Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com







 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
20 Aralık 2018, Perşembe
15:41

Alıntı Yap:  Bir köle

Selamlar..
Artık Cin şeytanlar kendilerini ifşa etmiştir!. Ayrıca insanlarda bedenlerini nasıl teslim ettiklerinide ifşa etmiştir. “Venom” filmine bakılması yeterli olacaktır. İnsan bedenini ele geçiren cin şeytanların, insanlarla İçten birbirleriyle konusmaları -gercekten ben bu çok önemli bi konu - kanlarıyla, iç organlarıyla beslenmeler, daha ne kadar açık olabilirki. Hep öyle oluyor zaten; nerde cin şeytan orda kan ve iç organlar.. aynı şekilde kendini sunan insan. Bizim daha görmediğimiz, bilmediğimiz neler ve neler.. sizden ayrıntılı bi şekilde bekliyoruz.
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
09 Aralık 2018, Pazar
02:25

Alıntı Yap: Nurullah

Stress; kölenin şeylere verdiği sevginin, o şeylerin ise karşılık olarak kölesine sahte sevgi verdiği ya da veremediği bir sevgi-duygu alış verişinden doğan artı enerji veya eksi enerjinin çıkma olayıdır. Ya da sahte sevgi sahibi şeytanın dokunuşudur. Bu matematiksel bir hesaptir.
And olsun Gerçek huzur, Allah'a köle olmaktadır. Onun sevgisi karşılıklı ve nötr hale getirir. İnsan nötr halde en mutlu olduğu haldir. O zaman diyebilirizki; yeterince ilgi, alaka ve en doğru sevgiiyi, Rabbinden yani tek gerçek ilah olan Allah'tan almış olacaksın. Ne stress, ne ilgisizlik, ne alakasızlık, ne amaçsızlık ne boşluk, ne yardımsızlık..Herşey kıvamında
“And olsun şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakandır”
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
30 Kasım 2018, Cuma
01:43

Alıntı Yap: Nurullah

Kuran mealiniz kitap halinde neden yok? Arapça bilmiyorum. Pdf halinde kuran mealiniz olasaydı gercekten çok teşekkür ederdim. Ne zamandır bekliyorum. Teşekkurler şimdiden.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
22 Kasım 2018, Perşembe
21:45

Alıntı Yap: Bir köle

Çok teşekkürler. Allah razı olsun. Eyüp peygamber gerçekten vahyin kesilmesine iyi dayanmış. Bu bir Peygamber için büyük bir çöküş. Şimdi daha iyi anladım.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
22 Kasım 2018, Perşembe
16:30

Alıntı Yap:  YS

Sayın Bir köle:

Eyyub’un İmtihanı/Vahyin Kesilmesi/Eyyub’un Sabrı

Eyyub Peygamber çok zengin ve başarılı bir Peygamber iken arka arkaya gelen ibretli-açık felaketlerle önce tüm mallarını, sonra çocuklarını kaybeder. Taberi’ye göre; Eyyub, Rum kavminden; yani Esav’ın soyundandır. O’nun soy zinciri; Eyyub bin Musa bin Razeh bin İs(Esav) bin İshak bin İbrahim’dir. Şam’da Beşeriye köyü doğu ve batısıyla Eyyub’a aittir. Annesi Lut bin Haran’ın kızıdır. Başka bir rivayete göre Efraim bin Yusuf bin Yakub’un kızı Rehme’dir.

Eyyub peygamberin, 7000 koyunu, 3000 devesi, 500 çift öküzü, 500 dişi eşeği ve pek çok kölesi, 7 oğlu, 3 kızı bulunmaktaydı.
Peygamberler de belalarla denenir, hatalar yaparlar ve hataları Allah tarafından doğrudan yahut dolaylı yoldan düzeltilir. Eyyub Peygamber, önce mal varlığını, sonra evlatlarını kaybetmiş ve arkasından da “Vahiy” kesilmiştir. Bu şok yıkım, peygamber de olsa beşeri çökertecek vahim yıkıntıdır. Hele ortada açık bir hata gözükmüyorken, insanoğlunun bu durumla baş etmesi hiç de kolay değildir. Unutulmasın Eyyub Peygamberin asıl belini büken mal ve evlatlarını kaybetmesi değil, “Vahyin” kesilmesidir. Yaşadığı depresyonun asıl sebebi de budur. Meseleyi anlamaya çalışan Eyyub’u bu derin keder anında suçlayan Şeytan, O’nun bu kederini azaba dönüştürmüş ve adeta kahrolmasına sebep olmuştur.

"Kölemiz Eyyub'u da hatırla ki; o, Rabb'ine seslenmişti: "Muhakkak şeytan, bana hileyle yorgunluk ve azap dokundurdu."
[SAD(38)/41]

"Eyyub Rabb’ine seslendiği zaman (dedi ki:) “Muhakkak bana bir zarar dokundu. Ve Sen acıyanların en merhametlisisin. "[ENBİYA(21)/83]

Eyyub Peygamber, süresi tam bilinmese de tahmini 10-18 yıl gittikçe ağırlaşan kahredici bir “depresyon” ve onun doğurduğu şiddetli acı ve sıkıntılar yaşamıştır. Bu şok darbeleri kim alsa elbette şaşkına döner. Eyyub Peygamberi kahreden, arka arkaya gelen belalarla beraber, “Vahyin” kesilmesini açıklıyamıyor ve hatasını arayıp bulamıyor olmasıdır. Diğer taraftan da Şeytan’ın, O’nu çökertmek için acımasız saldırısı yahut suçlamasıdır. Yine zaman geçip sağlığı iyice bozulunca da, kendisini sözde tasdik etmiş “münafıklar”ın, kendisini ziyaret ederek O’nunla tartışıp suçlamalarıdır. Böylece beyninde başlayan ve vücuduna yayılan acı ve ızdırabın içinden çıkılmaz hale gelmesidir.
Bu acı ve sıkıntılara karşı sabrı ve Allah’a bağlılığının devam etmesi dillere destan olsa da; biz O’nun bu imtihanının altında yatan “hikmete-gerçeğe” işaret edeceğiz. Bütün varlığını, arka arkaya kaybeden ve “Vahyin” kesilmesiyle kahrolan Eyyub’un bu duruma düşmesine sebep olan HATASI neydi?
Uzun bir süre Eyyub Peygamberin bu “gerçeği” anlamasını bekleyen Rabb’ül Alemin, Eyyub’la tekrar konuşmaya başlayınca “gerçekler” ortaya çıkıyor. İşte o anahtar ifadeler:

Allah diyor ki: “….Şimdi kuşağını beline vur, erkek gibi, sana sorayım da Bana anlat. “Hükmümü” de sen boşa mı çıkaracaksın? Haklı çıkarılasın diye Beni mi suçlu çıkarıyorsun? Öfkenin taşkınlığını boşalt ve her “kibirliye” bakıp onu “alçalt”. Her kibirliye bakıp onu “çökert” ve oldukları yerde kötüleri ayak altında çiğne.”
“Bu arada onları toprağa gizle, gizli yerde yüzlerine sargı sar. O zaman Ben de seni “ÖVERİM”, sağ elin seni kurtarabilir diye…” (Kitab-ı Mukaddes, Eyub, Bap: 40/7-14)

1) Yüce Allah’ın her hükmü, acı-ızdırap verse de Hak’tır, tartışılmaz. Ancak insan aklı, nefsin acı çekmesi durumunda tarafsız olamıyor. Başkasının başına gelmiş olsa gerçeği tarafsız olarak görüp, Hakk’ı tavsiye edebiliyorken; kendisine dokunan acı ve sıkıntılara katlanması gerçeğini kavrayamıyor, tahammül edemiyor.
2) Eyyub da düştüğü durumu açıklayamıyor, anlayamıyor, suçlandığı (ya da günahkar-suçlu durumuna düştüğü) için kahroluyor ve Allah’a karşı serzenişi, siteme dönüşüyor.
3) Düştüğü dramatik durumun ızdırabıyla ve öfkesiyle sitemde ileri giderek, adeta haklı çıkmaya çalışıyor. Dramatik çaresizlik!...”
4) Bu güzel Peygamber’in; İyilik ve Cömertlik Peygamberi’nin “saklı kusuru”; etrafındaki münafık ve kibirli takipçilerine karşı mücadele ve maskelerini düşürmede zayıflıktır. Bunun yerine onlar adına “infakta” bulunmak! Bu zayıf bir yoldur. Allah’a karşı saygısızlık edenlerin günahları Allah’ın verdiği maldan infak edilerek kapatılamaz. Bu sebepledir ki, kibirlilerle mücadelede; “alçaltma”, “ayak altına alma” ve “çökertme” anlamında mücadele etmediği için Eyyub peygamberin bu kişilerce “iyi görülmesi” önemli bir “kusur”dur.
5) Nitekim Yüce Allah da nazire olarak diyor ki; “bu etrafındaki kibirli kimseleri; toprağa gömseydin, gizli yerde yüzlerini kapatsaydın, Ben de seni över, “sağ elinin seni kurtarması”na müsaade ederdim. (Sağ el: Sadaka veren eldir. Eyyub, çocuklarının yahut ashabının günahlarına kefaret olması için sürekli sadaka vermektedir. Sağ elin verdiği gizli sadaka her ne kadar çok önemli ise de; kibirlilerle, maskeli münafıklarla Allah için mücadele etmek çok daha önemlidir.)
Bundan sonraki konuşmasında Yüce Rabb’imiz sürekli “gücünü” ve “yarattığı güçlü, anlaşılması zor yaratılışı” açıklayarak; Güç-Kudret-Rızık BENDE… Sen BENİM verdiğim NİMETİ-GÜC’Ü kullanıyorsun. Etrafındaki birileri “seni bu sebeple seviyor ya da iyi görüyor”, bu gücü elinden alınca bak nasıl, senin karşına dikilecekler! Ve de öyle oldu!
6) Eyyub’a iman etmiş 3 kişi (Büldad, Elyefuz, Safir), Eyyub bu çöküntüyü yaşarken, O’nunla tartışıp suçlayarak, O’nu terkettiler. Eyyub’un “sağ eli” güzel çalışıyor ancak orada bir “boşluk” var. Nitekim kendisini suçlayan yukarıdaki ashabından birisi şöyle der: “Allah daha iyi biliyorya, Eyyub, insanlardan hiçbir kimsenin işlemediği bir günahı işlemiştir.”
Eyyub’un buna cevabı: “Senin dediğin hakkında bir bilgim yok, ancak Azze ve Celle bilir ki: ben çekişen ve (çekişme esnasında) Allah’ın adını anan iki kişinin yanından geçtiğimde; evime döner, onların yerine “KEFARET” verirdim. Bunu da Allah’ın adının Hak dışında anılmasını kerih gördüğüm için yapardım.”
7) Eyyub’un durumuna benzer bir depresif durumu yaşayan her hak adamı; “çok çabuk kendisinin değersizliği” sonucuna varır ve cezalandırıldığını düşünür. Çekilen ızdırabın derinliği ve süresi, kendisinin olumlu-hak yoldaki geçmişini ve Allah’ın kendisine lütuflarını çabucak unutmasına sebep olur ya da şeytan tarafından unutturulur. Allah’ın bu “büyük bela”yı onu TEZKİYE etmek için ve “mertebesini yükseltmek” için verdiğinin “sevincini ve olumlu etkisini hissedemez” ya da göremeyecek kadar “zihni dağılır.”

Sonuç: Eyyub’un imtihanı; hem bu “boşluğu” görüp gidermesi ve hem de “mertebesi”nin yükselmesi içindir. Nitekim bu sınavı Allah’ın yardımıyla geçen Eyyub Peygamberi, Allah sağlığına kavuşturur ve evladını, malını misliyle ziyade ederek mertebesini yükseltir ve böylece “Eyyub Sabrı” abidler ve akıl sahipleri için bir zikir-öğüt olur.

"Biz ona icabet ettik.Ve Biz ondan zararı-ısdırabı kaldırdık. Ve ona ehlini ve onlarla beraber bir mislini katımızdan rahmet olarak verdik. Ve abidler için de bir zikir-hatırlatma kıldık."
[ENBİYA(21)/84]

(Biz, ona dedik ki:) "Ayağını vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su)."
Biz ona ehlini ve onlarla beraber bir mislini Kendimizden rahmet olarak verdik.Ve akıl sahipleri için de bir zikir-hatırlatma kıldık. [SAD(38)/42-43]

Yukarı  
 
Gönderen:
hasan

Yer:
Diger

Tarih:
21 Kasım 2018, Çarşamba
23:56

Alıntı Yap: hasan

“12.000 yıllık gizemli tüneller” konusu Avusturya doğumlu araştırmacı Dr. Heinrich Kusch tarafından “Tore zur Unterwelt” isimli bir kitap olarak 2009 yılında Almanca olarak yayınlanmıştır. Aynı konu Der Spiegel'de ve 2011 yılına ait İngilizce gazete ve internet sitelerinde de yer almıştır. Genel çerçevesi paylaştığınız linkteki gibi olmakla beraber, ilaveten tünellerin 70cm genişliğinde olduğu, tüm tünellerin bir biri ile bağlantısı olmasa da bir network oluşturduğu ancak henüz keşfedilmesi gereken daha çok miktarda bölge olduğu bilgilerine de yer verilmiştir. Araştırmacı bazı fikirler ortaya atsa da, tünellerin ne amaçla yapılmış olabileceğini anlayamamıştır. Ayrıca sonradan tarihlendirmeyi de radyokarbon tarihlendirme ile 5500 yıl olarak değiştirmiştir. Bu konu üzerinde değerlendirme yaparken Yaklaşan Saat araştırmaları arasında yer alan İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" yazısına göz atmakta fayda vardır.
http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/yecuc_mecuc/insanlik_tarihi_mu_atlantis_ve_yecuc_mecuc.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
21 Kasım 2018, Çarşamba
18:24

Alıntı Yap: Orhan

Bu konu hakkında bir fikriniz var mı acaba?

http://tammakale.com/2018/11/arkeologlar-iskocyadan-turkiyeye-uzanan-12000-yillik-gizemli-bir-tunel-buldular-video/
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
19 Kasım 2018, Pazartesi
16:36

Alıntı Yap: Bir kole

Selamlar...
Videolarinizda kucuk cocuklar ilahi soyluyor. Allah onlari salihlerden etsin...Onlari gozlerinden opuyorum. Agizlarina saglik...
Videoda Nebi Eyubun "sabrı" geciyor. Ve bu sabrin sonucunda, Allahin onu ovmesine sebep oluyormus..
(Yanlis degilsem?)Bu sabir nasil bi sabir? Bu sorudan once tabiiki biraz baska yerlerde baktim. Ama bu olaya cok onem verdiginizi dusunerek sizden dinlemek istiyorum. Tesekkurler.... Allah daha cok guzel, faydali calismalar nasip etsin
Yukarı  
 
Gönderen:
Farzad

Yer:
Diger

Tarih:
18 Kasım 2018, Pazar
20:12

Alıntı Yap: Farzad

Saygı değer site yönetimine; yaklaşık 2-3 yıldır sitenize düzenli olarak girip yazılarınızı soluksuzca okuyup daha iyi anlıyorum. İzlediğim filmleri sizin bana gösterdiğiniz bakış açısıyla daha iyi anlıyorum sitenizde yazdığınız iblis imzalı filmlerin hepsini izlemiştim ve tespitleriniz 100 de 100 doğru diğer yazılarınızın hepsini okudum bu zaman zarfında. Bu maili sadece sitenize emeği geçen herkesin ellerine sağlık teşekkür etmek için yazdım lütfen yolunuza devam edin bu yolda yalnız yürümüyorsunuz birlikteyiz tanıdığıma tanımadığıma bu siteyi öneriyorum umarım hep bu çizgide kalıp bu güzel yola devam edersiniz hepinize çok teşekkür ediyorum.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
21 Ekim 2018, Pazar
23:21

Alıntı Yap: Bir kole

Buyuk patlama yazinizda yaratmalarin asamasinin bir bir animasyonunu yapmayi dusunuyormusunuz?
Bazi kavramlari yani melekut, sicimler, kuarklar vs.. gecisleri animasayon halinde yapsaniz daha iyi olabilir diye dusunuyorum. Melekutun resmi, kuantum dalgalanmanin bir animasyonu veya, kuantum dalgalanma diyince sizin kafanizda ne gibi bir animasyon olusuyorsa vs.. aynisini resmetmeniz animasyon halinde, boyle bisey insallah yapabilirmisiniz?
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
19 Ekim 2018, Cuma
10:36

Alıntı Yap: Bir köle

Hastalik haline gelmis body bulding, dunyayi felakete goturecegi kanaatindeyim. Kuraklik ve bir cok temel sorunlarin onun yuzunden oldugunu dusunuyorum. Eski bir body bulding sampiyonu olarak bunu dusunerek bu sporu terk etmistim... Allah bu sporu kahretsin.
Streoidlerin ve suplementlerin acik acik satildigini soylemek istiyorum. 17 yasinda cocuklar steroid kullaniyor. Ki ben o yaslarda kullanmistim. Gercekten ben Gunde 3 kg et, 20 yumurta yiyordum. Su an bu spor anlayisi dunyanin her kosesinde yayilmis. Herkesin sorunu "3 kg et ve 20 yumurta yiyebilecekmiyim!" En guclu, en kasli, en estetik olabilecekmiyim.
-En dogrusu seytanin bir oyunu oldugunu soylemek istiyorum. Ben streoidlere, body buldinge kole olmustum. Hayat benim icin, sizinle tanismadan once, oyle bir şekile girmistiki, bunu suan bu sporu yapanlar cok iyi anlar. Kıskira kışkıra millete soyluyorum... dunyanin felaketi diyince, bundan daha buyuk bi felaket varmi? Allah akil fikir versin. Allah hidayet etsin.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
11 Ekim 2018, Perşembe
22:06

Alıntı Yap: Bir kole

Gercekten diyecek bisey bulamadim. Bunu sadece iltifat icin soylemiyorum. Yazdiklariniz altin degerinde. Konunun disinda soylediginiz ise gercekten cok onemli oldu benim icin. Allah razi olsun. Allah hepimizi hidayet etsin ve acisin.
Yukarı  
 
Gönderen:
İsmail

Yer:
Diger

Tarih:
11 Ekim 2018, Perşembe
19:31

Alıntı Yap: İsmail

Sayın Bir köle,

Bu konu tabii ki tarihi bilginin ışığında, tarihi yorumlarımızı ve analizlerimizi içermektedir. Zamanı geldiğinde bu çalışma dosyamız açılabilir. Şimdilik size fikir verecek bazı ipuçları aşağıdadır:

1) İnsanlık tarihi Adem’den-Nuh’a 12.000 yıl, Nuh’dan YS’ye 12.000 yıldır. Oğuz ise tahmini MÖ 5000-6000 yıllarında yaşamıştır.

2) Nuh’un gemisi Cudi’ye oturmuş, Nuhoğulları, Yafes, Sam, Ham soyu buradan dünyaya yayılmıştır. Nuh, Yafes’e, Cudi’nin kuzeyini ve kuzey batısını vermiştir. Yafes ve oğullarının ilk yurdu Anadolu ve Kafkaslardır. Buradan göçler olmuştur, Asya’ya da ilk göç buradan olmuştur. Türklerin anayurdu “Anadolu”dur. Asya ise göç yeridir. Tekrar Asya’dan, Batı’ya-Anadolu’ya ikinci büyük göçler olmuştur.

3) İdris, Yafes oğullarına melek-insan elçisi olarak gönderilmiştir. Çünkü kendisi melek-insandır.

4) Oğuz-Ağuz, doğuştan Müslümandır Oğuz Destanı’na göre… Annesinin ağuz sütünü emmez, ona rüyada görünerek İslam’a çağırır. Babası Müşrik(Kafir) Karahan’ın, Oğuz’la evlendirdiği İslam’ı kabul etmeyen kadınlardan Oğuz ayrılır ve Babasıyla savaşarak onu öldürür ve babası Karahan taraftarlarını(Moğolları), Doğuya sürer. Kendisi tekrar Anayurduna-Batı’ya doğru seferler düzenler.

5) Küçüklüğünden beri ona açık ve kapalı(başka bir formda-kişilikte) rehberlik eden İDRİS’dir. Oğuz’un danışmanı YUŞİ HOCA ve oğlu Gündüz Han’ın danışmanı IRKIL(IRGIL) HOCA muhtemelen İDRİS’dir. Oğuznamelerde geçen DEDE KORKUT yahut KORKUT ATA başlangıç itibariyle muhtemelen İDRİS’dir. Ancak daha sonraki zamanlarda ve İslam dönemlerinde O’nun adına hikayeler ve ibretli deyişler uydurulmuş yahut ilave edilmiştir. YUŞİ: Yaşayan. IRKIL: Kendisine çeken, cezbeden. KORKUT: Korkutan, uyaran. Bu sıfatlar İDRİS’in çok sayıda isimlerinden birkaçıdır. İsrailoğulları’nda da AZRA(ÜZEYR: azarlayan, korkutan) olarak karşımıza çıkar. Bu Babil esaretinden dönen Üzeyir Peygamber değildir. KUR’AN’da, TEVBE(9)/30’da; “Yahudiler, ÜZEYR(AZRA) Allah’ın oğludur dediler” ayetinde geçen Üzeyr(Azra), İdris’dir. Süleyman’ın, Musa’nın yanındaki “bir köle” de İDRİS’dir. Mısır tarihinde de İDRİS önemli rol oynamıştır. HERMES muhtemelen İDRİS’dir. En doğrusunu Allah bilir.

6) Bu ve benzeri konular insanların daha çok dikkatini çektiği için, asıl mesele olan İSLAM nedir, ne değildir temel konusu önemsenmiyor ve maalesef ihmal ediliyor. Halbuki herkesin kurtuluşu bu temel BİLİNCE bağlıdır. Size de tavsiyemiz, dikkatinizi bütünüyle “İSLAM “a hasretmeniz, SİTE’deki bu konuya ait AYETLERİ ve YAZILARI tekrar tekrar okuyarak yaşam haline getirmenizdir.

Selam ve hidayet üzerinize olsun…

Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
10 Ekim 2018, Çarşamba
01:09

Alıntı Yap: Bir kole

"Oguzhani acikca ve kapali sekilde aydinlatan" bununla ilgili tezinizi paylasabilirmisiniz?
Yukarı  
 
Gönderen:
ismail

Yer:
Diger

Tarih:
09 Ekim 2018, Salı
12:47

Alıntı Yap: ismail

Sayın Bir köle, işte "İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC"" konulu araştırma(Kitap)dan bir bölüm:

"ENOK(İDRİS) KİMDİR?
Yeryüzünde Ye'cuc-Me'cuc ifsadına şahit olan Enok kimdir? Burada hemen şunu hatırlatmalıyız ki; Enok(Hanoh), İdris peygamberdir. Enok; Kur'an'da ve Tora'da ismi geçen bir peygamberdir ve Nuh'un atasıdır. Yani Nuh'un dedesinin babasıdır. Tora'da; Hanoh(Enok)'un oğlu Metuşelah, onun oğlu Lemeh, onun oğlu da Noah(Nuh) diye yazılıdır. Enok'un 365 yıl Dünya'da yaşadıktan sonra yükseltildiği bildirilir. Esasında, Enok'un ataları ve torunları yaklaşık 1000 sene yaşadığı halde; Enok, 365 yıl yaşamış daha sonra Azazel gibi Baş melekler boyutuna yükseltilmiş ve zaman zaman meleklerle beraber görevli olarak Dünya'ya gelmiştir. Nitekim birçok peygambere ve özellikle Musa ve Süleyman'a arkadaşlık ettiğini Kur'an'dan biliyoruz.
Kur'an'da İdris olarak geçer. Arapça "drs" kökünden "idris"; ders görmüş-ilim sahibi anlamına gelir. Aynı zamanda Rabb'ine yükseltilmiş bir peygamberdir. Allah katından "özel bir ilme"(ilmun ledun) sahiptir. Hızır; diye halk arasında bilinen ve Musa'yla yolculuk eden, ona ders veren ve Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar Süleyman'a getiren odur. Ancak İblis ve cin-şeytanlar, insanların bu "Hızır kültü"nü kullanarak insanları ve dostlarını rüyalarda yahut gerçek hayatta kandırmışlar ve kendi mesajlarını bu yolla vermişlerdir. Halen İblis, bu "Enok-İdris-Hızır" formunu kullanarak; birçok mutasavvıfları, kabalacıları ve çağın cahillerini kandırmaya devam etmektedir.

İşte Kur'an'da İdris peygamberle ilgili ayetler:

(Musa) kölelerimizden bir köleyi(İdris-Hızır) buldu ki; Biz, ona katımızdan bir rahmet vermiş ve nezdimizden bir ilim(ilmi ledun) öğretmiştik.
[KEHF(18)/65]

Kitap'ta İdris'i de hatırla. Muhakkak o, bir sıddıktı ve nebiydi.
Biz onu yüce bir 'mekan'a(makama) yükseltmiştik.
[MERYEM(19)/56-57]

(Süleyman'ın) yanında, Kitap'tan ilim verilmiş bir kimse(İdris) dedi ki: "Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar, ben, onu sana getiririm." Derken (Süleyman) tahtı, yanında dururken gördü, dedi ki: "Bu, Rabb'imin bana fazlıdır(lütfudur). Rabb'im, kendisine teşekkür edecek miyim, yoksa örtecek miyim diye beni denemektedir. Her kim, teşekkür ederse, onun teşekkürü kendisi içindir. Her kim de örterse; muhakkak benim Rabb'im, Gani'dir(ihtiyaçsızdır), Kerim'dir(üstündür-cömertdir).
[NEML(27)/40]…

KABİLOĞULLARINA ELÇİ: ENOK(İDRİS)
Kabil oğulları kavmini İslam'a çağırmak üzere uyarıcı elçi olarak İdris gönderildi. Taberi, Kabiloğullarının, İdris peygamberin bu davetine olumlu cevap vermediklerini "Tarih-i Taberi"de şöyle açıklar:
"Ateşe tapmayınız, şarap içmeyiniz, zina etmeyiniz!' dedi. Bunlardan onları yasakladı. Fakat bu kavimden pek az kimse İdris'i tasdik etti. Ateşe tapmayı bırakmadılar. Çok zaman fısk ve fücur içinde kaldılar. İdris'e tabi olmadılar. Şit'e inen suhufu(sahifeleri) onlara okudu. Halkı o kitabın hükümlerine uymaları için uyardı."
Taberi, o tarihte devler ve cin-şeytanların insanlar tarafından gözle görüldüğünü ve insan toplumlarıyla devler arasında düşmanlık, cenk ve barış hallerinin Nuh tufanına kadar sürdüğünü, Tufan'dan sonra ise cin-şeytanların ve devlerin gözden kaybolduğunu bize nakleder…

SONUÇLAR
11) "Zu'l-Karneyn" kimdir? Zu'l-Karneyn iki çağın adamıdır. Nuh öncesi Nuh sonrası çağın birleştiği yerde bulunuyor. Zu'l-Karneyn, Arapça bir kelimedir ve "Zu" ve "Karneyn" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir sıfattır. "Zu", bir şeyin sahibi demektir. "Karneyn" ise tekil olan "Karn" kelimesinin tesniye(ikili)sidir. "Karn"; "boynuz, nesil, asır, çağ, zaman" anlamlarına gelir. Dolayısıyla "Karneyn"; iki boynuzlu, iki nesilli, iki zamanlı demektir. Biz bu karşılıklardan "iki zamanlı" anlamını tercih ediyoruz ve "Zu'l-Karneyn"e, Sonsuz Yüce'nin ilim verdiği "iki zamanlı bir nebi" diyoruz.
Batı'ya ve Doğu'ya gidiyor; adeta zamanda ileri ve geri gidiyor. Ancak esas anlamı, iki zamanı yaşamış, iki zamanlı birisi ki; bize göre Enok'tur(İdris). Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi Kur'an, insanlık tarihini ikiye ayırıyor. Birinci zaman Adem'den-Nuh'a; ikincisi Nuh'tan-Yaklaşansaat'edir. İdris, bu iki zaman periyodunda bulunan ve "melek boyutuna yükseltilmiş bir nebi"dir. Yukarıda 10. maddede de zikrettiğimiz KEHF(18)/83-90 ayetleri dikkatle okunacak olursa; Zu'l-Karneyn'in konuşma tarzı ve kendisine verilen yetkiler, Enok'la(İdris) tamamen örtüşmektedir. Kendisine Allah katından bir ilim, imkan-güç verilen ve her bir sebebi işletebilen Enok'tur(İdris-Hızır). İdris(Hızır)-Musa kıssası incelenecek olursa; yetkinlik ve konuşma tarzı; "biz şöyle yaptık" gibi ifadeler, bizi İdris'e götürmektedir. Ayrıca, Zu'l-Karneyn bir isim değil sıfattır ve bu sıfat, en güzel şekilde İdris'i tarif etmektedir.
Zu'l-Karneyn'in, İskender olduğunu söyleyen müfessirler, külliyen hata etmişlerdir. Hem de yaptıkları azim bir hatadır. İskender ile Zu'l-Karneyn, Doğu ve Batı kadar birbirine uzaktır. İskender'in, bırakın peygamberliğini, "İslam Milleti"yle uzak-yakın bir ilgisi yoktur. Bu yaygın aldanış, Eski Yunan'ın ve şeytani felsefesinin, İslam bilginlerini nasıl etkilediğinin bir kanıtıdır. Yine Moğollar, Çinliler, Türklerin; yani Nuh oğlu Yafesoğullarının Ye'cuc-Me'cuc sanılması da büyük bir yanılgıdır ve tarihsel bir hatadır.
Aynı şekilde diğer din mensupları; özellikle Yahudiler-Hıristiyanlar, kendilerini Yaklaşan Saat'te kurtarılmışlar olarak gördükleri gibi; kalplerindeki kinle orantılı olarak da düşmanlarını Ye'gog-Me'gog ilan etmekten geri durmuyorlar. Bunların hepsi bir aldanma ve aldatmadır ve gerçekte "O Gün"ün bir adı da unutmayalım ki "Aldanma Günü"dür."

http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/yecuc_mecuc/insanlik_tarihi_mu_atlantis_ve_yecuc_mecuc.asp


Yukarı  
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
09 Ekim 2018, Salı
00:50

Alıntı Yap: Bir kole

Selamlar,
Türk tarihinde “Oğuz Han”ı aydınlatan; yükselmeden önce açıkça, yükseldikten sonrada kapalı-örtülü Elçilik yapan O’dur.
Bununla ilgili yaziniz varmi? Hocam,d aha once neden duymadim(!.. Kac yillik okuyucunuz olarak?)
Yukarı  
 
Gönderen:
Orhan

Yer:
Diger

Tarih:
06 Ekim 2018, Cumartesi
13:35

Alıntı Yap: Orhan

Sayın Çetin sizi çok iyi anlıyorum bende kendi hatalarımdan dolayı benzer yollardan geçtim ama emin olabilirsin ki Allah cok bağışlayan ve esirgeyendir O na sıgınmanı tavsiye ediyorum....Allah izin vermedikçe bir yaprak dahi düşmez ve en iyi korunmanın yolu tamamen teslimiyetten geciyor......
Yukarı  
 
Gönderen:
bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
02 Ekim 2018, Salı
20:43

Alıntı Yap: bir köle

Muhakkak onun(şeytanın), iman edenler ve Rab'lerine tevekkül edenler üzerinde bir gücü yoktur.

Onun(şeytanın) gücü, onu veli(dost) edinenler ve O'na(Allah'a) şirk koşanlar üzerinedir.

[NAHL(16)/98-100]

Kölelerime söyle, o en güzel sözü(tevhidi) söylesinler. Muhakkak şeytan, onların arasını dürtüklemeye (bozmaya) çalışır. Şüphesiz şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.

[İSRA(17)/53]
Yukarı  
 
Gönderen:
Çetin

Yer:
Ankara

Tarih:
02 Ekim 2018, Salı
10:28

Alıntı Yap: Çetin

Yıllardır takip edildiğimi hissediyordum. Ama teknoloji araçlarıyla sanıyordum. İnternette önce spritüalist-mistik (ışık işçileri, anunnaki-uzaylı, astrolog, bioenerjist, yoga-meditasyon vs) kesim içerisinde buldum kendimi. Sonra tasavvuf-tarikat (esmai hüsna, ebced, ricali gayb vs) kesimi içinde. Tabi isteğim dışında sürüklendim. Bu iki kesimin de birbiri ile bağlantılı olduğunu anlayınca ilişkimi kestim. Bir süredir de sadece Kuran ile ilgilenen kesimi takip ediyorum. Ama onlarda da bu güçler var. Bu kesimin doğru-yanlışlığından emin değilim.

Bu arada akrabalarımda, komşularımda, arkadaş sandıklarımda, yakın çevremde de bu kesimlerin içinde olanları fark ettim. Birbirleri ile haberleşip örgütlenip dediğiniz gibi gösteri yapıyorlar. Birçoğunda kibir had safhada. Yaptıklarının yanlışlığının farkında bile değiller. Resmen Hoolywood filmlerindeki gibi bir ortamdayım. İzlenip takip ediliyorum. Bu insanlar radyo istasyonu gibi hareket ediyor. Bazen konuştuğumda ses tonları ve bakışlarında onlar değilmiş gibi hareket ediyorlar. Aralarına katılmadığım işlerine gelmeyen şekilde konuştuğum için eziyet ediliyor psikolojik ve elektromanyetik olarak.

Anladığım kadarıyla Hz İdris hariç pek mümkün görünmüyor bu güçleri Allah katından alacak başka birisi söylediklerinize göre. Ben de imtihana zarar vereceğini düşündüğüm için böyle güçler elde etmeyi yanlış buluyorum. Tecessüs günahı var en başta Hucurat suresi 12. ayette bahsedildiği gibi. Allah'a tam güvenemeyen iman edemeyen insanların tercihi bence. Bir kanala frekansa bağlanıyorlar, birisi emir veriyor öyle hareket ediyorlar gibi. fetö örneği gibi.

Hayatım alt-üst oldu. Kendi hatalarım da var. Ama kimin ne olduğunu gördüm. İnsanların ne kadar zalimleşebildiğini deneyimledim. Ve bu durum genişliyor. Yakında daha da artacak bu tip kişiler. Göz göze gelince anlıyorum.

Teşekkür ederim. Hayırlı günler.
Yukarı  
 
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
01 Ekim 2018, Pazartesi
15:51

Alıntı Yap:  YS

Sayın Çetin,
Sitemizi ve kitaplarımızı, özellikle “İblisin İslam’a Tuzağı: Tasavvuf Felsefesi” kitabımızı okursanız “gerçeği” ve “yalanı” kavrarsınız. Pek tabii “İslam” olanı ve “Olmayan”ı(Şirki), öncelikle kavramış olmak elzemdir. Araştırdığınızı söylediğiniz konularla ilgili dikkatinizi celbeden “insanlar” ve onların “maharetleri” konusuna gelince; bu gösterilerin tamamı İblis kökenli olup; sureti haktan gösterilen şarlatanlıklardır. Önce bu zevat “gerçek İslam”ı öğrensinler ve gerçek anlamda “Allah’a teslim olsunlar”… Aklınıza gelen 2/11 ve 6/128 ayetlerine, onlarca ayet ve onlarca sahih hadis ilave edilebilir…

1) Bu konular, yarı müteşâbih olup, pozitif ilmin konusudurlar; ilim geliştikçe bu konularda ne olup olamayacağı; Allah’ın neye müsaade edip etmediği ortaya çıkar. Ancak pozitif ilimle ulaştığınız bazı sonuçlar ve eylemler, insana, insanlığa ve imtihana zarar verebileceği için yasaklanmış olabilir, buna dikkat etmek gerekir... Bu da ayrı bir konu…

2) Kur’an’daki “bir köle” halk arasında “Hızır” diye bilinen “İdris”dir. Tevrat’ta geçen “Hanok-Enok”... İdris, Allah’a dillere destan köleliği ile bilinen ve cennete alınan; melek boyutuna çıkartılan; dünyadaki olaylarda İsrailoğullarının mücadelesinde de rol alan; Türk tarihinde “Oğuz Han”ı aydınlatan; yükselmeden önce açıkça, yükseldikten sonrada kapalı-örtülü Elçilik yapan O’dur. Hatta bize göre Zülkarneyn’de O’dur. Bu güzel insanın insanlık tarihinde bir eşi olmamıştır, olması da imkân dahilinde gözükmüyor.
İdris’in Cinler alemindeki karşılığı bilindiği gibi “Azaz-El(El’in şereflisi)” dir. Bu ne yapmıştır? Melek boyutuna çıkarılmayı hazmedememiş; kibirlenmiş; “İtaat”ten çıkmış “İblis(Ümitsiz)” olmuştur. Dün ve bugün insanoğluna hazırlanan tuzakların arkasında hep o vardır. Sizin dikkatinizi çeken bu olayın(tuzağın) arkasındaki alçak da odur...

3) “İlmi Ledûn”ün istismarı, dünyada boyut yükseltme; “melek olma” yalanının pazarlanması; hatta tüm Mısır-Hint felsefelerinin ve de Tasavvuf felsefesindeki kavramların arkasında o şizofrenik sapık vardır. Amacı tüm şirk dinlerinin mensuplarını bir “Havuz(New Age Havuz)”una toplamak ve “Mesih İsa”ymış gibi maddi ve manevi oğlu Deccal’e bağlamak…
4) Bugünkü genel geçer “Şirk dini”ni lütfen sorgulayın, sitemizdeki İslam bölümündeki yazıları ve ayetleri tekrar tekrar okuyunuz. Bugün şirk bataklığında yüzen insanları, lütfen İdris ile birlikte zikretmeyiniz. “Son Din: “Kur’an İslamı” Buharlaştı Mı?” yazımızı tekraren okuyunuz. Bugün herkese düşen, başkalarına “Din-Bilim” satmak değil, “kendi kurtuluşuna” bakmaktır. Bugün en büyük yanılgı, kendisini “Kur’an dışı kaynaklar” la yahut İslam alimi(!) varsayımı ile besleyen insanların, kendi kurtuluşlarını başkalarına havale etmesi ve dinini ciddiye almamasıdır. Selam ve hidayet dileğiyle…
Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1253 Toplam Sayfa Sayısı: 63
1. 2. 3. 4. 5. . . . 61. 62. 63. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yaklasan Saat'in resmi twitter adresi asagidadir. Bu hesabin disindaki diger hesaplarla Yaklasan Saat'in bir ilgisi yoktur: @yaklasansaat