Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Dünyamız/Göktaşları/ Yaklaşansaatin Ateş Topları: Kuyruklu Yıldızlar/ Tarih Boyunca "Veba-Taun"/ Hadis'te Veba

"HADİS"TE VEBA

Allah Resulü(s.a.v.)'in azatlısı Ebu Ubeyd şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:
"Cibril bana humma ve vebayı getirdi. Hummayı Medine'de tuttum; vebayı ise Şam'a gönderdim. Veba, ümmetim için bir şehâdet ve rahmettir; kâfir içinse bir azaptır."
Rudani, C.1, H.no: 2337

Usame bin Zeyd'den rivayet edilmiştir:
Resulullah(s.a.v.)
vebayı anarak şöyle buyurdu: "(Veba), İsrailoğulları'ndan bir güruha gönderilen bir 'ricz' veya azap bakiyyesi(artığı)dır. Veba bir yerde baş gösterir ve siz orada bulunursanız o yerden çıkmayınız! Şayet bir yerde baş gösterir ve siz orada olmazsanız o yere inmeyin!"
Tirmizi(O.Z. Mollamehmetoğlu), C. 2, H.no: 1071

Usame'ye: Taun hakkında Resulullah(s.a.v.)'den ne duydun? diye sorulmuş. Usame de:
Resulullah(s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Taun(veba), bir azaptır. Beni İsrail'den bir kavme, yahut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o(nun çıktığı)nı duydunuz mu, o taunlu yere gitmeyiniz! İçinde bulunduğunuz bir yerde de taun zuhur ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!"
Buhari, C.9, H.no: 1417, s. 206, 207.

Amir, babası Ebi Vakkas'dan naklediyor: Usame diyor ki:
Resulullah(s.a.v.) şöyle dedi: "Taun(veba), bir 'ricz' veya azabdır. Yahut İsrail oğullarından bir kavme ya da sizden önce geçen bir ümmet üzerine gönderilmiş bir azaptır. Bir yerde onun zuhur ettiğini işittiniz mi o Taunlu yere gitmeyiniz. Bir yerde zuhur ederse, siz de orada bulunursanız, ondan kaçmak için oradan çıkmayın".
Müslim,
C.7, H.no: 92(2218)

Aişe'den gelen rivâyete göre, Aişe: Resulullah(s.a.v.)'e, "taun"dan sordum da bana şöyle cevap verdi: "Taun(veba), şüphesiz bir azaptır; Allah dilediği kuluna gönderir. Yine muhakkak ki, Allah, taunu mü'minler hakkında şehadet vesilesi kılmıştır. Bir yerde taun zuhur eder de orada bulunan bir mümin, sabrederek, sevab umarak, bu taun yalnız Allah'ın takdir ettiği kimseye isabet eder, kanaatini besliyerek- bulunduğu şehirde kalırsa, muhakkak Allah ona şehit ecrinin misli sevap takdir eder."
Buhari, C.9, H.no: 1418

Usame'den: Allah Resulü(s.a.v.), "veba"dan söz ederek buyurdu ki: "Bu öyle bir ceza yada azaptır ki, bazı milletler buna uğratılmıştır. Daha sonra ondan bir kısmı yeryüzünde kalmıştır. Bazen gider, bazen gelir. Onun bir ülkede olduğunu duyan, oraya gitmesin. Bulunduğu ülkede olursa, ondan kaçmak için oradan ayrılmasın!"
(Malik, Buhari, Müslim ve Tirmizi)Rudani, C.1, H.no: 2340, s. 346.

Ebu Musa şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır."  Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?" Cevap verdi: "Ta'n, 'cinler'den olan düşmanlarınızın (şeytanların) çarpmasıdır. Mamafih her ikisinde de şehidlik vardır."
Rudani, C. 1, H.no: 2344, s. 347.

Onun (Ebu Ya'la'nın) ayrıca Aişe'den benzeri rivayeti vardır ki, onda şöyle geçmektedir:
"(Ta'n) ümmetime develerin guddesi gibi, cin düşmanlarından arız olan bir şeydir. Kim ona sabredip durursa kendini Allah'a adamış gibi olur. Kim de ona yakalanıp ölürse şehit olur. Ondan kaçan ise, savaştan kaçmış gibidir."
Rudani, C.1, H.no: 2345, s. 347.

Avf ibn-i Malik'den rivayet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Nebi(s.a.v.) Tebuk gazasında meşinden (ma'mul) yuvarlak bir çadır içinde iken huzuruna girdim.
(Görüşürken bana dedi ki:) "Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alametlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say: 1) Benim ölümüm, 2) Beyt-i Makdis'in fethi, 3) (Taun-veba) ki, koyun kırımı gibi o sizi yakalayacaktır. 4) Mal çokluğu ki, siz, bir kişiye (ıvasız) yüz dinar verseniz bile (yine az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir, 5) Bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiçbir ev kalmayarak muhakkak girecektir, 6) Sizinle Benu Asfer (denilen Rum) arasında akdolunan bir sulh ki, düşmanlarınız musalahayı müteakip hıyanet ve nakz-ı ahd ederek üzerinize -her bayrağın altında on bin nefer olmak üzere- seksen kumandanın bayrakları altında üzerinize saldıracaklardır."
Buhari
, C. 8, Hno: 1313, s. 472, 473.

Enes b. Malik'den,
Nebi(s.a.v.)'in: "Veba (ile ölüm) her müslüman için şahadettir." buyurduğu rivayet olunmuştur.
Buhari, C. 8, H.no:1195, s. 292.

Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.): "Medine'nin kapılarında ve giriş yerlerinde (muhafız) birtakım melekler vardır. Medine'ye taun(veba) ve Deccal giremez." buyurdu.
Müslim, C.4, Hno: 1379, s. 265.

El-İrbâd bin Sâriye'den : Allah Resulü(s.a.v.): "Şehitlerle, yataklarında Ölen kimseler, Rabb'iniz katında vebadan ölenler hakkında tartışacaklardır. Şehitler: 'Onlara da bizim öldürüldüğümüz gibi öldürüldüler' diyecekler. Yataklarında ölenler ise: 'Hayır, bu kardeşlerimiz tıpkı bizim gibi yataklarında öldüler' diyecekler. Bunun üzerine Rabb'iniz şöyle diyecek: 'Yaralarına bakın, eğer yaraları, Allah yolunda öldürülenlerin yarasına benziyorsa mutlaka onlardandır.' Bakacaklar ve yaralarının onların yarasına benzediğini göreceklerdir."
(Nesai), Rudani, C.3, H.no:6149, s.201

İbn-, Abbas'dan: Ömer, Şam'a çıkıp Serğ mevkiine varınca kendisini Ebu Ubeyde b. el-Cerrah gibi ordu komutanları ve arkadaşları karşıladılar ve ona Şam'da veba olduğunu söylediler.
"Bana Ensâr'ı çağırın" dedi. Onları çağırdım. Onlarla da istişare etti. Onlar da aynen muhacirler gibi çeşitli görüşler bildirdiler. "Haydi siz de gidebilirsiniz, bana Kureyş'in yaşlılarından Fetih muhacirlerinden olanları çağır!" dedi. Onları da çağırdım. Onlar söz ve fikir birliği halinde, hatta aralarında iki kişi bile anlaşmazlığa düşmeden görüşlerini şöyle bildirdiler:
"Orduyu veba bulunan yere sürüklemeni istemiyoruz, geri dönmeni salık veriyoruz." Bunun üzerine Ömer şöyle seslendi: "Ben deveme binip geri dönüyorum, haydi hazırlanın!"
Hepsi dönmek üzere hazırlandılar. Ebû Ubeyde şöyle dedi: "Ey Ömer! Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" Cevap verdi:
"Ey Ebu Ubeyde! Bunu keşke senden başkası söyleseydi!" Çünkü Ömer ona muhalefet etmekten hoşlanmazdı. İlave etti:
"Biz Allah'ın bir kaderinden, yine Allah'ın diğer kaderine kaçıyoruz. Vallahi, senin develerin olsa; bir tarafı otluk, öbür tarafi çorak olan bir vadiye inerlerse ve sen de onları tercîhan otluk olan yerde otlatsan bu Allah'ın kaderiyle olmuş olmaz mı? Tutup onları çorak yere götürüp otlatsan yine bu da Allah'ın kaderiyle değil midir?" O sırada bazı işleri için orada bulunmayan Abdurrahman b. Avf çıkageldi. Onların aralarındaki ihtilâfı duyunca, şöyle dedi:
"Bu hususta benim bir bilgim vardır; Allah Resulü(s.a.v.)nün, şöyle buyurduğunu duydum:
"Bir ülkede veba olduğunu duyarsanız, oraya gitmeyin. Eğer veba olan bir yerde bulunursanız sakın oradan çıkmayın!" Bunun üzerine Ömer, Allah'a hamd ü senada bulundu ve sonra oradan ayrıldı.
Ebu Davud, Hno:319, Buhari(Tıp 30/2)), Müslim, C. 7, Hno: 98(2219)

Not: Buhari'nin "Kitâbü'l-Enbiya'' bölümünde; Taun(veba), şöyle tanımlanıyor:
Vücudun dirsek, koltuk, el ve parmak gibi yerlerinde çıkan ve şiddetli ağrılara, şişkinliklere sebep olan yaralardır. Yaranın etrafı siyah, yeşil veya menekşe rengi olur. Hastada kalp çarpıntısı ve kusmak gibi arazlar görünür.


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.