlaşma, uzlaşma, iyi görme
كَوَرِكٍ: وَرك: kıçı üzere oturmak, oturağını eğmek-bükmek, niyeti gizlemek, kalça, baldır.
ضِلَعٍ: tarf, güçlü, metin; eğik, bükük, kıvrık; eğmek, bükmek, kıvırmak; bilgili, otorite, yetkin, tecrübeli, sevgi-muhabbet; kaburga kemiği eğri olmak, sapmak, zulmetmek
الدُّهَيْمَاءِ: felaket, afet, karanlık fitneler
فُسْطَاطَيْنِ: kıl çadır, topluluk, şehir

Yukarı  
 
Gönderen:
Ahmed

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
17:23

Alıntı Yap: Ahmed

Sayın YS;

"İblis ve hizbi bugün harıl harıl Deccal dönemine kadro devşiriyor. İblis, Deccal döneminde cahil-ahmak insanoğlunu bu “insan şeytanı kadrolar”la yönetecektir." demişsiniz. Bu kadrolar şuan yetiştiriliyorsa Deccal döneminin çok uzak olmadığını söyleyebilir miyiz? Veya siz neye dayanarak böyle yazdınız? Bunu anlatan bir yazınız var mı acaba?
İyi çalışmalar.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
15:43

Alıntı Yap:  YS

SAYIN ORHAN,

İblis hangi yalanlarla Adem’i kandırdı ise bugün de aynı-benzer kavramları kullanarak Adem’in çocuklarını kandırıyor.

Adem cennetteyken İblis yemin ederek ne diyor? “Yasaklanan ağacın meyvesinden yerseniz ‘melek’ olursunuz (boyut atlarsınız-melek olursunuz) ve böylece cennette ebedi kalır, ölümsüz olursunuz.”

Bugün ise hangi kavramları kullanarak dostlarını kandırıyor? “Önceleri siz “tanrı”sınız, aynanın karşısına geçip: ”Ben benim, ben tanrıyım deyin” diyordu. Daha sonra sizin DNA’nız 12 sarmallıdır, “melek boyutu”nuz saklıdır, bizimle işbirliği yaparsanız; “meditasyon” yapar, bize elinizi uzatırsanız, biz sizi “melek boyutu”na çıkarırız; boyut atlarsınız.

Bütün bunlar bir hazırlık aşamasıydı. Şimdi ne diyor? “Yüksek benliğe geçmelisiniz, yüksek benlik sizin özünüz, sizsiniz. Bu aşamaya gelir yüksek benliğinizle konuşursanız, o sizi yönetir yönlendirir.

İşte İblis’in yayın organı olarak çalışan “Koşulsuz Sevgi” adlı siteden bir alıntı:
“Size bir isim verilecek, bu isim bundan sonraki on bir gün boyunca Yüksek Benliğinizle birlikte sizinle çalışacak olan Rehberinizin veya Üstadınızın isimdir. Bu nedenle, yardıma veya rehberliğe ihtiyacınız olduğu zaman, gerekli olan şey her neyse size yardımcı olması için bu Varlığı çağırın… Bu nedenle size anında gelen ismi alın…Onun size gelmesine izin verin. Şimdi bu ismi kendinize dört kez tekrarlayın ve onu kalbinize yerleştirin.”
http://www.kosulsuz-sevgi.com/kanal-mesajlari/ustat-kuthumi/ustat-kuthumi-kendinizi-yuksek-benlik-vasitasiyla-iyilestirmek/

Bu “yüksek benlik yalan etiketi”nin arkasında saklanan bir şeytan vardır. Bu frekans ayarıyla şeytanınızı (sözde yüksek benliğinizi) çağırır onun yönetimine girerseniz, elbette İblis’in görevlendirdiği ve yanınızda dolaşan şeytanın kölesi olmuş olursunuz, bir anlamda “mankurt” olursunuz. Artık Deccal döneminin şeytanlaşmış ve şeytanlar tarafından yönetilen “insan şeytanı” kadrolarda yer almış olursunuz. Sonuçta “kalpleri ve gözleri mühürlü ve lanetli” hale gelmek ve barınağı ebedi cehennem olmak işte budur.

İblis ve hizbi bugün harıl harıl Deccal dönemine kadro devşiriyor. İblis, Deccal döneminde cahil-ahmak insanoğlunu bu “insan şeytanı kadrolar”la yönetecektir.

“KUR’AN DİYOR Kİ: ”ŞEYTAN SİZİN DÜŞMANINIZ SİZ DE ONA DÜŞMAN OLUN” başlığı altında Kur’an’dan derlediğimiz ayetlerden bu konuyu açıklayan bir bölüm:
   
“(Allah) dedi ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete oturun. Siz ikiniz dilediğiniz yerden yiyin; şu ağaca yaklaşmayın! (Şayet yaklaşırsanız), zalimlerden olursunuz."
Örtülü olan edep yerlerini açığa çıkarmak için şeytan, o ikisine vesvese verdi. (Şeytan) dedi ki: "Rabb'iniz, şu ağaçtan sizi yasaklamıyor, ancak iki melek olursunuz yahut ebedi (cennette) kalıcı olursunuz diye yasaklıyor."
(Şeytan) o ikisine yemin etti ki: "Muhakkak ben size nasihat edenlerdenim."
Böylece o ikisini aldatarak düşürdü. Ne zaman ki ağaçtan tattılar, ikisinin de edep yerleri ortaya çıktı. Üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Rab'leri, onlara seslendi: "Ben, size şu ağacı yasaklamadım mı? Ve size, şüphesiz şeytan ikinizin de apaçık düşmanıdır demedim mi?"
[ARAF(7)/19-22]

Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın elbiselerini onlardan soyup, edep yerlerini göstererek, cennetten çıkardığı gibi, sizi de 'fitne'ye düşürmesin. Muhakkak o ve kabilesi, sizin onları göremediğiniz bir yerden(boyuttan) sizi görüyor. Muhakkak Biz, şeytanları, iman etmeyenler için dostlar kıldık.
[ARAF(7)/27]

Bir fırka, hidayet üzeredir ve bir fırkanın üzerine de, dalalet(sapkınlık) hak olmuştur. Şüphesiz onlar(sapkınlar), Allah'ın dışında şeytanları dostlar edinmişlerdir ve kendilerini doğru yolda sanmaktadırlar.
[ARAF(7)/30]”

http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/seytanlar/kuran_diyorki_seytan_dusmaniniz.asp

Sitemizin neredeyse her yazı ve haberlerinde bu “İblis planı” ya açıklanmış ya da bu tuzağa temas edilmiştir. İşte Tasavvuf’la ilgili araştırma yazımız yahut kitabımızdan bazı paragraflar:

“Hiçbir varlık, bir "alt boyut"tan, "üst boyut"a çıkma yeteneğine sahip değildir. İnsanlar da; Allah'ın yükseltmesi hariç, bir "alt boyut"tan "üst boyut"a yükselemezler. Cin olamazlar, melek olamazlar, haşa Tanrı hiç olamazlar. Böyle olacağı yalanının kaynağı İblis'tir. Önce Adem'i kandırarak, cennetten kaydırdı. Şimdi de insanlığı, bu yaldızlı yalanla kandırarak, cehenneme sürüklemektedir.”

"Tasavvuf Felsefesi"ndeki "Allah'a seyru suluk", "enel hak", "ben O'yum" vs. benzeri sözler, İblis kökenli azim iftiralardır. İnsan, değil Tanrı boyutuna çıkmak, melek olamaz, bir üst boyuta çıkamaz. Hiçbir zaman "tam-hatasız" anlamında kamil olamaz, "mutlak kamil olan Allah"tır. Tüm peygamberler ve gerçek Allah dostları, hatalı-kusurlu ve eksiktirler ve mutlak kamil olan Allah'ın rahmetine muhtaçtırlar.”

"Vahdeti vücutcu tasavvuf"un, Allah'la-insan arasında kurduğu "bütün-parça", "zat-suret", "ben, o; o, ben" ilişkisi en büyük şeytanca yalandır. İblis, dün nasıl tasavvuf yoluyla İslam toplumlarını ifsad ettiyse; bugün de Başmelek Mikail postuna bürünerek Batı toplumlarını, aynen Adem'i kandırdığı gibi kandırmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Ne diyor? "Sizde Tanrılık saklı, bize itaat eder, meditasyon yapar ve sizin rehberleriniz olmamıza izin verirseniz, size boyut atlatır, Tanrılık boyutuna çıkarırız." Bu şeytan sözleri, tasavvuftaki "fenafillah"ın kestirme yolu.. Bugün dünyada; özellikle ABD'de milyonlarca insan, bu "melek olma, Tanrı olma yalanı" peşinde koşmaktadır. Vah zavallı kibirli aldanmışlar vah!...Taktik aynı taktik... İblis, Adem'e kurduğu tuzağı, onun çocuklarına da aynen kuruyor ve işletiyor. Heyhat nerde ders, nerde ibret!”

http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp

Özellikle şeytani ve tasavvufi kavramlar konusunda aşağıdaki yazımıza da bakılabilir:

http://www.yaklasansaat.com/dinler/vahdeti-vucut-new-age-felsefesi.asp

Uyarı:
( “Koşulsuz Sevgi” yalnız başına tam anlamıyla Allah’ı ve O’nun sistemini reddetmektir. Hak sevgi “koşulludur”. Sevginin kaynağı da, öznesi de Allah’tır. Gerçek Müslüman, Allah’ı ve O’nun sevdiklerini sever, Allah’ın sevmediklerini de sevmez. Allah müşrikleri sevmez, “müşrikleri necis olarak görür.” Müslümanın sevgisi koşulludur. Koşulu da Allah Tayin eder.)

YS
Yukarı  
 
Gönderen:
Fikr-Yorum

Yer:
Istanbul

Tarih:
14 Şubat 2019, Perşembe
12:33

Alıntı Yap: Fikr-Yorum

Üstün insan (!), DNA'da 3. sarmal, boyut atlama vs. gibi aldatmacalar iblisin avanesini avuttuğu, yolun sonunda böyle birşey olamayacağı için de aldatacağı saçmalıklardır. Ayrıca modern (!) dünyada insanların esas kurtuluş ve özgürlüklerinin İslam'da, Allah'a kölelikte olmasına rağmen bu sapkınlıklarda çözüm araması ironidir.Tasavvuf denen şirk ve bataklık sisteminde de insan-ı kamil aynen böyledir. Siteyi takip edenler bilirler fakat Orhan Bey sitedeki yazıları dikkatle incelememiş olsa gerek. Vesselâm


http://www.yaklasansaat.com/dinler/iblisin_islama_tuzagi_tasavvuf_felsefesi.asp

http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilar/evrimcilerin_ustun_insan_hayalleri.asp

http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/aralik/aralik7.asp

http://www.yaklasansaat.com/dinler/vahdeti-vucut-new-age-felsefesi.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
13 Şubat 2019, Çarşamba
20:14

Alıntı Yap: Bir köle

Varoluşumuzun temel amacı; Allah’a köle olmak’tır. Tabiki imtihan’dayız ve amacı değiştirmek için türlü türlü şeyler uyduracaklar. Bence arkadaşım YS yazılarından biraz daha faydalan. Çünkü YS’yi okuduktan sonra sizde bu düşünce olması lazım: “Allah’tan başka ilah yoktur. Ve bütün soyut ve somut şeylere olan köleliğimizden kurtulup yalnız Allah’a köle olmak.”
Tabiki biz dünya yaşamında, varoluş amacımız olan Allah’a olan köleliğimiz yani sadakatimizi gösterecez. Bundan başka dünyada varoluş amaçlarını yoksayabilirsiniz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
13 Şubat 2019, Çarşamba
10:33

Alıntı Yap: Orhan

Selamlar tüm YS ekibine ve takipçilerine...New age camiasından sayenizde kurtulduk ama bir şey dikkatimi çekti.."Yüksek Benlik hakkında hiç bir yazınız yok aratmama rağmen bulamadım buldugumda yeterli değildi..oysa ki insanlar adeta birbirleriyle yarışıyorlar yüksek benliğe ulaşmak için bu konu hakkında affınıza sığınaraktan bilginize başvurmak istedim...şimdiden teşekkür ederim her şey için.....
Yukarı  
 
Gönderen:
Yusuf Okur

Yer:
Diger

Tarih:
05 Şubat 2019, Salı
23:20

Alıntı Yap: Yusuf Okur

"DOĞU TÜRKİSTAN" ÇİN EMPERYALİZMİNİN "ÇİN İŞKENCESİ" ALTINDA İNLİYOR!

"" Bu zulme hangi sebeplerle olursa olsun seyirci kalanlar da hak ettikleri cezayı göreceklerdir.
Sözde Türk dünyası ve de sözde İslam dünyasına gelince, onların bu zulme seyirci kalmalarının hiçbir mazereti yoktur ve olmayacaktır da...""


http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/dogu_turkistan_cin_zulmu.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
20 Aralık 2018, Perşembe
15:41

Alıntı Yap:  Bir köle

Selamlar..
Artık Cin şeytanlar kendilerini ifşa etmiştir!. Ayrıca insanlarda bedenlerini nasıl teslim ettiklerinide ifşa etmiştir. “Venom” filmine bakılması yeterli olacaktır. İnsan bedenini ele geçiren cin şeytanların, insanlarla İçten birbirleriyle konusmaları -gercekten ben bu çok önemli bi konu - kanlarıyla, iç organlarıyla beslenmeler, daha ne kadar açık olabilirki. Hep öyle oluyor zaten; nerde cin şeytan orda kan ve iç organlar.. aynı şekilde kendini sunan insan. Bizim daha görmediğimiz, bilmediğimiz neler ve neler.. sizden ayrıntılı bi şekilde bekliyoruz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
09 Aralık 2018, Pazar
02:25

Alıntı Yap: Nurullah

Stress; kölenin şeylere verdiği sevginin, o şeylerin ise karşılık olarak kölesine sahte sevgi verdiği ya da veremediği bir sevgi-duygu alış verişinden doğan artı enerji veya eksi enerjinin çıkma olayıdır. Ya da sahte sevgi sahibi şeytanın dokunuşudur. Bu matematiksel bir hesaptir.
And olsun Gerçek huzur, Allah'a köle olmaktadır. Onun sevgisi karşılıklı ve nötr hale getirir. İnsan nötr halde en mutlu olduğu haldir. O zaman diyebilirizki; yeterince ilgi, alaka ve en doğru sevgiiyi, Rabbinden yani tek gerçek ilah olan Allah'tan almış olacaksın. Ne stress, ne ilgisizlik, ne alakasızlık, ne amaçsızlık ne boşluk, ne yardımsızlık..Herşey kıvamında
“And olsun şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakandır”
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
30 Kasım 2018, Cuma
01:43

Alıntı Yap: Nurullah

Kuran mealiniz kitap halinde neden yok? Arapça bilmiyorum. Pdf halinde kuran mealiniz olasaydı gercekten çok teşekkür ederdim. Ne zamandır bekliyorum. Teşekkurler şimdiden.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
22 Kasım 2018, Perşembe
21:45

Alıntı Yap: Bir köle

Çok teşekkürler. Allah razı olsun. Eyüp peygamber gerçekten vahyin kesilmesine iyi dayanmış. Bu bir Peygamber için büyük bir çöküş. Şimdi daha iyi anladım.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
22 Kasım 2018, Perşembe
16:30

Alıntı Yap:  YS

Sayın Bir köle:

Eyyub’un İmtihanı/Vahyin Kesilmesi/Eyyub’un Sabrı

Eyyub Peygamber çok zengin ve başarılı bir Peygamber iken arka arkaya gelen ibretli-açık felaketlerle önce tüm mallarını, sonra çocuklarını kaybeder. Taberi’ye göre; Eyyub, Rum kavminden; yani Esav’ın soyundandır. O’nun soy zinciri; Eyyub bin Musa bin Razeh bin İs(Esav) bin İshak bin İbrahim’dir. Şam’da Beşeriye köyü doğu ve batısıyla Eyyub’a aittir. Annesi Lut bin Haran’ın kızıdır. Başka bir rivayete göre Efraim bin Yusuf bin Yakub’un kızı Rehme’dir.

Eyyub peygamberin, 7000 koyunu, 3000 devesi, 500 çift öküzü, 500 dişi eşeği ve pek çok kölesi, 7 oğlu, 3 kızı bulunmaktaydı.
Peygamberler de belalarla denenir, hatalar yaparlar ve hataları Allah tarafından doğrudan yahut dolaylı yoldan düzeltilir. Eyyub Peygamber, önce mal varlığını, sonra evlatlarını kaybetmiş ve arkasından da “Vahiy” kesilmiştir. Bu şok yıkım, peygamber de olsa beşeri çökertecek vahim yıkıntıdır. Hele ortada açık bir hata gözükmüyorken, insanoğlunun bu durumla baş etmesi hiç de kolay değildir. Unutulmasın Eyyub Peygamberin asıl belini büken mal ve evlatlarını kaybetmesi değil, “Vahyin” kesilmesidir. Yaşadığı depresyonun asıl sebebi de budur. Meseleyi anlamaya çalışan Eyyub’u bu derin keder anında suçlayan Şeytan, O’nun bu kederini azaba dönüştürmüş ve adeta kahrolmasına sebep olmuştur.

"Kölemiz Eyyub'u da hatırla ki; o, Rabb'ine seslenmişti: "Muhakkak şeytan, bana hileyle yorgunluk ve azap dokundurdu."
[SAD(38)/41]

"Eyyub Rabb’ine seslendiği zaman (dedi ki:) “Muhakkak bana bir zarar dokundu. Ve Sen acıyanların en merhametlisisin. "[ENBİYA(21)/83]

Eyyub Peygamber, süresi tam bilinmese de tahmini 10-18 yıl gittikçe ağırlaşan kahredici bir “depresyon” ve onun doğurduğu şiddetli acı ve sıkıntılar yaşamıştır. Bu şok darbeleri kim alsa elbette şaşkına döner. Eyyub Peygamberi kahreden, arka arkaya gelen belalarla beraber, “Vahyin” kesilmesini açıklıyamıyor ve hatasını arayıp bulamıyor olmasıdır. Diğer taraftan da Şeytan’ın, O’nu çökertmek için acımasız saldırısı yahut suçlamasıdır. Yine zaman geçip sağlığı iyice bozulunca da, kendisini sözde tasdik etmiş “münafıklar”ın, kendisini ziyaret ederek O’nunla tartışıp suçlamalarıdır. Böylece beyninde başlayan ve vücuduna yayılan acı ve ızdırabın içinden çıkılmaz hale gelmesidir.
Bu acı ve sıkıntılara karşı sabrı ve Allah’a bağlılığının devam etmesi dillere destan olsa da; biz O’nun bu imtihanının altında yatan “hikmete-gerçeğe” işaret edeceğiz. Bütün varlığını, arka arkaya kaybeden ve “Vahyin” kesilmesiyle kahrolan Eyyub’un bu duruma düşmesine sebep olan HATASI neydi?
Uzun bir süre Eyyub Peygamberin bu “gerçeği” anlamasını bekleyen Rabb’ül Alemin, Eyyub’la tekrar konuşmaya başlayınca “gerçekler” ortaya çıkıyor. İşte o anahtar ifadeler:

Allah diyor ki: “….Şimdi kuşağını beline vur, erkek gibi, sana sorayım da Bana anlat. “Hükmümü” de sen boşa mı çıkaracaksın? Haklı çıkarılasın diye Beni mi suçlu çıkarıyorsun? Öfkenin taşkınlığını boşalt ve her “kibirliye” bakıp onu “alçalt”. Her kibirliye bakıp onu “çökert” ve oldukları yerde kötüleri ayak altında çiğne.”
“Bu arada onları toprağa gizle, gizli yerde yüzlerine sargı sar. O zaman Ben de seni “ÖVERİM”, sağ elin seni kurtarabilir diye…” (Kitab-ı Mukaddes, Eyub, Bap: 40/7-14)

1) Yüce Allah’ın her hükmü, acı-ızdırap verse de Hak’tır, tartışılmaz. Ancak insan aklı, nefsin acı çekmesi durumunda tarafsız olamıyor. Başkasının başına gelmiş olsa gerçeği tarafsız olarak görüp, Hakk’ı tavsiye edebiliyorken; kendisine dokunan acı ve sıkıntılara katlanması gerçeğini kavrayamıyor, tahammül edemiyor.
2) Eyyub da düştüğü durumu açıklayamıyor, anlayamıyor, suçlandığı (ya da günahkar-suçlu durumuna düştüğü) için kahroluyor ve Allah’a karşı serzenişi, siteme dönüşüyor.
3) Düştüğü dramatik durumun ızdırabıyla ve öfkesiyle sitemde ileri giderek, adeta haklı çıkmaya çalışıyor. Dramatik çaresizlik!...”
4) Bu güzel Peygamber’in; İyilik ve Cömertlik Peygamberi’nin “saklı kusuru”; etrafındaki münafık ve kibirli takipçilerine karşı mücadele ve maskelerini düşürmede zayıflıktır. Bunun yerine onlar adına “infakta” bulunmak! Bu zayıf bir yoldur. Allah’a karşı saygısızlık edenlerin günahları Allah’ın verdiği maldan infak edilerek kapatılamaz. Bu sebepledir ki, kibirlilerle mücadelede; “alçaltma”, “ayak altına alma” ve “çökertme” anlamında mücadele etmediği için Eyyub peygamberin bu kişilerce “iyi görülmesi” önemli bir “kusur”dur.
5) Nitekim Yüce Allah da nazire olarak diyor ki; “bu etrafındaki kibirli kimseleri; toprağa gömseydin, gizli yerde yüzlerini kapatsaydın, Ben de seni över, “sağ elinin seni kurtarması”na müsaade ederdim. (Sağ el: Sadaka veren eldir. Eyyub, çocuklarının yahut ashabının günahlarına kefaret olması için sürekli sadaka vermektedir. Sağ elin verdiği gizli sadaka her ne kadar çok önemli ise de; kibirlilerle, maskeli münafıklarla Allah için mücadele etmek çok daha önemlidir.)
Bundan sonraki konuşmasında Yüce Rabb’imiz sürekli “gücünü” ve “yarattığı güçlü, anlaşılması zor yaratılışı” açıklayarak; Güç-Kudret-Rızık BENDE… Sen BENİM verdiğim NİMETİ-GÜC’Ü kullanıyorsun. Etrafındaki birileri “seni bu sebeple seviyor ya da iyi görüyor”, bu gücü elinden alınca bak nasıl, senin karşına dikilecekler! Ve de öyle oldu!
6) Eyyub’a iman etmiş 3 kişi (Büldad, Elyefuz, Safir), Eyyub bu çöküntüyü yaşarken, O’nunla tartışıp suçlayarak, O’nu terkettiler. Eyyub’un “sağ eli” güzel çalışıyor ancak orada bir “boşluk” var. Nitekim kendisini suçlayan yukarıdaki ashabından birisi şöyle der: “Allah daha iyi biliyorya, Eyyub, insanlardan hiçbir kimsenin işlemediği bir günahı işlemiştir.”
Eyyub’un buna cevabı: “Senin dediğin hakkında bir bilgim yok, ancak Azze ve Celle bilir ki: ben çekişen ve (çekişme esnasında) Allah’ın adını anan iki kişinin yanından geçtiğimde; evime döner, onların yerine “KEFARET” verirdim. Bunu da Allah’ın adının Hak dışında anılmasını kerih gördüğüm için yapardım.”
7) Eyyub’un durumuna benzer bir depresif durumu yaşayan her hak adamı; “çok çabuk kendisinin değersizliği” sonucuna varır ve cezalandırıldığını düşünür. Çekilen ızdırabın derinliği ve süresi, kendisinin olumlu-hak yoldaki geçmişini ve Allah’ın kendisine lütuflarını çabucak unutmasına sebep olur ya da şeytan tarafından unutturulur. Allah’ın bu “büyük bela”yı onu TEZKİYE etmek için ve “mertebesini yükseltmek” için verdiğinin “sevincini ve olumlu etkisini hissedemez” ya da göremeyecek kadar “zihni dağılır.”

Sonuç: Eyyub’un imtihanı; hem bu “boşluğu” görüp gidermesi ve hem de “mertebesi”nin yükselmesi içindir. Nitekim bu sınavı Allah’ın yardımıyla geçen Eyyub Peygamberi, Allah sağlığına kavuşturur ve evladını, malını misliyle ziyade ederek mertebesini yükseltir ve böylece “Eyyub Sabrı” abidler ve akıl sahipleri için bir zikir-öğüt olur.

"Biz ona icabet ettik.Ve Biz ondan zararı-ısdırabı kaldırdık. Ve ona ehlini ve onlarla beraber bir mislini katımızdan rahmet olarak verdik. Ve abidler için de bir zikir-hatırlatma kıldık."
[ENBİYA(21)/84]

(Biz, ona dedik ki:) "Ayağını vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su)."
Biz ona ehlini ve onlarla beraber bir mislini Kendimizden rahmet olarak verdik.Ve akıl sahipleri için de bir zikir-hatırlatma kıldık. [SAD(38)/42-43]

Yukarı  
 
Gönderen:
hasan

Yer:
Diger

Tarih:
21 Kasım 2018, Çarşamba
23:56

Alıntı Yap: hasan

“12.000 yıllık gizemli tüneller” konusu Avusturya doğumlu araştırmacı Dr. Heinrich Kusch tarafından “Tore zur Unterwelt” isimli bir kitap olarak 2009 yılında Almanca olarak yayınlanmıştır. Aynı konu Der Spiegel'de ve 2011 yılına ait İngilizce gazete ve internet sitelerinde de yer almıştır. Genel çerçevesi paylaştığınız linkteki gibi olmakla beraber, ilaveten tünellerin 70cm genişliğinde olduğu, tüm tünellerin bir biri ile bağlantısı olmasa da bir network oluşturduğu ancak henüz keşfedilmesi gereken daha çok miktarda bölge olduğu bilgilerine de yer verilmiştir. Araştırmacı bazı fikirler ortaya atsa da, tünellerin ne amaçla yapılmış olabileceğini anlayamamıştır. Ayrıca sonradan tarihlendirmeyi de radyokarbon tarihlendirme ile 5500 yıl olarak değiştirmiştir. Bu konu üzerinde değerlendirme yaparken Yaklaşan Saat araştırmaları arasında yer alan İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" yazısına göz atmakta fayda vardır.
http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/yecuc_mecuc/insanlik_tarihi_mu_atlantis_ve_yecuc_mecuc.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
21 Kasım 2018, Çarşamba
18:24

Alıntı Yap: Orhan

Bu konu hakkında bir fikriniz var mı acaba?

http://tammakale.com/2018/11/arkeologlar-iskocyadan-turkiyeye-uzanan-12000-yillik-gizemli-bir-tunel-buldular-video/
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
19 Kasım 2018, Pazartesi
16:36

Alıntı Yap: Bir kole

Selamlar...
Videolarinizda kucuk cocuklar ilahi soyluyor. Allah onlari salihlerden etsin...Onlari gozlerinden opuyorum. Agizlarina saglik...
Videoda Nebi Eyubun "sabrı" geciyor. Ve bu sabrin sonucunda, Allahin onu ovmesine sebep oluyormus..
(Yanlis degilsem?)Bu sabir nasil bi sabir? Bu sorudan once tabiiki biraz baska yerlerde baktim. Ama bu olaya cok onem verdiginizi dusunerek sizden dinlemek istiyorum. Tesekkurler.... Allah daha cok guzel, faydali calismalar nasip etsin
Yukarı  
 
Gönderen:
Farzad

Yer:
Diger

Tarih:
18 Kasım 2018, Pazar
20:12

Alıntı Yap: Farzad

Saygı değer site yönetimine; yaklaşık 2-3 yıldır sitenize düzenli olarak girip yazılarınızı soluksuzca okuyup daha iyi anlıyorum. İzlediğim filmleri sizin bana gösterdiğiniz bakış açısıyla daha iyi anlıyorum sitenizde yazdığınız iblis imzalı filmlerin hepsini izlemiştim ve tespitleriniz 100 de 100 doğru diğer yazılarınızın hepsini okudum bu zaman zarfında. Bu maili sadece sitenize emeği geçen herkesin ellerine sağlık teşekkür etmek için yazdım lütfen yolunuza devam edin bu yolda yalnız yürümüyorsunuz birlikteyiz tanıdığıma tanımadığıma bu siteyi öneriyorum umarım hep bu çizgide kalıp bu güzel yola devam edersiniz hepinize çok teşekkür ediyorum.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
21 Ekim 2018, Pazar
23:21

Alıntı Yap: Bir kole

Buyuk patlama yazinizda yaratmalarin asamasinin bir bir animasyonunu yapmayi dusunuyormusunuz?
Bazi kavramlari yani melekut, sicimler, kuarklar vs.. gecisleri animasayon halinde yapsaniz daha iyi olabilir diye dusunuyorum. Melekutun resmi, kuantum dalgalanmanin bir animasyonu veya, kuantum dalgalanma diyince sizin kafanizda ne gibi bir animasyon olusuyorsa vs.. aynisini resmetmeniz animasyon halinde, boyle bisey insallah yapabilirmisiniz?
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
19 Ekim 2018, Cuma
10:36

Alıntı Yap: Bir köle

Hastalik haline gelmis body bulding, dunyayi felakete goturecegi kanaatindeyim. Kuraklik ve bir cok temel sorunlarin onun yuzunden oldugunu dusunuyorum. Eski bir body bulding sampiyonu olarak bunu dusunerek bu sporu terk etmistim... Allah bu sporu kahretsin.
Streoidlerin ve suplementlerin acik acik satildigini soylemek istiyorum. 17 yasinda cocuklar steroid kullaniyor. Ki ben o yaslarda kullanmistim. Gercekten ben Gunde 3 kg et, 20 yumurta yiyordum. Su an bu spor anlayisi dunyanin her kosesinde yayilmis. Herkesin sorunu "3 kg et ve 20 yumurta yiyebilecekmiyim!" En guclu, en kasli, en estetik olabilecekmiyim.
-En dogrusu seytanin bir oyunu oldugunu soylemek istiyorum. Ben streoidlere, body buldinge kole olmustum. Hayat benim icin, sizinle tanismadan once, oyle bir şekile girmistiki, bunu suan bu sporu yapanlar cok iyi anlar. Kıskira kışkıra millete soyluyorum... dunyanin felaketi diyince, bundan daha buyuk bi felaket varmi? Allah akil fikir versin. Allah hidayet etsin.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
11 Ekim 2018, Perşembe
22:06

Alıntı Yap: Bir kole

Gercekten diyecek bisey bulamadim. Bunu sadece iltifat icin soylemiyorum. Yazdiklariniz altin degerinde. Konunun disinda soylediginiz ise gercekten cok onemli oldu benim icin. Allah razi olsun. Allah hepimizi hidayet etsin ve acisin.
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
11 Ekim 2018, Perşembe
19:31

Alıntı Yap: İsmail

Sayın Bir köle,

Bu konu tabii ki tarihi bilginin ışığında, tarihi yorumlarımızı ve analizlerimizi içermektedir. Zamanı geldiğinde bu çalışma dosyamız açılabilir. Şimdilik size fikir verecek bazı ipuçları aşağıdadır:

1) İnsanlık tarihi Adem’den-Nuh’a 12.000 yıl, Nuh’dan YS’ye 12.000 yıldır. Oğuz ise tahmini MÖ 5000-6000 yıllarında yaşamıştır.

2) Nuh’un gemisi Cudi’ye oturmuş, Nuhoğulları, Yafes, Sam, Ham soyu buradan dünyaya yayılmıştır. Nuh, Yafes’e, Cudi’nin kuzeyini ve kuzey batısını vermiştir. Yafes ve oğullarının ilk yurdu Anadolu ve Kafkaslardır. Buradan göçler olmuştur, Asya’ya da ilk göç buradan olmuştur. Türklerin anayurdu “Anadolu”dur. Asya ise göç yeridir. Tekrar Asya’dan, Batı’ya-Anadolu’ya ikinci büyük göçler olmuştur.

3) İdris, Yafes oğullarına melek-insan elçisi olarak gönderilmiştir. Çünkü kendisi melek-insandır.

4) Oğuz-Ağuz, doğuştan Müslümandır Oğuz Destanı’na göre… Annesinin ağuz sütünü emmez, ona rüyada görünerek İslam’a çağırır. Babası Müşrik(Kafir) Karahan’ın, Oğuz’la evlendirdiği İslam’ı kabul etmeyen kadınlardan Oğuz ayrılır ve Babasıyla savaşarak onu öldürür ve babası Karahan taraftarlarını(Moğolları), Doğuya sürer. Kendisi tekrar Anayurduna-Batı’ya doğru seferler düzenler.

5) Küçüklüğünden beri ona açık ve kapalı(başka bir formda-kişilikte) rehberlik eden İDRİS’dir. Oğuz’un danışmanı YUŞİ HOCA ve oğlu Gündüz Han’ın danışmanı IRKIL(IRGIL) HOCA muhtemelen İDRİS’dir. Oğuznamelerde geçen DEDE KORKUT yahut KORKUT ATA başlangıç itibariyle muhtemelen İDRİS’dir. Ancak daha sonraki zamanlarda ve İslam dönemlerinde O’nun adına hikayeler ve ibretli deyişler uydurulmuş yahut ilave edilmiştir. YUŞİ: Yaşayan. IRKIL: Kendisine çeken, cezbeden. KORKUT: Korkutan, uyaran. Bu sıfatlar İDRİS’in çok sayıda isimlerinden birkaçıdır. İsrailoğulları’nda da AZRA(ÜZEYR: azarlayan, korkutan) olarak karşımıza çıkar. Bu Babil esaretinden dönen Üzeyir Peygamber değildir. KUR’AN’da, TEVBE(9)/30’da; “Yahudiler, ÜZEYR(AZRA) Allah’ın oğludur dediler” ayetinde geçen Üzeyr(Azra), İdris’dir. Süleyman’ın, Musa’nın yanındaki “bir köle” de İDRİS’dir. Mısır tarihinde de İDRİS önemli rol oynamıştır. HERMES muhtemelen İDRİS’dir. En doğrusunu Allah bilir.

6) Bu ve benzeri konular insanların daha çok dikkatini çektiği için, asıl mesele olan İSLAM nedir, ne değildir temel konusu önemsenmiyor ve maalesef ihmal ediliyor. Halbuki herkesin kurtuluşu bu temel BİLİNCE bağlıdır. Size de tavsiyemiz, dikkatinizi bütünüyle “İSLAM “a hasretmeniz, SİTE’deki bu konuya ait AYETLERİ ve YAZILARI tekrar tekrar okuyarak yaşam haline getirmenizdir.

Selam ve hidayet üzerinize olsun…

Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
10 Ekim 2018, Çarşamba
01:09

Alıntı Yap: Bir kole

"Oguzhani acikca ve kapali sekilde aydinlatan" bununla ilgili tezinizi paylasabilirmisiniz?
Yukarı  
 
Gönderen:
ismail

Yer:
Diger

Tarih:
09 Ekim 2018, Salı
12:47

Alıntı Yap: ismail

Sayın Bir köle, işte "İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC"" konulu araştırma(Kitap)dan bir bölüm:

"ENOK(İDRİS) KİMDİR?
Yeryüzünde Ye'cuc-Me'cuc ifsadına şahit olan Enok kimdir? Burada hemen şunu hatırlatmalıyız ki; Enok(Hanoh), İdris peygamberdir. Enok; Kur'an'da ve Tora'da ismi geçen bir peygamberdir ve Nuh'un atasıdır. Yani Nuh'un dedesinin babasıdır. Tora'da; Hanoh(Enok)'un oğlu Metuşelah, onun oğlu Lemeh, onun oğlu da Noah(Nuh) diye yazılıdır. Enok'un 365 yıl Dünya'da yaşadıktan sonra yükseltildiği bildirilir. Esasında, Enok'un ataları ve torunları yaklaşık 1000 sene yaşadığı halde; Enok, 365 yıl yaşamış daha sonra Azazel gibi Baş melekler boyutuna yükseltilmiş ve zaman zaman meleklerle beraber görevli olarak Dünya'ya gelmiştir. Nitekim birçok peygambere ve özellikle Musa ve Süleyman'a arkadaşlık ettiğini Kur'an'dan biliyoruz.
Kur'an'da İdris olarak geçer. Arapça "drs" kökünden "idris"; ders görmüş-ilim sahibi anlamına gelir. Aynı zamanda Rabb'ine yükseltilmiş bir peygamberdir. Allah katından "özel bir ilme"(ilmun ledun) sahiptir. Hızır; diye halk arasında bilinen ve Musa'yla yolculuk eden, ona ders veren ve Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar Süleyman'a getiren odur. Ancak İblis ve cin-şeytanlar, insanların bu "Hızır kültü"nü kullanarak insanları ve dostlarını rüyalarda yahut gerçek hayatta kandırmışlar ve kendi mesajlarını bu yolla vermişlerdir. Halen İblis, bu "Enok-İdris-Hızır" formunu kullanarak; birçok mutasavvıfları, kabalacıları ve çağın cahillerini kandırmaya devam etmektedir.

İşte Kur'an'da İdris peygamberle ilgili ayetler:

(Musa) kölelerimizden bir köleyi(İdris-Hızır) buldu ki; Biz, ona katımızdan bir rahmet vermiş ve nezdimizden bir ilim(ilmi ledun) öğretmiştik.
[KEHF(18)/65]

Kitap'ta İdris'i de hatırla. Muhakkak o, bir sıddıktı ve nebiydi.
Biz onu yüce bir 'mekan'a(makama) yükseltmiştik.
[MERYEM(19)/56-57]

(Süleyman'ın) yanında, Kitap'tan ilim verilmiş bir kimse(İdris) dedi ki: "Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar, ben, onu sana getiririm." Derken (Süleyman) tahtı, yanında dururken gördü, dedi ki: "Bu, Rabb'imin bana fazlıdır(lütfudur). Rabb'im, kendisine teşekkür edecek miyim, yoksa örtecek miyim diye beni denemektedir. Her kim, teşekkür ederse, onun teşekkürü kendisi içindir. Her kim de örterse; muhakkak benim Rabb'im, Gani'dir(ihtiyaçsızdır), Kerim'dir(üstündür-cömertdir).
[NEML(27)/40]…

KABİLOĞULLARINA ELÇİ: ENOK(İDRİS)
Kabil oğulları kavmini İslam'a çağırmak üzere uyarıcı elçi olarak İdris gönderildi. Taberi, Kabiloğullarının, İdris peygamberin bu davetine olumlu cevap vermediklerini "Tarih-i Taberi"de şöyle açıklar:
"Ateşe tapmayınız, şarap içmeyiniz, zina etmeyiniz!' dedi. Bunlardan onları yasakladı. Fakat bu kavimden pek az kimse İdris'i tasdik etti. Ateşe tapmayı bırakmadılar. Çok zaman fısk ve fücur içinde kaldılar. İdris'e tabi olmadılar. Şit'e inen suhufu(sahifeleri) onlara okudu. Halkı o kitabın hükümlerine uymaları için uyardı."
Taberi, o tarihte devler ve cin-şeytanların insanlar tarafından gözle görüldüğünü ve insan toplumlarıyla devler arasında düşmanlık, cenk ve barış hallerinin Nuh tufanına kadar sürdüğünü, Tufan'dan sonra ise cin-şeytanların ve devlerin gözden kaybolduğunu bize nakleder…

SONUÇLAR
11) "Zu'l-Karneyn" kimdir? Zu'l-Karneyn iki çağın adamıdır. Nuh öncesi Nuh sonrası çağın birleştiği yerde bulunuyor. Zu'l-Karneyn, Arapça bir kelimedir ve "Zu" ve "Karneyn" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir sıfattır. "Zu", bir şeyin sahibi demektir. "Karneyn" ise tekil olan "Karn" kelimesinin tesniye(ikili)sidir. "Karn"; "boynuz, nesil, asır, çağ, zaman" anlamlarına gelir. Dolayısıyla "Karneyn"; iki boynuzlu, iki nesilli, iki zamanlı demektir. Biz bu karşılıklardan "iki zamanlı" anlamını tercih ediyoruz ve "Zu'l-Karneyn"e, Sonsuz Yüce'nin ilim verdiği "iki zamanlı bir nebi" diyoruz.
Batı'ya ve Doğu'ya gidiyor; adeta zamanda ileri ve geri gidiyor. Ancak esas anlamı, iki zamanı yaşamış, iki zamanlı birisi ki; bize göre Enok'tur(İdris). Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi Kur'an, insanlık tarihini ikiye ayırıyor. Birinci zaman Adem'den-Nuh'a; ikincisi Nuh'tan-Yaklaşansaat'edir. İdris, bu iki zaman periyodunda bulunan ve "melek boyutuna yükseltilmiş bir nebi"dir. Yukarıda 10. maddede de zikrettiğimiz KEHF(18)/83-90 ayetleri dikkatle okunacak olursa; Zu'l-Karneyn'in konuşma tarzı ve kendisine verilen yetkiler, Enok'la(İdris) tamamen örtüşmektedir. Kendisine Allah katından bir ilim, imkan-güç verilen ve her bir sebebi işletebilen Enok'tur(İdris-Hızır). İdris(Hızır)-Musa kıssası incelenecek olursa; yetkinlik ve konuşma tarzı; "biz şöyle yaptık" gibi ifadeler, bizi İdris'e götürmektedir. Ayrıca, Zu'l-Karneyn bir isim değil sıfattır ve bu sıfat, en güzel şekilde İdris'i tarif etmektedir.
Zu'l-Karneyn'in, İskender olduğunu söyleyen müfessirler, külliyen hata etmişlerdir. Hem de yaptıkları azim bir hatadır. İskender ile Zu'l-Karneyn, Doğu ve Batı kadar birbirine uzaktır. İskender'in, bırakın peygamberliğini, "İslam Milleti"yle uzak-yakın bir ilgisi yoktur. Bu yaygın aldanış, Eski Yunan'ın ve şeytani felsefesinin, İslam bilginlerini nasıl etkilediğinin bir kanıtıdır. Yine Moğollar, Çinliler, Türklerin; yani Nuh oğlu Yafesoğullarının Ye'cuc-Me'cuc sanılması da büyük bir yanılgıdır ve tarihsel bir hatadır.
Aynı şekilde diğer din mensupları; özellikle Yahudiler-Hıristiyanlar, kendilerini Yaklaşan Saat'te kurtarılmışlar olarak gördükleri gibi; kalplerindeki kinle orantılı olarak da düşmanlarını Ye'gog-Me'gog ilan etmekten geri durmuyorlar. Bunların hepsi bir aldanma ve aldatmadır ve gerçekte "O Gün"ün bir adı da unutmayalım ki "Aldanma Günü"dür."

http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/yecuc_mecuc/insanlik_tarihi_mu_atlantis_ve_yecuc_mecuc.asp


Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
09 Ekim 2018, Salı
00:50

Alıntı Yap: Bir kole

Selamlar,
Türk tarihinde “Oğuz Han”ı aydınlatan; yükselmeden önce açıkça, yükseldikten sonrada kapalı-örtülü Elçilik yapan O’dur.
Bununla ilgili yaziniz varmi? Hocam,d aha once neden duymadim(!.. Kac yillik okuyucunuz olarak?)
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1317 Toplam Sayfa Sayısı: 33
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 31. 32. 33. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat