Untitled Document
www.yaklasansaat.com





Site Içi Arama

 

 

KUR'AN DA "MEDYEN KAVMİ VE EYKE ASHABI"

Medyen'e kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Şuayb, dedi ki:
"Ey kavmim, Allah'a köle olun!  Sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Muhakkak size, Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların eşyasını (mallarını) değerinden eksiltmeyin ve ıslah ettikten sonra, yeryüzünde fesat çıkarmayın. Şayet iman ediyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır."

"Allah'a iman edenleri tehdit ederek, O'nun yolundan engelleyerek ve onda çelişki arayarak, her bir yolu kesip-oturmayın. Hatırlayın ki siz azdınız, Allah, sizi çoğalttı. Bozgunculuk yapanların akıbeti nasılmış bir bakın?"

"İçinizden bir topluluk, gönderildiğim şeye inandığı halde, diğer bir topluluk inanmadığına göre, artık Allah, aramızda hüküm verinceye kadar sabredin! O Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

(Şuayb'ın) kavminden büyüklenen önderler dediler ki:
"Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız, ya da elbette bizim dinimize geri döneceksiniz."
(Şuayb) dedi ki:
"Biz istemesek de mi?"

"Allah bizi, (şirkten) kurtardıktan sonra, tekrar sizin dininize dönersek Allah'a yalan yere iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi müstesna, (dininize) geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Bizim tevekkülümüz Allah'a dır. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasını hak ile aç! Sen fatihlerin(açanların) en hayırlısısın."

 (Şuayb'ın) kavminin önderlerinden Hakkı örtenler, dediler ki:
"Şayet, Şuayb'a tabi olursanız, kuşkusuz kaybedenlerden olursunuz."

Böylece onları bir 'sarsıntı' tuttu. Arkasından da yurtlarında, diz çökmüş olarak sabahladılar.

O Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç yaşamamış' oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar onlardır.

O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:
"Ey kavmim, muhakkak size Rabbimin mesajını, tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkâra sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?"

                                                                                                         [ARAF (7)/ 85-93]

Medyen'e kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki:
"Ey kavmim, Allah'a köle olun! Sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Muhakkak ben sizi bir hayır( refah) içinde görüyorum. Ve doğrusu sizi kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum."

"Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı adaletle tutun. İnsanların eşyasının değerini düşürmeyin. Ve yeryüzünde fesat çıkararak, bozgunculuk yapmayın."

"Şayet iman ediyorsanız, Allah'ın bakiyesi (helal kazanç), sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir muhafızda değilim."

Dediler ki:
"Ey Şuayb, atalarımızın köle olduğu şeyleri terk etmemizi ya da mallarımızı dilediğimiz gibi tasarruf etmemeyi, senin namazın mı emrediyor? Muhakkak sen, yumuşak huylu, reşit (aklı başında) bir kimsesin."

(Şuayb) Dedi ki:
"Ey kavmim görüşünüz nedir? Şayet ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni Kendisi'nden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım o şeyler(konusunda) muhalif olmak istemiyorum. Muhakkak benim istediğim, ancak gücüm yettiğince ıslah etmektir. Benim başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. Tevekkülüm ve yönelişim de O'nadır."

"Ey kavmim, (sakın) Nuh kavmine ya da Hud kavmine veya Salih kavmine isabet edenin bir benzerini, size de isabet ettirecek bir muhalefet suçu işlemeyin. Ve Lut kavmi de sizden pek uzakta değildir."

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na dönün. Muhakkak benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir."

Dediler ki :
"Ey Şuayb senin söylediklerinin çoğunu biz anlamıyoruz. Muhakkak biz seni, aramızda zayıf olarak görüyoruz. Şayet senin aşiretin olmasaydı, elbette seni taşlardık. Sen bize karşıda bir üstünlüğe sahip değilsin."

(Şuayb) dedi ki:
"Ey kavmim, benim aşiretim, Allah'tan daha mı azizdir ki, Allah'ı arkanıza atıyorsunuz. Muhakkak benim Rabbim, yaptıklarınızı kuşatmıştır."

"Ey kavmim, bulunduğunuz hal üzere amel edin, muhakkak ben de amel ediciyim. Alçaltıcı azap kime gelecek ve yalancı olan kimdir, yakında bileceksiniz. Siz bekleyip-gözetleyin, ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim."

Ne zamanki Emrimiz geldi, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık. O zalimleri, bir 'sayha'(ses) yakaladı. Onlar, yurtlarında diz çökmüş olarak sabahladılar.

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Dikkat edin! Semud kavminin uzaklığı gibi, Medyen kavmi de (Allah'ın rahmetinden) uzak oldu.

                                                                                                              [HUD (11)/ 84-95]

       

Muhakkak, Eyke ashabı da zalimlerdendi.

Onlardan intikam aldık. Her ikisi de apaçık gözönündedir.

                                                                                           [HİCR(15)/ 78-79]

                

 Eyke ashabı da, elçilerini yalanladı.

O zaman onlara Şuayb dedi ki:
"Sakınmıyor musunuz?" .

"Muhakkak, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

"Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin!"

"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."

"Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın."

"Doğru olan terazi ile tartın."

"İnsanların eşyasının(mallarının), değerini düşürmeyin. Ve yeryüzünde fesat çıkararak, bozgunculuk yapmayın."

"Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkup-sakının!"

 Dediler ki:
"Sen ancak büyülenmişlerdensin".

"Sen, bizim gibi bir beşerden başkası değilsin ve muhakkak biz seni yalancılardan sanıyoruz."

"Şayet doğru sözlü isen, gökten üstümüze bir kütle(göktaşı) düşür."

(Şuayb) dedi ki:
"Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir."

Arkasından onu yalanladılar. Böylece,'gölge gününün azabı' onları yakaladı. Muhakkak o büyük bir günün azabıydı.

Şüphesiz, bunda bir ayet(delil) vardır, onların çoğu iman etmiş değildirler.

                                                                                              [ŞUARA(26)/ 176-190]         

 

 Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki:
"Ey kavmim, Allah'a köle olun! Ahiret gününü bekleyin ve yeryüzünde fesat çıkararak bozgunculuk yapmayın."

Ancak onu yalanladılar. Arkasından onları, bir 'sarsıntı' yakaladı. Böylece, yurtlarında diz çökmüş olarak sabahladılar.

                                                                                                                                          [ANKEBUT(29)/ 36-37]

 

 



Untitled Document
ys@yaklasansaat.com
anasayfa|evren|gezegenler|dünyamiz|dinler|eski kavimler|haberler|site haritasi|forum|iletisim

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.