|
www.yaklasansaat.com
|
| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Emre
Yer:
Balikesir
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 20:59 |
Burak kardeşim o çok eski bir hikaye ve gerçek olduğunu kanıtlayan birşey yok.. Bende doğru olmadığını düşünüyorum azap çekilecek yer dünya değil zira..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
talha
Yer:
Sakarya
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 18:43 |
yeni videolar koyulmayacak mı?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Burak
Yer:
Diger
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 03:09 |
Allahu Ekber
Eskiden de bu tarz sesler duyulmuştu ancak bu kadar net ve çok değildi... "Rusyada birkaç bilim adamı, yeraltı tabakalarındaki kırılma seslerini kaydetmek için yerin kilometrelerce altına inen bir kuyu kazıyorlar ve dinleme cihazlarını bu kuyunun dibine yerleştiriyorlar. Başlangıçta çok zayıf frekansta insan sesi duyuyorlar daha sonra daha yüksek frekansları algılayabilecek bir cihaz yerleştirdiklerinde ise dehşete düşüyorlar çünkü yerin dibinden çığlık seslerine benzer sesler geliyor. Bilim adamlarının çoğu işi bırakıyor..."
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
zkr
Yer:
Istanbul
Tarih:
30 Ocak 2012, Pazartesi 02:05 |
Allahu ekber! çok heyecan verici bir teyit .. Son haberle, İnsanlığın güney arabistandan yayıldığı tezine teyit geldi..Bilimsel araştırmalar Kur'an merkezli gerçeklerin arkasından geliyor...
Allah yardımcınız olsun..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ASLI
Yer:
Istanbul
Tarih:
27 Ocak 2012, Cuma 00:31 |
Es selamün aleykum.Toplumdaki dinin şirk dinine dönüştüğünü Allah'ın izniyle görüyorum ve sizin anlatımınlarınızda islamın ne olduğunu veya ne olmadığını anlamaya çalışıyorum.Kur'anda İslam bölümünüzde haber verdiğiniz kur'an ayetleri önce Allah'ı(ilah)tanıtıyor ve mülkün(bizim ve herşeyin)yegane sahibi olduğunu hiçbir şerik(ortağı)olmadığını,bu şeriklerden ancak onları reddederek ve yalnız Allah'a köle olmamız gerektiğini böyle bir reddedişden sonra ancak Allah'a yönelerek teslim olursak islam olacağımızı okudum ve anladım Allah'ın izniyle.Bu sözlere gönülden katılıyorum.Allah sizden razı olsun.Bizi de islam diniyle nimetlenenlerden etsin inşallah.Yolumuz dalalette olanların değil islam nimeti verilenlerin yolu olsun inşallah.Allah'ın selamı hepimizin üzerine olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
lokman
Yer:
Diger
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 17:51 |
İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC"yazınızı okudum gerçekten araştırma ve emek isteyen bir çalışma hazırlayanların ellerina sağlık atlantisi yüceltenler ve atlantisin çocuklarıyız diye övünenleri al aşağı eden bir çalışma olmuş burada okumasam merak edip araştırıcağımı sanmıyorum tekrar teşekkür ederim yazılarınızın devamını bekliyoruz
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hakan
Yer:
Diger
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 00:11 |
http://www.yaklasansaat.com/eski_kavimler/nuh/nuh.asp
Yeni makaleler sanırım.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
YS
Yer:
Istanbul
Tarih:
21 Ocak 2012, Cumartesi 21:50 |
Sayın Ömer,
Barnabas, İsa’nın havarilerinden birisidir. Diğer 4 İncil yazarları havari değildir. Hıristiyanlar birçok incili “teslis” içermiyor diye İznik konsilinde uydurma sayarken, bu 4 incili kanonik(yasal) İnciller ilan etmişlerdir. Gerçekte İncil, İsa’nın kalbine inmiştir. Var olan sahih İnciller dahi İsa’nın vaazından alınan notlardır, hadis hükmündedir. Ancak Barnabas İncili, Hıristiyanların savaş açtığı bir İncil’dir. Hıristiyanlar, onu Müslümanlar yazdı diyebilmişlerdir. Bazı kimseler, Hıristiyan propagandasının etkisinde kalarak bu İncili’in önemini kavrayamamış, hatta adam gibi okumamışlardır.
Gerçekten bu İncil, çok sayıda anlam olarak Kur’an ayeti ve hadis içermektedir. Bazı hatalar da vardır. Ancak bu hataların, birçok dilden yapılan tercümelerden kaynaklandığını düşünmekteyiz. Bu İncil, Barnabas’ın bizzat yazdığı İncil olmayıp o incilden çoğaltılmış, dilden dile tercümelerde bazı değişiklikler ve hatalar oluşmuştur. Bütün bunlara rağmen bize göre istifade edilebilecek iyi bir kaynaktır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
omer
Yer:
Diger
Tarih:
21 Ocak 2012, Cumartesi 16:42 |
Barnabas incili ile ilgili gerçek olmayan durumlardan söz edilmekde..Bu incille ilgili orjinal olmadığı konusunda bilgiler mevcut bu konuda söyleyebiliceklerimiz varmı?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
YS
Yer:
Istanbul
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 00:56 |
Sayın Esin;
Sözünü ettiğiniz konuda başvurduğumuz hadisler, sahih kaynaklarda yer almayan hadislerdir, ancak elbette bilimsel konularda onlar da bizim için önemlidir. Bu nedenle Peygamber (s.a.v.)den gelen haberler ifadesi kullanılmıştır. Sürekli kullandığımız bir ifade değildir elbette. Kaldı ki sahih hadisler de Peygamber (s.a.v.)den gelen sahih haberlerdir.
Böyle ayrıntılara takılmayın, Site'yi ciddiyetle takip ederseniz bizim anlayışımızı ve hassasiyetlerimizi daha iyi kavrarsınız.
Önceden okuyucunun dikkatine Form'da sunduğumuz yaklaşım metodumuzu herhalde okumamışsınız, işte bu metodun bir özeti:
"İslam metodolojisi" bize göre şudur:
a) İslam'ın kaynağı tektir ve Kur'an'dır. Kur'an'a bağlı ve O'nun metnine ve ruhuna uygun olmak kaydıyla "Sahih Sünnet" ikinci derecede ve bağımlı bir kaynaktır. Tabiidir ki bu vahye dayalı metinleri anlamak için de; hastalıksız, temiz ve nefis tarafından şaşırtılmamış bir akıl gerekir. Yani bir anlamda sahih akıl. Yani ben, ben diye böğürmeyen, kendisini tezkiye edebilen nefis ve kalp sahibi bir akıl.
b) Bu temel prensibi, nasıl işletmemiz gerektiğini ise şöylece açıklayabiliriz:
(1) "İslam nedir, ne değildir" sorusunun cevabı bize İslam'ın tanımını verir. Bu sorunun cevabı sadece ve sadece Kur'an'dadır, "Hadis"te yahut "akıl"da değil. Yani birisi bize İslam'ı tanımlamak, anlatmak istiyorsa ondan biz Kur'an'daki delillerini isteriz. Sahih hadisler, İslam tanımını teyid edebilir, ancak delil olamaz. Sahih hadislere göre İslam şudur, şu değildir denemez. Bunun içindir ki "İslam nedir?" sorusunun cevabı sadece Kur'an'dadır. Onun içindir ki Sitemizdeki "KUR'AN'DA İSLAM" tamamen ayetlerden oluşmuştur.
(2) Ameli konularda, Kur'an ve "Sahih Sünnet" bizim için delildir ve tabii ki Kur'an uzayına uygunluk esastır. Tek bir sahih hadis bile bu koşulu sağlıyorsa, mantığımızın önüne geçiririz. Sahih olmayan; yani "Kütübü Sitte"de bulunmayan hadisler, ameli konularda bizim için delil olamaz.
(3) İslam ve ameli konularda olmamak kaydıyla; yani "ameli olmayan dünyevi konular", insanlık tarihi ve ilmi konularda sahih olmayan hadis kaynaklarından da yararlanırız. Bu konularda, İsrailoğulları'nın vahye dayalı kaynaklarından da, saklı metinlerden de yararlanırız. İşte Yaklaşansaat sitesinin durduğu yer burasıdır.
Selam ve saygılarımızla...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ESİN
Yer:
Diger
Tarih:
18 Ocak 2012, Çarşamba 11:59 |
İNSANLIK TARİHİ,MU-ATLANTİS ve ''YE'CUC-ME'CUC yazınız gerçekten çok araştırma gerektiren ve bunun sonucunda da çok düşünme ve anlama gerektiren bir yazı olmuş, ancak benim dikkatimi çeken bir şey oldu. ''Peygamberimizden gelen haberlere göre; Adem, Hindistan'a; Havva, Cidde-Mekke'ye indirildi. Bir zaman sonra Mekke'de buluştular.''Yazınızda peygamberimizden gelen haberler demişsiniz, bu hadis demek mi oluyor. Yani ben bu cümleye daha önce pek rastlamadım hep hadis diye geçiyor başka yerlerde de.Bu sorumu cevaplayıp beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Şimdiden Allah razı olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hasan
Yer:
Istanbul
Tarih:
14 Ocak 2012, Cumartesi 16:08 |
Ömer'e cevap;
Hızır şu an yaşıyor mu? Olaylara müdahale ediyor mu? diye soruyorsunuz.
Benim size tavsiyem, İslam'ı kaynağından öğrenin, baba-ata dinine fazla güvenmeyin. Site'de "KUR'AN'DA İSLAM" başlığı altında, İslam'ı açıklayan ayetler mealen verilmiş, lütfen ön bilgi ve yargılarınızı bırakarak, tekrar tekrar ciddiyetle ve yürekten okuyun, düşünün!
İkincisi yine Site'den "İBLİS'İN İSLAMA TUZAĞI: TASAVVUF FELSEFESİ" yazısını anlayarak okuyun. Mesele İdris(Hızır) meselesi değildir. İdris yaşıyor olsa da; Allah'ın kendisine ilim ve güç verdiği bir kölesidir, kendiliğinden hiçbir şey yapmaz, yapamaz. Melekler de öyle.
Bozulmuş İslam anlayışına sahip olanlardaki "uçan, kaçan, yardım istenen, rüyalarda gelip konuşan, yok beyazlar giymiş, pirifani, yok hayali kurtarmalar vs" bunların hepsi şirktir.
"İslam"ın ve "şirk"in ne olduğunu bilmezseniz, şeytanların girdiği melek, peygamber, Hızır, evliya kılıklarını ve aldatıcı-övücü sözlerini, nefsinize hoş geldiği için yutarsınız. Öyle bir şirki "Hızır kültü" oluşmuştur ki, İslam bunun neresinde? Benim acizane tavsiyelerim bunlar...
Derim ki: İslam'ı ve şirki bilelim ki şeytan bizleri aldatmasın... Selamlar...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Omerr
Yer:
Diger
Tarih:
12 Ocak 2012, Perşembe 21:52 |
Yecuc ve Mecuc yazınızı okudum. Gerçekten çok emek ve büyük bir araştırma sonucu ortaya çıktığı malum... Bu çalışmadan dolayı sizi kutluyorum, gerçekten saygı duyuyorum...
Benim sormak istediğim birkaç soru olacaktı...?
Hz. Hızır melek boyutuna yükseltildiği ve Hz. Musa kıssasında yaptığı işlerde normal bir insanın yapacağı bir beceri gibi zaten gözükmediği... Melek boyutuna geçirildiği çok mantıklı geldi bana... Fakat Hz. Hızır şu anda da yaşıyor mu? Yaşıyor mu derken olaylara müdahale etme durumu olabilir mi? Benim kafamın karıştığı ve birçok müminin de kafasında bazı soru işaretleri vardır? Çünkü bazı alimler Hz. Hızır'ın hayata müdahale ettiğini savunmakta...
Hz. Hızır'la ilgili bir araştırma yazısı bence çok önemli bir iş olabilir, çünkü sizin bunu yapabileceğinizden eminim... Çok önemli bir zat ve Kur'an'ı Kerim'de de bahsedildiği gibi Allah'ın çok sevgili kullarından ve müthiş bir ders çıkarabileceğimiz işler yapmıştır...
Saygılar...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kemal
Yer:
Adana
Tarih:
10 Ocak 2012, Salı 17:06 |
İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" yazınız bilimsel çıkarımları olan oldukça başarılı ve ikna edici bir yazı olmuş. Buna göre:
1-Gelenekselci ve hurafelerle dolu sözde din adamlarının yazdığı Ye'cuc-Me'cuc hikayelerindeki "israiliyat"a tokat gibi bir cevap niteliğinde.
2-Özellikle emevî ırkçılık anlayışı ile yazılan bir çok eserde bir kavmi/ulusu/milleti toptan Ye'cuc-Me'cuc ilan eden anlayışlara da iyi bir cevap niteliğinde. Ki bundan en çok nasibini alanların başında da Türkler, Moğollar, Çinliler vardı.
3-Çalışmanın bilimsel tavrı çok önemli. Çünkü yazıda da açıkça belirtildiği gibi her türlü eleştiriye açık olması.
Yazının son paragrafında da belirtildiği gibi:
"Ey! Her şeyin en doğrusunu bilen ve yarattığı her varlığa layıkı vechiyle muamele eden Rabb'imiz, "Sen Sonsuz Yüce"sin! Ey Latif sıfatıyla her şeye nüfuz eden, tüm varlıkların hayatı-ölümü ve cezalandırılması elinde olan Sonsuz Yüce, yaklaşmakta olan "O Gün'ün azabın"dan ve "Deccal Fitnesi"nden, Sen'in Rahmet'ine sığınır, Sen'den yardım dileriz!"
Selam ve saygılarımla.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kayahan
Yer:
Istanbul
Tarih:
09 Ocak 2012, Pazartesi 16:57 |
Selamun Aleykum,
Herkese merhaba,
Sabırsızlıkla beklediğim
İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC"
yazınızı okudum, emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim.
Okuduğum her satır beynimin sınırlarını zorladı, ve yazınızın sonunda artık uyuştuğumu hissettim. Tüm bu yazılanları hayali bile bu kadar zorken o zamanda yaşamayı düşünemiyorum bile. Sonsuz güç ve kudret sahibi ALLAH(c.c.) sonumuzu hayırlı kılsın. Kitabınızıda çok merak ediyorum inşallah yarın elime geçmiş olur.
Hayırlı akşamlar.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sina
Yer:
Diger
Tarih:
09 Ocak 2012, Pazartesi 12:43 |
İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC"
yazınız cok güzel olmuş. Emeği gecen tüm YS ekibine teşekkürederim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İbrahim Erden
Yer:
Istanbul
Tarih:
09 Ocak 2012, Pazartesi 12:32 |
Sn. Dr Halil BAYRAKTAR;
Dün gece geç saatte yaklaşansaat sitesinde yayınladığınız insanlık tarihinin tekmilibirden gelişimini anlatan “İNSANLIK TARİHİ, MU-ATLANTİS VE "YE'CUC-ME'CUC" başlıklı özenle kaleme aldığınız, her satırında biraz daha insanın damarlarına yayılan eserinizi okudum.
Sabah kalktığımda aklımda makalenizin ana teması vardı. Bu gün insanlık pozitif bilimde, teknolojide baş döndüren bir hızla ilerlemekte, yaratmanın sırrına varabilme umuduyla Tanrı parçaçıcığını yakalayabilme sevdasındadır.
Ama hey hat! Aynı insanlık kendi tarihi hakkında, kargaları bile güldüren, taş devri, mağara adamı söylemlerinden daha öteye gidememektedir. Çünkü ilahi sistematiği reddedip, onu yerine Tanrıcılık oynayan modern bilim, insanlık tarihinin gerçekte, peygamberler ve kutsal kitaplar tarihi olduğunu gayet iyi bilmekte ama kendi tahtı sarsılmasın diye inatla bu gerçeği gözardı etmektedir.
Hal böyle olunca da kendi tarihini anlatırken, anaouklu çocuklarını bile ikna edemeyen mağara adamı savlarına sarılmakta, bulduğu taştan demirden yapma el aletlerine göre tarih yazmakta, insanlığın aklını, ilmini, medeniyetini buna göre değerlendirmektedir. Bu değerlendirmeler öylesine komik bir hal almıştır ki, insan atası, maymunla insan arası primatlara kadar götürülmüş, modern insan, atasının hayvan olduğuna inanmaya başlamıştır.
İşte bu kısır yaklaşım yüzdendir ki, insanlık tarihinin en karanlık odalarını oluşturan Mu, Atlantis, Lemurya medeniyetleriyle ilgili tarih bilgisi, tutarsız bir kaç efsaneden daha öteye gidememiştir. İnsanlığın yeryzüne nasıl yayıldığına dair bilgiler, İnsanlığın ilk atası Hz. Adem ve oğulları ile ikinci atası Nuh peygamber ve yaşanan evrensel tufan hakkında modern tarihçilerin elinde hiç bir argüman yoktur.
Oysa tarih bilimcileri, arkeologlar, antropologlar, araştırmalarını başta Kur’an olmak üzere ilahi kaynaklardan yola çıkarak yapmış olsaydı, bu gün tarihin karanlığında kalmış olan bir çok medeniyetin neden aniden ortadan kaybolduğu sorularına yanıt bulunabilirdi. Gençler okullarda insanlık tarihi dersini dinlerken, korku filmi izliyormuş fikrine kapılmaz, atalarının hayvan olmadığını görürlerdi. Ve aslında ilk insandan itibaren, Allah’ın verdiği zekanın kainat kitabını okumaya, O’nun hükümranlığını teyit etmeye yetecek ölçüde yüksek seviyede olduğunu anlayabilirlerdi.
Sanıyorum ilk kez sizin makalenizle insanlık tarihi İlahi veriler doğrultusunda yorumlanıp, tezler ortaya atılıyor. Ve böylece bir zincirin halkaları gibi birbirini takip eden verileri analiz etmenizle birlikte, tarihin karanlık dehlizleri bir bir aydınlanıyor.
Allah sizden razı olsun.
İbrahim Erden.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hakan
Yer:
Diger
Tarih:
09 Ocak 2012, Pazartesi 00:55 |
Yazı haberini verdiğim zaman okumaya başlamıştım saat 00:40 da bitirdim. Tutarlı ve çarpıcı bir yazı olmuş Allah razı olsun.
Bir kaç sorum var!
1) Aden cennetinde Hz. Adem'e secde etmeyen şeytanın ne işi var. Yani şeytan kovulduktan sonra Cennete ulaşıp Hz Adem'e nasıl vesvese veriyor.
2) Nuh tufanından önce Dünya'da Güney Arabistan'da bu yecüc-mecüc ve "lemuryalı" lar arasında nasıl bir ilişki vardı veya var mıydı?
Tufandan önce Habil soyu ne durumdaydı. Hz Nuh'a 80 kişinin inandığı rivayet ediliyor.
Nuh kıssasından kavimlerininin HZ Nuh'a çok eziyet ettikleri anlaşılıyor. Sonuçta;
"Rabb'im yeryüzünde, kafirlerden bir diyar(yurt) bırakma! Şüphesiz Sen, şayet onları bırakırsan, Sen'in kölelerini saptırırlar. Ve onlar, facirden, kafirden(örtenden) başkasını doğurmazlar." [NUH (71)/26-27]
Haris, İbn Abbas yoluyla şunu nakleder: Nuh ile Adem arasında gelip geçen bütün atalar, İslam dininde idiler."
Yani kronolojik olarak kafam karıştı.
Adem - Şit - İdris - Nuh
Bu noktaya bir açıklık getirebilirseniz memnun olurum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hakan
Yer:
Diger
Tarih:
08 Ocak 2012, Pazar 22:52 |
Mu ve Atlantis yazısı yayımlanmış. İyi okumalar.
http://www.yaklasansaat.com/cin-seytanlar/yecuc_mecuc/insanlik_tarihi_mu_atlantis_ve_yecuc_mecuc.asp
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
YS
Yer:
Istanbul
Tarih:
05 Ocak 2012, Perşembe 17:01 |
Sayın okuyucular;
"DÜNYAMIZ 1" Kitabımız çıkmıştır. "DÜNYAMIZ 2" de önümüzdeki haftaya çıkacaktır. Kitapçılardan ve internetten temin edebilirsiniz. Saygılarımızla...
YS
|
| Yukarı |
|
| |
|
|
|
| |
|