Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Evren/ Büyük Patlama, Evren Teorileri ve "Kur'an Evreni"/ "Tanrı Parçacığı"nın "LHC Deneyleri"ne Etkisi

"TANRI PARÇACIĞI"NIN "LHC DENEYLERİ"NE ETKİSİ

Temel fizik yasalarına göre, evrende, sebep-sonuç ya da nedensellik ilişkisi(causality) vardır. Bir mimarın, bir binayı inşa etmesinde sonuç, binanın inşa edilmesi, sebep ise, mimarın binayı inşa etmesidir. Ya da bir yıldırım sonucu birisinin ölmesi durumunda, sonuç, birisinin ölmesi, sebep ise, yıldırımın çarpmasıdır. Fizik yasalarının da desteklediği üzere; sebep-sonuç ilişkisi gereği, sebep hiç bir zaman sonuçtan daha sonra ortaya çıkamaz. Oysa Niels Bohr Enstitüsü'nden meşhur fizikçi Holger B. Nielsen ve Yukawa Teorik Fizik Enstitüsü'nden Masao Ninomiya, makaleleriyle bu konudaki çok bilindik gerçekleri derinlemesine sınıyorlar.

Ya gelecekte olacak olan bir olay, daha gerçekleşmeden yani geçmişte veya bugünde bir takım değişikliklere sebep olabiliyorsa?

Aslında bu soruların ortaya çıkma sebebi, günümüzde bilim adamlarının, yeni parçacıkları keşfetmek için kullandıkları LHC(Large Hadron Collider: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) gibi devasa hızlandırıcılar. Bu hızlandırıcılarda, çarpışma sonucu ortaya çıkabilecek olan parçacıkların, kabul görmüş bazı temel fizik prensiplerini çiğnemesi mümkün ola bilir. Günümüzde bunu yapabileceği düşünülen parçacık, aynı zamanda "Yaklasansaat"te "melakut" olabileceği ifade edilen "Tanrı Parçacığı"(Higgs Parçacığı)dır. 

Normal yaşamda, nedensellik ilkesinin bozulduğuna rastlanamaz. Ancak bir örnek vermek adına yazarlar, bir konser için toplanan insanlardan bahsetmektedir. Bir an için bu konserin bir organizasyon sonucu olduğunu görmezden gelelim ve varsayalım ki konser için toplanan insanların, konserin varlığından haberleri yok. Bu durumda insanların bir konser olacağını bilmemelerine rağmen toplanmaları ve daha sonra bu konseri dinlemeleri, şu şekilde açıklanabilirdi: Gelecekte olacak olan konser, geçmişi etkileyerek, insanların daha konser olmadan konser için toplanmalarını sağlamıştır.

Tabii yukarıda yaptığımız yanlış varsayımlar sayesinde, böyle bir açıklamaya ulaştık. Bu yanlış varsayımları kaldırınca, aslında bu olayın sebep-sonuç ilişkisine gayet uygun bir şekilde gerçekleştiğini görebiliriz. Çünkü insanların toplanmasının sebebi, konserin daha önceden planlanmış ve insanlara duyurulmuş olmasıydı.

Bundan daha enteresan bir örnek; bacakların gelişimi olurdu. Acaba insanın bacakları, insan, gelecekte onlarla yürüsün ve koşsun diye mi, daha yürümeden ve koşmadan önce oluşuyor? Bu durumda da, geleceğin geçmişe etkisi ve nedenselliğin bozulması söz konusu olmaz mı? Bu durumda nedensellik ve temel fizik yasası bozulmuş olmaz mı? Yazarlara göre bu durum, nedensellik bozulmadan şöyle açıklanabilir:

İnsanın bacaklarının var olması, "Tanrı'ın Planı"nın sonucudur. Aynen konserin bir plan sonucu gerçekleşmesi gibi. Ancak bunun olması için, burada bahsedilen Tanrı, iki şarta sahip olmalıdır:

1. Hiç bir şekilde sınırları olmayacak, yani her anlamda sonsuz boyutlu olacak.

2. Her şeyi bilecek, öyle ki tüm zamanları hiç bir simulasyona ihtiyaç duymadan kuşatacak.

Bunlar ancak tek ilah olan Allah'ın sahip olduğu vasıflardır. (Ancak materyalist bilimcilerin, bu bilim adamlarını afaroz etmesine sebep olmamak adına şu açıklamayı yapmak gerekir: Bu makalelerin yazarları, "Tanrı Modeli"ne yer vermekle birlikte; tercih ettikleri görüş, Darwinizmin nedensellik ilkesini bozmadan bu durumu açıklayabileceği yaklaşımıdır.)

Yukarıdaki iki örnekten de anlaşılacağı üzere; normal yaşamda nedenselliğin bozulduğu ve gelecekten geçmişe bir müdahale olduğuna dair hiç bir bulgu yoktur ve her şey, sebep-sonuç ilkesine göre açıklanabilmektedir.
Normalde bugüne kadar keşfedilmiş olan quark, foton gibi temel parçacıklar da dahil olmak üzere hiç bir parçacık ya da olay, nedensellik ilkesini bozmamıştır. 

Yukarıda ismi geçen iki yazara göre bunun sebebi; Tanrı Parçacığı haricindeki tüm parçacıkların, makalelerinde bahsettikleri 3 şarttan birisine uymasıdır [1]. Oysa Tanrı Parçacığı, bu şartların üçüne de uymamakta, bu nedenle denklemlerde bir sanal değişkenin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu sanal değişken de, parçacığın kendi oluşma ihtimalini yok etmektedir. Yani Tanrı Parçacığı'ndan belli bir miktarda üretmek isteyen herkes, hezimete uğramaya mahkumdur. Bunun sebebi ise, parçacıktan ürettikçe, "parçacığın kendi var olma ihtimali"ni yok etmesi, yani daha ortaya çıkmadan kendisini üretecek olan mekanizmayı bir şekilde durdurmasıdır.

İşte bu, gelecekten geçmişe etkiye yol açan sanal değişken, sadece Tanrı Parçacığı'nda ortaya çıkmakta ve parçacık daha oluşmadan, geçmişe dönük kendisinin bulunmasını engellemektedir.

Aslında bu teoriyi doğrulayan bir olay, yakın zamanda Amerika'da meydana geldi. Yapılması için onca emek ve para harcanan, tünellerinin dörtte biri tamamlanmış olan ve çok sayıda Tanrı Parçacığı üretmesi beklenen Texas'taki bir hızlandırıcı, ABD Kongresi tarafından kapatıldı. Proje iptal edildi. Aslında bu büyük bir sürprizdi. Ancak yazarların modeline göre; zaten Tanrı Parçacığı üretmek üzere tasarlanmış her makine, durdurulmaya, bozulmaya ve sonunda da kapatılmaya mahkum olmalıdır. Çünkü, Tanrı Parçacığı, kendisinin üretilmesini, daha üretilmeden engelleme gücüne sahip gözüküyor.

Yazarlar, 2008 yılında yazdıkları makalede; henüz LHC'de hiç bir sorun yokken; LHC'de de Texas'taki SSR hızlandırıcısındaki gibi bir sorun çıkması, ya da onun da iş göremez hale gelmesi, normalde çok düşük bir olasılık olmasına rağmen, şayet gerçekleşirse, bunun kendi modellerini yani Tanrı Parçacığı'nın, gelecekten geçmişe etkisini doğrulayacak bir gelişme olacağını söylüyorlar.

Şu anda LHC henüz kapatılmadı, ancak çalışmasına engel olan bir sorun olduğunu bilmekteyiz. Yazarlar, eğer modelleri doğruysa, yani ne olursa olsun Tanrı Parçacığı'nı üretmek imkansız ise; LHC'nin eninde sonunda kapanacağını ve hatta başına daha büyük bir felaket gelebileceğini savunuyorlar.

Bu zararı önlemek için LHC'nin çalışmaya devam edip etmeyeceğine karar verecek bir kart oyunu teklif ediyorlar. Bu oyuna göre milyonlarca karttan sadece birinde "LHC kapatılsın" yazacak ve diğer tüm kartlarda ise "LHC sorunsuz devam edecek" yazacak ve sonra da rastgele bir kart çekilecek. Yazarlar eğer sonuçta olasılığı milyonda bir gibi çok düşük bir olasılık olmasına rağmen "LHC kapatılsın" kartı çekilirse, LHC'yi kapatmanın daha akıllıca olacağını savunuyorlar. Çünkü bu kadar küçük bir olasılık, ancak gelecekten geçmişe etki gibi "mucizevi" bir etkiyle gerçekleşebilir. Bu durumda da ısrar etmenin hiç bir faydası yok demektir.

Yazarlar, bu modelin doğru olması halinde; tüm fiziğin yeni ve çok daha neşeli bir hal alacağını savunuyorlar. Şu ana kadar ABD'deki hızlandırıcının(SSR) kapatılması ve LHC'de işlevsel bir sorun ortaya çıkması, bu modeli destekliyor.

Ve kim bilir belki de "materyalist bilim felsefesi"nin, yıllardır alay ettiği ve ciddiye almadığı "kader" gibi konularda yine bilim adamları tarafından yeni bir takım fiziksel denklemler ve modeller keşfedilebilir. Her şeyin, "Allah'ın bir planı" olduğundan tutun da; Kur'an'daki Hızır'ın, gelecekte kötü olacağını bildiği olayları, geçmişe müdahale ederek değiştirmesine kadar bir çok gerçek, bilimsel olarak açıklanabilir hale gelecektir.

Tanrı Parçacığı'nın elde edilmesi ve kontrol altına alınmasının imkansız olduğu gerçeğinin, bilimsel olarak su yüzüne çıkması, bilim adamlarının sınırlara geldiğini; daha fazla ilerlemelerinin mümkün olamayacağını gösteren işaretler değil midir?

Derleyen: Dr. Alp Bayraktar

 

Kaynaklar:
1) Holger B. Nielsen, Masao Ninomiya, "Test of Influence from Future in Large Hadron Collider; A Proposal", arXiv:0802.2991v2.
2) Holger B. Nielsen, Masao Ninomiya, "Search for Effect of Influence from Future in Large Hadron Collider", arXiv:0707.1919v3.

 

 
Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.