Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com





 

Eski Kavimler/ Kur'an'ın Işığında: İsrailoğulları/ Yakub'tan İsa'ya İsrailoğulları

YAKUB'TAN İSA'YA İSRAİLOĞULLARI...

İBRAHİM OĞLU İSHAK

Daha önce Hz. İbrahim'in, Sümerleri sömürgeleştiren çağın süper gücü Akad krallığında verdiği tevhid mücadelesini incelemiştik. Mezopotamya'nın en güçlü krallarından zalim Naram-sin'in(Nemrut'un) puthanesindeki putları parçalayan ve ateşten imtihandan geçerek Allah dostu olan İbrahim, kavmini terk ederek hicret etmiştir. Kendisine tabi olan hanımı Sare ve yakın akrabası Lut'la birlikte önce Şam'a hicret etmiş, daha sonra da tüm bölgeyi kasıp kavuran kuraklık yüzünden Filistin'e oradan da Mısır'a göç etmiştir.

MÖ 2200-2100 yılları civarında büyük bir iç karışıklık yaşayan Mısır'da fakir halk, soyluları alaşağı etmiş ve bu gerçek bir devrime yol açmıştır. Bu çok uzun dönem, Antik Mısır tarihinde Birinci Ara Dönem olarak anılmaktadır. Mısır bu dönemde farklı yönetimlere, birçok prensliklere bölünmüştür. Memfis'teki yerli Firavun krallığı çökmüş ve kraliyet ailesi esir düşmüştür. Özellikle MÖ 2000 yılları civarında üç farklı otorite dikkati çekmektedir. Bu devrimi gerçekleştirenler, Asya'dan gelen Hiksoslar'dır.

Asyalı Hiksoslar'ın gücü ellerinde tuttukları yer Delta bölgesidir. Ölü Deniz Parşomenleri'ndeki İbrahim'in hikayesinde yer alan "Zoan Kralı", Delta bölgesinde bulunan Zoan şehrinde hüküm süren Hiksos kralıdır. Bu Hiksos kralı, güzelliği ünsalmış olan Sare'yi alıkoymak istemiş, ancak İbrahim'in gösterdiği mucizelerden etkilenerek cariyesi olan Hacer'i, Sare'ye hediye etmiş ve pek çok kıymetli hediyelerle Filistin'e dönmelerine yardımcı olmuştur. Hacer, Hiksoslar'ın mağlup ederek yerine geçtiği kıpti kral Fravun'un kızıdır.

Buradan anlaşılacağı üzere İsmail, Mısır'ın esir prensesi Hacer'in oğludur. İhtiyarlık çağında ve o zamana kadar hiç çocuğu olmamış İbrahim Peygamber, Hacer'den olma biricik oğlunu Allah'a kurban etmeye götürmüştür. Sonsuz Yüce Allah'ın birçok denemesinden ve bu en zor sınavdan da başarıyla geçen Allah'ın dostu İbrahim, böylece Rabb'ine olan katıksız teslimiyetini bir kere daha göstermiştir.

Sonsuz lütuf sahibi Allah da, İbrahim'in bu inanılmaz derecedeki sadakat ve bağlılığına karşılık ona; kısır olan Sare'den İshak'ı, kısır olan Rebeka'dan Yakub'u ve yine kısır olan Rahel'den Yusuf'u bağışlamıştır. Çünkü Allah, İbrahim'e: "Ben, seni insanlara imam kılacağım" dediğinde, İbrahim de: "Ya soyumdan olanlar?" diye sormuştur. Allah da ona: "Zalim olanlar Benim ahdime erişemez" diyerek ona cevap vermiştir. Ancak Allah, "İshak ve Yakub'u salihlerden kıldı", "İbrahim ailesini alemlerin üzerine seçti." Onun soyundan seçtiklerine, sonsuz adalet ve rahmeti sebebiyle "nübüvvet" ve "kitap" ihsan etti. Kur'an'da bu şekilde anlatılan İbrahim'in insanlara imam kılınması Tevrat'ta da şöyle yer alır:

"Tanrı, Abram'a konuştu; "Bana gelince-işte seninle antlaşmam: Bir çok ulusun babası olacaksın ve artık Abram diye çağırılmayacaksın. İsmin Abraam olacak-çünkü seni bir çok milletin babası yaptım. Seni çok ama çok verimli kılacağım ve seni uluslar haline getireceğim, krallar senin soyundan çıkacak. Seninle ve ardından gelecek çocuklarınla aramdaki antlaşmayı, nesiller boyu, ebedi bir antlaşma olarak yerine getireceğim; hem senin Rabb'in olacağım, hem de ardından gelecek çocuklarının." (Tekvin 17: 4-7)

Allah, Kur'an'da, İbrahim, İshak ve Yakub'tan "güç ve basiret sahibi kölelerimiz" diye bahsetmektedir. Bunun Tevrat'taki izdüşümünü de kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Hz. İbrahim, Mısır'dan büyük bir şeref ve itibarla döndükten sonra Kenan ve Filistin'de güç ve nüfuzunu daha da arttırır. Ayrıca İbrahim Peygamber; Lut'u kaçıran ve o bölgeyi karıştırıp kana bulayan krallarla savaşıp onları yenilgiye uğratır. Böylece o coğrafyada son derece saygıdeğer bir önder haline gelir. Kendisinden sonra bu önderlik görevini İshak devralır.

Kur'an'da da yer aldığı gibi; Allah'ın emriyle ikisi de hidayete yönelten önderler olmuşlardır. İshak, Allah'tan, İbrahim'e bir hediyedir ve İsrailoğulları'na 2000 yıl boyunca gönderilecek binlerce peygamber zincirinin başında bulunan bir peygamberdir.   

KUR'AN'DA: İSRAİL'İN BABASI İSHAK

Deyin ki: "Biz, Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına (indirilene), Musa ve İsa'ya verilenler ile nebilere Rabb'inden verilenlere, iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız. Ve biz O (Allah'a) teslim olanlarız."

[BAKARA(2)/136]

Ve ona(İbrahim'e), İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Her birine hidayet verdik.Önceden de Nuh'a hidayet vermiştik. Ve onun (İbrahim'in) soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, muhsinleri(güzel davrananları) bu şekilde ödüllendiririz.

[EN'AM(6)/84]

Elçilerimiz, İbrahim'e müjde ile geldiklerinde, dediler ki: "Selam" (İbrahim): "Selam" diye karşılık verdi. (İbrahim), gecikmeksizin kızartılmış bir buzağıyla geldi.
Onların ellerinin, ona(yemeğe) uzanmadığını görünce, onlardan hoşlanmadı ve onlardan bir korku hissetti. Dediler ki: "Korkma! Muhakkak Biz, Lut kavmine gönderildik."
Onun karısı ayaktaydı, bunun üzerine güldü. Biz ona İshak'ı, İshak'ın arkasından da Yakub'u müjdeledik.
Dedi ki: "Vay başıma! Ben kısırken ve şu kocam da yaşlıyken mi doğuracağım? Gerçekten bu, acayip bir şey!"
(Elçi melekler) dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve O'nun bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı! Muhakkak O, Hamid'tir(övgüye layıktır), Mecid'tir(şanlı, yücedir)."

[HUD(11)/69-73]

"Övgü, Allah'a aittir. O ki, bana yaşlılığımda İsmail'i ve İshak'ı verdi. Muhakkak benim Rabb'im, çağrıları işitendir."

[İBRAHİM(14)/39]

(Melekler, İbrahim'e) Dediler ki: "Korkma; biz sana, âlim bir çocuk müjdelemekteyiz."

[HİCR(15)/53]

O zaman ki (İbrahim), onlardan ve Allah'tan başka köle oldukları şeylerden ayrıldı. Biz, ona, İshak'ı ve Yakub'u verdik. Ve her birini "nebi" kıldık.
Onlara, rahmetimizden bağışladık ve onlara, yüksek bir doğruluk dili verdik.

[MERYEM(19)/49-50]

Biz ona İshak'ı ve arkasında da Yakub'u verdik. Her birini salihler kıldık.
Biz onları, 'Bizim emrimize yönelten önderler' kıldık. Biz onlara, hayırlı işleri, namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar, 'Bize köle olanlar'dı.

[ENBİYA(21)/72-73]

Ve Biz ona(İbrahim'e), İshak'ı ve Yakub'u verdik. Ve Biz, onun soyuna nübüvvet ve Kitap verdik. Ve Biz ona, dünyada ücretini verdik. Ve muhakkak o, Ahiret'te de salihlerdendir.

[ANKEBUT(29)/27]

Biz onu(İbrahim'i) ve İshak'ı bereketlendirdik. Bu ikisinin soyundan, muhsin olanlar da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de.

[SAFFAT(37)/113]

(Onlar yemeyince) Onlardan korkuya kapıldı. (Melekler) dediler ki: "Korkma!" Ve onu(İbrahim'i), âlim bir çocukla müjdelediler.
(İbrahim'in) karısı, çığlık atarak geldi ve yüzüne vurarak dedi ki: "Yaşlı, kısır bir kadın mı(doğuracak)?"
Dediler ki: "(Evet), öyledir. (Bunu), senin Rabb'in buyurdu. Muhakkak O, Hâkim'dir, Âlim'dir."

[ZARİYAT(51)/28-30]

Sare çocuksuz bir kadın olarak ölmeyi beklerken, Yüce Allah'ın lutfuyla bir milletin anası oluyordu. Bu müjde, bir bakıma bir milletin mucizevi olarak ortaya çıkışını, doğuşunu bildiriyordu. Bu olay, Tevrat'ta da şöyle yer alır:

"...Onu(Sare'yi) mübarek kılacağım ve sana ondan bir oğul vereceğim. Onu (Sare'yi) mübarek kılacağım ve o, uluslar (annesi) haline gelecek, halkların kralları ondan türeyecekler." (Tekvin 17/15-16)

"Ve Sara, çadırın girişinin arkasında dinlemekteydi... Hem Abraam hem de Sara ihtiyarlamışlardı... ve Sara ihtiyar olduktan sonra kalbimin isteğine kavuşabilir miyim? Diyerek içinden güldü." (Tekvin 18/11-12)

İSHAK(TSEHOK) ANLAMI: GÜLMEK

"İshak" İbrani dilinde "Tsehok-gülmek" mastarından türemiştir. Kur'an'da Hud suresi 71. ayette; Sare'nin meleklerin getirdiği müjdeyi duyduğunda güldüğünü ifade eden Arapça "Dzhake" kelimesi ile İbranice "Tsehok" kelimesi aynıdır ve "gülmek" anlamına gelmektedir

Hakim Müstedrek, Taberi ve İbn-Haldun gibi tarihçilerin araştırmalarına göre; "İshak, uzun boylu, kara gözlü, buğday benizli idi. Kendisinin yüzü ve konuşması güzel, saçı, sakalı bembeyazdı. Siret ve suretçe, Babası İbrahim Aleyhisselâma benziyordu."

Yakın doğu tarihi uzmanlarından, kendisi Tevrat arkeolojisinin babası olarak kabul edilen William Foxwell Albright ve meslektaşı Nelson Glueck, yaptıkları araştırmalar sonucunda İbrahim Peygamber'in MÖ 2100 ile 1900 yılları arasında bir zamanda yaşadığını düşünmektedirler. Bu uzmanlara göre İbrahim, İshak ve Yakub; yani İsrailoğulları'nın ataları, MÖ 2100-1700 yılları arasında yaşamışlardır. Bu dönem, birinci orta bronz çağına denk düşmektedir.

İsrailoğulları'nın atalarıyla ilgili kanıtların büyük çoğunluğu MÖ 1950-1700 yılları arasında toplanmaktadır. Bu dönemde Mezopotamya bölgesinde yapılan tipik antlaşma metinlerinde, Ebla ve Mari tabletlerindeki idari ve hukuki belgelerde İbrahim, İshak, Yakub, İsmail, Laban, Leah ve Mikail isimleri yer almaktadır. MÖ 19 ve 18. yy'ın ortasına kadarki Nuzi ve Ugarit levhalarındaki hukuksal belgelerle, Tevrat'ta geçen İsrailoğulları'nın atalarına ait yazılanlar uyum halindedir. Laban, Yakub'un kayın biraderi, Leah ise ilk karısıdır. Yazıtlarda Cebrail'in değil de Mikail'in isminin bulunmasının nedeni ise İsrailoğulları'na vahiy getiren meleğin Mikail olmasıdır.

İSHAK'IN YURDU

Kenan, Fenike toprakları için kullanılan yerel bir terimdir. MÖ 3000 yılları civarında Akdeniz kıyılarına yerleşmişlerdir. Tevrat'a göre Kenanlılar, Nuh'un oğlu Ham'ın soyundan gelirler. Ham'ın, Kenan isminde bir oğlu vardır. Tufan'dan sonra doğmuştur. Fenikeliler'in Ham'ın soyu olduğu halde Sami olarak adlandırılmalarının sebebi, Sami dilini konuşmalarıdır. Tekvin 9/25'e göre; Nuh peygamber, bir suçtan dolayı Kenan'ı lanetlemiştir ve kardeşlerine köle olsun diye duada bulunmuştur.

Tevrat'a göre İshak, babası İbrahim Peygamber'in hayatının son dönemini geçirdiği ve öldüğü Kenan ülkesinde yaşamını sürdürmüştür. İbrahim ve İshak zamanında Kenan ülkesi ya da tarihte geçen adıyla Fenike'nin sınırları, Akdeniz kıyısındaki Sidon'dan güneye doğru ve Gazze'ye kadar uzanıyordu. Tekvin'de yer alan farklı bablardaki bilgileri birleştirdiğimizde, o zamanlarda Fenike topraklarının bir kısmının Filistin hakimiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
Fenike adı, bu halkın kendisinin kullandığı bir isim değildir. Onlara bu adı verenler Yunanlar olmuştur. Aslen bu halkın ismi, kutsal metinlerde de sıkça geçen Kenanlılar'dır. Halbuki bu bölgede yaşayan halk, yazıyı kullanmaya başladıklarından itibaren kendilerini Kenanlılar olarak adlandırmışlardır. "Kenanlı - Knanaye - Kinha", Sami dillerinde "tüccar" anlamındadır. Bu isim, kutsal metinlerde de sıklıkla geçmektedir.

İSHAK AİLESİ

Tevrat'a göre İbrahim Peygamber, oğlu İshak'ın, ikamet ettikleri memleketin halkı olan Kenanlılar'dan bir kızla evlenmesini istememiştir. Elbette Allah'ın dostu İbrahim, böyle bir ilişkiye Rabb'inden korkarak karşı çıkacaktı. Çünkü Kenaniler, Baal'e ve doğada gördükleri her şeye tapan son derece putperest bir kavimdiler. Üstelik bu halk o derece şeytanların oyuncağı olmuştu ki; çocuklarını şeytani güçlere kurban ederken, onların çığlıklarını borazan sesiyle bastırıyorlardı.

İbrahim, hizmetçisi Elazer'i, o sırada hala Mezopotamya'da yaşayan kardeşi, Nahor'un oğlu Betuel'den olan Rebeka'yı istemeye gönderir ve Tevrat'ın beyanına göre şöyle der:

"Oğluma eş olarak aralarında oturmakta olduğum Kenaniler'in kızlarından birini almayacağına dair, göklerin ve Yeryüzü'nün Efendisi Tanrı'nın adına sana yemin ettireceğim. Aksine anayurduma, doğduğum yere gidecek ve oğluma(İshak'a) oradan bir eş alacaksın." (Tekvin 24: 3)

Sonradan İshak'ın hanımı olacak olan Rebeka ve ailesinin, Harran'da yaşadığı düşünülmektedir. Böyle düşünülmesinin sebebi, antik Mari belgelerinde Harran'ın çevre şehirlerinden birinin isminin "Nahur" olmasıdır. Tevrat'ta bu bölgenin adı "Aram Naarayim" yani "Nehirler Aramı"dır. Çünkü Aram adı verilen bu bölge, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalır. Hz. İbrahim'in kölesi Elazer basit bir hizmetçi değildir. Bu evlilik için gönderilmiş olan Elazer, yahudi bilginlerine göre sadece güvenilir bir hizmetçi değil, aynı zamanda İbrahim'in evinde bir "muallim"dir. "İbrahim Dini"ni(İslam'ı) başkalarına öğretme sorumluluğuna ve ilmine sahip bir yardımcıdır Elazer...

Rebeka evliliği kabul eder ve evlenirler. Yahudi toplumu, İbrahim, İshak ve Yakub'u ataları saydığı gibi bu peygamberlerin eşlerini de İsrailoğulları'nın ata anneleri olarak kabul ederler. Ancak Rebeka da, Sare gibi kısırdır. Tevrat'ta yer alan bu bilgi, Kur'an'da geçen Yakub'un da İshak gibi armağan edildiği gerçeğiyle uyum halindedir. Tevrat'a göre İshak, Rabb'ine yalvarır ve Rabb'i de onu, Yakub ve Esav adında ikiz oğlan çocukları ile bereketlendirir.
Yakub ile ilgili daha ayrıntılı bir çalışma inşallah sitemizde yayınlanacaktır. Ancak Esav hakkında zamanımıza ulaşan sınırlı bilgi şudur:

Salebi-Arais, İbn. Esir-Kamil, Diyar-Bekri-Hamis gibi tarihçilerin incelemelerine göre İshak, Esav'ı, ağabeyi İsmail'in vefatı sırasındaki vasiyetine uyarak Besime binti İsmail ile evlendirmiştir. Taberi'ye ve Yahudi alimlerine göre; Rum milleti, bu evlilikten ortaya çıkmıştır. Tevrat'ta da benzer bir rivayet yer almaktadır:

"Esav, Yişmael'in(İsmail'in) kızı ve Nebayot'un kızkardeşi Basemat ile evlendi." (Tekvin 36:3)

İSHAK'IN YILLARINDA KITLIK

Kuzey İrlanda Belfast Üniversitesi'nden, Paleoiklim dalında onursal profesörlük ünvanı kazanan Mike Bailie; MÖ 2000 yılları civarında Mezopotamya ve Levant (Akdeniz) ülkelerinde baş gösteren kuraklık üzerinde araştırmalar yapmıştır. Bu konuda yazılan 33 makalede, arkeolojiden ve tabiata ait kayıtlardan derlenen bilgiler, MÖ 2300 ve MÖ 1900 yılları arasında bölgede zaman zaman kendini gösteren kuraklık ve iklim değişimine işaret etmektedir.

Yale Üniversitesi'nde bölgede bir kazı çalışması ve araştırma projesi yürütülmektedir. Özellikle Tell Leylan bölgesindeki kazılarda çıkarılan hayvan iskeletleri üzerinde yapılan araştırmalar, bu projede toplanan kanıtlar arasındadır. Yale Üniversitesi'nde arkeoloji dalında profesör olan Harvey Weiss, makale ve kitaplarında MÖ 2000 yılları civarında gerçekleşen kuraklığın, "antik yeşil dünya"yı nasılda çöle çevirdiğini bilimsel kanıtlarıyla sunmaktadır. Bu çalışmaların bazılarına İbrahim kavmi yazımızda yer vermiştik.

Etkisi uzun süren o dönemdeki iklim değişimi Hz. İshak'ın peygamberliği zamanında da kendini göstermiştir.
Tekvin: 26'da şunlar yazmaktadır:

"Ve İbrahim'in günlerinde olan evvelki kıtlıktan başka, memlekette bir kıtlık oldu. Ve İshak, Gerar'da oturdu, o diyarda ekin yaptı. Tanrı ona Mısır'a inme! Dedi. Sana söyleyeceğim bölgede otur." Tekvin 26: 1-2

Gerar, Hz. İbrahim ve oğlu zamanında Filistinliler'in başkentidir ve Abimelek adlı bir kralı vardır. Abimelek, İbrani dilinde Baba-kral demektir. Yani kralın özel ismi değildir. İbrahim ve İshak'ın kıssalarında geçen Abimelek, farklı kişilerdir. İzlediği rotaya bakılırsa İshak da babası gibi kıtlık ve kuraklıktan korunmak için Mısır'a gitmeye karar vermişti. Ancak aldığı vahiy üzerine bundan vazgeçip, Filistin topraklarına gelmiştir. Kur'an'da İshak'ın, babası gibi güç ve basiret sahibi kılındığı yer almaktadır.

Tevrat'a ve Yahudi bilginlerine göre İshak, kendi zamanındaki Abimelek'le (muhtemelen İbrahim zamanındaki Filistin kralının oğludur) Hz. İbrahim ve bir önceki Abimelek arasında antlaşma yapıldığı için başlangıçta sorun yaşamamıştır. Ancak Tevrat, daha sonra İshak'ın ekim yaptığı Gerar şehrinde ektiğine göre yüz kat ürün elde ettiğini belirtmektedir. İshak'ın Filistin diyarında dikkat çekecek kadar zenginleştiği anlaşılmaktadır. İshak Peygamber, babasının o bölgede açtığı kuyularla sulama yapmıştır ve büyük ihtimalle babasından öğrendiği bilgileri kullanarak, Allah'ın bereketine ve lütfuna ermiştir.

Filistin kralı Abimelek, onun kendisinden daha güçlü olduğunu ileri sürerek ülkeden ayrılmasını ister. Ayrılmasını istemesinin bir nedeni de kendi halkının İshak ve babasının kuyularını kapatarak, antlaşmayı bozmalarından endişelenmesidir. Çünkü İbrahim'in, Allah'ın bir kutsalı olduğunu ve gösterdiği mucizeleri en iyi kendi saray halkı bilmektedir.

İshak Peygamber, ülkede nerede bir kuyu kazsa Filistinliler'in itirazı ile karşılaşıyor ve orayı terk edip başka bir yerde su aramak zorunda kalıyordu. Ancak Tevrat'a göre sonunda İshak, Filistinliler'den kimsenin kapatmaya cesaret edemediği bir kuyu açar ve oraya yerleşir. Buraya varıncaya kadar ya da bu kuyuya vardıktan sonra nasıl bereketler, ya da mucizeler gerçekleştiyse Abimelek, ordusunun baş komutanı ile birlikte İshak'a gelerek; "Tanrı'nın seninle birlikte olduğunu anladık" derler ve anlaşma teklif ederler. Orta Bronz Çağı'nda, kuraklık ve kıtlığın pençesindeki Levant ülkelerinden Filistin'de, Allah'ın verdiği bir ilimle, toprağın bereketinin artmasını sağlayan İshak Peygamber, bölgede tıpkı babası gibi büyük bir güç ve nüfuz sahibi olmuştur. Kur'an'da, İbrahim, İshak ve Yakup için "güç ve basiret sahibi olan kölelerimizi de an" ayeti, anladığımız kadarıyla bu duruma işaret etmektedir.

SONUÇ

Maalesef İshak Peygamber'in hayatı hakkında oldukça az bilgiye sahibiz. Bunlardan biri de ; Ezraki'nin, İbn. İshak'dan rivayetine göre; İshak ile annesi Sare'nin, Şam'dan Mekke'ye gelip haccetmiş olduklarıdır. Ayrıca hayatının sonlarına doğru İshak'ın gözlerinin görmediği, hem Yahudi hem de İslam kaynaklarında mevcuttur. Tevrat'ta, 180 yıl yaşadığı yazılıdır. Kenan ülkesinde ölmüştür. Vefatında oğulları Yakub ve Esav hazır bulunmuştur. Babasının ve annesinin gömülü olduğu Makpela mağarasına defnedildiği kaynaklarda yer almaktadır.

Elimizdeki Kuran ve Tevrat'a baktığımızda İsrailoğulları'nın atası İshak'ın  her bakımdan babasının adımlarını takip ettiğini görürüz. İshak yaşamı boyunca Hz. İbrahim'in açtığı hak yolda, o kurtuluş yolunun "işaretleri"ni göstererek yürümüştür. İlginç olanı bu "mübarek baba oğul"un hayatlarında karşılaştıkları benzer olaylardır. Örneğin daha önce de bahsettiğimiz gibi İshak'ın da hanımı kısırdır ve Yakub da kendisi gibi bir armağandır. İkisi de kıtlık yılları yaşamış ve ikisinin hanımı da yardım için gittikleri ülkenin kralı tarafından alıkonmak istenmiştir. Kuraklık yıllarının bitiminde ise İshak da babası gibi nüfuzunu ve gücünü arttırmıştır.

Yahudi bilginleri, bir yandan İshak'a "kusursuz sadık kişi" derken, diğer yandan İsmail'e kötü üvey evlat muamelesi yaparak iftira atmaktadırlar. Aynı şekilde İsmail'in torunu Muhammed (s.a.v.)'i örtmekte; dil uzatarak, düşmanlık yapmaktadırlar. İshak Peygamber, Yahudiler'in hayallendiği gibi İsrailoğulları'nın tüm kutsal ırk özelliklerini taşıdığı için kardeşi İsmail'den üstün değildir. Ve bir Yahudi peygamberi değil, İslam peygamberidir. İshak'da kardeşi İsmail'de bir İslam peygamberidir. Ve ikisi de yeryüzünde Allah'ın şanını yükseltmek için çalışmışlardır. Biz, Sonsuz Yüce Allah'ın elçilerini birbirinden ayırmayız, İshak'a ve tüm peygamberlere selam olsun.

Yoksa siz, İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının, gerçekten Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah'tan(O'nun katından) olan bir şahadeti, gizleyenden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."

[BAKARA(2)/140]

İSHAK OĞLU YAKUB(İSRAİL)

Gökben Coşkun
yaklasansaat.com

Devam edecek...

Kaynaklar:
1) Kur'an-ı Kerim
2) Tora ve Aftara, çev. Moşe Farsi, Gözlem Yy. İst. 2010.
3) İbn-i İshak, Siyer, Akabe Yy, İstanbul, 1988.
4) Mahmut Esad, İslam Tarihi, Marifet Yy, İstanbul, 1995.
5) Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Zakir Kadiri Ugan, Ahmet Temir, Meb Yy. 1992.
6) Geza Vermes, Ölü Deniz Parşömenleri Kumran Yazıtları, Çev. Nurfer Çelebioğlu, Nokta Kitap, İst. 2005.
7) S. Süleyman Nedvi, Ad, Semud, Medyen Kur'an-ı Kerim'de Kavimler ve Topluluklar, çev. Abdullah Davudoğlu, İnkılap Yy, İstanbul, 2003.
8) Paul Johnson, Yahudi Tarihi, çev. Filiz Orman, Pozitif Yy, İst.
9) Hans J. Nissen, Ana Hatlarıyla Mezopotamya, çev. Zühre İlkgelen, Arkeoloji ve Sanat Yy. İst. 2004.
10) Marc Von De Mieroop, Antik Yakın Doğunun Tarihi, çev. Sinem Gül, Dost Yy, Ankara, 2006.
11) Egon Friedell, Mısır ve Antik Yakın Doğunun Kültür Tarihi, çev. Ersel Kayaoğlu, Dost Yy, Ankara, 2006.
12) Ali Cengiz Üstüner, Mısır Uygarlığı, Dragon Yy. İst. 1998.
13) Sophie Desplancques, Antik Mısır, çev. İsmail Yerguz, Kültür Kitaplığı, Ankara, 2006.
14) Jean Vercoutter, Eski Mısır, çev. Emine Çaykara, İletişim Yy, İstanbul, 2003.
15) Muazzez İlmiye Çığ, İbrahim Peygamber, Kaynak Yy, İstanbul, 1997.
16) H. Weiss, M. -A. Courty, W. Wetterstrom, F. Guichard, L. Senior, R. Meadow, A. Curnow, "The Genesis and Collapse of Third Millennium North Mesopotamian Civilization", Science, New Series, C. 261, Ağustos, 1993.  
17) H. M. Cullen, P. B. de Menocal, S. Hemming, G. Hemming, F. H. Brown, T. Guilderson, F. Sirocko, "Climate Change and the collapse of the Akkadian empire: Evidence from the deep sea", Geology Magasine, C.28, s. 379-382, Nisan 2000.
18) G. Zanchetta, J. Hellstrom, R. Maas, A. Fallick, M. Pickett, I. Cartwright, and L. Piccini, "Late Holocene drought responsible for the collapse of Old World civilizations is recorded in an Italian cave flowstone" Geology Magasine, C.34, s.101-104, Şubat 2006.
19) Bilim ve Teknik, Sayı: 118, 131, 149, 1977-1980.
20) archaeologywordsmith.com
21) Wikipedi


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.