Untitled Document
 
www.yaklasansaat.com




 

Eski Kavimler/Kur'an'ın Işığında: İsrailoğulları/ Kur'an'da "Çıkış ve "Tur Dağı"

KUR'AN'DA "ÇIKIŞ" VE "TUR DAĞI"

Sizi (İsrailoğulları'nı), kadınlarınızı hayatta bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın kötüsüne sürükleyen Firavun'un yönetiminden kurtardık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir imtihan vardı.

Ve o zaman ki; denizi yarıp, sizi kurtardık. Sizler bakıp dururken, Firavun ve adamlarını boğduk.

Arkasından, Musa ile kırk gece için sözleştik. Ondan sonra siz, buzağıyı (ilah) edindiniz ve zalimler oldunuz.

Sonra, sizi bağışladık. Umulur ki, teşekkür edersiniz.

Musa'ya, Kitab'ı ve Furkan'ı verdik. Umulur ki, hidayet bulursunuz.

Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim, sizler, buzağıyı (ilah) edinerek, kendinize zulmettiniz. Oraya, Rabb'inize tövbe edin(dönün) ve nefislerinizi öldürün. Bu, sizden tövbelerinizi kabul etmesi için Rabb'iniz Katı'nda, daha hayırlıdır. Muhakkak O, tövbeleri kabul eden ve esirgeyendir.

O zaman yine, Musa'ya dediniz ki: "Allah'ı açıkça görünceye kadar, sana inanmayız." Arkasından, sizler bakıp dururken, "saika"(yıldırım-ölüm) sizi yakaladı.

Ölümünüzden sonra sizi dirilttik. Umulur ki, teşekkür edersiniz.

Bulutları üzerinize gölge kıldık ve üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. O size rızık olarak verdiğimiz, temiz olan şeylerden yiyin. Onlar, Bize zulmetmediler, ancak kendilerine zulmedenler oldular.

Biz söyledik ki: "Şu şehre girin ve orada, dilediğinizden bol bol yiyin. Secde ederek, şehrin kapısından girin ve suçlarımızı bağışla deyin! (Biz de), sizin suçlarınızı bağışlayalım. Biz yakında, muhsinleri ziyade edeceğiz."

Zalimler, kendilerine söylenen o sözü, başkasıyla değiştirdiler. Biz de, onların dinden çıkmaları sebebiyle, o zalimlerin üzerine Gök'ten "ricz"(azap) indirdik.

Musa, kavmine su istediği zaman, Biz, dedik ki: "Asanı taşa vur!" Arkasından, o taştan, on iki göze fışkırdı. Böylece insanlardan her biri, içeceğini bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde fesat çıkararak, asi olmayın.

Demiştiniz ki: "Ey Musa, tek bir taama(yemeğe) sabredemeyiz. Sen, bizim için Rabb'ini çağır. Bize, yerin bitirdiği bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğandan çıkarsın." (Musa) dedi ki: "O değersiz olanı, şu hayırlı olan şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a(şehre) inin, orada sizin istediğiniz şey vardır." (Böylece), onların üzerine, horluk ve miskinlik (damgası) vuruldu ve Allah'ın gazabını satın aldılar. Bu, Allah'ın ayetlerini örtmeleri ve O'nun nebilerini haksız yere öldürmeleri sebebiyledir. Ve yine, isyan etmeleri ve hudutları çiğnemeleri nedeniyledir.

[BAKARA(2)/49-61]

Sizden misak(söz) aldığımız zaman, Tur'u üzerinize yükseltmiştik. (Demiştik ki:) "Size verilen o şeyi kuvvetle tutun ve onda olanı hatırlayın. Umulur ki, sakınırsınız."

Bundan sonra, yüz çevirdiniz. Şayet Allah'ın, size karşı lutfu ve rahmeti olmasaydı, muhakkak hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

[BAKARA(2)/63-64]

Muhakkak Musa, size apaçık belgelerle geldi. Ondan sonra siz, buzağıyı (ilah) edindiniz. Sizler, zalimlersiniz.

Sizden misak(söz) aldığımız zaman, Tur'u üzerinize yükseltmiştik. (Demiştik ki:) "Size verilen o şeyi kuvvetle tutun ve onu dinleyin!" Dediler ki: "Dinledik ve isyan ettik." Onların örtmeleri sebebiyle, buzağı (sevgisi), onların kalplerine içirildi. De ki: "Şayet müminseniz, sizin imanınızın emrettiği o şey, ne kötüdür!"

[BAKARA(2)/92-93]

Kitap Ehli, senden, onların üzerine Gök'ten bir kitap indirmeni istiyor. Muhakkak Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümleri sebebiyle onlara, 'saika'(yıldırım-ölüm) çarpmıştı. Onlara beyyineler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edindiler. Yine onları affettik ve Musa'ya apaçık deliller(ayetler) verdik.

Onların misakları dolayısıyla, Tur'u üstlerine yükselttik. Onlara dedik ki: "Bu kapıdan secde ederek girin ve "Sebt'de(cumartesinde) haddi aşmayın!" Ve onlardan, büyük bir misak(söz) aldık.

[NİSA SURESİ(4)/153-154]

Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini, bu yerde(Mısır'da) fesat çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk etmeleri için mi bırakacaksın?" (Firavun) dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Şüphesiz biz, onlara karşı kahredici bir üstünlüğe sahibiz."

Musa, kavmine dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin! Şüphesiz Arz, Allah'ındır, onu, kölelerinden dilediğine miras bırakır. Ve akıbet de(gelecek de), Allah'tan sakınanlarındır."

Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa) dedi ki: "Umulur ki Rabb'iniz, düşmanınızı helak eder; sizi, Arz'da halifeler kılar. Ve böylece nasıl amel edeceğinize bakar."

[ARAF SURESİ(7)/127-129]

Biz, (Firavun ve etrafından) intikam aldık. Onları, ayetlerimizi yalanlamaları, onlardan(ayetlerimizden) gafil olmaları sebebiyle, denizde boğduk.

Kendisini bereketli kıldığımız Arz'ın doğusuna ve batısına, o zayıf bırakılmış olan kavmi(İsrailoğulları'nı), varis kıldık. Rabb'inin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü(vaadi), sabretmeleri sebebiyle tamamlandı. Firavun ve kavminin sanayilerini(yaptıklarını) ve yükselttiklerini(saraylarını) yerle bir ettik.

Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. 'Putlar'a ibadet eden bir kavmin üzerine geldiler. Dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları gibi, bize de bir 'ilah' kıl." (Musa) dedi ki: "Muhakkak siz, cahil bir kavimsiniz.

"Muhakkak onların o içinde bulundukları (din), helak olucudur ve yaptıkları şeyler boş ve geçersizdir."

(Musa) dedi ki: "Size İlah olarak, Allah'tan başkasını mı arayacağım? O (Allah) ki; sizi alemler içinde faziletli kıldı."

O zaman ki; kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı öldüren ve azabın kötüsüne sürükleyen Firavun'un yönetiminden sizi kurtarmıştık. Bu, Rabb'inizden büyük bir imtihandı.

Musa ile otuz gece için vaatleştik ve ona on (gece) ilave ettik. Böylece Rabb'inin vakti(süresi), kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: "Kavmimin arasında benim adıma halife ve ıslah edici ol. Fesat çıkaranların yoluna tabi olma."

Vakta ki Musa, sözleşme yerine geldi ve onun Rabb'i onunla konuştu. (Musa) dedi ki:
"Rabb'im, bana görün, Sana bakayım. (Allah) dedi ki: "Elbette sen, Ben'i göremezsin, lakin oraya dağa bak; şayet o yerinde kalabilirse; (ancak) sen, Ben'i ileride göreceksin." Vakta ki onun Rabb'inin (Nur'u), dağa tecelli etti, onu yakıp yok etti. Ve Musa, baygın olarak yere düştü. Ne zaman ki kendine geldi, dedi ki: "Seni tespih ve tenzih ederim, dönüşüm Sana'dır ve ben, müminlerin ilkiyim."

(Allah) dedi ki:
"Ey Musa, muhakkak Ben, seninle konuşmakla ve sana elçilik vermekle, seni insanlar üzerine seçtim. Sana verdiğim şeyleri tut ve teşekkür edenlerden ol."

Biz, ona(Musa'ya), levhalarda; her şeyden bir öğüt ve her şeyin açıklamasını yazdık. Bunları kuvvetle tut ve kavmine emret, en güzel şekilde onu tutsunlar. Yakında fasıkların yurdunu size göstereceğim."

Yeryüzünde haksız bir şekilde büyüklenenleri, ayetlerimden(delillerimden) yakında uzaklaştıracağım. Şayet ayetlerin(delillerin) her birini görseler de, ona iman etmezler. Ve şayet, doğruluk yolunu görseler de onu, yol edinmezler. Şayet azgınlık yolunu görseler, onu yol edinirler. Bunun böyle olması, muhakkak onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve o ayetlerden gafil olmaları sebebiyledir.

Ahirete kavuşmayı ve ayetlerimizi yalanlayan o kimselerin amelleri, boşa çıkmıştır. Onlar, yaptıkları o şeyden başkasıyla cezalandırılmazlar.

Musa'nın kavmi
, onun arkasından, süs eşyalarından yapılan ve böğüren buzağı cesedini, (ilah) edindiler. Onlar görmediler mi; muhakkak o (heykel), onlarla konuşamıyor ve onları bir yola iletemiyor. Onlar, onu (ilah) edindiler ve zalimler oldular.

Vakta ki (buzağı heykeli) ellerinden düşürüldü, muhakkak onlar, saptıklarını anladılar. Dediler ki:
"Rabb'imiz, şayet bize merhamet etmezsen ve bizi bağışlamazsan, elbette biz, hüsrana uğrayanlardan oluruz."

Ne zaman ki Musa kavmine üzgün ve kızgın bir şekilde döndü, dedi ki: "Benden sonra, bana ne kötü halife(temsilci) oldunuz. Rabb'inizin emrini(azabını) acele mi (istediniz?) (Musa),
levhaları attı, kardeşinin başını tuttu, kendisine doğru çekti. (Harun) dedi ki: "Anam oğlu, muhakkak kavim, beni zayıf bıraktı ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Düşmanları bana güldürme ve beni zalim kavimle beraber kılma."

(Musa) dedi ki:
"Rabb'im, beni ve kardeşimi bağışla ve bizi rahmetine sok. Sen, esirgeyenlerin en esirgeyenisin."

Muhakkak o
buzağıyı (ilah) edinenlere, dünya hayatında bir zillet ve Rab'lerinden de bir gazap dokunacaktır. Biz, müfterileri, işte böyle cezalandırırız.

Kötü amel yapan o kimseler, sonra bu kötülükten döner, iman ederlerse; muhakkak senin Rabb'in, bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir.

Ne zaman ki; Musa'nın kızgınlığı yatıştı, Levhaları (yerden) aldı. Levhalardan birisinde;
"Rab'lerinden korkan kimselere, bir hidayet ve rahmet vardır" (yazılmaktaydı).

Musa,
buluşma vaktimiz için, kavminden yetmiş adamı seçti. Sarsıntı onları yakaladığı zaman, (Musa) dedi ki: "Rabb'im, şayet Sen dileseydin, önceden, onları ve beni helak ederdin. Bizden olan 'sefihler'in(buzağıyı ilah edinenlerin) yaptıkları dolayısıyla, bizi helak mı edeceksin? Muhakkak o(buzağıyı ilah edinmek), Sen'in bir fitnendir(denemendir). Onunla(denemeyle), dilediğini saptırır, dilediğini doğrultursun. Sen bizim Veli'mizsin. Bizi bağışla ve bize merhamet et ve Sen, bağışlayanların en hayırlısısın."

[ARAF SURESİ(7)/136-155]

Musa'nın kavminden Hakka doğrultan ve onunla(Hak'la) adalet yapan bir topluluk vardır.

Biz, (İsrailoğulları'nı), on iki boy ümmete ayırdık. Kavmi, kendisinden su istediği zaman Musa'ya vahyettik: "Asan'ı taşa vur." Arkasından, o(taştan) on iki göze(pınar) fışkırdı. Onlardan her bir kimse, içeceği suyu bildi. Onları, bulutla gölgelendirdik ve üzerlerine 'menna'(kudret helvası) ile 'selva'(bıldırcın eti) indirdik. (Şöyle dedik): "Sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yiyin." Biz, onlara zulmetmedik, ancak onlar, kendilerine zulmedenler oldular.

[ARAF SURESİ(7)/159-160]

O zaman ki; dağı(Tur Dağı'nı), onların üzerine, bir gölge gibi kaldırmıştık. Onlar, muhakkak o(dağ), üzerlerine yıkılacak sandılar. (Dedik ki): "Size verdiğimiz o şeyleri, kuvvetle tutun ve (Kitap'taki) o şeyleri hatırlayın, umulur ki korkar-sakınırsınız."

[ARAF SURESİ(7)/171]

Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onları takip etti. Ta ki Firavun, boğulacağını anladı ve dedi ki: "İsrailoğulları'nın iman ettiği, kendisinden başka İlah olmayan O(Allah'a) iman ettim ve ben teslim olanlardanım."

Şimdi mi(iman ettin)? Önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

Bugün, senden sonrakilere bir ayet(delil) olsun diye senin bedenini(cesedini) kurtaracağız. Muhakkak insanların çoğu, Bizim ayetlerimizden gafildirler.

[YUNUS(10)/90-92]

Kitap'ta Musa'yı da zikret. Muhakkak o, muhlisti; bir resul(elçi) ve nebiydi.

Ona(Musa'ya), Tur Dağı'nın sağ yanından seslendik ve onu, (kendisiyle) konuşmak için yaklaştırdık.

Ona rahmetimizden, kardeşi Harun'u, bir nebi(peygamber) olarak verdik.

[MERYEM(19)/51-53]

Sana, Musa'nın haberi gelmedi mi?

O zaman ki, (Musa) bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Burada bekleyin. Muhakkak ben, bir ateş fark ettim. Umulur ki size, ondan bir kor getiririm veya o ateşin yanında, bir yol gösterici bulurum."

Ne zaman ki ona(ateşe) geldi, oradan ona; "Ey Musa!" diye nida edildi.

"Muhakkak Ben, senin Rabb'inim. Nalınlarını çıkar; şüphesiz sen, mukaddes vadi Tuva'dasın."

"Ben, seni seçtim; sana vahyolunanı dinle!"

"Muhakkak Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana köle ol ve Ben'i anmak için namaz kıl!"

[TAHA(20)/9-14]

Muhakkak Biz, Musa'ya vahyettik ki: "Kölelerimi geceleyin yürüt. Onlara denizde kuru bir yol aç. Yetişilmekten korkma ve endişeye kapılma!"

Firavun, ordusuyla onları takip etti. Onları kaplayacak olan deniz suları, onları kapladı.

Firavun, kavmini saptırdı ve doğru yola yöneltmedi.

Ey İsrailoğulları, muhakkak Biz, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur (Dağı'nın) sağ yanında sizinle sözleştik. Ve üzerinize, 'kudret helvası' ile 'bıldırcın' indirdik.

Size, rızık olarak verdiğimiz temiz olan şeylerden yiyin. Orada azgınlık yapmayın, yoksa gazabım, üzerinize iner. Ben'im gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, helak olur.

Ancak Ben, tövbe eden(dönen) ve iman edip, salih amel işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimseleri, çokça bağışlayıcıyım.

"Seni, kavminden ayrılıp, acele etmeye sevk eden nedir ey Musa?"

(Musa) dedi ki: "Onlar(kavmim), izim üzerindedir. Ben, Sen'i razı etmek için acele ettim Rabb'im!"

(Allah) dedi ki: "Muhakkak Biz, senden sonra kavmini denedik, Samiri, onları saptırdı."

Arkasından Musa, üzgün ve kızgın bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabb'im size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Sizinle yaptığı sözleşmeden çok zaman mı geçti? Yoksa, Rabb'inizin gazabının, üzerinize inmesini mi istediniz? Yahut da, bana olan sözünüzden mi caydınız?"

Dediler ki: "Biz sana olan sözümüze, kendiliğimizden muhalefet etmedik, ancak (Mısır) kavminden bir 'ziynet yükü' taşımaktaydık, onu (ateşe) attık, Samiri de bu şekilde attı."

Arkasından (Samiri), onlara böğüren bir buzağı cesedi(heykeli) çıkardı. Bunun üzerine dediler ki: "İşte, sizin ve Musa'nın ilahı budur; ancak (Musa bunu) unuttu."

(Allah) dedi ki: "Görmüyorlar mı? O buzağı, onlarla konuşamıyor ve onlara, ne bir zarar, ne bir fayda vermeye sahip değil."

Harun, onlara önceden dedi ki: "Ey kavmim, siz bununla denenmektesiniz. Muhakkak Rabb'iniz, Rahman'dır. Bana tabi olun ve emrime itaat edin."

Dediler ki: "Musa bize dönünceye kadar, elbette ona(buzağıya), ibadetten ayrılmayacağız."

(Musa) dedi ki: "Ey Harun, onları sapmış olarak gördüğün zaman, seni onlara mani olmaktan engelleyen neydi?"

"Bana tabi olmalı değil miydin? Yoksa, emrime isyan mı ettin?"

(Harun) dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı bırak. Muhakkak ben, 'sözümü dinlemedin ve İsrailoğulları'nın arasını açtın' demenden korktum."

(Musa) dedi ki: "Ey Samiri, sen ne diyeceksin?"

(Samiri) dedi ki: "Onların görmedikleri o kimseyi(Cebrail'i) gördüm ve o elçinin izinden bir parça alıp, onu (ateşe) attım. Böylece nefsim beni, (bu işe) sürükledi."

(Musa) dedi ki: "Defol! Muhakkak senin için yaşamında, ancak 'bana dokunmayın' sözü(yakınması) vardır. Ve muhakkak senin için kaçamayacağın bir vaat(cehennem azabı) vardır. Bak o ilahına(buzağı heykeline); o önünde düşüp, ibadet ettiğin şeye! Elbette biz, onu yakacağız, sonra onu, suya savurup atacağız."

Muhakkak sizin İlah'ınız O Allah'tır ki; Ondan başka ilah yoktur. O, ilim olarak her şeyi kuşatmıştır.

[TAHA(20)/77-98]

Tur-i Sina'da bir ağaç vardır. O(ağaç), yiyecek olanlara, katık(zeytin) ve yağ verir.

[MÜ'MİNUN(23)/20]

Musa'ya vahyettik: "Kölelerimi yürüt, muhakkak takip edileceksiniz."

Arkasından Firavun, şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

(Firavun dedi ki): "Muhakak bunlar(Musa'nın kavmi), az bir topluluktur."

"Ve muhakkak onlar, bizi öfkelendirmektedirler."

"Şüphesiz biz, hazır bir topluluğuz."

Arkasından Biz, onları(Firavun'un ordusunu), bahçelerden ve pınarlardan,

Hazinelerden ve önemli mevkilerden, çıkardık.

Böylece de; İsrailoğulları'nı, oraya varis kıldık.

Onlar(Firavun'un ordusu), doğuya yönelenlerin arkasından gittiler.

Ne zaman ki, iki topluluk birbirini gördü, Musa'nın topluluğu dedi ki: "Muhakkak bizler, yakalananlar olduk."

(Musa) dedi ki: "Hayır. Muhakkak benimle beraber olan Rabb'im, bana yol gösterecektir."

Bunun üzerine Musa'ya: "Asanı denize vur" diye vahyettik. Arkasından büyük bir patlama oldu. Ve (denizin) her bir parçası, büyük dağ haline geldi.

Takip edenleri de, oraya yaklaştırdık.

Musa'yı ve onunla beraber olanların hepsini kurtardık.

Sonra takip edenleri de boğduk.

Şüphesiz, bunda bir ayet-mucize vardır. Ancak onların çoğunluğu, iman etmiş değildirler.

Muhakkak senin Rabb'in, Aziz ve Rahim'dir.

[ŞUARA(26)/52-68]

O zaman ki Musa ailesine dedi: "Ben bir ateş gördüm. Size ondan bir haber yahut bir ateş parçası(kor) getireyim, umulur ki ısınırsınız."

Ateşe geldiği zaman, ona seslenildi: "Ateşte ve çevresinde olanlar, mübarek kılınmıştır. Ve alemlerin Rabb'i olan Allah, Yüce'dir."

"Ey Musa, muhakkak Ben, Aziz ve Hakim olan Allah'ım"

(Allah) dedi ki: "Asanı at!" (Musa), onun yılan gibi hareket ettiğini gördü ve arkasına bakmadan geriye döndü. (Allah) dedi ki: "Ey Musa, korkma! Şüphesiz Ben'im yanımda elçiler korkmaz!"

"Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğü, iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim."

"Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. (Bu), Firavun ve kavmine olan dokuz ayetten biridir. Muhakkak onlar, fasık bir kavimdir."

[NEML(27)/7-12]

(Medyen'de) süreyi tamamlayan Musa, ailesiyle hareket etti. Tur (Dağı'nın) yanında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Siz, burada durun. Ben bir ateş gördüm. Size ondan bir haber yahut bir ateş parçası(kor) getireyim, umulur ki ısınırsınız."

Oraya geldiğinde, kutsal bir bölgedeki vadinin sağ yamacından; bir ağaçtan seslenildi: "Ey Musa, muhakkak Ben alemlerin Rabb'i olan Allah'ım."

"Asanı at!" (Musa), onun yılan gibi hareket ettiğini gördü ve arkasına bakmadan geriye döndü. "Ey Musa, dön ve korkma! Muhakkak sen emniyettesin!"

"Elini koynuna götür, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve ileri gelenlerine senin Rabb'inden iki delil(mucize)dir. Muhakkak onlar, fasık bir kavimdir."

(Musa) dedi ki: "Rabb'im, muhakkak ben, onlardan bir kimseyi öldürdüm. Onların da, beni öldürmelerinden korkuyorum."

"Kardeşim Harun ki; onun konuşması benden daha fasih(açık)tır. Onu, benimle beraber yardımcı ve doğrulayıcı olarak gönder. Muhakkak ben, onların, beni yalanlamalarından korkuyorum."

(Allah) dedi ki: "Seni, kardeşinle takviye edip, güçlendireceğiz. Sizin ikinize de öyle bir güç ve yetki vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar, galip geleceksiniz."

Ne zaman ki Musa, apaçık ayetlerimizle onlara geldi, dediler ki: "Şu şey, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz daha önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik."

Musa dedi ki: "Kimin onun indinden hidayetle geldiğini ve yurdun(Mısır'ın) akıbetinin kimin olacağını Rabb'im en iyi bilendir. Muhakkak o zalimler, kurtuluşa eremezler."

Firavun dedi ki: "Ey ileri gelenler, ben, sizin için, kendimden başka bir ilah bilmiyorum. Ey Haman, benim için çamurun üzerinde ateş yak ve arkasından benim için bir kule yap. Umulur ki; Musa'nın ilahına erişirim. Muhakkak ben onu, yalancılardan sanıyorum."

O(Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız bir şekilde büyüklenmek istediler ve Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Biz, onu ve ordusunu yakaladık ve arkasından onları suya attık. Bak, zalimlerin akıbeti nasılmış.

Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık. Kıyamet günü de yardım olunmazlar.

Biz onları şu dünyada lanete tabi kıldık. Kıyamet günü de onlar, çirkinleştirilmiş olanlardır.

Evvelki nesilleri helak ettikten sonra, Musa'ya Biz Kitab'ı verdik. (Bu Kitap), insanlar için bir basiret, hidayet ve rahmettir. Umulur ki düşünürler.

Biz Musa'ya, 'Emri' verdiğimiz zaman, sen, (Tur Dağı'nın) batı tarafında değildin. Ve sen, şahitlerden de değildin.

Ancak Biz, birçok nesiller inşa ettik, onların üzerinden uzun ömürler(zamanlar) geçti. Ve sen uzun süre Medyen halkı arasında yaşayan, onlara ayetlerimizi tilavet eden değilsin. Ancak sen, gönderdiğimiz elçilerdensin.

(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak sen, önceden bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarmak için Rabb'inden bir rahmetsin, umulur ki, düşünürler.

[KASAS(28)/29-46]

Musa'nın haberi sana geldi mi?

O zaman ki Rabb'i ona, mukaddes vadi Tuva'da seslenmişti:

"Oraya Firavun'a git; muhakkak o, azdı."

Ona de ki: "Arınmak istiyor musun?"

[NAZİAT(79)/15-18]

Andolsun incire ve zeytine!

Ve 'Sina Dağı'(Tur Dağı)'na.

Ve şu 'Emin Belde'(Mekke)'ye.

[TİN(95)/1-3]

 


Untitled Document
ys@yaklasansaat.com

ana sayfa| evren| gezegenler| dünyamiz| dinler| eski kavimler| cin-şeytanlar| haberler| yorum-analiz| seslendirmeler| videolar| site haritası| iletişim| forum| ys kitapları

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.