Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 


 

KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
YS

Yer:
Diger

Tarih:
18 Eylül 2017, Pazartesi
12:24

Alıntı Yap:  YS

"KUR'AN'I ANLAMAK İÇİN ARAPÇA" Kitabımız henüz çıkmadı. Yakında basılacak, basıldığında da bilgi verilecektir.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
18 Eylül 2017, Pazartesi
11:44

Alıntı Yap: Bir köle

Merhaba, ys 3 kuran' i anlamak icin arapça kitap serisini nasil alabiliriz... size mesaj cektim cevaplamaniz.
Yukarı Mail: Recaikardas@hotmail.com 
 
Gönderen:
Bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
11 Eylül 2017, Pazartesi
01:58

Alıntı Yap: Bir kole

Yüce Rabb' ime atilan iftiralari artik idrak edebiliyorum. Yaziklar olsun bu insanlarin alcaklığina. Ağlıyarak, sinirlenerek dinlemek, izlemek zorunda kalıyorum... İnsanlar kendi şereflerini nede ucuza satiyor.. Yüce Rabb' im acısın... Yaklaşansaat' e çok teşekkurler.
Yukarı  
 
Gönderen:
ibrhmokur

Yer:
Diger

Tarih:
10 Eylül 2017, Pazar
09:40

Alıntı Yap: ibrhmokur

Tüm yazar kadrosundan ALLAH razı olsun
tüm konuları tek tek okuyorum okutuyorum
Cok teşekkür ederim bizleri aydınlattıgınız için
Yukarı Mail: ibrhmokur@gmail.com 
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Istanbul

Tarih:
02 Eylül 2017, Cumartesi
20:34

Alıntı Yap: Abdullah

   Bizim sevincimiz Allaha yakınlaşmayı umarak Onun rızasını dilemekte. Atlar ayrı kulvarlarda koşsa da yol aynı. Sevgimiz, umudumuz ,korkumuz aynı. Allah tüm müslümanların bayramını bereketli ve sevinçli kılsın.Ve bizi razı olacağı ,salih amellere iletsin.Esselamünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
Bir köle

Yer:
Diger

Tarih:
16 Ağustos 2017, Çarşamba
02:16

Alıntı Yap: Bir köle

İran dini ile ilgili tez gerçekten takdir edilecek türden. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Rumi’nin İslam alimlerinden görülmesinden, ve bir tartışmada “Rumi gibi evliya insanlar” denilmesinden gerçekten sıkıldım. Söz verdikleri gibi; Ne zaman İlah ve köle kavramını kavrayacak bu insanlar!..
Yüce Rabb'im hidayet etsin, acisin...
Yukarı Mail: Birkole@hotmail.com 
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
31 Temmuz 2017, Pazartesi
23:52

Alıntı Yap: Abdullah

"İRAN DİNİNİN TARİHSEL KÖKENLERİ" VE "MEHDİYET FELSEFESİ" başlıklı araştırma-analiz yazısı yayınlanmış. Okuyuculara duyrulur.

http://www.yaklasansaat.com/dinler/iran_dininin_tarihsel_kokenleri_mehdiyet_felsefesi.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
26 Haziran 2017, Pazartesi
17:53

Alıntı Yap: Abdullah

    Bayramımız bereketli,sevinçli olsun.Allah huzurve selamet versin,hepimizi korusun.Esselanünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
Selim

Yer:
Diger

Tarih:
28 Mayıs 2017, Pazar
01:31

Alıntı Yap: Selim

Öncelikle Ramazan ayının bereketli geçmesi dileğiyle. Benim site yönetiminden istirhamım Harry Potter filminin de analizinin yapılması. Nitekim bu film de sitede daha önce analizi yapılan filmler gibi kendine büyük bir hayran kitlesi edinmiş ve insanları ağızlarından salyalar akıtarak kendini izlemiştir ki böyle bir filmin (film serisinin) şeytani bir amaca hizmet etmesi gayet normaldir. Site yönetimi bu filmi de inceleme listesine alırsa çok memnun kalacağız. İyi çalışmalar.
Yukarı  
 
Gönderen:
abdullah

Yer:
Istanbul

Tarih:
06 Mayıs 2017, Cumartesi
13:44

Alıntı Yap: abdullah

idrak edemiyorsun bari inkar etme ilkesine dayanarak sitenizi okudum ve uçuk bulmadım teşekkürler böyle bir site kurduğunuz için
Yukarı Mail: abdurrahmankarahan997@gmail.com 
 
Gönderen:
bir kole

Yer:
Diger

Tarih:
12 Mart 2017, Pazar
05:06

Alıntı Yap: bir kole

yaklasansaat sitesini yeni gezindgim zamanlardaki imanim ve amelim konusunda kendimi soyle tarif edebilirim. Yuce Allah a siginarak.
-siteyi daha bilmiyorken: ben disardan cok saglam ve guzel gorunen bi ev gibiydim. hatta o bile belki de artik yoktu!..icerde fareler her yeri tahrif ediyordu. daha dogrusu ev, ev olmaktan cikmisti.. evin ici farelerle dolu, ve fareler her yeri mahfetmisti. hersey yarim yamalak, hic biseyden verim alinmiyordu.
-Siteyi yeni okudugum zamanlar: evime ne kadar guzel seyler alsamda, fareler gelir tahrif ederdi ve hic bi fayda almazdim.
-sitenin islaam nedir sorusuna onem verdigini gordum, mealleri, yazilari hemen hemen okudum: farelerin saklandiklari yerleri belirledim. evin icine artik biseyler alabilirdim, ama fareler yaklamak zor!..
-forumlari okumaya basladim: bi kac arkadasin fikirleriyle fareleri yakalmak icin tuzaklari yaptik. cabalamaya basladim gecem gunduzum karisti ama, bunun sonunda cok guzel olacagi fikri beni davamdan almadi.
-forumlarda, İslami incelikle guzel anlatanlar, ve islamin daha ne oldugunu bilmeyen ;kaba, sirci, sifreci, tarikatci; sefaatci, kulcu, ruhundan ufleme(!), meditasyoncu; yogaci, koordinatci, ve bende dahil(!) o kadar seyler gordum ki! (umarim onlarda benim gibi hevalarini fikirlerine bi koseye atip Hakka teslim olmuslardir): evim icin ugrasmamda, abdullah, halil ibrahim, bir kole, osman, oguz, nisa, asli... ve bir cok adini sayamdigim arkdaslarim bana cok yardim etti(Allah in izniyle).butun fareleri ustalikla yakaldim. evime yeni seyler aldim. artik fayda vermeye basladi. ve artik evimin ici cok guzel!.. artik fare bile girmeye cesaret edemez Allah in izniyle.
evimin icini hallettikten sonra artik evin disi kalmisti. evin disini da insallah Hallediyorum, Halletmekteyim ve hep Halletmekte olacam.

cok tesekkurler yaklasansaat. Allah sizden razi olsun. Allah a hamdolsun ki bi vesile kildi da Hakki ogrendim. Allah kolaylik versin.


Yukarı  
 
Gönderen:
OSMAN

Yer:
Diger

Tarih:
27 Kasım 2016, Pazar
15:11

Alıntı Yap: OSMAN

Nurulah bey ne okuduğunuzu bilmiyorum; ancak anlayamadığınız çok açık. Evvela aşağıdaki yazıda açıklanan tasavvufçuların yanlışı nedir. YS'nin görüşü nedir bunu anlayın.                                 
   
ALLAH ALEMLER-EVRENLER VE İNSANLARI YARATTI

Alemlerin Rabb'i olan Sonsuz Yüce Allah; alemleri-evrenleri, yaratmayı düşündü ve yarattı. Sonsuzluğu kaplayan ve yaratılmış hiçbir enerjiye benzemeyen sonsuz "Latif Nuru"nun "sonsuz ince bir nur noktası"ndan bir "ol" emriyle; "büyük patlama"yla; "alemler"i yarattı. Allah, bu sonsuzluğu kaplayan, sonsuz ince "Nur Noktası"ndan, sayısız evrenler yaratmaya ve yok etmeye kadirdir. Allah'ın Işığı, elbette O'nun yarattığı-yaratılmış hiçbir ışığa benzemez. "O'nun Işığı"nın yansıması olan "Nuru" da, yaratılmış hiçbir "ışık yansıması"na benzemez. Allah'ın Nuru, bizzat var olan Işığı değil; ışığının bir yansımasıdır. Tasavvuf felsefecilerinin en önemli yanılgılarından birisi de; "O'nun Işığı" ile "Nuru" arasındaki farkı kavrayamamak; yaratılmış her şeyi, "O'nun Işığı"nın yahut Kendisi'nin bir yansıması-parçası olarak görmektir. Gerçekte yaratılmış her şey; O'nun bizatihi Kendisi'nin yahut Işığı'nın değil, "Işığı"nın "yansıması" olan "Nuru"nun türevleridir. Allah, "Işığı"yla, "Nuru"nun farkını kavramamız için bize Güneş'i ve Ay'ı misal vermektedir:

"O(Allah) ki Güneş'i ziya-ışık(foton), Ay'ı nur kıldı.."

[YUNUS(10)/5]

Ay'ın ışığı; Güneş ışığının bir yansımasıdır. Yani Allah'ın Nuru, O'nun Işığı'nın bir yansımasıdır. Ve her şeyi; alemleri, bu yansımadan yarattı. Bu fark çok önemlidir. Bunları en iyi bilen İblis, insanların, Allah'a ortak koşması; kendilerini Allah'a ortak etmesi için her türlü "mantık hileleri"ne baş vurmakta; ya sonsuz yüce ve yarattığı hiçbir şeye benzemeyen "Tek Tanrı"yı çoğaltmakta; ya da insanları tanrılaştırıp; yüce ve benzersiz olan "Tek Tanrı"nın cüzleri yapmaktadır. İslam'ı bozmak için geliştirdiği en sinsi yöntem ise İslam'a, "tasavvuf felsefesi" yoluyla "şirk kanalları" açmaktır.

Başlangıçta sadece ve sadece Sonsuz Yüce Allah vardı. Allah, sonsuzluğu kaplamış bulunan Nuru'ndan, önce melekleri-ruhları yarattı, daha sonra maddenin ruhu olan "melekut"u yarattı. Daha sonra da bu, Rabb'ine bağlı "bilinçli melekut"tan, "büyük patlama"yla, evrenleri-alemleri yarattı. Arkasından Güneş sisteminde, "kendisine köle olsunlar" diye cinleri ve insanları yarattı. Tüm bu yaratmalar; "Nuru'nun türevleri" olarak yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir sıraya ve boyuta sahiptirler. Tüm yaratılmışlar, sonlu boyutludurlar. En üst boyutta yer alan Başmelekler'den, aşağıya doğru "hiyerarşik boyut sıralaması" vardır.

Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
27 Kasım 2016, Pazar
01:49

Alıntı Yap: nurullah

hocam,
"ruhlar ve melekler nur dan varliklardir"
bunu derken, KURAN' da bununla iligili aciklanmis ayet bulamadim. nurdan varliklardir diyenler sadece mutasavviflar; yani tasavvuf ilmine kaciyor. sonucta biz de biseyler okuyup, biseyler anlatiyoruz. siz tasavvuf ilmi hakkinda hep olumsuz konusuyorsunuz ama, bu ruhlar-melekler in nurdan varliklar oldugunuda tasavvufculardan baskasinin soyledigini goremedim... konuya aciklik getiriseniz sevinirim. Allah kolaylik versin
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
hasan

Yer:
Diger

Tarih:
07 Kasım 2016, Pazartesi
16:44

Alıntı Yap: hasan

Cabir’e,

Yazdıklarından YS’ye bakışın belli oluyor. Hadi okuduğundan bi-idraksin diyelim, ahmakça bir genelleme yaparak iftira atmak da ne oluyor.

Konunun özeti şudur:

1- YS’nin haberinde Bağdadi ile McCain’in görüştüğüne dair tek bir cümle yok. Sadece bu iddiaları yansıtan bir fotoğraf var.

2- Ayrıca bu YS’nin bir iddiası değildir, halen daha sıcaklığını koruyan ve Batı’da Kanada merkezli Global Research gibi medya organlarının arkasında durmaya devam ettiği bir iddiadır.

3- Bunu yalanlayan ise Senatörün kendi ofisidir, bu da elbette doğaldır ve hiç bir kanıt içermez.

4- Fotoğrafta senatörle görüşürken çekilmiş ve Bağdadi olduğu iddia edilen kişi ile Amerika’nın kendi yayınladığı Bağdadi videosundaki kişinin birbirine tıpkı benzerliği, Bağdadi’nin fotoğraflarda olduğu düşünülen 42-43 yaşları ile gerçek yaşının uyumlu olması, Amerika’nın bu iddialar üzerine tanınması daha zor ve düşük kaliteli Bağdadi resimleri servis ederek olayı örtbas etmeye çalışması bu iddiaları sıcak tutmaya devam etmiştir.

5- Diğer yandan son 20 yılda McCain’in CIA’nın bir çok örtülü operasyonunda ve CIA patentli her renkten bir çok darbenin arka planında yer almış olması, Libya ve Suriye’de ki Arap Baharı’ndan hemen önce Kahire’de bir toplantıya başkanlık yapması ve bundan kısa süre sonra Suriye devriminin başlaması gibi güçlü iddialar elbette bu şüpheleri güçlendiriyor.

6- Tüm bunlar iddialar olarak varlığını sürdürmektedir, henüz hiç kimse bu şüphelere son verecek net bir kanıt da gösterememiştir.

Şimdi tüm bu bilgilerden mahrum, konuyu ve YS’yi anlamaktan, bütüncül bir bakıştan uzak bir şekilde adına yorum bile denmeyecek cümleleri karalamakla kötü niyetini izhar etmekten gayrı bir şey elde edemezsin. Bu kafayla YS’nin analizlerini anlamanız elbette zor. Öküzün altında buzağı arayıp, YS’ye çamur atmayı bırakın, kendi işinize bakın.

7-Ayrıca haberdeki ABD'li uzmanın yorumları ve gerçeği çıplak bir şekilde ortaya koymasından da nasılsa hiç etkilenmemiş siniz ki bu da kimin aleti olduğunuzu gösteriyor.
Yukarı  
 
Gönderen:
Cabir

Yer:
Diger

Tarih:
07 Kasım 2016, Pazartesi
00:17

Alıntı Yap: Cabir

İşte Küresel Derin Güç ve Dünyayı Kaosa Götüren Eylemleri

bağdadi nin resmi diye cumhuriyetçi senatörün olduğu fotoğraf yalan ortaya çıktı o farklı kişi ahabere kaldıysanız bende bir şey biliyor farklı bir analiz yapıyorsunuz sanıyordum.
Yukarı  
 
Gönderen:
Abdullah

Yer:
Diger

Tarih:
14 Eylül 2016, Çarşamba
15:53

Alıntı Yap:  Abdullah

   Allah ın selamı bereketi üzerinize olsun .Sonsuz yüce Rabbim hepimize acısın merhamet etsin.Kurban bayramınız mübarek olsun.Emekleriniz, bütün çalışmalarınız için Allah sizden razı olsun ve korusun.Esselamünaleyküm.
Yukarı  
 
Gönderen:
nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
26 Ağustos 2016, Cuma
01:25

Alıntı Yap: nurullah

Allah razi olsun .
yanitiniz gorunce cok sevindim...
YS' yi tanimadan once, hem "atom" un bile ne oldugunu bilmezken ; Allah ' a cok sukur biyoloji , fizik , kimya, matematigi ogrenmemize vesile oldunuz. simdi ise "atom" u degilde , melekut( maddenin ozu-ruhu)' nu biliyoruz , daha da ; "19" un ne anlama geldigini biliyoruz. en onemlisi ; Yuce rabbime kole oldum . Allah'ima cok sukur ki ; beni bi vesile ile hidayete erdirdi... Allah herkese nasip etsin.
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
Günhan

Yer:
Diger

Tarih:
25 Ağustos 2016, Perşembe
23:10

Alıntı Yap: Günhan

Nurullah Bey,

Maalesef, insanların akıllarını kullanmayıp istenilen şekilde kolayca yönlendirildiği, hakkaniyetin ve değer yargılarının altüst olduğu, uygar görünümlü aşağılık bir çağda yaşıyoruz. Ve yine maalesef, çağımızın birçok bilim insanı da bahsettiğim resimdeki bütünlüğü koruyarak, bilim adı altında ürettikleriyle gerçeklere ulaşmaktan çok, gün gibi görünen gerçekleri örtbas etmeye ve insanları yanlış yönlendirmeye çalışıyor. Bu, bilimsellikten uzak bilimsel çalışmalar en çok biyolojide ve astrofizik, parçacık fiziği gibi fizik dallarında görülüyor.

     Bahsettiğiniz haber, 2015’in şubat ayında Physics Letters dergisinde yayınlanan bir makaleyi konu alıyor. Referanslar hariç 2.5 sayfa tutan bu makale, popüler bilim sitelerinin laf oyunlarının da etkisiyle, birçok insanın gözünde sanki 100 yıllık evren anlayışının çökertildiği bir çalışma izlenimini kazanmış ve ilgili haberler tüm dünyada yüzbinlerce kez paylaşılmış. Halbuki hiçbir anlayışın çöktüğü filan yok.

     Makalenin başında günümüz biliminin problemleri sıralanmış. Bunlara problem deniyor çünkü sebepleri anlaşılamamış ya da beşeri matematiğin çökmesine neden oluyorlar:
1.     Kara enerji sabitinin inanılmaz derecede küçük olması ama sıfır olmaması,
2.     Evrenin genişlemesinin hızlanmaya tam zamanında başlaması ki öteki türlü galaksiler oluşamazdı,
3.     Erken evrendeki madde yoğunluğunun olağanüstü hassas bir şekilde tam da uzayın düz olması için gereken değerde olması,
4.     Karanlık maddenin gerçek doğası ve
5.     Büyük patlama tekilliği.

Makalenin devamında, evrenin matematik modelindeki bir denklemin klasik parametrelerle değil de başka parametrelerle kurulmasının yukarıdaki “problem”lerden bazıları hakkında daha iyi bir anlayış ortaya koyabileceği belirtiliyor ve matematiksel deliller sunuluyor.
Makaleye göre yapılan değişikliğin sonucunda büyük patlama tekilliğinin zorunluluğu ortadan kalkıyor ve kara enerji sabitinin değeri için bir açıklama getirilebiliyor. Makalenin ortaya koyduğu evren resmi şu şekilde: Evren sonsuz bir süre kuantum potansiyel denilen bir haldeydi sonra birden çöktü ve büyük bir patlamayla durmamak üzere genişlemeye başladı. Bu arada belirtmiş oldum, makale büyük patlama yok demiyor, sadece tekillik yok diyor.
Peki bu modelin geçerliliği nedir? Tüm bunlardan ne anlamalıyız?
1.     Çalışma varsayımlara, tahminlere ve matematiksel denklemlerdeki manipülasyonlara dayanıyor. Modelin herhangi bir deneysel doğrulaması yok.
2.     Denklemlerde yapılan değişikliğin tutarlı bir sebebi yok. Bu durum adeta istenilen çıktılara ulaşmak için istenilen parametrelerin girilmesine benziyor.
3.     Kurulan evren modeli tam bir model değil. Birçok boşluk içeren yarım yamalak bir model.
4.     Bu tip, büyük patlamayı yok saymaya çalışan modeller uzun süredir zaten tartışılmaktaydı. Yani bu makale yayınlanınca bilim dünyasında yer yerinden oynamadı.
5.     Makalenin amacı bahsedilen değişikliğin tekilliklere karşı işe yarayabileceğini ispatlayıp teorik fizik alanında çalışan bilim insanlarına bu yönde bir anlayış sunmak. Çalışmanın ileri düzey araştırma yapmayan insanlar için pek bir anlamı yok.       

Biraz da gerçeklerden bahsedelim, büyük patlama düşüncesi hangi delillere dayanıyor? YS’nin “Büyük Patlama, Evren Teorileri ve Kur’an Evreni” çalışması bu konuda ayrıntılı ve kapsamlı açıklamalar sunan bir yazıdır, aynı zamanda basılmış hali kitapçılardan temin edilebilir.

Kur’an’da evrenin patlamayla yaratılmış ve genişletilmekte olduğu açıklanmıştır. İnsanların bilim yoluyla aynı anlayışa ulaşması ise ancak 20. Yüzyılda gerçekleşmiştir.

Einstein 1915 yıllında genel görelilik teorisini öne sürdüğünde, kendisi dahil herkes evrenin durağan olduğunu düşünüyordu. Ancak bu yeni teoriye göre evren durağan olamazdı, ya genişlemeli ya da büzüşmeli idi. Bunu fark eden Einstein bir çare düşündü ve denkleme bir sabit ekledi, böylece teori durağan evreni destekler hale gelmişti.

Edwin Hubble 1929 yılında galaksilerin birbirinden uzaklaşmakta olduğunu gözlemledi. Bu, evrenin genişlediği anlamına geliyordu. Einstein bunu duyunca eklediği sabiti denklemden çıkararak modeli ilk haline geri döndürdü ve başta sabiti eklemenin hayatının hatası olduğunu söyledi.

Evrenin genişliyor olması geçmişte daha küçük olduğunu gösteriyordu. Tarihte geriye doğru gittikçe evren küçülecekti, ta ki sonsuz küçük tek bir noktaya dönüşünceye kadar. Tüm kütlenin küçük bir noktada toplanması ise tekilliğe ve tüm fiziğin çökmesine sebep oluyordu. Bilimciler kabul etmek istemese de tekilliğin diğer adı yaratmaydı.

Ateist bilimin baharında mutlu mutlu yaşarken birdenbire yaratıcıyla karşılaşan bilimciler resmen dumura uğradı ve hemen alternatif teoriler geliştirmeye başladılar. Bunların en öne çıkanı Fred Hoyle ve diğer bazılarının 1948 yılında öne sürdüğü “Durgun Hal Modeli”ydi. Bu modele göre evren genişliyordu genişlemesine, ancak sonsuz büyüklükteydi ve geçmişte ne kadar geriye gidilirse gidilsin sonsuz büyüklükte kalacaktı, tek bir noktada toplanmayacak ve tekillik oluşmayacaktı.

Büyük patlama modelinin karşısına konan durgun hal modeli zamanla birçok darbe aldı, 1965 yılına gelindiğinde ise Stephen Hawking’in ifadesiyle tabutuna son çivi çakıldı. O yıl uzayda her yönden gelen mikrodalga ışımalar tespit edilmişti ve bu büyük patlama modeliyle tam olarak uyumluydu.

Büyük patlamanın gerçekliği de kesinleşince bilim insanları, büyük patlama tekilliğiyle oluşmuş ve genişlemekte olan ama yaratıcının bulunmadığı evren modelleri üretmek için türlü taklalar atmaya başladı. Bu, gerçeği kaydırma çabaları hala devam etmekte ve şimdiye kadar döngüsel evrenler, çoklu evrenler gibi birçok fikir ortaya atıldı. Tabi bunlar sadece fikir olarak kaldı ve öylece literatüre geçti.

İnsanların Kur’an’ın 1400 yıl önce açıkladığı evren anlayışına nasıl adım adım ulaştığını özetlemeye çalıştım. Ancak bu anlattıklarım “Kur’an Evreni”nin bir parçasının kaba bir açıklamasını oluşturuyor. Konunun tamamı için YS’nin ilgili çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Lütfen YS’nin aşağıdaki çalışmalarını okuyun.

GERÇEK BİLİM BU MU?
http://www.yaklasansaat.com/yorum-analiz/gercek_bilim_bu_mu.asp

BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE "KUR'AN EVRENİ"
http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Yukarı  
 
Gönderen:
Nurullah

Yer:
Diger

Tarih:
25 Ağustos 2016, Perşembe
23:07

Alıntı Yap: Nurullah

hocam tekrar merhaba , evrim agaci denen sayfada; karanlik maddenin ve enerjinin aciklanabilecegi ve buyuk patlama olmadimi diye bisey paylastilar. yaziyi okudum ama pek anliyamadim. sizinle paylasmak istedim. sizin dilinizden daha iyi anliyoruz .
Sonsuz ve Başlangıçsız Evren Modeli: Büyük Patlama Hiç Yaşanmadı Mı?
Yukarı Mail: si_e47@hotmail.com 
 
Gönderen:
ibrahim

Yer:
Diger

Tarih:
22 Ağustos 2016, Pazartesi
00:57

Alıntı Yap: ibrahim

1)     “Kuran’ın Merkezi Kavramı Kölelik” yazısında aradığınız tüm cevaplar mevcut. Ya okumadınız, yahut anlayamadınız. Bu sebeple can alıcı kısımları aşağıda tekrarlıyorum:

(a)     عبد kökünden gelen kelimelerin anlamı:

"عبد"; kökünden gelen "abd", "abid", "ibadet" gibi isimlerin ve "عَبَدَ" fiilinin anlamı hep köle, kölelik, köle olmak çerçevesindedir. İşte Kur'an'da bu anlamı, muhkem şekilde ifade eden ayetler:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas yazıldı. Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi..."
[BAKARA(2)/178]
"Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır..."
[BAKARA(2)/221]
"Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen ve mülk edinilmiş bir köle ile kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler."
[NAHL(16)/75]

(b)     Kul neden köle kelimesini karşılamaz?

Kul kelimesi, zaman içerisinde farklı anlamlarda kullanıla kullanıla kökenindeki "köle-esir" anlamından uzaklaşmış, çok daha geniş anlamlar kazanmıştır. Osmanlı'da, asker olan yeniçerilere padişah'ın kulları denilmekte, Yeniçerilerin bulunduğu karakol vazifesi gören yerlere kulluk, Yeniçeri ağasına kul ağası, babası Yeniçeri olup kendi de Yeniçeri olana kuloğlu denilmekte, padişahın hizmetinde bulunanlara ve Enderun'dan yetişen padişahın yardımcısı, danışmanı olan devlet adamlarına da yine padişahın kulu denilmektedir. Böylece Osmanlı'da "kul kelimesi"; hizmetçi, yardımcı, asker gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Kul kelimesinin günümüzdeki kullanımına bakmak için deyim ve atasözlerini incelediğimizde ve güncel kullanımına baktığımızda, anlamının köleden ne kadar uzak olduğunu görürüz. Örneğin "burada bir Allah'ın kulu yok mu?" cümlesindeki gibi kullanımların hepsinde "Allah'ın kulu" aslında insan, mahluk anlamına dönüşmüştür. Aynı şekilde "hatasız kul olmaz", "insan beşer, kuldur şaşar.", "o da bir Allah'ın kulu" gibi halk arasında yaygın kullanımları açıktır.

Özetle Türkçede, "Allah'ın kulu" kavramı, dini ya da inancı ne olursa olsun yaratılmış; insan anlamına gelmektedir. Bunun, "İslam'ın özü" olan "Allah'ın kölesi" olma ile yani Allah'a mutlak bağlılık, "teslimiyet"; mutlak ve koşulsuz itaat-boyun eğme anlamlarıyla ilgisi maalesef yok denecek kadar azdır.

(c)     Kur’an’da İslamın kölelik kavramı ile anlatılması:

İslam, Kur'an'da tekrar tekrar "yalnızca Allah'a köle olmak ve O'na hiçbir şeyi şirk(ortak) koşmamak" ve "sadece Allah'a köle olmak O'ndan başka kimseye köle olmamak" ifadeleriyle anlatılmıştır. Bu ayetleri, sitemizdeki "Kur'an'da İslam" sayfasında bulabilirsiniz. İnsanların ve cinlerin yaratılış amacı budur. Tüm peygamberlerin kavimlerine getirdikleri mesaj da budur:

"Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana köle olsunlar diye yarattım."
[ZARİYAT(51)/56]

"Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka ilah yoktur, Bana köle olun" diye vahyetmişizdir."
[ENBİYA(21)/25]

"... Allah'a köle olun sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur."
[A'RAF(7)/59, 65, 73, 85]

(d)     Köle yerine kul koymanın oluşturduğu anlam kayması:

"Köle"yi "kul" ya da hizmetçi yaptığınız zaman insana Allah'ın vermediği bir yetkiyi vermiş, insanı Allah'ın kölesi, her konuda O'nun hükmünü arayan, en çok O'ndan korkan, O'nu her şeyin üstünde seven, sadece O'nun razılığını amaç edinmiş, O'na tam boyun eğmiş, O'na mutlak ve koşulsuz itaat eden bir kimse olmaktan çıkarıp; Allah'ın emirlerini yapmaya gayret eden ama kendince görüşleri-düşünceleri olabilen, kendine ait geniş bir özgürlük alanı olabilen, padişahın yanındaki devlet adamları gibi yardımcı-hizmetçi bir pozisyon ortaya çıkıyor.
Böylece "köle-efendi" ilişkisi yerini "kul(hizmetçi)-efendi" ilişkisi alıyor, "abd"(köle) merkezi kavramının kapsamı ve bu kapsama bağlı "İslam tanımı" değişiyor-buharlaşıyor.

2)     Kuran açık ve muhkem delillerle İslamı "Allah’a kendi özgür iradenle köle olmak" olarak tanımlamışken, siz ya da başka herhangi bir kimse nasıl olur da “yok köle değil o, aslında anlatılan şu” diyerek anlamı değiştirmeye cüret edebilir? Soruyorum size: Siz mi Kuran’a uyacaksınız, yoksa Kuran mı size uyacak?

3)     Tüm varlıklar istese de istemese de gerçekte Allah’ın kölesidir. Hepsinin yaşamı, ölümü, aldığı nefes dahi Allahın lütfu ve izniyledir. Ama Allah insana özgür bir irade vererek onu imtihana tabi tutmuş ve seçim yapmakta özgür bırakmıştır. Şimdi insan zaten gerçekte olan Allah’a köleliğini kendisi isteyerek ve gönülden kabul edip Allah’a teslim olmayı seçerse müslüman yani teslim olan olur. Yok o özgür iradesiyle Allah’a köleliği seçmek yerine kendi nefsi ve hevasına göre yaşamayı seçerse de kafir yani “örten” olur.

4)     Nedir Allah’a kölelikte sizi rahatsız eden? Bu, zorla olan insanın insana köle olması değil ki. Bu, istekli olarak Sonsuz Kudret ve İlim Sahibi Yaratıcın karşısında her konuda sadece ve sadece Onun isteği, rızası ve hükmüne göre hareket etme kararı almaktır. Bu, aklını işletmemek değil, tam tersine aklını çok işletip Yaratıcın ve onun buyruklarını en iyi şekilde kavramaya çabalama kararıdır. Bu, vahyi eğip bükmeden, kendi hevana uydurmadan aklınla anlamak ve yine aklınla ayetlerin getirdiği sonuçları çıkarmak ve gücün yettiğince bu doğrultuda yaşamak için verilen bir sözdür. Bu, sonsuz ilmi, kudreti, adaleti ve merhameti karşısında hayran olduğun, her şeyden çok sevdiğin Yaratıcına, Kralına bağlılık yeminidir. Nedir bu kölelikte insanları rahatsız eden? Allah'a köleliğin nesi aşağılayıcı geliyor? Esas aşağılayıcı olan kişinin kendi heva ve nefsine göre yaşaması değil mi? Bu Rabbini tanımamak ve örtmek değil mi?

İşte Kuran'ın apaçık beyanı:

Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a köle olmaktan kesinlikle çekinmezler. Kim O'na ibadetten(kölelikten) çekinirse ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.
[NİSA(4)/172]

Yukarı  
 

 

Toplam Kayıt Sayısı: 1185 Toplam Sayfa Sayısı: 60
1. 2. 3. 4. 5. . . . 58. 59. 60. [»] [»»]  

 

Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|cin-seytanlar|haberler|yorum-analiz|seslendirmeler|videolar|site haritasi|iletisim|forum|ys kitaplari
Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.